Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ekim 28

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:2



Sezonun ilk derbisinde adına yakışır bir şekilde tempolu,kıran kırana,gerilimi yüksek,bol gollü bir maç izledik dün akşam İnönü'de.Herşeyden önce Fenerbahçe taraftarıyla adeta dalga geçen ne yaptıklarından kendilerinin dahi haberi olmayan federasyonun maçtan 1 gün önce bilet satışı bittikten sonra ''deplasman seyircisi olmayacak'' kararı vermesinin ardından maç günü maça 4 saat kala ''biz öyle bir şey demedik'' tribine girmesini konuşmak gerek.Bunun üzerine ellerinde bilet 1500 Fenerbahçe taraftarını maç başlamasına rağmen stada almayıp cop ve biber gazı ile kışkırtıp kapıdan almadıkları taraftarın bacadan girmesine neden olarak tüm suçu Fenerbahçe taraftarına yıkma arzusu gözlerden kaçmamalı.Yıllar evvel yapılan 'truva' sonrası Fenerbahçe taraftarının 2. baskını oldu bu.Başta Beşiktaş taraftarı olmak üzere ''biz yapsak holigan derler'' tribine giren her futbolsever bir gün kendilerinin de öyle bir baskında yer alma istekleri olduğunu ve bu durumu içten içe kıskandıklarını da biraz cesaretle dile getirebilseler keşke.

Maça gelecek olursak Beşiktaş Simao'nun erken gelen ve bence biraz kısmetle ayağına iyi oturmuş şuttan gelen gol ile tribün baskısını güzel birleştirerek gol ve sonraki 6-7 dakika baskılı gözüktü.O andan sonra kontrol tamamen Fenerbahçe'ye geçti devre arasına kadar çok sayıda pozisyon üretti takım.Sakatlıktan çıkıp 11'de şans bulan Topuz ve halen form yakalamaya çalışan Emre biraz daha dirençli olsalar ilk yarıda da golü bulabilirdik.Caner yine etkiliydi.Sezon başından beri gösterdiği çıkışı görmezden gelen milli takım yetkilileri Hırvatistan maçlarında onu kullanmayı düşünürler mi bilinmez.Kanatlarda onun ve Topuz'un beklere yardımları ile Beşiktaş'ın başta Quaresma olmak üzere kenar bindirmeleri engellendi.

İlk yarıda beklenen gol ikinci yarıda Alex'in ayağıyla geldi.Ziegler-Bienvenu-Caner işbirliğinde gelişen atakta Alex gol atmaya ve arkasından turlamaya alıştığı kaleye 19.Beşiktaş maçındaki 13.golünü bıraktı.Maç boyunca Alex ile Bienvenu arasında halen daha kuvvetlenmeye çok ihtiyacı olan iletişimi gözlemlemek zor değildi.Kaptan Semih ile ver kaçlar ve boş koşularla alan boşaltma anlamında daha iyi anlaşıyor ancak Semih'in toparlanmak bilmeyen form durumu ve istikrarsız halleri yeni bir forvet transferi yapılana kadar Bienvenu'nun gelişimini beklemekten başka seçenek bırakmıyor bizlere.Bienvenu kesinlikle potansiyeli olan bir futbolcu o bölgenin yükünü sırtlayabilir ancak bunu tam beklendiği gibi yapabilmesi için 1-2 sezona daha ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Devre arası iyi bir forvet takviyesi ile 2.yarı çok daha etkili bir Fenerbahçe mümkün olur bence.

İkinci devre Aykut Kocaman'ın Caner ve hem sakatlığı hem sarı kartı olan Topuz'u oyundan alıp Özer-Stoch değişikliği geldi.Stoch ilerde hareketlilik açısından iyi bir değişiklik olabilirdi ancak Caner'in çıkmasına tek neden olarak yorgunluğunu düşünmek istiyorum.Topuz çıkıp yerine giren Özer onun yaptığı beke yardımı yapmayınca Beşiktaş Gökhan'ın olduğu kanattan yaptığı 2.orta ile Ziegler'in de kademeyi terkedip kaleye yaklaşması ile boş kalan Almeida'nın boş pozisyondaki rahat kafasından golü buldu.Bekir'in Quaresma'ya çok kolay geçilmesinden çok Özer'in o pozisyonda ceza sahası dışında yürüyerek pozisyonu izlemesi görülüp eleştirilmeli.

2-1 öne geçtikten sonra Beşiktaş'ın oyunu hiç de bunu yansıtmıyorken galip gelmiş gibi son 10 dakika top çevirip oley çektirmeye başlaması bende tıpkı yıllar evvel Beşiktaş namağlup lige devam ederken Trabzon deplasmanında yenik durumda götürdüğü maçta son dakikalarda beraberliği kurtarmasını hatırlattı ve beraberlik golünün geleceğini hissettim.Takımın oynadığı futbol yenilgiyi haketmeyen türdendi ve beklenen gol 88'de Beşiktaş'ın maç ucuz faullerle verdiği sayısız frikikten geldi.Baroni ile Alex'in bu pozisyonları idmanlarda çalıştığını biliyoruz,geçen sezonun ikinci yarısından bu yana yükselen grafiğine bu özelliğini eklemiş olması Baroni ve takım için büyük bi artı.

Özellikle ilk yarının son yarım saatinde oynanan oyun İnönü gibi seyirci baskısının yüksek olduğu bir deplasmanda sevindirici.Böyle oynayan takım dün kaybetse bile tek üzüntü 26. maçta namağlupluk serisinin bozulması olurdu benim adıma.Gökhan ve Emre'nin sakatlıktan sonra hala forma girememiş ve özellikle Gökhan'ın dün çok etkisiz kalması,Topuz'un sakatlıktan sonraki ilk maçı olması ki ona rağmen fena oynamadı tüm bunlar düşünüldüğünde alınan puan ve oynanan oyun güzeldi.

Yazıyı sonlandırırken Beşiktaş taraftarının Van için yaptığı atkı jestine değinmek istiyorum.Anlamı açısından gerçekten güzel bir hareket takdir etmek lazım ancak bunu 2-2 yapan Baroni'nin golünden sonra Semih ağlardan topu çıkarıp santraya koşmuşken ve takım 3.gol için Beşiktaş yarı sahasına yüklenmişken uzatmaların bitimine 2 dakika kala yaparak oyunu bölme amacıyla yapmış olmaları jestin arkasına saklandı ve kimse konuşmadı.Buna rağmen Özer yakaladığı fırsatı acele etmeyip daha soğukkanlı olup değerlendirse çok değerli bir 3 puan gelebilirdi.

Bu arada dün Emre Belözoğlu'na yine ana avrat küfür edildi tüm stad olarak.Emre hırçın ve agresif bir futbolcu bunu kabul ediyorum ancak hangi takımdan olursa olsun milli bir futbolcuya böyle ciddi küfür edilmesini anlayamıyorum.

Maçın esprisi ise yüzyıllarca bitmeyeceğe benzeyen türden: ''Fenerbahçe taraftarı sahaya girdiği anda maçın 2-2 biteceğini anlamalıydık''

Pazartesi, Mart 21

GFB TT Arena Deplasmanı Video


Genç Fenerbahçeliler grubundan Dr.Alp Burak Cücenoğlu tarafından hazırlanan ve Galatasaray'ın yeni evi Türk Telekom Arena'da oynanan ilk deplasman maçının görüntülerinden oluşan hikayeyi başından sonuna anlatan bi video olmuş paylaşmamak olmazdı.


Pazartesi, Mart 14

Fenerbahçeli Bloggerlardan Bloguma Dokunma Pankartı

Bilindiği üzere Türkiye Youtube,Dailymotion,Fizy gibi sitelerden sonra Blogger'a da erişim yasağı ile karşılaştı son 10 gündür.Artık ilkokul çağındaki çocukların bile haberdar olduğu dns değiştirme işlemleri sayesinde basitçe aşılan bu engelleri hangi kafanın ne mantıkla yaptığını anlamak imkansız gerçekten.

