Eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 11

Eskişehir:1 - Fenerbahçe:3


Bülent Uygun'un gelişi ile birlikte belli bir düzen içine giren ve çıkışta olan Eskişehir ile oynanacak maçın bu iki takımın geçmişteki karşılaşmalarına bakılarak zorlu geçeceğini öngörmek mümkündü.

Hafta boyunca gelen tahmini kadrolar sürekli değişiyordu.Özer'in bir türlü form tutamamasından bahsetmiştik,Selçuk'un sakatlığı sürüyordu Emre için bu maç öncesine kadar hala oynamama riskinden söz ediliyordu,Dia bu sezon sanırım 4 yada 5.kez adale sakatlığı yaşamıştı yerine Stoch oynayacak dendi,Cristian son maçlarda biraz toparlandı dediysek te aynı tas aynı hamam al gülüm ver gülüm,etliye sütlüye karışmayan,zaman zaman kendine yarattığı 10-15 metrekareden çıkmayan ve ileriye yönük bir hareketini 10 topla buluşmasından 1inde ya görüp görmediğiniz oyunuyla yerini Gökay'a bırakabilir deniliyordu.

Aykut Hoca bekte Santos;önünde ise idmanlarda hep çok iyi olduğunu okuduğumuz Caner Erkin ile başladı.Caner'in bekte fena oynamıyo gözüktüğü ama asıl pozisyonu olmadığı için maç içerisindeki tek bir hatasının gole neden olabildiğini söylemiştik daha önce.Asıl yerinde orta sahanın solunda oynayınca daha maçın başında geri düşen takıma Alex'le girdiği bir verkaç sonrası seri davranarak gol vuruşunu yapmasıyla hem beraberliği getiren hem yenilen golün şokunun hızlıca atılmasını sağlayan adam oldu.Bu gol onun morali açısından da önemliydi.

Emre'nin oynadığı son 5-6 maçlık periyoda bakıldığında belki ikinci yarının ilk maçlarındaki o etkinliğini göremiyorsunuz ama onun sahada olması hem takımın öne çıkmasında bi rahatlık verirken savunma ile Alex arasında bağlantıyı kurarak kaptanın gerilere kadar gelip top almaktan kurtarıyordu.

Caner'in golünün hemen ardından yine Alex'in tam ayarında verdiği ara pasına güzel bir çapraz koşu ile yetişen Niang takımı öne geçirdi.O dakikadan sonra maçın üstünlüğü Fenerbahçe'de idi.Alex'in vurduğu ve Ivesa'nın tamamen fiziği sayesinde kurtardığı iki mükemmel kafa vuruşu maçın fişini çekmesi için Semih'in oyuna girmesini beklemesine neden oldu Fenerbahçe'nin.Semih de poposuyla attığı gol ile neden 'golcü' olduğunu ispatladı bir kez daha.

Semih için talipleri var deniliyor,Bursa maç yazısına baktım şimdi maçtan hemen sonra geçince klavye başına düşünceler farklı aktarılabiliyor.Semih henüz 28 yaşında.Bu camianın taraftarları tarafından benimsenmiş ve her zaman hatırlanacak bir isim.En olgun çağını yaşıyor.Zaman zaman kötü oynadığı top tutamadığı,pas hatası yaptığı oluyor ancak kazandırdığı puan ve maçlara saymak gerek diye düşünüyorum.Umarım hakkında hayırlısı olur.

Aykut hoca oyuncu değişikliği yapmak için neden 80 dakika bekledi ve hayatımızdan Semih golüne kadar o son 20-30 dakikayı çalmayı tercih etti çok merak ediyorum doğrusu! Takım psikolojik olarak skoru koruma adına geriye yaslanmaya başladı .Niang da ikinci yarıda bi yerden sonra iyice oyundan düştü rakibe gereksiz fauller yapmaya başlamıştı.

