Cuma, Nisan 30

'Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince' koreografi hazırlık

Daha önce Lille maçında yapılan koreografinin hazırlık aşamasına yer vermiştik. O postta asıl konu Vamos Bien grubunun doğudaki ilkokullara düzenlediği yardım kampanyasıydı.Fenerbahçe tribünlerinin emektar grubu olduklarını artık herkesin bildiği grup Beşiktaş maçında da yanılmıyorsam Fenerbahçe Acıbadem voleybol takımının bir maçında ortaya çıkan 'Bu dünyayı yakarız senin için,şampiyonluk gelince' tezahüratını kullanarak harika bi koreografiye daha imza attılar.Aynı Lille maçında olduğu gibi Beşiktaş maçından önce de bir dolu Fenerbahçe aşkıyla dolu emektar insan gece gündüz çalışmışlar bunun için,çok da güzel olmuştu,hepsinin eline koluna sağlık.

Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince from Cahit Binici on Vimeo.

Perşembe, Nisan 29

Adios Bernebau! {Inter Finalde}



Barcelona'nın İtalya'dan 3-1 lik mağlubiyetle dönmesi pek çok kimseye göre,Barca'nın 1000km'yi aşkın yolculuğuna bağlandı.Bugün Mourinho'nun elindeki skor avantajını en iyi şekilde kullanacağını bildiğimiz gibi Barcelona'nın maçın başından itibaren gol için saldıracağını da biliyorduk.

Beklenilenden pek farklı olmadı işin açığı ancak Motta'nın gördüğü kırmızı kart kalan 60 dakikayı tek kale izlememize neden oldu.Motta çıkmasaydı belki Inter böylesinde duvar örme yoluna gitmez onlar da skor avantajı ellerinde,kendilerini daha da rahatlatacak golü arayabilirlerdi.Ve tabi Barca da yine o pas trafiğinin sonunda topu kaleye sokabilecek pozisyonları daha rahat bulabilirdi.Ancak Inter'in 10 kişi kalmış olması sıklıkla Cambiasso'yu da stoperlerin arasına görmemize ve dolayısıyla Inter ceza sahası içinde zaman zaman bekler dahil 6-7 beyaz formalı oyuncu izlememize neden oldu.

Belki de Barca'yı ilk kez bukadar çok kanatlardan orta yaparken gördük.Çok da şaşılacak bişey değil zira ataklarını çoğunlukla ortadan delerek ve yine çoğunlukla Messi önderliğinde yapan bir takım,ortadan her gelmek istediğinde denedikleri her 10 arapasın 9 u duvara çarpıp dönüyor gibiydi.Gol beklenenin dışında bir isimden Pique'nin ayağından kaleci Cesar'ı ve bir defans oyuncusunu adeta 'bakkala gönderdikten' sonra geldi.Toure'nin karnının üstüne yapıştırdığı koluna da çarpmış gibi gördüğüm pozisyonun devamında topun 2.kez Barca adına ağlarla buluşmasını hakemin geçersiz saymasından sonra başka gol olmadı ve kimilerine göre son yılların hatta dünyanın gelmiş geçmiş en karizma hocası Mourinho'yu Camp Nou'da 'Ulubatlı Hasan' edasında tribünlere doğru koşup zıplarken gördük ve Inter tam 38 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselerek,vizeler yüzünden özetini izlemekle yetindiğim Lyon-Münih yarı finalinin galibi Bayern'in 22 Mayıs'ta Real Madrid'in stadı Bernebau'da yapılacak finalde rakibi oldu.

Bundan tam 10 yıl önce şimdinin Bayern Münih'in hocası Louis van Gaal'ın yönettiği Barcelona,çeyrek finalde Chelsea ile karşılaşmış ve ilk maçı tıpkı bu seride olduğu gibi Stamford Bridge deplasmanında 3-1 kaybetmişti Barcelona.Rövanş maçında Nou Camp'ta 3-1 öne geçen ve Rivaldo'nun ayağından penaltı kaçırmasına rağmen uzatmaya giden maçı 5-1 kazanarak turlamışlardı.Şimdi o zamanın Barca'sının başındaki Van Gaal eski takımı ile finalde karşılaşacak.

Geçtiğimiz yıl Mourinho'nun izlerini üstünde fazlasıyla taşımaya devam eden Chelsea Barca'yı Hiddink yönetiminde elemeye çok yaklaşmıştı.Mourinho Chelsea yönetiminde olmasa da Inter'in başında bunu gerçekleştirerek dün basın toplantısında dediği gibi ''Inter için bir rüya ancak Barcelona için bir saplantı'' olarak tanımladığı finale ulaştı ve maç sonunda Barca tribünlerine 'kral benim' mesajı verdi resmen.


Kırmızı kart pozisyonunda Pedro'nun yerden hocayı kesmesinin yanı sıra maç sonunda Mourinho'nun sevincine Valdes'in ''cıvıtma hoca'' dercesine refleksleri,ve Inter'li oyuncular ve teknik kadronun sevincinin Barca tarafından su fiskiyeleriyle bölünmek istenmesi,Real Madrid taraftarlarının maçtan sonra Cibeles meydanında sevinç gösterileri yapması ve Madrid kesiminin en son isteyeceği şey kendi mabedlerinin soyunma odasında ezeli rakiplerinin yer alma ihtimalinin gerçekleşmemesi de akılda kalacak olan diğer anekdotlar.


Finalde iki taktik dehanın çarpışacağı maçta benim favorim ve açıkçası gönlümün de kazanmasını istediği takım Inter olacak şüphesiz.Yarı final ilk maçında kırmızı gören Frank Ribery'nin 3 maç ceza aldığını ve finalde oynamayacağını da not olarak ekleyelim.

Salı, Nisan 27

Fenerbahçe armalı İpod'lar


Yaklaşık 1 ay kadar önce,GençFenerbahçeliler grubunun adını taşıyan baskılı s-shirtlerinin lisanslı olarak Fenerium üzerinden satışa sunulması üzerine anlaşma sağlandığı açıklanmış kısa bir süre sonra da grubun web sitesinden sipariş verilebileceği açıklanmıştı.Siparişler halen kabul ediliyor bunu da not olarak düşelim bahsi geçen s-shirtleri görmek yada satın almak isteyen varsa şuradan göz atabilir.

Asıl postun konusuna gelmek gerekirse artık isteyenler İpod Touch ve Nano ürünlerini Fenerbahçe armalı ve üzerlerinde kendi isimleri yazılı olarak Saraçoğlu Fenerium'dan yada Fenerium web sitesinden satın alabilecek.

Lise 2 den beri kullandığım ipod mini'yi her nekadar üzerinde vuruklar olsa da şarjı bazen kafayı yese de değiştirmek istemedim.Ancak şunları gördükten sonra zaten arada dürten şeytan hepten aklımı çelmeye başladı en kısa sürede şunlardan bitane almak için gerekli sermayeyi oluşturmaya başlamam lazım :)

Pazar, Nisan 25

Cimbom,Bursa elele Fenerbahçe zirveye!





Turkcell Süper Lig'inin 31.haftasında Fenerbahçe,ligin futbol oynamaya çalışan,futbolu geride kapanıp sadece fiziksel mücadeleye dayandıran diğer alt sıra Anadolu takımları gibi değil de pas yaparak,rakip yarı sahada daha çok gözükerek oynamaya çalışan ekibi Kasımpaşa deplasmanında 1-0 galip gelerek akşam Sami Yen'den çıkacak sonucun öncesinde liderlik koltuğuna oturdu.

Maçın ilk yarıda dengede geçmesi,Fenerbahçe'nin son haftalara göre daha bir durgun gözükmesi uzun zaman sonra bir gündüz maçını izliyoruz olmamızın sonucuydu.Zira oyuncuların bu duruma alışmaları ikinci yarıyı buldu.İkinci yarıda Fenerbahçe net sayılabilecek 4-5 pozisyon da buldu.Bunları başta Guiza olmak üzere değerlendiremeyen takım stresin arttığı dakikalarda Bilica'nın yokluğundan dolayı sıkıntı yaratabileceği düşünülen Bekir'in kafa golüyle gerçekten altın değerinde 3 puanı aldı.

Stada gelirken takım otobüsünde Emre Belözoğlu'nun ''Bugün golü Bekir atacak'' demesi ve haklı çıkması da ayrı bi anektod.


Tıpkı gündüz Kasımpaşa maçını Galatasaray ve Bursalı taraftarların dört gözle izlediği gibi akşam Sami Yen'de Galatasaray en azından Şampiyonlar Ligi ve hatta şampiyonluk Bursaspor ise liderliğini koruma amacıyla satada çıkmış,Fenerbahçeli taraftarlar da Bekir'in de maç sonu söylediği gibi ya bir beraberlik yada Galatasaray galibiyeti bekliyorlardı.

Bursaspor her zaman olduğu gibi kontraatak anlayışıyla sahadaydı ve kontradan bulduğu şansları Sercan Guiza'ya özenmeyip değerlendirse Bursa şampiyonluk yolunda bir büyük adım daha atacaktı.İkinci yarıda Elano ve Gio'nun çıkıp Jo ve Sarp'ın girmesi Galatasaray'ı biraz hareketlendirdi ancak Bursa'nın pozisyonları kadar net olmasada Galatasaray da bulduğu fırsatları harcayınca maç 0-0 sona erdi.

Bu skorlarla Bursa elindeki avantajı ve liderliği Fenerbahçe'ye devrederken bundan sonra ipler Fenerbahçe'nin elinde.Fenerbahçe'nin son 6-7 haftadır göze çarpan ve bugün özellikle ikinci yarıda da kendini gösteren mücadele azmi ve isteği sürdükçe Denizli'de verilen şampiyonluk gibi bir şeyle karşılaşacağımıza inanmıyorum.

Cumartesi, Nisan 24

Zavallılar ordusu!



Taraftar dediğin 10 yıl önce çıkmış 'hep destek tam destek' mantığına sarılıp;ısrarla,bağıra çağıra,tepkisini takıma olumlu yanısıtıp itici güç oluşturacak şekilde ayaklandırmayı bilenidir.Kimse kusura bakmasın 6 hafta evvel ben dahil pek çoğumuz umutları kaybetmişti ve bu taraftar takımı ayağa kaldırdı.

Bir de geçen hafta Saraçoğlu'ndan mağlup döndükten sonra,federasyonun önünü kazıp Bilica'ya atıfta bulunarak akıllıca sayılabilecek bi protestoda bulunan ama gel gelelim senelerdir takımına köstek olmaktan başka bişey yapamayan bir topluluk var.Cidden akılsızlar ordusu sanki oluşturdukları bütün.Koca stad,takımı Uefa için kazanmak zorundayken maçı bırakmış 'o.ç Aziz Yıldırım'' tezahüratı yapıyor.Şeref Tribünü eşlik etmeyince bide ıslıklıyorlar bak sen paşalara.