Sosyal alem bu erişim yasağına tepkisiz kalmadı haliyle.Twitter ve Facebook üzerinden #blogumadokunma hashtag'leriyle kampanyalar yaratıldı pek çok insan imza toplama kampanyalarına vs katıldı ancak bu tür sanal ve söz ile yapılan konuşmalardansa görsel olarak kitle önünde sergilenebilecek hareketler tepkinin duyurulması açısından çok daha faydalı olurdu.

Fenerbahçeli bloggerlardan Yiğit Yılmaz'ın twitterda dile getirdiği pankart yapma düşüncesi çok mantıklıydı.Saracoğlu'ndaki ilk maçta pankart asılacak hem televizyonlardan ve fotoğrafların yer alacağı spor ve haber sitelerinden kampanyaya destek verenlerin sesi olmuş olacaktı hem de gerçekten erişim yasağından etkilenen ve zarar gören bloggerların manevi olduğu kadar maddi olarak da destek olabilme imkanları doğacaktı.1 hafta kadar bir süre twitterda pankart yapılacağını dillendirdi Yiğit maddi destek sağlayanlar belirtilen hesap numarasına desteklerini yaptılar ve Pazar akşamı Kadıköy'de yerini aldı pankart.

''Şampiyonluğu Bloglardan Oku.Bloguma Dokunma'' sloganıyla tribünde yer alan pankart etkisini hissettirmedi desek yalan olur zira bu akşam blogger'a erişim kalkacağı hatta kalktığına dair haberler çıkmaya başladı.

Pankartın yapım aşaması öncesi sonrası ve asılması ile hikayesini Yiğit kendi blogunda yazdı.Bundan sonra da gerek Fenerbahçeli Bloggerlar olarak gerek tüm taraftar grupları ve bloglar olarak bu tür sosyal kampanyalar daha çok destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Pazar, Şubat 20

''Ne Kadar Anası S...... Varsa Toplanmışlar Buraya''



Nerden başlasam bilemiyorum.Cuma günü satışa çıkacağı söylenen Beşiktaş-Fenerbahçe maçı biletleri için şehir dışından gelenler için Perşembe sabahı belki de daha evvele dayanan hikaye Perşembe öğleden sonra ufak ufak başlıyor.

Stad çevresinde toplanan taraftar bir otobüs ile birlikte Samandıra Can Bartu Tesisleri'ne geliyorlar,takıma baklava dağıtıp maç öncesi son kez destek oluyorlar dönüp son yemeklerini yiyip sıraya giriyorlar gişeler önünde.Akşam kameralar geliyor çektikleri cefayı görüntülemek için,vakit geçirmek için yaptıkları gibi basıyorlar tezahüratı.Şakalaşmalar,muhabbetler derken saatler geçmek bilmiyor.Yağmur yağıyor gece,aldırmıyorlar,taa uzaklardan onca yol gelmişler o yağmur altından yorgunluktan bitap düşüp uyuya kalanlar oluyor sırada buldukları bir boşluğa kıvrılanlar arasında.Sabah oluyor.Yoğunluk artıyor.Yandan girerek kaynak yapanlar sıranın genişlemesini sağlıyor ama düzen bozulmamaya çalışılıyor.Bir tarafta polis barikatı diğer yanda bildiğimiz karton koliler.Koli bandıyla bantlanmış koliler! sırada tutuyor onları.Sıranın kalabalıklaştığını görenler sabahın erken saatlerinde polis çağırıyor,polis zahmet edip saatler sonra geliyor olay yerine.Ve işte olay orda patlak veriyor.

O saate kadar,grup liderlerinin önderlik ettiği uyarılarla sırayı koruyan taraftar polis gelince nolduğunu anlayamadan copları kafalarına,biber gazlarını yüzlerine yiyorlar.Yetmiyor 12 saati aşkın süredir aç,yorgun sıra bekleyen,pek çoğunun 24 saatten fazladır bu işe zamanını verdiği yaklaşık 1500-2000 kişilik gruba ''ne kadar anası s...... varsa toplanmışlar buraya'' cümlesini işitiyorlar.Hepsinin bir sıfatı var artık ''anası s......'' . Polisin coplamalarından oluşan yığılmalar sonunda düşen,yaralanan taraftarlar oluyor,yetmiyor düzen sağlamak için gelen polis bu işi;sırayı sabitlesin diye duran barikatları kaldırıp taraftarın üzerine savurmakla sağlamaya çalışıyor.

Onlar susuyor.Bilet dağıtma işlemi başlıyor.Bu sefer yeni bir düzen sağlama yöntemi geliyor: ''grupçular,pis sakallılar,kapüşonlu swetshirt giyenler,atkı takanlar ve hatta takımı desteklediğine işaret eden herhangi bir ürün kullananlara bilet verilmemesi'' emri geliyor.İnsanlar bir kez daha yaftalanıyor orda.''Arkalarda,temiz yüzlü,kıvırcık bi oğlan vardı,nerde o alın onu sıraya'' sözü geliyor.Düzen böyle sağlanıyor.Herkese bilet yok orda.Bu ve bu tür olaylar silsilesi sonunda ailesini,işini,okulunu,zamanını geride bırakan taraftar dayak yiyor,küfür yiyor,cop yiyor içlerinden bilet alanlar belki şanslı ama alamayan renkdaşları için üzülüyorlar onlar da.Düzen böyle sağlanıyor işte.

Bunu Fenerbahçe taraftarı olduğum,sarı-laciverte gönül verdiğim için söylemediğime emin olun.Bunu türk futbolunda deplasman maçlarına giden tüm taraftarlar için söylüyorum.Keşke ben de bu insanların arasında olabilsem diye çok iç çekmişimdir.Türkiye'de ki deplasman taraftarına sürekli çirkef,kavgacı,şiddete yönelik sıfatları yapıştırılıyor.Kimse de çıkıp demiyor ki bi dakika kardeşim.Kimse de o copları indiren polise çıkıp sormuyo ki ya bi dur bakalım ne istiyor bu adamlar?

Bu taraftarlar sahipsiz mi?Uğruna onca cefayı çektikleri kulüpleri neden bir temsilci çıkarıp o kaos ortamında yol gösteren yatıştıran görevini üstlenmiyor.Ama Manisa deplasmanıydı sanırsam gidip taraftara ''aman madde atmayın küfür etmeyin saha kapanır'' uyarısı yapmayı biliyorlar.Bu adamalr kendi kulübünün kendi stadının önünde şiddet görüyorlar.Üstelik hepsinin niyeti ortak.Sıraya girmişler ve o biletler bitene kadar sıranın kendilerine gelmesini değil 12 saat 112 saat bile beklemeye niyetliler.Bu işin daha ''insani'' yolları yok mu anlamak mümkün değil.

Taraftarı kimse umursamıyor bu ülkede.Yolunacak bir kaz,kavgacı,şiddet yanlısı,manyak herifler olarak görülüyor hepsi.Maraton tribününün 20 lira olduğu yerde deplasman için ayrılan kale arkasının 65 lira,başka takıma 30 lira olan tribünün büyük takım taraftarı gelince 90 lira olarak sezonluk kombineye eşdeğer geldiği bir ligi izliyor ve yaşıyoruz.Ve sesimizi çıkarmıyoruz.Susmaya devam ediyoruz.Biz sustukça onlar bize türlü türlü sıfatlar yakıştırmaktan,şiddet uygulamaktan,hiçbir hukuka sığmadan adam seçmekten,göz altına almaktan çekinmiyorlar.

Sivilde karşı karşıya kalsanız yüzünüze bakmaya cesareti olmayacak tipte adamlar sırf o üniformayı giymenin gücüyle! her türlü terbiyesizliği yapma hakkına sahip oluyor.Üstelik bu adamların;tribüncü! grupçu! olarak adlandırdıkları taraftarlara şiddet uygulamak en büyük zevkleri kimilerine göre.