Önemli bir deplasman galibiyeti oldu.Trabzon'un dün akşam Galatasaray'ı mağlup etmesi normal sonuçtu zaten Buca bukadar kötü olmasa düşmeme yarışı verecek olan ligi düşme hattının hemen üstünde bitirmesi muhtemel bir Galatasaray'ın sırf Fenerbahçe şampiyon olmasın diye maçı vereceği iddialarını ortaya atan zihniyete sahip insanlar var.Artık ilkokul çocukları bile bu tür hurafeleri konuşmayı geçmişken bir taraftar grubumuzun dahi çıkıp bu tarz bildiriler yayınlaması bana çok amatörce geliyor.Bunun yerine takımı desteklemeye konsantre olsalar daha iyi olur kanımca.


Stat: Atatürk
Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun
Eskişehirspor: Ivesa, Sezgin, Volkan, Veysel, Diego (Dk. 23 Nadareviç), Alper, Doğa, Erkan (Dk. 62 Ümit), Sezer (Dk. 46 Pele), Burhan, Batuhan
Fenerbahçe: Volkan, Lugano, Yobo, Emre (Dk. 83 Gökay), Niang (Dk. 83 Semih), Alex (Dk. 89 Bekir), Cristian, Dos Santos, Mehmet Topuz, Gökhan, Caner
Goller: Dk. 8 Batuhan (Eskişehirspor) Dk. 10 Caner, Dk. 14 Niang, Dk. 87 Semih (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 30 Erkan, Dk. 61 Sezgin, Dk. 75 Veysel (Eskişehirspor), Dk. 38 Niang, Dk. 66 Gökhan, Dk. 73 Lugano (Fenerbahçe)

Pazartesi, Kasım 8

Fenerbahçe:4 - Eskişehir:2


Enteresan bi maç oldu.Televizyondan izlerken görüntü korku filmini andırıyordu bir anda basan sis,sonra bir açılıyordu ondan sonra tekrar göz gözü görmüyor falan.Kale arkasında maçı izleyen arkadaşlarım maçın totalde yarısını top rakip kaledeyken görmeden izledik dediler.

Maç öncesi beklenti gollü bir maç olacağı yönündeydi ağırlıkta.Zaten Fenerbahçe'nin stres derecesi yüksek derbiler hariç tüm maçlarda iç sahada gollü skorlar alınması normal rakip de Eskişehir gibi ligimize göre orta üstü kalitede uç ve hata yapmaya meyilli geri adamlarıyla gollü maçlar çıkaran bir ekip olunca bu beklentinin gerçekleşmesi kaçınılmazdı.

Buna ek olarak devrede Lugano ve Sezer'in kırmızı kart görmelerinin akabinde Yobo'ya partnerlik yapması göreviyle sahaya sürülen Bilica'nın kalitesini! ıskasından yediğimiz golle göstermesi,ortasahada Mehmet Topuz'un tekrar kanada geçmesiyle birlikte artan bireysel G.Gönül-M.Topuz performanslarına paralel olarak daha düzenli gelişen kanat akınları golü de getirdi.

Alex'e ayrı paragraf lazım.Gününde olmadığı zamanlarda dahi verdiği akıl dolu paslar,vücut çalımları,topa hakim ayağını izlemek zevk verirken gününde olduğu bir maçta tv başında olupta stadda olamamak insanın içinin cız etmesine neden oluyor.Bir gün çocuğum olduğunda ona dert yanacağım konulardan biri bu olacak şüphesiz.Alex diye efsane bir kaptanımız vardı ama ben 4 yıl 900km uzakta olduğumdan devamlı izlemek nasip olmadı diyeceğim inşallah.Büyük Kaptan diyoruz ya,bizim için harbiden öyle bu renklere gönül vermeyenler bilemezler onun yerini.

Volkan şu sıralar çok formda.Yobo'nun uyumuna paralel olarak takım savunmasına katkısı giderek artıyor.Stoch'tan beklentiler mi çok yüksek,erken mi acaba bekleneni vermesi için bilemiyorum.Dia girdikten sonra çok etkili oldu.Sanki bir süre daha sonradan oyuna girse rakip yıpranmışken daha etkili olacak gibi.Okadar seri ki rakip,o çalımları atarken izlemekle kalıyor sadece.Ama bunu 90 dakikaya yayabilecek düzeyde değil henüz o konuma geldiğinde çok daha farklı olacak.

