STSL 2011-2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
STSL 2011-2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 13

Bursaspor:0 - Fenerbahçe:2


Yıllar süren üstünlük sonrası belki de ilk kez ezeli rakibin favori olarak çıkıp 3 puanı almayı başardığı derbi sonrası hasarı telafi etmek,taraftarın ve oyuncuların Temmuz ayında patlak veren operasyon yüzünden sabırsızlıkla beklediği Trabzon maçı öncesi güven ve moral depolamak adına önemliydi Bursaspor maçı.

Uzun zamandır süregelen dengesiz halleri derbide zirve yapınca isyanların 1 numaralı odağı haline gelen Bilica kadro dışı,yerinde bizim onu merakla beklediğimizden daha çok 11'de oynayacağı gün için sakal bırakma totemine girerek iple çeken Serdar Kesimal sahadaydı.TT Arena'da sağ açıkta yitip giden Bienvenu'nun yerine Semih 11'deydi ki maç öncesi böyle kritik Anadolu deplasmanlarının çoğu kez kurtarıcısı olduğunu gözönünde bulundurarak olsa gerek ki gol atacağını da hissetmiş ve dile getirmiştim.Son haftaların formda çocuğu Stoch ta 11'deydi tek kusur Özer'di bana göre.Özer'e olan kredim tükendi ve artık maçı izlerken yaptığı en ufak bir hatada negatif düşünceler açığa çıkıyor,bu şüphesiz yanlış,kendi de taraftarın çoğunun artık böyle düşündüğünün farkında olacak ki baskı da var üstünde.Bilemiyorum ancak çok büyük sürpriz olmazsa Özer'in bu dakikadan sonra farklı bir çizgiye çıkarmasını beklemiyorum oyununu.Formda bir Topuz'u kesebilecek düzeyde olamadı hiç.

Keza Selçuk'un dün özellikle ilk yarıda yine 4-5 basit top kaybı yapması ve bunların 2 tanesinin pozisyon olması dikkat çekti.Fenerbahçe'nin piyasada adı geçen yerli genç yetenekleri kadrosuna katması için bence çabuk davranması gerekior.Alper Potuk ve Özgür Çek isimleri ilk planda.Zaten teknik kadro ve yönetimin de gündeminde olduğunu düşündüğüm bu isimler takıma katılırsa Selçuk'un artık miyadını doldurduğu ve Emre Belözoğlu'nun muhtemel ayrılığı durumu gözönünne alındığında çok faydalı bir iş yapılmış olur.

Bursa deplasmanında maçlar genelde tempolu ve keyifli geçiyor dün de maç öyle başladı 8 dakikada 2 net pozisyon yakaladı Fenerbahçe.Daha sonraki 20 dakika boyunca Stoch'un Bursa sağ kanadını felç edişini izledik.Stoch okadar hızlı ki o koşusunu yapıp ara pasını ceza sahası civarında aldığında yardımına koşan diğer sarı lacivertli futbolcuların gelmesi 4-5 saniyeyi buluyor.Sezonun ilk maçlarında da bu pozisyonları buluyor ancak tercih hatası yapıyor yada skora katkı edecek türden hareketleri göremiyorduk.Son maçlarda bunu çok yüzdeli bir şekilde yapmaya başladı,attığı şutların yarısından çoğu kaleyi buluyor ve şimdiden 4 golü oldu bile.Dün de attığı golde daha Alex topu alır almaz sol kanattan deparını yaptı Alex'in Gökhan'ı düşündüğünü görünce direk içe kat etmeye başladı ve ceza yayına koşu yapan Alex'ten önce oraya gelip gol vuruşunu yaptı ki oraya gelişi,gol vuruşu zeka ve klas fışkırıyordu.

7-8 net pozisyon buldu Fenerbahçe,pozisyon da verdi vermedi değil,0-0ken Gökhan'ın çıkardığı top var.Serdar'ın maçta hatalı 1-2 hareketinden biriydi bu.Topu uzaklaştırıyım derken rakip oyuncuya gitti pozisyon oldu.Serdar gerçekten farkını hissettiriyor.Bir kaç maç daha oynadığı takdirde uzun yıllardır yabancılardan oluşan stoper ikilimize bir Türk oyuncu adını yazdırmış olacak.Fiziği,ayağına hakimiyeti,her zaman olmasa da soğukkanlılığı.Yobo da yine iyi maçlarından birini çıkardı.Sene sonu kesinlikle bonservisi alınmalı artık.

Bursaspor takımını Sivas deplasmanına geldiklerinde canlı izledim.Ve 2 sezon öncesinin şampiyon takımının o takım olduğuna inanamadım.Gerçekten çok kötüydüler.Biraz Turgay çırpınmıştı okadar.Dün de durum pek farklı değildi.Son 4 maçında 1 galibiyet almış bu maça bilenmiş denilen bir takımın bu denli etkisiz,kopuk,dağınık olması akıl alır gibi değil.Şampiyonluk ve yayın gelirleri ne derece doğru kullanıldı bunları ciddi ciddi oturup tartışması gerekiyor Bursa'nın.Takımda Scott Carson,Ndiaye ve Ozan İpek dışında iş yapan futbolcu yok.ne Bangoura ne Tagoe bu takımın golcüsü olacak kapasitede değiller Insua ve Batalla da eski formlarından çok çok uzaklar.

Önemli bir 3 puan oldu Fenerbahçe için.Dünle ilgili tek can sıkıcı konu derbide olduğu gibi bu maçta da saha içinde tartışma yaşayan Emre Belözoğlu mevzusu.Ki bugün de geçtiğimiz saatlerde kadro dışı bırakıldığı haberi geldi.Bunu ayrı bir postta inceleriz zira her kafadan ayrı bir ses çıkıyor konuyla ilgili.

Perşembe, Aralık 8

Galatasaray:3 - Fenerbahçe:1


Galatasaray 2000 yılında Uefa kupasını kaldıran kadrodan sonra geçen 10 yıllık süreçte takım oluşturmakta oldukça zorlandı.Fenerbahçe'nin kupayı alan takımı Johnson'ın golüyle 1-0 mağlup ettiği maçla başlayan,iki takım arasındaki rekabette ibrenin Fenerbahçe lehine döndüğü 10 yıllık bir süreç geçti.Saracoğlu'nda Galatasaray'ın son yıllardaki en iyi topunu oynamasına rağmen 0-0a razı kalması ve maç sonu Sabri ile taraftarın galip gelmişçesine üçlü çektirmesi bu rekabetin boyutunu ortaya koyan cinstendi.

Geçtiğimiz yıl Galatasaray'ın tarihteki en kötü sezonlarından birini yaşamasının ardından bu sezon yapılan revizyon sonucu kaliteli bi kadro oluşturulduğunu söylemek mümkün.Elmander-Baros gibi iyi hücum silahları Eboue,Engin,Melo,Ujfalusi gibi dirençli,mücadele gücü yüksek,Selçuk gibi teknik kapasitesi ve pas kabiliyeti yüksek,Muslera gibi zaman zaman basit goller yese de kaliteli bir kaleci ile kurulan kadro haftalar geçtikçe oyununu da oturtmaya başlamıştı.

Bu bahsettiğimiz oturma olayı bugün Fenerbahçe karşısında son yıllardaki galibiyet açlığının getirdiği istek ile de birleşince Galatasaray'ın bu sezon oynadığı etkili oyunlardan birini izledik.

Maçın henüz başlarında Volkan'ın çıkardığı net pozisyonlar gelen golü habercisi idi.Ancak çıkardıkları için ne kadar övmek gerekirse de yediği ilk iki gol için Volkan'ı eleştirmek mümkün.İki golde de topu altından kaçırdı.Bu hataya yediği gollerde sık denk gelmek mümkün.