Son olarak İtalya'da 2 yıl kadar önce birbiriyle taş,sopa,molotof kavga eden Roma ve Lazio taraftarının polis gelince birlik olup polise karşı durduğunu hatırlatmak sanırım taraftarlar olarak hepimizin bazı şeyleri anlaması için yeterli bir örnek.Olaylardan zarar görenler arasında bireysel olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazanlar olmuş ama kimi kime şikayet ettikleri ortada.Bu işin değişmesi,düzelmesi,son bulması için 'futbol yöneticisi' sıfatlı havalı abilerin o kulüp genel kurullarında,Kulüpler Birliği toplantılarında bu mevzulara en elzem dereceden yer vermesi gerekiyor.Biz sesimizi çıkarmaz,biz olan bitenlere sessiz kalmaya devam edersek daha çoook hayvan muamelesi göreceğiz malesef.Kendine ne renkten olursa olsun taraftar sıfatını yakıştıran her birey bu olaylar karşısında az veya çok bir şekilde,bir ortam üzerinden tepkisini lütfen! ortaya koymalıdır diye düşünüyorum.Çünkü bu işi tanımlamaya ''insanlık suçu'' haricinde bir laf yakıştıramıyorum ben.



Konuyla ilgili o sırada yer alan iki taraftarın yaşadıkları için buraya ve şuraya göz atabilirsiniz.

Vukuatların son raddeleri ise şuradan izlenebilir.

KfY grubunun olaylarla ilgili açıklaması

Pazartesi, Ocak 31

Selçuk Şahin

Geri paslarınla ömür törpüsü oldun 'kekeme' sıfatını kaptın pek çoklarından ama 7-8 yıl evvel ümit milli takımdan kapıp getirilenler arasında nasıl olduğunu bizim de anlayamadığımız bir şekilde,derbilerde 35+ metrelerden füzelerin ve kornerlerde ön direklerden vurduğun kafaların ile bu zamana kadar takımda kalmayı başardın.Dün gece de kırmızı gördün ama Allah'ı var sahanın iyilerindendin hakkını vermek lazım.

Fenerbahçe Trabzonspor'u gayet hakedilmiş ve özellikle ilk yarısında epey iyi oynanmış bir maçın ardından 2-0 mağlup etti.Maç yazısı ne zaman gelir bilmiyorum malum bütünleme zamanları fakat maçtan bir gün önce yaşanan bir diyaloga denk geldim paylaşmadan duramayacağım.

Cumartesi akşamı Samandıra'yı ziyaret eden taraftarlar takıma baklava ikram ettiler.Olay sırasında Selçuk'la bir taraftar arasında geçen muhabbet aynen şu:



-Selçuk ne yapıcaz yenicez di mi Trabzon'u?
+Merak etmeyin yieeaaaa...

Pazar, Ocak 30

Sıcak Temas

Sahaya giren adama mı kızsak Ümit Özat'ın tepkilerini mi konuşsak bilemedim.

Ankaragücü taraftarı ile ilgili Ümit Özat'ın 'ailesine küfür edildiği'ne ilişkin açıklamaları vardı 1 hafta kadar önce.Adamı çileden çıkarmışlar.

Sahaya giren o kendinibilmeze taraftar diyemiyorum sen maç izlemeye mi geldin kavga çıkartmaya mı arkadaş.Kaşınırsan karşılığını da görürsün.

İbretlik bi olay cidden.

Pazartesi, Ocak 24

1907 ÜNİFEB Basın Bildirisi


Atkılar Açılsın, Samanyolu Başlasın

24 Ocak 2011
Bilindiği üzere, 8 Temmuz 2010 tarihinde 1907 ÜNİFEB Yönetim Kurulu olarak tribün faaliyetlerimizi dondurma kararı almıştık. Öncelikle 8 Temmuz tarihinden günümüze kadar yapılan çalışmaları özetlemek isteriz.

Geçen süre içerisinde bizleri o günlere sürükleyen ve içinde hala çok fazla yanlışı bulunan "Türk Sporu'nda taraftarın yeri" ile ilgili elimizden geldiğince faaliyetler gerçekleştirdik. Öncelikle taraftarlar ve taraftarlık kavramıyla ilgili eksiklik ve sorunları kamuoyunun gündemine getirmeyi amaçladık. Bu eksiklikler ve olması gereken taraftar haklarıyla ilgili, Avrupa'daki örneklerin de göz önünde bulundurularak hazırlandığı, evrensel olarak geçerli sayılabilecek bir dosya oluşturduk. Bu süreçte daha önce Avrupa’da katılmış olduğumuz seminerlerde edindiğimiz tecrübeler ve iletişim ağımızı da kullandık. Öncelikli hedefimiz bunu kamuoyuyla ve ilgili spor kurumlarıyla paylaşmaktı. Fakat buna ek olarak, geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasıyla, kendilerinden de randevu talebinde bulunduk. Meclis Araştırma Komisyonu’nun diğer büyük kulüplerin taraftarlarını da davet ettikleri toplantıda, kamuoyuyla da paylaşılmış olan hazırladığımız dosyayı kendilerine ilettik. Kendileriyle olan iletişimimizi canlı tutarak, ilerleyen zamanda yapacağımız çalışmaları da kapsayacak daha güncel ve detaylı bir rapor sunmayı planlıyoruz.

Bilindiği üzere 4 Nisan 2010 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynanan Fenerbahçe-Kayserispor maçında bulunduğumuz tribünde çıkan bir tartışma sonucunda bir çok arkadaşımız haksız yere gözaltına alınıp haklarında İl Spor Güvenlik Kurulu tarafından 6 ay spor müsabakalarından men ve idari para cezası verilmiştir. Haksız ve keyfi olarak verilen bu cezalara karşı adli mercilere yaptığımız itirazlar sonucunda bir kısım arkadaşımızın cezaları, cezalar delillendirilmediği gerekçesiyle iptal edilmiş, bir kısım arkadaşımızın dosyalarında ise yargılama devam etmektedir. Mahkemelerde bu itirazlar ile ilgili olarak bir uygulama birliği olmamasından dolayı her bir başvuruyu inceleyen Mahkeme farklı inceleme yöntemleri sonucu farklı kararlar verebilmektedir. Süreç tarafımızca yakından takip edilmekte olup, bu uygulama birliğinin olmamasından dolayı arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilememe ihtimaline karşılık tarafımızca her platformda mücadeleye devam edeceğimizin, gerek görülmesi halinde bu süreci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götürebileceğimizin kamuoyunca bilinmesini istiyoruz.

Özellikle spor medyasında oluşan yanlış algıları kırmak, yeni yasa ve sporda şiddet konularını bilinçli bir şekilde gündeme getirmek adına, uzun süredir sporun farklı paydaşlarının düşüncelerini aynı platformda dile getirebileceği bir panel düzenlemeyi planlıyorduk. 20 Ocak Perşembe günü spor camiasından önemli isimlerin katılımıyla İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü’nde bu panel gerçekleşti. Panelin oldukça verimli geçtiğini düşünmekteyiz. Bu panel sonrasında spor camiasından da olumlu tepkiler almamız bu fikrimizi kuvvetlendirmekte.

Taraftarın her zaman tehlikede olduğu tribün ortamına pozitif yönde katkı yapmak için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı düşünmekle beraber; maalesef ortam koşullarının taraftar açısından fazla değişmediğinin bilincindeyiz. Ancak birliğimizin menfaati açısından ayrılığı daha fazla sürdürmememiz gerektiğini düşünüyoruz. Grupsal organizasyonlar bazında tribünden ayrı kaldığımız süre içerisinde, pankartımız ve ürünlerimizle omuz omuza tribünde takımımıza destek vermeyi bütün üyelerimizin özlediğinin farkındayız. Bundan sonra da bütünlüğümüzü korumak ve tüm örgütlenmelerimizle beraber daha güçlü adımlarla misyonumuzu sürdürmek adına tribünlere geri dönüyoruz. 1907 ÜNİFEB, 27 Ocak Perşembe günü THY Euroleague’de oynanacak Valencia maçından itibaren bir bütün olarak Fenerbahçemiz’in yanında olacaktır.

Kamuoyunun şunu bilmesini isteriz; daha önce de belirttiğimiz üzere, özellikle içinde ağır maddeleri bulunduran yeni Sporda Şiddet Yasası’na karşı çalışmalarımız, görüşmelerimiz sürecektir. Bundan sonraki süreç içerisinde de, spor camiasındaki yozlaşmışlığın bulunduğu her alanda sesimizi her zaman olduğu gibi çıkarmaya devam edeceğiz.

