Uefa Europe League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uefa Europe League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 27

Fenerbahçe:1 - Paok:1 {Şuur Kaybı}


Adeline Vieirinha.Paok'un 24 yaşındaki 20 forma numaralı oyuncusu 1.73 boyunda.

Fabio Bilica.Fenerbahçe'nin 31 yaşındaki stoperi 1.87 boyunda.

Diego Lugano 28 yaşında Uruguay milli takım kaptanı.47 milli maça çıkmış.

Yeri geldiğinde galibiyet uğruna her yol mübahtır düşüncesi altında türlü şaklabanlıklarını görebildiğiniz Bilica(bkz.topu uzaklaştırma rövaşetaları,rakibin üzerine çıkmalar,penaltı noktası kazıma vs) uzatmaların ilk yarısının sonuna doğru Paok takımının yükselttiği topta kendinden 14 cm kısa Vieirinha'nın topu Muslimoviç'e indirmesini arkasında durarak izliyor.Hiçbir müdahalesi yok.

Diego Lugano takımının 1 gol yemesi halinde 3 tane atması gerektiğinin farkında değil gibi.Orta sahada sadece Emre'nin kendinin parçalaması ile oluşturulmaya çalışılan direncin sonucunda hasbelkader bir gol bulmuşuz,maç uzatmalara gitmiş,yenilecek golün telafisi yok ancak o tecribeli Lugano'nun;Muslimoviç topu aldığında bulunduğum mekanda maçı izleyen herkesin indir şunu! çek düşsün! düşüncelerini taşımamasını beklemezsiniz değil mi?

Dün akşam Emre,Gökhan Gönül,Stoch,Niang,Topuz dışındaki oyuncuların bu örnekte bahsettiğim konsantrasyon yada şuur eksikliğini yaşamış olmaları aslında gecenin özeti.

Taraftarların maçı izlerken yaşadıkları stresin yanısıra elenmenin beklentilerde yarattığı yıkım söylenecek söz bırakmıyor.Çünkü söylenmesi gerekenleri geçen Mayıs ayından beri defalarca söyledik.Baroni'yi yeterli gören,Bilica'ya tahammül eden,tüm saçmalıklarına rağmen güvenen,Selçuk'u yıllardır kornerlerden kafayla ve uzaktan şutlarla attığı ender derbi golleri yüzünden yeterli bir alternatif olarak gören yönetimin şuursuzluğu sahadaki oyunculardan daha ciddi boyutta gibi.

Evet Fenerbahçe değişiyor.Dün maç başındaki baskı 2 pozisyon getirdi.1-0 dan sonra tek kale oynadı Fenerbahçe,ne zaman Emre çıktı iş bitti.Kalemize yaklaşan her topta endişe duyar olduk.Sabırla pas yapma isteği,özellikle Stoch'un izlemesi keyif veren 'yürü be oğlum' dedirten oyunu,Topuz'ın sınırlı teknik kapasitesine rağmen G.Gönül ile sağ kanatta yarattığı mücadele dolu etkinlik,Niang'ın yalnız kalarak sürekli ceza sahası dışına çıkıp top almaya çalışmasına rağmen çalışkanlığı güzel değişimler ancak bunlar malsef yetmiyor.Ve biz o sabrı her döneminde göstermiş olsak da takımın kaybettikleri çok ciddi boyutlara ulaşıyor.
'
Belki böylesi daha hayırlı bu sezon için.'Lige dönmek' tabiri ciddiye alınır tam konsantre şekilde hazırlanılırsa Aykut hoca ile başlayan bu değişim/gelişim süreci daha kolay olabilir.Seneye daha iyi olacaksa varsın olmasın Uefa ligi,feda olsun.Eğer aylardır görülmeyen stoper alternatifsizliği ve etkili bir defansif orta saha oyuncusu eksikliğinin giderilmesine neden olacaksa bu elenme varsın elenelim.

