Mul€ der ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mul€ der ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Kasım 21

MULE Blog 2 Yaşında!

Vizeler buhranı ve 'bu okul nasıl bitecek' sorularıyla meşgul 40 tilkinin dolandığı kafa,birşeyler karalamaya başlayalı blogun 2 yılı doldurduğunu atlar tabi.

2 yılda çoğu renkdaş kimisi de farklı renklerden pek çok insanla tanışmama vesile oldu blog.Blogu açmasaydım twitterı da belki o dönemlerde değil de benim açtığım sıralarda ''twitter neymiş ya,ünlülerin groupieleri kullanıyo sadece onu,tutmaz,feysbuk kraldır'' diyenlerin son 2-3 ayda patır patır twitter hesabı edindiği gibi ben de bu aralarda açacak ve o başta saydığım insanlarla tanışma fırsatı edinemeyecektim.

Hoş bahsi geçen kafayı yaşayan insanlar daha halen blog ne blogger ne bunlar boş iş,zaman kaybı diyen muhtemelen daha hala spor haberlerini fotomaç,fotogol,fotospor vb mecralardan takip eden insanlar.

Başlarda yazdığım şeyler ne kadar ilgi görüyor acaba,ne kadar okunuyor diye çok merak ederdim yalan yok.Sonra gördüm ki bunu dert etmek yersiz,gün geçtikçe gerek Blog İdman Yurdu gibi Fenerblog gibi bünyesine katıldığım oluşumlar olsun gerek beğenilen yazıların başka blog ve sitelerde paylaşılması sonucunda belli bir kesimin ilgisini devamlı olarak çeken birşey blog.Tabi ki hala ziyaretçilerin büyük kısmı blogu ilk defa görenlerden oluşuyor ama ne olursa olsun yazdığınız şeylerin başka insanlar tarafından okunması,yorum yapılması,eleştirilmesi paylaşılması güzel şeyler.

2 yılda 500'e yakın post girmişim ki aslında ağırlığı futbol içerikli bloglar için az bi rakam.İlk yıl sporun yanı sıra sinema ve müzik içerikli postlar da atıyordum son zamanda bunlara pek yer vermedim o tarz postlara da epey ilgi oluyor aslında benim de ara ara hep aklıma geliyor ancak okul ve kişisel işler güçler,sorumluluklar gün geçtikçe hem daha fazla zaman kaplamaya başlıyor hem de zihinsel olarak daha çok yoruyor insanı.Yine de 2 yıl az bir zaman değil ve hala bu işten vazgeçmediğimi ve buna paralel olarak bloga olan ilginin arttığını görmek güzel.

En güzeli de;şimdilerde her gece yatağa girdiğimde kendisine beni sarı-laciye tutkun bir çocuk olarak yetiştirdiği için şükrettiğim babamın yerine yıllar sonra geldiğimde kendi oğluma bu bloga yazdığım şeyleri gösterebilmenin hayali.Bir gün bunu gerçekleştirmeyi çok istiyorum cidden babaların hakkı ödenmez.Nur içinde yatsın,yokluğunda dahi halen onun bana öğrettiği gibi,ona layık bi evlat olarak yaşamaya çalışıyorum,umarım olabiliyorumdur.

Nice yıllara ozaman,bunca zaman blogu ziyaret eden okuyan yorumlayan paylaşan vakit ayıran herkese teşekkürler!

Perşembe, Kasım 18

Mul€ Blog 1 Yaşında!!

18 Kasım.Tam 1 yıl önce bugünün erken saatlerinde yazmaya başlamıştım.Çoğu kimse futbol bloglarının Aceto Balsamico özentisi olduğundan,ondan sonra bu blogların türediğinden onu taklit ettiklerinden falan bahseder ben de bu düşüncelerin çoğuna karşıyımdır aslında.Tamam Aceto bu işin sancaktarı olmuş adamdır,saygımız sonsuzdur,kalemi vs takdire şayandır beğenerek severek okuruz ama ben bu blogu açana kadar 3-4 tane blogu 2-3 haftalık aralıklarla ziyaret edip bakan bir insandım.Onların arasında da Aceto yoktu.Ne yani ben Aceto'ya özenmedim deyip artislik mi yapıyosun olm diyenler olabilir hayır öle de demiyorum ama ben özenmedim hadi,özenenler varsa nolmuş aga bu fena bişey mi?Ozamanlarda 3-5 tane blog varmış şimdi 50-100 bin olmuşsa fena mı.50-100 bin tane farklı adamın farklı bakış açıları,farklı düşünceleri olabilir ve bunları okumak da bana ve ben gibi pek çok insana keyif veriyor eminim.Bu böyle olmasaydı asıl bukadar blog olmazdı bence.

Neyse 1 senede ortalama günde 1 adet post girmişiz.Ara ara sınavlar,tatiller,hastalık,yolculuk halleri yüzünden bikaç gün ara verdiğim oldu ama başlarken en çok korktuğum şey sıkılıp bırakmaktı.Çok şükür böyle bir şeye ihtiyaç duymadım.Sabahında sınavı olan gecelerde ders çalışmak yerine bloga post girip arkadaşlarımdan 'manyak mısın olum sen,boş işler bunlar' laflarını az işitmedim.İyi ki iplememişim onların dediklerini,ilgiyle,merakla,zevkle takip edip okuduğum bloglar,netten de olsa elde ettiğim samimiyetler var ve bunlar hoşuma giden gayet güzel şeyler.Bahsi geçen blogger kişileri ara ara buluşuyorlar da henüz böyle bir buluşmaya iştigal edemesek te yakın zamanda sanal alemde ara ara da olsa muhabbet ettiğimiz aynı sevdanın peşinde olduğumuz insanlarla gerçek hayatta tanışmayı da isterim.İnşallah bu da nasip olur.

Allah için başlarda kaç kişi okumuş kaç kişi girmiş bugün çok merak ederdim.Laptopu açınca açtığım fix sitelerden biri sitemeter olurdu son 7-8 ayda bıraktım.Çünkü nekadar yazı yazarsanız okadar ziyaretçiniz oluyor nekadar ekmek okadar köfte hesabı.Arkadaşlardan,arkadaşlarımın arkadaşlarından,yakınlarımdan bazen de hiç muhabbetim olmayan insanlardan senin blogda okudum geçen,şu yazın çok iyi olmuş hacı yada tam tersi kanka Beşiktaş'ı yazmışın hiç beğenmedim diyerek gelen tepkiler beni mutlu etti ve yazmaya devam etmemi sağlayan şeylerdi aslında bunlar.

Bundan sonra da sağlığımız ve vaktimiz elverdikçe yazmaya paylaşımda bulunmaya devam edeceğiz.Blogu ziyaret eden,takdir yada eleştiri getiren herkes velinimettir bizim gözümüzde.(yalakalık bitmeezzz)Nice senelere diyorum,saygılar sevgiler sunuyorum efendim.

MuL€

Cuma, Temmuz 30

Tatil bitti+Inception



Uzun zaman oldu.Finaller,bütünlemeler,ev arama-bulma-taşıma işlerinin ardından hatun kişinin yardımına koşmaca ile Temmuz ayının yarısı geçmişti zaten.Öyle ki İspanya'nın Avrupa Şampiyonluğunu adamakıllı paylaşamamak(zaten dünya kadar blog yazdı okuyan okudu benzer yada ilginç kupa yorumlarını ama nolursa olsun burası sonuçta tarihten bu tarz notlar düşebilme yeriydi ve bunu yapamamak sıkıntı vericiydi asıl) ile başlayan süreç transferler,hazırlık maçları ile devam etti ve Şampiyonlar Ligi ve Uefa maçlarının elemelerine kadar geldik.

Tatil bitti,hah şimdi blogla yeniden ilgilencek zamanım olur diye düşünmek ve yazabilmek çok isterdim ancak şimdi de koca bir Ağustos ayı staj ile geçecek.Pazartesi başlayacak bu dönem en başta saydığım zorlu hayat gerçekleri!nin bi devamı niteliğinde olacak.Staj yapcağım yerin karşıda olduğu düşünülürse epey yorucu olacağı kesin ama yinede geceleri şu 2 ayda olup biten şeylerden kısa kısa postlar girmeye çalışmak istiyorum.Uzun süre nete girememenin en güzel yanı da reader da okunacak bir dünya post birikmiş olması olsa gerek :)

Neyse bugün tatilden geldikten sonra ayağımın tozuyla hatunu taktım koluma koştuk liseden beri vazgeçemediğimiz Galleria'nın sinemalarına(bu arada 5 seneye yakındır zaman zaman yaz aylarında üşümemize neden olan sinema salonlarının klimaları çalışmıyordu ve film sırasında hamamdaymışız gibi hissettiğimiz anlar oldu ayıpladık) ve tabi ki fragmanı ilk yayınlandığı günden beri merakla beklediğim Inception'ı izledik.Ben filmi beğendim.Bi kere bugüne kadar bu tarz bir yapım görmemiş olmam yani filmin konusunun özgün olması en çok hoşuma giden şeydi.Zindan Adası'nı izlememem yönünde çok şey duydum ve okudum o yüzden boş bi zamanda vakit geçirmek için izlerim düşüncesini taşıyodum hala da izlemedim ordaki oyunculuğunu bilmiyorum ama Di Caprio Inception'da iyiydi bence.

