Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 28

Şampiyonlar Ligi Finali Öncesi -Manu Barca'yı Durdurabilecek Mi?



2009 finalinin tekrarında Manchester'ı Wembley'de bu kez farklı bir sonuç almak amacıyla izleyeceğiz.Ama bu finalde de Barcelona'nın maçın favorisi olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok.


Sir Alex Ferguson'un bu maçtan önce bazı kararlar vermesi gerekecek.Zaman zaman böyle kritik maçlarda farklı seçimlerde bulunmasına şahit olduğumuz 70 yaşındaki İskoç hoca sağ bekte John O'Shea'ye mi yoksa Rafael veya Fabio da Silva'ya mı görev verecek?İlk soru bu.O'Shea belki tecrübesi ve daha istikrarlı oyunu ile tercih sebebi olabilir ancak 2009 yılındaki ŞL finali karşılaşmasında hücumda neredeyse hiç yer almaması Manu'ya kupaya sebep olan etmenlerdendi ve bu sefer tercihin brezilyalılardan yana olması beklenebilir.

İkincisi ise biraz daha komplike;United Premier Ligdeki son maçlarında göbekte Giggs-Carrick kanatlarda Valencia-Park ikilisinin hemen önünde Hernandez,Chicharito'nun biraz önünde Rooney.Bu bölgede soru şu: Oyunu ortasahadaki pas yeteneği yüksek oyuncularla sağlanan kusursuza yakın pas dominasyonuna bağlı olan Barcelona'nın bu düzenini bozmak adına ortasahanın göbeğine bir ekstra oyuncu sağlamak adına Hernandez'dan feragat eder mi?Tercih o yönde olursa Fletcher ortasahaya katılır.Hernandez'in oynaması Barca'nın yüksekte kurduğu savunma hattını tehdit eder ve eğer Barca buna önlem alarak savunmayı geri çekerse bu Rooney'e fazladan alan yaratmak demek olacaktır.

Anahtar oyuncu tabiki yine Messi olacak.2009'da o zamanlar kanatlarda da görev alan
Arjantinli'nin Eto'o ile sürekli yer değiştiren haldeki merkezi konumu United'ı yıkan düzen olmuştu.Ferguson bu kez onun merkezde oynayacağını biliyor ve şüphesiz özel seçilecek bir savunmacıyla adam adama savunulmasının imkansız olacağını da biliyor.Bloklar arasında sıkıştırmak United'ın planı olabilir.Ancak bu durumda ortasaha oyuncuları Messi'ye pres yaptığında savunma hattı da alan daraltmak adına yükselmek durumunda kalacak ve bu ceza sahası savunmacısı olan Vidic için sıkıntı olabilir.Dönüşleri sorunlu olan Sırp futbolcu kart görmeye epey yakın olur böylesi durumda.

Öncelikli hedefin Barca'nın pas oyununu bozmak olacak kuşkusuz ama bana kalırsa İniesta-Xavi göbeğine göre Giggs-Carrick ikilisi biraz ağır kalır gibi geliyor.İniesta'nın bu finalde gol atması demek Dünya Kupası ve Şampiyonlar Ligi'nde gol atan 5.isim olması demek olacak.Bunu zorlayacaktır şüphesiz.

Yazının başından beri Manu'nun Barca'yı durdurmasından bahsediyoruz ancak elbet onların da Katalan ekibini yaralayacak silahları var ki bunlardan biri sakatlığından döndüğünden beri son haftalarda iyi bir form gösteren Valencia'nın Barca'nın belki de en zayıf bölgesi sol bek tarafından yapacağı 1e1 hücumlar olacak.Manchester'ın hücuma çıkarken topu bir an önce onunla buluşturması akıllı bir hareket olabilir.Bunların dışında Hernandez'in hızı,Park'ın yer tutmadaki yeteneği ve özellikle büyük maçlarda attığı goller Alves'in çok hücuma konsantre olması halinde Barca'nın canını yakabilecek şeyler.

Hakem Viktor Kassai daha çok oyunun akmasına izin verdiğinden bahsediliyor.

Sonuç olarak oyunun kaderi iki takımın oyundaki üstünlüğüyle belirlenmeyecek.Bu söz konusu olduğunda Barca'nın yine o paslı oyunuyla baskıyı sağlayacağı ve oyunu domine edeceği kesin Manu'nun yapması gereken kontraataklarda başarılı olmak.

Maçın favorisi elbet Barcelona ancak United'ın çok fazla 'underrated' yani küçümsenen bir durumda gösterildiğini vurgulamak lazım.Benim gönlüm de bahislerim de şüphesiz çocukluğumdan beri sempati duyduğum ''Kırmızı Şeytanlar''dan yana olacak :) Barcelona'nın La Liga şampiyonluğunu garantiledikten sonra oynadığı maçlarda beraberlikler almasının takımda o zamandan beri bir rahatlık sağlamış olması muhtemel ki bu da United'a avantaj demek olur.Ayrıca bu kez 2009 finalindeki gibi erken gol de beklemiyorum.Kim kazanırsa kazansın keyifli bir maç olacağına inanıyorum.



Salı, Kasım 2

Ivan Ergic'ten Bursaspor Taraftarına Büyük Jest!

Bursaspor'un geçen sezonki şampiyonluğunda büyük rol oynayan Hırvat asıllı Sırp futbolcusu Ivan Ergic bu akşam Manchester United ile karşılaşacakları Şampiyonlar Ligi grup mücadelesi öncesi 630 adet maç bileti satın alarak bu biletleri maça gelme imkanı olmayan taraftarlara dağıtması üzere kulüp tercümanına vermesi,futbolun sadece rakamlarla ve maddiyatla; futbolcuların da sadece aldıkları parayla gündeme gelmemeleri gerektiğini;renk,inanç,bağlılık ve taraftarlık gibi olguların ne demek olduğunun bariz göstergesi olduğunu düşünüyorum.Ergic bu jesti ile Bursaspor kulübüne ve taraftarına ne kadar bağlı olduğunu gösterdi.Taraftarın kalbinde ayrı bir yer edinmesinin yanısıra bence bu hareketi büyük bi alkışı hakediyor.Yarın maçtan önce gereken karşılığı tribünlerin vereceğine inanıyorum.

Futbol böyle haberlerle daha güzel değil mi?

Salı, Eylül 14

CL Fantasy Football


Şampiyonlar Ligi heyecanı bu akşam başlıyor.Ntvspor'un yıllardır organize ettiği fantezi futbolun ecnebi versiyonu Uefa'nın resmi sitesinde oynanıyor.Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru katılmıştım ben de.Katılmak istiyorsanız şuradan kullanıcı oluşturabilirsiniz

Mulenovic SK olarak katılım gösterdiğim oyunun kuralları basit.2 kaleci 5 er defans ve orta saha ile 3 hücum oyuncusu seçmek zorundayız ve 100 milyonunuz var bunu gerçekleştirmek için.Aynı takımdan grup seviyesinde en fazla 2 oyuncu seçilebilirken turlar ilerledikçe hem bütçede hem de seçilebilecek oyuncu sayısında artış oluyor.

150.000 kullanıcının birbiriyle yarıştığı ortamda takımınızın katılabileceği özel lig sayısında bir sınırlama yok sanırım.Eğer kendi oluşturduğunuz çok katılımlı bir liginiz varsa onun da kodlarını belirtmeniz halinde anında katılım gösteririm benden söylemesi.Herkesi bekliyoruz.

Romantik Kanaryalar blogun kurduğu lige katılmak isterseniz ligler sekmesindeki arama bölümünden aşağıdaki kodları kullanarak lige katılabilirsiniz.

Classic League: 99363-18408
Head To Head League: 99363-18422

Zira Stereo Cipolla blogun da ligi var onun da kodları şu şekilde:

Classic: 49229-10199

Head to Head: 49229-10202

Perşembe, Ağustos 26

2010 Şampiyonlar Ligi Grupları


Şampiyonlar Ligi'nde kuralar çekildi;temsilcimiz Bursaspor C Grubu'nda Manchester United,Valencia ve Glasgow Rangers ile eşleşti.Ben twitter'da yaptığım tahminlerde Bayern-Roma-Rangers demiştim.Bayern ve Roma Bursa ile olmasada aynı grupta yer aldılar Rangers ise Bursaspor ile eşleşti.Zor bir kura olduğunu söylemek gerek.Valencia Villa'nın ayrılmasının ardından bir değişim geçiriyor ancak onlardan puan almak güç olur.ManU karşısında Fenerbahçe yada Beşiktaş gibi bir şans yakalamazsa Bursaspor'un İngilizlerden de puan alması kağıt üstünde zor.Glasgow Rangers Bursaspor'un baş edebileceği bir ekip bence.İskoçya ligini az çok takip ederim ligde daha zayıf takımlara karşı çok aciz düştüklerini gördüm ancak burası Şampiyonlar Ligi.Herşeye rağmen Bursaspor'a başarılar diliyorum.