Tüm üyelerimizden isteğimiz, Perşembe günü takımımızı desteklemek amacıyla 1907 ÜNİFEB ürünleriyle beraber salondaki yerlerini almalarıdır.

Saygılarımızla,

1907 ÜNİFEB Yönetim Kurulu


1907 ÜNİFEB - Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği

Pazartesi, Kasım 8

Fenerbahçe:4 - Eskişehir:2


Enteresan bi maç oldu.Televizyondan izlerken görüntü korku filmini andırıyordu bir anda basan sis,sonra bir açılıyordu ondan sonra tekrar göz gözü görmüyor falan.Kale arkasında maçı izleyen arkadaşlarım maçın totalde yarısını top rakip kaledeyken görmeden izledik dediler.

Maç öncesi beklenti gollü bir maç olacağı yönündeydi ağırlıkta.Zaten Fenerbahçe'nin stres derecesi yüksek derbiler hariç tüm maçlarda iç sahada gollü skorlar alınması normal rakip de Eskişehir gibi ligimize göre orta üstü kalitede uç ve hata yapmaya meyilli geri adamlarıyla gollü maçlar çıkaran bir ekip olunca bu beklentinin gerçekleşmesi kaçınılmazdı.

Buna ek olarak devrede Lugano ve Sezer'in kırmızı kart görmelerinin akabinde Yobo'ya partnerlik yapması göreviyle sahaya sürülen Bilica'nın kalitesini! ıskasından yediğimiz golle göstermesi,ortasahada Mehmet Topuz'un tekrar kanada geçmesiyle birlikte artan bireysel G.Gönül-M.Topuz performanslarına paralel olarak daha düzenli gelişen kanat akınları golü de getirdi.

Alex'e ayrı paragraf lazım.Gününde olmadığı zamanlarda dahi verdiği akıl dolu paslar,vücut çalımları,topa hakim ayağını izlemek zevk verirken gününde olduğu bir maçta tv başında olupta stadda olamamak insanın içinin cız etmesine neden oluyor.Bir gün çocuğum olduğunda ona dert yanacağım konulardan biri bu olacak şüphesiz.Alex diye efsane bir kaptanımız vardı ama ben 4 yıl 900km uzakta olduğumdan devamlı izlemek nasip olmadı diyeceğim inşallah.Büyük Kaptan diyoruz ya,bizim için harbiden öyle bu renklere gönül vermeyenler bilemezler onun yerini.

Volkan şu sıralar çok formda.Yobo'nun uyumuna paralel olarak takım savunmasına katkısı giderek artıyor.Stoch'tan beklentiler mi çok yüksek,erken mi acaba bekleneni vermesi için bilemiyorum.Dia girdikten sonra çok etkili oldu.Sanki bir süre daha sonradan oyuna girse rakip yıpranmışken daha etkili olacak gibi.Okadar seri ki rakip,o çalımları atarken izlemekle kalıyor sadece.Ama bunu 90 dakikaya yayabilecek düzeyde değil henüz o konuma geldiğinde çok daha farklı olacak.

Son olarak Bilica'nın ıskasından sonra yenilen golün ardından ayağına top geldiğinde ıslıklayanlar geçtiğimiz yıl 2-0 önde olduğumuz Bursa maçında Guiza'yı ıslıklayan güruhla aynısı sanırım.O maçta ıslıklar takımı mental olarak direk etkilemiş ve maçı 3-2 kaybetmişti Fenerbahçe.O gün 3-2 değil 2-2 bitseydi o maç geçen yıl bu takım şampiyon olacaktı.Tüm bunları düşünemeyen göremeyen anlayamayan insanlarla aynı renk aynı forma için aynı duyguları beslediğimizi düşününce nefret ediyorum resmen.İnsanın önce aşk beslediği o çubukluya,o formaya,renklere saygısı olması lazım.Kişiler gider gelir ama kulüp formasını taşıyan herkes o sahada kutsaldır.Bizler bilinçli hareket etmezsek abuk subuk hareketler yapan Bilica'dan,her pozisyonda hakeme koşan Emre'den,kıçıyla top stop eden Volkan'dan,kendinden 10 yaş küçük Sezer'le saha içi dalaşması yetmiyomuş gibi koridorda boğazına sarılan Lugano'dan ne bekleyebiliriz?

Salı, Kasım 2

Ivan Ergic'ten Bursaspor Taraftarına Büyük Jest!

Bursaspor'un geçen sezonki şampiyonluğunda büyük rol oynayan Hırvat asıllı Sırp futbolcusu Ivan Ergic bu akşam Manchester United ile karşılaşacakları Şampiyonlar Ligi grup mücadelesi öncesi 630 adet maç bileti satın alarak bu biletleri maça gelme imkanı olmayan taraftarlara dağıtması üzere kulüp tercümanına vermesi,futbolun sadece rakamlarla ve maddiyatla; futbolcuların da sadece aldıkları parayla gündeme gelmemeleri gerektiğini;renk,inanç,bağlılık ve taraftarlık gibi olguların ne demek olduğunun bariz göstergesi olduğunu düşünüyorum.Ergic bu jesti ile Bursaspor kulübüne ve taraftarına ne kadar bağlı olduğunu gösterdi.Taraftarın kalbinde ayrı bir yer edinmesinin yanısıra bence bu hareketi büyük bi alkışı hakediyor.Yarın maçtan önce gereken karşılığı tribünlerin vereceğine inanıyorum.

Futbol böyle haberlerle daha güzel değil mi?

Pazar, Ekim 24

Pembe Panter*


Bugün Sunderland The Stadium of Light stadında Aston Villa'yı ağırladı.Maçı 1-0 kazandılar.Skordan çok maçı ilginç kılan olay ise maçtaki davetsiz misafirdi*.Sahaya girerken güvenlik görevlisinden kurtulmayı başaran pembe panter* hakem ve oyuncuların arasına karışarak reklamını yaptı ve Sunderland menejeri Steve Bruce'un yanından ağır hareketlerle geçerek sahayı terk etti.Ne amaçla bu hareketi yaptığını bilmiyorum ancak sonunda ömür boyu futbol sahalarından men ödülü! kazandığı söyleniyor.





Çarşamba, Ekim 20

Sahada İşini Yapanlara Saygı,Tribünde Centilmenlik!



Tribün kültürü ve futbol üzerine gündemin dışındaki pek çok olaya da yer verildiği taraftar platformu Tribün Dergi'nin yaklaşan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesi taraftarların tribün taşkınlıkları,sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle kapanan sahalar,yarım kalan maçlara,kısaca futbola yakışmayan hareketlere dikkat çektiği ve derbi için bir çağrıda bulunduğu çalışması.Çok güzel olmuş emeği geçen herkesin eline koluna sağlık.


''Gelin, dünyanın en büyük derbilerinden birinin şanına, heyecanına gölge düşürmeyelim.

Sahada işini yapanlara saygı, tribünde centilmenlik.''

Pazar, Mayıs 23

Heybetinden Sığdıramadık Yere Göre!

Heybetinden Sığdıramadık Yere Göğe from andreas wagenhaus on Vimeo.


Paylaşmadan edemedim.Yanılmıyorsam Trabzon maçı.Yine bir dünya emek var.Grup CK,Vamos Bien,Unifeb; emeğinize sağlık.



{Emek demişken; Kadir Has Üniversitesi'nin 2 yıldır sürdürdüğü Spor İletişimi Sertifika Programı'nın öğrencileri kısa bir süre önce kendi aralarında hazırladıkları ve Saracoğlu'nda oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini ele aldıkları pdf formatındaki derginin 2.sayısını yayınladılar.Bu seferki dergi Voleyboldan Bayan Basketboluna,oyuncu profillerinden pek çok ligin incelemesine kadar çok daha dolu olmuş.Sporsever her bireyin okuması gereken bu dergiyi paylaşmak da bi bloggera farz olsa gerek.Dergiyi şu linkten indirip inceleyebilirsiniz.Emeği geçen herkesin eline sağlık.}

Cuma, Mayıs 21

Guiza kalpten götürür!