Ben küçüklüğümden beri Batman hayranıydım.Batman Begins ve Dark Knight'ı kaç kez izlediğim hatırlamıyorum bile.Afişlerindeki benzerliğinin yanına Batman filmlerinden Crane ve Alfred gibi iki karakteri canlandıran Cillian Murphy ve Michael Caine gibi oyuncuları barındırması benim için daha izlemeden bi artıydı.Taxi serileri ve Jeux d'enfants filminden bildiğim Marion Cotilard'ın sergilediği 'Mal' karakteri bi kere karakter ismiyle bizim için ofsayttı ama oyunculuğu bence Di Caprio'nun ekibinde yer alan Arthur ve Eames karakterlerinden daha alt seviyede etkiliydi filmde.Hatta 3 hafta önce bütünlemelere giderken otobüste izlediğim Juno filminin başrol oyuncusu Ellen Page bile daha ilgi çekiciydi.Bu arada filmi izlerken filmin adının Juno olduğunu hatırlayamamıştık ayrıca birbirimize sorduğumuz şu soruya burda da yer vermek lazım bence.Bu Ellen Page hiç büyümeyecek mi?

Hatun pek beğenmedi filmi.Filmi anlamak için bir süre geçmesi lazım.Rüya içinde 2. hatta sonra 3. rüya durumları falan bazen 2. şuydu da 1.rüyada noluyodu ki? dedirtiyo insana..Biz ikimiz de bol rüya görürüz.Aslında sık rüya gören insanların filmden etkilenmesi daha olağan diye düşünüyorum.Nolursa olsun bi etki bırakır cinsten gidişatı var çünkü filmin.Ben beğendim.Fakat ne olduğunu belki üstünden bir süre geçtikten sonra anlayabileceğim bi eksiklik vardı sanki.Yada benim beklentilerim yüksek olduğu için böyle bi hissiyat oluştu bilemiyorum.

Sonuç olarak yukarda da dediğim gibi özellikle sık rüya gören insanlar için gidilesi bi film Inception..

Salı, Mayıs 11

Ara!

Haftasonu İstanbul'a düzenlediğimiz gezi sonrası 4-5 gün daha Sivas'tayım sonrasında şampiyonluğun belirleneceği haftasonu dahil olmak üzere 1 hafta İstanbul'da olacağım.Bu 1 hafta boyunca hem derslerin sonuna gelinmesi hem bir takım sıkıntılar yüzünden blogla ilgilenmem zor olacak gibi görünüyor.Umarım geri dönüşüm şampiyonlukla birlikte olur.Kısa bir süre sonra yine bu satırlardan iletişimde olmak dileğimle,saygılar,sevgiler.Eyvallah

Pazar, Şubat 21

Derbi muhabbeti ve Tek maçtan yatmak?!



Bayadır böylesi bir kupon(büyük hali için üstüne tıklayabilirsiniz) ne denemiştim ne de denk gelmişti.Dün uzun zaman sonra keyfine bi kupon yaptım ve Ribery ile Robben'siz Bayern'den yattı kuponum.Kısmet değilmiş ama keyifliydi.O maçtan yatınca diğerlerinin tutacağını hissettim ve bu işime de yaradı açıkçası.

İlk bahis yapmaya başladığım zamanlarda böyle oynardık genelde.Bizim Adem'le yakaladığımız 1e 54 veren 2 liralık bi kuponumuz vardı mesela.İlk kazandığımız paradır bahisten.Sonra baktık tek yolu aza kanaat etmek.O da dönemsel olarak şansınız da biraz yanınızda olursa kazanma şansınız artıyor açıkçası.Tek maç yada 2 maç yapın oranlar 1.05,1.20 olsun farketmez bazen öyle şeyler oluyor ki psikolojiyi bozar yeminle,bir süre ara vermek zorunda kalırsınız çünkü öyle moral bozar ki sonra yapcağınız her bahiste aklınız o gün yatan o kupona gider.

Mesela bugün kim tahmin ederdi İnter'in 9 kişi kalacağını? Bazen de cesur olmak lazım.Benim dün Everton'ın Manchesteri yeneceğini hatta 1-0 geriye düştükten sonra bile bunu yapabileceklerine inanmama rağmen gidip oynamamam gibi yapmamak lazım.Hissediyorsanız denemelisiniz bazen.

Bu akşam 2010'un ilk derbisi İnönü'de.Beşiktaş bu maçı alsa da;ki bence alacaklar,şampiyonluk yolunda sonraki haftalarda saçma sapan puanlar kaybedecek.Galatasaray rahat da kazanabilir,şaşırmam açıkçası.Motiveler en azından.''Atletico Madrid Barca'yı yendi Galatasaray karşısına zafer sarhoşu çıkarlar'' diyenler haklıydı ama aynı kişilerin arasında ''Galatasaray deplasmanda 1 puan aldı,tur için bi adım attı İnönü'ye konsantre olmakta zorlanırlar'' diyenler de var ki ben onlara ısrarla 'orda dur kardeşim!' derim.

Atletico Madrid sezon boyu ligde saçma sapan sonuçlar aldı,Barcelona'ya karşı farklı motive olacakları kesindi zira aralarındaki yıllardır süregelen rekabet ortadaydı.O maçı kazandılar,bundan sonra lige aynı şekilde istikrarsız şekilde devam edecekler.Mesela yarın Almeria ile oynayacaklar ve kaybederlerse hiç şaşırmayın.Onlar için Kral Kupası ve Uefa var sezonu kurtarmanın yolu olarak.

Ama Galatasaray için durum farklı.Ligde oynamadan liderliğe yükselmenin rahatlığını yaşadı takım.Hatta bu durum hakkında her konuda otorite Hıncal Uluç da yorumunu getirmişti.Kendisini sevmem,konuştuğuna denk gelirsem dinlerim,benim görüşüme göre ya hakkatten doğru tespitler yapıyor yada ya bırak allasen!! dedirten şeyler söylüyor.Eğer ilk şıktaki tarzda konuşuyorsa dinlemeye tahammül edebildiğim bi adam.Hafta içi 'Galatsaray oynamadan liderliğe yükseliyor,şampiyon olmaları için demek ki maç oynamamaları lazım' demiş ve sonuna o herkesçe bilinen kahkasını eklemişti.

Yarın Galatasaray kazanırsa şaşırmam demiştim ordan devam edelim.Bikere Beşiktaş'ın en önemli silahı kuşkusuz tribünlerin ateşleyeceği motivasyon olacak.Zaten doğru tercihler ve doğru anlayışla yönetilseydi şu anki konumundan daha yüksekte olması gereken ve bu potansiyele sahip bir kadrosu var bence Beşiktaş'ın.Galatasaray takımındaki eğer maç kafa kafaya giderse özellikle ikinci yarıda Beşiktaş'ın galibiyet için saldıracağı dakikalarda yorgunluk baş gösterebilir ve buna bağlı olarak sahasına kapanan bi Galatasaray izleyebiliriz.

Beşiktaş'ta Ferrari oynayabilecek durumda sanırım.Galatasaray'da Jo idmana çıkmış sonradan oyuna girebilme durumu söz konusu.Madrid maçındaki gibi Keita uçta arkasında da Arda'nın Keita'ya yakın olacağı 5li bi ortasaha olacak belli ki.Ferrari ne durumda bilmiyorum ama durumu iyiyse oynaması Keita'nın savunması adına önemli olacak.Beşiktaş'ın kanatlarıda doğru tercihler yapması gerek işin açığı.Galatasaray Madrid maçındaki anlayışla oynayacaktır muhtemelen.

Hernasılsa gollü bi maç bekliyorum.Aslında mantığa sığdığını söylemek zor ama hissiyat işte.Maç 0-0a kitlenir yada 1-0 falan biterde benim sözlerime dayanıp üst oynayan bahisçiler hislerine ....
şeklinde başlayan sözler edebilirler.İyi gelecektir ;)

Centilmence,zevkli bi maç olur ve hakeden kazanır umarım..

Cuma, Şubat 19

A.Madrid:1-Galatasaray:1 {Fark basit!}

Daniel Güiza..14 m€..Bu akşam girdiği pozisyon sayısı 3,vurduğu şut 2 kaleyi tutan 2..Ayakta duramayan,yanlış tercihler yapan saç baş yoldurmaya aylardır olduğu gibi devam eden bir forvet..

Kader Keita..8M €..Asıl mevkisi kanat ama zor durumdaki takımının bu önemli maçında 20 küsür maçtır yenilmeyen Barca'yı yenen Madrid deplasmanında takımının forveti olarak çıktı.2 şut çekti biri kaleyi tuttu oda gol oldu..Tek başına dağıttı ikinci yarıda Madrid defansını desek yanlış olmaz..

