Derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Aralık 8

Galatasaray:3 - Fenerbahçe:1


Galatasaray 2000 yılında Uefa kupasını kaldıran kadrodan sonra geçen 10 yıllık süreçte takım oluşturmakta oldukça zorlandı.Fenerbahçe'nin kupayı alan takımı Johnson'ın golüyle 1-0 mağlup ettiği maçla başlayan,iki takım arasındaki rekabette ibrenin Fenerbahçe lehine döndüğü 10 yıllık bir süreç geçti.Saracoğlu'nda Galatasaray'ın son yıllardaki en iyi topunu oynamasına rağmen 0-0a razı kalması ve maç sonu Sabri ile taraftarın galip gelmişçesine üçlü çektirmesi bu rekabetin boyutunu ortaya koyan cinstendi.

Geçtiğimiz yıl Galatasaray'ın tarihteki en kötü sezonlarından birini yaşamasının ardından bu sezon yapılan revizyon sonucu kaliteli bi kadro oluşturulduğunu söylemek mümkün.Elmander-Baros gibi iyi hücum silahları Eboue,Engin,Melo,Ujfalusi gibi dirençli,mücadele gücü yüksek,Selçuk gibi teknik kapasitesi ve pas kabiliyeti yüksek,Muslera gibi zaman zaman basit goller yese de kaliteli bir kaleci ile kurulan kadro haftalar geçtikçe oyununu da oturtmaya başlamıştı.

Bu bahsettiğimiz oturma olayı bugün Fenerbahçe karşısında son yıllardaki galibiyet açlığının getirdiği istek ile de birleşince Galatasaray'ın bu sezon oynadığı etkili oyunlardan birini izledik.

Maçın henüz başlarında Volkan'ın çıkardığı net pozisyonlar gelen golü habercisi idi.Ancak çıkardıkları için ne kadar övmek gerekirse de yediği ilk iki gol için Volkan'ı eleştirmek mümkün.İki golde de topu altından kaçırdı.Bu hataya yediği gollerde sık denk gelmek mümkün.

Bienvenu için iyi şeyler yazdım,beklentilerim olduğunu vurguladım.Bugün Aykut hocanın tercihi sağ kanatta şans buldu.Öyle olunca Gökhan hem hücum hem savunmada yapayalnız kaldı,sağ kanat felç gibiydi.Aykut hocanın kredisi bende sonsuzdur ancak devre arası yaptığı değişiklikleri; Alex uçta kaldığında top tutmakta zorlandığımız ve Bienvenu'nun sağda etkisiz kaldığı gerçeğini daha erken kabul edip öne çekmeliydi.Bienvenu'ya da yüklenmenin anlamı yok o pozisyonda verimli olmasını beklemek zorlamaydı,ilk yarı tüm takım kötüydü zaten ekstra bi etkisizliği yoktu.

Gelelim maçı kaybetmemizden kat be kat fazla takıldığım ve şu saat olmasına rağmen hala sinirimin geçmek bilmediği,kabullenemediğim Bilica mevzusuna.Fatih Terim'in 19 yaşında olması ve lig tecrübesi bulunmamasına rağmen güvenip 11'e koyduğu gelecekte muhtemelen milli takımın stoperlerinden biri olacak Semih Kaya zor durumda hiç çekinmeden,gocunmadan topu taca atabiliyorken bizim 30'luk Bilica'nın yaptıkları çoktandır taşmış olan bardağa düşen damlalardan başka bişey değildi.Kulübe geldiği güne lanet ettim gerçekten.Fenerbahçe tarihinde bu kadar sinir bozucu bir futbolcu olmamıştır.Serdar Kesimal 18'e girece kadar iyiyse artık oynasın,eğer Kocaman yeterli kapasitede olduğunu düşünmüyorsa Lugano geri mi döncek biri mi alınacak napılacaksa yapılsın ben taraftarın neredeyse tümünün bu adamı izlemek istemediğine eminim.

Galatasaray hakettiği bir galibiyet aldı.Fenerbahçe'nin maç sonu soyunma odasında kenetlenmesi ve toparlanmak gerektiği konusunda takımın fikir birliğine varması,tesislere dönüş yolunda taraftarın takımı karşılaması,desteğin skora bağlı olmadığını göstermesi ve transfer yanlısı olmayan yönetimin artık gerekliliği anlamış olması gerektiği gerçeği göz önüne alındığında hayırlı bir mağlubiyet olmuş olabilir.

Herşeye rağmen puanlar eşit ve bence bu takım beklentilerin üzerinde performans gösterdi bu haftaya kadar.Kadro kalitesi yapılacak takviyelerle birlikte hala ligi rahatlıkla zirvede bitirebilecek düzeyde.Ancak transfer şart.

Cuma, Ekim 28

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:2



Sezonun ilk derbisinde adına yakışır bir şekilde tempolu,kıran kırana,gerilimi yüksek,bol gollü bir maç izledik dün akşam İnönü'de.Herşeyden önce Fenerbahçe taraftarıyla adeta dalga geçen ne yaptıklarından kendilerinin dahi haberi olmayan federasyonun maçtan 1 gün önce bilet satışı bittikten sonra ''deplasman seyircisi olmayacak'' kararı vermesinin ardından maç günü maça 4 saat kala ''biz öyle bir şey demedik'' tribine girmesini konuşmak gerek.Bunun üzerine ellerinde bilet 1500 Fenerbahçe taraftarını maç başlamasına rağmen stada almayıp cop ve biber gazı ile kışkırtıp kapıdan almadıkları taraftarın bacadan girmesine neden olarak tüm suçu Fenerbahçe taraftarına yıkma arzusu gözlerden kaçmamalı.Yıllar evvel yapılan 'truva' sonrası Fenerbahçe taraftarının 2. baskını oldu bu.Başta Beşiktaş taraftarı olmak üzere ''biz yapsak holigan derler'' tribine giren her futbolsever bir gün kendilerinin de öyle bir baskında yer alma istekleri olduğunu ve bu durumu içten içe kıskandıklarını da biraz cesaretle dile getirebilseler keşke.

Maça gelecek olursak Beşiktaş Simao'nun erken gelen ve bence biraz kısmetle ayağına iyi oturmuş şuttan gelen gol ile tribün baskısını güzel birleştirerek gol ve sonraki 6-7 dakika baskılı gözüktü.O andan sonra kontrol tamamen Fenerbahçe'ye geçti devre arasına kadar çok sayıda pozisyon üretti takım.Sakatlıktan çıkıp 11'de şans bulan Topuz ve halen form yakalamaya çalışan Emre biraz daha dirençli olsalar ilk yarıda da golü bulabilirdik.Caner yine etkiliydi.Sezon başından beri gösterdiği çıkışı görmezden gelen milli takım yetkilileri Hırvatistan maçlarında onu kullanmayı düşünürler mi bilinmez.Kanatlarda onun ve Topuz'un beklere yardımları ile Beşiktaş'ın başta Quaresma olmak üzere kenar bindirmeleri engellendi.

İlk yarıda beklenen gol ikinci yarıda Alex'in ayağıyla geldi.Ziegler-Bienvenu-Caner işbirliğinde gelişen atakta Alex gol atmaya ve arkasından turlamaya alıştığı kaleye 19.Beşiktaş maçındaki 13.golünü bıraktı.Maç boyunca Alex ile Bienvenu arasında halen daha kuvvetlenmeye çok ihtiyacı olan iletişimi gözlemlemek zor değildi.Kaptan Semih ile ver kaçlar ve boş koşularla alan boşaltma anlamında daha iyi anlaşıyor ancak Semih'in toparlanmak bilmeyen form durumu ve istikrarsız halleri yeni bir forvet transferi yapılana kadar Bienvenu'nun gelişimini beklemekten başka seçenek bırakmıyor bizlere.Bienvenu kesinlikle potansiyeli olan bir futbolcu o bölgenin yükünü sırtlayabilir ancak bunu tam beklendiği gibi yapabilmesi için 1-2 sezona daha ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Devre arası iyi bir forvet takviyesi ile 2.yarı çok daha etkili bir Fenerbahçe mümkün olur bence.

İkinci devre Aykut Kocaman'ın Caner ve hem sakatlığı hem sarı kartı olan Topuz'u oyundan alıp Özer-Stoch değişikliği geldi.Stoch ilerde hareketlilik açısından iyi bir değişiklik olabilirdi ancak Caner'in çıkmasına tek neden olarak yorgunluğunu düşünmek istiyorum.Topuz çıkıp yerine giren Özer onun yaptığı beke yardımı yapmayınca Beşiktaş Gökhan'ın olduğu kanattan yaptığı 2.orta ile Ziegler'in de kademeyi terkedip kaleye yaklaşması ile boş kalan Almeida'nın boş pozisyondaki rahat kafasından golü buldu.Bekir'in Quaresma'ya çok kolay geçilmesinden çok Özer'in o pozisyonda ceza sahası dışında yürüyerek pozisyonu izlemesi görülüp eleştirilmeli.