Son olarak Bilica'nın ıskasından sonra yenilen golün ardından ayağına top geldiğinde ıslıklayanlar geçtiğimiz yıl 2-0 önde olduğumuz Bursa maçında Guiza'yı ıslıklayan güruhla aynısı sanırım.O maçta ıslıklar takımı mental olarak direk etkilemiş ve maçı 3-2 kaybetmişti Fenerbahçe.O gün 3-2 değil 2-2 bitseydi o maç geçen yıl bu takım şampiyon olacaktı.Tüm bunları düşünemeyen göremeyen anlayamayan insanlarla aynı renk aynı forma için aynı duyguları beslediğimizi düşününce nefret ediyorum resmen.İnsanın önce aşk beslediği o çubukluya,o formaya,renklere saygısı olması lazım.Kişiler gider gelir ama kulüp formasını taşıyan herkes o sahada kutsaldır.Bizler bilinçli hareket etmezsek abuk subuk hareketler yapan Bilica'dan,her pozisyonda hakeme koşan Emre'den,kıçıyla top stop eden Volkan'dan,kendinden 10 yaş küçük Sezer'le saha içi dalaşması yetmiyomuş gibi koridorda boğazına sarılan Lugano'dan ne bekleyebiliriz?

Pazar, Mayıs 2

Fenerbahçe:2-Eskişehir:0


Maç hakkında konuşmaya başlamadan önce Bursaspor basın sözcüsü Ferruh Nayman'ın maç sonunda yaptığı açıklamalardan bahsetmek istiyorum:

"Fenerbahçe'nin kardeş kulübümüzle maçı van. Üstelik deplasmanda. Eskişehirspor maçındaki rahatlığı göremeyecekler.Ankaragücü çok iyi bir takım. Trabzonspor'u da yendi, Fenerbahçe'yi de yenecek güçteler. Kardeş takımını da düşünerek oynarsa maçı alacaklarınıdüşünüyorum"

Bu açıklamaları yapan Nayman Fenerbahçe'nin üst üste bukadar maç kazanmasına atfen bu şekilde devam edemez illa k puan kaybedecekler demiş.Kusura bakmayın sayın Nayman ipler sizin elinizdeyken kontrol etmesini bilemediniz şimdi pek çok şey sizin elinizde olmadığından içinde bulunduğunuz vaziyet ''el şeyiyle gerdeğe girmek'' gibi bir durum oluşturuyor.Ha şunu da bilesiniz Fenerbahçe Bursaspor değildir, bir kez o hataya düştü bidaha düşmeyeceğine tüm Fenerbahçeliler inanıyor.Ankaragücü iyi takımmış Trabzon'u yenmişmiş dün.O Trabzon'un hafta içi oynanacak kupa finali bu sezon elinde kalan tek şey olduğunu unutmuş heralde sayın Nayman.Bir de nasıl bir rahat Eskişehir'miş bu dünkü onu anlamadım.Nasıl da kolay oluyomuş rakibinin oyununu görmezden gelmek.Dün kazandıkları maçta attıkları golleri iki verkaç,üst üste 4-5 pas 1-2 çalım gibi varyasyonlar sonucu oluşturdukları organize bi ataktan mı attı Bursa? Yoksa Kayseri'li oyuncunun ne şekilde yaptırdığı! malum penaltı ve bir duran toptan mı gelmiş goller? Bursa'nın en son organize bir ataktan gelerek attığı gol ne zamanmış biri çıkıp söylesin? Dün ilk yarının sonlarına doğru organize gelişip Mehmet Topuz'un gole çeviremediği pozisyonu bi izlesin mesela Bursalı'lar.Bir sezonda kaç tane o şekilde atak yapıyorlar merak ediyorum doğrusu.Hayır ben hiç göremedim de ondan.