Sergen Yalçın azönce Ntvspor'da diyor ki: Forvet adam gol atamazsa çok kızamazsınız,kızmamalısınz;onu pozisyona sokmalısınız diyo.Ben ne demişim bi alttaki postun ilk paragrafında: Forvet adamın işi budur,bir maçta hele böyle önemli maçlarda 2-3 pozisyon gelir en az 1ini yazarsın takımını sürüklersin.Bi tarafta oklarını bol makyajlı hatunlara doğrultmuş ayakta durmaya mecalsiz,meymenetsiz suratıyla bizleri kahreden Denyo-l! Guiza diğer tarafta kendini takımının bu zor durumunda maça iyi hazırlayan ve işini en iyi şekilde yapan Kader Keita...

Galatasaray'ı canı gönülden kutluyorum..İnşallah Sami Yen'de de sabırlı bir oyunla gerekli skoru alıp turu atlayacaklardır..

Perşembe, Şubat 18

Lille:2-Fenerbahçe:1 {14 milyon € luk odun!}

Bir takımın forveti böyle maçlarda kendisini gösterir.2-3 kez pozisyon ya bulursun ya bulmazsın onlardan birini de değerlendirmek senin işindir zaten.Yerinde Semih yada Gökhan Ünal olsa,adım gibi eminim o 2 ye 1 pozisyonda ölümüne vururdu kaleye.Senin işin gol atmak Alex zaten asist yapıyo sana sen niye bidaha ona asist yapmaya uğraşıyorsun!

Fenerbahçe'nin defansı kötü Lille mahveder diyenlere de sesleniyorum 2 golün hangisinde bir diziliş hatası var? Hangisinde komple defansa suç atılabilcek bir durum var? Uğursuzluk falan değil abi bu her Avrupa maçında bir takım böyle saçma goller yemek zorunda mı? Chelsea'yle içerde oynarsın saçma sapan Deivid'in ayağına çarpar gol yersin maça yenik başlarsın,Sevilla ile deplasmanda oynarsın herif 30 metreden vurur kalecin uyur aşırtmadan yersin yenik başlarsın.Şimdi aklıma gelmiyor ama bu sadece Fenerbahçe için de geçerli değil milli takım için de diğer takımlar için de geçerli.

2-1 bitmesine sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum.Adamların 3,4 yapmadığına seviniyorum bir yandan,ve o kötü denen defansın bence bir ara bastıran Lille ataklarını karşılayışını hatırlayıp seviniyorum bir de aklıma yukarda gösterdiğim 'odun' nickli ayakta durma özürlünün topa bastığı,karşısındaki kaleye vurmayıpta saçmaladığı pozisyonları hatırlayıp bu adamı aldığımız güne nalet olsun diyorum!

Deniz'in 2.goldeki asistine,yada Volkan'ın bitmek bilmeyen saçmalıklarına diyecek söz bulamıyorum.Aslında var ama zaten şu postu kısa kesip yarın yazmayı planlıyordum fakat sabredemiyorum sinirden yazmaktan alamıyorum kendimi yukardaki agresif tavrım ondan dolayıdır.

Lille Saracoğlu'nda Fransa'da olduğu kadar etkili olamaycak bunu biliyorum.Evet hızlılar burda da hızlı olacaklar ama bu saçma sapan bireysel hatalar yapılmazsa sabırlı,paslı oyundan bezmelerinin muhtemel olduğuna ve bugün golü yedikten sonra yaptıkları gibi agresifleşceklerini
tahmin ediyorum.

2-1 den sonra onlarda kaptırdığımız toplar haricinde pek riske girmek istemediler.Tecrübesizlikleri yüzünden 3 ü 4 ü bulamadılar aslında Fenerbahçe'nin kaptırdığı toplarda.Biz de beceriksizliğimiz yüzünden 2 yi bulamadık.Maç 1-1 ken o pozisyon gol olsa üstünlük bizde olsa saldıran Lille'e karşı çok daha farklı olabilirdi durum.

Rövanş maçı için skor avantajlıdır bu yadsınamaz bi gerçek.Ancak ikinci maçta da Lugano sakatlığından yeni dönmüşken tekrar sakatlandığı ve büyük ihtimal şimdi en az bi 3-4 hafta olmayacağı için yine defansta muhtemel bir kronik bireysel hata durumu söz konusu olmaması adına duacı olmaktan başka yapcak bişey yok.Çok mu zordu Ediz Bahtiyaroğlu'nu alıp getirmek?Edu'yu göndermesini bildiniz düşünmediniz mi biri sakatlanırsa naparız?Önder bu takımda neden affedildi? Göbekte eksik olursa oynasın diye değil mi?

Lille'in orta sahayı hızlı geçtiği besbelliyken ve ligin ikinci yarısının başlarında Carlos'un ayrılmasından sonra Wederson-Santos sanki daha faydalı olur gibi gözlemiyle ifade ettiğim sol kanattan gelmeye çalıştı Fenerbahçe.Sağdan eli ayağı düzgün Gökhan'ın ikinci yarıda bi ortası ve bikaç çıkışı daha geldi aklıma onun dışında Özer'in etkisizliği bariz ortadaydı.Lille henüz 60.dakika civarı Cabaye'yi oyuna alırken Daum takıntılı olduğu şekilde 70leri bekledi.Mehmet Topuz gibi daha mücadeleci daha sert oynayabilen bi oyuncu en doğru tercih ama beklemek anlamsızdı.Keza Guiza-Semih kesinlikle Guiza'nın bu güçsüz,verimsiz hali ortadayken düşünülmeli ve gerçekleştirilmeliydi.

Bu adamdan bize bi hayır gelmeyeceği artık bariz,Lyon,Marsilya ilgileniyormuş güya fransız gazetelerine göre,hiç denk gelmedim öyle bi habere bu aralar gerçi,kaç istiyosanız 2-3 altına verin gitsin kurtulalım bundan bukadar taraftarın eziyet çektiği,sinirlerinin harap olduğu yetti.Semih oynasın,Gökhan oynasın yine kaçırsınlar gam yemem ama bu adam aldığı parayı ha-ket-mi-yor!

Sonuç olarak 2-1 evet fena bi skor değil ama 2.maç ta sıkıntılı geçecek,umarım yine maçın başında saçma sapan bi golle geri falan düşmeyiz.Sabırlı şekilde kendi oyunumu oynarsak golü bulacağımıza inanıyorum.



Çarşamba, Şubat 17

Şampiyonlar Ligi'nde Salı akşamının ardından

Milan:2-ManU:3
Kırmızı formayı girdiği dönemlerde bu mavi-beyaz 3.renk formaları var mıydı ManU'nun bilmiyorum ama Beckham'ın Ferguson önderliğinde ManU'yu karşısında uzun süre sonra yeniden görmesinin sonucu yüzünden anlaşılıyor..Baksanıza elmacık kemikleri çıkmış yanaklar göçmüş suratı solmuş adamın 10 yıl yaşlanmış gibi duruyor yahu!

Şaka maka dün akşam Ferguson'ın sözlerini başlık alarak kısaca değinmiştim maça.ManU benim küçüklüğümden beri sevdiğim takımdır,hele Ruud Van Nistelrooy'lu Forlan'lı zamanları..Favorimdiler tur için.Yenmelerini beklemiyordum belki ama bence turu bitirdiler dün akşam.Ferguson'un Kaka'nın olmayışından dolayı mutluluğuna karşılık Ronaldo yok Rooney'e kaldı takım demiştim.Rooney iki tane yazdı,inanılmaz bi form gerçekten bu adam,insan değil tank falan olsa gerek..Bi insan daha nekadar taşıyabilir tek başına bu takımı?

Karşıda da Pato-Ronaldinho var dedik.Pato eller belde Rooney showu izlerken,daha çok ekmek yemen lazm yegen dedirtiyordu izleyenlere.

Öte yandan Ronaldinho hala formda olduğunu ve takımın 3-4 haftalık bi düşüşe geçtiği İnter derbisi öncesi partiler verdiği iddialarına maçın henüz başında attığı golle cevap veriyordu.Ferguson Kaka yok diye sevinirken az kaldı maç boyu Milan o fırsatları harcamasa Ronaldinho da nerden çıktı ya! diyecekti.
Lyon:1-R.Madrid:0
Lyon yine yaptı yapacağını.Bu sene istikrarsızlar,kötüler diyordu herkes.Son Lens maçında 13 pozisyonları vardı evet ama Lens'in de 11 karşılığı vardı.Şansa kazandılar biraz izleme fırsatı da bulmuştum,Lens de atabilirdi.Bu akşam hakkatten bu ligin gediklisi olduklarını bir kez daha gösterdiler.

Maçta dikkatimi çeken iki şey oldu.İlk yarı sonunda istatistiklere baktığımda Lyon'un 11 şutu vardı(1 i kaleyi tutmuş olsa da),buna karşılık Madrid'in yalnız 1 şutu vardı oda yanılmıyorsam 25 metreden Granero'nun bi vuruşuymuş.