Perşembe, Ağustos 5

Kaybeden sadece Fenerbahçe mi?



Young Boys takımı her iki maçta da gösterdiği performansla turu haketti.Buna kimsenin itirazı yok.Bahisle biraz alakalı olanlar bilirler.İsviçre ligi hem takımlarının sürekli YB gibi ofansif oyunu benimsemiş olması hem de stad ebatlarının daha ufak olması sebebiyle bol gollü maçlara sahne olmakta.Fenerbahçe kurada YB takımı ile eşleşince en çok merak ettiğim şey,bu ofansif oyunlarının karşısında Dünya Kupası'nda yaşadığı sakatlık yüzünden Lugano'dan mahrum bir Fenerbahçe defansı bulunca aynı skorer özelliklerini gösterip gösteremeyecekleriydi.

Tabi tura dair bakıldığında söylenebilecek çok fazla keşke var.İlk maçta Kazım kırmızı görmese belki Fenerbahçe'nin oyunu ikinci yarıda tutabilme olasılığı artardı ve 0-1 lik mağlubiyet sonrası dün akşam tur atlayabilirdik.Keza dün akşam Stoch kırmızı görmese belki ikinci yarıda zaten Alex'in çıkmasıyla sahada yer alan teknik potansiyeli azalan takım hepten bu özelliğinden mahrum kalmayacak ve aradığı golü bulabilecekti.

Bir de işin diğer boyutu var.Her fırsatta spor kulübü olmasıyla övünen,göreve geldiğinden beri özellikle tesisleşme atağı sürekli dillendirilen Aziz Yıldırım ve yönetimi Daum ile restleşmese,Aykut Kocaman'ı daha erken göreve getirse,Aykut Hoca 1 yıl yerine getirdiği sportif direktörlük görevi boyunca araştırmasını ve ön görüşmelerini yaptığı oyuncuları henüz hazırlık kampı başlamadan yada en kötü başladıktan kısa bir süre sonra takımına katabilse ve bu oyuncular uyum sürecini daha çabuk aşsalardı belki yine Şampiyonlar Ligi'ne katılamayacaktı takım ama YB'u geçmesi pek olası olacaktı.

Günlerdir,hatta haftalardır 70 milyonun merakla izlediği bir forvet arayışı var.Bugüne kadar Fransa ligini takip etmeyen insanların adını bile duymadığı 2 sezonda 45 maçta 14 gol atabilen Gyan'a Dünya Kupası'nda gösterdiği performans sonrası 20M€ civarında rakamlar verilmesinden söz ediliyorken alternatif olarak yıllardır tanıdığımız bildiğimiz ve atletikliği dışında vasatın öyle çok üstünde bir teknik beceri yada gol vuruşu özelliğine sahip olmayan Gomis'e yine 13-15M€ civarı paralar önerildiği söyleniyordu.O çok başarılı olduğu söylenen yönetim geçen 1 yıldır Aykut Hoca'nın yaptığı araştırmalara rağmen transfer döneminin son ayına girilmişken halen bir sonuca varamadılar.

Maça ve takımın eksiğine gelcek olursak.Evet şüphesiz takımın bir forvet eksiği var.Ama gelecek forvet oyuncusunun bu takımı bir anda toparlayacağına inanılıyormuş gibi bir hava var özellikle medyada.Dün gördüğümüz takım aslında bizim Zico dönemi hariç yıllarıdr izlediğimiz takımdan çok farklı değil.Orta sahada bir türlü gereken iletişimi kuramayan,dinamiklikten uzak bir takım görüntüsü veriyordu Fenerbahçe.Aykut Hoca da bunun farkında olmalı ki Stoch ve Dia gibi iki süratli oluşunun yanısıra teknik özellikleri de yüksek oyuncu ile bu sorunu aşmak istedi.

Stoch da Dia da bana göre 'iyi'den daha yüksek bir nitelikle değerlendirilecek transferler.Dia dün akşam çalım attığı oyuncudan,yere basan ayağına darbe alıp sakatlık yaşayana kadar henüz takıma katılalı 10 gün olmuş biri için yeterli bir performans gösterdi.Stoch da Dia'ya benzeyen ancak artı olarak orta sahanın ortasında Alex gibi oyun kurucu görevini üstlenebilecek teknik özelliklere sahip bir oyuncu.Her iki isim de genç ve 2-3 yıl içinde Avrupa'dan teklif almaları çok muhtemel.

Gelgelelim takımdaki yabancılardan Zico döneminde siz deyin motivasyon ben diyim attığı goller yüzünden kendisine gösterilen tahammül sınırlarını arttırdığımız Deivid var ki 2 yıldır takımda varlığı ile yokluğu bir.Bu adamı gönderip yerine bir adet Gökhan Gönül yedeği,yada Bilica yerine Lugano partneri bulamadı bu yönetim.Bunun sonucunda da Lugano'suz oynanan her maç sıkıntı yaşadık son 8 ay içinde.

Bu takımda Baroni adında bir adam var ki dün akşam Rıdvan Dilmen şöyle bir tanımlama yaptı kendisi için ki ben buna bile katılamıyorum: ''Baroni 1 maç tavan,5 maç taban'' Ben Baroni'nin 4-4 lük bir performans gösterdiğini hiç görmedim.Varsa gören beni düzeltsin.En iyi oynadığı maçında Selçuk'tan iyi performans sergilediyse benim izlediğim futbol değil demekki.Baroninin en iyi oynadığı maç vasattır.Yanında oynayan Emre'ye dua etsin.Selçuk bugüne kadar pek çok derbide gol atmış bir adam.Ve kim ne derse desin 3 sene önce ıslıklanan Selçuk gibi değil.Nolursa olsun bence top kontrolü ve saklama adına kendisini geliştirdi.Ha pas yüzdesi belki Baroni kadar yüksek değil ancak Baroni'nin 10 topundan 8 ini istisnasız geriye oynadığını gözönüne alırsak sebebi anlarız.Aynı şekilde Önder Turacı'nın da ne bekte ne stoperde gereken performansı gösteremediği bukadar ortadayken neden yollar ayrılmıyor gerçekten anlamıyorum.Aykut hoca maç sonunda Fenerbahçe değişecek diyo.Sene başında da aynı şeyleri söylemiyor muydu? Fenerbahçe'nin bukadar istikrarsız oyun oynayan futbolculara tahammülü nasıl olur?Nasıl bukadar uzun sürebilir bu anlamak mümkün değil?

Göreve geldiğinden beri şampiyonluk yaşamayan hiçbir hoca ile yoluna devam etmeyen bir yönetimin Önder,Deivid,Baroni gibi adamlara bunca zaman tahammül edebilmesi gerçekten anlaşılır gibi değil.

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elendi evet.YB engelini aşsaydık playoff turunda elenmemiz en azından şu düzen ve şu malzemeye sahip bir kadro ile yine pek muhtemeldi.Yola Uefa'da devam etmek bu yıl için daha uygundu bana göre.Geciken transferlerin yapılması,sakatların iyileşmesi bile yetmez Aykut Kocaman'ın mantalitesini futbolculara yanıstmaı ve oyuncuların bunu sahaya yansıtması için sabretmekten başka yapacak birşey yok şu an için.İşin mali boyutu ayrıdır.Konu oraya gelmişken değinmek gerek.Ülkemizden Şampiyonlar Ligi'ne katılan Bursaspor şu an 15m€ gibi bir parayı kasasına koyacak.Fenerbahçe elendi Bursa'ya yaradı gibi laflar konuşuluyor ortada.Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne katılsaydı Bursaspor'un alacağı para minimum 12-13m€ civarında olacaktı zaten.Bursaspor'un o 2-3m€ da ligdeki şampiyonluğundan aldığını hatırlarsak Fenerbahçe lige kalmış yada elenmiş çok birşey farketmiyor yani.