2-1 öne geçtikten sonra Beşiktaş'ın oyunu hiç de bunu yansıtmıyorken galip gelmiş gibi son 10 dakika top çevirip oley çektirmeye başlaması bende tıpkı yıllar evvel Beşiktaş namağlup lige devam ederken Trabzon deplasmanında yenik durumda götürdüğü maçta son dakikalarda beraberliği kurtarmasını hatırlattı ve beraberlik golünün geleceğini hissettim.Takımın oynadığı futbol yenilgiyi haketmeyen türdendi ve beklenen gol 88'de Beşiktaş'ın maç ucuz faullerle verdiği sayısız frikikten geldi.Baroni ile Alex'in bu pozisyonları idmanlarda çalıştığını biliyoruz,geçen sezonun ikinci yarısından bu yana yükselen grafiğine bu özelliğini eklemiş olması Baroni ve takım için büyük bi artı.

Özellikle ilk yarının son yarım saatinde oynanan oyun İnönü gibi seyirci baskısının yüksek olduğu bir deplasmanda sevindirici.Böyle oynayan takım dün kaybetse bile tek üzüntü 26. maçta namağlupluk serisinin bozulması olurdu benim adıma.Gökhan ve Emre'nin sakatlıktan sonra hala forma girememiş ve özellikle Gökhan'ın dün çok etkisiz kalması,Topuz'un sakatlıktan sonraki ilk maçı olması ki ona rağmen fena oynamadı tüm bunlar düşünüldüğünde alınan puan ve oynanan oyun güzeldi.

Yazıyı sonlandırırken Beşiktaş taraftarının Van için yaptığı atkı jestine değinmek istiyorum.Anlamı açısından gerçekten güzel bir hareket takdir etmek lazım ancak bunu 2-2 yapan Baroni'nin golünden sonra Semih ağlardan topu çıkarıp santraya koşmuşken ve takım 3.gol için Beşiktaş yarı sahasına yüklenmişken uzatmaların bitimine 2 dakika kala yaparak oyunu bölme amacıyla yapmış olmaları jestin arkasına saklandı ve kimse konuşmadı.Buna rağmen Özer yakaladığı fırsatı acele etmeyip daha soğukkanlı olup değerlendirse çok değerli bir 3 puan gelebilirdi.

Bu arada dün Emre Belözoğlu'na yine ana avrat küfür edildi tüm stad olarak.Emre hırçın ve agresif bir futbolcu bunu kabul ediyorum ancak hangi takımdan olursa olsun milli bir futbolcuya böyle ciddi küfür edilmesini anlayamıyorum.

Maçın esprisi ise yüzyıllarca bitmeyeceğe benzeyen türden: ''Fenerbahçe taraftarı sahaya girdiği anda maçın 2-2 biteceğini anlamalıydık''

Cumartesi, Mart 19

Galatasaray:1 - Fenerbahçe:2 Mekan Farklı,Düzen Aynı!


Galatasaray Nisan 2008'den beri yenemediği ezeli rakibi Fenerbahçe'yi yeni evi Türk Telekom Arena'da mağlup ederek hem bu yılki sıkıntıları bir nebze olsun örtmek hem de 10 maçı aşkın süredir devam eden kötü gidişatı değiştirerek bir seri başlatma niyetindeydi.

Aslında yeni stadında oynadığı 4 maçta aldığı 3 galibiyet 1 beraberlikte iyi gözükmüştü Galatasaray.Gol sıkıntısı yaşıyorlardı biraz.Gol yemiyorlardı iyi savunuyorlardı.Sezonun genel olarak kötü gitmiş olması takımda moral motivasyon anlamında oyuncularda dengesizlikler yaşanmasına neden oldu bana göre.

Dün de maça iyi başlayan onlardı aslında.Pozisyon vermiyorlardı iyi kapanıyorlardı çoğunlukla Kazım ve Stancu ile ara ara Yekta'nın çıkışları ile tehlike üretmeye çalışırlarken Fenerbahçe Emre'nin olmayışı ile takım olarak ileri yüklenmekte zorlanırken onun olmayışı ile iyice ortasahada defansif ağırlıkla yer alan Mehmet'in de hücuma destek vermemesi ve Dia'nın da yedek çıkması sonucu ikinci yarının en pasif 45 dakikasını geçirdiği ilk yarıda Santos'un 'uyuz'luk olarak sıfatlandıracağım hareketleri sağolsun kaptırdığı topla geri de düştü.

Kazanan tarafın destekçisi olduğumdan değil gerçekten maç sırasında da öyle olduğu için söylüyorum bi şekilde bukadar kötü olmamıza rağmen inanıyordum böyle bitmeyeceğine.Hatta devre arasında mantık olarak alt bitmesi bukadar ağır ihtimalmiş gibi gözüken maça üst olur bahsi bile aldım.Bahis şirketleri 1-0 olmasına rağmen alt olmasına daha yüksek ihtimal veriyolardı zira.Mantıklı bi açıklaması olamazdı ilk yarıyı izledikten sonra Fenerbahçe'nin geri dönebilme ihtimali üzerine.

Maç sonu açıklamalarda yanılmıyorsam Alex'in söylediği bişey vardı .Aykut hoca devre arasında çok sakin soğukkanlı bi şekilde yapmamız gerekenleri bize aktardı biz de onları yaptık şeklinde.Ki 2.yarıya biraz da sakatlığının etkisiyle risk de alarak Selçuk-Semih değişikliği ile başladı Fenerbahçe.Topu ayağında hem daha fazla hem de daha efektif tutmaya başladı.Ufak ufak tek kaleye dönmedi değil maç 2.yarı.

En verimli sezonunu geçiren Alex yine sahneye çıktı 1 asist 1 gol ki o gol kendisinden ortalama 15 cm daha uzun 5 oyuncu arasından atılmış bir kafa golü ile maçı getirdi.Bukadar kötü sezon geçiren bir Galatasaraylı için namağlup unvanını üstelik kurtuluş maçı olarak gördüğü bir maçtı bu şekilde öndeyken vermek kadar moral bozucu bir şey olmadığı kadar bir Fenerbahçeli içinse bunlar inanılmaz mutluluk verici sebeplerdi.Gerçekten ben ömrü hayatımda dün akşam yaşadığım mutluluğu Chelsea galibiyeti yada Türkiye-Hırvatistan maçları sonrasında yaşamamışımdır sanırım.Bilemiyorum.

Ben tesadüflere de inanırım ama daha çok kadere.Burda hiç bahsetmedim ama şöyle bir inancım var.3 yıl kadar önce üniversite tercihi yaparken 9.sıradaydı Sivas.Tercihten önceki son akşam 9.sıradan 5.sıraya aldım ve açıklandığında Sivas'a yerleştiğimi öğrendim.Bu sene devre arasında 9 puan fark olmasına rağmen son maçın Sivas deplasmanı olduğunu görünce 'benim ileride çocuklarıma anlatacağım bir Fenerbahçe hikayem olacaksa bu yıl son maçta ben burda şampiyonluk turu atmalıyım' dedim.Son maçın Sivas'a gelmesi bir tesadüf belki ama bence tesadüften çok bi kader ve ben o maçta burada o turun atılmasına bu yaşımda şahit olacağıma yürekten inanıyorum.Dün akşam devre arasında maçın döneceğine de o yüzden inanıyodum.Hiçbir mantığı yoktu ama eğer ben o son hafta turu göreceksem o maç dönmeliydi ve dün akşama gelene kadar son 9 maçını kazanan Fenerbahçe en kötü oynadığı maçı çevirmesini bildi.İçerdeki Trabzon ve İnönü'de ki Beşiktaş maçları da çok kritikti ancak bu maç en önemlisiydi.Her bakımdan.

Ve ben puanlar kafa kafaya geldiğinden beri Trabzon bir ara oyun olarak tökezlese bile sezon sonuna kadar nerede puan kaybedecek bu adamlar diye düşündüğümde ilk gözüme kestirdiğim İnönü deplasmanında ne şekilde çıktıklarını görünce sanırım bu hep böyle kafa kafaya gidecek ve onlar puan kaybetmeyecek ama biz yine tökezleyeceğiz diye korkmuyor değildim.Ancak dün akşamki galibiyetimiz sonrası tüm bu düşüncelerim değişti ve şu maçtan sonra Fenerbahçe'nin acayip anormal işler olmadığı sürece şampiyonluğu garantileyene kadar puan kaybı yapmayacağını düşünmeye başladım.Trabzon'un ise direncinde bir kırılma bekliyorum TT Arena zaferi sonrası.Bu kırılma yarın Gençlerbirliği maçında olursa hiç şaşırmam.Fenerbahçe Sivas'ta şampiyonluk turu atarken televizyon kanallarının şampiyonluğun en önemli detayı olarak '2.yarı tüm maçlarının kazanan' nitelemesini kullanacaklarını hayal ediyorum da bu da benim çocuklarıma anlatacağım hikayemin özelliklerinden biri olur diye umuyorum.Yine de herşeye rağmen hakedenin kazandığı bir şampiyonluk olur umarım.