İçlerinden bitanesi de şuakdar sene boyunca bu taraftarın bu şekilde köstek oluşunu görüp çıkıp demedi ya bilader napıyorsunuz siz? diye.Diyemedi çünkü.Nede olsa 'Çarşı' dokunulmaz dimi? Zavallısınız.Tıpkı geçen hafta Saracoğlu'nda, dünyası;elinde tutup Fenerbahçe tribünlere göstererek iyi bir halt yediğini sandığı şeyin etrafında dönmekten ibaret olan şu yukarı fotodaki herif gibi bugün o küfürleri edenler de zavallıdır.

Cuma, Nisan 23

Haftasonu Tv'de Futbol


23 Nisan Cuma
21.30 Bochum – Stuttgart (TRT 3)


24 Nisan Cumartesi
13.00 Sibir – CSKA Moscow (SPORMAX)
14.30 Boluspor – Orduspor (D SPOR)
14.45 Manchester United – Tottenham (SPORMAX)
16.30 Mönchengladbach – Bayern Münich (TRT 3)
19.00 Barcelona – Xerez (NTV)
19.00 Beşiktaş – Sivasspor (LİG TV)
19.00 Inter – Atalanta (NTVSPOR)
19.30 Arsenal – Manchester City (SPORMAX)
21.00 Zaragoza – Real Madrid (NTVSPOR)
22.00 PSG – Rennes (KANAL A)


25 Nisan Pazar
00.10 Estudiantes – River Plate (NTVSPOR)
14.00 Aston Villa – Birmingham (SPORMAX)
14.30 Samsunspor – Konyaspor (D SPOR)
15.00 Kasımpaşa – Fenerbahçe (LİG TV)
16.00 Juventus – Bari (NTVSPOR)
16.30 Hoffenheim – Hamburg (TRT 3)
16.30 Hibernian-Rangers (FUTBOL SMART)
17.00 Burnley – Liverpool (SPORMAX)
18.00 Chelsea – Stoke City (SPORMAX)
18.00 Toulouse – Auxerre (KANAL A)
18.30 Freiburg – Wolfsburg (TRT 3)
19.00 Galatasaray – Bursaspor (LİG TV)
21.45 Roma – Sampdoria (NTVSPOR)
22.00 Santos – Sao Paulo (SPORMAX)
22.00 Marseille – St. Etienne (KANAL A)


26 Nisan Pazartesi
20.00 Eskişehirspor – Trabzonspor (LİG TV)

Frank Ribery vs. Lisandro Lopez

Çarşamba akşamı Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Bayern,Lyon'u ağırladı.Maçı kısım kısım izledim ancak Ribery'nin gördüğü kırmızı karta denk gelemedim ve sonrasınd özet izleme fırsatım da olmadı.Şimdi aklıma geldi de bakıyım dedim.Videoyu izledikten sonra acaba Lopez'in daha önce bir pozisyonda Ribery'e sert girmişliği falan var da içinde mi kaldı diye düşünmeden edemedim.Direk bileğe kasıtlı olarak yapılan müdahale.Biz de az çok spor yaptık ama ne bileyim asla insanın canına kast eden bu tarz bi müdahalede bulunacağımı sanmıyorum.Yorum sizin.



Alkışlar yönetime!

Sezon başında 55 lira'dan açılan migros+telekom tribün bilet fiyatlarını önce 44 ardından 22'ye düşüren Fenerbahçe yönetimi bir kez daha taraftarının yanında olduğunu gösterdi.

Sene başında satışa sunduğu kombine kartlarının bir maçta satılan bilet sayısından fazla olduğu tartışılır Kasımpaşa yönetimi Beşiktaş'ı 50 lira ile pas geçerken 120 lira fiyat biçtiği Galatasaray taraftarının ardından Fenerbahçe'nin 12 numarasını da yolunacak kaz olarak görmüş olacak ki 120 liralık tarifeyi uygulamak istemişler.

Bizim yönetim de almış o biletleri aradaki farkı kendileri karşılamak suretiyle 50 ve 80 liradan satışa sunmuş.Bu yapılanlar federasyonun biletlerle ilgili koyduğu ''toplu alım-satım ve üzerinde yazan fiyatın altında satış'' yasağını delmesine rağmen bu kritik dönemde yapılmış doğru bi hamledir bana göre.Çokça eleştirdik ama yeri gelince de haklarını teslim etmek gerek.

Kasımpaşa yönetimine hem futbolcular maçın sonucuyla hem de tribünler en güzel cevabı vereceklerdir.Bu yaptıklarının ekstra motivasyona neden olabileceğini düşünemeyecek kadar ileri zekalı yöneticilere (bkz.Süha Sidal) sahip olmaları da şaşılacak birşey değil.Moritz'in Kayseri'yle anlaşmasından sonra radyolarda dinlediğim bahsi geçen yöneticinin konuşmalarından ne derece profesyonel olduğu belli oluyordu zira.

Sonuç olarak alınabilecek cezaya rağmen böyle bir faaliyette bulunan ve bu önemli zamanda taraftarını takımından ayırmayan yönetime teşekkürlerimizi iletiyoruz.Konuyla ilgili basın açıklamasına şuradan ulaşabilirsiniz.

Bu aralar..



*Yok.Yani öyle ben kimim,noldum falan gibi içsel hesaplaşmalarım yok,bunalım falan da yapmadım.Fotoyu beğendim sadece.

*Aza tamah etmeyen çoğu sittin sene bulamaz.Valla da bulamaz billa da bulamaz.

*Vizeler geldi.Biz mi onlara giriyoruz onlar mı bize bilmiyorum orasını da hayattan soğuttu resmen ne adam gibi yemek yiyebiliyoruz,ne uyuyabiliyoruz tüm bunlar yorgunluğa ve adam gibi beslenememeden de kaynaklı bağışıklık zayıflığından mı ne haltsa feci şekilde yorgunluk,burun akıntısı,öksürük olarak geri döndü.

*Derbiden sonra blogu boşlamış olmamın sebebi budur.He bide Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı Sivas'ımızda ne işse önce 2 gün tüm şehirde olmak üzere internet kesintisi yaşandı,bakımmış adı.Sonrasında da bu akşam elektrik kesintisine binaen şehir karanlık bi haldeydi.

*Sivas'da da iyi birşeyler oluyor havası verilmek üzere geçen hafta Cem Adrian bu hafta Gripin konserleri düzenleniyor ama gelin görün ki şehrin elektriği yok,neti kesiliyor,insanı kimse kusura bakmasın ama hala ayı.Polisi bile nereye gidiyorsun kardeşim alooo!! diye bağırıyor.Tek bir caddesi var bu şehrin ve o caddede de elektriklerin kesilmesinden dolayı trafik ışıkları yanmadığından,trafik akışını sağlasın diye konulan 2 polisten biri kuyrukları minimum 100 metreden öteye tutamazken vatandaşa aloooo!! diye bağırabiliyor.Öyle bir şehir işte.Takılıyoruz biz de buralarda.

*Havanın 4-5 gündür de Şubat-Mart'tan farksız olmasından söz etmiyim.3 gün önce okul çıkışı yağan kardan,sel götüren yağmurlardan,evin içinde bile donduran soğuklardan falan.Gerek yok yani.

*Vizeler bitsin gezi yapıyoruz,10 numara olacak.Nereye mi? İstanbul tabi ki :)

*Şu fotoğrafı,şampiyonluk olur da(sanmıyorum şu dakikadan sonra) kaçarsa,bu maç en can acıtanı,en unutulmazı olur diyebilceğimiz Bursa maçında çekmiştim.Maçın yazısında koymamıştım,paylaşmak istiyodum burda yer veriyim dedim.

*Özledim lan.Bu şehirde 1 aydan fazla kalmak zulümden başka birşey değil.En azından bana öyle.Evimi,sevdiğimi,şehrimi özledim lan.Gittiğim mekanları,Saracoğlu'na gitmeyi hepsini.Ama dur bakalım bu özlemin sona ereceği haftasonu Trabzon maçına gideceğim inşallah.Sonrasında da caddede kutlamak nasip olur inşallah!

*Okadar boktan bi yer ki,uykusuz bile yok.Yok önceden geliyodu en azından artık gelmiyor bile.

*Tek güzel yanı sabaha kadar açık fırınları var ve katmerleri güzel yapıyorlar.

*23 Nisan.Ufakken ne anlamlıydı dimi.İlkokuldayken mesela.Bazıları için değil işte.Siirt'te 7 tane ilkokul çağındaki kız çocuğu önlerine sıfat koymaya kalksam bu yazdıklarım kadar şey bulabileceğimiz sözde erkek! 10larca herif tarafından tecavüze uğradı 23 Nisan arefesinde.Böyle bir ülkede yaşıyoruz işte.E ne duruyoruz çocuk bayramı dimi kutlayın hadi.İktidar sana diyorum muhalefet sen anla önce bu pislikleri temizleyin!En azından tahammül edilir olsun şu yaşadığımız topraklar.

*Midem bulandı resmen.Bazen ciddi ciddi keşke bu ülkede doğmasaydım diyorum.Diyorum çünkü cahilliğin bukadar dizboyu olduğu bi yerde yaşamak istemiyorum!Ne futbol ne sanat umrumda lan şu olup bitenlere bak!

*Bu aralar durum böyle işte.Vizeler sürdükçe ve bana şu anda yazacağım onlarca şeyi unutturan başta öksürük,bu kırıklık hali var oldukça buralara uğramak zor olacak.

*Kib.Öptm.Bye.

Pazartesi, Nisan 19

Korkunun ecele faydası yok {Fenerbahçe:1-Beşiktaş:0}

Çok değil 6 hafta önce pek çok kesim takıma şampiyonluk yarışından düştü gözüyle bakmıştı.6 haftadaki değişimin gerçekleşmesi ve takımın ayağa kalkmasında en büyük pay tıpkı bugün Volkan'ın o penaltıyı kurtarmasında ve maçın kazanılmasında olduğu gibi Saracoğlu tribünlerini dolduran,inancını takımına aşılayan o taraftarındır.

Kadrolar açıklandığında beklenenin dışında görülen,hafta boyu oynayacağı konuşulan Serdar Özkan'ın yerine bu sezon 30 maçın 14 ünde forma giyen ve bunların yalnız 2 tanesinde ardarda iki hafta forma giyen İsmail Köybaşı'nı tercih etti Denizli.