Bir de dün yine sonradan oyuna giren Erkan Zengin'in tıpkı kupa maçında olduğu ve o maç yazısında da bahsettiğim gibi deli danalar gibi sağa sola saldırdığı gözlerden yine kaçmadı.Allah ıslah etsin diyorum başka da bişey demiyorum.Beşiktaş'tan önce de böyle miydi bilmiyorum ama psikolojik bi buhran yaşadığı gerçek olsa gerek.

Ki zaten takımın 9 haftadır gösterdiği performans ortada.Ve bu performans haftalar ilerledikçe,değil sahada,tribünde izleyenlerin arasında bile stres doruğa ulaştığında bile bu takım giderek o artan strese paralel olarak artan bir grafik sergiledi oynadığı futboluyla.

Tamam kabul içerde Kayseri'yi Antep'i hatta Beşiktaş'ı bile golden sonra 3-4 pozisyon bulmasına rağmen biraz daha defansif bir anlayışla mağlup etti.Peki geçen hafta Kasımpaşa'yı mağlup ederken ikinci yarı Kasımpaşa'nın çıkmasına dahi izin vermeden oynanan bir 15-20 dakika var ki zaten sonunda gol geldi.Keza dün Eskişehir karşısında özellikle ilk yarı Eskişehir sahada yoktu adeta.İlk ceza sahasına girişler 20-25. dakika civarı değil miydi? Demek istediğim haftalar ilerledikçe ve Fenerbahçe'nin tökezlemesi beklendikçe takım giderek daha iyi oyun ortaya koyuyor.Zaten bu durumun oluşmasında en büyük etken takımın,iki kupayı da artık nekadar istediğinin bariz şekilde görülebilmesiyle açıklanabilir.

Alex'in uzun zaman sonra frikik golü atması ve bunu gerçekten çok klas bi vuruşla yapması,Özer'in golündeki paslaşmalardan sonra attığı çalım ve vuruşu.Zaten ilk yarı gereken skor alındıktan sonra ikinci yarı sazı eline alan taraftar oldu.

Dün maç sırasında ve sonrasında Ivesa satmış maçı,satılmış es-es muhabbeti yapanlar vardı ki bunların arasında ne hikmetse daha Sami Yen'de kaybedilen maçta ununu eleyip,eleğini de asan Galatasaraylılar vardı ki ben onlara kendi başkanlarının bu tarz düşüncelere sahip taraftarlar için yaptığı yakıştırmayı hatırlatmakla kalıyım.(bkz*Gerizekalılar)

3 maç kaldı.3ünün de kazanılması halinde iki kupa birden gelecek.Henüz hiçbirşey kazanılmış değil evet ancak 8-9 haftadır oynanan futbolu,futbolculardaki o isteği gören taraftar belki kupaları kaybetse bile 4-5 sene evvel Denizli'de kaybedilen şampiyonluktaki gibi yada kupada finalde alınan hezimet skorlardaki gibi üzülmeyeceğine eminim.Ha şu da var taraftarların hepsi buraya kadar getirdikten sonra kupaların başkasına bırakılmayacağından da emin.

Alex'in şahane frikiği ve tribündeki şovlarla postu kapatıyoruz.



Salı, Mart 9

Bugün sana yarın bana!

Maç biter bitmez hakeme paint programında gözlük yapıştırıp üstüne de küfürleri basıp facebook'ta paylaşan zihniyetlere denilcek söz yok zaten onlara değil seslenişim.Aslında hakem hataları karşısında siz-biz gibi cephelere bürünmek mantıksız.Çünkü her maçta her takıma karşı hem lehte hem aleyhte kararlar veriliyor.

Hakemlerin hata yapması normal.Robot değiller.Göremeyebilirler.Doğru.Görsünler diye varlar orda.Orta hakem göremezse diye de yardımcı hakemler var.Bazen her ikisi de göremeyebiliyor.Asla art niyetli olduklarına inanmadım bugüne kadar.Yakıştıramadım çünkü.Evet bizim ligimizin en popüler futbolcularından bahis oynayanları oldu,evet sırf bağlı olduğu MHK'ye protesto olsun diye hakemliği bırakanlar oldu.MHK eski başkanının eşinin,bir kulübün resmi malzemelerini satan mağazada alışveriş yapmasını haber yapanlar bile oldu.Ancak ben her zaman hakemlik müessesesinin dürüst olduğuna inandım.