Şu gelinen noktada en çok üzüldüğüm ve bana göre en son suçlanması gereken kişi Aykut Kocaman.Aykut Kocaman'ın ne başarısı var ki ne bekleniyor lafları dolandı dün maçtan sonra.Bugün Aykut Kocaman gitsin mi muhabbetleri bile yapılıyor.Anlam vermek gerçekten imkansız.2 ay önce ''herşekilde arkasındayız,tam destek'' sözleriyle takımın başına getirdiğiniz ve bunda taraftarın da etkisinin olduğu bir kulüp efsanesini şimdi kovmak nasıl bir zihniyetin hareketi olur anlayamıyorum cidden.

Bir de Ankaraspor kariyerini masaya koyanlar var.O zamanlar da Melih Gökçek sayesinde maddi olarak imkanları vardı.Takımı ilk 10'a sokamadı diyenler var.Ankaraspor'un maçlarını oynadığı Yenikent Asaş stadının nerde olduğunu Ankara'da yaşayan arkadaşlarımdan biliyorum.Anlattıklarından oraya seyirci gitmesinin pek muhtemel olmadığını da biliyorum.Sonuçta nolursa olsun.Bir yanda Ankaraspor'dan bahsediyoruz.Yönetim anlayışı sonucu bugün tescili iptal edilen bir camia,sağdan soldan toplama vasat Anadolu takımı mantalitesindeki oyuncuların asına Aykut Hoca'nın yerleştirmeye çalıştığı Özer Hurmacı,Ediz Bahtiyaroğlu,Murat Tosun gibi genç yetenekler ile ne kadar uzun soluklu bir takım beklediniz ki?

Bu sadece Fenerbahçe için de.Kulüpler gerçekten iyi yönetilmiyor.Onlarca hoca,oyuncu gidip geliyor,sözleşmeler askıya alınıyor ama baştakiler hep aynı.Asla kimse suçu kendinde görmüyor.5-6 yıl öncesine kadar çok daha fanatiktim.Ama şimdi üzülüyorum.Kendi takımım Şampiyonlar Ligi'ne gidemedi,Uefa da devam etsin bu sorun değil.En azından Aykut Hoca'nn ilk yıl kendi düşüncesini takıma oturtmak ihtiyacı olduğunu düşünen bir insanım ve bu ilk yılda olabilecek şeylere daha tahammüllü sabırlı olunmalı diye düşünüyorum.Bakıyorsunuz Galatasaray evinde 2-0 dan 2-2 ye gelmesine izin veriyor maçı.Galatarasaylılar dün akşam Fenerbahçeli taraftarlar ile dalga geçiyorlar ancak yaklaşan tehlikenin farkında değiller sanırım.Galatasaray'ın bulunduğu durum da hiç iç açıcı değil.Keza Beşiktaş Schuster gibi Quaresma gibi dünya çapında bilinen isimlerle anlaşıyor ama oynanan oyun,alınan skorlar,gidişat umut verici değil.Büyük kulüplerimiz yıllardır yönetim anlayışı olarak yerinde sayarken Anadolu kulüpleri artık transfer yapmayı da,yönetmeyi de öğrenmeye başladılar,öğrendiler de.Kimbilir belki türk futbolunu yeniden şahlandıracak olan şey de budur.Yoksa bu gidişle Avrupa liglerinde oynayan oyuncular için bir Katar yada bir ABD olmaya doğru gidiyoruz hızla.Postu,bahsi geçen futbolcuların bu düşünceyi nasıl benimsediklerini gözler önüne seren Lyon'lu Cris'in Fenerbahçe için adı geçen Gomis'in transferi ile ilgili sözleriyle kapatıyoruz.

''Gomis Türkiye'ye gitmek için henüz çok genç''


Pazar, Mayıs 23

Avrupa'nın en büyüğü İnter! {Bayern Münih:0-Inter:2}


Boynuz kulağı geçti.

Evet klişe ama Porto'da başlayan serüvenini Chelsea'de sürdüren,sonrasında Chelsea'de sahip olduğu imkanların pek çoğu elinde bile yokken İnter'i yarım asıra yakın bir süre sonra Avrupa'nın en büyüğü yapması sonrası Mourinho için ne söylense klişe kalır artık.Şu maçtan sonra Süper Kupa ve Kıtalararası Kupanın umrunda olmadığını söyleyen ve 3-4 aydır aklında olduğunu ifade ettiği Real Madrid yollarını gözlediği söylemesi,meydan okumaktan ibaret olan karakterinin en büyük göstergesi.

Bugün kupa finalindeki rakibi Bayern Münih'in başındakı Louis van Gaal'in Barca'nın başında olduğu yıllarda Mourinho bir tercümandan fazlası değildi.Profesyonel olarak futbol oynamayan şu adamın yaptıklarına bakınca insan azmin zaferi nedir,istemek başarmanın yarısı nasıl olur gibi klişenin uç noktası lafları daha kolay anlayabiliyor sanırım.

Van Gaal sezon başında devraldığı Bavyera ekibi ile lige kötü bir giriş yapmıştı.İlk 4 maçta yalnız 1 galibiyet alabilen Münih'te, sahada alınan başarısız sonuçların yanısıra,Ribery'nin o dönem Madrid ile transfer dedikodularının sıklıkla konuşulur olması,Luca Toni ile bir türlü aynı dili konuşamamaları sonucu devre arasında takımdan ayrılacağı bile konuşulur olmuştu ki yeni yılla birlikte inanılmaz bir çıkış gösteren Bayern,önce lig şampiyonluğunu ardından da Werder Bremen'i 4-0 gibi bir skorla ezerek kupayı kazanarak gelmişti buraya.

İnter'in durumu da çok farklı değil.Aradaki tek fark İnter sezon başında nasıl başladıysa şu ana kadar katıldığı 3 kulvarda da aynı şekilde bitirdi.Lig,Coppa İtalia ve şimdi de Şampiyonlar Ligi.


Real Madrid'den apar topar gönderilen Sneijder ile Robben'in şu finalde rakip takımlarda parmakla gösterilen oyuncular oluşları ironik olsa da Mourinho'a bugün Real Madrid kapılarını sonuna kadar açan bir isim varsa şüphesiz o isim Diego Milito'dur.

Milito'nun İnter'e geldiği Genoa'dan önce 3 yıl forma giydiği Real Zaragoza'da 108 maçta 51 gol gibi iyi de bir istatistiği varken neden özellikle Galatasaray ve sonrasında Fenerbahçe'nin adı hep Oliviera ile anıldı,yada neden hep onunla ilgilendiler,işin burası da ironik aslında.3-4 sezon gazetelerde geldi,geliyor,gelecek haberleri yapılan adamın adı anılmıyorken o zamanlar hiç dikkat edilmemiş Milito bu sezon girdiği pozisyonlardaki soğukkanlı hali,yumuşak bilek kontrolleri ve bugün özellikle attığı 2.goldeki çalımı da olmak üzere attığı pek çok golle izlerken biz futbolseverlere büyük keyif vermesi.

Bayern Münih cephesinde şüphesiz Ribery'nin yokluğu önemliydi.Onun yokluğunda Robben her zamankinden daha çok sorumluluk üstlenir bi haldeydi ki her denemesinde İnter'in kupayı kazanmasının ve hatta bu kupanın herkesçe en büyük favorisi Barca'yı elemesinin sebebi sağlam defansı cılız bir kaç şut haricinde izin vermedi.

Van Gaal'in bu sezon parlattığı,değişik rollerde görev verebilmesi sebebiyle bu sezon çoğunlukla olduğu gibi bugün de Klose'ye tercih ettiği Muller'in,bir tanesi çok etkili olamasada bence Schweinsteiger'den en azından şu maçta eksik kalır bi yanı olmayan gurbetçimiz Hamit'in asistiyle olmak üzere bulduğu fırsatları değerlendirememesi,Oliç'in uzun yıllar Bayern'den tanıdığımız ve 'artık yaşlandı,ağır kalıyor' diyerek sepetlendiği takıma karşı bugün İnter formasıyla izlediğimiz Lucio ile Samuel arasında kaybolması benim twitter'dan yaptığım 'Inter kupayı alır ama Bayern gol atar' tahmininin bir ayağının tutmamasına sebep oldu.