Bir kaç not:

  • Kazım'ın yaptığı el kol takım taklavat gösterme hareketleri neden Fenerbahçe'den ayrıldığının resmiydi.Galibiyet ona da tokat olmuştur ama ne kadar umrunda olacağı bilinmez.
  • Galatasaray'ın stadı güzel olmuş dün maçta en azından ilk yarı iyi baskı da oluşturdular ama gol yiyince 50bin kişinin susup 2500Fenerbahçe taraftarının sesinin net duyulmasına izin vermesi,dinlemesini evlerine alışamadıkları olarak yorumluyorum.Klüp olarak tesisleşme yönünde hamleleri tamamlanıyor Galatasaray'ın.Futbol'da 1-2 yıllık belki bir nebze küçülme yoluyla bir hareket sağlarlarsa bence Fenerbahçe'nin hem finansal olarak hem kulüp yapısı ve taraftar profili olarak 6-7 yılda gösterdiği değişimi gösterebilirler.
  • Bu sezon şampiyon olunursa şu seneki performansı sonrası gol kralı olması pek muhtemel Alex'in artık bi heykeli dikilmeli!Dikilsin!
  • Bir de maç sonu nolursa olsun rakibi tebrik etmeyen Hagi'ye selam olsun.Kazanarak bırakacak dediler dediler taraftarı ona saygı duyduğu için ..ktiri çekmiyorsa edebiyle gitmesini bilmeliydi bence.
  • Galatasaray taraftarı da kendi adlarına olumlu yönde bişeyler değiştirmek istiyorlarsa zaten önde oldukları maçta su şişelerini sahaya fırlatmanın geri düşünce de sahaya ne şekilde girdiği belirsiz rakı ve votka şişelerini ezeli rakibin olsa da milli takım kalecisine atmanın ayıp olduğunu kazara denk gelse ömür boyu sakat bırakacak kadar tehlikeli olduğunu farkederek bu saçmalıklardan vazgeçerek başlayabilirler.


Pazar, Şubat 20

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:4

Derbilerin klişeleri vardır.Çok favori olan çok formda olan takım genelde! kazanamaz.Kaybetmesi çok olası olan,formsuz bir gidişat içinde olan takım genelde derbide extra motive olur ve herkesi şaşırtan sonuçlar alabilir.

Bu akşam belki de tüm bu klişelerin geçersiz kaldığı bir maç izledik.Çok keyifli,heyecan dolu,herşeyin var olduğu bir maç oldu.

Gökhan Gönül'ün kas yırtığına ve Dia'nın ve Emre'nin hafta arası bir kaç idman kaçırmalarına neden olan sakatlıklarına rağmen sahada yer almaları Fenerbahçe için avantajdı.

Beşiktaş'ta ise Schuster yabancı kontenjanı nedeniyle kadro dışı tercihlerini Sivok-Bobo olarak kullandı.Burada Fernandes ve Ernst gibi iki benzer özellikli oyuncuyu aynı anda kadroda bulundurması ve halen lige ve takıma adapte sorunu gözlenen Almeida'yı tercih etmesi eleştirilir şeylerdi.

Fenerbahçe'de Beşiktaş ve Galatasaray derbilerinin duran toplardaki kafa ve uzaktan golleriyle efsanesi haline gelen Selçuk daha maçın başında vuruşuyla olmasada ortalığı karıştırması ve gole sebep olmasıyla meydandaydı.

Fenerbahçe'nin son yıllarda sıkça yaptığı nadiren ve çoğunlukla ev sahibiyken işe yarayan ama özellikle deplasmanlarda sıkıntıya düşmesine neden olan öne geçtikten sonra geri yaslanma taktiği ilk yarının 30'lu dakikalarına kadar iyi işledi aslında.Geri yaslanan takım özellikle Dia-Santos ile soldan iyi işledi ve pozisyonlar buldu.Maçın 3 kritik anından 1'i olan Dia'nın direkten dönen topu o sıralarda gol olsaydı maç Fenerbahçe için daha rahat seyir edebilirdi.
Ekrem'in 50 kere vursa 2.bir kez daha o noktadan kaleye sokamayacağı kaleye bakmadan çektiği şut yarının son anlarına denk gelince devreye sıkıntılı giren Fenerbahçe oldu.Beşiktaş 2.yarıya daha istekli başlayacaktı öyle de oldu,bu kez 2.yarının 3.dakikasında kullanılan serbest vuruş barajdan sekti Yobo öne çıkmakta abartıp Toraman'ı unutunca onun önüne düşen top Beşiktaş'ı öne geçirdi.
2-1 den sonra Fenerbahçe önde etkili olmaya çalışırken çok pozisyon verdi ve bu sırada Almeida'nın karşı karşıya atamadığı,Volkan'ın çıkardığı top maçın 2.kırılma noktası oldu.Hemen ardından bir kaç pozisyon önce Lugano'yu al-aşağı eden Ferrari'nin bu kez hırsına kurban olup dirsek atması hem kendisini oyun dışı bıraktı hemde kazanılan penaltıyla Fenerbahçe eşitliği de sağladı,ibreyi de kendine çevirdi.Ki bu maçın son ve en önemli kırılma anıydı.

10 kişi kalan Beşiktaş'a karşı doğru paslarla,sakin sakin yüklenen takım kısa süre sonra 3 ve 4. golleri Alex'in ayağından buldu.Kalan 20 dakika Beşiktaş taraftarı için en sıkıntılı anlarıydı maçın.

Önceki takımlarıyla Beşiktaş ile oynadığı maçlarda 9da 5 yapan Aykut Kocaman bir galibiyet daha ekledi serisine.Geri düştüğünde Semih'i hazırlayan,öne geçince ise kontrolü ele alan değişiklikler düşünerek maça hakimiyetini gösterdi.İlk yarı takımı geri çekti eleştirilerine katılmıyorum kaçırılan pek çok pozisyon var.Alex ise maçın yıldızıydı.Onun karakterini oyununu çocuklarımıza anlatabilecek olmamız,onu izleyebiliyor olmamız büyük şans.

Fenerbahçe formdaydı,2.yarıya 4te4 ile başlamıştı,inançlıydı;Beşiktaş ise sıkıntılı,formsuz,şampiyonluktan uzak.Tek motivasyonları rakiplerinin gücüydü o da biraz da şanslarının yardımıyla maça geri dönmelerini sağladı.Klişelerin yalan olduğu,formda ve favori olanın kazandığı bir derbi izledik.

Beşiktaş yönetimin ve teknik kadronun biz yıldızları getirdik,biz dünya takımıyız,bizi tüm dünya izliyor konuşmalarındansa,bu yıl nerde hata yaptık önümüzdeki yıl neler yapmalıyızı tartışmaları gerek zannımca.

Fenerbahçe ise bu sürecin başlangıcını sağlayan;herkesin iyi oynamadan dediği ama takımın üstündeki stresi atma unsurunun bunda en önemli etken olduğunu unutarak söylediği Antalya maçından sonra Trabzon maçı ile birlikte en zorlu olarak görülen virajı döndü.Bundan sonra ipler bir nebze daha da olsa takımın elinde eğer hata yapmazlar bu inanç ve form seviyesi ile şampiyonluğun en büyük adayı oldukları bir gerçek.

Bu galibiyet Cuma günü kendi stadları önünde cop yiyen,biber gazı soluyan,küfür yiyen İnönü'de yer alan tüm Fenerbahçe taraftarına armağan olsun.

''Ne Kadar Anası S...... Varsa Toplanmışlar Buraya''



Nerden başlasam bilemiyorum.Cuma günü satışa çıkacağı söylenen Beşiktaş-Fenerbahçe maçı biletleri için şehir dışından gelenler için Perşembe sabahı belki de daha evvele dayanan hikaye Perşembe öğleden sonra ufak ufak başlıyor.