Bugün maçı izleyemedim.Geniş özetini izleme fırsatım oldu.Herşeyden önce kısa da olsa şu stadların zeminine değinmek lazım.Digiturk verdi vereli ligle alaklı her olumsuzlukla ilgili 321M $ değer biçilen lige yakışmıyor muhabbeti yapılmadı.Bi yerde değil pek çok yerde doğru aslında.Akıl alcak gibi değil bunun yolunun yordamının olmaması imkansız yani.Yanlış transferlere ve diğer pek çok kulüp içi yapılan plansız harcamalarda çöpe atılan paraların bırakın hepsini maksimum yarısını kullanarak bile zemin sorununa çözüm bulmak mümkündür.Ahkam kesiyorum ama okulda okuduğum bölüm bu işle alakalı olunca,drenaj vs gibi konular hakkında biraz bilgi sahibi olan biri neler yapılabileceğini bilir.E bu işi doğru yapabilen insanlar da varsa sorun nerde? İngiltere gibi okyanus ikliminin görüldüğü her mevsim yağış ve nemin sıklıkla mevcut olduğu bir ülkede stadların zeminleri yemyeşilse ve lig 1 seviyesine kadar indiğinizde dahi bu düzeni görebiliyorsanız demek ki isteyince oluyormuş demek mümkün.

Eskişehir potansiyeli olan bi kulüp.Bildiğim kadarıyla maddi olarak sıkıntısı olmayan,taraftar potansiyeli zaten malum ve şehir olarak da futbolu seven bi yer.Takımın başında Rıza Çalımbay gibi özellikle büyük takımlara karşı 'aman yenilmeyeyim de nolursa olsun' mantığıyla çıkan ve bence o taraftara hakettiği görselliği vermeyen bir hoca var.Bu bozuk zemin onun işine geliyor.İşin can alıcı noktası burda.Özellikle iç saha maçlarında avantaj olarak kullanabiliyorlar bunu.Hele karşılarında Galatasaray gibi Rijkaard'ın ısrarla bol paslı oyununu oturtmaya çalıştığı ekipler olunca zemin direk olarak rakibin dezavantajı olurken kendi işlerine geliyor.Ancak rakip ne istediğini bilen ve sabırla bekleyen bir yapıya bürünen ortalama Anadolu kulüplerinde biri olunca puan kaybı yaşıyorlar.(bkz: Gençlerbirliği,Ankaragücü beraberlikleri,Kayseri mağlubiyeti)

Burda kulüpler gereken özeni vermiyorlarsa Futbol Federasyonu çıkıp der ki ''Stad zemini bozuk olan kulüpler maçlarını zeminlerini düzeltene kadar şurada oynayacaklar,seyirciler de yarı yarıya(misal) olacak.'' Bakın bakalım ozaman nasıl yemyeşil oluyor o zeminler.Bakın ozaman Arda'nın Alex'in sürekli dert yandığı tekme atmaktan başka iş yapmayan nam-ı diğer kazma oyuncular nasıl azalıyor ligimizde.'Göze hoş gelen futbol' oynamaya çalışan ekiplerin sayısı nasılda artıyor.

Postun asıl konusu hakemlerdi ancak zemin konusu uzun süredir problem olan bir konu.Nasıl oluyor da en azından federasyon bukadar zamandır sessiz kalıyor,bugün Galatasaray gibi gerçek futbol oynamaya çalışan ekiplerin freni olan zeminlerin şu hali için hiçbirşey yapmıyor anlayamıyorum.Maçın hakemi Bülent Yıldırım.Eğer zayıf bir hafızaya sahipseniz kısa bir araştırma sonunda yönettiği maçlardan sonra tv programlarına bolca malzeme verdiği pek çok maçı olduğunu görürsünüz.Bugün de her iki taraf için de verdiği hatalı kararlarla maçın cılkını çıkarmıştır doğrudur.Eskişehir'in gollerini atan Koray'ın golden önce elle düzeltmesi(maçtan sonra elle oynadığımı hatırlamıyorum bilerek yapmadım dedi) ve bir pozisyonda da kendi ceza sahası önünde bu kez bariz eliyle topu kestiği pozisyonları göremeyen Bülent Yıldırım Giovani Santos'un ceza sahasına girer girmez kendisini yere bırakmasına penaltı dedi.