Bir kısa paragraf da Alex için açalım.Yaptığı işlere saygım sonsuz.Her zaman da öyle olacak,30 sene sonra Alex dendiğinde aklıma onlarca yüzlerce enstantane gelecek.Ama 2 yıla yakın zamandır Alex bildiğimiz Alex'ten uzak bu gerçekten bahsetmek gerek.Tamam bende istiyorum sahada olsun,90 dakika koşmasın,etliye sütlüye karışmasın ama maç sıkıştığında bi frikik vursun bi pas atsın ayakta alkışlıyım.Ama artık onlar da yok.Önüne aldığı topu yanındaki adam yetişecek diye tedirgin olup sürmesi gerektiği yerde acele edip şut çeken bir Alex vardı akşam.Eskiden rakip oyuncu omuz attığı halde ayakta kalıp devam edecek güçteki Alex'i göremiyoruz uzun zamandır.Cepheden frikikleri geçtim çaprazdan kullandıklarında bile iyi keser şimdi Lugano çaktı mı kafayı! derken artık heyecanlanamıyorum bile.Bilmiyorum.Ya cidden Aykut hocanın düşünceleriyle çelişmesinden dolaylı mental sıkıntılardan yada artık kariyerinin sonuna gelmesinden fiziksel sıkıntıları var Alex'in.

Paok taraftarının çirkefliğini görmezden gelemediğim kadar maçta PKK bayrağı açan,her türlü pisliği yapan bu takımla kendini kardeş adayan,ülke sınırında kendilerini karşılayan Beşiktaş taraftarını kınamaktan başka bişey yapamıyorum.Maç sonunda kameramanlara saldıran demir sopalar fırlatan Paok taraftarına yanıbaşlarında duran polislerin okadar aciz kalmasını da anlamış değilim.Bürokratik sebeplerden mi artık ne sebeptense adamlar ellerini kollarını sallayarak istedikleri gibi davrandılar.



2010 Uefa Avrupa Ligi Grupları


Türkiye'nin uzun yıllardır yaşamadığı bir tür kara geceyi dün gece 4 takımımızın 3'ünün Uefa Play-off turundan elenmesi ile yaşamıştı.Trabzonspor her nekadar kendisinden repütasyon ve kadro kalitesi olarak daha güçlü bir rakibe elenmiş olsa da biraz daha dikkatli olsaydı onlar da eleyebilirdi.Ancak Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kendilerinden çok daha zayıf rakiplere elenmiş olmalarının bir bahanesi yok.

2010 yılında ülkemizi Uefa Avrupa Ligi'nde temsil edecek tek takım Beşiktaş L Grubu'nda Porto,Cska Sofya ve Rapid Wien oldu.

Porto hemen hemen hepsi Şampiyonlar Ligi takımı ayarında olan kulüplerin arasında düşünüldüğü zaman bir Portekiz takımı olarak Sporting Lizbon tercihim olurdu benim.Porto deplasmanı çok zorlu bir deplasman.ManU,Arsenal,Liverpool gibi takımların dahi sıkıntı yaşadığını düşünürsek Portekiz deplasmanı Beşiktaş'ın tam konsantre bir şekilde hazırlanması gereken bir mücadele olacak.İnönü'de ise Bjk taraftar desteğini de arkasına alarak Porto'yu mağlup etmesini bilmeli.Quaresma'nın yıldızının parladığı takımla tekrar karşılaşacak olması futbolun güzelliği.Onun vereceği bilgiler de takım için önemli olacaktır şüphesiz.

Cska Sofya ile Beşiktaş 4 sezon önce Uefa ilk turunda eşlemiş,ilk maçı İnönü'de 2-0 kazanırken rövanşta normal süreyi aynı skorla mağlup kapatmış ancak uzatmada attığı 2 golle turu atlayan taraf olmuştu.

Rapid Wien gruplara Aston Villa'yla evinde 1-1 kaldıktan sonra İngiltere'de 3-2 mağlup ederek kaldı.

Porto'nun ciddiyeti ortada.Diğer iki takım da küçümsenmemeli.Özellikle Cska evinde iyi maçlar çıkarmaya çalışıyor.Rapid Wien deplasmanında gurbetçilerin desteği de Beşiktaş'ın avantajı olur.Beşiktaş bu kadrosuyla Porto ile ilk 2 mücadelesi yapacak güçte.

Cuma, Şubat 19

A.Madrid:1-Galatasaray:1 {Fark basit!}

Daniel Güiza..14 m€..Bu akşam girdiği pozisyon sayısı 3,vurduğu şut 2 kaleyi tutan 2..Ayakta duramayan,yanlış tercihler yapan saç baş yoldurmaya aylardır olduğu gibi devam eden bir forvet..