Stad çevresinde toplanan taraftar bir otobüs ile birlikte Samandıra Can Bartu Tesisleri'ne geliyorlar,takıma baklava dağıtıp maç öncesi son kez destek oluyorlar dönüp son yemeklerini yiyip sıraya giriyorlar gişeler önünde.Akşam kameralar geliyor çektikleri cefayı görüntülemek için,vakit geçirmek için yaptıkları gibi basıyorlar tezahüratı.Şakalaşmalar,muhabbetler derken saatler geçmek bilmiyor.Yağmur yağıyor gece,aldırmıyorlar,taa uzaklardan onca yol gelmişler o yağmur altından yorgunluktan bitap düşüp uyuya kalanlar oluyor sırada buldukları bir boşluğa kıvrılanlar arasında.Sabah oluyor.Yoğunluk artıyor.Yandan girerek kaynak yapanlar sıranın genişlemesini sağlıyor ama düzen bozulmamaya çalışılıyor.Bir tarafta polis barikatı diğer yanda bildiğimiz karton koliler.Koli bandıyla bantlanmış koliler! sırada tutuyor onları.Sıranın kalabalıklaştığını görenler sabahın erken saatlerinde polis çağırıyor,polis zahmet edip saatler sonra geliyor olay yerine.Ve işte olay orda patlak veriyor.

O saate kadar,grup liderlerinin önderlik ettiği uyarılarla sırayı koruyan taraftar polis gelince nolduğunu anlayamadan copları kafalarına,biber gazlarını yüzlerine yiyorlar.Yetmiyor 12 saati aşkın süredir aç,yorgun sıra bekleyen,pek çoğunun 24 saatten fazladır bu işe zamanını verdiği yaklaşık 1500-2000 kişilik gruba ''ne kadar anası s...... varsa toplanmışlar buraya'' cümlesini işitiyorlar.Hepsinin bir sıfatı var artık ''anası s......'' . Polisin coplamalarından oluşan yığılmalar sonunda düşen,yaralanan taraftarlar oluyor,yetmiyor düzen sağlamak için gelen polis bu işi;sırayı sabitlesin diye duran barikatları kaldırıp taraftarın üzerine savurmakla sağlamaya çalışıyor.

Onlar susuyor.Bilet dağıtma işlemi başlıyor.Bu sefer yeni bir düzen sağlama yöntemi geliyor: ''grupçular,pis sakallılar,kapüşonlu swetshirt giyenler,atkı takanlar ve hatta takımı desteklediğine işaret eden herhangi bir ürün kullananlara bilet verilmemesi'' emri geliyor.İnsanlar bir kez daha yaftalanıyor orda.''Arkalarda,temiz yüzlü,kıvırcık bi oğlan vardı,nerde o alın onu sıraya'' sözü geliyor.Düzen böyle sağlanıyor.Herkese bilet yok orda.Bu ve bu tür olaylar silsilesi sonunda ailesini,işini,okulunu,zamanını geride bırakan taraftar dayak yiyor,küfür yiyor,cop yiyor içlerinden bilet alanlar belki şanslı ama alamayan renkdaşları için üzülüyorlar onlar da.Düzen böyle sağlanıyor işte.

Bunu Fenerbahçe taraftarı olduğum,sarı-laciverte gönül verdiğim için söylemediğime emin olun.Bunu türk futbolunda deplasman maçlarına giden tüm taraftarlar için söylüyorum.Keşke ben de bu insanların arasında olabilsem diye çok iç çekmişimdir.Türkiye'de ki deplasman taraftarına sürekli çirkef,kavgacı,şiddete yönelik sıfatları yapıştırılıyor.Kimse de çıkıp demiyor ki bi dakika kardeşim.Kimse de o copları indiren polise çıkıp sormuyo ki ya bi dur bakalım ne istiyor bu adamlar?

Bu taraftarlar sahipsiz mi?Uğruna onca cefayı çektikleri kulüpleri neden bir temsilci çıkarıp o kaos ortamında yol gösteren yatıştıran görevini üstlenmiyor.Ama Manisa deplasmanıydı sanırsam gidip taraftara ''aman madde atmayın küfür etmeyin saha kapanır'' uyarısı yapmayı biliyorlar.Bu adamalr kendi kulübünün kendi stadının önünde şiddet görüyorlar.Üstelik hepsinin niyeti ortak.Sıraya girmişler ve o biletler bitene kadar sıranın kendilerine gelmesini değil 12 saat 112 saat bile beklemeye niyetliler.Bu işin daha ''insani'' yolları yok mu anlamak mümkün değil.

Taraftarı kimse umursamıyor bu ülkede.Yolunacak bir kaz,kavgacı,şiddet yanlısı,manyak herifler olarak görülüyor hepsi.Maraton tribününün 20 lira olduğu yerde deplasman için ayrılan kale arkasının 65 lira,başka takıma 30 lira olan tribünün büyük takım taraftarı gelince 90 lira olarak sezonluk kombineye eşdeğer geldiği bir ligi izliyor ve yaşıyoruz.Ve sesimizi çıkarmıyoruz.Susmaya devam ediyoruz.Biz sustukça onlar bize türlü türlü sıfatlar yakıştırmaktan,şiddet uygulamaktan,hiçbir hukuka sığmadan adam seçmekten,göz altına almaktan çekinmiyorlar.

Sivilde karşı karşıya kalsanız yüzünüze bakmaya cesareti olmayacak tipte adamlar sırf o üniformayı giymenin gücüyle! her türlü terbiyesizliği yapma hakkına sahip oluyor.Üstelik bu adamların;tribüncü! grupçu! olarak adlandırdıkları taraftarlara şiddet uygulamak en büyük zevkleri kimilerine göre.

Son olarak İtalya'da 2 yıl kadar önce birbiriyle taş,sopa,molotof kavga eden Roma ve Lazio taraftarının polis gelince birlik olup polise karşı durduğunu hatırlatmak sanırım taraftarlar olarak hepimizin bazı şeyleri anlaması için yeterli bir örnek.Olaylardan zarar görenler arasında bireysel olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazanlar olmuş ama kimi kime şikayet ettikleri ortada.Bu işin değişmesi,düzelmesi,son bulması için 'futbol yöneticisi' sıfatlı havalı abilerin o kulüp genel kurullarında,Kulüpler Birliği toplantılarında bu mevzulara en elzem dereceden yer vermesi gerekiyor.Biz sesimizi çıkarmaz,biz olan bitenlere sessiz kalmaya devam edersek daha çoook hayvan muamelesi göreceğiz malesef.Kendine ne renkten olursa olsun taraftar sıfatını yakıştıran her birey bu olaylar karşısında az veya çok bir şekilde,bir ortam üzerinden tepkisini lütfen! ortaya koymalıdır diye düşünüyorum.Çünkü bu işi tanımlamaya ''insanlık suçu'' haricinde bir laf yakıştıramıyorum ben.



Konuyla ilgili o sırada yer alan iki taraftarın yaşadıkları için buraya ve şuraya göz atabilirsiniz.

Vukuatların son raddeleri ise şuradan izlenebilir.

KfY grubunun olaylarla ilgili açıklaması

Perşembe, Aralık 30

Galatasaray CC:67 - Fenerbahçe Ülker:56

Bu maça kadar Abdi İpekçi'de oynadığı 6sı Beko Basketbol Ligi 4ü Euro Cup 10 maçta yenilgi yüzü görmeyen Galatasaray 2010 yılınının son derbisinde kazanıp liderliği ezeli rakibinden almak üzere Fenerbahçe'yi konuk etti ve 67-56 kazanarak Beko Basketbol Ligi'nin yeni lideri oldu.

Aslında maça iyi başlayan taraf Fenerbahçe Ülker'di.Ömer Onan'ın dış şutları,Ukic'in ve Kaya'nın içerden oyunlarıyla 15-5 ile 10 sayılık bir farkı yada yakaladıysa da çeyrek sonunda Galatasaray'ın maç boyu en etkili ismi olan Tutku'nun gazıyla 7-0 lık bir Galatasaray serisi geldi.O dönemde Oktay Mahmuti'nin 5 kısaya dönüp tam saha pres uygulamasına Spahija'nın tepkisiz kalması da bir etken oldu.

2.çeyrek kafa kafaya geçti devreyi Oğuz'un basketiyle 29-27 önde kapadı Fenerbahçe.3.çeyrekte dönem dönem gidip gelen oyun çeyrek 5 sayı farkla Fenerbahçe'nin lehine bitecekken Tutku'nun attığı son saniye 3lüğüyle Galatasaray lehine döndü.Aslında çeyrek için pek çok kez şans Galatasaray'ın yanında oldu diyebiliriz.Şimdi kim olduğunu hatırlamadığım uzun bir oyuncunun top elinde patlarken fırlattığı 3lük panyalık olarak girdi ki bu tam Fenerbahçe'nin fark açmak üzere olduğu zamanlardaydı.Bu ve bunun gibi şans faktörünün son kez Galatasaray'ın yanında olduğu an Tutku'nun farkı 2 de tutmasını ve son çeyreğe öyle girilmesini sağlayan 3lüğü oldu.

