Tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Nisan 5

Bursaspor Maçı Koregrafisi Yapım Aşaması

Pazar günü Bursaspor maçında resmi adı Türk Telekom Tribünü olsa da herkesçe Okul Açık olarak kabul edilen tribününde yine muazzam bi koreografi vardı mohikan eşliğinde.O anları anlayabilmek için stadda olup tüyleriniz diken diken halde izlemeniz gerekir.Zaten bir kere o huylanmayı yaşadınız mı stadda, televizyon başında olsanız bile hatırlar diken diken olursunuz.

Grup Ck,Vamos Bien ve 1907 Unifeb'in ortak çalışması ile gerçekleştirilen koreografi ve 'Şampiyonluk İçin Saldır Fenerbahçe' pankartı için bu 3 gruba ne kadar teşekkür etsek az.Emeğinize yüreğinize sağlık!




Pazartesi, Ocak 24

1907 ÜNİFEB Basın Bildirisi


Atkılar Açılsın, Samanyolu Başlasın

24 Ocak 2011
Bilindiği üzere, 8 Temmuz 2010 tarihinde 1907 ÜNİFEB Yönetim Kurulu olarak tribün faaliyetlerimizi dondurma kararı almıştık. Öncelikle 8 Temmuz tarihinden günümüze kadar yapılan çalışmaları özetlemek isteriz.

Geçen süre içerisinde bizleri o günlere sürükleyen ve içinde hala çok fazla yanlışı bulunan "Türk Sporu'nda taraftarın yeri" ile ilgili elimizden geldiğince faaliyetler gerçekleştirdik. Öncelikle taraftarlar ve taraftarlık kavramıyla ilgili eksiklik ve sorunları kamuoyunun gündemine getirmeyi amaçladık. Bu eksiklikler ve olması gereken taraftar haklarıyla ilgili, Avrupa'daki örneklerin de göz önünde bulundurularak hazırlandığı, evrensel olarak geçerli sayılabilecek bir dosya oluşturduk. Bu süreçte daha önce Avrupa’da katılmış olduğumuz seminerlerde edindiğimiz tecrübeler ve iletişim ağımızı da kullandık. Öncelikli hedefimiz bunu kamuoyuyla ve ilgili spor kurumlarıyla paylaşmaktı. Fakat buna ek olarak, geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasıyla, kendilerinden de randevu talebinde bulunduk. Meclis Araştırma Komisyonu’nun diğer büyük kulüplerin taraftarlarını da davet ettikleri toplantıda, kamuoyuyla da paylaşılmış olan hazırladığımız dosyayı kendilerine ilettik. Kendileriyle olan iletişimimizi canlı tutarak, ilerleyen zamanda yapacağımız çalışmaları da kapsayacak daha güncel ve detaylı bir rapor sunmayı planlıyoruz.

Bilindiği üzere 4 Nisan 2010 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynanan Fenerbahçe-Kayserispor maçında bulunduğumuz tribünde çıkan bir tartışma sonucunda bir çok arkadaşımız haksız yere gözaltına alınıp haklarında İl Spor Güvenlik Kurulu tarafından 6 ay spor müsabakalarından men ve idari para cezası verilmiştir. Haksız ve keyfi olarak verilen bu cezalara karşı adli mercilere yaptığımız itirazlar sonucunda bir kısım arkadaşımızın cezaları, cezalar delillendirilmediği gerekçesiyle iptal edilmiş, bir kısım arkadaşımızın dosyalarında ise yargılama devam etmektedir. Mahkemelerde bu itirazlar ile ilgili olarak bir uygulama birliği olmamasından dolayı her bir başvuruyu inceleyen Mahkeme farklı inceleme yöntemleri sonucu farklı kararlar verebilmektedir. Süreç tarafımızca yakından takip edilmekte olup, bu uygulama birliğinin olmamasından dolayı arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilememe ihtimaline karşılık tarafımızca her platformda mücadeleye devam edeceğimizin, gerek görülmesi halinde bu süreci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götürebileceğimizin kamuoyunca bilinmesini istiyoruz.