Amacı ve mantığı kısaca ''rakibi durduralım da 90 dakikanın bi yerinde kazara bitane sıkıştırırsak 1-0 yeneriz'' olan taktiği Beşiktaş'ın son 5 sezonda en çok çektiği oyuncuların başında gelen Alex,bu özelliğini sürdürerek bozunca özellikle ilk yarı Beşiktaş hiç varlık gösteremedi.

Alex konusuna bir parantez açmak gerekirse, 5 sezondur bu ligde oynayan bir adamın her nekadar zaman zaman yaşından da kelli ağır kalsa da bunu zekasıyla bertaraf ettiğini defalarca kanıtlamış olmasına rağmen onun başına ısrarla adam adama savunacak birilerini diken teknik direktörlerin mantığını tartışmak gerekir.Hele Alex'in başına dikilen adamın İbrahim Toraman gibi zekadan yoksun,fizik mücadeleye dayalı özelliklere sahip bir adam olması ayrı muamma.

Erken gelen golün planlarını alt-üst ettiği Beşiktaş'ın organize atağı geçtim mücadele anlamında bile aksadığı ilk yarıda Guiza'nın rakip defansa uyguladığı preste başarılı olsa da müsait durumlarda topu dışarı attığı pozisyonların birinde başarılı olsa ikinci yarı Fenerbahçe adına daha rahat da geçebilirdi.

İkinci yarı benim son dönemlerde gördüğüm ve stadda olan arkadaşlarımın benimle paylaştığı 10-15 dakikalık 'Fener gol gol,şampiyonluk geliyor' tezahüratı ile başladı.Ancak oyuna baktığımızda Beşiktaş'ın yine organize olmasada oyunu dengeledeğini görmek mümkündü.

Lugano'nun eline çarpan topa penaltı vermeyen Göçek bu yanlışının etkisinde kalarak zaten şutunu çekmiş olan futbolcuya Bilica'nın kontrolsüz girişine penaltı verdi ki bence tartışılır bir karardı zira dediğim gibi oyuncu vuruşunu yaptıktan sonra geldi müdahale.

Bilica'ya postun sonunda ayrı bi paragraf açacağım zaten ancak Bobo topun başına geldiğinde tribünlerden gelen uğultunun o vuruşu göstere göstere yapmasında ve Volkan'ın kurtarmasında etkili olduğunu kimse görmezden gelemez.Ki kurtarılan penaltı sonrasında Fenerbahçe'nin son haftalarda en iyi yaptığı şeyi daha da moralli olarak yapıp Beşiktaş'a net sayılabilecek pozisyon dahi vermemesini;penaltıya,Bilica'nın beyaz noktayı kazımasına takılanların gözden bukadar kolay kaçırmalarını da anlayamıyorum.

Zira dün sahada olan Fenerbahçe takımının o inanç ve istekle o penaltı gol olsaydı dahi 2.golü bulamayacağını iddaa edebilecek olan var mı merak ediyorum.Varsa eğer böyle biri yarın maçı tekrar izlesin Beşiktaş'ın en net ve yegane pozisyonunun penaltı vuruşu olduğunu görecektir.

Maçtan sonra belki ilk kez bukadar tepkili olduğunu gördüğüm Denizli'nin çıkardığı kadroyu korkaklık olarak nitelendirenler oldu.Kimbilir Alex'in golü olmasa Denizli Fenerbahçe'yi en azından durdurma konusunda başarılı olsa haklı çıkabilirdi.Ancak şu sonuçta 'korkunun ecele faydası yok' söylenecek en doğru söz olur Mustafa hoca için.Holosko'yu almak için 85'e kadar beklemesi,ikinci yarı tonla top kaybı yapan Fink'e ısrarla tahammül etmesi de bir hafta boyunca konuşulacak terihleridir.

Sami Yen'de Galatasaray'ı mağlup etmesinin ardından Fenerbahçe'nin şampiyonluğu için ortaya çıkan iki koşul vardı.Biri Beşiktaş maçında en azından yenilmemesi,ve kazanması halinde haftaya Galatasaray'ın Bursa'ya çelme takmasını bekleyecek olmasıydı.Bunlardan ilki gerçekleşti.Haftaya bence sürpriz çıkmayacak olan maçta Galatasaray Bursa'yı beklenenden de kolay mağlup edecektir.Zira Bursa'nın son 3 hafta oynadığı oyunu FM oynayanlar 'Gung-Ho' taktiğine benzetebilirler.Cuma günü de,iyi güzel çok istekliydiler ancak attıkları gol auta gidecekken defansın ayağına çarparak kaleye girdi,üstelik bu golle devre arasına girmeleri de artı moraldi takım için.Sami Yen'de bu anlayışla olurlarsa hezimete uğrarlar diye düşünüyorum.Aksi olur mağlup ederler Galatasaray'ı, ozaman ben burda Beşiktaş Fenerbahçe ve Galatasaray'ı deplasmanda mağlup ettiler tertemiz şampiyonluk,haklarıdır derim.

Gelelim Bilica'ya.Sene başından beri savruk hali,gereksiz davranışları,sertlikleri pek çok Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarmıştı zaten.Tamam son haftalarda bir uyum sağladılar Lugano ile ancak bugün penaltıdan önce,hele hele sarı kart gördükten sonra yaptığı o gereksiz kazıma hareketi Bilica'nın hala Sivasspor'da oynayan bir futbolcu mantığına sahip olduğunu gösterir.Ki kendisni aldıktan sonra Sivasspor'a gönderilen Yasin Çakmak'ı öküz,ayı gibi sıfatlarla ananların arasında bugün Bilica'nın yaptıklarını savunanlar da var.Asıl Yasin olsa bugün Bilica'nın yerinde bu yapılan saçmalığın bu formaya bu kulübe yakışmayacağını bilirdi.Fenerbahçe yönetimi Bilica'yı,Edu'nın sakatlığı sonrasında zaman darlığı ve maliyetinin düşük olması sebebiyle 1-2 sezonluğuna almış olsa gerek,öyle umuyorum.Tez zamanda kulüpten gönderilmesi yapılacak en doğru iş olur.Herkesin bir araba laf ettiği,çok sert çok çirkef oynuyor dediği Lugano bile topladı kendisini,bu adam bi sene daha kalırsa kulübün başına bela olacağı ortadayken yönetimin kendisiyle yolları ayırması gerekir.

Hakem Hüseyin Göçek için söylenecek söz yok.Hem verdiği hem vermediği penaltı,bir maçta 50 kere aynısı yaşanan pozisyonlardan birinde Wederson ile Toraman'a kırmızı kart vermesi maçı kaldıramadığını bariz göstergesidir.Beşiktaşlı olduğu ortada bile olsa Fırat Aydınus'un yada pek çok kez Fenerbahçe taraftarının da şikayetçi olduğu Cüneyt Çakır yönetseydi bukadar konuşulacak kararlar vermezdi diye düşünüyorum.

Cumartesi, Nisan 17

2010 Dünya Şampiyonası maskotu BASCAT!

Ülkemizde yapılacak FIBA 2010 Dünya Basketbol Şampiyonasının resmi sitesinde 1 aydır süren anketin 15 Nisan'da sonlanmasının ardından yukarıda gördüğünüz Van kedisi görünümlü maskotun adı BASCAT olarak kondu.Ankette yer alıp %20 oy alan Onecat ve %18 de kalan Mıcho isimlerini %62 lik bir dilim ve 98550 kişinin oylarıyla geride bırakarak Bascat ismini alan maskot dün gece Harun Erdenay ve Ömer Onan'ın da eşlikleriyle Beyaz Show'a da katıldı.

Manchester derbisinde gülen taraf United!



Bu sezon gördüğüm en dengesiz takımlar arasında ilk 3 sıraya rahat girer City.Chelsea'yi deplasmanda 4-2 yenişleri var ki bugüne kadar nerdeydiniz dedirtti herkese.Son haftalarda sırasıyla Wigan'a 3,Burnley'e 6,Birmingham'a da 3 attılar ve bugün Manchester derbisinde Ferguson'ın maç öncesinde biraz da City tarafına dokundurarak söylediği gibi uzun yıllar sonra ilk kez bir amaç uğruna çıktılar United karşısına.
İki tarafın da pozisyonları olan zaman zaman tempolu bir maçtı.Ama en üstteki fotoğrafta gördüğümüz kutlamanın açıklamasını İngiliz basını ''Bugüne kadar atılmış tüm dramatik gollerin anası'' şeklinde açıklamaya çalışmış.

3.uzatma dakikasının son saniyelerinde Rooney'in çıkmasından sonra,Scholes'un Berbatov'un yanına yaklaşmasını istediğini söyleyen Ferguson'un bu isteği sonuç getirdi ve United,Arsenal'in şampiyonluk umutlarına darbe vuran Tottenham ile maça çıkacak olan Chelsea'nin de benzer bir puan kaybı yaşamasını beklemeye başladı artık.

City bu mağlubiyetle 4.sırada 62 puanla yerini korurken bu sıra ve dolayısıyla Şampiyonlar Ligi için direk rakibi 61 puanlı Tottenham'ın bu akşam Chelsea karşısında alabileceği puanların hatırlatılması üzerine Mancini; bu mağlubiyetin yada akşamki maçın çok birşeyi değiştirmediğini 5 Mayıs'ta Tottenham ile içerde oynayacakları maçın durumu netleştireceğini ifade etmiş.

Çarşamba, Nisan 14

Kayseri bunu hep yapıyor

Henüz bu sezon başında İlhan Cavcav'ın Newcastle alt yapısından bulup getirdiği 21 yaşındaki James Troisi'nin transferinde bir takım usulsüzlükler yaşandığı öne sürülmüştü.

Gençlerbirliği kulübü Kayserispor'un oyuncuyu sözleşmesi sona ermeden ayarttığını öne sürerken Kayserispor transfer hakkında konuşmama kararı almış sonrasında işe Troisi'nin menejer olan babasının,Gençlerbirliği ile yapılan ön protokolde geçerli olan 'anlaşmazlık durumunda 1milyon$ ı verip serbest kalır' maddesini yürürlüğe koyduğu açıklanmış ve konu kapanmıştı.

Bu sezon sonunda sözleşmesi sona erecek bir diğer Kayserisporlu futbolcu Ali Turan'ın sözleşme yenilememe kararı alması ve kulübün de oyuncunun Galatasaray ile anlaştığını bildirmiş olması sonrası oyuncuyu saçma sapan bir şekilde kadro dışı bırakan,dışlayan ve hatta hala kendi sözleşmeli oyuncularıyken Galatasaray'ın maçlarını takımın bir oyuncusuymuş gibi Ali Sami Yen'de izlemesine neden oldular.