Bienvenu için iyi şeyler yazdım,beklentilerim olduğunu vurguladım.Bugün Aykut hocanın tercihi sağ kanatta şans buldu.Öyle olunca Gökhan hem hücum hem savunmada yapayalnız kaldı,sağ kanat felç gibiydi.Aykut hocanın kredisi bende sonsuzdur ancak devre arası yaptığı değişiklikleri; Alex uçta kaldığında top tutmakta zorlandığımız ve Bienvenu'nun sağda etkisiz kaldığı gerçeğini daha erken kabul edip öne çekmeliydi.Bienvenu'ya da yüklenmenin anlamı yok o pozisyonda verimli olmasını beklemek zorlamaydı,ilk yarı tüm takım kötüydü zaten ekstra bi etkisizliği yoktu.

Gelelim maçı kaybetmemizden kat be kat fazla takıldığım ve şu saat olmasına rağmen hala sinirimin geçmek bilmediği,kabullenemediğim Bilica mevzusuna.Fatih Terim'in 19 yaşında olması ve lig tecrübesi bulunmamasına rağmen güvenip 11'e koyduğu gelecekte muhtemelen milli takımın stoperlerinden biri olacak Semih Kaya zor durumda hiç çekinmeden,gocunmadan topu taca atabiliyorken bizim 30'luk Bilica'nın yaptıkları çoktandır taşmış olan bardağa düşen damlalardan başka bişey değildi.Kulübe geldiği güne lanet ettim gerçekten.Fenerbahçe tarihinde bu kadar sinir bozucu bir futbolcu olmamıştır.Serdar Kesimal 18'e girece kadar iyiyse artık oynasın,eğer Kocaman yeterli kapasitede olduğunu düşünmüyorsa Lugano geri mi döncek biri mi alınacak napılacaksa yapılsın ben taraftarın neredeyse tümünün bu adamı izlemek istemediğine eminim.

Galatasaray hakettiği bir galibiyet aldı.Fenerbahçe'nin maç sonu soyunma odasında kenetlenmesi ve toparlanmak gerektiği konusunda takımın fikir birliğine varması,tesislere dönüş yolunda taraftarın takımı karşılaması,desteğin skora bağlı olmadığını göstermesi ve transfer yanlısı olmayan yönetimin artık gerekliliği anlamış olması gerektiği gerçeği göz önüne alındığında hayırlı bir mağlubiyet olmuş olabilir.

Herşeye rağmen puanlar eşit ve bence bu takım beklentilerin üzerinde performans gösterdi bu haftaya kadar.Kadro kalitesi yapılacak takviyelerle birlikte hala ligi rahatlıkla zirvede bitirebilecek düzeyde.Ancak transfer şart.

Cuma, Kasım 4

Sivasspor:2 - Fenerbahçe:0 //Kaçınılmaz Son


''Elbette Fenerbahçe de yenilebilir ama bu kadar kötü oynamaya hakkı yok''...

Maç sırasında twitterda en çok denk geldiğim cümleydi.Bunu söyleyenler zannedersem bu takımın biri İnönü deplasmanında ligin o haftaya kadarki en tempolu maçını,3 gün ardından da iç sahada 85 dakika 10 kişi insanüstü mücadele vererek kazandığı 2 maçı geçtiğimiz 7 gün için oynayan takım olduğunu unuttular.Ve bugün izlediğimiz Sivas deplasmanının da 8.günde çıkılan 3.maç olduğunun.

Yönetici ve denetleyici görevini üstlendiği liginin Şampiyonlar Ligi temsilcisinin grup maçının olduğu güne ve hatta neredeyse saate 1 aydan fazla bir süre önceden ülkenin 1 numaralı derbisini koyarak işini ne denli iyi yaptığını gözler önüne seren federasyonun fikstür düzenleme konusundaki acizliği sahada canını dişine takan etten kemikten yapılma bünyelerin bir noktada zor şartlarla karşılaştığında mücadelesini 1 seviye arttırmasını mümkün kılmıyor malesef.

Bu hakkını Karabük maçında kullanmıştı Fenerbahçe;Sivas gibi dışarda 10 dakika yürüdüğünüz an yanaklarınızın soğuktan kararmaya başladığı bir şehirde 2 gündür yağış yemiş bir zeminde ligin sertliği en çok seven ve taktiğinin bir parçası haline getiren takımına karşı normal mücadelenizin üstüne koymanız gerekirken yapamıyorsunuz.Üstüne net bir şekilde ofsayttan yenilen golle planlarınız alt üst oluyor belki yenilmezlik ünvanının devamı için bu şartlarda gol için en çok umutlanabileceğiniz noktalar olan duran topları da iyi değerlendiremiyorsunuz zira bu konudaki usta ayağınız önceki maçınızda haksız yere atılmış.Yine federasyonun acizliğinden ertelenen lig fikstürü,boşa giden kamp çalışmaları,üstüne değişen lig statüsü yüzünden sıkıştırılan maçlar adale sakatlıklarını kaçınılmaz kılınca sezon başından beri yakanızı bırakmayan aksilikler bu kez formuyla ''gelen gideni aratır'' deyimini çürüten istikrarlı transferinizi vurupta yerine koyduğunuz isim maçın geride kalanında takımın en kötülerinden olunca 27 maçlık yenilmezlik apoletini bir kenara bırakmak zorunda kalıyorsunuz.

Alex'in yokluğunda şans bulan Sezer'in üstündeki baskı her halinden okunuyordu.Sezer kaliteli bir oyuncu ancak bunu gösterebilmesi için özgüvenli bir şekilde oynayabilmesi gerek.Hala Bienvenu'ye boş adam diyenler var bence futbol izlemeyi bırakıp gidip golf falan gibi daha relax sporlar takip etsinler.Bir Niang olmadığı kesin an itibariyle ancak potansiyeli olduğu çok açık topları ezmiyor,kolay kolay kaybetmiyor baskı altında adam geçebiliyor bunlar ilerisi için umut verici şeyler.Baroni artan performansı ile övdüğümüz Baroni'den çok uzaktı.Kayseri yıllarından olacak bu şartlara alışkın Topuz sahada çubuklu forma ile yer alan futbolcular arasında en çok mücadele eden isimdi.Emre silikti.Volkan 2 golde de sıfıra yakın açılardan basit goller yedi bence daha iyi yer tutabilirdi diye düşünüyorum.Golü yiyip Ziegler sakatlandıktan sonra yapılan Stoch değişikli de düşünüldüğünde 2.yarı göbeği Selçuk-Baroni ikilisine bırakıp Emre'yi Alex konumuna çekmek yapılacak en mantıklı hamleydi.Zira formsuzluğu zirve noktasında olan Semih'in 2.forvet olarak erken alınması Sivas'ın ekmeğine yağ sürerdi.

Sivasspor'un mücadelesi ve oyununu es geçmemek gerek.Bu sezon Kamil Grosicki'nin önderliği ve Eneramo'nun göze çarpan yükselen çizgisi ile keyif veren bir futbol oynuyor Sivas.Bugün öne geçtikten sonra dahi büyük takımlara karşı öne geçtikten sonra kapanan Anadolu takımlarının aksine önde basan bir anlayış içinde olmaları bunun göstergesi.