4.çeyrek başında da Spahija'nın Ömer Onan'a yapılan ve çalınmayan bir faul üzerine itiraz ederek teknik faul almasıyla ibre tamamen GS lehine dönmeye başladı.Maçın o dakikasına kadar Efes Pilsen döneminde sakinliğiyle dikkat çeken Oktay Mahmuti'nin kendini parçalarcasına itiraz eden hallerine sırtını sıvazlayarak karşılık veren hakemler Spahija'ya anında teknik faulu çalınca işler değişti.

Sonrasında Fenerbahçe'nin savunmayı sertleştirmesine rağmen hücumda Tomas başta olmak üzere Ukic'in de sessiz kalmasıyla sayı bulmakta zorlandı.Fenerbahçe taraftarının ''ah Mrsic olsaydı!'' diye iç çektikleri anlardı o anlar.

Sonuç olarak kaybedilen normal bir sezon maçı.Galatasaray Mahmuti ile birlikte iyi bir takım olmuş.Ancak Fenerbahçe'nin Vidmar ve Engin'in de dönüşü ile birlikte şampiyonluk adına yine en iddialı takım olacağı bir gerçek.


Pazartesi, Ekim 25

Fenerbahçe:0 - Galatasaray:0

'Rijkaard'ı sabote ettiler' olayından başlamak lazım maça.Elbette hocasının düşüncelerini paylaşmayan,ters düşen futbolcular olabilir ama sporcu her zaman karara saygı duymalıdır.Duymayan ve bunu dile getircek kadar seviyesiz futbolcu ahlaktan yoksundur zaten ve o adamın işine de kulübüne de taraftarına da saygısı yoktur zaten.Bahisle uğraşanlar şunu çok iyi bilirler: ''Bir takımın teknik direktörü değiştiyse yeni hocasıyla çıktığı ilk maçında o takımın süpriz yapma ihtimali çok yüksektir!''

Bugün takımın başına Hagi değil kim gelirse gelsin Galatasaray Rijkaard döneminden daha istekli daha mücadeleci oynayacaktı.Kendileri için oynayacaklardı bikere.Öyle de yaptılar.

Hagi-Tugay ikilisinin takımın başında çıktıkları ilk maçta verilen taktiği en iyi şekilde uyguladılar.Fenerbahçe'nin Beşiktaş derbisinden bu yana '103 gol rekorunu kıracaklar mı?' dedirten performansını sağlayan en önemli etken kanatlarını iyi kapattılar.Elano Brezilya milli takımında parladığı yerine kaydırıldı göbek Sarp-Cana-Ayhan üçlüsü ile tutuldu,kanat oynarken şutör özelliğini yitiren Pino ceza sahası dışından da olsa tek başına 4ü çerçeveyi bulan 5 şut attı.

Buna karşılık Aykut Kocaman Beşiktaş derbisinden bu yana üstüne koyarak giden takımı bozmadı.Yine kanatları kullanmak istedi.Ancak Galatasaray'ın 5li ortasahasına karşılık Fenerbahçe'nin Emre-Topuz'lu göbeğinin zayıf kaldığı henüz maçın başında barizdi.Galatasaray'ın savunmada tüm hatlarıyla topun arkasında kalmasına rağmen arkaya yaslanmaması özellikle Emre'nin top almakta zorlanması ilk yarıda Fenerbahçe'nin üstünlüğü rakibe kaptırmasına neden oldu.

Devre arasında;kanat akınları haricinde ortaya da yönelip ayağında top tutabilen Stoch yerine daha çok kanat bindirmelerini kullanan Dia'yı yada Alex'i oyundan alıp Semih'i sahaya sürmek belki topu ileride tutabilmek adına bir hamle olabilirdi.Aykut hoca basın toplantısında tercihini varolan 11 üzerinde dizilimde değişiklik yapmakta kullandığını söyledi.70 gibi bu değişiklikleri yaptı ve ikinci yarı 15-20 dakikalık Fenerbahçe baskısı Galatasaray'ın da geriye yaslanmasıyla birkaç pozisyon getirdi.Ancak Semih ve Alex'in Stoch'un getirdiği topları dışarı atması Niang'ın Aykut'un bacakları arasından geçirmek istediği top ve Alex'in iki kez vurup Cana'dan dönen toplar haricinde pozisyon yakalayamadı Fenerbahçe.

Aykut hocayı maç sonunda kadrodan dolayı eleştirmek yersiz.Dia ve Stoch'un bukadar etkisiz kalacağını şüphesiz o da tahmin etmiyordu zira Galatasaray takımı kudret nartı yemişçesine mücadele etti.Elano dahi Caner'i çıkarmayarak Stoch'a destek olmasını engelledi.

9.haftayı geride bıraktık ve Fenerbahçe Trabzon-Beşiktaş-Galatasaray 3lüsünden 1 puan çıkarabildi.Haftaya Bursaspor deplasmanında Emre ve Lugano'suz oynayacak olmak epey zorlayacak takımı.Ankaragücü'nün geçen haftaya Galatasaray'a 4 atıp bu hafta Bursa'dan bir devrede 5 yemesi nasıl bir mantık çözebilmiş değilim o da ayrı.

Aykut hocanın basın toplantısında dile getirdiği bir diğer önemli nokta bugüne kadar derbilerde üstün ancak küme düşen takımlara verdiği puanlarla şampiyonluk yitiren bir Fenerbahçe vardı bu sezon büyük maçlarda galip gelmekte zorlanan ancak nispeten zayıf takımlara bariz üstünlük sağlayan bir kadro kalitesine sahip Fenerbahçe.Açıkçası bugün Galatasaray'ın yaptığı şekilde kanatları ve ileri adamlar arasında pas organizasyonunu kesebilecek düzende bir takım yok Anadolu takımları arasında.Yani eğer Anadolu takımları ile yapılan maçlarda maximum puan alınırsa şampiyonluk yine gelebilir.Dün akşam berabere kalınmasına rağmen Bursaspor ile 6 puan fark olması manidar.

Ben Aykut hocanın bugün sahaya sürdüğü kadroda ısrar etmesi halinde orta-uzun vadede istikrar yakalamasının mümkün olduğunu düşünüyorum.Zaman zaman Topuz'u yine sağ kenarda kullanı ortasahaya Alex'in yerine daha çok etliye sütlüye karışan bir isim bulunabilirse büyük maçlarda orta alanda rakibe teslim edilen üstünlük geri alınabilir.Şu cümlelerden sonra Özer'den bu işi yapması adına olan beklentiler aklıma geliyor.Üzülmemek elde değil cidden yazık oldu umarım en kısa sürede iyileşerek katkı sağlayabilir.

Bu arada sanal ortamlarda yenilmedik diye sevinen ve laf edildiğinde Trabzon maçına atıfta bulunan ezik bir kesim var.Onlara maç sonunda tüm takım içeri girmişken Sabri'nin gidip üçlü çekmesini hatırlatıyorum.Bir büyük takım ezeli rakibi ile deplasmanda kaldı diye meşale yakıp,oyuncusunu üçlü çeksin diye çağıracak kadar seviniyorsa bu karşısındaki rakibin nekadar büyük olduğunu ve bunu nasıl kabul ettiklerini gösterir.

Saygılar

Çarşamba, Ekim 20

Sahada İşini Yapanlara Saygı,Tribünde Centilmenlik!



Tribün kültürü ve futbol üzerine gündemin dışındaki pek çok olaya da yer verildiği taraftar platformu Tribün Dergi'nin yaklaşan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesi taraftarların tribün taşkınlıkları,sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle kapanan sahalar,yarım kalan maçlara,kısaca futbola yakışmayan hareketlere dikkat çektiği ve derbi için bir çağrıda bulunduğu çalışması.Çok güzel olmuş emeği geçen herkesin eline koluna sağlık.


''Gelin, dünyanın en büyük derbilerinden birinin şanına, heyecanına gölge düşürmeyelim.

Sahada işini yapanlara saygı, tribünde centilmenlik.''

Pazartesi, Nisan 19

Korkunun ecele faydası yok {Fenerbahçe:1-Beşiktaş:0}

Çok değil 6 hafta önce pek çok kesim takıma şampiyonluk yarışından düştü gözüyle bakmıştı.6 haftadaki değişimin gerçekleşmesi ve takımın ayağa kalkmasında en büyük pay tıpkı bugün Volkan'ın o penaltıyı kurtarmasında ve maçın kazanılmasında olduğu gibi Saracoğlu tribünlerini dolduran,inancını takımına aşılayan o taraftarındır.

Kadrolar açıklandığında beklenenin dışında görülen,hafta boyu oynayacağı konuşulan Serdar Özkan'ın yerine bu sezon 30 maçın 14 ünde forma giyen ve bunların yalnız 2 tanesinde ardarda iki hafta forma giyen İsmail Köybaşı'nı tercih etti Denizli.