Kader Keita..8M €..Asıl mevkisi kanat ama zor durumdaki takımının bu önemli maçında 20 küsür maçtır yenilmeyen Barca'yı yenen Madrid deplasmanında takımının forveti olarak çıktı.2 şut çekti biri kaleyi tuttu oda gol oldu..Tek başına dağıttı ikinci yarıda Madrid defansını desek yanlış olmaz..

Sergen Yalçın azönce Ntvspor'da diyor ki: Forvet adam gol atamazsa çok kızamazsınız,kızmamalısınz;onu pozisyona sokmalısınız diyo.Ben ne demişim bi alttaki postun ilk paragrafında: Forvet adamın işi budur,bir maçta hele böyle önemli maçlarda 2-3 pozisyon gelir en az 1ini yazarsın takımını sürüklersin.Bi tarafta oklarını bol makyajlı hatunlara doğrultmuş ayakta durmaya mecalsiz,meymenetsiz suratıyla bizleri kahreden Denyo-l! Guiza diğer tarafta kendini takımının bu zor durumunda maça iyi hazırlayan ve işini en iyi şekilde yapan Kader Keita...

Galatasaray'ı canı gönülden kutluyorum..İnşallah Sami Yen'de de sabırlı bir oyunla gerekli skoru alıp turu atlayacaklardır..

Perşembe, Şubat 18

Lille:2-Fenerbahçe:1 {14 milyon € luk odun!}

Bir takımın forveti böyle maçlarda kendisini gösterir.2-3 kez pozisyon ya bulursun ya bulmazsın onlardan birini de değerlendirmek senin işindir zaten.Yerinde Semih yada Gökhan Ünal olsa,adım gibi eminim o 2 ye 1 pozisyonda ölümüne vururdu kaleye.Senin işin gol atmak Alex zaten asist yapıyo sana sen niye bidaha ona asist yapmaya uğraşıyorsun!

Fenerbahçe'nin defansı kötü Lille mahveder diyenlere de sesleniyorum 2 golün hangisinde bir diziliş hatası var? Hangisinde komple defansa suç atılabilcek bir durum var? Uğursuzluk falan değil abi bu her Avrupa maçında bir takım böyle saçma goller yemek zorunda mı? Chelsea'yle içerde oynarsın saçma sapan Deivid'in ayağına çarpar gol yersin maça yenik başlarsın,Sevilla ile deplasmanda oynarsın herif 30 metreden vurur kalecin uyur aşırtmadan yersin yenik başlarsın.Şimdi aklıma gelmiyor ama bu sadece Fenerbahçe için de geçerli değil milli takım için de diğer takımlar için de geçerli.

2-1 bitmesine sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum.Adamların 3,4 yapmadığına seviniyorum bir yandan,ve o kötü denen defansın bence bir ara bastıran Lille ataklarını karşılayışını hatırlayıp seviniyorum bir de aklıma yukarda gösterdiğim 'odun' nickli ayakta durma özürlünün topa bastığı,karşısındaki kaleye vurmayıpta saçmaladığı pozisyonları hatırlayıp bu adamı aldığımız güne nalet olsun diyorum!

Deniz'in 2.goldeki asistine,yada Volkan'ın bitmek bilmeyen saçmalıklarına diyecek söz bulamıyorum.Aslında var ama zaten şu postu kısa kesip yarın yazmayı planlıyordum fakat sabredemiyorum sinirden yazmaktan alamıyorum kendimi yukardaki agresif tavrım ondan dolayıdır.

Lille Saracoğlu'nda Fransa'da olduğu kadar etkili olamaycak bunu biliyorum.Evet hızlılar burda da hızlı olacaklar ama bu saçma sapan bireysel hatalar yapılmazsa sabırlı,paslı oyundan bezmelerinin muhtemel olduğuna ve bugün golü yedikten sonra yaptıkları gibi agresifleşceklerini
tahmin ediyorum.