Bir zamanların 'Yeniköy kasabı' şimdinin İspanya milli takımı teknik direktörü Vicente del Bosque'nin kendisini 30 kişilik aday kadrodan,Güney Afrika'ya gidecek nihai 23 kişilik kadroya almadığının açıklanmasının arefesinde,Fifa resmi sitesinde kendisiyle yapılan röportajda milli takımının başarısının sırrı,Dünya Kupası ve Türkiye'de ki hayatı ile ilgili sorulara cevap vermiş.

''Eğer nihai 23 kişi arasına kalabilecek kadar şanslı olursam bu benim ilk Dünya Kupasına katılışım olacak'' diyerek kapanışı yaptığı röportajın Türkiye ve Fenerbahçe'de ki yaşamı ile ilgili olan kısmında da Fenerbahçe ile 2 senelik daha kontratı olduğunu ve bu sona erdiğinde 33 yaşında olacağını,dolayısıyla Fenerbahçe'de futbolu bırakabileceğini de eklemiş.

Geldiği günden bu yana sadece geçen yıl kazanılan Süper Kupa'da payı olduğunu söylemiş okçumuz,her geçen gün,bugüne kadar ki performansının üstüne koymak,arttırmak için çabaladığını ve daha çok kupa kazanmak istediğini söylemiş.

Belli ki önümüzdeki sezona kadar takımda pek çok şey değişecek,ola ki Daum yada muhtemel yeni hoca veyahut Aziz Başkan bu adamı hala takımda tutma yanlısı olursa Allah rızası için biri çıkıp yahu bu adamdan en azından biz cacık yapamıyoruz,hazır Villa'yı kaybeden bir Valencia söz konusuyken, Topal transferi ile de Türk-İspanyol ilişkileri ısınmışken bi yoklasak,yollasak şu adamı desin..

Lütfen..Valla bak kendim için değil,biz genciz yine sabır gösteriyoruz,gösteririz de ama şu aşağıdaki çifti yormayın daha fazla..Ender karşılaştığımız gol sevinçlerinde bile meymenet yok ki adamın..


Salı, Mayıs 18

Fenerbahçe:1-Trabzonspor:1 {Şampiyon Bursaspor}

Bekledim ortalık biraz yatışsın diye.Şampiyonluğun kaybedilmesi de etkendi kazanılsa da toparlamak,şu yazıyı yazarken bişeyler eksik kalmasın diye bekleyecektim.

Herşeyden önce ligin ilk haftasından itibaren koydukları hedefe doğru akıllı hamlelerle,maddi-manevi her türlü gücünü akıllıca ve doğru kullanarak mücadelesini sürdüren Bursaspor kulübünün yönetimini,oyuncularını Ertuğrul Sağlam'ı tebrik ediyorum.Bunu laf olsun diye söylemiyorum gerçekten canı gönülden tebrik ediyorum.

Toparlamak gerçekten zor.Bir kere Denizli'de kaybedilen şampiyonluk kadar üzülmedim.Gerçekten.Belki bu daha bile trajikti.Blogu takip edenler hatırlayabilir bu son 9-10 haftalık süreç başlamadan önce o sürekli kayıpların yaşandığı yaklaşık 13-14 haftalık periyodun sonuna doğru ''tamam,ben artık ümidimi falan kesiyorum boşuna umutlanıp hayal kırıklığı yaşamaktan yoruldum'' demiştim.Ancak o durumdan takımın ayağa kalkıp liderliği dahi ele geçirmesi ve son haftada,üstelik 2006'da ki gibi Denizli gibi düşmemeye oynayan bir rakibe karşı değil,kupadan sonra tamamen motivasyonsuz Trabzonspor karşısında,50.000 seyrici önünde çok daha kolay gözüken bir maçta kaybedilmesi kesinlikle daha trajiktir.Ama kesin olan başka birşey var ki ozaman daha çok üzülmüştüm.Belki şampiyonluğun ezeli rakibe kaptırılmasının da etkisi vardır bilemiyorum.

Herşeyi geçtim.Dün maç sonu olan bitene de değincem ama tüm 34 haftaya baktığımız zaman kendi ektiğimizi biçtik diyebiliyorum ben.Karşı çıkacak renkdaş elbet vardır ama bu takımın,bu kulübün potansiyeli kapasitesi varken yapabileceklerinin tamamını yansıtmadığını bariz oalrak gördüğümüz bir 10-15 haftalık periyod var.Ligin ilk 8 son 10 haftasını çıkar kalan 16 haftada yani ligin tam ortasında naptı bu takım?Son 10 haftada gol yemeyen oyuncular bunlar değil miydi?Bu Volkan yok muydu kalede?Bu Alex bu Emre bu Özer,Gökhan oynamadı mı?

Peki ya yönetim.Bu taraftar dün maç sonu Guiza nerde!!! diye yırtınıyordu.Bu yönetim dün maç başında,attığı gollerden çok daha kolay pozisyonları harcayan Guiza'yı görmedi mi geçen sene? Neden tahammül edildi ozaman bir sene daha?

Zamanında şampiyonluk gitti diye anında,kardeşi ile ilgili bir anlaşmazlık bahane gösterilerek bavulu eline verilmedi mi Zico'nun?Bu tribünlerin son 15 senede belki de hatırlayacakları ilk isim değil midir Zico? Peki nasıl oluyor da ona,bu kulübü ecnebi topraklarda en üst düzey başarısına ulaştırmış,seni ve taraftarını gururlandırmış bu adamı bukadar kolay gönderirken 2 senedir taraftarında saç bırakmayan bu adamda ısrar ediyorsunuz?

Herkes bir açıklama bekledi dünden beri.Nihayet bu akşam 'Çarşamba'yı bekleyin dendi.

Aziz Yıldırım ve erkanı göreve geldiğinden beri evet bu kulüpte olağanüstü başarılar elde etmiştir.Futbol dışı branşlarda rekor sayıda şampiyonluklar elde edilmiştir bir senede.Stad,kulübün kendi taraftarları harici futbolseverler tarafından bile imrenerek bakılır bi hale gelmiştir.Hem futbol hem de amatör branşlarda yapılan transfer hamleleri adı anılan büyük yıldızlarda bile 'neden gelmesin' dedirten noktaya getirmiştir taraftarı.Bu ve daha sayamadığım pek çok güzel icraatı oldu yönetimin.

Ancak bu dönemde Fenerbaçe kulübü rakipler tarafından nefret edilen,çekilemeyen bir camia haline de gelmiştir.Özellikle medya ile ilişkilerin kimi zaman zayıf olarak bile adlandırılmayacak,hiç varolmama noktasına dahi gelmiştir.

Kimse kusura bakmasın ama bunun eseri de bu yönetimdir.Kurumsallık deyip durduğunuz şeyin gereği,verdiğiniz sözü yerine getirememeniz sonucu en tepeden dibe kadar ekibinizde kim varsa başarısızlığı da üstlenip bir noktadan sonra kenara çekilmektir.Çünkü eğer gerçekten o kurumsallık sağlandıysa sizden sonra kim gelirse gelsin düzen işleyecektir.Merakla bekliyoruz Çarşamba gününü.

Bir diğer konu ise maddi durumu pek iyi olan Aziz Başkan'ın;maçları,oyuncuları satın alma,hakemleri,hatta hakemlerin de başındaki organizasyonu kontrol etme,basını korkutan bir organ olma yetisine sahip olduğunu iddaa eden kesim.Tüm bu iddaalarla,bundan tam 10 yıl önce(17 Nisan 2000)'de bulundukları konumdan 10 yıl sonra geldikleri konuma ve hatta sadece dünkü maçı kaybetmelerine bile bakmadan,ezeli rakiplerinin;kendilerinin çok önceden koptukları kulvarlarda sonuna kadar gittiklerini de görmezden gelerek dalga geçmeleri vardır ki bunun adı ezikliktir.Açın da kendi kıçınıza gülün diye bi laf vardır bilir misiniz?