Amacı ve mantığı kısaca ''rakibi durduralım da 90 dakikanın bi yerinde kazara bitane sıkıştırırsak 1-0 yeneriz'' olan taktiği Beşiktaş'ın son 5 sezonda en çok çektiği oyuncuların başında gelen Alex,bu özelliğini sürdürerek bozunca özellikle ilk yarı Beşiktaş hiç varlık gösteremedi.

Alex konusuna bir parantez açmak gerekirse, 5 sezondur bu ligde oynayan bir adamın her nekadar zaman zaman yaşından da kelli ağır kalsa da bunu zekasıyla bertaraf ettiğini defalarca kanıtlamış olmasına rağmen onun başına ısrarla adam adama savunacak birilerini diken teknik direktörlerin mantığını tartışmak gerekir.Hele Alex'in başına dikilen adamın İbrahim Toraman gibi zekadan yoksun,fizik mücadeleye dayalı özelliklere sahip bir adam olması ayrı muamma.

Erken gelen golün planlarını alt-üst ettiği Beşiktaş'ın organize atağı geçtim mücadele anlamında bile aksadığı ilk yarıda Guiza'nın rakip defansa uyguladığı preste başarılı olsa da müsait durumlarda topu dışarı attığı pozisyonların birinde başarılı olsa ikinci yarı Fenerbahçe adına daha rahat da geçebilirdi.

İkinci yarı benim son dönemlerde gördüğüm ve stadda olan arkadaşlarımın benimle paylaştığı 10-15 dakikalık 'Fener gol gol,şampiyonluk geliyor' tezahüratı ile başladı.Ancak oyuna baktığımızda Beşiktaş'ın yine organize olmasada oyunu dengeledeğini görmek mümkündü.

Lugano'nun eline çarpan topa penaltı vermeyen Göçek bu yanlışının etkisinde kalarak zaten şutunu çekmiş olan futbolcuya Bilica'nın kontrolsüz girişine penaltı verdi ki bence tartışılır bir karardı zira dediğim gibi oyuncu vuruşunu yaptıktan sonra geldi müdahale.

Bilica'ya postun sonunda ayrı bi paragraf açacağım zaten ancak Bobo topun başına geldiğinde tribünlerden gelen uğultunun o vuruşu göstere göstere yapmasında ve Volkan'ın kurtarmasında etkili olduğunu kimse görmezden gelemez.Ki kurtarılan penaltı sonrasında Fenerbahçe'nin son haftalarda en iyi yaptığı şeyi daha da moralli olarak yapıp Beşiktaş'a net sayılabilecek pozisyon dahi vermemesini;penaltıya,Bilica'nın beyaz noktayı kazımasına takılanların gözden bukadar kolay kaçırmalarını da anlayamıyorum.

Zira dün sahada olan Fenerbahçe takımının o inanç ve istekle o penaltı gol olsaydı dahi 2.golü bulamayacağını iddaa edebilecek olan var mı merak ediyorum.Varsa eğer böyle biri yarın maçı tekrar izlesin Beşiktaş'ın en net ve yegane pozisyonunun penaltı vuruşu olduğunu görecektir.

Maçtan sonra belki ilk kez bukadar tepkili olduğunu gördüğüm Denizli'nin çıkardığı kadroyu korkaklık olarak nitelendirenler oldu.Kimbilir Alex'in golü olmasa Denizli Fenerbahçe'yi en azından durdurma konusunda başarılı olsa haklı çıkabilirdi.Ancak şu sonuçta 'korkunun ecele faydası yok' söylenecek en doğru söz olur Mustafa hoca için.Holosko'yu almak için 85'e kadar beklemesi,ikinci yarı tonla top kaybı yapan Fink'e ısrarla tahammül etmesi de bir hafta boyunca konuşulacak terihleridir.

Sami Yen'de Galatasaray'ı mağlup etmesinin ardından Fenerbahçe'nin şampiyonluğu için ortaya çıkan iki koşul vardı.Biri Beşiktaş maçında en azından yenilmemesi,ve kazanması halinde haftaya Galatasaray'ın Bursa'ya çelme takmasını bekleyecek olmasıydı.Bunlardan ilki gerçekleşti.Haftaya bence sürpriz çıkmayacak olan maçta Galatasaray Bursa'yı beklenenden de kolay mağlup edecektir.Zira Bursa'nın son 3 hafta oynadığı oyunu FM oynayanlar 'Gung-Ho' taktiğine benzetebilirler.Cuma günü de,iyi güzel çok istekliydiler ancak attıkları gol auta gidecekken defansın ayağına çarparak kaleye girdi,üstelik bu golle devre arasına girmeleri de artı moraldi takım için.Sami Yen'de bu anlayışla olurlarsa hezimete uğrarlar diye düşünüyorum.Aksi olur mağlup ederler Galatasaray'ı, ozaman ben burda Beşiktaş Fenerbahçe ve Galatasaray'ı deplasmanda mağlup ettiler tertemiz şampiyonluk,haklarıdır derim.

Gelelim Bilica'ya.Sene başından beri savruk hali,gereksiz davranışları,sertlikleri pek çok Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarmıştı zaten.Tamam son haftalarda bir uyum sağladılar Lugano ile ancak bugün penaltıdan önce,hele hele sarı kart gördükten sonra yaptığı o gereksiz kazıma hareketi Bilica'nın hala Sivasspor'da oynayan bir futbolcu mantığına sahip olduğunu gösterir.Ki kendisni aldıktan sonra Sivasspor'a gönderilen Yasin Çakmak'ı öküz,ayı gibi sıfatlarla ananların arasında bugün Bilica'nın yaptıklarını savunanlar da var.Asıl Yasin olsa bugün Bilica'nın yerinde bu yapılan saçmalığın bu formaya bu kulübe yakışmayacağını bilirdi.Fenerbahçe yönetimi Bilica'yı,Edu'nın sakatlığı sonrasında zaman darlığı ve maliyetinin düşük olması sebebiyle 1-2 sezonluğuna almış olsa gerek,öyle umuyorum.Tez zamanda kulüpten gönderilmesi yapılacak en doğru iş olur.Herkesin bir araba laf ettiği,çok sert çok çirkef oynuyor dediği Lugano bile topladı kendisini,bu adam bi sene daha kalırsa kulübün başına bela olacağı ortadayken yönetimin kendisiyle yolları ayırması gerekir.

Hakem Hüseyin Göçek için söylenecek söz yok.Hem verdiği hem vermediği penaltı,bir maçta 50 kere aynısı yaşanan pozisyonlardan birinde Wederson ile Toraman'a kırmızı kart vermesi maçı kaldıramadığını bariz göstergesidir.Beşiktaşlı olduğu ortada bile olsa Fırat Aydınus'un yada pek çok kez Fenerbahçe taraftarının da şikayetçi olduğu Cüneyt Çakır yönetseydi bukadar konuşulacak kararlar vermezdi diye düşünüyorum.

Cumartesi, Nisan 17

Manchester derbisinde gülen taraf United!



Bu sezon gördüğüm en dengesiz takımlar arasında ilk 3 sıraya rahat girer City.Chelsea'yi deplasmanda 4-2 yenişleri var ki bugüne kadar nerdeydiniz dedirtti herkese.Son haftalarda sırasıyla Wigan'a 3,Burnley'e 6,Birmingham'a da 3 attılar ve bugün Manchester derbisinde Ferguson'ın maç öncesinde biraz da City tarafına dokundurarak söylediği gibi uzun yıllar sonra ilk kez bir amaç uğruna çıktılar United karşısına.
İki tarafın da pozisyonları olan zaman zaman tempolu bir maçtı.Ama en üstteki fotoğrafta gördüğümüz kutlamanın açıklamasını İngiliz basını ''Bugüne kadar atılmış tüm dramatik gollerin anası'' şeklinde açıklamaya çalışmış.

3.uzatma dakikasının son saniyelerinde Rooney'in çıkmasından sonra,Scholes'un Berbatov'un yanına yaklaşmasını istediğini söyleyen Ferguson'un bu isteği sonuç getirdi ve United,Arsenal'in şampiyonluk umutlarına darbe vuran Tottenham ile maça çıkacak olan Chelsea'nin de benzer bir puan kaybı yaşamasını beklemeye başladı artık.

City bu mağlubiyetle 4.sırada 62 puanla yerini korurken bu sıra ve dolayısıyla Şampiyonlar Ligi için direk rakibi 61 puanlı Tottenham'ın bu akşam Chelsea karşısında alabileceği puanların hatırlatılması üzerine Mancini; bu mağlubiyetin yada akşamki maçın çok birşeyi değiştirmediğini 5 Mayıs'ta Tottenham ile içerde oynayacakları maçın durumu netleştireceğini ifade etmiş.

Pazartesi, Mart 29

Bu taraftar sizinle gurur duyuyor!