Bir Sivasspor maçı ile başlayan 27 maçlık seri yine bir Sivas deplasmanı ile sonuçlandı.Bu yenilgi uzun maratondaki duraklardan yalnız biri ve bırakılan 3 puana rağmen haftayı lider olarak tamamlamak anlamlı olsa da geçen hafta Alex'in atılmasına neden olan hatalı hakem kararları o maçtan bu deplasmana taşınan yorgunluğun sebebi olarak gayet tabi gösterilebilir.Keza bugün Sivasspor'un ilk golünün net ofsayt olduğu düşünüldüğünde daha ligin 3te1i tamamlanmamışken hakemlerin durumlarının hiç de iç açıcı olmadığı gerçeği düşündürücü.

27 maçtır bugünü bekleyen bazı kesimler Fenerbahçe'nin aldığı bu mağlubiyet merkezli espriler üretmekte tüketecekleri nefeslerini hakemlerin kötü yönetimlerinin sürüyor oluşunun farkına varıp o konuda değerlendirse kendileri adına da daha hayırlı olur kanaatindeyim.

Pazartesi, Ekim 31

Fenerbahçe:1 - Karabük:0


Futbolda her maçın bir hikayesi vardır.Pek çok maç önceden öngörüldüğü tahmin edildiği gibi favori olan takımın kazanması ile sonuçlanıyor,bazı maçlarda erken gelen gol,topun bir türlü kaleye girmemesi,sakatlıklar vb nedenlerle sürpriz sonuçlarla bitebiliyor.Bugün erken çıkan kırmızı kartla seyri tamaen değişen bir örneğini izledik Saracoğlu'nda.

Maç başladığında dışardaydım eve varıp laptopu açtığımda 20.dakika geçmiş,maçın asıl aksiyonları olmuş bitmişti bile.Alex'in kırmızısından başlayalım.Dürüst olmak gerekirse Alex'in Fenerbahçe forması giydiği 8.sezonu izliyoruz ve geride kalan 7 sezonda 2-3 kez bilerek yaptığı çaktırmadan taban basmalarına şahit oldum.Bunları kesinlikle savunmuyorum ancak bunca sezon oynadığı sayısız maçta kendisine yapılan itme,çekme,tekme,dirsek,taban gibi hareketler düşünüldüğünde 7 sezonda 3 kez inceden basmasına bişey diyemiyorum.Dün akşam da pozisyonu ilk gördüğümde yine çaktırmadan dirseği koyuyor diye düşünmüştüm.

Maç bitip tekrarını izlediğimde net bir şekilde dirsek atmadığını sadece kolunu açıp arkasından kendisini çeken rakibinin daha fazla yaklaşmasına engel olmaya çalıştığını görüyoruz.Kolu sabit bir şekilde açık olarak duruyor.Basketbolda bu hareket serbesttir.Topu kollarınızı vücudunuzla 90 derece yapacak şekilde dirsekleriniz açık olarak tutabilir ve kolunuzu kendi ekseninizde savurabilirsiniz.Topu tutan oyuncunun vücudunu çevreleyen bir çember olduğu varsayılır ve rakip oyunucun o çembere girmesi,muhtemel o dirseği yemesi topu tutana değil rakibe faul getirir.

Futbolda bu hareket tabi ki serbest değil.Kolu normalden açık bir şekilde engellemek için tutarsanız karşılığı sarı karttır.Alex'in kasıtlı olmadığı açık ve maçın başında verilen bu haksız kırmızı daha 6.dakikada maçın seyrini inanılmaz değiştirdi.

Hakem Aytekin Durmaz kontrolü kaybetti.Kırmızının hemen ardından Caner ve Emre'nin sertliklerine Emre'nin ilk yarı sonuna kadarki agresifliğine kart gösteremedi.Gerektiği yerde kartı çıkaramadı tamamen alakasız bir yerde Emre topun havası inik işareti yapıp top toplayıcı çocuğa değişim için attığı an sarı verdi.

Saracoğlu tribünleri Bienvenu'yu altıpastan yapamadığı gol vuruşu için eleştirirken 3 dakka sonra aşırtma vuruşla attığı gol için sevinirken buldu.İkinci yarıda hızlı bir kontraatakta Fenerbahçe tehlikeli çıkarken faul gerekçesiyle devam eden atağı kesip sarı kart veren de Aytekin Durmaz'dı.Neyse ki bugün Saracoğlu'nda hakemin bu dengesizliği ve Fenerbahçeli futbolcuların erken ve haksız eksik kalmanın verdiği adrenalin ile açığa çıkan agresifliklerine lehine kullanma adına çirkef davranışlarda bulunan bir rakip değildi Karabük.Öyle olsaydı hem tribün hem futbolcuların tansiyonu daha da artabilirdi.

Federasyon ve MHK ne düşünecek nasıl yaptırımlarda bulunacak,bulunacak mı şu maçtan sonra bilemiyorum ancak sezon başlayalı 9 hafta oldu ve hata sayısı kabul edilebilir derecede olan hakemleri saymak istesek bir elin parmaklarını zor bulur!

Tüm takım Alex'in atılmasını bir nevi gurur meselesi yapıp sahada onu aratmadılar özellike çalışkanlığı ve bitmek bilmeyen enerjisi ile Caner,hem yaptığı asist hem sakatlıktan sonra form tuttuğunu görmemiz ile sevindiren Topuz,bugün için çoğu zaman aşırı olsa da mücadelesi ile Emre,2 kez Shelton'ın ağlara giden topunu çıkaran Volkan,yine formu yüzünden eleştirilen Gökhan'ın iyi oyunu,Ziegler ve Yobo'nun hatasız oynaması dikkat çekenlerdi.

Bienvenu için şahsi düşüncelerim çok pozitif,daha önce de dediğim gibi potansiyeli olduğu çok açık,tek eksiği bu potansiyeli verimli şekilde kullanmakta henüz tam manasıyla başarılı olamıyor,ama bunu da zaman içerisinde yapacak.Bugün yine çok çalıştı golünü de attı bence yapamadığı şeyler yüzünden onu eleştirip Semih'i tercih etmekten yana olmaktansa onu desteklemek gerek.Çünkü sonradan giren bir Semih bile nedendir bilinmez top tutmakta zorlanıyor artık,75 te girdiği zaman bile sanki bir 90 dakka yapıp girmiş gibi takatsız gözüküyor.Hiç alışık olmadığımız kadar formsuz Semih.

Caner'in geçen yılın ikinci yarısında başlayan yükselişi ısrarla sürüyor.Özellikle Galatasaray taraftarının kendisine hala tepkisi var.Takımı satmakla vs suçlanıyor ve Fenerbahçe taraftarının kendisini kabul edip övgüyle söz etmesine bile tahammül edilemiyor bazı kesimler tarafından.Bence Hırvatistan maçlarında kesinlikle kadroda yer alması gerek Caner'in.Böyle devam ederse Fenerbahçe'nin yeni Tuncay'ı olmaya çok yakın.

Aykut Kocaman'ın maç sonu değindiği gibi bugünkü Aytekin Durmaz'ı görünce geçen hafta derbiyi yöneten Fırat Aydınus yönetimi yüzünden öpüp baş üstüne konulması gerekir.Herkes maçtan sonra ne kadar keyif aldığından bahsettiyse bundan Fırat hocanın yönetiminin de payı azımsanmamalı.

Takımın Alex'siz ve muhtemelen ilk defa evindeki bir maçta pas yüzdesinde rakipten geride kaldığı bir maçı(49-51) yüksek mücadele göstererek kazanması taraftarı için gurur nedeni ve övgüyü kesinlikle hakediyor.Böyle galibiyetlerin de hem izleyenler için hem futbolcular için anlamı daha başka oluyor.

Bu arada Ali Koç'un devre arası Alex'i locasında ziyaret edip başından öpüp sırtını sıvazlayarak teselli etmesini ise kelimelerle anlatamıyorum.Futbolu yöneten yada yönettiğini sanan pek çok yöneticinin görüp örnek alması gereken hareketler bunlar.