Herşeyi satın alan Aziz Yıldırım,daha taze parlamış Onur Kıvrak'ın mı aklını çelemeyecekti?Yada içerde seyircisiz oynanan maçta Kasımpaşa'ya yenilirken Fenerbahçe,Cenk İşler'e bi ayar çekemez miydi?Sami Yen'de Selçuk'un şutunu içeri alan Franco'yu da satın almıştır hem belki.Yada Saracoğlu'nda penaltı kaçıran Bobo'yu? Hı? Duyamadım? Geçiyoruz.

Bursaspor'un şampiyonluğu için büyük kesimin söylediği bir cümle var: 'Hakedilmiş' .Nasıl hakedilmiş? Oynadığı futbolla mı? Bunu kabul edemiyorum işte.Bir Fenerbahçe-Bursaspor maçı var ki kendi gözlerimle izlediğim ve pek tabii yıllarca unutamayacağım,bu sezona dair en iyi hatırladığım şey olacak o maç.O maç en azından 2-2 bitseydi bambaşka bir sabah uyanacaktık hepimiz.Hele Bursaspor'un 1-0 kazandığı öyle maçlar var ki son haftalarda,rakibine 20 küsür haftadır verilmeyen penaltılar arkaarkaya kolaylık veriliyordu.Bir Diyarbakır maçı vardı mesela,Alex tribünü tabir edilen lacivert tribünden izlediğim tam dibimdeki yardımcı hakemin 15 metre önünde Güiza'nın forması 1.5 metre uzuyordu ceza sahasında,ancak hakem görmemesi için gözüne eşşek arısı falan kaçması gerektiği pozisyonda uyaramıyordu baş hakemi.Neyse ayrıntılara takılmamak lazım.İlla ki Bursaspor aleyhine de kararlar çalınmıştır.Futbolun olayı bu değil midir zaten.Yeter ki bilinçli yapılmasın bu hareketler.

Sonuçta evet mücadelesiyle özellikle taraftarıyla haketmiştir Bursaspor,önceki kulüplerinden o veya bu şekilde gönderilen Ali Tandoğan,Ömer Erdoğan,Turgay Bahadır,Hüseyin Çimşir,İglesias,Zapotocny gibi oyuncuların kendilerini kanıtlamak uğruna ekstra motive oluşları da bunda etken olmuştur.Doğru devrimdir bu şampiyonluk,Türk Futbolunun bir yüzyılı aşan tarihinde şampiyonlukların 4 takım tarafından paylaşılırken bunu kazanan 5.isim olmaları bir devrimdir.Beraberinde hem kısa vadede hem uzun vadede bazı getirdikleri de olacaktır.Ki bunların pek çoğunun Bursaspor'lu oyuncular bile henüz ne olduklarını bilmediklerini dün maç sonunda şampiyonluğun nasıl bir şey olduğunu çözmeye çalışıyoruz tarzı açıklamalarıyla gösterdiler.Umarım hayırlısı olur ve Bursaspor bu akıllı yönetimiyle doğru olduğunu kanıtladığı yolunda devam eder ve üstüne koyarak ilerler.

Şampiyonluklar kaçar.Ancak nolursa olsun kim olursa olsun durum nekadar kötü olursa olsun benim aklım mantığım kalbim dün o stadı,kendi mabedleri olan stadlarını ateşe verebilen gerizekalı insanları anlamıyor.Onları taraftar olarak adlandıramıyorum.Bırak içlerindeki forma aşkını,takım sevgisini sorgulamayı.Evet yaşandı bi anons saçmalığı ne yani bilerek mi yaptı adam oda en az senin benim kadar Fenerbahçeli değil mi sanıyorsun? Ki çıktı bugün açıklama da yaptı.Dün sahadaki takım herşeyiyle hakediyordu maçı da şampiyonluğu da sen de top istemedi ben diyim futbol tanrıları girmedi o top.

Herkes kalkıp diyor ki ''Burak 40 kere vursa bidaha atamaz''.Kimse çıkıp demiyor diyemem,çünkü bahseden kesim var en azından bloggerlar arasında.Eminim tribündekilerden kimse bugün;işinde,yolda,evde muhabbetlerinde,geldiğinden beri orta yapma konusunda bir gıdım ilerleme kaydedemeyen ama bu özelliğini gözardı edip mücadelesine aşık oldukları Gökhan Gönül'ün,o golde hakeme itiraz için giderek kanadını boş bıraktığını ve golün de bu nedenle yendiğini söylemiyor.Ondan sonra bağırırsın tabi Guiza'ya,basarsın tabi basın odasını ''nerde lan o pezevenkler'' diye.

Taraftarların kendi kendilerine sormadıklarını,yönetimin,üstelik istifa edip dönmeleri gibi bir durumun da söz konusu olamayacağı ve tahammül edilemez olacağı bir ortamda kendilerine sordukları ve yaptıklari içsel sorgulamalardan sonra istifa kararı almış olmalarını bekliyorum.Ha yine Daum gider 4-5 oyuncu yollanır adına da revizyon denir devam edilir aynı filme ya,şaşırmam.




{Önümüzdeki hafta tatili bitirip Sivas'a dönüyorum.Dönmeden Fenerbahçe için bazı şeyler değişmiş olacak şüphesiz,en azından basın toplantısında açıklanacak kararlardan bahsedebilicem sanırım.Döndükten sonra da hem lig hakkında hem de yaklaşan Dünya Kupası hakkında bahsedecek uzun zamanım olacak.Ozamana kadar saygılar.Bursaspor'u ve Bursalıları tekrar tebrik ediyorum.Hadi eyvallah}

Cuma, Nisan 30

'Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince' koreografi hazırlık

Daha önce Lille maçında yapılan koreografinin hazırlık aşamasına yer vermiştik. O postta asıl konu Vamos Bien grubunun doğudaki ilkokullara düzenlediği yardım kampanyasıydı.Fenerbahçe tribünlerinin emektar grubu olduklarını artık herkesin bildiği grup Beşiktaş maçında da yanılmıyorsam Fenerbahçe Acıbadem voleybol takımının bir maçında ortaya çıkan 'Bu dünyayı yakarız senin için,şampiyonluk gelince' tezahüratını kullanarak harika bi koreografiye daha imza attılar.Aynı Lille maçında olduğu gibi Beşiktaş maçından önce de bir dolu Fenerbahçe aşkıyla dolu emektar insan gece gündüz çalışmışlar bunun için,çok da güzel olmuştu,hepsinin eline koluna sağlık.

Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince from Cahit Binici on Vimeo.

Salı, Nisan 27

Fenerbahçe armalı İpod'lar


Yaklaşık 1 ay kadar önce,GençFenerbahçeliler grubunun adını taşıyan baskılı s-shirtlerinin lisanslı olarak Fenerium üzerinden satışa sunulması üzerine anlaşma sağlandığı açıklanmış kısa bir süre sonra da grubun web sitesinden sipariş verilebileceği açıklanmıştı.Siparişler halen kabul ediliyor bunu da not olarak düşelim bahsi geçen s-shirtleri görmek yada satın almak isteyen varsa şuradan göz atabilir.

Asıl postun konusuna gelmek gerekirse artık isteyenler İpod Touch ve Nano ürünlerini Fenerbahçe armalı ve üzerlerinde kendi isimleri yazılı olarak Saraçoğlu Fenerium'dan yada Fenerium web sitesinden satın alabilecek.

Lise 2 den beri kullandığım ipod mini'yi her nekadar üzerinde vuruklar olsa da şarjı bazen kafayı yese de değiştirmek istemedim.Ancak şunları gördükten sonra zaten arada dürten şeytan hepten aklımı çelmeye başladı en kısa sürede şunlardan bitane almak için gerekli sermayeyi oluşturmaya başlamam lazım :)

Cumartesi, Nisan 24

Zavallılar ordusu!



Taraftar dediğin 10 yıl önce çıkmış 'hep destek tam destek' mantığına sarılıp;ısrarla,bağıra çağıra,tepkisini takıma olumlu yanısıtıp itici güç oluşturacak şekilde ayaklandırmayı bilenidir.Kimse kusura bakmasın 6 hafta evvel ben dahil pek çoğumuz umutları kaybetmişti ve bu taraftar takımı ayağa kaldırdı.