Lyon'un golünde Makoun topa öyle bir vurmuş,top öyle bir falso almış ki Casillas hiçbir şey yapamazmış zaten.Dikaktimi çeken de şu: Makoun topa vururken sanki topu sol köşeye göndermek istiyormuş gibi vurmuş ancak o vurcağı sırada top sağa doğru dönerek açıldığı için ayağının önü topu keserek iteklemiş gibi görünüyordu ağır çekimde.Gerçekten sağ köşeyi hefedleyerek vurmuş olsa top kalenin sağından çok farklı olarak auta gidermiş gibime geldi.Bu maçta Madrid'e güvenen çok sayıda bahisçi vardı.Bende Madrid'in galibiyet alabileceğine inanıyordum aslında hatta dün Stereo Cippola'da denk geldiğim çağrıya uyup katıldığım Uefa Fantasy Football'da Alonso,Ronaldo ve Albiol'e yer vermiştim kadroda.Yanıldık.Neyse ki Ronaldinho'yu almışız kadroyu ;)
Zaman zaman kar yağışının güzel görüntüler oluşturduğu maçtan bir kareyle postu kapatıyorum.Bu fotoda Ronaldo'nun topu tutuşu,hali tavrı bana,tavlada yenilince koltuk altınıza sokuştururlar ya onu hatırlattı.Al oynamasını öğren de gel!(Yok daha neler) demiş vermiş topu eline sanki...

Yapma Hiddink! (Altın yumurtlayan tavuk)


(Bu yazı Guus Hiddink'in gelişiyle alakalı yorumların yanı sıra kariyeriyle ilgili bilgi de barındırır.Çok uzun okuyamam ben bunu,istemiyorum bilgilenmek falan diyorsan son bölümdeki kırmızı paragrafa alalım seni)

Federasyon'un yaklaşık 1 hafta 10 gün kadar önce yalanlamasına rağmen özellikle ve öncelikle Rus basınının ardından bugün ülkemiz basınında yer alan haberlere göre Hiddink bugün yarın ülkemize geliyor.4 yıllık,yıllığı 4milyon€ civarı bi anlaşmadan söz ediliyor.


90-91'de Fenerbahçe'nin başındayken bugün hala yazılarını görmekte olduğumuz bazıları tarafından Hiddink de hoca mı? tarzı eleştiri yağmuruna tutulmuş bu adam.Hoca değil de neydi peki? Tavuktu.Ülkemizden o sezon sonu kovulan bu adam ülkeyi terkettikten sonra gittiği her yerde altın yumurtlamaya başlıyordu.

Fenerbahçe'den sonra gittiği Valencia'ya getirdiği atak oyun anlayışı sadece Valencia'yı değil La Liga'yı da olumlu anlamda etkiliyordu.95 te Hollanda milli takımının başına geçirilir Hiddink.Ülkemizin Portekiz,Hırvatistan ve Danimarka ile birlikte yer aldığı grupta 3 maçta gol dahi atamayarak puansız son sırayı yer aldığı Euro 96 da çeyrek finalde sıkıcı geçen 0-0 lık maçın ardından penaltılarda Fransa'ya elenen Hollanda,98 Dünya Kupası'nda çeyrek finalde Arjantin'i yenmesine rağmen yarı finalde yine penaltılarda Brezilya'ya elenir ve bu sonuç Hollandalılara az gelir.

Hadi biz 19 sene evvel tanıyamadık bu adamı,kendi ülkesi 11 yıl evvel hemde Arjantin'i elemesi ve Brezilya'ya yarı finalde penaltılarda elenmesini başarısızlık olarak görür.O yüzden kızmamak lazım aslında bizimkilere,Hollanda da anlayamamış bu tavuğu demek,hemde bizden beterlermiş işin açığı.

98-2000 arası birer yıl Real Madrid ve Real Betis'i çalıştırır ancak iki takımdan da kovulur.Valencia hariç İspanyollar da ufuktaki altın yumurtaları görememiş yani.2000 yazında Celtic'e gitmek üzereyken Güney Kore'ile Dünya Kupası şansı çıkınca önüne ev sahipliği yapılacak bir turnuvada yer almanın avantajına uyanan Hiddink koşarak takımın başına geçer.Takımını yarı finale kadar çıkaran Hiddink'in karşısına burda mazisi çıkar.Milli takımımıza 3.lük maçını kaybederek 4.lüğü elde eder Güney Kore.

2002-2006 arası ülkemize gelmeden önce 3 yıl asistan 3 yıl da hoca olarak çalıştığı eski oyuncusu da olduğu takımı Psv;Hiddink'de ki cevherin farkına varır sanırım ve bu süreçte Psv 3 lig iki kupa şampiyonluğu kazanırken,2005-2006 sezonunda Guus,hem Psv hem Avustralya milli takımının başındadır.Avustralya milli takımını tarihinde ilk kez Dünya Kupası'na taşıyan Hiddink sonraki 4 yıl boyunca da Rus milli takımının başına geçer,özellikle Euro 2008'de gruplarda son Avrupa Şampiyonu Yunanistan'ı yenen ve çeyrek finalde ülkesi Hollanda'yı eleyerek Rusya'yı yarı finale ulaştıran Hiddink bir sonraki yıl Şubat ayında kovulan Scolari'nin yerine Chelsea'nin başına geçer.Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Barcelona'ya 93. dakikada İniesta'nın golü ile elenirken şanssızlık yine yakasındadır.Chelsea'de bulunduğu 3.5 ayda oyuncuların da sevgisini kazanır ve finalde Everton'ı eleyerek Fa Cup'ı kazanan takımın başından 2 gün sonra ayrılan Hiddink'in ayrılmasını istemedikleri yönünde başta Lampard,Terry,Drogba olmak üzere açıklamalar gelir.

Fatih Terim ile yollarını ayrıldıktan sonra doğru dürüst bi Trapattoni'nin adı geçmişti milli takım için.Hiddink'in ilk adı çıktığında yalanlanmıştı ama artık geliyor gibi görünüyor.Kariyeri boyunca kovulmayı da omuzlarda taşınmayı da yaşayan bu adamın değerini 20 sene sonra olsa da anlamış bulunuyoruz gibi görünüyor mu,bunu söylemek için erken aslında.

Tıpkı bir zamanlar henüz Porto'nun başına geçtiği senenin öncesinde Saracoğluna gelip Fenerbahçe'nin maçını izleyen ve takımın başına geçmeye çok yaklaşan ancak tecrübesiz olduğu,tanınmamış olduğu gerekçesiyle kendisinden vazgeçilen Jose Mourinho gibi.O da ayrı bi hikaye.

Şimdi ben burdan bu blogun yazarı olarak sesleniyorum: Gelme Hiddink!Aman gelme!Çoluğunun çocuğunun yanında kal!Bu ülke çok fena Guus;bildiğin gibi değil!Burası,Barcelona ile oynadığı maçlardaki kazanma yüzdesi %62 olan Rijkaard'ın Galatasaray ile aynı yüzdeyi %69 a taşımasına rağmen,kendisinin hocalık sıfatına layık görülmediği bir ülke!Burası bu adam da kim? denilerek karşılanan bi hocanın,bu ülkenin maddi manevi potansiyeli en büyük kulüplerinden birini tarihindeki en iyi noktalardan birine,Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale taşımasına rağmen ülkeden neden olduğu halen net olarak açıklanmamış olacak bir şekilde gönderildiği bir ülke!Burda herkes futbolu çok iyi biliyor!Baksana ben bile ahkam kesiyorum!Senden önce kendi içimizden çıkan,bu ülkeye bugüne kadar kazandığı en büyük kupayı getiren hocanın aldığı aylık 100küsür bin lirayı konuşan bu ülke,senin daha gelme dedikoduların çıktığı anda Rusya'da aldığın aylık 750.oooTL'yi konuşmaya başladı!Es kaza geldin, es kaza beklenmedik bir puan kaybı yaşadı bu milli takım senin önderliğinde,''Hiddink'in aldığı parayı bana versinler bende oynatırım bu takımı''diyen yüzlerce teknik direktör çıkar bu ülkeden!O yüzden yapma Hiddink gelme!Bu ülke senin yumurtladığın o altın yumurtaları haketmiyor!

Salı, Ocak 26

Giovanni Dos Santos-Kewell-Rijkaard



Galatasaray'ın hafta sonuna kadar açıklayacağı transferi Giovanni dos Santos..Hepimizin Rijkaard Barca'sından tanıdığımız 20 yaşındaki Meksika'lı futbolcu artık neredeyse kesinleşen transferi resmiyet kazandığı takdirde Almaguer ve Borgetti'den sonra ülkemizde forma giyen 3. Meksikalı olacak.