Maçtan sonra 'kör müsün,görmedin mi!!' diye çığlıklar koparan Galatasaray taraftarlarına 1 ay önce Saracoğlu'nda Diyarbakır maçında Lacivert tribünde oturduğum sıralarda hemen önümdeki yardımcı hakemin 10 metre önünde Guiza'nın yarım metre uzayan formasını görmemesinin imkansız olmasına rağmen görmediğine inandığımızı hatırlatırım! Yine aynı maçta ceza sahası içinde topu kontrol etmeye çalışan Semih'in önünden topun Diyarbakırlı futbolcu tarafından elle alınmasını ve bunun da Koray Gençerler tarafından görülmediğini maç sonunda 2 puan bıraktığımızı hatırlatırım.

Hakem hataları olur.Ligin sonuna geliyoruz.Her bir hata yüzlerce kez konuşulacak.Maçı hakeden takım o hatalara rağmen maçı kazanır ben bunu bilir bunu söylerim.

Küçükken maçları izlerken hep şöyle düşünürdüm.Örneğin 1-0 falan galibiz.Rakip 1-1i yakaladı.Biz de penaltıyla falan yada işte el vs geçen bi pozisyonla 2-1 i yakaladık ya.Maç 3-1 4-1 bitsin o pozisyonlar gündemde olsa bile maçı hakettiğimiz görülsün isterdim.Keza rakibin verilmeyen penaltısı varsa bile o penaltı verilmiş olsa ve gole çevrilse dahi rakibin kapatamayacağı türde bir farkla galip gelsin isterdim takım.Şimdi de bi fark yok.Dün Antalya maçının postunun sonunda Fenerbahçe'nin ihtiyaç duyduğu 3 puanı aldığını ve rakiplerin şampiyonluktan konuşmaları için çok erken olacağını zira Fenerbahçe'nin şampiyonlukta her zaman sözü olacağını söylemiştim haklı da çıktım Galatasaray 2 puan kaybetti Fenerbahçe zaten dışına çıkmadığı yarışın iyice içine girdi eminim futbolculara 7 maç sonra gelen galibiyet kadar moral de bu maçtan gelmiştir.

Cumartesi, Aralık 5

Eskişehir:2-Fenerbahçe:1




Maçtan önce eksiklere baktığımızda Eskişehir'in orta sahasının önemli ismi Doğa'nın ve forvet hattındaki Ümit Karan ile Mehmet Yılmaz gibi oyuncularından yoksun olması ileride Youla gibi seri bi oyuncuyla iyi kapanıp kontratak arayacağını öngörmek çok zor değildi.Fenerbahçe de sakat Kazım'ın yerine Topuz,Önder'in yerinde de Bilica'yla başlayacaktı.Guiza'nın yerine Semih tercihi vardı Daum'un.

Beklenildiği gibi de oldu ilk yarı ortasahada bol top kayıplarıyla geçti.20. dakikaya kadar ortada geçen maçta bu dakikalardan sonra FB baskısı artsada golü getirecek pozisyonu bulamadılar.Üretkenlik sıfır.Çok bilinmeyenli bi denklem değil bu.FB'den evinde puan alan tüm Anadolu takımları gibi Alex'i adam adama marke ettiler iyi kapandılar,kanatları iyi kapatıp zaten FB'nin nadir yapmayı aklına getirdiği ortaların gelmesini engellediler.