Cuma, Ekim 28

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:2



Sezonun ilk derbisinde adına yakışır bir şekilde tempolu,kıran kırana,gerilimi yüksek,bol gollü bir maç izledik dün akşam İnönü'de.Herşeyden önce Fenerbahçe taraftarıyla adeta dalga geçen ne yaptıklarından kendilerinin dahi haberi olmayan federasyonun maçtan 1 gün önce bilet satışı bittikten sonra ''deplasman seyircisi olmayacak'' kararı vermesinin ardından maç günü maça 4 saat kala ''biz öyle bir şey demedik'' tribine girmesini konuşmak gerek.Bunun üzerine ellerinde bilet 1500 Fenerbahçe taraftarını maç başlamasına rağmen stada almayıp cop ve biber gazı ile kışkırtıp kapıdan almadıkları taraftarın bacadan girmesine neden olarak tüm suçu Fenerbahçe taraftarına yıkma arzusu gözlerden kaçmamalı.Yıllar evvel yapılan 'truva' sonrası Fenerbahçe taraftarının 2. baskını oldu bu.Başta Beşiktaş taraftarı olmak üzere ''biz yapsak holigan derler'' tribine giren her futbolsever bir gün kendilerinin de öyle bir baskında yer alma istekleri olduğunu ve bu durumu içten içe kıskandıklarını da biraz cesaretle dile getirebilseler keşke.

Maça gelecek olursak Beşiktaş Simao'nun erken gelen ve bence biraz kısmetle ayağına iyi oturmuş şuttan gelen gol ile tribün baskısını güzel birleştirerek gol ve sonraki 6-7 dakika baskılı gözüktü.O andan sonra kontrol tamamen Fenerbahçe'ye geçti devre arasına kadar çok sayıda pozisyon üretti takım.Sakatlıktan çıkıp 11'de şans bulan Topuz ve halen form yakalamaya çalışan Emre biraz daha dirençli olsalar ilk yarıda da golü bulabilirdik.Caner yine etkiliydi.Sezon başından beri gösterdiği çıkışı görmezden gelen milli takım yetkilileri Hırvatistan maçlarında onu kullanmayı düşünürler mi bilinmez.Kanatlarda onun ve Topuz'un beklere yardımları ile Beşiktaş'ın başta Quaresma olmak üzere kenar bindirmeleri engellendi.

İlk yarıda beklenen gol ikinci yarıda Alex'in ayağıyla geldi.Ziegler-Bienvenu-Caner işbirliğinde gelişen atakta Alex gol atmaya ve arkasından turlamaya alıştığı kaleye 19.Beşiktaş maçındaki 13.golünü bıraktı.Maç boyunca Alex ile Bienvenu arasında halen daha kuvvetlenmeye çok ihtiyacı olan iletişimi gözlemlemek zor değildi.Kaptan Semih ile ver kaçlar ve boş koşularla alan boşaltma anlamında daha iyi anlaşıyor ancak Semih'in toparlanmak bilmeyen form durumu ve istikrarsız halleri yeni bir forvet transferi yapılana kadar Bienvenu'nun gelişimini beklemekten başka seçenek bırakmıyor bizlere.Bienvenu kesinlikle potansiyeli olan bir futbolcu o bölgenin yükünü sırtlayabilir ancak bunu tam beklendiği gibi yapabilmesi için 1-2 sezona daha ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Devre arası iyi bir forvet takviyesi ile 2.yarı çok daha etkili bir Fenerbahçe mümkün olur bence.

İkinci devre Aykut Kocaman'ın Caner ve hem sakatlığı hem sarı kartı olan Topuz'u oyundan alıp Özer-Stoch değişikliği geldi.Stoch ilerde hareketlilik açısından iyi bir değişiklik olabilirdi ancak Caner'in çıkmasına tek neden olarak yorgunluğunu düşünmek istiyorum.Topuz çıkıp yerine giren Özer onun yaptığı beke yardımı yapmayınca Beşiktaş Gökhan'ın olduğu kanattan yaptığı 2.orta ile Ziegler'in de kademeyi terkedip kaleye yaklaşması ile boş kalan Almeida'nın boş pozisyondaki rahat kafasından golü buldu.Bekir'in Quaresma'ya çok kolay geçilmesinden çok Özer'in o pozisyonda ceza sahası dışında yürüyerek pozisyonu izlemesi görülüp eleştirilmeli.

2-1 öne geçtikten sonra Beşiktaş'ın oyunu hiç de bunu yansıtmıyorken galip gelmiş gibi son 10 dakika top çevirip oley çektirmeye başlaması bende tıpkı yıllar evvel Beşiktaş namağlup lige devam ederken Trabzon deplasmanında yenik durumda götürdüğü maçta son dakikalarda beraberliği kurtarmasını hatırlattı ve beraberlik golünün geleceğini hissettim.Takımın oynadığı futbol yenilgiyi haketmeyen türdendi ve beklenen gol 88'de Beşiktaş'ın maç ucuz faullerle verdiği sayısız frikikten geldi.Baroni ile Alex'in bu pozisyonları idmanlarda çalıştığını biliyoruz,geçen sezonun ikinci yarısından bu yana yükselen grafiğine bu özelliğini eklemiş olması Baroni ve takım için büyük bi artı.

Özellikle ilk yarının son yarım saatinde oynanan oyun İnönü gibi seyirci baskısının yüksek olduğu bir deplasmanda sevindirici.Böyle oynayan takım dün kaybetse bile tek üzüntü 26. maçta namağlupluk serisinin bozulması olurdu benim adıma.Gökhan ve Emre'nin sakatlıktan sonra hala forma girememiş ve özellikle Gökhan'ın dün çok etkisiz kalması,Topuz'un sakatlıktan sonraki ilk maçı olması ki ona rağmen fena oynamadı tüm bunlar düşünüldüğünde alınan puan ve oynanan oyun güzeldi.

Yazıyı sonlandırırken Beşiktaş taraftarının Van için yaptığı atkı jestine değinmek istiyorum.Anlamı açısından gerçekten güzel bir hareket takdir etmek lazım ancak bunu 2-2 yapan Baroni'nin golünden sonra Semih ağlardan topu çıkarıp santraya koşmuşken ve takım 3.gol için Beşiktaş yarı sahasına yüklenmişken uzatmaların bitimine 2 dakika kala yaparak oyunu bölme amacıyla yapmış olmaları jestin arkasına saklandı ve kimse konuşmadı.Buna rağmen Özer yakaladığı fırsatı acele etmeyip daha soğukkanlı olup değerlendirse çok değerli bir 3 puan gelebilirdi.

Bu arada dün Emre Belözoğlu'na yine ana avrat küfür edildi tüm stad olarak.Emre hırçın ve agresif bir futbolcu bunu kabul ediyorum ancak hangi takımdan olursa olsun milli bir futbolcuya böyle ciddi küfür edilmesini anlayamıyorum.

Maçın esprisi ise yüzyıllarca bitmeyeceğe benzeyen türden: ''Fenerbahçe taraftarı sahaya girdiği anda maçın 2-2 biteceğini anlamalıydık''

Pazartesi, Ekim 24

Fenerbahçe:0 - Samsunspor:0


Kadıköy hiç olmadığı kadar siyahtı dün akşam.Hafta içi gelen şehit haberleri zaten tüm milleti derinden etkilemişken üzerine dün Van'da meydana gelen 7.2'lik depremi ''ilahi adalet'' olarak tanımlayan sığ düşünceli insanların aramızda olduğunu görmek,dış güçlerin yapamadığı bölünmeyi kendi içimizde yapabiliyor olduğumuzu farketmek ve bunu yaşamak tüm toplumun psikolojisini alt üst etti açıkçası.