Sırf bu hareketleri bile ne kadar profesyonel! bir idarecilik anlayışına ve idarecilere sahip olduklarını gösterirken şimdi de yeni bir transfer vakasıyla gündeme girmiş durumdalar.

Kasımpaşa'nın bu sezon en dikkat çeken oyuncusu Andre Moritz ile anlaştıkları konuşulmuştu.Bugün bir radyoya bağlanan Kasımpaşa futbol şube sorumlusu Mehmet Süha Sidal'ın yaptığı açıklamaya göre Moritz bir ön protokole imza dahi atmış Kayserispor ile.

Kasımpaşa takımı küme düşmeme mücadelesi verirken Kayserispor'un,takımın en önemli oyuncusunun kulüple hiç görüşmeden direk oyuncuyla anlaşarak aklını çelmesi,hiçbir sakatlığı,sıkıntısı yokken maçlara sakat olduğunu bahane ederek çıkmamasına neden olması yine yukarda saydığımız anlayışın devamı niteliğinde.

Gençlerbirliği kulübü Troisi transferinden sonra başta Cavcav olmak üzere epey sesini yükseltmiş ancak Troisi'nin protokollere uyarak ayrılmış olması sonucu resmi bir problem gözükmemişti.Şimdi Kasımpaşa da ''sağolsun oyuncularımız Moritz'in eksikliğini hissettirmediler''--''Moritz Kayseri'ye hayırlı olsun'' modundalar.Onlar haklarını başka yollarda aramıyorlar.

Gerçi Fifa'nın;oyuncunun sözleşmesinin sona ermesine 6 ay kala ilgilenen kulüpler oyuncuyla görüşebilirler şeklinde bana göre saçma bir kuralı var.Saçma çünkü sonuçta bu tarz takım için önemi olan oyuncular özellikle daha küçük takımlardayken büyük bütçeli takımların ilgisini görünce bulunduğu takımı o güne kadar verdiği vereceği tüm destekten mahrum bırakıyor.Oyuncunun sözleşmesi bitecek,sözleşmesi yenilenmeyecek dahi olsa transfer görüşmesi yapacak olan kulübün,bu durumu,sözleşmesi bulunan kulüp yönetimini en azından haberdar etse daha doğru olmaz mı?

Üst oldu beee!!


Hani kupon son maça kalır ya bazen.Üst vermişsinizdir de ilk yarı 0-0 bitmiştir.Erken gelecek bir gole ihtiyaç vardır.O gol gelirse son dakikalara kadar umut dolu bekleyiş devam eder.Bazen mutlu sonlanır bazen hüzünlü.

Son dakikada kuponu yatan olduğu gibi tutan da vardır içimizde.O beklenen gol gelirse ohh üst oldu bee!! denir ya hani işte dün akşamki kuponumun son maçında da ben dedim bu cümleyi.

Getafe evinde Villareal'i ağırladı.İki takım da en azından Uefa'ya katılabilme çabası veriyorlar ve sıralamada biri 7 biri 8. sıradaydılar.

Çok ilginç bi maçtı işin açığı.İkinci yarısının tamamını izledim.İlk yarıda Villareal'in pozisyonu dahi yokken ikinci yarıya iyi başlayan taraftılar bir tane Rossi'nin direkten dönen topu ve kaçan bir net pozisyon daha varken forumlardan okudupum ve ikinci yarıda da gördüğüm kadarıyla maç boyu kapanan ve yalnız kontralarda çıkan Getafe ilk atağında golü buldu yukarıda gördüğünüz Miku ile.Golün ardından top yine Villareal'in kontrolündeydi son dakikaya kadar ancak iki kontra daha buldu Getafe ve son 5 dakikaya girilirken yine Miku'nun ayağından 3-0 'ı bularak bana başlıktaki sözü söylettiler.Allah ayaklarınıza zeval vermesin demek düştü bize de :)

Salı, Nisan 13

Alex'i olmayanlar düşünsün..{MANİSA:1-FENERBAHÇE:1}

Golden 2 dk öncesine kadar ''Alex oyunda mı?'' diye soruyordum evdeki arkadaşlara.

Akılların Pazar gününde olduğu bariz şekilde geçen pozisyonsuz ve 1-0 geride kapatılan ilk yarının ardından daha istekli,rakibi bi nebze daha ciddiye alarak sahaya çıkan takımının lideri olduğunu öyle bir gösterdi ki Alex;o sorduğum soruya cevap niteliğindeydi.

Sağ kanattan gelen topu aldığında soldan bindiren Wederson'a açacağını düşündük hepimiz.Bize de Manisa defansına da bunu düşündüren oydu aslında.Attığı iki çalımın ardından son oyuncudan da şık bir bilek hareketiyle kurtulduktan sonra sağ ayağıyla yaptığı gol vuruşu turu getirdi.

Futbolda kesin yoktur ancak muhtemelen yarın 2-0'lık galibiyetin rövanşında bir sürpriz olmazsa tur atlayan Trabzonspor ile son 6 yıldaki 4.final maçına çıkacak Fenerbahçe Türkiye Kupası'nda.Artık kaç senelik özlem muhabbeti falan yapmaya gerek yok oyuncuların kupanın öneminin farkında olduğunu sanıyorum.

Bunun dışında maçta dikkatimi çeken iki şey daha var.Bekir'in Yiğit'e sanırım tepkisinin tekrarını izlerken Trt spikeri Erdoğan Arıkan ''Bekir'in pozisyonla hiç alakası yok,öyle bir tepki vermesi ilginç'' gibi bir laf etti.Sonrasında Yiğit İncedemir'in Emre Belözoğlu'nun boğazına sarılmakla kalmayıp resmen sıkmasının tekrarını izlediğimizde de ''heee bu yüzdenmiş!'' diyememesinin takdirini sizlere bırakıyorum.Renkdaşlar maçı izlerken hakkını vermiştir.

Aynı Erdoğan Arıkan Manisaspor'lu Nizamettin'in bir şutu sırasında kendini yırtarak ''Nizyyyaaametttiiinnnnnnn'' gibi bir ses çıkarmayı da başarmıştı.Simpson ile Mehmet Güven'in bir iki şutunda da benzer tepkileri veren Arıkan'ın reyting namına böyle saçma hareketlere girişmesini kınıyor kendisine biraz Murat Kosova,Güntekin Onay gibi isimlerin maç anlatımlarını izlemesini öneriyorum.

Fenerbahçe,kazanması halinde şampiyonluğa koşar adımla yaklaşmasını sağlayacak Beşiktaş derbisi öncesi sakatlık,cezalı gibi eksikler vermeden kaptanı önderliğinde finale uzanan taraf oldu.

(Golden önce Fenerbahçe kötü oynuyor diye bişeyler geveleyen Ömer Üründül'ün golle sus pus kalması sonrası ekranlardan da bi zahmet bu vesileyle kaybolması dileğimle)

Tarih bunu da yazar..


Onların tezahüratı değil mi; ''gerçekleri tarih yazar...''
Öyle oldu..Tarih onları da yazdı..

Pazar akşamı Ali Sami Yen'de ilginç bir Diyarbakır maçı yaşandı.Futbolla alakası olmayan insanlar bile haberdardır durumdan.Ancak maçı izlemeyenler durumun vehametini kavramamış olabilirler belki.Hem ona istinaden hem de gördüklerimi yazmadan edememe durumu içimi rahatsız ettiği için maçtan beri yazmak istiyordum.

Protesto görmesek...

İki gündür düşünüyorum.Bu konu hakkında düşüncelerini paylaşan blogger arkadaşların yazılarını okuyorum.Eskiden buna benzer vuku bulmuş olayları hatırlıyorum,gözümün önünde canlandırıyorum ama yok olmuyor.
Kendi tribünlerimden başlıyorum.Alex,Selçuk,Pierre,Volkan defalarca ıslıklandı yuhalandılar.Daha bu sezon Guiza'yı ağlattı bu tribünler.Serhat'a az küfürler edilmedi.Daha şimdi hatırlayamadığım pek çoğu.Diğer takımlarda da gördük.Beşiktaş tribünleri İnönü'de az mı yuhaladı takımını.O baskıdan oyuncuların ayakları birbirine dolanmadı mı?Defalarca şahit olmadık mı?

Çok deli topçu gördü bu memleketin futbolseveri,alemcilik yeni bişey değil,ama hiçbir zaman alem yaptı diye devre arasında ısınırken kendi takım oyuncusunun ayağına top geldiğinde ıslıkladığını görmedim bir tribünün.Değil Türkiye'de Dünyada bile görmedim,duymadım.

Trabzon mağlubiyeti ardından içerde kaybedilen derbi ve deplasmanda Sivas'tan 1 puanla dönülürken oyun namına özellikle ikinci yarı hiçbir varlık gösterilememesi,takımın totalde son 5 deplasmandan 3 puan alamadan dönmesini proteste edilmesi gereken bişey olarak gören tribünleri anlarım.

İlk 5 dakika susarak protesto iyi güzel.Oraya kadar sıkıntı yok ancak maçın devamında tribünlerin bölünmesi,grupların birbirine düşmesi,hemde şu anki liderin gün içinde puan kaybı yaşadığı ve az da olsa ümitlerin tazelendiği bir günde yada en azından taraftarların bir hafta daha umut yüklenmesini,akıllarını meşgul etmesini sağlayacak bir galibiyetin alınacağı günde böyle şeylerin olması ve hatta bu galibiyet alınırken yaşanması bunların tek kelimeyle rezalettir.

Yağ gibi üste çıkan bir Ultraslan...
Dün gece 'protesto' temalı araştırmamı yaparken Ultraslan'ın sayfasındaki açıklamaya denk geldim.Herkesin bukadar tepki verdiği bir ortamda adamlar gayet rahat; ''ne var aga,futbolcular da haklı buldu protestoyu zaten'' modunda bir açıklama yapmışlar.

Ya napcaklardı?Sabri çıkıp: 'Ultraslan da abarttı bilader,Jo'yu itin götüne soktular,bu yapılanlar ayıptır günahtır bu nasıl taraftardır' falan mı demesi lazımdı sizin şu yaptığınızın nasıl saçmalık olduğunu kabul etmeniz için? Bukadar adam eleştiriyor bi siz akıllı öyle mi?

Bu yazıyı okuyan rakip takım taraftarları yanlış anlamasın beni ama ben bundan 3-4 hafta önce Fenerbahçe için ''artık umutları kestim,en azından boşa hayal kırıklığı yaşamam puan kaybı falan olduğunda'' sözünü etmiştim.Dibi görmüştü bizim takım ve dolayısıyla taraftarlar.Herkes biliyor.Noldu? Bi Lugano döndü iki maç sağlam destek geldi,gol yemeden kazanılmaya başlandı,sistem işledi,bir seri yakalandı ve takım şimdi bu hafta Beşiktaş'ı yenerse şampiyonluğun en şanslı ekibi olacak.