Öncelikle dos Santos'un Galatasaray'ın ihtiyacı olan bir futbolcu olup olmadığına bakmak lazım.Keita ve Kewell gibi iki kanat oyuncusuna sahip takımda Arda'nın da bu mevkide zaman zaman kullanıldığı göz önüne alındığında bu transfere gerek var mıydı bu bir soru işareti.

Evet Jo transferi sakatlığının geçmesi sonrası ancak sezonun son 1 ayında sahalarda tam performansla yer alabilecek Baros'un yerini doldurabilecek bir transfer.Ancak Nonda'nın düşük performansı,son maçta kaçırdığı penaltıda da görülebileceği üzere kaybettiği özgüveni ve maç sonu yaptığı 'paramı versinler gideyim' açıklaması sonrası kendisi ile yolları ayırmak daha mantıklı olacaktı doğal olarak.

Galatasaray yönetimi dememek gerek çünkü bu kararın Rijkaard'a ait olduğu şu anda konuşulan şey.Nonda takımda kalırken 2ay kendisinden yararlanılmayacak olan Kewell'ın sözleşmesinin feshi gündemde.Bu konunun tartışmaya epey açık olduğu gerçek ancak şöyle de bişey var Jo gibi Elano ve Robinho'nun bulunduğu bir ortamda dahi istikrar yakalayamayan ardından gönderildiği Everton'da iyi bir performans yakalamış olmasına rağmen Christmas tatilini geçirmek üzere kimseye haber vermeden ülkesine gitmek gibi disiplinsiz hareketleri bulunan bir oyuncuyu bu takıma isteyen ve ondan verim alabileceğini düşünen adam da Rijkaard.

Şimdi dos Santos transferinde de böyle düşünmek gerek.Kewell'ın sakatlığı dolayısıyla ayrı kalacağı 2 ayın ardından bir de üst düzey performansı yakalamasının uzun süreceği düşünüldüğünde Rijkaard'ın Kewell'dan yararlanamayacağı sürede dos Santos'tan Barca'da yaptığı çıkışı burda devam ettirmesini sağlaması beklense daha doğru olur.Adnan Polat da bu fikre sahip çıkıyor olsa gerek ki söylemlerinde 'Kewell'ın dönüşü uzun sürebilir' tarzı ifadeler kullanması ona hayran olan taraftarları bu duruma alıştırmaya çalışması olarak görülebilir.

Transfer Times,Skysports gibi daha güvenilir sayılabilecek sitelerde sıklıkla geçiyor.Yönetim ve taraftarların dos Santos'a tekil olarak karşı çıkacağını hiç sanmıyorum ancak Kewell ile yolların ayrılması olaya dahil olduğu anda kalan 6 aylık süreç ve sonrasında dos Santos'un ilk kötü performansında 'niye Kewell gönderildi ki?' soruları sorulacaktır.Buna rağmen bence Rijkaard'a güvenip vardır bi bildiği demek en doğru davranış olur.

Bu arada transferin gerçekleşmesi artık an meselesi.Galatasaray tıpkı Jo gibi dos Santos'u da sezon sonuna kadar kiralık,sonrasında 8 milyon sterlin gibi bir ücretle satış opsiyonlu olarak kadrosuna katacak.

Kafamdaki tilkiler..

Nerden başlasam ki..2.yarı başladı,transfer dönemindeki gelişmeler ve henüz dönemin sonlanmamış olması,küresel ısınmanın had safhaya(bu lafa bayılıyorum) ulaşmasıyla maçların ertelenmesi,oynanması,oynanan maçlardaki vaziyetler vs vs.

Önder Turacı'nın affı 2 gündür gündemdeydi.Denizli maçında 4 oyuncunun birden cezalı duruma düşmesi,ki bu 4 oyuncunun Emre için olmasa da Lugano,Cristian ve Santos'un;birilerinden Sivas'ın iklim koşulları hakkında duydukları sonrasında bu kartları gördüklerine inanmamak istiyorum.Yapamıyorum.Daha önce de aynı konu gündeme gelmişti ancak kimse sesini çıkarmıyor,bile bile göz yumuluyor.Neyse işte cezalıların çokluğu Fenerbahçe yönetiminin tüm o kurumsal yapıyız işte,büyük kulübüz edalarını ortadan kaldırdı.Paşa paşa Önder'i geri çağırdılar.Önder'in ev kazasından! da bahsetmiştim burda.Yaptığı şey sorumsuzluk da olsa Önder'i geldiği günden beri kimi zaman oynadığı oyun vasat altı dahi olsa beğenirdim hep.Tabii ki geri dönmesi doğru karardır şu defansif bölgede yaşanılan oyuncu eksikliklerinin akabinde.Ancak bu şekilde mi olmalıydı? Adama sorarlar 'bu ne perhiz bu ne lahana turşusu' diye.

Galatasaray'ın son yıllarda Haldun Üstünel ile birlikte transfer politikasında büyük gelişmeler var cidden.Karşıt hislere sahip,dışardan bakabilen bi insan olarak bunu görmek gerçekten daha kolay.Bir Bratu-Petre transferleri hatırlıyorum ki Bratu için ozamanlar 'Avrupa'nın en hızlı santrforu' deniyordu.Bir Prates unutulmaz transferlerdendir.Yukarıda bahsettiğim Önder'i izlemeye giden Galatasaray yöneticilerinin o maçta hat-trick yapan forveti görüp 'bu kara çocuk iyimiş bunu alalım biz' deyip getirdikleri Lukunku da unutulmazlardandır.

Ancak son yıllara baktığımızda durum böyle değil.Takdir etmek lazım.Giderek sponsorla da olsa bu sponsorlardan gelen paralar olası başarısızlıklar sonucu extra borçlara dönüşürse asıl sıkıntı olur yalnız bunu da unutmamak lazım.Bu zaten Galatasaray'ın Uefa Kupası'nı almasından sonra yaşadığı 3-4 senelik bocalamanın ana sebebi değil mi.Bu denli bir başarıya alışkın olmayan Türk futbol idarecileri finansal alanda da gelişme gösteren grafikler karşısında nasıl davranacaklarını bilemediler sonuçta üstüne konularak gidilebilse bugünkü bir Sevilla bir Lyon olmak okadar da uzak bir hayal olmasa gerekti ozamanlar için.

Öte yandan gözden çıkardığını geri çağıran Fenerbahçe transferin son 5 gününe girilmesine rağmen hala sesi çıkmayan taraf.Jo ve Neill'a karşılık olarak Fenerbahçe bunun altında kalmaz yalnız! diyen de var geç kaldılar aga bundan sonra kimi alabilecekler diyenler de var.Gerçekten de öyle.Dentinho adı geçiyor ki kulüp gerçekten belki de bukadar uzun ve detaylı şekilde haberleri yapılan bir adamı ilk kez yalanlamadı.Geçen gece Quaresma adı ortaya atıldı onu bugün yalanladılar ama Carlos'u da kaç kez yalanladıklarını unutmamak gerek.Gönül ister tüm takımlarımız bir Pedersen,bir Quaresma Jo,Neill,Dos Santos ayarında oyuncuları ara transfer döneminde dahi kadrolarına katabilsin.Bu ligin yükselmesinin tek yolu da budur.Rekabetin artması.O yüzden rakip takım taraftarı olsam da facebook sayfamda Ernst'in Baros'un Kewell'ın resimlerine yer veriyorum.O yüzden Jo gibi Neill gibi adamların gelmesine seviniyorum ülkemize.

321 milyon $ verdi Digiturk.Dikkat! bu rakam sadece yıllık.Kulüpler gelirlerini 2 ye 3e katlayacaklar bu bedelle.Bu para doğru şekilde idare edilirse hem kısa vadede Avrupa'da ikinci yarıda daha çok takımımızı seyredebilme imkanımız olur,hem de altyapıdan oyuncu çıkmıyor sorunsalına çözüm getirmekte faydalı olur.Ben de dahil şu an lise,üniversite okuyan yada evlenen çoluk çocuğa karışan tüm erkekler çocukluklarında illa ki bir futbol okulu havası solumuşlardır.Yetenek yok değil,70 milyon ülkeyiz yahu yazık günah.Bence sorun yetenek olmamasında değil yeteneği işleyecek düzenin olmayışında,düzeni işletecek elemanların olmayışında.Ülkemizde futbolcu eskilerinin antrenör lisansı alması bukadar kolayken,4 yıllık beden eğitimi fakültesi mezunu adam antrenör olmak adına her türlü teorik ve pratik eğitimi donanmış olmasına rağmen şans bulmazsa nasıl dönecek bu düzen?