Özellikle spor medyasında oluşan yanlış algıları kırmak, yeni yasa ve sporda şiddet konularını bilinçli bir şekilde gündeme getirmek adına, uzun süredir sporun farklı paydaşlarının düşüncelerini aynı platformda dile getirebileceği bir panel düzenlemeyi planlıyorduk. 20 Ocak Perşembe günü spor camiasından önemli isimlerin katılımıyla İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü’nde bu panel gerçekleşti. Panelin oldukça verimli geçtiğini düşünmekteyiz. Bu panel sonrasında spor camiasından da olumlu tepkiler almamız bu fikrimizi kuvvetlendirmekte.

Taraftarın her zaman tehlikede olduğu tribün ortamına pozitif yönde katkı yapmak için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı düşünmekle beraber; maalesef ortam koşullarının taraftar açısından fazla değişmediğinin bilincindeyiz. Ancak birliğimizin menfaati açısından ayrılığı daha fazla sürdürmememiz gerektiğini düşünüyoruz. Grupsal organizasyonlar bazında tribünden ayrı kaldığımız süre içerisinde, pankartımız ve ürünlerimizle omuz omuza tribünde takımımıza destek vermeyi bütün üyelerimizin özlediğinin farkındayız. Bundan sonra da bütünlüğümüzü korumak ve tüm örgütlenmelerimizle beraber daha güçlü adımlarla misyonumuzu sürdürmek adına tribünlere geri dönüyoruz. 1907 ÜNİFEB, 27 Ocak Perşembe günü THY Euroleague’de oynanacak Valencia maçından itibaren bir bütün olarak Fenerbahçemiz’in yanında olacaktır.

Kamuoyunun şunu bilmesini isteriz; daha önce de belirttiğimiz üzere, özellikle içinde ağır maddeleri bulunduran yeni Sporda Şiddet Yasası’na karşı çalışmalarımız, görüşmelerimiz sürecektir. Bundan sonraki süreç içerisinde de, spor camiasındaki yozlaşmışlığın bulunduğu her alanda sesimizi her zaman olduğu gibi çıkarmaya devam edeceğiz.

Tüm üyelerimizden isteğimiz, Perşembe günü takımımızı desteklemek amacıyla 1907 ÜNİFEB ürünleriyle beraber salondaki yerlerini almalarıdır.

Saygılarımızla,

1907 ÜNİFEB Yönetim Kurulu


1907 ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

Çarşamba, Ekim 20

Sahada İşini Yapanlara Saygı,Tribünde Centilmenlik!



Tribün kültürü ve futbol üzerine gündemin dışındaki pek çok olaya da yer verildiği taraftar platformu Tribün Dergi'nin yaklaşan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesi taraftarların tribün taşkınlıkları,sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle kapanan sahalar,yarım kalan maçlara,kısaca futbola yakışmayan hareketlere dikkat çektiği ve derbi için bir çağrıda bulunduğu çalışması.Çok güzel olmuş emeği geçen herkesin eline koluna sağlık.


''Gelin, dünyanın en büyük derbilerinden birinin şanına, heyecanına gölge düşürmeyelim.

Sahada işini yapanlara saygı, tribünde centilmenlik.''

Pazar, Mayıs 23

Heybetinden Sığdıramadık Yere Göre!

Heybetinden Sığdıramadık Yere Göğe from andreas wagenhaus on Vimeo.


Paylaşmadan edemedim.Yanılmıyorsam Trabzon maçı.Yine bir dünya emek var.Grup CK,Vamos Bien,Unifeb; emeğinize sağlık.



{Emek demişken; Kadir Has Üniversitesi'nin 2 yıldır sürdürdüğü Spor İletişimi Sertifika Programı'nın öğrencileri kısa bir süre önce kendi aralarında hazırladıkları ve Saracoğlu'nda oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini ele aldıkları pdf formatındaki derginin 2.sayısını yayınladılar.Bu seferki dergi Voleyboldan Bayan Basketboluna,oyuncu profillerinden pek çok ligin incelemesine kadar çok daha dolu olmuş.Sporsever her bireyin okuması gereken bu dergiyi paylaşmak da bi bloggera farz olsa gerek.Dergiyi şu linkten indirip inceleyebilirsiniz.Emeği geçen herkesin eline sağlık.}