Böyle maçlarda teknik taktik çok da önemli değil derler ya.Çoğunlukla da öyle olduğuna rast gelinmiştir.Kaybedenin şampiyonluktan kopacağının bariz olduğu maçta oyuncular çıkar kim inanırsa,kim daha çok isterse o taraf galip gelirdi.Bugün Fenerbahçe'li futbolcuların inanmışlığı şüphesiz rakip takım futbolcularından fazladır.Ama bu galibiyette Frank Rijkaard'a da hakkı teslim edilmelidir.Zira 15.dakikaya gelindiğinde ancak top kontrolünün Fenerbahçe'de olduğu ve maçın henüz başında Cüneyt Çakır'ın;Mehmet Topuz'un yolunu kapatması sonucu doğan pozisyon haricinde bişey üretemediklerinin farkına varan rakip takım teknik ekibi Elano'nun sola kaymasının çokça eleştirildiği düzenden normale dönebilmeyi akıl edebildi.

2haftadır nerede bir derbi muhabbeti açılsa 'bizimkiler güzel savunacak,akıllı oynayacak Galatasaray hele golü erken bulamazsa bi ara 1 tane sıkıştırıp 1-0 alacak' deyip durdum.Emre'nin oynamayacak olması biraz da olsa onun hırsının sürüklediği takımın bu amacını sekteye uğratabilir diye endişelerim vardı ama yanılmışım.Herkesin 'kekeme' diye nitelediği Selçuk ilk kez yanyana oynadığı ekürisi Mehmet Topuz ile rakip takıma istediği oyunu oynatmadılar adeta.Selçuk hele ikinci yarıda adım atmadık yer bırakmadı.Keza Mehmet kanatlardan ortaya çekilince mücadeleci yönünü de sahaya yansıttı.Santos ile Wederson ikinci yarının başından beri savunduğum gibi mükemmel denilebilecek işbirliği içindelerdi.Keita her topu aldığında 2 kişi basıyorlardı.Selçuk seneler önce Lyon deplasmanında Coupet'e attığı golü hatırlattı bana.Ayağına sağlık.Alex maçtan sonra Van Basten'in de dile getirdiği 'büyük oyunculuğu'nu yine gösterdi.Rakibin özellikle ikinci yarıya presle başladığı anlarda topu ayağında tutarak doğru yerlere yaptığı servislerle takımı rahatlatan isimdi.Guiza gerek Semih'e nazaran bence üstün olduğu yönlerden biri olan topu ayağında tutup doğru yerlere pas verebilme özelliğini oyunda kaldığı süre boyunca gösterdi.İlk yarıda ofsayt olmadığı halde kesilen pozisyonda topu ağlara da gönderdi.Fenerbahçe adına maçın en etkisiz gözüken ismi Özer'di ancak o da derbi heyecanını taşımasından olsa gerek.Yine de yerini kaybetmedi mücadelesi alkış aldı.Volkan'ın da Keita'nın son dakikada çıkardığı şuttaki kurtarışında hakkını teslim etmek lazım.

Şimdi işin diğer taraflarına bakmak gerekirse; Keita ve Santos'un kendilerini yerden yere atmaları artık ne kadar iyi oyuncu! olduklarını gözler önüne sermiştir sanırım.Hadi Keita'ya Saracoğlu'nda ki maçta ve Trabzon'dan alışkınız da Santos'un kanına da girmiş olcak o 'Arif Erdem' ruhu..

Maçtan önce Fenerbahçe'nin taşıdığı 'Canaydın'ı anıyoruz' pankartını alkışlayan rakip taraftarı takdir ediyorum ama Alex'e o su şişesini atıp olaysız geçiyor denen maçın içine eden o taraftara kaç Galatasaray taraftarı o hareketinden ötürü tepki gösterdi merak ediyorum.Çünkü biz Fenerbahçe taraftarı olarak Saracoğlu'nda bazen böyle içimizden zıpçıktılık yapanlara tepki vermesini biliyoruz.O da sanırım 'Çünkü Fenerbahçeliyiz' sözünü ne kadar benimsediğimizi gösteriyoruz.

Maç sonrası orda burda facebookta 'yensen de yenilsen de' ajitasyonu yapan rakip takım taraftarı kardeşlerim yapmayın gülünç oluyo be abi.

Uefa finaline ev sahipliği yaptığımız yılda 'Geliyoruz' diyenlere karşılık ; 'Geliyoruz,yeniyoruz,gidiyoruz' bu muhabbeti sonlandıracak bir cevap olmuştur artık sanırım.

Benim yaşım yetmez.Babamdan amcamdan duydum.Bir ara Beşiktaş'ın mesela Fenerbahçe'ye bi hayli üstünlüğü olmuş yenemiyormuşuz baya.Sanırım artık siz de 'Her zaman her yerde' sözünü benimsemeye başlasanız iyi olur.Hayır umutlanıyorsunuz falan...

Maçtan hemen sonra şu geldi aklıma: 4 hafta sonra Samiyen'de Galatasaray'ın Bursa'yı yenmesinin Fenerbahçe'yi şampiyon yapabileceği bir ortam oluşsa,ve o galibiyet Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi yolunu sağlamlaştıracak olsa nasıl bir maç olur? Hı?

Bloga başlayalı 4.5 ay civarı oldu,4 yıldır da ilk defa hatunla derbi izlemek nasip oldu.2 yıldır her fırsatta maçları izlemek için gittiğim yer olan Tophane'de de ilk derbim.3 gün için kalkıp totalde 1400 km gibi bi yol yaparak geldiğim İstanbul'da böylesine ilkleri yaşamak; tüm o yorgunluğumu tüm dertlerimi 1 günlüğüne dahi olsa unutturdu.Bu hisleri yaşattıkları ve bu satırlara dökebilmemi sağlayıp ben dahil tüm Fenerbahçelilerin yüzlerini kara çıkarmadıkları için hepsinin ayağına sağlık diyor alınlarından öpüyorum!O zaman;

Bu taraftar sizinle gurur duyuyor!

Pazar, Kasım 22

Beşiktaş:3-Fenerbahçe:0

Herşeyden önce Kazım'ın dün gece twitter sayfasından yazdıklarına dikkat çekiyorum..Kazanmayı çok istediğini,dün akşam maçta kendisine sert müdahaleler olduğunu bunlara sessiz kaldığını ve oyundan atıldığı pozisyonda topun Fenerbahçe'de olduğunu bu yüzden de yan hakeme tepkide bulunduğunu söylüyor.Tam emin olamamakla birlikte 'fuck off' tarzı bi çıkışta bulunduğunu gördük Kazım'ın.İngiltere'de bu tarz lafları bir tepki olarak,söylenme tarzında kullanırsanız kart görmeden oyuna devam edebiliyorsunuz ancak küfür niyetinde söylenmiş olursa Kazım'ın durumuna düşüyorsunuz.Cuma akşam ki postumda Kazım'ın; '8jk' konulu tweetinden bahsetmiştim,altına da not düşmüştüm maçtan sonra bunun altında kalırsa millet espri falan anlamaz dalgasını geçer demiştim.Kazım etkisizliğinin intikamını yardımcı hakemden almak isteyince Beşiktaş taraftarına daha çok malzeme verdi.Şimdi de özür diliyor.Aziz Yıldırım twitter falan bilmez Kazım fena yapar adamı.

Maça gelecek olursak ilk yarı bence iki tarafında bariz bi üstünlük kuramadığı tam kıran kırana tabiriyle geçen bi 45 dakika oldu.Beşiktaş hızlı başladı Serdar Özkan bi kaç hafta önce kendi dile getirdiği 'beceriksizliğini' yine konuşturmasa işler ikinci yarıya kalmadan Beşiktaşın istediği gibi gidebilir Fenerbahçe'nin guardı daha erken düşüp Beşiktaş belki de daha farklı bi galibiyet elde edebilirdi.

Ama aynı şekilde maçın BJK açısından sağ ayağıyla yaptığı 'sallama'(kendi ağzından) ortası ve Uğur'a yaptığı asistiyle kahramanlarından biri olan adı Delinho ya çıkan İbrahim Üzülmez Gökhan'ı indirdiğinde hoca penaltıyı verse,Alex'in frikiği birkaç santim alttan gitse maçın momentumunun FB tarafına döneceği kesin.Gökhan'ın pozisyonunun penaltı olduğuna ve Fırat Aydınus'un maç boyunca ikili mücadelelerde daha çok Bjk lehine karar verdiğine itirazı olacak kimse yoktur sanırım.

İlk yarı iki takımın 5er 10 ar dakikalık baskıları olsa da bariz üstünlük yok dedik ancak ikinci yarı daha farklı bi Beşiktaş vardı.İşte bu nedenle Alex'in frikiğinden bahsettim.İlk yarının son vuruşunda yenilebilecek bir gol Beşiktaşlı futbolcularda 4 senedir yaşananların tekrar mı olacağı korkusunu şüphesiz yaşatacaktı.

