Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ekim 28

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:2



Sezonun ilk derbisinde adına yakışır bir şekilde tempolu,kıran kırana,gerilimi yüksek,bol gollü bir maç izledik dün akşam İnönü'de.Herşeyden önce Fenerbahçe taraftarıyla adeta dalga geçen ne yaptıklarından kendilerinin dahi haberi olmayan federasyonun maçtan 1 gün önce bilet satışı bittikten sonra ''deplasman seyircisi olmayacak'' kararı vermesinin ardından maç günü maça 4 saat kala ''biz öyle bir şey demedik'' tribine girmesini konuşmak gerek.Bunun üzerine ellerinde bilet 1500 Fenerbahçe taraftarını maç başlamasına rağmen stada almayıp cop ve biber gazı ile kışkırtıp kapıdan almadıkları taraftarın bacadan girmesine neden olarak tüm suçu Fenerbahçe taraftarına yıkma arzusu gözlerden kaçmamalı.Yıllar evvel yapılan 'truva' sonrası Fenerbahçe taraftarının 2. baskını oldu bu.Başta Beşiktaş taraftarı olmak üzere ''biz yapsak holigan derler'' tribine giren her futbolsever bir gün kendilerinin de öyle bir baskında yer alma istekleri olduğunu ve bu durumu içten içe kıskandıklarını da biraz cesaretle dile getirebilseler keşke.

Maça gelecek olursak Beşiktaş Simao'nun erken gelen ve bence biraz kısmetle ayağına iyi oturmuş şuttan gelen gol ile tribün baskısını güzel birleştirerek gol ve sonraki 6-7 dakika baskılı gözüktü.O andan sonra kontrol tamamen Fenerbahçe'ye geçti devre arasına kadar çok sayıda pozisyon üretti takım.Sakatlıktan çıkıp 11'de şans bulan Topuz ve halen form yakalamaya çalışan Emre biraz daha dirençli olsalar ilk yarıda da golü bulabilirdik.Caner yine etkiliydi.Sezon başından beri gösterdiği çıkışı görmezden gelen milli takım yetkilileri Hırvatistan maçlarında onu kullanmayı düşünürler mi bilinmez.Kanatlarda onun ve Topuz'un beklere yardımları ile Beşiktaş'ın başta Quaresma olmak üzere kenar bindirmeleri engellendi.

İlk yarıda beklenen gol ikinci yarıda Alex'in ayağıyla geldi.Ziegler-Bienvenu-Caner işbirliğinde gelişen atakta Alex gol atmaya ve arkasından turlamaya alıştığı kaleye 19.Beşiktaş maçındaki 13.golünü bıraktı.Maç boyunca Alex ile Bienvenu arasında halen daha kuvvetlenmeye çok ihtiyacı olan iletişimi gözlemlemek zor değildi.Kaptan Semih ile ver kaçlar ve boş koşularla alan boşaltma anlamında daha iyi anlaşıyor ancak Semih'in toparlanmak bilmeyen form durumu ve istikrarsız halleri yeni bir forvet transferi yapılana kadar Bienvenu'nun gelişimini beklemekten başka seçenek bırakmıyor bizlere.Bienvenu kesinlikle potansiyeli olan bir futbolcu o bölgenin yükünü sırtlayabilir ancak bunu tam beklendiği gibi yapabilmesi için 1-2 sezona daha ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Devre arası iyi bir forvet takviyesi ile 2.yarı çok daha etkili bir Fenerbahçe mümkün olur bence.

İkinci devre Aykut Kocaman'ın Caner ve hem sakatlığı hem sarı kartı olan Topuz'u oyundan alıp Özer-Stoch değişikliği geldi.Stoch ilerde hareketlilik açısından iyi bir değişiklik olabilirdi ancak Caner'in çıkmasına tek neden olarak yorgunluğunu düşünmek istiyorum.Topuz çıkıp yerine giren Özer onun yaptığı beke yardımı yapmayınca Beşiktaş Gökhan'ın olduğu kanattan yaptığı 2.orta ile Ziegler'in de kademeyi terkedip kaleye yaklaşması ile boş kalan Almeida'nın boş pozisyondaki rahat kafasından golü buldu.Bekir'in Quaresma'ya çok kolay geçilmesinden çok Özer'in o pozisyonda ceza sahası dışında yürüyerek pozisyonu izlemesi görülüp eleştirilmeli.