Kupayı kazanan taraf,en az seveni olduğu kadar nefret edeni de olan,kimilerinin futbol katili olarak adlandırdığı ama bence en azından o sevmeyenlerin bile; Chelsea,Barca,Bayern gibi takımları eleyerek bu kupayı almış olmalarına,'hakedilmiş' adını koyarak saygı duyması gerektiği Mourinho ve ekibi oldu.

Önümüzdeki yıl artık herkesin 'belki yarın belki yarından da yakın' gibi bir zamanda Real Madrid ile nikahını beklediği Mourinho'nun;Barca ve dolayısıyla eski ekürisi Guardiola ile pek muhtemel kapışmalarını izlemenin çok keyifli olacağı ve şimdiden hepimizi heyecanlandırdığı kesin...

Perşembe, Nisan 29

Adios Bernebau! {Inter Finalde}



Barcelona'nın İtalya'dan 3-1 lik mağlubiyetle dönmesi pek çok kimseye göre,Barca'nın 1000km'yi aşkın yolculuğuna bağlandı.Bugün Mourinho'nun elindeki skor avantajını en iyi şekilde kullanacağını bildiğimiz gibi Barcelona'nın maçın başından itibaren gol için saldıracağını da biliyorduk.

Beklenilenden pek farklı olmadı işin açığı ancak Motta'nın gördüğü kırmızı kart kalan 60 dakikayı tek kale izlememize neden oldu.Motta çıkmasaydı belki Inter böylesinde duvar örme yoluna gitmez onlar da skor avantajı ellerinde,kendilerini daha da rahatlatacak golü arayabilirlerdi.Ve tabi Barca da yine o pas trafiğinin sonunda topu kaleye sokabilecek pozisyonları daha rahat bulabilirdi.Ancak Inter'in 10 kişi kalmış olması sıklıkla Cambiasso'yu da stoperlerin arasına görmemize ve dolayısıyla Inter ceza sahası içinde zaman zaman bekler dahil 6-7 beyaz formalı oyuncu izlememize neden oldu.

Belki de Barca'yı ilk kez bukadar çok kanatlardan orta yaparken gördük.Çok da şaşılacak bişey değil zira ataklarını çoğunlukla ortadan delerek ve yine çoğunlukla Messi önderliğinde yapan bir takım,ortadan her gelmek istediğinde denedikleri her 10 arapasın 9 u duvara çarpıp dönüyor gibiydi.Gol beklenenin dışında bir isimden Pique'nin ayağından kaleci Cesar'ı ve bir defans oyuncusunu adeta 'bakkala gönderdikten' sonra geldi.Toure'nin karnının üstüne yapıştırdığı koluna da çarpmış gibi gördüğüm pozisyonun devamında topun 2.kez Barca adına ağlarla buluşmasını hakemin geçersiz saymasından sonra başka gol olmadı ve kimilerine göre son yılların hatta dünyanın gelmiş geçmiş en karizma hocası Mourinho'yu Camp Nou'da 'Ulubatlı Hasan' edasında tribünlere doğru koşup zıplarken gördük ve Inter tam 38 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselerek,vizeler yüzünden özetini izlemekle yetindiğim Lyon-Münih yarı finalinin galibi Bayern'in 22 Mayıs'ta Real Madrid'in stadı Bernebau'da yapılacak finalde rakibi oldu.

Bundan tam 10 yıl önce şimdinin Bayern Münih'in hocası Louis van Gaal'ın yönettiği Barcelona,çeyrek finalde Chelsea ile karşılaşmış ve ilk maçı tıpkı bu seride olduğu gibi Stamford Bridge deplasmanında 3-1 kaybetmişti Barcelona.Rövanş maçında Nou Camp'ta 3-1 öne geçen ve Rivaldo'nun ayağından penaltı kaçırmasına rağmen uzatmaya giden maçı 5-1 kazanarak turlamışlardı.Şimdi o zamanın Barca'sının başındaki Van Gaal eski takımı ile finalde karşılaşacak.

Geçtiğimiz yıl Mourinho'nun izlerini üstünde fazlasıyla taşımaya devam eden Chelsea Barca'yı Hiddink yönetiminde elemeye çok yaklaşmıştı.Mourinho Chelsea yönetiminde olmasa da Inter'in başında bunu gerçekleştirerek dün basın toplantısında dediği gibi ''Inter için bir rüya ancak Barcelona için bir saplantı'' olarak tanımladığı finale ulaştı ve maç sonunda Barca tribünlerine 'kral benim' mesajı verdi resmen.


Kırmızı kart pozisyonunda Pedro'nun yerden hocayı kesmesinin yanı sıra maç sonunda Mourinho'nun sevincine Valdes'in ''cıvıtma hoca'' dercesine refleksleri,ve Inter'li oyuncular ve teknik kadronun sevincinin Barca tarafından su fiskiyeleriyle bölünmek istenmesi,Real Madrid taraftarlarının maçtan sonra Cibeles meydanında sevinç gösterileri yapması ve Madrid kesiminin en son isteyeceği şey kendi mabedlerinin soyunma odasında ezeli rakiplerinin yer alma ihtimalinin gerçekleşmemesi de akılda kalacak olan diğer anekdotlar.


Finalde iki taktik dehanın çarpışacağı maçta benim favorim ve açıkçası gönlümün de kazanmasını istediği takım Inter olacak şüphesiz.Yarı final ilk maçında kırmızı gören Frank Ribery'nin 3 maç ceza aldığını ve finalde oynamayacağını da not olarak ekleyelim.

Perşembe, Nisan 8

ManU:3-Bayern Münih:2 {Tipik Almanlar}


Basketbolda daha sık kullanılır 'ayağını kurmak' tabiri..Özellikle köşede yada forvet mevkisinde çapraz pozisyonda forvet oyuncusunu ayağını kurar topu aldığında da atışı yapar ve sayıya çevirir genelde.

Robben bunun futbol versiyonunu gösterdi bizlere.Bu golle de turu aldılar.Yazık oldu Manchester'a.6.dk da 2-0'ı yakalamak hatta 3-0'ı da bulmuşken turu vermek.Belki de bu golde değil de ilk yarının sonunda yedikleri golde gitti tur.O gole rağmen 3-1 le turlayan ManU olsada düşmüştür Manu'lu oyuncuların içine bi kurt.Bayern'in Klose ve Gomez'i kenarda oturtması ve Rooney'in oynaması sonrası Manchester'ın tur atlayacağına ciddi ciddi inanıyordum ama deplasmanda alınan 2-1 lik yenilgide atılan o 1 golün okadar da avantaklı olmadığı belli oldu bir kez daha.

İki not daha:

*Manchester'ı Old Trafford'da bu sezon şampiyonlar liginde yenen tek takım Beşiktaş oldu.
*Rooney'in ilk yarıda bileğinin burkulur gibi olmasına sebep olan ve sakatlandığı bacağına tekme atan Van Buyten'e sevgi dolu! sözcüklerimi maç sırasında iletmiştim bi de buradan dile getirmek istedim.

Çarşamba, Nisan 7

..kunu çıkardın hee!!

Tamam İbrahimoviç yoktu.Tamam karşısına sakatlıklar sonucu Silvestre geldi Arsenal'in stoperi olarak bu da onun avantajınaydı.Zlatan olmayınca da gol atmasını beklemek normaldi.Hatta ben dün okulda dedim 1 golden fazla atara 1e8 veriyo oynamak lazım diye.

İlk golde topu bir şutu çekerken görüyoruz bir de ağlarla buluştuğunda.3.golde tüm gücüyle depar atarken bile topu ayağının yarım metre önünde tutabilmesi,aşırtmayı yaparken ayağının ayarını fazla kaçırmaması ve son gol! Son golde arkasında kalan rakibini bekleyip tekrar hızlanarak onu geçmesi,gol vuruşu vs vs.

Pele'yi Maradona'yı izleyemedik belki ama bu adamın sakatlık olmazsa futbol oynayacak en az bi 10 senesi daha var ve bence şimdi ilkokula giden çocuklar çok şanslı.Biz de öyle tabi.

Ama herşeye rağmen ayıp be kardeşim.İlk yarıda hat trick yapıyorsun iyi güzel de tadında bırak işte tamam maç topunu da vercekler işte sana,karşındaki zaten düşmüş bi tekme daha atma ezme bukadar.Arsene Wenger bile çıkıp ''play station bile bundan daha gerçek'' diyebiliyorsa bizim daha fazla söyleyecek sözümüz olamaz.