Bir de sölemeden geçmiyim.Islıkların,atılan gollere ve oyunculara yapılan protestoların takıma,ters çevrili asılan pankartların ise yönetime yönelik olduğunu ifade etmiş malum tribün grubu.O ters dönen pankartlarda Metin Oktay gibi,değil yalnız Galatasaray,Türkiye'de ki futbolsever her insanın saygıyla andığı ve hatırladığı bir ismin portresi yer alıyordu ki oda ters bir şekilde duruyordu.

Şimdi siz hangi akıl ve mantıkla bu takımı protesto etme hakkını kendinizde görüyorsunuz o halde?İki gelip bağırdınız,meşale yaktınız diye her kötü gidişatta hemde bir maç boyu bunları yapma hakkı mı elde ettiniz?İşin rant boyutu konuşuluyor var-yok bilmiyorum,oralara girmek de istemiyorum.Varsa öle bi muhabbet,ona alet olduysanız zaten vay halinize.Baksanıza önce kendi değerlerine sahip çıkamayan,saygısızlık yapan bir grup var burda.Fenerbahçe tribünlerinde 10 senedir 'Hep Destek,Tam Destek' sloganları dolaşıyor.Bu slogan antrenman tesislerini basan zihniyetin tasfiye edilmesi amacının doğurduğu bi anlayıştır.Bu slogan 30.000 ortalama seyirciyi tribüne çeken,daha çok lisanslı ürün sattıran ve her alanda takımını destekleyen bir güruhun oluşmasına yol açmış bir devrimdir.İnsan utanır.Ne bileyim ben Galatasaray taraftarı olsam Pazar yapılanlardan sonra bu sezonun bitmesini dilemekten başka bişey yapmaz sus pus izler Bursa'nın şampiyonluğu için dua ederdim.

Bir de Jo'ya yapılanlar var..Sanırsınız adam geldiği günden beri yaymış afedersiniz kıçını,ne idmana çıkıyor,ne maçlarda bir varlık gösteriyor,koşmuyor,etmiyor.Bu adam daha takımdaki oyuncuların isimlerini öğrenememişken Denizli gibi,bugün küme düşmeye en yakın takım olarak gözüken bir deplasmanda sizin takımınız zorlanırken attığı golle galibiyeti getirmedi mi?Derbi maçtan sonra yaptığı alem tamam doğru ama bu adamların kültürü böyle ne bekliyorsunuz?Arda gibi Sabri gibi Ayhan gibi kaybedilen derbinin ardından boynunu bükük matem havası mı estircek evinde?Bakın yaptığı şeye doğru demiyorum,umursamaz davranması normal,özel hayatıdır demiyorum ama Jo'nun yaptığına tribünlerin tepkisi abartılıdır diyorum.Fazla abartılı hemde.

Basketbol oynadığım dönemde yıldız takım antrenörüm Murat Alkaş'ın bi sözü vardı.Sözünü uygulardı da: ''Bu salonun kapısından içeri girdğiniz anda tüm ciddiyetinizle çalışacaksınız,idman biter bu kapıdan çıkarsınız ondan sonra bakarsınız dalganıza'' Ne alakası var bir mi bu iki mevzu diyebilirsiniz?Evet bir.Aynı şeyden bahsediyoruz işte.Futbolla basketbol arasında camia olarak nasıl bir seviye farkı varsa bizim toplumun bu konulara bakışı ile Avrupalının bakışı da o derece farklı.

Basketbolla futbol arasında ne fark var oraya takılmayın sakın.Sırf sponsorlar üç büyük kulübe yardımcı oldu,biraz palazlandı ya bu takımlar,futbol seyircisi tribünlere dolunca neler oldu onları getirin gözünüzün önüne yeter anlamanıza.

6 ay için bu ülkeye gelmiş bi adama,hemde ihtiyacın da varken böyle davranman önümüzdeki sezon zaten az olan burda kalma ihtimalini tamamen ortadan kaldırman demektir.Ondan sonra neden iyi yabancı oyuncu gelmiyor diyoruz? Nası gelsin ki? Bu adam bu ülkenin 14 milyon € yu aylarca tartıştığı bir ortama kendisine 22 yaşında yaşı kadar milyon € bonservis ödenmiş bi adam olarak geldi.Onu arayıp halini hatrını soran yada ülkemiz hakkında fikir almak isteyen futbolcu arkadaşları ne duyacaklar sizde Jo'dan?

Arda Turan gibi bir adam çıkmış altyapınızdan.Fenerbahçe başkanı 15milyon € verelim demiş kendisi için alınsa adım gibi eminim büyük kesim Fenerbahçe taraftarı hiç de hayır demez bu duruma.Keşke biz de çıkarabilsek altyapıdan.Olcan'ı,Gürhan'ı nicelerini denedik olmadı.Arda'nın sarı-kırmızıyı giyerken sizleri,milli formayı giyerken bizleri heyecanlandırdığı kadar heyecan yaşatmadı bize.

Şimdi siz kalkıp bu adamı 23 yaşında öyle bunaltıyorsunuz ki adam artık kaçıp gitmek istiyor.Gitsin,gitmesin demiyorum ve gitse bu ülkeyi kendisinden önceki lejyonerlerimizin pek çoğundan iyi temsil edeceğini de biliyorum.Ama daha yarım sene öncesine kadar en azından kupa kaldırana kadar kalmak istediğini söyleyip duran bir adama,renklere aşık olan bu onurlu adama sevgilisiyle gittiği sinemayı kapattı diye,araba almış efendim plakasını da baş harflerinden yaptırmış diye saçma sapan şeyler yüzünden 'ruhsuz' başlıklı tezahüratlar yazıyorsunuz.Ya bir kere genç kardeşim bu adam.Hakediyor da aldığı parayı,varsa istediği gibi harcar ki zaten Galatasaray takımının kaptanlığına gayet uygun hareket de ediyor bi terbiyesizliğini de görmedim,nedir yani bukadar gürültü?Sen okadar yetenekliysen sen çık oyna onun yerinde ozaman!Al o paraları sen kazan bakalım napcaksın,idmandan maçtan fırsat bulduğunda evinde oturup dizi falan mı izleyeceksin yoksa ayda bir gelen fırsatı değerlendirip dışarı mı çıkacaksın..

Biraz uzun bi yazı oldu ama cidden,delicesine alkışlanan Baros çıktıktan sonra;sahaya adımını attığı anda başlayan ve ayağına her top geldiğinde ıslıklanan Jo gol atsın diye okadar çok istedim ki maçı izlerken.Uefa finalini izlerken okadar istememişimdir Galatasaraylı bir oyuncunun gol atmasını.O tribünlerdeki cahil heriflerin,ömür boyu başkalarının sözü ile yaşamaya mahkum adamların .öt gibi kalmasını,onları o halde izlemeyi okadar çok istedim ki anlatamam.Geçen hafta Selçuk gol attığında susan tribünlerden yada 'sulu derbi'de kazanılan galibiyetten aldığım zevkten daha büyük bir zevk olacaktı benim için.

Pazar, Nisan 11

Barış Ataş gelecek sezon Fenerbahçe'de gibi

Barış Ataş.87 Diyarbakır doğumlu futbolcunun bir yaz okulunda başlayan futbol hayatı;Et Balıkspor'a geçmesi ile amatör ligde iki yıl oynamasının ardından katıldığı milli takım seçmelerinde o dönem Doğu Anadolu'dan seçilen tek oyuncu olması ile değişmiş.

Pek çok takımdan teklif alan Barış doğduğu şehrin takımı Diyarbakır ile 2005 yılında sözleşme imzalayıp profesyonelliğe adım atmış.Ailesinin,doğuda yaşayan ve futbol oynayan pek çok gencin ailesi gibi karşı çıkmasına rağmen okulunu da yarıda bırakıp futbolcu olma sevdasından vazgeçmeyen ve defansif ortasaha olarak görev yapan Barış,kendisine Cleude Makelele,Ivan Gattuso gibi isimleri örnek almış.

Fenerbahçe kulübü önümüzdeki sezon için gerek kulübüyle bonservis bedeli de dahil olmak üzere gerek oyuncuyla menejeri vasıtasıyla büyük ölçüde anlaştı.Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım'ın Diyarbakırlı olmasının da Diyarbakırspor başkanı Çetin Sümer ile yaptığı görüşmelerde kolaylık sağladığını tahmin ediyorum.

Diyarbakır ile imzaladığı profesyonel sözleşme sonrası dönemde kendisiyle yapılan röportajlarda bir gün 3 büyüklerde oynama fırsatı elde ederse bunu değerlendireceğini dile getiren Barış,Fenerbahçe'nin teklifi sonrası yaptığı açıklamalarda önce şaşırmış sonrasında epey sevinmişe benziyor:

"Fenerbahçe'de oynamak gurur verici bir şey. Fenerbahçe'nin bana talip olduğu öğrendim biraz şaşırdım ve çok heyecanlandım. Gerçekten gurur verici bir olay, Fenerbahçe'nin transfer listesine girmek bile Anadolu takımlarında oynayan futbolcuları heyecanlandırır. Her futbolcunun hayali olduğu gibi benim de hayalim 4 büyüklerde futbol oynamak. Başkanımız Çetin Sümer ve Aziz Yıldırım iki başkan benim için bir görüşme yapmışlar. Görüşmeler devam ediyor. Ayrıntılarını ben de tam olarak bilmiyorum ama prensipte anlaşıldığı duydum. Görüşmeler önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Sezon sonunda serbest kalıp istediğim şekilde gidebilirdim. Ama bunu yapmak istemedim. Çünkü Diyarbakırlıyım ve burada yetiştim. Kulübüme para kazandırmak için sözleşmemi uzattım. Diyarbakırspor'u ligde bırakıp öyle gitmek istiyorum"

14 kez ümit milli formayı giyen Barış'ı devre arasında Trabzonspor'un da istediği biliniyor.Fenerbahçe'nin Diyarbakır'a 1.5 milyon $ bonservis bedeli ödeyeceği iddia ediliyor.




Kaynak: Atilla Nesipoğlu(Futbol Extra dergisi yazarı)

Game Over! #2

Galatasaray'ın Sivas deplasmanında oynadığı maçtan sonra azcık da olsa süren umutlarının tükenişi başlıktaki gibi dile getirmiştim.Beşiktaş'ın dün akşam maça çıkarken şampiyon olabilmek adına tek şansı Trabzon-Fenerbahçe maçlarından 6 puan alabilmekti.Ancak o şekilde Bursa'nın puan kaybını bekleyebilir ve son haftada karşılaşacağı rakibiyle oynayacağı maça şampiyonluk anlamını yükleyebilirdi.