2-1 öne geçtikten sonra Beşiktaş'ın oyunu hiç de bunu yansıtmıyorken galip gelmiş gibi son 10 dakika top çevirip oley çektirmeye başlaması bende tıpkı yıllar evvel Beşiktaş namağlup lige devam ederken Trabzon deplasmanında yenik durumda götürdüğü maçta son dakikalarda beraberliği kurtarmasını hatırlattı ve beraberlik golünün geleceğini hissettim.Takımın oynadığı futbol yenilgiyi haketmeyen türdendi ve beklenen gol 88'de Beşiktaş'ın maç ucuz faullerle verdiği sayısız frikikten geldi.Baroni ile Alex'in bu pozisyonları idmanlarda çalıştığını biliyoruz,geçen sezonun ikinci yarısından bu yana yükselen grafiğine bu özelliğini eklemiş olması Baroni ve takım için büyük bi artı.

Özellikle ilk yarının son yarım saatinde oynanan oyun İnönü gibi seyirci baskısının yüksek olduğu bir deplasmanda sevindirici.Böyle oynayan takım dün kaybetse bile tek üzüntü 26. maçta namağlupluk serisinin bozulması olurdu benim adıma.Gökhan ve Emre'nin sakatlıktan sonra hala forma girememiş ve özellikle Gökhan'ın dün çok etkisiz kalması,Topuz'un sakatlıktan sonraki ilk maçı olması ki ona rağmen fena oynamadı tüm bunlar düşünüldüğünde alınan puan ve oynanan oyun güzeldi.

Yazıyı sonlandırırken Beşiktaş taraftarının Van için yaptığı atkı jestine değinmek istiyorum.Anlamı açısından gerçekten güzel bir hareket takdir etmek lazım ancak bunu 2-2 yapan Baroni'nin golünden sonra Semih ağlardan topu çıkarıp santraya koşmuşken ve takım 3.gol için Beşiktaş yarı sahasına yüklenmişken uzatmaların bitimine 2 dakika kala yaparak oyunu bölme amacıyla yapmış olmaları jestin arkasına saklandı ve kimse konuşmadı.Buna rağmen Özer yakaladığı fırsatı acele etmeyip daha soğukkanlı olup değerlendirse çok değerli bir 3 puan gelebilirdi.

Bu arada dün Emre Belözoğlu'na yine ana avrat küfür edildi tüm stad olarak.Emre hırçın ve agresif bir futbolcu bunu kabul ediyorum ancak hangi takımdan olursa olsun milli bir futbolcuya böyle ciddi küfür edilmesini anlayamıyorum.

Maçın esprisi ise yüzyıllarca bitmeyeceğe benzeyen türden: ''Fenerbahçe taraftarı sahaya girdiği anda maçın 2-2 biteceğini anlamalıydık''

Cuma, Ekim 14

D-Will vs Organize Kaos

Deron Williams Beşiktaş'ın son 1-2 yıldır önce futbolda başlattığı popularitesi yüksek yabancı oyuncu transfer etme çabalarının basketbol şubesinde Iverson'dan sonra gerçekleşen 2. örneği.Bütün yaz Kobe Bryant geliyor,gelecek,kararını henüz vermedi ama her an gelebilir denilirken Deron Williams Kobe için 3 ay bekleyen Beşiktaş yönetiminin kıyas olacaksa eğer 3 hafta gibi daha kısa bir sürede transferini gerçekleştirdiği isim oldu.

Kolej liginde oynadığı sıralarda stilini Jason Kidd'e benzetenler ancak yine de Nba için yavaş bir guard olduğunu söyleyenler;Nba'de Utah Jazz tarafından draft edildikten sonra oyuna adaptasyonunu gerçekleştirmesinin ardından onun en fazla asist yapan John Stockton'ın rekorunu kırabilecek bir guardın yeteneklerine ve oyununa sahip olduğunu da söylemişlerdi.

İyi bir profesyonel olduğu kendini her sezon geliştirmesinden belli D-Will'in.Nba'de örneklerini çokca gördüğümüz şımarık oyuncu özelliklerini hiç taşımıyor ailesine bağlı bir baba.

Ancak Türkiye'ye adapte olmakta hala güçlük çeken bir Deron Williams'tan bahsediyoruz.İlk kez denizaşırı bir hayat deneyimi geçiren Deron bu anılarını kişisel web sayfasının blog kısmında her boş zamanında paylaşıyor.