[Gollerin videosunu uefa her bulduğu yerden siliyor linki yenilemekten yoruldum o nedenle sildim]

Perşembe, Nisan 1

En son umut ölür!


Yine izlemeyenlerin çok şeyler kaçırdığı Barcelona'nın diğer La Liga maçlarından biri gibiydi.Tek fark ilk yarıda yarattıkları o baskının golle sonuçlanmamış olmasıydı.Arsenal taraftarlarını dahi susturan Barcelona'nın etkili oyunu,kaçan pozisyonlar sonrası ilk yarının 0-0 bitmiş olması Arsenal'i sevindiren sonuç olmuştur diye düşünüyorum.

İkinci yarının başında;bugüne kadar Şampiyonlar Ligi'nde İngiliz ekiplerine karşı oynadığı son 11 maçta gol atamayan İbrahimoviç(benim kendisine taktığım lakap ibram abi) akıllıca bir vuruşla ilk yarının Arsenal adına yıldızı(2 dk içinde 4 net pozisyon çıkardı) Almunia'yı avlıyordu.Kısa bir süre sonra da yine ilk goldeki kadar akıllıca ve klas bir vuruşla topu tavana asarak 0-2 ye taşıyordu skoru.İki takım da gol atar bahsine para yatıran bi arkadaşın Arsenal'den gol umutlarının da kesildiği şu sözlerle anlaşılıyordu: 'Yok aga baksana bıraktılar maçı'

Ben Arsenal'in bu maçta iyi direnmesini ve bi ara sıkıştırıp 1-0 falan almasını bekliyordum maçı.Evet Barca bu,gol atmamalarını beklemek saçmaydı.Sonrasında 2 sakatlıkla Gallas ve Arshavin'i kaybeden Arsenal 3. ve taktik olarak yapılan tek değişikliğinde oyuna giren Walcott ve Fabregas'ın penaltı golü ile beraberliği sağladı.Belki ellerinde Bendtner'den daha etkili bi santrafor olsa,devre arasında transfer yapılsa işler farklı olabilirdi.

Ancak umut en son ölendir ya; rövanşta Barca defansının en önemli ismi Puyol ve İbrahimoviç'e asist de yapan Pique'nın olmayışı Arsenal'e avantaj olabilir.Pek tabi maç sonunda '2-0 bizim sonumuz olurdu ordan getirip 2-2 sonlandırmak iyi bir sonuç' diyen ve muhtemelen ayağının penaltıyı kullanırken sakatlandığını kırık dahi olabileceğini ekleyen Fabregas'ın herşeye rağmen sözlerinden umut taşıdıkları anlaşılıyordu.Ben 0-0 ken de 0-2'ken de 2-2 bitince de aynı şeyi söyledim: 'Barcelona Nou Camp'da en az 3'lük yapar Arsenal'i '

Bu arada Messi'nin girdiği pozisyonlara rağmen adından en az söz edilen maçlarından birine bukadar zaman sonra ilk kez denk geliyorum.
Gecenin diğer maçında İnter Sevilla'yı eleyerek 2.turların sürpriz sonucunu yapan Cska Moskova'yı ağırladı.Çoğunluğun Chelsea'yi eledikten sonra İnter'in farklı kazanmasını belki de daha ilk maçtan turu garantilemesini beklediği maçta İnter Barcelona'nın ilk yarıda olduğu gibi çok sayıda bulduğu pozisyonları gole çevirmekte zorlandı ve Milito'nun golüyle maçı 1-0 kazandı.

İnter'in acilen Stankovic'ten kurtulması lazım.Bu takımın ofansif orta saha oyuncusu eksikliği var.Sahaya 3 forvetle çıktılar dün gece.Pandev-Milito-Eto'o.Eto'o sanırsınız ki bir 10 numara orta sahadan yada kanata açılarak aldığı toplarla kendisi ilerleyerek bişeyler yapmaya çalışıyor.Abartısız 10 pozisyonun 7-8 tanesini bu şekilde harcadı.Stankovic için artık 'bitik' sıfatını gönül rahatlığıyla kullanabilirim.İnter'in izlediğim son 4-5 maçında da saçma sapan pas hataları,hantallığı ile izlerken gına getiren bi adam olmuş artık.Mourinho nasıl tahammül ediyor anlamıyorum.

Cska doğru düzgün pozisyona bile giremedi.Bir iki tane altıpasa yapılan orta var İnter defansının çıkardığı bir de 3-4 adet '3 kale daha olsa girmezdi' tarzında şutları var.İkinci maçta İnter muhtemelen yine kazanarak turu atlayacaktır ancak Cska'yı küçümsemişler sanki.

Perşembe, Mart 11

CL 2.tur rövanş(Çrş)


Pamuk gibi yağan bi kar yağışı altında Stade Gerland'da Lyon;Makoun'un biraz ayağına oturan biraz da şansının yardımıyla topu 90a götürcek şekilde falso alan golle 1-0 mağlup etmişti.

Rövanş maçı için herkes Madrid'in Sevilla karşısında 2-0 dan geri gelerek kazanan hırsını göz önünde bulundurmuş, Real Madrid'den ecnebilerin 'trashing' dediği ezip geçme tarzı bir performans bekliyordu.Lyon hakkatten bu ligin gediklisi lafına uyan bir takım.Her sene bu seviyelerde istikrarlı şekilde performanslarını gösteriyorlar.Çoğuna göre süpriz olan bu sonuçlar bugünden sonra artık daha bi alışılageldik yada gerçekleşirse 'normaldir Lyon bu' tabirlerine açık olacak şüphesiz.

Aslında Real için çok iyi başladı herşey.Ronaldo henüz maçın başında golü attı.Ancak yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere Higuain'in kaleci Lloris'i geçtikten sonra boş kale yerine topu direğe nişanlaması maçın kader anıydı.Devrenin sonlarına doğru yine Higuan'in Lyon'lu iki defans oyuncusu arasında ezilmesi bana göre penaltıydı hatta orda ayağına da basılmıştı yanlış görmediysem.Zaten ikinci yarının hemen başında Claude Puel'in yağtığı değişiklikler etkisini gösterdi.İlk 15 dakika Madrid hiçbir varlık gösteremedi açıkçası.Ne yaptığını bilmeden çoğunda Ronaldo'nun alıp alıp gittiği toplarla pozisyon yaratmaya çalıştı.Buldukları 1-2 pozisyonda da Lyon defansı başarılıydı.Risk aldıkça Lyon kontrayla gelmeye başladı ve golü de Lyon'un bu sezon en formda isimlerinden Pjanic ile buldular.Sonrasında Lisandro Lopez'in bir çok üst oynayan bahisçiden küfürü gırla yediği pozisyon vardı Lopez onu dışarı atmasa galip geleceklerdi.

Maç sonunda Pellegrini sorumluluğu üstlendi ancak 'Pellegrini gitsin mi,kalsın mı?' anketleri başlatılmıştı bile.İlk baktığımda %35 gitsin oyu vardı.Bu mağlubiyetin sezonun kalanında La Liga açısından Madrid'e nasıl yaşayacağı büyük soru işareti olacak şüphesiz.
Akşamın diğer maçında San Siro'da alınan 3-2 lik galibiyetin rövanşında Manchester Pato'suz Milan'ı ağırladı.Pato özellikle bu yıl Ronaldinho ile en azından takımın İnter'e kaybettiği maça kadar takımı sırtlayan isimdi.Onun yokluğunda Boriello 19 maçta 9 gol gibi bir performans yakalasa da insanın hemşehrisi olmayınca durumlar farklı oluyordu.

Bu akşam açıkçası Milan'ın tur şansı zaten pek fazla değildi.Gözler Beckham'ın Old Trafford'a yeniden dönüşünün yarattığı etkideydi.İlk 11 de değildi Becks.Oyuna girdiği dakikada tüm Old Trafford alkışlıyo lan vay anasını! dedik ama top ayağına geldiğinde gelen uğultulara şaşırdım doğrusu.Kıl oluyorum takım değiştiren kulüplerin ayrıldıkları takımların stadına tekrar çıktığında tepkiyle karşılaşmasına.Beckham oyuna girdiğinde gözleri dolmuştu sanki,yanlış görmediysem.Maç sonunda Manchester'da taraftarların 'Love United Hate Glazer' protestosuna klasik yeşil-sarı atkıyı takarak da desteğini verdi.