Bu koşullar altında oynanacaktı Fenerbahçe Samsunspor maçı.Fenerbahçe düz siyah bir pankartla çıktı,Samsun tarafı da dahil olmak üzere tribünler maçtan önce şehitlerin yoklaması alınırken hep bir ağızdan ''burada!'' diye bağırırken gözyaşlarına engel olamadı.Ben tv başında izlerken inanılmaz duygulandım tüylerim diken diken oldu ve o an stadda olmak istedim.Saygı duruşunda getirilen tekbirlerin sebebini de bu işi yapanların zihniytini de anlamış değilim sanırım değil bizim çocuklarımız torunlarımızın maçları izleyeceği dönemde bile bizler ülke olarak bu işi beceremeyeceğiz.

Maç başladığı anda tribünlerin tüm bu olumsuzluğu üzerinden atıp takıma destek olmaya başlaması gerekirdi ancak tribünler son yıllarda gördüğüm en etkisiz halindeydi gerçekten.Takımın önceki maçlardan daha diri daha organize gözüktüğü ancak Gökhan ve Emre gibi isimlerin sakatlıktan sonra halen güçsüz ve formsuz oluşları,Semih'in 90 dakikanın 75inde markaj altında kalması takımın en çok duran top şansı yakaladığı halde bunu gole çevirecek Luganovari -belki Serdar Aziz- bir ismi bulamaması ve hernekadar markaj altından çıktığı 3-4 pozisyon olsa da gol yapma ve toplu oyunda yer alma becerisi olarak hiçbirzaman devamlı bir istikrar içinde olamayan Semih'in yerinde yıllardır arayıp bulamadığımız,bulduğumuzda da 1 yılda elimizden kayıp giden Niang tarzı bir santraforun yokluğu dün topu ağlara gönderemememizin asıl nedenleriydi.

Beşiktaş maçı öncesi bu puan kaybı bir silkinme etkisi yaratabileceğinden hayırlı olmuş da olabilir.Belki Dia oyuna girdikten 5 dakika sonra sakatlanmasa işler farklı olabilirdi ancak ondan önce oynayan Stoch da bence fena oynamadı.Kaç maçtır yapması gereken ancak çoğu zaman unuttuğu 'basit oynamak' özelliğine sahip olduğunu gördük.Ziegler yine göze çarpan isimlerdendi.Gökhan ve Emre bu bir hafta iyi hazırlanır ve Özer sahada kaldığı süre boyunca gösterdiği belki bu sezonki en verimli oyununu yansıtırsa Beşiktaş maçında golü bulmak zor olmaz.Mehmet Topuz'u arıyor takım ortasahada ancak onun da sakatlıktan çıktıktan sonra ne kadar hazır olabileceği-yetişirse-meçhul.

Ülke gerçekten çok zor zamanlarını geçiriyor şu günlerde.Hem izleyenlerin hem sahada bu işi yapan futbolcuların konsantre olması zor.Belki futbol camiası bu yaşananlara maçı hasılatlarını,ürün satışından elde edilen gelirlerin bir kısmını bölgeye yardım olarak yollayıp destek olabilir.

Salı, Ekim 18

Mersin İ.Y.:1 - Fenerbahçe:2


Milli takım arası izleyenler için lig maçlarının bir an önce gelmesini beklediği takımlar içinse çoğunlukla varsa eğer sakatlıkların iyileşmesi adına ek bir süre yahut fazla sayıda milli takıma verilen oyuncu yoksa taktiksel anlamda çalışmalar yapılması için ortam yaratıyor.Fenerbahçe için ikinci şık pek uymasada Mehmet Topuz,Gökhan Gönül gibi direk 11 çıkan isimlerin iyileşmesi adına uygun bir dönemdi ancak bu sakatlar düzelmediği gibi bu arada Volkan Demirel'in de sakatlanması can sıkıcıydı Mersin deplasmanı öncesi.

Özer çok eleştirilen bir isim.Yetenekli olduğunu herkes kabul etti ama hala kararsızım Özer için bir maç çok silik,hatalı tercihler yapan,topu ezen bir Özer izliyoruz bir daha zor şans bulur diyoruz bugün çıkıyor 48 metreden çocukluğundan beri hayalini kurduğu golü atıyor.Gol dışında 90 dakikaya baktığımızda Özer yine yok gerçi.

Belediye maçında taraftara geçen yılki Belediye maçında attığı golü tekrarlayarak bir nevi dejavu yaşatan Stoch'un 11'de olmaması Özer'in 11'de çıkmasından sonraki ikinci şaşkınlığımdı.Vardır Aykut hocanın bir bildiği,idmanlarda gördüğü diyerek maçı bekledim.Bekledim ve 2.yarı Stoch'un içlerinden en az 2sini gol yapması gerektiği 4-5 pozisyonu nasıl harcadığını gördük.Belki ilk pozisyonda golü yapamamasının getirdiği baskı diğer pozisyonlarda peşi sıra üstünde gerginlik yaratmış ve doğru tercih yapmasını engellemiş olabilir ancak nolursa olsun gerek Alex'in sahada ve maç sonunda gerek Aykut hocanın maç bitiminde sinirlenmesine neden olmak için epey haklı sebepleri vardı.

Fenerbahçe yaşadığı sıkıntılı süreçten geçtiğimiz 6 maç sonunda daha da güçlenerek,birlik olarak çıkmışa benziyor.Hafta içi yapılan idmanlardaki tempo ve istekliliğin çok üst düzeyde olduğu haberleri geliyor.Bugün Mersin'de golün erken atılması,sonrasında oyunda kontrol sağlanmışken yağan yağmur ve ağırlaşan zemin planların dışında bir oyun olmasına neden oldu ancak kadrodaki hiçbir futbolcunun 6 maçta alınan 5 galibiyete ve gidişata bakarak ''biz çok iyiyiz,çok güçlü bi kadromuz var nasılsa yeneriz önümüze geleni,atarız golleri' rehavetine girmemesi gerekiyor zira bugün kaçan golleri aradığımız deplasman maçları olacak.Aykut hoca da bunun bilincinde ve maç sonunda ve sonrasındaki röportajlarda yüzüne yansıyan sinirin sebebi buydu diye düşünüyorum.

Ziegler ve Cristian'ın bu maç öne çıkan isimler olduğunu düşünüyorum.Bienvenu için boş kaleye attı iyi adam değil yorumlarına denk geldim dün akşam ve çok şaşırdım cidden şu an süper ligde oynayan 18 takımın forvetlerini bugün gol attığı pozisyona koysak en az yarısı o topu öyle seri bir şekilde stoperden ve kaleciden önce davranarak almayı başaramazdı.Henri 1-2 yıl içinde konuşmalarından da anlaşıldığı üzere çalışmalarının karşılığını alacak ve çok daha komple bir forvet olacak bunu hepimiz göreceğiz.

2-0 dan sonra çok sayıda kaçırılan fırsat sonrası atamayan atarlar kuralı işledi ve Mersin'in golü gelince uzatma dakikaları yine yıllardır kronikleşmiş kendi kendine sıkıntı yaratma alışkanlığı ile geçti neyse ki maç 2-1 bitti ve Fenerbahçe son 2 senede alt ligden yükselmiş tüm takımları mağlup etme gibi bir iş başarmış oldu.