''Pretty much everything about the culture is great, except the smoking. Everywhere you go people are smoking. All day, every day. It seems like 90 percent of Istanbul smokes. It's crazy. But what's funny is they blur smoking out on television.''

O kadar fazla sigara içen insanla karşılaşmış ki heralde İstanbul'un %90'ı sigara içiyor gibi bi tespitte bulunmuş ve eklemiş: bu kadar sigara içilen bir toplumda televizyonda sigara çıktığı anda sansürlenmesi komik! Demek ki dün sigaraya gelen vergi zamlarından ve bu verginin deprem sonrası geçici adı altında çıkan bir vergi oluşundan haberdar olsa adam kafayı yiyecek.

The other thing that caught me a little off guard is the driving. It's pretty crazy over here. I'm not going to say there are no rules, but the people don't really abide by them. It's just organized chaos. When people cut other people off, it's almost expected.

İstanbul'un trafiğini çok net ve basit bir cümleyle özetlemiş Deron: ''Organize Kaos'' .Trafikte seyir halinde giderken başka bir şeritten araçların pat diye sizin önünüze dalmasının burada neredeyse olması beklenen alışılagelmiş bir olay haline geldiğini söylüyor .Geçtim Deron'u benim İstanbul'a ilk kez gelen arkadaşlarım bile aga bu trafik ne ya hep duyardık ama böyle olduğunu sanmazdım dedikleri bir olgudan bahsediyoruz.

I'm gonna have to buy a new Xbox because I think I blew mine up.

I'm not even getting the wheel or anything. As soon as I plugged it in, it sparked and it hasn't come on. So I'm probably gonna have to grab a new one, but it hasn't been easy to find one. I haven't seen any of them, actually, since I got here. But I heard they're pretty expensive.

I was looking at PS3's and they cost like 930 Turkish Lira, which is like 500 bucks and I know that's more than what it is in the States. A lot of stuff is more expensive here. It seems like some things are almost double the cost.

Allah aşkına şimdi burada 2 şey var ki insanın yuh be kardeşim diyesi geliyor.1.si küçük bey daha ilk günden çok sevdiği XBox'ını bozmuş.Eh be abicim o kadar mı liselisin de Amerika'ya özgü fişi dönüştürücü kullanmadan uymadığı barizken kalkıp bizim prizlere sokmaya çabalıyosun.Alet yanmış tabi direk :) İşin daha da tuhaf tarafı küçük beyimiz geldiğinden beri gezip durduğunu söylemiş yazısının başında ama hiçbiryerde XBox'la karşılaşmamış.Ama 500 dolar civarında bir fiyatı olduğunu öğrenmiş her nasılsa ve bunun üzerinden çoğu şeyin Amerika'da ki fiyatlarının 2 katı daha pahalı olduğunu eklemiş.

Babacım şuraya geldin senede 5 milyon ayda nerden baksan 400-500 bin $ para alacaksın kalkmış 500 $'lık aletin lafını yapma gözünü seviyim.Sen de bunları söylersen biz ne yapalım?

Sonuç olarak Beşiktaş Amerika ve Avrupa'da bu transferle epey kendisinden söz ettirdi doğru ancak Deron Williams yazının sonunda açıkça şu lokavt bitse de biran önce dönsem,benim de bütün arzum bu yönde demiş.5 milyon dolar'a bu adamı alana kadar yıllığı 1 er milyonda 5 tane canavar gibi yabancı bulabilirdi Beşiktaş.

Unutmadan Beşiktaş'ın bir Sinan Engin'e ihtiyacı var zira Deron Williams fıstık ezmesi krizine tutuldu tutulacak.Adam Amerika'dan satın alıp getirtmek istiyoruz ama vergiler,kargo ücretleri falan olmuyormuş deyip durmuş çok zor değil yahu çoğu grossmarketlerde üstelik Amerika'dan ithal fıstık ezmeleri kavanozlarda satılıyor alın da götürün adama 1-2 koli.

Salı, Mart 15

Bernd Schuster İstifa Etti!


Göreve başladığı dönemde Beşiktaş gerek yaptığı kaliteli transferler gerekse Uefa Kupası eleme turlarında aldığı farklı galibiyetlerle ülkedeki pek çok futbolsevere ''Beşiktaş iyi takım kurdu bu sene ligi alıp götürürler'' dedirtti 52 yaşındaki Alman hoca.