Herşeyden önce çok tempolu bir maç oynandı.Bukadar bol pozisyon olmasını beklemiyordum işin açığı.Trabzon'un asıl hedefinin hafta içi oynanacak kupa maçı olması bir nevi akılları orda,kafaları rahat düşüncesi oluşturuyordu ki biyere kadar maçın böyle tempolu olmasını bu sebeple açıklayabiliriz.

Beşiktaş Tello'nun yerine Yusuf'la başlarken,Denizli Ferrari'nin yokluğunu zaman zaman stoperlerin arasına kadar giren İbrahim Toraman'ı defansın hemen önüne çapa olarak yerleştirerek Teofilo ve Umut'u besleyecek Alanzinho ve Colman ikilisinin oluşturacağı pas trafiğini kesmeyi hedeflediği belliydi.

Yusuf oyunda kaldığı süre boyunca Serkan Balcı tarafından hemen her pozisyonda durduruldu.Keza İbrahim Üzülmez aynı şekilde.O, değil bir temasta;rakibin rüzgarı değdiğinde kendini yere atıp faul aldıran hareketlerinden gına geldi artık.Diğer kanatta Holosko'nun etkisizliğine Ekrem Dağ'ın Colman ve Alanzinho'yu yalnız bırakmama adına ileri çıkmaması eklenince Beşiktaş bu bölgelerde istediği kadar etkili olamadı.Ernst ve Fink'in kaptığı topları Uğur İnceman ve Holosko'yla buluşturup onların Bobo'yu kaçırma girişimleriyle pozisyon arayan Beşiktaş zaman zaman ofsayt bazen de çoğunlukla Egemen'in yerinde müdahaleleriyle engellendi.

Rüştü pek çoğuna göre yıllardır alışıla gelmiş bir şekilde yine bir kaç iyi kurtarış yaptıktan sonra sakatlandım numarası yaparak çıktı oyundan ancak maç sonu gelen bilgiler 1 ay oynamayacağı şeklinde.Futbolcuların lif atma gibi,kasık yırtılması gibi sorunlar yaşamasını anlarım ancak kalecilerin üstelik soğuk da kalmadığı bir kaç kez pozisyonların içinde kaldığı bir maçta degaj yaparken sakatlanmasını neye bağlamak lazım bilmiyorum.Rüştü'nün vücudu kaldırmıyor artık bu yükü desek yanlış mı olur bilmiyorum çünkü bana sanki bu yaşına gelmiş olmasına rağmen unu eleyip eleği asmaktansa tam performansla çalışan bir profesyonelmiş gibi geliyor Rüştü.Teofilo ile karşı karşıya kaldığında yaptığı iki kurtarış muazzamdı cidden.Beşiktaş taraftarının büyük kesiminin,onun kaleciliğini beğenmediğini biliyorum ama adamlığına karakterine hiçbirinin laf söylemeyeceğini de bizzat tanık oldum pek çok kere.O yüzden okadar alkış aldı bugün çıkarken,sadece kurtarışlar için değil.

Bir söz de Bobo için.Beşiktaş kulübü önümüzdeki dönemde ya Bobo'nun etkili olabileceği bir sistem bulsun,yanına adam almak olsun sistemi değiştirmek olsun yada satsınlar bu adamı.Bu şekilde oynamaktan memnun olmadığı bariz adamın.İkinci yarıda gol gelmedikçe ben Mustafa hocadan Nobre'yi almasını bekledim ancak o tercihini Serdar Özkan'dan yana kullandı.

Sonuç olarak Beşiktaş da şampiyonluk umutlarına veda etme yolunda Galatasaray'a eşlik etmiş gibi görünüyor.Bu halleriyle önümüzdeki hafta Saracoğlu'nda da pek bir varlık gösterebileceklerini hiç sanmadığımı şimdiden söyleyebilirim.Herkesin o çok korktuğu,merak ettiği ''ilk golü Bjk atarsa Fener zorlanır'' senaryosu,Beşiktaş'ın gol atmakta sıkıntı çekmesi durumu ve Fenerbahçe'nin oturttuğu savunma düzeni göz önüne alındığında nasıl gerçekleşecek onu da merak ediyorum ya neyse,göreceğiz bakalım.

Los(t) Galacticos!


Real Madrid bu sezon ne çektiyse '10' lardan çekti..Önce 10 Kasım 2009'da İspanya 3.lig takımlarından Alcorcon ile 4-0'lık yenilginin rövanşında karşılaştılar ve 1-0 galip gelmelerine karşın o gün Kral Kupası'na veda eden taraf oldular.

Tarihler 1 ay öncesini gösterdiğinde Bernebau'da konuk 1-0 lık yenilginin rövanşında Lyon'du.10 Mart'ta oynanan bu maçta Madrid Lyon karşısında bir türlü istediğini oyunu sahaya koyamamış ve 1-1 lik sonuçla turu kaybeden taraf olmuştu.

Dün akşam yine ayın 10'unda kazananın bir nevi dün için küçük ama şampiyonluk için büyük bir adım atacağı karşılaşmada Barcelona'yı ağırladılar.Barcelona o önlenemez gidişini devam ettirdi Xavi'nin iki harika asistini Messi ve Pedro'nun gole çevirmesiyle maçı kazanan taraf oldu.
Guardiola'nın İniesta,Henry ve Bojan'ın 3ünü de yanında oturtması,yerine Puyol'u koyduğu Alves'i sağ açık olarak kullanması kimilerine göre Pep korkmuş sanki olarak yorumlansa da kazanan her zaman haklıdır kuralını hatırlatmak doğru olur sanırım.Real Madrid Barcelona'nın bu taktiğine karşı maç boyu bir çözüm üretemedi açıkçası.

Bunda en önemli etkenlerden biri Van der Vaart'ın etkisizliğiydi.Belki Diarra tercihi hem agresiflik yönünden farklılık yaratabilirdi ama Van der Vaart'ın da son dönemdeki çıkışına bakıldığında yanlış tercih demek pek mümkün de değil o yüzden.

Başta bahsettiğim '10' muhabbetinin son halkası Leo Messi yine golünü attı.2 tane daha fırsatı vardı ancak birinde defans diğerinde de Casillas onu önledi.Ronaldo ise bana sanki Messi golü attıktan sonra bundan psikolojik olarak etkilenmiş gibi gözüktü.Ibrahimoviç'in olmadığı 2.önemli maçta Messi yine üstüne düşeni fazlasıyla yaptı.

Tabi sadece Ronaldo'nun oyunu değil takım olarak Madrid'i kendi sahasında kontra atağa oynamaya mahkum bıraktı Barcelona.Bahis şirketleri bile maç sonunda topla oynama yüzdesinin Barca yönüne olacağına 1.25 oran veriyorlardı varın orasını siz düşünün.İşin defans kısmında da 2-3 yarım pozisyonda dikkatli olunca şampiyonluk adına son 7 maça girilirken en önemli virajı dönmüş oldu Barca.

Real Madrid'li oyuncuların maç sonu açıklama yapan hemen hepsi Barcelona'nın oyun ve taktik olarak bugün için ve genel olarak bu dönemde kendilerinden üstün olduklarını kabul etmişler.Bir tek Ronaldo'nun ''başımızı öne eğmemeli,önümüzdeki maçlara bakmamız gerekiyor henüz halen şampiyonluk elden gitmiş değil'' sözlerine denk gelmek mümkündü.

Fikstüre baktığımızda Barcelona'nın Villareal ve ligin son haftasındaki Sevilla deplasmanları harici zorlanacağı maç yok gibi.Ki bu form grafiğiyle şampiyonluk son maça dahi kalsa Sevilla'yı deplasmanda da yeneceklerine şüphe var demek mümkün değil artık.Real Madrid'in ise en zorlu olarak gözüken içeride oynayacağı Valencia maçı var.7 maç kaldı evet ama Barcelona'nın önlenemez pas trafiği ve halen devam ettirdiği formu ile burdan şampiyonluğu vermesi mucizenin tanım olarak karşılığı olsa gerek.

Oynanmadan önce okadar çok yazıldı çizildi ki açıkçası baktım baktım aynı şeyleri yazmaktansa maç sonunda değerlendirme yapmanın daha mantıklı olacağına karar verdim ki bir nebze mantıklı olduğunu maçtan önce konuşulduğu kadar seyir zevki yüksek bir maç olmamasıyla anladım.Lyon'a elendiğinde Pellegrini gidiyor naraları atılıyordu ancak o bakımdan şimdilik ses yok.Sezon sonu şampiyonluğun kaçtığı resmileşirse gelecek sezon Mourinho'yu Bernebau'da izlemek pek de süpriz olmaz gibi.

Cumartesi, Nisan 10

Corinthians tarihinin 10,000.golü Dentinho'dan

Devre arasında Aykut Kocaman'ın transferi adına Brezilya'da görüşmeler yaptığı ancak Fenerbahçe kulübünün verilecek bonservis bedelini devre arasında yapılacak bir transfer olarak riskli bulup gerçekleşmeyen transferin baş aktörü.Hatta bazı kaynaklarda Fenerbahçe'nin Dentinho'nun bonservisinin %40 civarı bir kısmını menejerliğini üstlenen şirketten satın aldığı bile yazdı.

O dönemden bu yana Dentinho Corinthians'ın en etkili oyuncularından biri açıkçası.Ne zaman Brezilya futbolu ile ilgili haber sitelerini gezsem,maç özetlerine denk gelsem bunu görmekte zorlanmadım.

Corinthians'ın 14 Mart'ta 2-0 galip geldiği ve Roberto Carlos'un da bir gol attığı maçta Dentinho takımın o maçtaki ilk ve kulüp tarihindeki 10,000. golüne imza atmıştı.Bu tarihi olaya istinaden kulüp Dentinho'ya bir plaket verdi ve Dentinho'nun o maçta giydiği ayakkabılardan biri kulübün sitesinde bir geri dönüşüm tesisine yardım amacıyla açık arttırmaya konuldu.1,000$ bedelle başlayacak olan açık arttırmaya kulübün resmi sitesinden katılmak mümkün.

Cuma, Nisan 9

Cumartesi Bahis Tahminleri

Geçen hafta paylaştığım 30 maçta 20 doğru tahmin vardı.Cumartesi maçlarını paylaşıyorum şimdilik Pazar için önerilerim olursa Cumartesi geceden bu postta paylaşırım.