Bir de geçen hafta Saraçoğlu'ndan mağlup döndükten sonra,federasyonun önünü kazıp Bilica'ya atıfta bulunarak akıllıca sayılabilecek bi protestoda bulunan ama gel gelelim senelerdir takımına köstek olmaktan başka bişey yapamayan bir topluluk var.Cidden akılsızlar ordusu sanki oluşturdukları bütün.Koca stad,takımı Uefa için kazanmak zorundayken maçı bırakmış 'o.ç Aziz Yıldırım'' tezahüratı yapıyor.Şeref Tribünü eşlik etmeyince bide ıslıklıyorlar bak sen paşalara.

İçlerinden bitanesi de şuakdar sene boyunca bu taraftarın bu şekilde köstek oluşunu görüp çıkıp demedi ya bilader napıyorsunuz siz? diye.Diyemedi çünkü.Nede olsa 'Çarşı' dokunulmaz dimi? Zavallısınız.Tıpkı geçen hafta Saracoğlu'nda, dünyası;elinde tutup Fenerbahçe tribünlere göstererek iyi bir halt yediğini sandığı şeyin etrafında dönmekten ibaret olan şu yukarı fotodaki herif gibi bugün o küfürleri edenler de zavallıdır.

Cuma, Nisan 23

Alkışlar yönetime!

Sezon başında 55 lira'dan açılan migros+telekom tribün bilet fiyatlarını önce 44 ardından 22'ye düşüren Fenerbahçe yönetimi bir kez daha taraftarının yanında olduğunu gösterdi.

Sene başında satışa sunduğu kombine kartlarının bir maçta satılan bilet sayısından fazla olduğu tartışılır Kasımpaşa yönetimi Beşiktaş'ı 50 lira ile pas geçerken 120 lira fiyat biçtiği Galatasaray taraftarının ardından Fenerbahçe'nin 12 numarasını da yolunacak kaz olarak görmüş olacak ki 120 liralık tarifeyi uygulamak istemişler.

Bizim yönetim de almış o biletleri aradaki farkı kendileri karşılamak suretiyle 50 ve 80 liradan satışa sunmuş.Bu yapılanlar federasyonun biletlerle ilgili koyduğu ''toplu alım-satım ve üzerinde yazan fiyatın altında satış'' yasağını delmesine rağmen bu kritik dönemde yapılmış doğru bi hamledir bana göre.Çokça eleştirdik ama yeri gelince de haklarını teslim etmek gerek.

Kasımpaşa yönetimine hem futbolcular maçın sonucuyla hem de tribünler en güzel cevabı vereceklerdir.Bu yaptıklarının ekstra motivasyona neden olabileceğini düşünemeyecek kadar ileri zekalı yöneticilere (bkz.Süha Sidal) sahip olmaları da şaşılacak birşey değil.Moritz'in Kayseri'yle anlaşmasından sonra radyolarda dinlediğim bahsi geçen yöneticinin konuşmalarından ne derece profesyonel olduğu belli oluyordu zira.

Sonuç olarak alınabilecek cezaya rağmen böyle bir faaliyette bulunan ve bu önemli zamanda taraftarını takımından ayırmayan yönetime teşekkürlerimizi iletiyoruz.Konuyla ilgili basın açıklamasına şuradan ulaşabilirsiniz.

Salı, Nisan 6

Hangi mandıradan aldılar sizi?

100 yıldan fazla olmuş Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti varolalı.Hoş son 10 yılda iş boyut değiştirdi.Birbirine düşman iki ekibin savaşı gibi,iki zıt cephe gibi birşeye dönüştü.

İyi güzel Türkcell çok Süper Ligimizde ikimizden birinin yaptığı puan kaybına sevinelim.Hadi dalga geçmesine de varım.Ama anlamıyor musunuz lan? Edirne'den sonra kimse Fenerbahçe,Galatasaray,Beşiktaş bakmıyor.Türk takımı diyorlar.Türkiye'den diyorlar.Türklerle dalga geçerken 'ehehe nası koydu ama Liverpool Beşiktaş'a demiyorlar,nası koyduk ama Türklere diyorlar'.

Fenerbahçe Acıbadem Avrupa'da finale çıkmış,finalde 2-0 dan 2-2 yi yakalamış 3.5 atıyor kimisi,aman kazanmasın takım diye.Hasta mısınız bilader?Maç sonu nası koydular ama diye mesajlar geliyor Fenerbahçe taraftarlarının telefonuna.Uefa'yı aldınız 10 sene oldu,hala dinliyoruz Avrupa'nın kralı olduk laflarını..Sabrediyoruz ama dimi.Beşiktaş gitti 8 yedi hiç mi üzülmediniz? O zaman da 9 olsun 10 olsun falan mı diyordunuz? İnönü'de Fenerbahçe'nin 3 yediği maçtan önce 8jk yazacak kadar zekası olan Kazım kadar bile aklınız yok demek ki..

Bugün Sivas'ta şampiyonluk umutlarını tüketti Galatasaray.Yukarıdaki fotoda Atletico Madrid maçında yapılan koreografiyi görüyoruz.Ben ve pek çok Fenerbahçe taraftarı o tarz bi şovu yapanların hakkını teslim eder.Etti de ben gözlerimle gördüm.Keza Lille maçında Fenerbahçe tribünlerinde Grup CK ve Vamos Bien gruplarının yaptığı şovu pek çok Galatasaraylı arkadaşımın takdir etmesi gibi.

Peki bu akşam Sivas maçından sonra forumlarda dönen ''Bursa'ya gol atan Galatasaraylı o. çocuğudur! Volkan'ın popo stopunu unutup oynayan futbolcu adam değildir!'' muhabbeti nedir? Yada haftaya Diyarbakır'a da yenilelim Sivas küme düşsün muhabbeti? Böyle gerizekalıların yaptıklarını elbette tüm taraftarın üzerine atmamak lazım ama nerde varsa böyle aptal herifler,bunları temizlemek stadda tribünden sahaya bişeyler atan,oyuncusunu ıslıklayan,küfür eden taraftarını uyaran ve uyarması gereken her akıllı taraftarın boynunun borcudur.


Galatsaray Bursa'ya yatsa nolacak?10 sene Uefa'nız konuşuldu,öyle bir durumda 100 sene sizin yatmanız konuşulmaz mı,hiç mi beyniniz yok sizin?Nerden geldiniz ki,hangi mandıradan aldılar sizi bilemedim?Yuh be!



(Forum kısmı haberinin kaynağı:benfenerbahçeliyim)

Çarşamba, Kasım 25

HOLİGANİZM ÜZERİNE



Önümüzdeki Nisan ayında 5Nisan 2000'de Galatasaray-Leeds maçından bir gün önceTaksim'de bıçaklanarak öldürülen iki İngiliz Chris Loftus ve Kevin Speight'ın ölümlerinin 10.yılı anılacak.Olayın her yıldönümünde Leeds taraftarları ve ölen İngilizlerin aileleri tarafından Elland Road stadının güneydoğu köşesinde heykeli bulunan ve Leeds taraftarları tarafından Leeds tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olarak kabul edilen 1960-1970 yılları arası kaptanlığıyla anılan William John 'Billy' Bremner'in heykelinin önüne çiçekler bırakıyorlar.

Geçen yılki anmaların ardından ölen taraftarların aileleri;10.yılki anmaları bir kilometre taşı olarak görüp ölen çocukları adına sembolik bir organizasyonda bulunmak istemişler ve bu niyetlerine uygun bir organizasyon aramışlar.

1970 te Amerika'da faaliyete başlayan kanserli çocuklar ve ailelerine yardımda bulunmayı,bunların hayatlarını bir nebze daha çekilir,yaşanır kılmayı kendilerine amaç edinen Candlelighters adlı derneğin vasıtasıyla bu niyetlerini en faydalı şekilde kullanabileceklerini düşünmüş ve bahsi geçen kanserle savaşan çocuklara ve ailelerine destekte bulunmak adına 100.000 sterlin toplamak amacıyla sezon boyunca sürecek bir kampanya başlatmışlar.Kampanya süresince seslerini duyurabilmek adına birçok organizasyon düzenlemeyi planlıyorlar hatta kısa bir süre önce kampanyaya destek veren bir başka dernek bir bisiklet turu düzenlemiş ordan gelen desteklerle şimdiye kadar toplanan para 20.000 sterlin civarına gelmiş.