Ancak lig ilerledikçe beklenen olmadı.Hangisini önce yazmak gerek bilemiyorum ancak Schuster'in gerek maç sonu gerek idman sonları yaptığı sert olduğu kadar beklentilerin tam tersine gelişen açıklamalarına alışık değildik.Ne basın ne Beşiktaş taraftarı ne de yönetimi.Bununla birlikte sportif başarısızlık da giderek artarak süregelince yıldız transferlerle birlikte takıma çıta yükseltmesi beklenen Alman hoca bugün yönetime istifasını verdi.Olağanüstü toplanan yönetim kurulunun istifayı kabul edeceği Schuster'in ise an itibariyle takımla son idmanına çıktığı ve idman sonu oyuncularla vedalaşacağı söyleniyor.

Sezon sonu geldiğinde başından sonuna kadar görevinde kalan hoca sayısının değişenlerden bir hayli az olduğu ligimizde Schuster bugüne kadar gelen popülaritesi en yüksek hocalar arasında ilk 3e girer.Belki en kıdemlisi bile olabilir Avrupa'dan geldiği gözönüne alınırsa.İstifa gerekçesi olarak ''başarısız olduğum takımda kalmak istemiyorum'' ifadesini sunan Schuster herhangi bir tazminat talebinde bulunmayacağını da dile getirmiş sanırım.Başkanına 100milyon$ civarı borcu olan bir kulüp için bu tazminat samanlıkta iğne misali bişey olurdu ama Beşiktaş kulübü de gönderdiği oyuncular için vermeyeceği maaşları kar olarak gören Galatasaray yönetimi misali düşünür mü bilemiyorum.

Schuster'in gidişi Beşiktaş'ta neleri değiştirir diye düşünüldüğünde tablo okadar da net olmuyor açıkçası.Yerlilerden Mustafa Denizli'nin gelmesi gündemde.Arda'yı transfer etmek için uğraşan Atletico Madrid'e yol alması İspanya'ya dönmek istemesi düşünüldüğünde epey mantıklı Schuster için ancak kendisini isteyen kulüpler arasında bir zamanlar Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'a getirmek istediği Armin Veh ile yolları ayıran Hamburg da var.Dolayısıyla böyle karışık sirkülasyonlar olabilir.

Kim gelirse gelsin Beşiktaş'ın sorununun büyük ölçüde yönetimsel olduğu herkesçe dillenmiş bir mevzu artık.Schuster'in;hem görev başındayken hem de ülkesinde olduğu dönemlerde atıp tutan Daumvari açıklamaları ve maçlarda yaptığı kadro ve değişiklik seçimleri ile de bu yaşananlarda payı olduğunu söylemek mümkün.Zaman zaman basının da üzerine geldiği hocaya yönetim destek vermedi.Sonuç olarak kimyalar uyuşmadı ve bu noktaya gelindi diyebiliriz.

Alman hocanın ayrılmasından sonra ''gözümüz aydın'' nidalarıyla sevinen Beşiktaşlılar bu yönetim gitmedikçe bir kaç yıl daha ''şerefli ikincilikler'' peşinde koşulacağının farkında değil sanırım.Bundan sonra ülkemizde La Liga tecrübeli yada herhangi bir bu düzeyde kıdemli kariyerli bir hoca görmemizin çok zor olduğu gerçeğini de kabul etmek gerek.Türkiye'nin harcadığı! yabancı teknik direktörler gözönüne alındığında bu konuda kredimizin tükendiğini ve gelecek olsalar bile sportif başarının ''olursa olur'' mantığıyla ikinci planda kalacağı tıpkı Aragones'te olduğu gibi emekli ikramiyesi edinmek için geleceklerini düşünüyorum.

Pazar, Şubat 20

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:4

Derbilerin klişeleri vardır.Çok favori olan çok formda olan takım genelde! kazanamaz.Kaybetmesi çok olası olan,formsuz bir gidişat içinde olan takım genelde derbide extra motive olur ve herkesi şaşırtan sonuçlar alabilir.

Bu akşam belki de tüm bu klişelerin geçersiz kaldığı bir maç izledik.Çok keyifli,heyecan dolu,herşeyin var olduğu bir maç oldu.