Cuma, Nisan 30

'Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince' koreografi hazırlık

Daha önce Lille maçında yapılan koreografinin hazırlık aşamasına yer vermiştik. O postta asıl konu Vamos Bien grubunun doğudaki ilkokullara düzenlediği yardım kampanyasıydı.Fenerbahçe tribünlerinin emektar grubu olduklarını artık herkesin bildiği grup Beşiktaş maçında da yanılmıyorsam Fenerbahçe Acıbadem voleybol takımının bir maçında ortaya çıkan 'Bu dünyayı yakarız senin için,şampiyonluk gelince' tezahüratını kullanarak harika bi koreografiye daha imza attılar.Aynı Lille maçında olduğu gibi Beşiktaş maçından önce de bir dolu Fenerbahçe aşkıyla dolu emektar insan gece gündüz çalışmışlar bunun için,çok da güzel olmuştu,hepsinin eline koluna sağlık.

Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince from Cahit Binici on Vimeo.

Cumartesi, Nisan 24

Zavallılar ordusu!



Taraftar dediğin 10 yıl önce çıkmış 'hep destek tam destek' mantığına sarılıp;ısrarla,bağıra çağıra,tepkisini takıma olumlu yanısıtıp itici güç oluşturacak şekilde ayaklandırmayı bilenidir.Kimse kusura bakmasın 6 hafta evvel ben dahil pek çoğumuz umutları kaybetmişti ve bu taraftar takımı ayağa kaldırdı.

Bir de geçen hafta Saraçoğlu'ndan mağlup döndükten sonra,federasyonun önünü kazıp Bilica'ya atıfta bulunarak akıllıca sayılabilecek bi protestoda bulunan ama gel gelelim senelerdir takımına köstek olmaktan başka bişey yapamayan bir topluluk var.Cidden akılsızlar ordusu sanki oluşturdukları bütün.Koca stad,takımı Uefa için kazanmak zorundayken maçı bırakmış 'o.ç Aziz Yıldırım'' tezahüratı yapıyor.Şeref Tribünü eşlik etmeyince bide ıslıklıyorlar bak sen paşalara.

İçlerinden bitanesi de şuakdar sene boyunca bu taraftarın bu şekilde köstek oluşunu görüp çıkıp demedi ya bilader napıyorsunuz siz? diye.Diyemedi çünkü.Nede olsa 'Çarşı' dokunulmaz dimi? Zavallısınız.Tıpkı geçen hafta Saracoğlu'nda, dünyası;elinde tutup Fenerbahçe tribünlere göstererek iyi bir halt yediğini sandığı şeyin etrafında dönmekten ibaret olan şu yukarı fotodaki herif gibi bugün o küfürleri edenler de zavallıdır.

Salı, Nisan 13

Tarih bunu da yazar..


Onların tezahüratı değil mi; ''gerçekleri tarih yazar...''
Öyle oldu..Tarih onları da yazdı..

Pazar akşamı Ali Sami Yen'de ilginç bir Diyarbakır maçı yaşandı.Futbolla alakası olmayan insanlar bile haberdardır durumdan.Ancak maçı izlemeyenler durumun vehametini kavramamış olabilirler belki.Hem ona istinaden hem de gördüklerimi yazmadan edememe durumu içimi rahatsız ettiği için maçtan beri yazmak istiyordum.

Protesto görmesek...

İki gündür düşünüyorum.Bu konu hakkında düşüncelerini paylaşan blogger arkadaşların yazılarını okuyorum.Eskiden buna benzer vuku bulmuş olayları hatırlıyorum,gözümün önünde canlandırıyorum ama yok olmuyor.
Kendi tribünlerimden başlıyorum.Alex,Selçuk,Pierre,Volkan defalarca ıslıklandı yuhalandılar.Daha bu sezon Guiza'yı ağlattı bu tribünler.Serhat'a az küfürler edilmedi.Daha şimdi hatırlayamadığım pek çoğu.Diğer takımlarda da gördük.Beşiktaş tribünleri İnönü'de az mı yuhaladı takımını.O baskıdan oyuncuların ayakları birbirine dolanmadı mı?Defalarca şahit olmadık mı?

Çok deli topçu gördü bu memleketin futbolseveri,alemcilik yeni bişey değil,ama hiçbir zaman alem yaptı diye devre arasında ısınırken kendi takım oyuncusunun ayağına top geldiğinde ıslıkladığını görmedim bir tribünün.Değil Türkiye'de Dünyada bile görmedim,duymadım.