2-1 den sonra onlarda kaptırdığımız toplar haricinde pek riske girmek istemediler.Tecrübesizlikleri yüzünden 3 ü 4 ü bulamadılar aslında Fenerbahçe'nin kaptırdığı toplarda.Biz de beceriksizliğimiz yüzünden 2 yi bulamadık.Maç 1-1 ken o pozisyon gol olsa üstünlük bizde olsa saldıran Lille'e karşı çok daha farklı olabilirdi durum.

Rövanş maçı için skor avantajlıdır bu yadsınamaz bi gerçek.Ancak ikinci maçta da Lugano sakatlığından yeni dönmüşken tekrar sakatlandığı ve büyük ihtimal şimdi en az bi 3-4 hafta olmayacağı için yine defansta muhtemel bir kronik bireysel hata durumu söz konusu olmaması adına duacı olmaktan başka yapcak bişey yok.Çok mu zordu Ediz Bahtiyaroğlu'nu alıp getirmek?Edu'yu göndermesini bildiniz düşünmediniz mi biri sakatlanırsa naparız?Önder bu takımda neden affedildi? Göbekte eksik olursa oynasın diye değil mi?

Lille'in orta sahayı hızlı geçtiği besbelliyken ve ligin ikinci yarısının başlarında Carlos'un ayrılmasından sonra Wederson-Santos sanki daha faydalı olur gibi gözlemiyle ifade ettiğim sol kanattan gelmeye çalıştı Fenerbahçe.Sağdan eli ayağı düzgün Gökhan'ın ikinci yarıda bi ortası ve bikaç çıkışı daha geldi aklıma onun dışında Özer'in etkisizliği bariz ortadaydı.Lille henüz 60.dakika civarı Cabaye'yi oyuna alırken Daum takıntılı olduğu şekilde 70leri bekledi.Mehmet Topuz gibi daha mücadeleci daha sert oynayabilen bi oyuncu en doğru tercih ama beklemek anlamsızdı.Keza Guiza-Semih kesinlikle Guiza'nın bu güçsüz,verimsiz hali ortadayken düşünülmeli ve gerçekleştirilmeliydi.

Bu adamdan bize bi hayır gelmeyeceği artık bariz,Lyon,Marsilya ilgileniyormuş güya fransız gazetelerine göre,hiç denk gelmedim öyle bi habere bu aralar gerçi,kaç istiyosanız 2-3 altına verin gitsin kurtulalım bundan bukadar taraftarın eziyet çektiği,sinirlerinin harap olduğu yetti.Semih oynasın,Gökhan oynasın yine kaçırsınlar gam yemem ama bu adam aldığı parayı ha-ket-mi-yor!

Sonuç olarak 2-1 evet fena bi skor değil ama 2.maç ta sıkıntılı geçecek,umarım yine maçın başında saçma sapan bi golle geri falan düşmeyiz.Sabırlı şekilde kendi oyunumu oynarsak golü bulacağımıza inanıyorum.



Cuma, Aralık 18

Uefa Kuraları





Avrupa serüvenine devam eden iki takımımızın da yolculuklarının başlangıç aşaması olan grup kuraları istediğimiz gibiydi.Avrupa'nın 4 büyük liginden herhangi bir takımla aynı gruba düşmedikleri gibi ilk torbadan da kağıt üstünde en kolay rakipleri çekmişlerdi bu avantajı da iyi değerlendirip lider olarak çıktılar.

2.tur kuraları yarın gazetelerin 'şeker gibi kura' olarak adlandıramayacakları şekilde olsa da atla deve değil bence.Atletico Madrid'i Lille'e göre daha yakında tanıyoruz desek yanlış olmaz La liga Ligue1 e göre her bakımdan daha popüler bi lig olduğu için ve ntv gibi bi yayıncısı olduğundan illa ki bilgi sahibiyiz.Maradona'nın damadı Aguero'yu,eski ManU'lu Forlan'ı,2006DK'da attığı golle ve sezon başında Fenerbahçe için adının geçmiş olması ile hatırlayacağımız Maxi Rodriguez'i,Portekizli Simao'yu tanımayanımız yoktur.Maçlara henüz iki ay var bu saydığımız oyunculardan Aguero'nun takımdan ayrılma olasılığı da yok değil.