Bir Beşiktaş var ufaklığımdan beri bir türlü toparlanamadılar.Hep takip eden izleyen oldular.Yalan değil ben hep öyle bildim onları öyle gördüm.Evet mazide Metin-Ali-Feyyaz varmış.Evet 100.yılda bi parladılar.Hadi öncesinde bişey yoktu neden üstüne konulamadı?Alınan Türkiye Kupaları sus payı oldu camiaya.Bir başkan var bugün,aylardır git diyor taraftar yeteeeeerrr! diyor ancak bana düşmez ama olsa olsa bunun adı yüzsüzlüktür bilader.Bir İlhan Mansız vardı bu Beşiktaş'ta,bir Carew geldi sonra.Şimdi ne alemde Beşiktaş'ın forvet hattı? Nihat? Bobo? Nobre? Ne yaptı bu adamlar bu yıl? Ne verdiler?Batuhan oynasaydı 17 maçı;daha mı az etkili,daha mı az faydalı olurdu?

Geçen yıl mı neydi.Branda çekilmişti Saracoğlu'nun zeminine.Bir Allah'ın kulu da çıkıp sormuyor.Niye o brandalar tüm stadlara çekilmez?Karın 15-20 cm yağmasına izin verilip sonra çimle temas halinde olan kısmın buz olmasına izin verildikten sonra üstünü sıyırsan nolur sıyırmasan nolur altı buz zaten onun yaptığınız şey sadece bizim tv den bakınca beyaz değil yeşil bir zemin görmemizi sağlıyor oysa zemin buz!Branda çekilip sonra branda kaldırılsa daha mı çok zarar gelir çime? Anlayamıyorum.

Son olarak futbol dışından bir paragraf.Küresel ısınma var kardeşim.İklimler değişiyor ben bunu görüyorum birebir yaşayarak.Geçen sene -20 leri kendi gözümle gördüğüm Sivas'ta ayrıldığım 23 Ocak'a kadar kar yağmadı.Yalnız 2 gün oda yarım yamalak.İstanbul'a geldim,gelirken uçağın rüzgardan dolayı yan yatmasından mı bahsediyim,yoksa daha bu akşam Vatan caddesinin arabalar ilerlemesine rağmen akşamın 6sında kar tutmasından mı bahsediyim.Yoksa Erzurum'da Ocak ayı ortalamasının 40 yıl sonra -9.5 dereceden -3.5 a düştüğünden mi bahsediyim? 2012 muhabbetlerine inanmıyorum ama böyle giderse 40'ı görmeden paket olacak sonumuz sanırım.

(Buraya kadar sabredip okuduysan seni canı gönülden kutluyorum.Ödül olarak fotodaki zat-ı ali'yi açıklıyorum:Kevin Keegan)

Pazar, Ocak 24

Torres vs. Rooney

Fernando Torres,Wayne Rooney,Torsten Frings ülkemizde de Arda Turan,Song,Elano gibi isimlerin giydiği Nike'ın son futbol kramponu T90 LaserIII'ün reklamı.Torres ile Rooney'in yer aldığı reklam,ayakkabıların 'accuracy' yani çekilen şutların isabetinde arttırıcı rol oynadığını iddaa ediyor.Güzel bi reklam olmuş.Şurdan izleyebilirsiniz.Reklamdaki şarkı ise:16Bit-Jump

Cumartesi, Ocak 23

İNANMIŞLIK!!


Bi tuhaf maç oldu .Bi okadar da zevkliydi aslında.Soğuk havaya,yer yer göllenmeler oluşan zemine rağmen tempo hemen hemen hiç düşmedi..Şu son iki haftada hayatımı altüst eden finallerin sonuncusundan çıkıp anca 15.dakikasına yetişebildik maçın..

Gözlerim Alex'in yokluğunda hemen Özer'i aradı.Yoktu.Daum Semih-Guiza'yı tercih etmişti.Denizli takımı bu ligden düşer.2.yarının başında 7 puana sahip bir takım hakkında böyle ahkam kesmek kolay diyebilirsiniz ama durum bu.Elinde dünya kadar genç oyuncu var,Galatasaray'ın karşılaştığı Denizli Belediye'de çatır çatır top oynayan genç oyuncuların var üstelik bunlar senin kadrondaydılar,Hakan Kutlu gibi nasıl hoca olduğuna anlam veremediğim bi adam var takımın başında.Özellikle ilk yarı Guiza,Semih biraz soğukkanlı olabilseydi maç ilk yarıda 3 olcaktı zaten.

İlginç bi maç oldu dedik ya cidden öleydi.Santos sol bekte giderek daha iyi işler yapmak istiyor.Soğuk havalarda oynayamaz Brezilyalılar sözünü yalanlarcasına top oynadı bugün de.Attığı frikikte benim gibi Özden de Baroni vuracak sandı heralde ki topu göremedi barajdan.Özden o dakikaya kadar maçın en iyisiydi Denizli adına.Tamam şutlar üstüne de geldi ama çıkardığı toplar da vardı.

Öne geçtikten sonra Antalya maçındaki umursamaz hallerini andırırcasına 'tamam golü attık' rehavetine kapılan Bilica'nın hatası ile Eskişehir'den kaçan-kovulan Youla'nın şık plasesi sonucu eşitliği sağladı Denizli.Futbolda en nefret ettiğim 3 şeyden biridir bu.Bir oyuncunun akla gelebilecek her takımda oynamış olması neredeyse.Youla,Okan Koç,Murat Erdoğan ilk aklıma gelenler.

Bugün Fenerbahçe'de en çok hoşuma giden şey,Antalya maçında da geriye düşmelerine ve hiç ihtiyaçları olmamasına rağmen geriden gelip eşitliği sağlamayı hatta öne geçme fırsatı da bulmayı başarımıştı takım,bunu yapabileceklerini tekrar göstermekle kalmadılar bu kez 10 dakika kala böyle kötü koşullarda maça asıldılar ve kazandılar 'inanmışlık' bu olsa gerek..

Golü yiyene kadar iyi performans sergileyen ancak yediği golde hatası pahalıya patlayan Özden'in tam tersini sergiledi bu akşam Özer.Oyuna girene kadar ''al artık şu Özer'i,neden 11 başlatmadı ki madem Alex yok?'' deyip durdum ama gole kadar aldığı çoğu topu kaybetti pas hatası yaptı zeminin kötülüğünü göre göre çalıma kalkıştı.Attığı gole kadar sahada verimli değildi ancak golde tam olması gerektiği yerde iyi sezdi pozisyonu ve golü attı.Kendi de dediği gibi ihtiyacı olduğu bi goldü.

O değil de golden sonra Premier Lig edasında seyircilerle kucaklaşıyor adam,şu özel güvenlikler emir kulu biliyorum ama kim veriyorsa emri bırakın kardeşim,bırakın adam sarılsın taraftarla yav!Bırak biz görmek istiyoruz o sahneleri!

Ben maç 0-0 giderken Semih çıkar Gökhan girer,onun attığı golle 1-0 alırız diyordum.Öyle olmadı ama Gökhan iki maçta da sonradan da olsa faydalı işler yaptı.Bugün yine bi iki kafa topu indirdi,3.golde zor pozisyonda sol ayağıyla topu ters tarafa tepip Özden'in en azından tokatlamasını sağladı ve maç başından beri 4252523 defa başını ellerinin arasına alan Guiza bu kez golünü attı.

Bir de bugün Bekir sanki daha bi hoşuma gitti.Geçenlerde eleştirmiştim bi hayli,öyle peşin yargılı olmamak bazen beklemek gerekiyormuş.Bugün oyunda olduğu süre içinde bence iyi performans sergiledi.Umarım üstüne koyarak gider.Aynı şekilde Baroni de bugün daha bi canlı gözüktü ama yukarda dile getirdiğim gibi Denizli takımı zaten topluca gömülen bi anlayışta olduğu için Baroni,Emre her topu aldığında önünde topü sürebilcekleri alanı da buldular.Semih de ben Daum'a çıkar artık şunu Özer'i al çıkar artık Gökhan'ı al dedikçe Daum ısrarla oyunda tuttu yanılmıyorsam ilk golde firkiği kazandıran oyuncuydu ki sırtı dönük olduğu zaman en iyi yaptığı işlerden biri,2.golde de dışarı giden topa hamlesi çıkmadan Guiza'ya kazandırması ile Gökhan'ın gelişi ile Fenerbahçe kulübü Semih'e mesaj verdi diye ortalığı heyheylendirenlere cevap vermiş oldu.

Lig tv bir kaç kamera eklemiş sanki korner direklerinde hareketli kameralar,kale arkasında yere yakın kamera sanki ilk kez vardı.

Devre arası takıma yaradı gibi gözüküyor.Kupa maçlarındaki mücadele ve iyi oyun ligde de devam etti ve hem ikini yarıya galibiyetle başlamış hemde benim 3.5 üstü bahsim tutmuş oldu ;)

Çarşamba, Ocak 20

Vira Bismillah!

Gennaro Ivan Gattuso..Hepimizin sahalardaki bu hırçın surat ifadesiyle,'ayağa çift girme' hareketininin en başarılı temsilcilerinden biri olarak tanıdığı Milan'ın ciğeri çapası.