Mersin takımı Nobre'nin yokluğunu epey hissetti bugün Nobre olsaydı ceza sahasında oluşan karamboller onun en sevdiği ortamlardı golü bulabilirdi.Moritz'i Kasımpaşa günlerinden çok uzak gördüm ilk geldiğinde alıştığımız Moritz'den uzak bir görüntüsü vardı.N'Duka,Zurita,Beto ve stoper Boum kaliteli isimler.Mersin'in kadrosu ligi 8-12 arası bitirebilecek kaliteye sahip.Belki kupaya ağırlık verirlerse maç maç gidilecek bir organizasyonda tam kadro oldukları takdirde beklenmedik yükselişler gösterebilirler.

Fenerbahçe geçen yıl başlayan deplasmanda maç kazanma serisini 12 maça çıkardı.13.deplasman İnönü deplasmanı.Öncesinde de yine birkaç tehlikeli isme sahip Samsun ile Saracoğlu'nda karşılaşılacak.Samsun maçı da kayıpsız atlatılırsa eksiksiz çıkılacak bir İnönü deplasmanından hele Beşiktaş'ın son dönemde düşüşteki grafiği ve 1 hafta içinde çıkacağı 3.maç olacağı düşünülürse 3 puanla dönmenin epey olası olduğunu düşündüğüm bir maç.

Pazar, Eylül 25

Sivasspor:3 - Bursaspor:0


Bursaspor'u son canlı izleyişim 1.5 yıl önce Saracoğlu'nda ikinci yarı 2-0'dan geri gelerek Fenerbahçe'yi mağlup ettikleri maçtaydı.O maç Fenerbahçe'yi şampiyonluktan eden maçlar sıralamasında ilk sırada geliyor bana göre.İlk yarı iyi oynayan rakibe karşı 2-0 geri düşmüşlerdi ona rağmen 2.yarı pes etmediler ve Özer'in sakatlanması,Cristian'ın en etkisiz maçlarından birini oynaması ile oyundan düşen ortasahaya karşı kontralarda çok etkili olarak 2-2'den sonra Fenerbahçe'nin golü aradığı son dakikalarda bir kontra ile 3.golü bularak galip ayrılmışlardı.

O maçta şans bulan isimlerden bugün Ömer Erdoğan,Turgay,Batalla ve hatta o maç gol atan Ozan İpek vardı Bursaspor'da.Kalede Carson ilk yarı Sivasspor'un net 2 pozisyonunu çıkardı,Wederson maç boyu Bursaspor'un birşeyler yapmaya çalışan ender isimlerindendi.

Bursaspor Batalla merkezli bir takım oluşturmuş gibi.Göbekteki Ndiaye fiziği kuvvetli,dirençli bir ortasaha ancak yaratıcılık konusunda eksik.Ozan İpek pozisyon yaratmakta görev alması beklenen bir isim ancak bugün o da çok durgundu.Batalla 1-2 frikik haricinde sahada hayalet gibiydi topla buluşma sayısı oldukça azdı.Zaten maçın ilk yarısında Bursaspor takım olarak inanılmaz durgundu.Bu durgunluk en uçtaki Sestak'ın da hiçbir varlık gösterememesine neden oldu.

Devre arasında Sivas 2 şans buldu 3.bulduğunu gole çevirmezse ibre Bursaspor'a döner diye düşünüyordum ki 2.yarı başında Sivas Grosicki ile yarattığı ilk pozisyonda Eneramo ile golü buldu.Aynı Grosicki Sivasspor'un başlattığı tüm ataklarda olduğu gibi 2.golü de sol çaprazdan ceza sahasına girerek hazırladı kaleciden seken topu Sivasspor'a uyum sağladığı geçtiğimiz maçlarda gözüken Celtic'ten kiralık Danimarkalı Duncan Rasmussen tamamladı ve Sivas'ı rahatlattı.Rasmussen takımının 3.golünü de akıllıca bir kafa vuruşuyla yaparak Sivas forması altında 4 maçta 5.golünü atmış oldu.

Sivasspor Ankaragücü deplasmanından sonra 2.galibiyetini Bursaspor gibi bir takımdan alarak hem moral depoladı hem lige yapılan kötü başlangıcı bir nevi amorte etti.Özellikle Grosicki-Erman Kılıç ikilisi hücumda çok etkili olabiliyor Sivas adına.Mehmet Nas işin biraz daha defansif yönünde mücadele veriyor.Erman top tutma kabiliyeti yüksek ancak topsuz oyunda bugün Rıza hoca epey uyardı kendisini.Toptan çok uzak kalabiliyor zaman zaman.

Karabük deplasmanında alınan mağlubiyetten sonra özellikle içerdeki Eskişehir maçının 4-0 kaybedilmesi moralleri baya bozmuş şehirde ''bu sene Sivas düşecek gibi'' yorumlarının yapılmasına neden olmuştu ancak Sivas bugünkü gibi istekli olup mücadele ederse geçen sene son maçlarda gördüğü korkulu rüyalardan uzaklaşıp kendini ligin ortalarına yakın bölgelere atarak rahat bir lig sonu oynayabilir diye düşünüyorum.

Cuma, Eylül 23

Kayserispor:0 - Fenerbahçe:1


Gökhan Gönül,Emre Belözoğlu,Serdar Kesimal ve Mehmet Topuz gibi ilk 11'in direk isimlerinin yokluğu,geçen 10 günde oynanan 3 maçın getirdiği fiziksel yük;lige iyi başlamamış ancak son maçında Antep deplasmanında kazanarak bir tepki gösteren Kayseri deplasmanını zor kılan etkenlerdi.

Taraftar ne koşulda olursa olsun iyi futbol istiyor.Takımına her türlü desteği vermeye hazır olduğunu defalarca gösteren kitlenin bu arzusu çok doğal ancak maçın başında gelen golden sonra Aykut hocanın taktik düşüncesi Bienvenu gibi araya koşular yapabilen bir oyuncuyu da tercihlemişken oyunu geride kabullenip skoru korumak,Cangele'nin eksikliğinde pozisyon üretmekte zorlanan Kayseri'ye karşı savunmada hata yapmadan bulabileceği kontralarla skoru arttırma fırsatı kollamaktı.

Takımda lig başladığından beri şans bulamayan Özer ve Stoch ile ilgili bir belirsizlik durumu vardı.Bunun Özer'le ilgili olan kısmı bugün maç öncesi çıkan Özer'in şans bulamama durumuna isyan ettiği ile ilgili haberlerle basına yansımıştı.Twitter'da haberi sorduğum ntvspor muhabiri Aykut Yıldırım önce yalan dedi daha sonra kendisi de aldığı duyumlara göre olayın doğru olduğunu ifade etti ve haberin doğruluğu daha sonra başka muhabirler tarafından da onaylandı.

Aykut hoca bugün Özer'e 90 dakika forma şansı verdi.Benim görüşüm eğer yukarıdaki olay doğru ise hocanın kendisine şans vermesi ''çok konuştun oyna da görelim'' misali zira Özer kendisine verilen şansları bir türlü değerlendiremedi.Bunda şüphesiz yaşadığı sakatlıkların da payı var ancak sakatlıklar döndükten sonra bugün bulduğu şansı da bulamayacağını düşünüyorum.Sezer hatta Gökay ondan önce geliyor benim tercih sıramda.

Kayseri'de Amrabat yetenekli oyuncu eyvallah da bi oyuncu bir kez bile adam çalımladıktan sonra pas vermeyi düşünmez mi be kardeşim.Aklıma 'Gol' filmi geldi.Newcastle'a ilk transfer olduğunda antrenörü Nunez'in çalımları sırasında aynı şeyi söylenip duruyordu ''pas ver,pas,pas lanet olası pası ver artık''.Amrabat'ta aynı filmdeki Nunez karakteri gibiydi.Çalımları attı attı durdu.Kendi şut sayısı Fenerbahçe'nin attığı 6 şuttan fazlaydı.Belki bi tanesinde pası tercih etse Kayseri puan çıkarabilirdi maçtan.