Manchester'ın galibiyete zorunluluğu yoktu.Ama alışılageldik olduğu üzere maça hızlı başlayan taraf yine onlardı.Milan'ın aklı başına golü yiyince geldi.Bu akılları başlarına geldi dediğim de 10 dakika süren sahte bi baskıydı.Ondan sonrası maç sonuna kadar ManU'nun kontrolü altında geçti.Rahat bir şekilde yine Rooney'in 2 golünün önderliğinde 4-0 kazandılar.Manchester yoluna devam ederken Milan Ocak sonunda Udinese'ye elendiği İtalya Kupası'nın ardından Şampiyonlar Ligi'nden de elendi.Lige zaten İnter'e kaybedilen maçla havlu atmışlardı.Bundan sonrası formalite maçları olacak.Bir hafta çıkıp 3 atarlar ertesi hafta 4 yerlerse hiç şaşırmam.

Ey güzel Allah'ım bize de ver!

Bu sezon Premier Lig'de 27 maçta 23 gol..Fa Cup'ta 3 maçta 2 gol..Şampiyonlar Ligi'nde 5 maçta 4 gol..Bu 4 golün 2 si San Siro'da Milan'ı 3-2 mağlup ettikleri maçta,2 si o maçın rövanşında dün akşam..Totalde bu sezon 38 maçta 30 gol..Manchester forması altında 199 maçta 112 golü var 6 sezonda..

Ruud Van Nistelrooy'un 5 sezonda 219 maçta 150 gollük performansı var..Hele 2002-2003 sezonunda 52 maçta attığı 44 gol unutulmazlar arasında..Ronaldo ayrıldıktan sonra ManU düşer diyenlerı tek başına yanıltıyor bu adam.Bi futbolcunun sezonun sonuna doğru dahi performansında değil kondisyon kaybı,mental yada fiziksel yorgunluk bile gözükmezken aksine istikrarlı şekilde devam etmesi insanüstü birşey olsa gerek.

Manchester formasına Old Trafford'da Fenerbahçe'ye yaptığı hat-trick ile merhaba dediği için Türkiye'de diğer kulüplere nazaran daha çok kendisini sevmeyen isimler vardır belki içimizde.
Yapcak bişey yok..Sabırla bekleyip dua etmek lazım..Belki bir gün bizim ülkeden de onun gibi bir topaç doğar da biz de ağzımız açık izleriz oynadığı futbolu..

Çarşamba, Mart 10

Şampiyonlar Ligi 2.tur rövanş(Salı)


Şampiyonlar Ligi'nde 2.tur rövanş maçlarından ilk ikisi dün akşam oynandı.Portekiz'de 2-1 mağlubiyetin ardından Emirates Stadı'nda Arsenal Porto'yu ağırladı.

Açıkçası maçtan önce Bendtner'in tek forvet olması ve özellikle Fabregas'ın yokluğu maçın Arsenal açısından zorlu geçebileceği izlenimini doğurmuştu bende.Zira Fabregas'sız Arsenal bugüne kadar Premier Lig maçlarında kendisi okadar golcü olmasada gol yollarındaki işlevi bakımından takımın skor yaratma adına sıkıntı çekmesine neden olabiliyordu.

Ancak Arsenal'in 88 doğumlu Danimarka'lı golcüsü Nicolas Bendtner dün akşam adeta patladı.Bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde dün akşama kadar çıktığı 4 maçta yalnız Standard deplasmanında attığı 1 golü bulunan Bendtner maçı 1i penaltıdan olmak üzere hat-trick yaparak tamamladı.Arsenal'in diğer gollerini Samir Nasri ve Eboue attı.Arsenal'de Fabregas'ın yokluğunu aratmayan isim 2 asistle takımına itici güç olan Andre Arshavin oldu.

Arsenal henüz 10.dakikada bulduğu golden sonra maçı rahat bi şekilde kendi kontrolünde götürerek 5-0 ile tur atlayan taraf oldu.Maç sonunda Arsene Wenger'in Çeyrek finalde Premier Ligdeki rakiplerinden Chelsea yada Manchester ile karşılaşmak istediklerini söylemesi dikkat çekici olan şeydi.

Benim maçta dikkatimi çeken şey Bendtner'in Arsenal'in forveti olduğunun farkında değilmiş gibi durumu pek iplemeyen surat ifadeleriydi.Özellikle son penaltı da hakemin bişeyler söylerken sakızı şapur şupur çiğnemesi ve sallamıyormuş gibi havaları.Arsene Wenger devre arasında Chamakh'ı istedi.Chamakh gelse sittin sene forma şansı bulamayacaktı Bendtner.Önümüzdeki yıl Fa Cup'ın alt lig takımlarıyla oynanacak maçları haricinde forma istiyorsa sene sonuna kadar kendini göstermesi gerektiği yerde adam gayet rahat tavırlar sergiliyor.Enteresan bir karakter.



Gecenin diğer maçında Bayern Münih Alianz Arena'da ikinci golünün bariz ofsayt olduğu maçta zorlanarak 2-1 galip geldiği maçın rövanşında Artemio Franchi'de Fiorentina'nın konuğuydu.

Fiorentina'nın ilk yarıdaki istekli oyunu Vargas'ın golüyle soyunma odasına 1-0 önde girmelerini sağlıyordu.İkinci yarıda maçın da adamı seçilen Jovetic'in golü ile 2-0'ı bulan ve açıkçası tur kapısının kolundan tutan Fiorentina'nın bu sevinci 5 dakika sürüyor Van Bommel turu eşitleyen golü atıyordu.

Sonrasında bir kez daha Jovetic'le 3-1i bulan Fiorentina'ya Bayern'in karşılığı bu kez santradan hemen sonra maçın kırılma anı sayılabilecek Robben'in golüyle geliyordu.


Çarşamba, Şubat 17

Şampiyonlar Ligi'nde Salı akşamının ardından

Milan:2-ManU:3
Kırmızı formayı girdiği dönemlerde bu mavi-beyaz 3.renk formaları var mıydı ManU'nun bilmiyorum ama Beckham'ın Ferguson önderliğinde ManU'yu karşısında uzun süre sonra yeniden görmesinin sonucu yüzünden anlaşılıyor..Baksanıza elmacık kemikleri çıkmış yanaklar göçmüş suratı solmuş adamın 10 yıl yaşlanmış gibi duruyor yahu!

Şaka maka dün akşam Ferguson'ın sözlerini başlık alarak kısaca değinmiştim maça.ManU benim küçüklüğümden beri sevdiğim takımdır,hele Ruud Van Nistelrooy'lu Forlan'lı zamanları..Favorimdiler tur için.Yenmelerini beklemiyordum belki ama bence turu bitirdiler dün akşam.Ferguson'un Kaka'nın olmayışından dolayı mutluluğuna karşılık Ronaldo yok Rooney'e kaldı takım demiştim.Rooney iki tane yazdı,inanılmaz bi form gerçekten bu adam,insan değil tank falan olsa gerek..Bi insan daha nekadar taşıyabilir tek başına bu takımı?

Karşıda da Pato-Ronaldinho var dedik.Pato eller belde Rooney showu izlerken,daha çok ekmek yemen lazm yegen dedirtiyordu izleyenlere.

Öte yandan Ronaldinho hala formda olduğunu ve takımın 3-4 haftalık bi düşüşe geçtiği İnter derbisi öncesi partiler verdiği iddialarına maçın henüz başında attığı golle cevap veriyordu.Ferguson Kaka yok diye sevinirken az kaldı maç boyu Milan o fırsatları harcamasa Ronaldinho da nerden çıktı ya! diyecekti.
Lyon:1-R.Madrid:0
Lyon yine yaptı yapacağını.Bu sene istikrarsızlar,kötüler diyordu herkes.Son Lens maçında 13 pozisyonları vardı evet ama Lens'in de 11 karşılığı vardı.Şansa kazandılar biraz izleme fırsatı da bulmuştum,Lens de atabilirdi.Bu akşam hakkatten bu ligin gediklisi olduklarını bir kez daha gösterdiler.