Kryla Sovetov-Saturn >>> under 2.5
Antalya-İ.B.B. >>> x2
Werder Bremen-Freiburg >>> 1
Hannover-Schalke >>> 2
Newcastle-Blackpool >>> over 2.5
Hull-Burnley>>>>1
West Ham-Sunderland>>> 1
Sion-Aarau >>> 1,over 2.5
Xamax-Grasshoppers >>> over 2.5
Austria Karnten-Salzburg>>> 2
Napoli-Parma >>>> 1
Aston Villa-Chelsea >>> 2
Bayer Leverkusen-Bayern Münih >>> over 3.5
Nec-Alkmaar>>>under 2.5
Fiorentina-İnter >>> 1x,Fiorentina(Dnb)
Psg-Bordeaux >>>> 2
Beşiktaş-Trabzon>>> over 2.5
Real Madrid-Barcelona >>> over 2.5



Vallaha mı?

''Türkiye'de futbol bukadar işte.Büyük takımsın,kaliteli oyuncuların var gol bulabiliyorsun..Ee arkada bekliyosun zaten,yemezsen de kazanıyorsun''

Nasıl tespit ama..Bahsi geçen değişkenlerin gerçekleşmesi sonunda neler olabileceğini biz çözemiyorduk Sergen sağolsun bizi bu açmazdan kurtardı.

Perşembe, Nisan 8

Javier Hernandez Manchester United'da!


Javier ''Chicharito'' Hernandez Balcazar.. Manchester United'ın Dünya Kupası öncesinde anlaştığı ve muhtemelen bir sorun çıkmayacak çalışma izninin de halledilmesi sonrası kadrosuna katacağı kulüp tarihindeki ilk Meksikalı olacak.

Meksika'nın Chivas kulübünde oynayan Hernandez bu sezon forma giydiği 11 maçta 10 gol atma başarısı gösterince Dünya Kupası'nda yer alması garanti olmuş.2009 yılıunda ilk kez giydiği milli takım forması altında da 4 maçta 4 gol atma başarısı göstermiş.88 doğumlu kendisi.Ne diyelim bu genç yaşında adaptasyon sorunu da yaşamazsa ki Meksikalı futbolcular genelde yüksek fizik güce sahip isimler oluyorlar Premier Lig'in tempolu oyununa ayak uydurmakta çok sorun yaşayacağını da sanmıyorum.

Transferin Dünya Kupası başlamadan önce bitirilmiş olması da, Chicharito takma isimli futbolcunun göstereceği performans sonrası diğer kulüplerin transfer girişimlerinin önüne geçmek adına çok yerinde bir hareket olmuş.

Manchester bu transfer için 6 milyon pound civarı bir bedel ödeyecek.Ayrıca bu anlaşmanın bir parçası olarak önümüzdeki sezon hazırlıkları kapsamında Chivas takımının 45,000 kişilik yeni stadının açılış karşılaşmasında da yer alacak.

Manchester United taraftarları Hernandez'in yeteneklerini izlemek için Dünya Kupası'nı yada önümüzdeki sezonu beklemek zorunda kalmayacak zira İngiltere Wembley stadında 24 Mayıs'ta Meksika'yı ağırlayacak.

Demek ki 15-20 milyon € lar verilmeden de gayet genç ve yetenekli isimler alınabiliyormuş.Bunu bir kez daha görmüş olduk bu transferler.Pek tabi Manchester United'ın bu tarz bir oyuncuyla ilgilenmesi ile Türk takımlarının ilgilenmesi farklı bir durum ama scouting sisteminin önemi,oyuncuyu uzun süredir takip ediyor olmak transfer için istekli olmak pek çok şeyi kolaylaştırabilir.Kulüplerimiz ne zaman bu tarz hareketleri örnek alacak,ne zaman biz de ülkemize böyle yetenekli bir ismin genç yaşında geldiğini göreceğiz çok merak ediyorum.Bunu yapmanın okadar da zor olduğuna inanmıyorum.

ManU:3-Bayern Münih:2 {Tipik Almanlar}


Basketbolda daha sık kullanılır 'ayağını kurmak' tabiri..Özellikle köşede yada forvet mevkisinde çapraz pozisyonda forvet oyuncusunu ayağını kurar topu aldığında da atışı yapar ve sayıya çevirir genelde.

Robben bunun futbol versiyonunu gösterdi bizlere.Bu golle de turu aldılar.Yazık oldu Manchester'a.6.dk da 2-0'ı yakalamak hatta 3-0'ı da bulmuşken turu vermek.Belki de bu golde değil de ilk yarının sonunda yedikleri golde gitti tur.O gole rağmen 3-1 le turlayan ManU olsada düşmüştür Manu'lu oyuncuların içine bi kurt.Bayern'in Klose ve Gomez'i kenarda oturtması ve Rooney'in oynaması sonrası Manchester'ın tur atlayacağına ciddi ciddi inanıyordum ama deplasmanda alınan 2-1 lik yenilgide atılan o 1 golün okadar da avantaklı olmadığı belli oldu bir kez daha.

İki not daha:

*Manchester'ı Old Trafford'da bu sezon şampiyonlar liginde yenen tek takım Beşiktaş oldu.
*Rooney'in ilk yarıda bileğinin burkulur gibi olmasına sebep olan ve sakatlandığı bacağına tekme atan Van Buyten'e sevgi dolu! sözcüklerimi maç sırasında iletmiştim bi de buradan dile getirmek istedim.

Çarşamba, Nisan 7

..kunu çıkardın hee!!

Tamam İbrahimoviç yoktu.Tamam karşısına sakatlıklar sonucu Silvestre geldi Arsenal'in stoperi olarak bu da onun avantajınaydı.Zlatan olmayınca da gol atmasını beklemek normaldi.Hatta ben dün okulda dedim 1 golden fazla atara 1e8 veriyo oynamak lazım diye.

İlk golde topu bir şutu çekerken görüyoruz bir de ağlarla buluştuğunda.3.golde tüm gücüyle depar atarken bile topu ayağının yarım metre önünde tutabilmesi,aşırtmayı yaparken ayağının ayarını fazla kaçırmaması ve son gol! Son golde arkasında kalan rakibini bekleyip tekrar hızlanarak onu geçmesi,gol vuruşu vs vs.

Pele'yi Maradona'yı izleyemedik belki ama bu adamın sakatlık olmazsa futbol oynayacak en az bi 10 senesi daha var ve bence şimdi ilkokula giden çocuklar çok şanslı.Biz de öyle tabi.

Ama herşeye rağmen ayıp be kardeşim.İlk yarıda hat trick yapıyorsun iyi güzel de tadında bırak işte tamam maç topunu da vercekler işte sana,karşındaki zaten düşmüş bi tekme daha atma ezme bukadar.Arsene Wenger bile çıkıp ''play station bile bundan daha gerçek'' diyebiliyorsa bizim daha fazla söyleyecek sözümüz olamaz.

[Gollerin videosunu uefa her bulduğu yerden siliyor linki yenilemekten yoruldum o nedenle sildim]

Ayaklarına kurban{Andrew Halliday}


Andrew Halliday..Futbola başladığı Rangers altyapısından 2006 yılında ayrıldıktan sonra geldiği İskoçya Division 3 takımlarından Livingston forması altında ilk resmi maçında Nisan 2008'de çıkmış.Bu yıl 24 maçta attığı 12 golle takımının Division 3 te liderliği ele geçirmesinde büyük payı olan 91 doğumlu 18 yaşındaki golcü oyuncu,bu akşam takımının evinde 750 civarı seyirciye oynadığı maçta son uzatma dakikasında attığı golle takımına şampiyonluğu getirdi ve benim aşağıdaki kuponumun tutmasını sağladı.Kısa da olsa burda yer verip arşive eklemek istedim bu çocuğu.Ayağına sağlık Andrew!

Salı, Nisan 6

Hangi mandıradan aldılar sizi?

100 yıldan fazla olmuş Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti varolalı.Hoş son 10 yılda iş boyut değiştirdi.Birbirine düşman iki ekibin savaşı gibi,iki zıt cephe gibi birşeye dönüştü.

İyi güzel Türkcell çok Süper Ligimizde ikimizden birinin yaptığı puan kaybına sevinelim.Hadi dalga geçmesine de varım.Ama anlamıyor musunuz lan? Edirne'den sonra kimse Fenerbahçe,Galatasaray,Beşiktaş bakmıyor.Türk takımı diyorlar.Türkiye'den diyorlar.Türklerle dalga geçerken 'ehehe nası koydu ama Liverpool Beşiktaş'a demiyorlar,nası koyduk ama Türklere diyorlar'.

Fenerbahçe Acıbadem Avrupa'da finale çıkmış,finalde 2-0 dan 2-2 yi yakalamış 3.5 atıyor kimisi,aman kazanmasın takım diye.Hasta mısınız bilader?Maç sonu nası koydular ama diye mesajlar geliyor Fenerbahçe taraftarlarının telefonuna.Uefa'yı aldınız 10 sene oldu,hala dinliyoruz Avrupa'nın kralı olduk laflarını..Sabrediyoruz ama dimi.Beşiktaş gitti 8 yedi hiç mi üzülmediniz? O zaman da 9 olsun 10 olsun falan mı diyordunuz? İnönü'de Fenerbahçe'nin 3 yediği maçtan önce 8jk yazacak kadar zekası olan Kazım kadar bile aklınız yok demek ki..

Bugün Sivas'ta şampiyonluk umutlarını tüketti Galatasaray.Yukarıdaki fotoda Atletico Madrid maçında yapılan koreografiyi görüyoruz.Ben ve pek çok Fenerbahçe taraftarı o tarz bi şovu yapanların hakkını teslim eder.Etti de ben gözlerimle gördüm.Keza Lille maçında Fenerbahçe tribünlerinde Grup CK ve Vamos Bien gruplarının yaptığı şovu pek çok Galatasaraylı arkadaşımın takdir etmesi gibi.

Peki bu akşam Sivas maçından sonra forumlarda dönen ''Bursa'ya gol atan Galatasaraylı o. çocuğudur! Volkan'ın popo stopunu unutup oynayan futbolcu adam değildir!'' muhabbeti nedir? Yada haftaya Diyarbakır'a da yenilelim Sivas küme düşsün muhabbeti? Böyle gerizekalıların yaptıklarını elbette tüm taraftarın üzerine atmamak lazım ama nerde varsa böyle aptal herifler,bunları temizlemek stadda tribünden sahaya bişeyler atan,oyuncusunu ıslıklayan,küfür eden taraftarını uyaran ve uyarması gereken her akıllı taraftarın boynunun borcudur.