Hakem Kuddusi Müftüoğlu 2 gün evvel Galatasaray'a verdiği enteresan penaltıdan sonra bugün Bilica ve Caner'in elle oynamalarını es geçti.Maçın sonuna doğru Santana'nın Ziegler ve Gökhan'ın Caner'e yaptığı net kırmızı kartlık faullerin birini es geçerken diğerine sarı göstermekle yetindi.Santana'ya sarı vermeden önceki pozisyonda da sarı göstermeliydi onu atlayınca direk kırmızı verebileceği pozisyonda ikinci sarıdan atma ihtimali de ortadan kalktı.

Sonuç olarak Fenerbahçe 11 günlük bu sıkışık fikstürün son halkasında önemli olanın 3 puan almak olduğunun bilincinde olarak oynadı belki göze hoş gelen bir futbol oynanmadı ancak akıllı oynadı ve attığı golü savunarak 10 puanla kapattı bu fikstürü.Pazartesi ligin 4.haftası sonlandığında liderlik Fenerbahçe'de olacak belki de.Bu kadar sakatın yokluğu düşünüldüğünde en önemli husus budur,sahada eksikleri hissettirmeyerek mücadele gösteren oyuncuların emeğine saygı göstermek gerek.

Fenerbahçe:1-Manisaspor:1 & Kayserispor Deplasmanı


Shaktar'la oynanan hazırlık maçında taraftarların yaşanan sürece olan tepkilerini dışa vurmasının sonucu olarak verilen 2 maçlık seyircisiz oynama cezasının 2.maçı öncesi;federasyonun artık seyircisiz oynama cezası verilen maçlara 'yalnız kadınlar ve 12yaşına kadar erkek çocuklarının' girebileceğini açıklaması maç saatine kadar en çok konuşulan konu oldu.

5bin civarı taraftar bekleyenler Salı sabahı Şükrü Saracoğlu stadı Fenerium gişelerinde çevreyolu bağlantısına kadar uzanan 100-150 metrelik kuyruğu görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler.Basılan 15bin bilet 2 saat gibi kısa bir süre içerisinde bitmişti ancak talep ve kuyruk git gide artıyordu.Hemen yeni biletler basıldı ve dünyada ilk defa bir futbol maçı 41663 biletli ve %90-95 civarı bir kadın taraftar kitlesi tarafından izlendi.

Kadın seyircilerin coşkusu ekran başında bizlere 2002'de Japonya'da yapılan Dünya Kupası'nı hatırlattı bizlere.Gol vb tehlikeli pozisyonlarda artan çığlık sesleri,tezahüratlardaki o tiz ses yoğunluğu çok değişikti.Herşeye rağmen 42bine yakın kadının sabahın erken saatlerinde yakıcı güneşe rağmen kuyruğa girmesi,o kuyrukta düzeni bozmadan durmaları,stadda anons yapılırken sessiz kalıp dinlemeleri,hepsinde ama hepsinin üstünde lisanslı ürün bulunması gibi nüanslar erkeklere ders olacak nitelikte enstantanelerdi.Belki tiz sesler ve aralarında konuşmaların[dırdır :) ] sahadaki oyuncuların konsantrasyonunu bozmuş bile olabilir fakat tribünde böyle bir kitlenin bulunması gerçekten çok farklı bir deneyim oldu tüm futbol camiası için.

8 günde 3.maçıydı Fenerbahçe'nin ve bunun getirdiği yorgunluk ile 2 kamp döneminde sakatlık çıkmayıp liglerin başlamasına 1 hafta kala patlak veren sakatlıklar birleşince sahadaki oyuncularda oyun sırasında sakatlık başgöstermesi(selçuk) ve baskı kurmayı sağlayacak fizikseş güçte düşüş olması doğaldı.Bunun sonucunda sahadaki 11'in 2-3 parçasında bu yönden sıkıntı yaşamak 49.dakikadan sonra 1 kişi fazla oynasanız bile sakin olup fazla oyuncu avantajını kullanmanızı engelleyebiliyor.

Lige 3 puan ile başlamak önemliydi,arkasından her zaman zorlu geçen Antep deplasmanında alınan 3 puan değerliydi,kadın taraftarların dünyada bir ilki yaşatarak desteklerini verdikleri bu tarihi günde 3 puan ile devam etmek takıma hava katacak ve bugünkü Kayseri deplasmanı öncesi fiziksel yorgunluğu unutturabilecek bir motivasyon sağlayacaktı şüphesiz.Ancak bahsi geçen sıkıntılar düşünüldüğünde bu puan kaybına çok da şaşırmamak gerek.

Belki 2.yarıda Orhan Şam değişikliği yerine 2 maçtır şans bulamayan Stoch denenseydi,Orhan;bölgesinde oynamadığı bariz Bekir'in yerine 11'de şans bulsa daha farklı şeyler izleyebiliridik.Orhan'ın sakatlıktan çıkması ve henüz tam kondisyonunda olmaması da bir ihtimal tabi bunu en iyi Aykut hoca biliyor.

Kayseri deplasmanı her zaman zorlu geçmeye aday bir engel.Lige kötü başladılar ancak Gaziantep deplasmanında geriden gelerek çıkardıkları 3 puan onları da bu maç için motive edecek şüphesiz.Ekstra bir motivasyonla hazırlanacaklar.

Fenerbahçe'de Emre'nin yokluğu bu maçta da devam edecek.Cristian'la Selçuk'u toplasak bir Emre etmiyor malesef ve takım kapılan toplarda ileri hızlı çıkmada sorun yaşarken rakip sahaya yerleştiğinde de pas trafiğinde aksaklıklar oluşabiliyor.

Gökay taraftarların oynamasını istediği bir oyuncu.Manisa maçında şans buldu geçen sezon oynadığı maçlarda güçlenmesi gerektiğinden bahsetmiştim ve bu maç o yönde bir gelişme olduğu görüldü.Belki bir kaç maç ard arda şans bulsa özgüven artışıyla paralel olarak oyunu da pas trafiğindeki bir durak olmaktan çok etki eden bir unsur olma yönünde ilerleyecek.Belki direkt oynamak için biraz daha beklemesi gerek ama yine de ara ara bu şekilde şans bulması iyi olur.

Bienvenu transferine genç,yetenekli,potansiyelli,gelişim göstermeye açık oluşundan dolayı ve taraftarın Fenerbahçe'nin oynadığı rakiplerde izleyip beğendiği bir oyuncunun kadroya katılması yönünden sevinmiştim ancak büyük çoğunluk Niang'ın gidişi sonrası bir takviye daha bekledi,Semih-Henri ikilisi şu an için yetersiz kalacak görüşü hakimdi.Geride kalan 3 maç sonrası bunu söylemek mümkün.

Semih'i seviyorum,bu formanın hakkını her zaman vermeye çalışan,profesyonel,yaşamına dikkat eden bir oyuncu ancak ilk 11 çıktığı maçlarda etkisiz olduğunu görmemek için kör olmak lazım.Bilemiyorum bir sıkıntısı var mı yok mu ancak özellikle fiziksel mücadelelerde ve önüne atılan toplara koşmada o eski Semih'i göremiyoruz.İnanılmaz bir hantallaşma ve çeviklik yoksunluğu mevcut.Sanırım Kayseri maçından itibaren Bienvenu tercihi ile maça başlamak ve ilerleyen maçlarda da bunu denemek daha doğru tercih olacak.