İtalya'nın en güneyinde çizmenin tabanı olarak tarif edebileceğimiz bölgesi Calabria'da 12 yaşına kadar balıkçı olan babasının yanında çalışmış Gattuso.Daha sonra buradan ayrılıp futbola adım atmış ve 5 senesi altyapıda olmak üzere 6 yıl Perugia forması giymiş.A takımdaki ilk yılının ardından Rangers'a transfer olan Gattuso'ya 1 sezonun ardından takımın başına gelen Dick Advocaat'ın kendisini beğenmemesi ile Serie A'ya o sezon yükselen Salernitana yolu gözükmüş.Salernitana'da geçen 1 yılın ardından halen devam eden Milan serüveni başlamış.

Gattuso tüm futbol hayatı boyunca pek çok şey yaşamış,Rangers'da iken turnuva için gittiği Kanada'da tanıştığı Monica Romano ile evlenmiş 2 tane de çocuğu olmuş ancak köklerini hiç unutmamış ve ufaklık hayali de olan balıkçılık hep aklındaymış.

İşte bu hayalini İtalya'da açtığı bir balıkçı restaurantı ile gerçeğe dönüştürmüş.Uzun zamandır bunu gerçekleştirmek istediğini söyleyen Gattuso ''köklerinizi asla unutamazsınız,bu balıkçı dükkanını her zaman hayal ediyordum ve gerçekleştirdiğim için mutluyum'' demiş.


Pazar, Ocak 17

AVATAR F.C.



Avatar filmi 14 yıllık oluşum süreci,kullandığı çekim teknikleri,efektleri ve hayatımıza yeni yeni giren 3d boyutlu gösterimleriyle epey ses getirdi.Brezilya'da ligde oynayan oyuncuların avatarları oluşturularak Avatar F.C. adında bi takım oluşturulmuş.İçlerinde Carlos,Ronaldo ve Trabzonspor forması giyen Marcelinho gibi oyuncuların da bulunduğu takımın teknik direktörü de unutulmamış.











Çarşamba, Ocak 6

El Nino


Liverpool Torres'i çok aradı yokluğunda.Kariyeri boyunca büyük sakatlık geçirmediğini söyleyen golcü son 4 maçta 90 dakikayı çıkarabilcek duruma geldi ve ağrısı olmadığını söylüyor.Ancak yine de L'pool bulunduğu durumdan kurtulup en azından ŞL potasına girmek istiyorsa tüm oyuncular ellerinden gelenin en iyisini vermeli diyor ve günde takım idmanlarından önce ve sonra olmak üzere 5 saat extradan çalıştığını söylüyor.

İnsanın aklına gelmiyor değil 5 saat extra çalışabiliyorsa takım kaç saat çalışıyor?!Bi yanlışlık olmasın?

Kar kıyamet...



Dünden iki foto..Yukardaki Serie B'de Modena-Cesena maçından..Biz de Sivas'ta kar var soğuk var,zemin koşulları kötü falan diyoruz senelerdir..



Burası Britannia stadı..Soğuk havaya aldırmadan takımını takip etmeye gelen küçük Stoke City taraftarı ilk yarısı Tuncay'ın da yardımıyla 3-0 biten maçın 3-2 ye gelmesinden endişe duyuyor..Maç böyle bitince endişesi sevince dönmüş olsa gerek..

Pazartesi, Aralık 28

TOP 10 ANTI HEROES OF 2009

Bugünlerde sık sık 2009'un ENleri sıralaması yapılıyor.Eurosport 2009 un en iyi! 10 hareketini anti heroes adı altında derlemiş.

1.Rocky Baptiste

İngiltere amatör takımlarından Harror Borough forveti Rocky Baptiste güzel hareketlerinin ardından inanılmazı başarıyor.Altıpastan falan değil böylesini gördüğünüzü sanmıyorum izleyin.




2.Viana-Chapadinha

Brezilya division 2 den üst lige çıkacak takımı belirleyecek karşılaşmada 9 dakikada tam 9 gol atan Viana takımı maçı 11-0 kazanarak üst tura çıkıyor.Bundan sonra Seria A dahil her türlü Brezilya maçına bahis yapacaklar bu maçı kulaklarına küpe yapsınlar.





3.Thierry Henry

Bu kategoride Thierry Henry'e podyumda yer vermemek haksızlık olurdu.İrlanda'nın umutlarını çalarken ve ona sempati besleyen çoğu hayranının nefretini kazanmıştı.




4.Elizabeth Lambert

New Mexico Lobos takımının oyuncusu Elizabeth Lambert'in pek çok ligde oynayan orta saha oyuncularından daha agresif olduğu kesin.Erkek çıkcakmış da son dakikada dönmüş derler ya öyle bişey.





5.Jens Lehmann

Stutgart'ın Urziceni'yi yenerek bir üst tura çıktığı maçta küçük tuvaletini gidermek amacıyla reklam panolarının arkasına geçen Jens Lehmann listede 5.sırayı alıyor.






6.Diego Armando Maradona

Arjantin milli takımının Uruguay galibiyetinin ardından Dünya Kupası'na son anda katılmayı başarmasının ardından Maradona'nın sevinç gösterileri ve Arjantin'in gösterdiği kötü performans sonrası eleştirilerin ardından gazetecilere bana çöpmüşüm gibi davrandınız çıkışı,kendi futbolculuk yaşantısı gözönüne alındığında çoğu kimse için tuhaf karşılansa da bize içimizden birini hatırlatıyordu sanki.




7.Florentino Perez

Kaka ve Ronaldo'ya toplamda 161 milyon € u bulan bir fiyat vererek satın alan Real Başkanı Perez de bu listedeki yerini aldı.

8.Jose Mourinho

Jose Mourinho her nekadar bu direkt aklındakini bazen fazlasıyla da olsa söyleyen cesur,kendine güvenen,bazen egoist hali benim hoşuma gitse de oda listeye 8.sıradan girmiş.

9.Serene Williams

2009'un en iyileri listesi yapıldığında bence ilk üçe girmeyi kesinlikle hakeden bir isim Kim Clijsters.Anne olup bıraktığını açıkladığı ancak sonrasında tenise döndüğü ilk büyük turnuva olan US Open da rakiplerini tek tek eleyerek şampiyonluğu kazanan Belçikalı raketin yarı finaldeki rakibi Serena Williams'tı.Çizgi hakemine seni öldürürüm! diye tehditler yağdıran ve kızgınlığından raketi yere vurarak parçalayan Williams diskalifiye olurken Clijsters finale yükseliyordu.




10.Tiger Woods

Tiger Woods'un 1.5 ay kadar önce geçirdiği kazadan bahsetmiştim.Basit bir kaza olarak lanse edilen olayın ardından patlak veren aldatma olayı Woods'un kariyerine son vermesine neden olacak belki de.


Perşembe, Aralık 24

Şöyledir,Böyledir..



*Yeni şeklimiz nası?Ben beğendim hacı;beğenmediysen çok da bişeyi değiştirmez hani ;)

*İlk 'bu aralar' postu çok değil 8 gün evvel olmuş.Ee bikaç gündür boşladık burayı hem malzeme de birikti yazayım dedim;malumatımı peşi sıra aklıma geldiği gibi sıralıyorum,yayınladıktan sonra da kesin unuttuğum bişey oluyo buna da kıl oluyorum.

*Aklıma geldiği gibi sıralıyorum çünkü not falan almıyorum,aslında bloga yazılabilecek türden şeyleri ufaktan bikenara çizittirsem şuraya iki katı malzeme çıkar,bi huzur dolu otobüs yolculuğu vardı onun mesela yarısını laptopa,diğer yarısını da şarj bitince telefona taslak olarak not almıştım.

*Şunu itiraf etmeliyim ki aç ve uykusuz yazmak işkence ama şimdi yazmassam geceye kalır onuda yayınlamak yarına kalır so;

*bugün azönce şahit olduklarımdan başlıyım,yav kardeşim bir memlekette tüm noterler mi asık suratlı olur,hepsi mi mıy mıy konuşur derdiniz ne aga?nediyr sizyin derdinyizzz?? Devletim sağolsun varolsun 21 senede ilk defa bana karşılıksız destek olmak istemiş,şu aralar çoğu üniversitelinin notere gitme sebebini edinmiş şekilde gittim,hayır daha evvel de gittim hepsi böyle.Bir taahhütname veriyolar,şurayı imzala diyo anlıyorum peki ya sonra sölediği ''şuraya da hımınım! yaz'' nedir? Efendim diyorum karşılığında bu kez ınım! diye cevap alıyorum 2.kez sormaya tereddüt edip 7-8 saniye duraklamanın ardından hıı okudum yaz diyooo diye jeton düşüyo ve yazıyorum.Bi tek noter çalışanları da değil sanki tüm devlet memurları böyle.Hepsi sanki işinden bimemnun,mutsuz..Eee noldu?hani ya götünü devlete dayadın mı rahattın? Nerde yardımsever,ilgili bir memur vardır o eli öpülecek,başüstünde taşıncak insandır arkadaş!