Tabi olmuşla ölmüşe çare bulunmaz misali şu olsaydı bu olsaydı demenin anlamı yok.Tüm bu pozisyonlara rağmen Bjk maçı haketti.İkici yarıda Serdar'ın çıkıp Tello'nun girmesi maçın en önemli hareketlerinden biriydi.Bobo gibi komple golcü bi adamı Mustafa Denizli'nin bazı maçlarda nasıl olur da yedek tuttuğunu anlamadığımı defalarca dile getirmiştim .Ferrari keza öyle kalite adam.İtalyan yada italya liginde oynamış defans oyuncuları her zaman kabul görmüş ve aranan adamlardır.Son iki güne kadar heryerde oynayamayacağı konuşulan Rüştü çıktı ve bence son derbiler içinde oynadığı en iyi maçlardan birini oynadı.Delinho ayrı bi post konusu olabilcek bi insan.Bi takımda taraftar tarafından hem bu kadar sövülen kızılan hem de bukadar sevilen başka bi topçu var mı şu dünyada bilmiyorum.Şu var ki Delinho her nekadar iyi mücadele etse de asıl kalite Bobo'dur Ferrari'dir Tello'dur bu takımda.


Aynı şekilde Fenerbahçe tarafına gelecek olursak bir kere Kazım'ın Guiza'nın sakatlığı yüzünden ilk 11 çıktığına inanıyorum.Yoksa kesinlikle Kazım'ın Daum'un kafasındaki ilk 11 forveti olduğuna inanmıyorum.Hatta bunun için GS derbisinin örnek gösterildiği tarzında yazılar yorumlar vardı.Zira ben Kazım'ın GS derbisinde oynadığını da çok beğenen bi adam değilim.Şu takımda Daum'un Kazım'a verdiği destek kadarını Semih de hakeder.Ve bence dün Kazım yerinde Semih başlasa her anlamda daha faydalı olurdu.Fenerin deplasmanlarda ki sıkıntısı her dönem barizdi.Dün akşam Rıdvan Dilmen'in dediği gibi Kezman çıkıyordu bi aşırtma başka bi maç Lugano çıkıyordu duran topta kafa ile golü bulup sonra top çevirme özelliğini kullanarak maçı alıyordu Fener.

Dün noldu peki?Neden aynı şeyi yapamadılar?Aslında dün de ilk yarı gidişat kötü değildi orta sahada Emre-Cristian ikilisi iyi oynuyordu.Defans da zorla edinilmiş Bilica-Lugano uyumunun bozulması sonucu Önder ile 20 saatlik uçak yolculuğu geçiren ve dinlenme imkanı bulamayan yorgun Lugano'nun daha önce birlikte oynadıkları Anadolu maçlarında gösterdikleri zaaflarını pek göremiyorduk.Yalnız bu kez karşılarında iyi savunma yapan bi takım vardı.Ferrari-Sivok ikilisi Servet-Gökhan Zan ikilisi kadar hantal değildi.Öyle Kazım'ın delip hırpalayabileceği bi yapı değildi yani.İşte bu yüzden top tutma,kafayala indirme gibi özellikleri olan bi Semih başlasaydı Fener topu daha fazla ileride tutabilirdi bence.Emre ve Alex'in tek toplarından oluşan ataklar veya Gökhan'ın birkaç çıkışına kalmazdı hücum tarafı.Yenilen ilk golden önce Emre'nin yaptığını anlamak cidden mümkün değil.İngiltere,İtalya gördün be kardeşim.Hadi anadolu maçında yap belki çok etkilemez ama hangi derbi maçında sakatlanan bi oyuncunun sakat sakat devam ettiğini gördün?Lugano geliyor çıkma diyor iyi güzel çıkmıyorsun da niye oynuyorsun yat yere otur bekle gelsin doktor.Zaten golün şokunu atlatamadan ikinci gol geliyor ve Santos'un bu golde fizik olarak zayıf olduğunu bir kez daha;Tello'nun önünden ceza sahası köşesine attığı deparla kat edişini izlerken anlıyorduk.
Mustafa Denizli Tello değişikliği ile hoca olmadığını söyleyen ve takımın ilk 6 haftada 1 galibiyet 3 beraberlik 2 mağlubiyet almasından sonra kellesini isteyenlerin çenesini susturuyordu.Beşiktaş berbat geçen ilk 6 haftanın ardından son 7 haftada biri Ankaraspor'a karşı hükmen olarak ardarda 7 galibiyet aldı.Ben dahil nerdeyse herkes Beşiktaş'ın şampiyonluktan koptuğunu düşünüyordu ancak toplamasını çok iyi bilip yarıştan kopmadıklarını gösterdiler.Fenerin daha Eskişehir,Trabzon deplasmanı var.Beşiktaş da son hafta Galatasaryın haftaya deplasmanda oynayacağı Bursa ile oynayacak.Emre'nin de sakatlandığı bi Fener için son haftalar sıkıntılı geçebilir.

p.s Bi lafım da ilkokul çocuğu tadında yorum ve paylaşımlarda bulunan arkadaşlara.Facebook hesaplarını derbi sonralarında hatırlayan elemanlar var,iletiler yazan mı dersin fotoğraf yayınlayan mı.Çok komik görünüyo yaptıklarınız söliyim az büyüyün artık.Okuyun araştırın bakın edin biraz.Ot gibi yaşamayın.

Salı, Kasım 17

Galatasary C.C-Fenerbahçe Ülker TBL 5.hafta-Derbi'nin Ardından



8bin kişi..Galatasaray C.C takımının Abdi İpekçi de arkasında itici güç olarak kullanabileceği bukadar taraftarı yılın bir elin parmaklarını geçmeyecek günü toplayabileceğini basketbolla pek ilgilenmeyen,ilgisi spor haberlerinde duyduğu yada gazetelerin spor sayfalarını gezerken gözüne çarptığı kadarla sınırlı olan herkes bilebilir..
Salon dolmuş GS takımı motive maçın ilk üç çeyreğini de bence 13/29 luk üç sayı yüzdesinin yardımıyla önde kapatıyor..Peki maçın 4.çeyreğinde noluyor?GS takımı top Washington'un eline verip izliyor sadece..Son çeyrek 6-11 FB üstünlüğü ile bitiyor..Uzatmalarda FB nin Oğuz ve Greer ile kullandığı faul atışlarından yararlanamaması üzerine GS bu sezon FB karşısında futbol a ve a2 takımı erkek ve bayan voleybol takımlarına kaybettikten sonra ilk defa kazanıyor..
Maçın konuşulması gereken tarafı bunlar aslında..Ancak noluyorsa oluyor futbolun olmadığı bi haftasonunda kavgasız bi derbi geçemiyor..Karısını ve çocuğunu almış gelen ailelerin,Robert Enke'nin ölümünü anacak kadar duyarlı taraftarların da içinde olduğu 8bin kişinin içinden bir süperzekalı çıkıyor..Sahaya dalıyor atkısıyla akrobatik hareketler yapıyor,arkası geliyor tabi..Bir diğeri Kinsey'e vuruyor buna sinirlenen kinsey karşılık vermek için kovalıyor saldırganı ama oda hıncını soyunma odasına giderken belki küfreden belki el kol hareketi yapan belki de masum bir GS taraftarından alıyor..O taraftarın da hal ve hareketlerinden pek de sakin bi seyirci olmadığı kesin..Elbette sporcu ahlaklı olmalı Kinsey'in de yaptığı yanlıştır..Ama yazık günah be kardeşim tüm bu olayı bench ardındaki FB li olduğu iddia edilen bi bayana bağlamak ayıptır...Maçtan sonra sitelerde forumlarda 'siz yapıyoken iyiydi' tarzı yorumlar gırla..GS li yönetici çıkıyor Şekip Mosturoğlu da kimmiş diye açıklama yapıyor..Geçen sene FB Ülker-Efes Pilsen final serisinde çıkan olayları örnek gösteriyor..
Olay ezeli rekabetten çıkıp resmen iki kulüp arasında husumete dönüyor..Göz göre göre bunun gerçekleşmesine seyirci kalınıyor..
Bu ülkede tribünden sahaya inip benchte adam dövmek kahramanlık sayılıyor..Bu ülkede insanlar milli maçlarda arkasında durdukları oyunculara bir maçta ana avrat sövebiliyor,fiili müdahalede bulunabiliyor..Kinsey maçtan sonra açıklama yapıyor '' Bu sadece bir oyun..Böyle birşeyin NBA de olması imkansız..Ya bana yumruk atan kişinin elinde bi cisim olsaydı'' Adam hayatında böyle birşey yaşamamış..Dünyada bu tarz olayların yaşanabileceği başka bi ülke bilmiyorum..Utanıyorum ülkemden..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...