Mehmet Topuz'un ve Selçuk'un sakatlıkları da ayrı sorunlar.Eğer kişisel bir sıkıntısı yoksa ve hazırsa artık Stoch'un zamanı olduğunu düşünüyorum.Göbektede Gökay yada Sezer ile başlaması mümkün Aykut hocanın.

Kayserispor'da sakatlıkların iyileştiği haberleri var.Geçen sezondan özellikle Santana kilit oyuncu olarak gözüküyordu.Keza Gökhan Ünal'da Fenerbahçe forması altında kendini pek gösteremediği için parladığı takımın forması ile ekstra bir motivasyonla oynayabilir dikkatli olmak gerek.Kayserispor'un kadrosunda her an parlayabilecek yetenekli ve genç isimler bulunmakta.Önceki yıllarda Mehmet Eren,geçtiğimiz sene Ömer Şişmanoğlu gibi isimler performanslarıyla isimlerinden söz ettirmişlerdi bu tür çıkış yapabilecek isimlere karşı takım savunmasında hata yapmamalı Fenerbahçe.

Bu zorlu deplasmandan alınacak 3 puan ile 11 günde 4.maçın sonnda toplanacak 10 puan hiç de fena bir netice olmaz diye düşünüyorum.


Cuma, Eylül 16

Onur Mücadelesi // Gaziantep:1-Fenerbahçe:3


Dünya üzerinde bir spor kulübü daha camia olarak böyle bir sınavdan geçti mi bilmiyorum.Ama Fenerbahçe bu travmadan olabilcek en az hasarlarla çıkmayı başarıyor görünüyor ki bu da yaşanan zor zamanlarda birlik olan taraftarın vereceği desteği kat be kat arttıracak bir etken.Bu yıl elde edilecek her türlü başarıda en büyük pay onların olacak kuşkusuz.

Öyle şeyler yaşandı ki günlerce midesinde taş varmışçasına,boğazına bir yumru tıkanmışcasına kalmıştı herkes.Bu takımı bu duruma sokanlar,bunları yaşatanlar cezalandırılsındı ağız birliği.Bir yandan onlara olan kin ve nefret dile getirilirken bi taraftan bu işleri camiaya yakıştıramıyor,diğer yandan sonu nereye varacak endişesi,oyuncuların bunlardan nasıl etkileneceği vs gibi durumlar sıkıntının boyutunu arttırıyordu.

Varolduğu söylenen delillerin,bazı haysiyetsizlerce gazlanarak ortalığı ayağa kaldırma çabaları bir süre sonra neyin ne olduğu belli olmaya başlayınca Fenerbahçe taraftarının isyanına,direnişine dönüşmüştü.Her zaman olduğundan daha bir,daha güçlü,daha bağlı bir kitle haline geldi ve haklı mücadelerini her alanda savunmaya başladı taraftar.Yürüdüler,ilk hazırlık maçında tepkilerini dışa vurdular,manen gösterilen destekten sonra maddi olarak da kendi rekorlarını kırarak neden bunca zaman oluşturdukları topluluğa Cumhuriyet dendiğini kanıtladılar.

70 günü aşkın zamandır Fenerbahçe kulübünün başkanını ve yöneticilerini henüz ortada kanıtlanmış birşey yokken parmaklıklar ardına alan bu düzene sessiz kalmadı Fenerbahçe camiası,bundan sonra da kalmaya niyeti yok orası kesin.

Türk futbolunda şike soruşturması ile ilgili olarak konuşulacak elbet çok şey var.Çok şey daha ortaya çıkacak orası kesin.

Geçtiğimiz hafta Orduspor maçı ile aylar sonra tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden geçerek sahaya çıktı çubuklu.Gidenler,gelenler yaşanan dönemin yarattığı olumsuz hava,sakatlıklar düşünüldüğünde takımda hele de sezonun ilk maçındayken bir ritm bozukluğu görmek şaşılacak birşey değildi.Buna rağmen kazanarak başlamasını bildi Fenerbahçe.

Bu akşam son 3 yıldır yenilgiyle döndüğü Antep deplasmanında yine Gökhan,Emre,Serdar gibi ilk 11'in as oyuncularından yoksun bu takım 0-1 mağlubiyetten maçı 3-1 çevirmesini bildi.

Taraftarının bu süreç boyunca gösterdiği duruşa benzerdi aslında takımın bugünkü görüntüsü.Tıpkı olay ilk patlak verdiğinde şaşkın ördeğe dönen taraftar gibi maç 0-0 ken net penaltıyı es geçen Bülent Yıldırım tüm takımın konsantrasyonunu bozdu ve hemen ardından Olcan'ın ayağına iyi oturan top ile Antep öne geçti.

Buna rağmen panik yapmadı sahadaki 11 ve kaptanın golüyle önce eşitliği sağladı.Tıpkı taraftarın yaşadığı şaşkınlıktan sonra birlik olması gibi.Alex gerçekten çok büyük topçu.Bunu her geçen maç zekasıyla,paslarıyla kanıtlıyor.Ziegler kendisini 2 maç izleyip değerini ucuzdan biçenlere inat bir performans sergiledi bugün.İlk 2 golde yaptığı ortalardan sonraki 2.vuruş gol vuruşu oldu 3.golde ise golün asistini yaptı.Bienvenu bileklerine çok hakim,bu sezon 8-10 gol katkı alsak ondan iyidir,özellikle deplasmanda yapacağı koşulardan çok ekmek yiyeceğiz dedikten kısa süre sonra doğru yerde durarak güzel bir kafa vuruşuyla golünü de attı.

Kısacası takım ilk haftaki durgun görüntüsünden uzak çok daha organize gözüktü.Antep ise özellikle hücumda geçen seneden çok daha zayıf.Frikikten gelen gol haricinde Volkan'ı zorlayacak pozisyon bile yaratamadılar.

Fenerbahçe'nin ligi pazartesi açıp bugün Cuma maç oynaması ve sıradaki maçlarını 3 gün sonra Salı,ardından 2 gün sonra Cuma günü oynayacak olması gerçekten fikstür sisteminin ne kadar muntazam! işlediğinin bir göstergesi olsa gerek.Bu düzensiz fikstüre rağmen Antep gibi bir kaç hafta sonra çok daha zorlu hale gelecek bu deplasmana 2.haftada çıkıp galibiyetle dönmek de ayrı bi avantaj bu da işin çelişkisi heralde.

Fenerbahçe'nin cefakar taraftarı bu sezon alınacak dereceden çok başka şeyleri dikkate alıyor.Fenerbahçe'li oyuncular bu sezon şampiyonluktan çok çubuklunun onurunu taşıdıklarını göstermek için mücadele ediyorlar.Bunu başta Aykut hocanın daha sonra kaptan Alex ve diğer oyuncuların hem açıklamaları hem hal ve hareketlerinde görmek çok da zor değil.

2 aydan fazla bir zamandır harf yazmadık bloga,giriş sayım bile 2 elin parmaklarını geçmez..Okul koşuşturmaları,staj,İstanbul'da son günlerin getirdiği hüzün yüzünden geçen haftayı da boş geçtim ancak bu haftadan itibaren geçen sezonun özellikle ikinci yarısında bizlere bu yazıları ayrı bir keyifle yazdıran bu oyuncuların aynı işi bu yıl da yapacaklarına inanıyorum.

Elde edecekleri başarı ne olursa olsun onların alınteri bizlerin gururu olacak bu yıl,her zaman olduğu gibi..



p.s.geçen hafta fantezi futbol kadrosuna yazdığım ve bu hafta şans vermediğim Alex ve Bienvenu'nun bu performansı Antep deplasmanında beraberliğe razı olan bana da ayrı bi kapak oldu :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...