Trabzon mağlubiyeti ardından içerde kaybedilen derbi ve deplasmanda Sivas'tan 1 puanla dönülürken oyun namına özellikle ikinci yarı hiçbir varlık gösterilememesi,takımın totalde son 5 deplasmandan 3 puan alamadan dönmesini proteste edilmesi gereken bişey olarak gören tribünleri anlarım.

İlk 5 dakika susarak protesto iyi güzel.Oraya kadar sıkıntı yok ancak maçın devamında tribünlerin bölünmesi,grupların birbirine düşmesi,hemde şu anki liderin gün içinde puan kaybı yaşadığı ve az da olsa ümitlerin tazelendiği bir günde yada en azından taraftarların bir hafta daha umut yüklenmesini,akıllarını meşgul etmesini sağlayacak bir galibiyetin alınacağı günde böyle şeylerin olması ve hatta bu galibiyet alınırken yaşanması bunların tek kelimeyle rezalettir.

Yağ gibi üste çıkan bir Ultraslan...
Dün gece 'protesto' temalı araştırmamı yaparken Ultraslan'ın sayfasındaki açıklamaya denk geldim.Herkesin bukadar tepki verdiği bir ortamda adamlar gayet rahat; ''ne var aga,futbolcular da haklı buldu protestoyu zaten'' modunda bir açıklama yapmışlar.

Ya napcaklardı?Sabri çıkıp: 'Ultraslan da abarttı bilader,Jo'yu itin götüne soktular,bu yapılanlar ayıptır günahtır bu nasıl taraftardır' falan mı demesi lazımdı sizin şu yaptığınızın nasıl saçmalık olduğunu kabul etmeniz için? Bukadar adam eleştiriyor bi siz akıllı öyle mi?

Bu yazıyı okuyan rakip takım taraftarları yanlış anlamasın beni ama ben bundan 3-4 hafta önce Fenerbahçe için ''artık umutları kestim,en azından boşa hayal kırıklığı yaşamam puan kaybı falan olduğunda'' sözünü etmiştim.Dibi görmüştü bizim takım ve dolayısıyla taraftarlar.Herkes biliyor.Noldu? Bi Lugano döndü iki maç sağlam destek geldi,gol yemeden kazanılmaya başlandı,sistem işledi,bir seri yakalandı ve takım şimdi bu hafta Beşiktaş'ı yenerse şampiyonluğun en şanslı ekibi olacak.

Bir de sölemeden geçmiyim.Islıkların,atılan gollere ve oyunculara yapılan protestoların takıma,ters çevrili asılan pankartların ise yönetime yönelik olduğunu ifade etmiş malum tribün grubu.O ters dönen pankartlarda Metin Oktay gibi,değil yalnız Galatasaray,Türkiye'de ki futbolsever her insanın saygıyla andığı ve hatırladığı bir ismin portresi yer alıyordu ki oda ters bir şekilde duruyordu.

Şimdi siz hangi akıl ve mantıkla bu takımı protesto etme hakkını kendinizde görüyorsunuz o halde?İki gelip bağırdınız,meşale yaktınız diye her kötü gidişatta hemde bir maç boyu bunları yapma hakkı mı elde ettiniz?İşin rant boyutu konuşuluyor var-yok bilmiyorum,oralara girmek de istemiyorum.Varsa öle bi muhabbet,ona alet olduysanız zaten vay halinize.Baksanıza önce kendi değerlerine sahip çıkamayan,saygısızlık yapan bir grup var burda.Fenerbahçe tribünlerinde 10 senedir 'Hep Destek,Tam Destek' sloganları dolaşıyor.Bu slogan antrenman tesislerini basan zihniyetin tasfiye edilmesi amacının doğurduğu bi anlayıştır.Bu slogan 30.000 ortalama seyirciyi tribüne çeken,daha çok lisanslı ürün sattıran ve her alanda takımını destekleyen bir güruhun oluşmasına yol açmış bir devrimdir.İnsan utanır.Ne bileyim ben Galatasaray taraftarı olsam Pazar yapılanlardan sonra bu sezonun bitmesini dilemekten başka bişey yapmaz sus pus izler Bursa'nın şampiyonluğu için dua ederdim.