Daum'u anlamak mümkün değil.Tamam oyun ikini yarının başlarında da FB ağırlıklı gidiyor ama şunu görmek bukadar mı zor:Bu takımın bi organizasyonu yok.Bol pas yapmak paslarınızın yarısından fazlası geri yada yan passa ne işe yarar?Alex'in marke halde bişeyler üretemediği kendisine gelen topları baskıdan direk geri vermek zorunda kaldığı bi oyunda neden Alex'i değiştirmek yada onun,markajını üstlenen oyuncuyu sürüklemesinden yararlanıp o boşluklardan bişeyler üretmek düşünülmez,çalışılmıyor mu bunlar anlamıyorum.Kanatları kullanmak zaten hak getire.

Oyuncu değişikleri neden gol yendikten sonra yapılıyor bu nasıl bi takıntıdır nasıl bi taktiktir?Beşiktaş maçında sözde sakatlık yüzünden kadroya almadığın,galip geldiğin Twente maçında oyundan çıkarken yardımcını itip kakan,oyuna giren Semih'e el uzatmayan hayırsız bi adama sen ceza vermez bir de onu oyuna alarak medet umarsan onun da oyunda kaldığı 24 dakika içinde sana verdiği tek şey 25-30 metreden vurduğu kaleyle alakasız şekilde dışarı çıkan şut olur.
Yada haftalardır kenarda unuttuğun şu yorgun,formsuz Santos'un yerine bir kere dahi direk başlatmayı düşünmediğin Uğur Boral'dan medet umarsan sekerek yükselen topu kontrol etmek için bir kez daha sekmesini bekleyen ve defansın araya girmesine izin veren bi oyuncuyu oyuna almaktan başka bi iş yapmazsın.

Bir söz de Gökhan Gönül için..Evet berbat geçen önceki sezonda taraftarın alkışladığı bi futbolcuydun.Milli takımın önümüzdeki yıllardaki değişilmez sağ beki olarak gösteriliyorsun.İyi de mücadele ediyorsun.Ama arkadaş ne zaman yaptığın ortaların bari yarısına yakınını kendi takım arkadaşına postalamayı öğreneceksin?Hiç mi idman dışında çalışmıyorsun anlamıyorum..Eskişehir kalecisi Ivesa 2 küsür metre bi adam sen sağdan ceza sahasına girip altı pasa topu şişiriyorsun adam zıplamıyor bile elini uzatıp alıyo topu.

Kornerden gelen topu takip etmeden önce adamını kontrol etmek gerekir sanırsam.Gökhan napıyor topu izliyor yetişmeye çalışırken Adem Inter maçındaki Deivid'in golü misali çakıyor voleyi ve gol.Aynı şekilde kullanılan taç atışında Adem'i şarj etmesi gerekirken önünde topu bekliyor,Adem topu alıyor Bilica'nın hantallığından da yararlanıp seriliğini de kullanıyor ve golü yazıyor.

Gollerden sonra 3 oyuncu birden de değiştirsen,zaten belli bir A planın olmadığı gibi B planın doldur boşalt ve şuursuzca saldırmak oluyor,bunun sonucunda duran toptan gelip seken,Twente maçının golcüsü Lugano'nun ayağından gelen şansa bi gol buluyorsun anca.Youla allahtan formsuz yoksa o kontralardan maç değil 2 , 3-4 ü de bulabilirdi.

Sonuç olarak noluyor..17 sene sonra ilk kez 3 maçı ardarda kaybediyorsun ve deplasmanlardaki 4.maçını da kaybediyorsun..Önder Turacı ile ilgili postumda bu maçın ligin ilk yarı tablosunun kaderini belirleyeceğini söylemiştim.Aynen öyle oldu.Fenerbahçe yönetimi bi icraat yapmazsa Daum'dan gelecek bi hareketle bişeylerin yola koyulması hayal.

Beşiktaşlı futbolcular ve Beşiktaş'ın en formsuz üç uç adamını 11'e koyan Mustafa Denizli eminim çok pişmandır şimdi.

Beşiktaş,Fener kaybetti.Galatasaray bu hafta da uyacak mı büyüklere!..Bu kez sanmıyorum..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...