Galatsaray Bursa'ya yatsa nolacak?10 sene Uefa'nız konuşuldu,öyle bir durumda 100 sene sizin yatmanız konuşulmaz mı,hiç mi beyniniz yok sizin?Nerden geldiniz ki,hangi mandıradan aldılar sizi bilemedim?Yuh be!



(Forum kısmı haberinin kaynağı:benfenerbahçeliyim)

Newcastle United Premier Lig'de!


Geçen yıl 'düştü,düşüyor yok yahu düşürmezler koskoca Newcastle' sözlerinin akabinde 118 yıllık tarihinde ilk defa Premier Lig'den Championship ligine düşüyordu.Üstelik bu hikayenin son maçı daha bir dramatikti.Ligin son maçında Aston Villa karşısında kendi kalelerine attıkları golle 1-0 mağlup olarak küme düşmüşlerdi.Maddi olanakları İngiltere'de ki pek çok kulüpten iyi olan kulübün küme düşmesi 50-60 milyon sterlin gibi bir zarar getireceği söyleniyordu.

Newcastle United; İngiltere'nin nüfus bakımından 20. sırada olan Newcastle upon Tyne şehrinin takımı olmasına rağmen Premier Lig'de olduğu yıllar boyunca maçlarını oynadığı 52.000 kişilik St.James' Park'ta sağladığı seyirci ortalamasında hep üst sıralarda olmuş bir kulüp.Son 10 yılda Premier Lig'de 3.en çok seyirci ortalamasına sahip takımdılar.

Sonları Leeds United'a benzeyecek deniliyordu ancak öyle olmadı.Newcastle United'ın Championship hikayesi sadece 1 yıl sürdü.Ligin 42.maç gününde 1 maçı eksikken,en yakın rakibi West Brom'a 4 puan,3.sıradaki Nottingham Forest ile 15 puan fark varken Nottingham'ın erken saatlerde Cardiff ile berabere kalması sonucu akşam oynayacağı Sheffield United karşılaşması öncesi Premier Lige çıkmayı garantiledi.

Normal şartlarda şampiyonluğu önceden garantileyen takımların son maçlarından oluşabilecek olası rahatlık sonucu puan kaybı olması muhtemeldir(Fenerbahçe taraftarı son maçta kaybedilen Konya maçını hatırlayabilir).Dün akşam da böyle bir gece yaşanmak üzereydi.Maçın ilk yarısında amaçsız Sheffield United takımı St.James' Park'ta 0-1 öne geçti ancak ilk yarının son dakikasında kazanılan penaltıyı Peter Lovenkrands'ın gole çevirmesi ve ikinci yarıda tecrübeli golcü Kevin Nolan'ın attığı golle bu güzel geceyi 2-1 önde kapadı Newcastle United.Küme düştükten sonra ayrılan Duff,Viduka,Martins,Owen gibi isimlere rağmen halen Alan Smith,Joey Barton,David Guthrie,Lovenkrands,Wayne Routledge,Jonas Gutierrez,Coloccini,Kevin Nolan gibi kaliteli isimlere sahipler.

Maç sonu yaşanan sevinç görüntüleri görülmeye değerdi.Böyle diyorum çünkü Premier Lige yükselmeyi garantiledikleri akşam evlerinde taraftarlarına galibiyet hediye edeceklerine inanmıştım ve maçın ikinci yarısını ve sonrasını bende izledim.Kazanarak bana da kazandırdılar sağolsunlar ;)

Şaka maka Newcastle United tarihiyle taraftarıyla büyük bir klüp,sevdiğim bir klüp.Her nekadar geçen yıl artık kazanırlar,zamanı geldi,tamam artık bu maç yenecekler diye diye çok kez kaybettirdiler bana ve etrafımdakilere ama olsun Premier Lig onlar olmadan olmaz.Ee darısı Leeds'in başına..

Game Over!



Galatasaray 19.haftada 2-1 galip geldiği Denizli deplasmanından sonra üst üste 5.deplasmanından da 3 puan göremeden ayrıldı ve zaten azalan şampiyonluk ümitlerine bence bu kez veda etti.

Maç pazartesi olduğu için gitmek planımda yoktu ancak akşam 6 da başlayan dersin sıkıcı geçmesi sonucu çıkıp maça gidelim dedik.Stadın önünde kapalı bileti satmaya çalışan has Sivaslı iki ağır abinin 'kale arkası bitti gençler kapalı verelim' sözüne kanıp gişeye sormasak play station oynamaya doğru yol alacaktık.

Stada girip kale arkasındaki yerimizi alınca Galatasaray'ın kadrosu şaşırttı açıkçası beni.Jo'nun grip geçirdiğini okumuştum,Elano'nun sakatlığı var mıydı bilmiyorum ama gündüz haberlerde verilen muhtemel kadrolarda sahada olacakları söyleniyordu.Sahadaki kadro ise bambaşkaydı.Sanırsınız Galatasaray Real Madrid deplasmanına çıkıyor.Rijkaard; Ayhan-Topal-Barış-Sarp-Santos ile oluşturduğu orta sahanın önüne Keita'yı forvet olarak koymuştu.

Bu takıma Jo neden alındı? Peki Elano? Sivasspor'un 29 haftadır oynadığı futbol belli.Hadi tüm maçları geçtim Rijkaard sırf Fenerbahçe'nin Sivas'ta 5-1 galip gelidği maçı izleyip ordan feyz alarak oluştursaydı kadroyu böyle olmazdı.Koca sezonu defans yaparak geçiren ve bu şekilde aldığı puanlarla ligde kalmaya çalışan ekipler ancak bu şekilde 'orta sahayı basan adamlarla dolduralım da önce yemeyelim' anlayışıyla oynar.İlk yarı yine Santos'u 2-3 kere kaçırmayı başardı Galatasaray sol açık gibi oynayan Ayhan'ın tarafından hiç gelemediler zaten.Ayhan'ın ortaya kaydığı pozisyonların birinde Barış'a verdiği verkaç pasının sonucunda öne de geçtiler.

İkinci yarı başlar başlamaz Jo-Elano ve ne alakaysa Gökhan Zan ısınmaya başlamışlardı.70 gibi Jo,80 gibi de Elano girdi.İkinci yarı abartmadan sölüyorum Sivas tek kale oynadı desem yalan olmaz.Ne golü atan Barış,ne çakma sol açık Ayhan ne de ofansif orta saha görevindeki Mustafa Sarp bir varlık gösteremeyince Sivas, yakın rakipleri Denizli ve Diyarbakır'ın kaybetmesinden de olsa gerek puan almaya inanmış bir şekilde gelmeye başladı Galatasaray üzerine.

Tribünden izlerken 'şişir şişir nereye kadar,Neill ile Servet gibi iki adamdan top indirmek kolay mı' diye düşünüyordum ancak tek başına Mehmet Yıldız özellikle Servet ile girdiği ikili mücadelelerin neredeyse hepsinden galip çıkarak bu topların önde tutulmasını sağladı.Oyuna girerken beraber izlediğimiz arkadaşlardan birinin; 'bu da İstanbulspor'dan sonra kayboldu' sözümden sonra 'serseri' olarak tabir ettiği Faruk'un şutunu Aykut'un sektirmesinin ardından Sivas'ın gururu Mehmet Yıldız'ın golüyle düşmeme adına önemli bir puanı aldılar.Sivasspor'un sahadaki tek kötü ismi Cihan Yılmaz'dı benim gördüğüm kadarıyla.Mesut Bakkal'ın gelişini eleştirmiştim ancak görülen o ki hoca değişikliği genelde olduğu gibi Sivas'ı da olumlu etkiledi ona da hakkını teslim etmek lazım.Yabancılardan Petkovic dahil 3 ismi kadroya almaması,ilk 11'de yalnız Keita'ya yer vermesi onun dışındaki yabancıların da Kamanan ve Agbetu gibi etkili sayılabilecek isimlerden olması alınan sonuçlara bakılınca doğru tercihler olarak görülüyor şimdilik.

Galatasaray şu maçtan galip ayrılsaydı bile bundan sonrası adına umut beslemeleri ne derece doğru olurdu bilmiyorum.Haftasonu bloglar arasında gezinirken derbiden önce puan hesabı yaptığında Galatasaray'ı şampiyon olarak çıkaran bir blogger'ın tekrar yaptığı hesaplarda Fenerbahçe'yi şampiyonlukta favori çıkardığı ancak eğer olursa dahi Fenerbahçe'nin bu sezon oynadığı futbolla bunu haketmeyerek kazanmış olacağını söylemişti.Galatasaray'ın sırf derbide ve şu maçta oynadığı futbollar ligin en kritik dönemlerinde,kalitenin ortaya konulması gerektiği yerde varlık gösterememesinin adı 'haketmek' mi olacaktı acaba? Varsın 3.hesaplamasını ve kim neyi hakediyormuş Fenerbahçe'nin son 2 haftadır oynadığı istekli futbolu da gözönüne alarak hesaplasın bir zahmet.

Sonuç olarak Galatasaray bence Rijkaard'ın yanlış tercihleri sonucu az miktarda varolan şampiyonluk şansını da yitirdi.Rijkaard bu ülkeye gelirken bir sistem,bir karakter oluşturacağı düşünülüyordu ancak görünen o ki Rijkaard'ın şampiyonluk zora girdiğinde takımı karakterinden vazgeçiren bir yapısı varmış.

Son olarak dikkatimi çeken başka iki şey; bu şehrin halkı Galatasaray'dan nefret ediyor resmen.Bu akşam stadda gördüğüm tepkiler sanki yabancı bir takımla oynanıyormuş gibiydi.Ne Fenerbahçe ne Beşiktaş hatta Sivas'ın her daim çekişme içinde olduğu şehrin takımı Kayseri bile bu stada geldiğinde böyle tepki görmedi bu güne kadar.

İkincisi de Keita'nın bu çirkeflikleri aynı işten ekmek kazanan bir meslekdaşını sakatlamasıyla falan son bulacak heralde.Yasin'in kaval kemiğine bastığı tekmede ayağı mı kırılsaydı?Hayrettin'e attığı dirsekte boğazına kaçan dili kısa sürede düzeltilemeseydi mi farkına varılacaktı bu adamın pis oyunlarına? Yakışmıyor bu adam.Galatasaray ezeli rakiptir evet ama sonuçta bu ülkenin büyük camialarından biridir ve o camianın formasını taşımaya yakışmayan bi adamdır Keita bence.Galatasaray yöneticileri hala bu tür davranışlardan sonra bile Keita'yı bu formaya yakıştırabiliyorlarsa kendi karakterlerini de ortaya koymuş olurlar diye düşünüyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...