Maçta dikkatimi çeken iki şey oldu.İlk yarı sonunda istatistiklere baktığımda Lyon'un 11 şutu vardı(1 i kaleyi tutmuş olsa da),buna karşılık Madrid'in yalnız 1 şutu vardı oda yanılmıyorsam 25 metreden Granero'nun bi vuruşuymuş.

Lyon'un golünde Makoun topa öyle bir vurmuş,top öyle bir falso almış ki Casillas hiçbir şey yapamazmış zaten.Dikaktimi çeken de şu: Makoun topa vururken sanki topu sol köşeye göndermek istiyormuş gibi vurmuş ancak o vurcağı sırada top sağa doğru dönerek açıldığı için ayağının önü topu keserek iteklemiş gibi görünüyordu ağır çekimde.Gerçekten sağ köşeyi hefedleyerek vurmuş olsa top kalenin sağından çok farklı olarak auta gidermiş gibime geldi.Bu maçta Madrid'e güvenen çok sayıda bahisçi vardı.Bende Madrid'in galibiyet alabileceğine inanıyordum aslında hatta dün Stereo Cippola'da denk geldiğim çağrıya uyup katıldığım Uefa Fantasy Football'da Alonso,Ronaldo ve Albiol'e yer vermiştim kadroda.Yanıldık.Neyse ki Ronaldinho'yu almışız kadroyu ;)
Zaman zaman kar yağışının güzel görüntüler oluşturduğu maçtan bir kareyle postu kapatıyorum.Bu fotoda Ronaldo'nun topu tutuşu,hali tavrı bana,tavlada yenilince koltuk altınıza sokuştururlar ya onu hatırlattı.Al oynamasını öğren de gel!(Yok daha neler) demiş vermiş topu eline sanki...

Pazartesi, Şubat 15

Oley Kaka yok!

Salı akşamı 2.turlar başlıyor Şampiyonlar Ligi'nde..Milan San Siro'da Manchester United'ı ağırlayacak.Ferguson demiş ki ''Kaka gitti gideli Milan'ın hali nicedir''

Tabi böyle dememiş ama 3 yıl önce karşılaştıklarında Milan'ın maça hakim olan taraf olduğunu ve turu atladıklarını hatırlatırken bu karşılaşmada böyle bir hakimiyetin söz konusu olamayacağını söylemiş.Milan'ın Udinese ile oynadığı 3-2 lik maçı ve eksikleri olduğunu hatırlatan Ferguson kendilerinin haftasonu maç yapmadığını ve dinlenik olarak İtalya'ya gideceklerini söylemiş.Kaka ayrıldıktan sonra taktiksel olarak değişime uğrayan bir Milan gördüğünü söylemiş ve onun olmayışından memnuniyetini dile getirmiş.Sorarlar adama ''sende Ronaldo'yu kaybetmedin mi hacıt??''

Şaka maka Milan'da Ronaldinho ve Pato harici son bir iki maçta Huntelaar'ın kıpırdanması var onun dışında bi öyle bi böyleler.Manchester;Ronaldo'nun yokluğundan beklenenden çabuk ve iyi toparlandı.Tur için de benim de favorim ManU işin açığı.

Perşembe, Aralık 10

Şampiyonlar Ligi'nde 6 haftanın ardından




A GRUBU
Salı günü oynanan maçlar içinde belki de sürprizi en az tahmin edilen maç buydu.Bayern'de ki Van Gaal-Toni gerginliği,Robben'in sakatlığı sebebiyle düzenli oynamayışı,Ribery'nin sakatlıkları beraberliğin de Juve'ye yetmesi ve Juve'nin Inter'i hafta sonu 2-1 mağlup etmiş olması ibrelerin Juve tarafına kaydığını gösteriyordu zira maç öyle başladı Trezeguet'in golü ile öne geçmişlerdi.
Golden 10 dakika sonra Caceres'in Olic'i düşürmesi sonucu kazanılan penaltıyı kaleci Butt gole çevirirken kariyerinde Juve'ye attığı 3.gol oluyordu bu(Daha önce Hamburg ve Leverkusen forması ile atmıştı).Golden sonra Juve 1-1'in şaşkınlığıyla olsa gerek skoru koruma tarzı bi anlayışa büründü hatta devre arasında Del Piero(sakatlığı yoktu sanırım) oyundan çıkarken Poulsen girdi.Ancak Bayern aksine Juve'nin ısrarla üstüne gidiyordu.2.yarı Olic'le 2-1 i yakalayan Bayern golden sonra da Robben'i oyuna aldı ve atak oyunundan vazgeçmedi.Gomez ile Tymoschuk'un golleriyle maçtan 4-1 galip ayrılan taraf olurken bana ''nerde o eski Juve?'' dedirtti.
Grubun diğer maçında grup lideri olarak çıkmayı garantileyen Bordeaux Jussie'nin golüyle deplasmanda Maccabi Haifa'yı mağlup ediyordu.Pazar günü Lyon deplasmanına çıkacak olan Bordeaux'nun yedek ağırlıklı bir kadro ile çıkacağını ve bir puan kaybının süpriz olmayacağını düşünüyordum ama Laurent Blanc belli ki işini sağlama alıyor.

*Bu gruptan ilginç iki not;A grubu 6 hafta sonunda en çok korner kullanılan ve 4 adet ile en çok kırmızının çıktığı ve 22 golle en az gol sayısına ulaşan grup olurken;Maccabi Haifa hiç gol atamayarak 0 puanla grubu tamamladı.
B GRUBU

Temsilcimiz Beşiktaş'ın da bulunduğu B grubunda tıpkı Old Trafford'da BJK karşısına genç ağırlıklı kadrosuyla çıktığı gibi Almanya'ya da pek çok asını götürmeyen ManU,Steven Gerrard'ın Goal dergisine verdiği röportajda ''O'nu rakip takımın kırmızı renkli forması altında görmek bana garip geliyor'' diye bahsettiği eski takım arkadaşı Michael Owen'ın hattrick'i ile galip geliyordu.

İnönü'de Cska'yı ağırlayan Beşiktaş mutlak galibiyet gereken maça 5 defans oyuncusuyla çıkıp umudunu Tello'nun kaçırdığı aşırtma pozisyonun kaçmasıyla yitiriyordu belki de.Cska Krasic'in klas oyunu sonrası turlarken,Wolfsburg'un yenilmesi Uefa Ligi adına Beşiktaş taraftarına ahlar vahlar dedirtmekten öteye gidemiyordu.

*B Grubu totalde çekilen 310(135 on goal) şutla gruplar arasında bu istatistikte ilk sırada yer alırken Beşiktaş 31 dakika topa sahip olma süresi ile Juve ve İnter'i bu alanda geride bıraktı.
C GRUBU

C grubunda Real Madrid deplasmanda Marsilya'yı sürklase ederken Ronaldo ManU günlerini anımsatan frikiğiyle bence haftanın en güzel golüne imzasını atarken 80. dakikada ki ikinci golüyle 6 golle gol krallığında zirveye oturuyordu.

Grubun diğer maçında Milan;Real'in Marsilya önünde galip olduğu haberini almasının ardından son dakikalarda yüklense de beraberlikle yetinerek,Ronaldinho'nun penaltı golü ile 1-1'e eyvallah dedi.

*C grubu 6 maç sonunda yapılan faul,atılan gol,ofsayt ve sarı kartlarda ilk sıraya yerleşirken Real 15 golle grupların en golcü takımı oldu.

D GRUBU

D Grubunun liderliği garanti takımı Chelsea kendi evinde Apoel Nicoisa karşısında 1-0 yenik duruma düştükten sonra Drogba ve Essien'in golleriyle öne geçmesine rağmen 87.dakikada John Obi Mikel'in Terry'e vermek istediği geri pası kaptırması sonucu 2-2 beraberliğe razı olurken grubun diğer maçında Vicente Calderon'da Atletico Madrid ile Porto karşılaşıyordu.Her iki takımın kaleyi bulan(8) ve bulmayan(7) eşit sayıdaki şutlarına rağmen 6 hafta sonunda 105 şutla grupların en çok şut çeken takımı olan Porto;31 şutla(16 on goal) grupların en çok şut çeken oyuncusuna(Diego Forlan) sahip Atletico karşısında ilk 10 dakikada skoru 2-0'a getirmekle kalmıyor maçı 3-0 kazanarak gecenin beklenmeyen sonuçlarından birine imza atıyordu.Atletico yoluna Uefa liginde devam edecek.
E GRUBU

E grubunda tıpkı D grubunda olduğu gibi gruptan çıkmayı garantilemiş iki takımı Fiorentina ve Lyon liderlik adına son maçlarına çıktılar.Lyon'un evinde Debrecen'i 4 golle rahat geçmesi liderlik için yetmeyecekti zira 90+2 de attığı golle Fiorentina'ya;grubu 3.tamamlayan Liverpool deplasmanında hem galibiyeti hem de liderliği getiren Gilardino gecenin adamıydı.