Hatta bu organizasyonlara Dominic Matteo gibi önceden Leeds forması giymiş oyuncuların katılması İngiltere'de seslerini duyurmalarını sağlamış.Dile getirdikleri başlıca sıkıntılarından biri ise olayların üstünden 9.5 sene geçmesine rağmen olay yüzünden yargılanan 5 Türk'ün 2007 de ikinci defa yargılanmalarının ardından serbest bırakılmış olmaları.Ölümlerin 10.yılında olunmasına rağmen kesin bir karar alınmaması hakkında Türk yargısının işleyişinin farklı olduğunu bildiklerini buna saygı duyduklarını söylüyorlar fakat bu durumun gülünç olduğunu da dile getirmekten çekinmiyorlar.






















5 Nisan 2000'de yaşanan olaylarda aşırı alkol alan Leeds taraftarlarından bazılarının Türk paralarını ve Türk bayrağını pantolonlarını Türk taraftarları önünde indirerek kıçlarına sürmeleri(ki bunu yaptıklarını ingiliz gazetesi Daily Mail de doğrulamıştı) sonrasında ortalık karışmış ve adı geçen iki ingiliz bıçaklanmıştı.

Olayların ardından Kopenhag'da oynanacak olan final maçının olduğu gün de İngiltere'de birbirlerine yakın oldukları bilinen Leeds ve Arsenal taraftarları birleşerek intikam almak istemişlerdi.

Bu olaylar İngilizlerin tek vukuatları değil.Tabi Kopennhag'da hernekadar adamlar intikam almayı planlamış olsa da olayların başlangıcının bir grup Türk taraftarının akıncılar misali Arsenal taraftarlarının birlikte oturup içtiği bir barı basması olduğu da bilinmekte.Sokak arasında çıkan kavgalarda Türk taraftarların İngilizleri bastırdığı sonrasında televizyonlarda da gösterilen meydanda çıkan kavgada ancak toplanıp büyük bi grup oluşturan İngilizlerin bizim taraftarlara bir an üstün gelebildiği bilinip konuşulur halen.


Sosyolojik açıdan bakarsak taraftarlık birden fazla olgunun bulunduğu bir ortamda bunlardan birinden yana olma,taraf tutma ve bu olguyu savunma anlamına geliyor.Türkiye'de futbol taraftarlığı son zamanlarda pek çok toplumsal dinamikten daha ağır basmakta.Eskiden beri varolan sağ-sol kavgası,alevi-sünni,fener-cimbom gibi haller aldı son zamanlarda.

Özellikle Galatasaray'ın elde ettiği başarılar sonrası taraftarların kendi takımlarından olan beklentisini arttı şüphesiz.Bunun sonucunda artan rekabet zamanla şekil değiştirdi ve bi nevi anarşik vaziyet aldı.Eskiden arkadaş ortamlarında yapılan muhabbetlerde alınan galibiyetler sonrası yapılan espriler şimdi internet ortamlarında daha büyük platformlarda bi savaş halini aldı.

Ülkemizde yakın geçmişte İnonü stadında bıçaklanan bir taraftar,özellikle derbiler öncesi çıkan kavgalarda yaralanma bıçaklanma olayları alışıldık hal aldı nerdeyse.Geçmişte de buna benzer olaylar var.

  • 17 Eylül 1967'de Kayseri-Sivas maçında 20.dk da atılan gol sonrasında çıkan olayların ardından izdiham yaşanıyor kapılarda sıkışan taraftarlardan 40 kişi ölüp 600 kişi yaralanıyor.Ölenlerden 38 i Sivaslı olduğundan ertesi gün Sivas'ta yaşayan Kayserililerin ev ve işyerlerine zarar veriyorlar.Halen Sivas ve Kayserililerin birbirlerini sevmemesinin başlıca nedenlerinden biridir belki de tektir.
  • 25 Haziran 1969 da Kırıkkale-Tarsus İ.Y. arasındaki maçta çıkan olaylarda 10 kişi ölüp 102 kişi yaralanıyor
  • 14 Aralık 1991 de BJK-GS arasındaki maçta Beşiktaş taraftarı mühendis Oktay Akdemir GS li taraftarlarca dövülerek öldürülüyor.
  • 13 Aralık 1993 de Alibeyköy'de FB-BJK maçından sonra FB galibiyetine sevinen bir taraftar yine dövülerek öldürülüyor.
  • 5Ağustos 2003 te TSYD turnuvasında karşılaşan Göztepe ile Karşıyaka taraftarları arasında maç ve sonrasında taşlı sopalı çıkan kavgada 22 yaşındaki Açıköğretim öğrencisi bıçaklanarak öldürüldü.Süper ligde tek bi takımı bulunmayan İzmirli taraftarların birlik olup bir takımın çıkması uğruna çaba vermesi gerekirken birbirlerine zarar vermeleri kadar yersiz ve saçma bi olay yoktur muhtemelen.
Bunun dışında çok sayıda örnek verilebilir.Taşlanan otobüsler,galibiyete sevinen araçların taşlanması,tribünlerden atılan maddelerle yaralanan çocukların babaları tarafından taşınırkenki fotoğrafları vs vs.Bu tarz olayların basket maçlarında dahi yaşanması inanılır gibi değil.Basketbol camiası farklıdır içinde olmayan insan bilemez,şimdilerde okulla birlikte yürütmek eskiden nekadar zor olsa da 10-20 yıl öncesinde basketbol oyuncularının çoğunun üniversiteli olduğu,camianın da kültürel olarak üstdüzey insanlardan oluştuğu bilinmekteydi.Son olaylarla birlikte özellikle yöneticilerin olayları sonlandırmak amacıyla vermeleri gereken demeçlerinin rakip takıma gönderme yaparcasına türden olmasını hayretle izliyorum.Bu olayların sonucunda henüz yakın geçmişe kadar bu tarz şeylerin neredeyse görülmediği basketbol sporunun da futboldan farkı kalmayacak.

Buda bir nevi holiganizm olsa da Avrupa ve Dünya'da durum biraz farklı.Orda holiganizm denince durum bizdekinden farklı bi hal alıyor,bizde ki olaylar rekabetin getirdiği hırstan çekişmeden oluşurken orda başka şeyler de var işin içinde.

Örneğin İskoçyada Celtic-Rangers rekabeti Katolikler Protestanların arasındaki ayrımdan süregelen bir rekabettir.

İspanya'da siyasi yolları tıkanan Katalan milliyetçilerinin kendilerini kulüpleriyle ifade etmeleri bir çeşit deşarj yolu olarak görülmekte bu amaçla Barcelona ve Deportivo taraftaftarları için şimdilerde böyle olduğunu söylemek zor olsada geçmişte sportif başarının ikinci planda olduğu önemli olan Katalan olduklarının duyurulması olduğu ve bu amaçla maçlarda 'barca' tezahüratını yaptıkları bilinir.Barcelona formasına reklam almaz çünkü forma aynı zamanda Katalan milletinin bayrağı olarak kabul edilir.

İngiltere'de ise daha çok toplumun zengin fakir ayrımının neden olduğu bir çekişme vardır.

Bir holiganı tanımak çok da zor değildir.Çoğunlukla alkol alıp maça gelen ve maç boyunca sahada oynanan oyunun umrunda olmadığı aklındaki tek şeyin rakip takım taraftarlarının neler yaptıkları olduğu tipteki insanlar holigandır.

Sonuç olarak zaman zaman güzel şeylerin de olduğu ülkemizde bu tarz olayların minimuma indirilmesi önce yönetici-idareci mercilerin sonrasında medyanın çabasına bağlıdır bence.Bir futbol maçından sonra kaybedenin kazananı alkışlaması,belki bir gün tribünlerde yanyana maç izlemek(ki bu benim anlataıldığında ve okuduğumda hayalimde canlandırdığım ve keşke öle bişeyi yaşayabilsem dediğim bi olaydır) ve bunun gibi olguların gerçekleşmesi bilinçli hareket edilirse çok da zor değil sanırsam..


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...