*Noter amca,teyzeler iyi;hemde allahıma iyiler he..Bir kağıda basılan iki damga bir imza hooop 40 lira.Allah bereket versin aga,noter olmak var bu devirde onu bilir onu sölerim her notere işim düştüğünde,

*Bugün bişeyleri tasdik eden sadece noter değildi,defalarca konuşulan bi konuyu kendim tasdik ettim,1.5senelik Sivas döneminin şu geldiğim noktasında buranın soğuğuna alıştığımı kesinlikle söylüyorum,sabahın dokuzbuçuğunda(9:30 a.m.) hava 2 derece ve ben kendimi İstanbul'un güneşli ancak 10-12 derecelik hafiften ısıran havasını yaşıyormuş gibi hissediyorum Annem sözüm sana,babane,amca siz anlayın:üşümüyorum alışkınım deyince kabul edin yahu.

*Bi Polo var Sivasta.Sahibini arkadaş arasında takdir ettik,burdan da ediyorum,azönce eve girerken Haloların kapının önündeydi,bilader güzel şekil yapmış arabaya,öğrenci bi kardeşimiz sanırsam modifiye doğan görmekten sıkılan gözlerimize iyi geliyor onu görmek,

*Hikmet Karaman İngiltere'de antrenörlük yapabilir her an,''Başarılı olacağıma inanıyorum'' demiş,sağlam cesaret işi,helal olsun diyorum.

*Vizeler bitti ne rahatladık behh,en son bizim bitti sanırım burdan öğrenci işlerini ve bölümü eseflen kınıyorum,finallere 2hafta kala vize mi biter arkadaş? Final gibi vize olduk lan! ayıp!

*Emeğin karşılığını vermeyen asistanlarımızın da ellerinden öpüyorum,başta Mert'in olmak üzere ben dahil bir çok kardeşimizin 70-80 lik kağıtlarına 40-50 verdiniz,bi tarafınızdan çıkar elbet rahat olun siz,

*O değil bizdeki de ne hırsmış,ne istekmiş arkadaş,son vize Salı,sınavdan sonra akşam 11-12 halısaha ayarladık,pek te güzel,çekişmeli oldu be,benim de içinde olduğum Halo,Neco,Onat,Musti,Ahmet,Aykut'tan oluşan takım 'ismi lazım değiller'i yendi.

*O değil fena hamlamışız,vücudumdaki bilumum kasların ağrısını hissediyorum,öksürürken karın kaslarım ağrıyo aga 2 gündür ona rağmen hırsımızı alamadık demek cumartesi rövanş müsabakası!

*Dün akşam da 2kişilik takımlarla pes gecesi yaptık.Hoş şanssızlıklar Onat'la idare ettiğim takımı buldu paso ama zevkliydi.Ahmetcan o son golü hatırlatır gözlerinden öperim kardeşim ;)

*Peki 2saat uykuyla sabahın köründe kalkıp kirayı vermeye gittiğin evsahibi öğretmen kişisinin okuluna gidince o gün adamın boş günü olduğunu öğrenmek? Yarın sabahın köründe gitmek zorunda kalmak cabası..

*Şu enformatik dersinde kodlar,algoritmalar,akış diyagramları bişeyler görüyoruz..Nerde kullanacaz aga bunları ya? Autocad var bilmem ne var buna ne hacet diyoduk ki dün gece şu gördüğünüz görünümü elde ederken bizzat kendim kaç on küsür tane satır yazdım,hayret ettim ve Onat'la vizeye çalışmamız hem vizede işe yaradı hem şu kodlarda onu anladım(Oh Thank God).

*Akşam özetini izleyebildim sadece,Özer döktürmüş,umut veriyo bu çocuk bana,devre arasında iki takviye sonra gelsin Liverpool maçları!Ne Lille'i olum?

*Arkadaşlar sözüm şu yazıyı okuyup hala edinmeyenlere,aga bir gmail hesabı açın,bi adres alın kendinize,bak valla hayat gmaille güzel,reader bilem var blogları rahatçana takip edebiliyosun..Hem bana yorum yaparken adsız yerine orda google hesabınla yaz da bilelim kimsin necisin niyetin nedir gardaş?[Blogumu izliyosan da izleyicilere katılıveğğ bi zahmet ;) ]

*İnsanoğlu tuhaf lan..Valla çok tuhaf..Yok daha bişey demicem..Tuhaf sadece..

*Acı olan şu ki tüm naletliklerine rağmen burda olmaya alışmışım eve gidince yadırgıyorum.

*Hala okulu uzatmadım bu arada..Sevindirici..

*Geçen hafta Disko Kralını izlemeyen çok şeyler kaçırdı.Şöyle ki: ''45 yaş üstü gelmesin,dökülen insan gelmesin yani bööle dinamik geeelsinn,çok esmer olmasın,çok da beyaz olmasın şöle çukulata tenli,kumral olsun..Kaşlı,gözlü,döşü kıllı,karizmatik! hala izlemeyen varsa şurdan buyur..

*Ekşisözlük yazar kişisi olmak ne zormuş bilader bu gidişle 8-10 ay daha var benim..An itibariyle 33247.sıradayım iyi mi?

*Testere 6 ya gittik geçen.Sağlam film,senaryo belki de içlerinde en iyisi gidin derim.Vavien'i ve Avatar'ı merak ediyorum,Yahşi Batı'yla birlikte nasipse yılbaşı haftası içinde hatun kişisiyle gidip göreceğiz efem,

*Bide edvırd bitti ceykıb çıktı başımıza bitsin artık!

*O benim İstanbulspor vardı hani,2.lige çıktık aga,namağlup lider,tam gaz devam..(Kupada Beşiktaş'ı elemek de cabası)

*Ajax gece gece oha dedirtti adama,yuh bilader 5 at 6 at hadi 8at! ama o ne ya? Rakib şeref sayısını atmış ama aferin

*Geçen gün Leo Franco uefa'daki eşleşme için 'favori Atletico Madrid' dedi,kıyamet koptu.Lille kalecisi Michael Landreu;Fenerden çekiniyoruz dedi.Niye Fransa'da 'Landreu'dan Lille taraftarını şok edecek açıklamalar!' diye başlıklar atılmıyo gazetelere? Ne zaman akıllancaksın Türk spor basını?Hadi artık aga ömrümüz geçti!

*Büyüdükçe,küçüklüğünü hatırlar,özler oluyosun ya..İçinde bi hüzün oluyo belki anlık..Ne fena dimi..Sabah gittiğim bi ilkokuldu ve nöbetçi kardeşim beni öğretmenler odasına kadar çıkardı.Bana ziyaretçi defterini imzalatırken şuraya bi imza abi,yolu gösterirken gel abi demesi..Olum fena oldum..Liseyi özledim ya..Yaşlılık kötü..Valla kötü..

*Fenerin şu oynamayan haliyle bile lig,kupa,uefa'da lider olması ilginç dimi?

*Arabamı özledim,İstanbul'u özledim,kimse alınmasın ama hayat böyle;ufakken kalmaya gideyim diye can attığım akrabalarımı şimdi özlemiyorum,rahmetli hep derdi:Evlenince ziyaretimize de gelmezsin sen..Okadar da değil saygı var illa ki olcak her daim ama durum böyle aga..Hatunu özledim ki sorma,kahvaltı,sinema,gez-toz-gül-eğlen 4 güne 4 haftayı sığdırmaks,yakındır..Gecikmiş kutlamalar var yapılcak,ciciler falan..şşşt süpriz mi ne!

*Sömestr'da kedi alıyorum abicim.Scottish fold,British shorthair veyahut Persian tercihim,Allahım sen elimi yüzüme bulaştırma yareppim,bismillah süphaneke dinimiz amin!

*Şebo'nun albümü dinledim,şarkılar birbirine benziyor gibi geliyor evet ama bikaç kez dinleyince öle olmadığını anlıyosun,benim favoriler Eski,Benim Adım Orman,Merhaba,Yalnız,Ateşe Yakın...

its dı fıtbıl dets dı fıtbıl(alakasız ama bunu yazasım vardı ne zamandır kusurakalma)..Dicem odur ki bu aralar bizde durum bu..Abi bi de allah rızası için hasta olanlar öksürürken ağzını kapatsın(sözüm kapamayan bencil öküzlere),bir de insanlar ter kokmasın lütfen,duşa girmeye üşenmeyin aga(bu da koktuğunu fark etmeyen,ettiği halde yıkanmaya üşenen,bize farkettiren leş insanoğullarına) Hath selametle!

Salı, Aralık 22

Sonunda 'bu' da oldu!




Evet her güzel şeyin sonu varmış..

Sabahlara kadar nette otura otura buda oldu..''Olum bu internet ne ala bi olay herşey var lan!'' cümlesi artık tarih oldu..

Zira artık paylaşacak bişey bulamıyorum..Evet internetin de bi sonu varmış..Aha inanmıyosan gözlerinnen bak!

(p.s.Şakka len şakka;yarın olcağım son vizenin stresi var vicdan azabı çekiyorum sadece,çarşamba akşam kaldığım yerden,hadi eywallah)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...