*E Grubunda Mor Menekşeler 14 golle gruplarda en çok gol atan ikinci takım olurken bu grup atılan 36 golle en çok gol atılan ikinci grup oluyordu.
F GRUBU

F Grubundan çıkmayı garantileyen Barcelona Kiev deplasmanında 1-0 geriden gelerek galibiyeti elde ederken;öne geçtiklerinde bir nebze de olsa Uefa Avrupa Ligi umutları yeşeren Kiev taraftarlarını üzüntüye boğuyordu.Messi alışık olmadığımız bir frikik golüyle skorü netleştirirken; grubun Gökdeniz'in 11 başladığı diğer maçında Rubin Guiseppe Meazza'da Inter'le 2.lik maçına çıkıyordu pek de baskın olmayan Inter 31. dakikada bu yıl ŞL'de ki ilk golünü atan Eto'nun golüyle öne geçiyordu.Football Manager oyununun 'wonderkid'lerinden Balotelli'nin frikiği,mesafe olarak Ronaldo'nunkini andırsada teknik açıdan burunvari bir vuruşla ağları bularak skoru tayin ediyordu.Rubin 3.lükle tamamladı bu grubu.

*Barcelona'nın 50 dakikalık toplama oynama süresi ile 8 grup içinde en yakın rakiplerine(Manu ve Arsenal 36dk) 14er dakika fark atması dikkat çekici.
G GRUBU
Ramon Sanchez Pizjuan'da Sevilla grubun hedefsiz takımı Rangers'ı konuk etti.Henüz maçın başında kazanılan penaltıyı Kanoute ağlara gönderdi ve Sevilla 20(11) şut çektiği maçta rakibine yalnız 3 defa kaleyi yoklama fırsatı verdiği maçta 1-0 kazanarak lider olarak çıktı.

Grubun diğer maçında Stutgart çiçeği burnunda hocası Christian Gross yönetiminde çıktığı maçta ilk 11 dakikada skoru 3-0 a taşıyarak maçı kopartırken,grup lideri Sevilla'yı yenme başarısı gösteren bu yılın flaş takımlarından Unirea'yı 3-1 mağlup ederek 3.lükte bırakarak gruptan 2.olarak çıkıyordu.

*G grubu ilk 6 haftanın en az kaleyi bulan şutunun atıldığı,en az korner kullanılan ve en az ofsayta düşülen,kırmızı kartın görülmediği tek grubu olarak istatistiklere geçti.
H GRUBU

Artık şu belli oldu ki.Gruptan çıkma yolunda büyük adım atmış yada çıkmayı garantilemiş özellikle İngiliz kulüpleri kadrolarında genç oyunculara yer verdikleri maçları genelde kaybetme gibi bir istatistik edindiler.Bu fırsatı eline geçiren kulüpler de biraz dikkatli davranıp herhangi bir basit hata ile gol yemedikleri takdirde genelde ihtiyaçları olan galibiyeti alıyorlar.Tıpkı 2004'te Fener'in ManU'yu yenmesi,Bjk'nin henüz 2 hafta önce Old Trafford'da bir seriyi sonlandırması vb. gibi.

İşte dün akşam yukardaki sevincini ülkemizde,yakın geçmişte sıklıkla gördüğümüz Zico'nun başında olduğu Olympiakos;Arsenal'i 1-0 mağlup etmeyi başardı ve grupta 10 puanla 2.olarak ŞL de son 16 takım arasına adını yazdırdı.Zico bu maçla birlikte ŞL kariyerinde yönettiği takımlarla çıktığı 7. iç saha maçından da galibiyetle ayrıldı.Sadece 4 gol atarak bu başarıyı elde eden Olympiakos bir rekora imza atmış olabilir.

Grubun diğer maçı tam bir dramaya sahne oldu.
Standar Liege evinde Alkmaar'ı ağırlıyordu Alkmaar 42.dakikada attığı golle edindiği üstünlüğü 90+5 e kadar korumayı başarmış ve bu skor onları Uefa Ligi'ne taşıyordu.Ancak maçın son topunda 90+5. dakikada kullanılan bu frikikte 21 yaşındaki Kayseri doğumlu Sinan Bolat kafayla topu ağlara göndererek Standard'ı mucizevi şekilde Uefa Ligi'ne taşıyan golü atıyordu.Sinan'ın adı sıklıkla önceki transfer dönemlerinde Fenerbahçe ve Trabzon başta olmak üzere büyük kulüplerimizle anılmış,Fatih Terim tarafından da son dönemde 2010 DK eleme maçları kadrosuna alınmıştı.

Uefa Avrupa Ligi'nde temsilcilerimiz Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ŞL'den gelebilecek muhtemel rakipleri Atletico Madrid,Liverpool,Rubin Kazan ve Standard Liege oldu.

Salı, Aralık 8

Bizde klişeler bitmez:YAZIK OLDU!




Manchester'ın aslardan Scholes,Carrick gibi iki oyuncu harici yedek ağırlıklı takımla çıktığı Wolfsburg deplasmanında belki de Beşiktaş'a kaybetmenin verdiği hırsla bir kez daha kaybetmek istememenin verdiği hırsla,istekle kazanmasının ardından Beşiktaşlıların şu mağlubiyete bi kat daha üzüleceği şüphesiz.

Daha ilk yarıda Tello'nun aşırtması gol olsa belki 2,3 gelecekti ancak o ilk 30 dakikadaki baskı gol getirmeyince Cska cesaretlendi ve golü de dün Avrupa'nın büyüklerine transferinin pek yakın olduğunu ekleyerek kendi uefa yılın 11'imde yer verdiğimi söylediğim Krasic ile buldular.İkinci yarıda da o ilk yarıdaki baskıyı hiç göremedik açıkcası.

Ignasevich ile Berezutski'nin Sudafed gibi,çoğumuzun üst solunum yolu rahatsızlıklarında kullandığı bi ilaçla dopingli çıkması Beşiktaş için hem bir motivasyon hem de Cska için bir eksiklik olur diye bekliyorduk ancak Denizli'nin de maçtan sonra söylediği gibi '' 1-0'ı düşünmedik 1-0'ı bulsak zaten 2'ye 3'e giderdi'' sözü o ilk yarım saatte gol olmayınca olmadı.Krasic attığı golün dışında da çok çalıştı bugün henüz 24 yaşında olması oyununu daha da geliştirebileceği umudunu veriyor insana.Ki şu oyunuyla bile büyük liglerde rahat oynar bence.Süratiye tekniğini birleştirebilen ender yeteneklerden bence.Maçtan hemen önce kadrolar açıklandığında bi arkadaşıma tek dikkat edilmesi gereken adamın o olduğunu söylemiştim.Artık bi adamı da tutamadınız mı denir ne denir buna bilmiyorum ancak Beşikta bence genel olarak kötü oynamadı bugün.Zaten taraftar maç sonunda yenilgiye rağmen desteğini gösterdi.
19 şut çekmiş Beşiktaş bu maçta 7 si tutmuş;ŞL'de 1.-2. torba takımlardan değilseniz başarılı olmak istiyorsanız girdiğiniz az sayıda pozisyonu değerlendirmeniz lazım.Beşiktaş İnönü'de ki ilk ve tek golünü ancak bugün atabildi.

Sonuç olarak Cska 5. denemesinde gruplardan ilk kez çıkmış oldu.Bize de Uefa Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe ve Galatasarayı izlemek kaldı.

(Uefa Cska ile ilgili kararınıu açıklayacak kimi ihraç edilecek diyor kimi de Sudafed yasaklı madde değil ancak kullanılmadan önce Uefa'ya bildirilmesi gerekiyor diyor.Eğer Cska ihraç olursa Beşiktaş'ın 3.lüğe yükselme gibi bi durumu olur mu? Bunun aksi bir kural yoksa bence Federasyon ve Beşiktaş olayın üstünde durmalı)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...