Bir de Jo'ya yapılanlar var..Sanırsınız adam geldiği günden beri yaymış afedersiniz kıçını,ne idmana çıkıyor,ne maçlarda bir varlık gösteriyor,koşmuyor,etmiyor.Bu adam daha takımdaki oyuncuların isimlerini öğrenememişken Denizli gibi,bugün küme düşmeye en yakın takım olarak gözüken bir deplasmanda sizin takımınız zorlanırken attığı golle galibiyeti getirmedi mi?Derbi maçtan sonra yaptığı alem tamam doğru ama bu adamların kültürü böyle ne bekliyorsunuz?Arda gibi Sabri gibi Ayhan gibi kaybedilen derbinin ardından boynunu bükük matem havası mı estircek evinde?Bakın yaptığı şeye doğru demiyorum,umursamaz davranması normal,özel hayatıdır demiyorum ama Jo'nun yaptığına tribünlerin tepkisi abartılıdır diyorum.Fazla abartılı hemde.

Basketbol oynadığım dönemde yıldız takım antrenörüm Murat Alkaş'ın bi sözü vardı.Sözünü uygulardı da: ''Bu salonun kapısından içeri girdğiniz anda tüm ciddiyetinizle çalışacaksınız,idman biter bu kapıdan çıkarsınız ondan sonra bakarsınız dalganıza'' Ne alakası var bir mi bu iki mevzu diyebilirsiniz?Evet bir.Aynı şeyden bahsediyoruz işte.Futbolla basketbol arasında camia olarak nasıl bir seviye farkı varsa bizim toplumun bu konulara bakışı ile Avrupalının bakışı da o derece farklı.

Basketbolla futbol arasında ne fark var oraya takılmayın sakın.Sırf sponsorlar üç büyük kulübe yardımcı oldu,biraz palazlandı ya bu takımlar,futbol seyircisi tribünlere dolunca neler oldu onları getirin gözünüzün önüne yeter anlamanıza.

6 ay için bu ülkeye gelmiş bi adama,hemde ihtiyacın da varken böyle davranman önümüzdeki sezon zaten az olan burda kalma ihtimalini tamamen ortadan kaldırman demektir.Ondan sonra neden iyi yabancı oyuncu gelmiyor diyoruz? Nası gelsin ki? Bu adam bu ülkenin 14 milyon € yu aylarca tartıştığı bir ortama kendisine 22 yaşında yaşı kadar milyon € bonservis ödenmiş bi adam olarak geldi.Onu arayıp halini hatrını soran yada ülkemiz hakkında fikir almak isteyen futbolcu arkadaşları ne duyacaklar sizde Jo'dan?

Arda Turan gibi bir adam çıkmış altyapınızdan.Fenerbahçe başkanı 15milyon € verelim demiş kendisi için alınsa adım gibi eminim büyük kesim Fenerbahçe taraftarı hiç de hayır demez bu duruma.Keşke biz de çıkarabilsek altyapıdan.Olcan'ı,Gürhan'ı nicelerini denedik olmadı.Arda'nın sarı-kırmızıyı giyerken sizleri,milli formayı giyerken bizleri heyecanlandırdığı kadar heyecan yaşatmadı bize.

Şimdi siz kalkıp bu adamı 23 yaşında öyle bunaltıyorsunuz ki adam artık kaçıp gitmek istiyor.Gitsin,gitmesin demiyorum ve gitse bu ülkeyi kendisinden önceki lejyonerlerimizin pek çoğundan iyi temsil edeceğini de biliyorum.Ama daha yarım sene öncesine kadar en azından kupa kaldırana kadar kalmak istediğini söyleyip duran bir adama,renklere aşık olan bu onurlu adama sevgilisiyle gittiği sinemayı kapattı diye,araba almış efendim plakasını da baş harflerinden yaptırmış diye saçma sapan şeyler yüzünden 'ruhsuz' başlıklı tezahüratlar yazıyorsunuz.Ya bir kere genç kardeşim bu adam.Hakediyor da aldığı parayı,varsa istediği gibi harcar ki zaten Galatasaray takımının kaptanlığına gayet uygun hareket de ediyor bi terbiyesizliğini de görmedim,nedir yani bukadar gürültü?Sen okadar yetenekliysen sen çık oyna onun yerinde ozaman!Al o paraları sen kazan bakalım napcaksın,idmandan maçtan fırsat bulduğunda evinde oturup dizi falan mı izleyeceksin yoksa ayda bir gelen fırsatı değerlendirip dışarı mı çıkacaksın..