Kuraları sınav için okula doğru çıkmak üzereyken sadece yarısına kadar takip edebildim.Galatasaray'a Madrid'in geldiğini görebildim sadece.Yolda ilk kafamda canlanan görüntü Aguero'nun Gs göbeği arasında vızır vızır gezmesi oldu.Aynı şey onlar için de geçerli,La Liga'da 14 maçta 26 gol yeme başarısını! gösteren savunma pek güven vermiyor.Dediğim gibi maçlara daha 2 hafta var ve taktik konuşmak yersiz.

Fener'in rakibini öğrenmek bi hayli zor oldu.Okula varmak üzereyken otobüste kısık sesle açık olan radyoda müziği bölen spiker eşleşmeleri söyledi kısa isimli bişey olduğunu anlamıştım ama tam duyamadım.Sınavdan çıktık dönüşte bindiğimiz otobüs şöförü de olaydan bi haberdi,TestereVI'ya gidelim dedik gittik çıktık(senaryo 10 numara olmuş,gördüğüm en iyi testere desem yanlış olmaz),sonrasında girdiğimiz kuaförlerde olaydan bi haberdi ve kurayı mesajlaşırken sorduğum kız kardeşimden öğrenebildim.

Lille Fransa'nın bana eski yıllardaki Gençlerbirliği görüntüsü veren takımı.Güçlü,atletik orta saha oyuncuları,sonradan yıldızı parlamaya müsait oyuncular her yıl orta üstü sıralarda bitirilen sezon ve sezon içinde yaşanan iniş çıkışlar.Bu senede lige pek iyi başlamadılar ilk 10 haftadan sonra toparlanmayı bilip 7 maçın 6sını kazanmayı bildiler ve berberin bana sorduğu: ''kaçıncı bu lille?'' sorusuna verdiğim ''5.ler sanırım'' cevabını doğrulayacak pozisyondalar.Gervinho ve Pierre Alan Frau en golcü isimleri.18 yaşındaki Belçikalı ortasahaları Hazard yetenekli yıldız adayları.

Dediğim gibi istikrarsızlık takımın sorunlarından biri,son 7 maçın puan kaybettikleri teki olan Montpellier maçı Bordeaux galibiyetinden sonra gelmiş ancak son 4 haftada aldıkları 4 galibiyeti de 4er golle aldıkları ve bunların içinde 4-3 lüke Lyon maçının olduğu da unutulmamalı.Pazr günü Le Mans'la oynayacaklar Kanal A'nın bu maçı vermesini bekliyorum.

Atla deve değil demiştik.Madrid'de Forlan,Aguero,Simao varsa bizde Baros,Keita,Kewell var ha keza aynı şey Fener için de geçerli Lille takımında Alex gibi bi yaratıcı,Lugano gibi bi stoper olmadığı gerçek ki devre arasında Uefa'yı ciddiye alıyorsa yönetim illa ki takviye yapacaktır.Baroni ve Santos'un nasıl oyuncular oldukları bu maçlarda daha net ortaya çıkacak bence özellikle Baroni'nin mücadeleci Lille ortasahasına karşı Emre ile vereceği karşılığı merak ediyorum.

İlk maçların deplasmanda olması avantaj.Lille bu sene evinde giç kaybetmedi.Fenerbahçe'nin Fransa'da alabileceği bi beraberlik Saracoğlu'nda seyircisi ile işi bitimesini sağlar bence.Madrid-Gs eşleşmesinde ben her iki maçta da goller bekliyor olacağım.Bu turu geçmeleri halinde Fenerbahçe'nin rakibi muhtemelen Liverpool olurken GS de Everton yada Sportingle eşleşecek.Umutları kırmamak lazım zira daha çok var ozamana kadar bakalım şu iki ayda neler değişecek?

Diğer eşleşmelerden Top 16'ya kalmalarını beklediğim takımlar şöyle;

Rubin Kazan - Hapoel Tel Aviv
Athletic Bilbao -Anderlecht
Kopenhag -
Marsilya
Panathinaikos - Roma
Ajax - Juventus
Club Brugge - Valencia
Fulham - Shakhtar Donetsk
Liverpool - Unirea Urziceni
Hamburg - PSV
Villarreal - Wolfsburg
Standart Liege - Salzburg
Twente - Werder Bremen
Everton - Sporting
Hertha Berlin - Benfica

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...