Biraz uzun bi yazı oldu ama cidden,delicesine alkışlanan Baros çıktıktan sonra;sahaya adımını attığı anda başlayan ve ayağına her top geldiğinde ıslıklanan Jo gol atsın diye okadar çok istedim ki maçı izlerken.Uefa finalini izlerken okadar istememişimdir Galatasaraylı bir oyuncunun gol atmasını.O tribünlerdeki cahil heriflerin,ömür boyu başkalarının sözü ile yaşamaya mahkum adamların .öt gibi kalmasını,onları o halde izlemeyi okadar çok istedim ki anlatamam.Geçen hafta Selçuk gol attığında susan tribünlerden yada 'sulu derbi'de kazanılan galibiyetten aldığım zevkten daha büyük bir zevk olacaktı benim için.

Perşembe, Mart 25

Tebrikler Vamos Bien!


Fenerbahçe tribünlerinin sarı-lacivert renklere aşık tüm fertlerini,gruplarını kardeş olarak gören,her zaman eşitlikten ve adaletten yana olan,haksızlığa daima isyan eden,özgür ve demokrat olduğu kadar çevreye duyarlı ve emektar olan grubu Vamos Bien özünde barındırdığı çevreye duyarlılık ve emektar özelliğini bir kez daha gösterdi ve ben şuan hatırlamıyorum ama Türkiye'de belki de ilk kez bir taraftar grubu olarak köy okullarına yardım kampanyası düzenledi.

Muş,Van ve Ordu'da ki toplam 5 okulda okuyan 1700 öğrenciye giyecek ve kırtasiye yardımlarını sağlayıp sonrasında kendi elleriyle teslim etmek gibi büyük özveri ve çaba isteyen bir işin altına imza attılar.Kampanyanın fotoğraflarını grubun facebook sayfasından görmeniz mümkün.Çok zor bi iş olduğu kesin ancak kendilerinin de basın açıklamasında ifade ettiği gibi o çocukların yüzlerindeki gülümsemeyi görmek tüm bu emeğin ve yorgunluğun unutulmasına neden olmuştur diye tahmin ediyorum.

Grubun kampanya ile ilgili basın açıklaması da şu şekilde: ''


Vamos Bien grubu olarak düzenlediğimiz Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim-KöyOkullarına Yardım Kampanyası'nı başarıyla sonuçlandırdık.Kasım ayından berisürdürdüğümüz hazırlık aşamasını tamamladıktan sonra 28 Şubat günü yolaçıkarak, 1 Mart günü Muş-Sungu-M.Akif Ersoy İ.Ö.O., 2 Mart günüVan-Çaldıran-Yukarı Sağmalı Köyü İ.Ö.O...., 3 Mart günüVan-Çaldıran-Toprakseven Köyü İ.Ö.O., 4 Mart günü Ordu-Kabataş-Alankentİ.Ö.O. ve 5 Mart günü de Ordu-Ünye-Pelitliyatak-Çalca İ.Ö.O.'na eşyalarınıteslim ettik.Gittiğimiz 5 okulda yaklaşık 1700 öğrenci öğrenimgörüyordu.Vamos Bien olarak bu okullardaki ihtiyaç sahibi öğrencikardeşlerimize ihtiyaçları olan bot, mont,kazak,kırtasiye malzemesi vb.eşyaları temin ederek kendilerine ulaştırdık.Gittiğimiz okullarda eşyalarıöğrenci kardeşlerimize teslim ederken tanık olduğumuz öğrencikardeşlerimizin mutluluğu bizim için en büyük teşekkür oldu.Kampanyamızakatkıda bulunan herkese Vamos Bien grubu olarak teşekkür ederiz.''


Saracoğlu'nda ki Lille maçında yaptıkları tribün şovunun hazırlığını postun sonunda izleyebileceğiniz grubun bu kampanyasına destek olan ve direk organizasyonun içinde yer alan herkesin eline koluna sağlık.Teşekkürler Vamos Bien!


Fenerbahçe - Lille maçı pankart organizasyonu

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...