Gökhan Gönül'ün kas yırtığına ve Dia'nın ve Emre'nin hafta arası bir kaç idman kaçırmalarına neden olan sakatlıklarına rağmen sahada yer almaları Fenerbahçe için avantajdı.

Beşiktaş'ta ise Schuster yabancı kontenjanı nedeniyle kadro dışı tercihlerini Sivok-Bobo olarak kullandı.Burada Fernandes ve Ernst gibi iki benzer özellikli oyuncuyu aynı anda kadroda bulundurması ve halen lige ve takıma adapte sorunu gözlenen Almeida'yı tercih etmesi eleştirilir şeylerdi.

Fenerbahçe'de Beşiktaş ve Galatasaray derbilerinin duran toplardaki kafa ve uzaktan golleriyle efsanesi haline gelen Selçuk daha maçın başında vuruşuyla olmasada ortalığı karıştırması ve gole sebep olmasıyla meydandaydı.

Fenerbahçe'nin son yıllarda sıkça yaptığı nadiren ve çoğunlukla ev sahibiyken işe yarayan ama özellikle deplasmanlarda sıkıntıya düşmesine neden olan öne geçtikten sonra geri yaslanma taktiği ilk yarının 30'lu dakikalarına kadar iyi işledi aslında.Geri yaslanan takım özellikle Dia-Santos ile soldan iyi işledi ve pozisyonlar buldu.Maçın 3 kritik anından 1'i olan Dia'nın direkten dönen topu o sıralarda gol olsaydı maç Fenerbahçe için daha rahat seyir edebilirdi.
Ekrem'in 50 kere vursa 2.bir kez daha o noktadan kaleye sokamayacağı kaleye bakmadan çektiği şut yarının son anlarına denk gelince devreye sıkıntılı giren Fenerbahçe oldu.Beşiktaş 2.yarıya daha istekli başlayacaktı öyle de oldu,bu kez 2.yarının 3.dakikasında kullanılan serbest vuruş barajdan sekti Yobo öne çıkmakta abartıp Toraman'ı unutunca onun önüne düşen top Beşiktaş'ı öne geçirdi.
2-1 den sonra Fenerbahçe önde etkili olmaya çalışırken çok pozisyon verdi ve bu sırada Almeida'nın karşı karşıya atamadığı,Volkan'ın çıkardığı top maçın 2.kırılma noktası oldu.Hemen ardından bir kaç pozisyon önce Lugano'yu al-aşağı eden Ferrari'nin bu kez hırsına kurban olup dirsek atması hem kendisini oyun dışı bıraktı hemde kazanılan penaltıyla Fenerbahçe eşitliği de sağladı,ibreyi de kendine çevirdi.Ki bu maçın son ve en önemli kırılma anıydı.

10 kişi kalan Beşiktaş'a karşı doğru paslarla,sakin sakin yüklenen takım kısa süre sonra 3 ve 4. golleri Alex'in ayağından buldu.Kalan 20 dakika Beşiktaş taraftarı için en sıkıntılı anlarıydı maçın.

Önceki takımlarıyla Beşiktaş ile oynadığı maçlarda 9da 5 yapan Aykut Kocaman bir galibiyet daha ekledi serisine.Geri düştüğünde Semih'i hazırlayan,öne geçince ise kontrolü ele alan değişiklikler düşünerek maça hakimiyetini gösterdi.İlk yarı takımı geri çekti eleştirilerine katılmıyorum kaçırılan pek çok pozisyon var.Alex ise maçın yıldızıydı.Onun karakterini oyununu çocuklarımıza anlatabilecek olmamız,onu izleyebiliyor olmamız büyük şans.

Fenerbahçe formdaydı,2.yarıya 4te4 ile başlamıştı,inançlıydı;Beşiktaş ise sıkıntılı,formsuz,şampiyonluktan uzak.Tek motivasyonları rakiplerinin gücüydü o da biraz da şanslarının yardımıyla maça geri dönmelerini sağladı.Klişelerin yalan olduğu,formda ve favori olanın kazandığı bir derbi izledik.

Beşiktaş yönetimin ve teknik kadronun biz yıldızları getirdik,biz dünya takımıyız,bizi tüm dünya izliyor konuşmalarındansa,bu yıl nerde hata yaptık önümüzdeki yıl neler yapmalıyızı tartışmaları gerek zannımca.

Fenerbahçe ise bu sürecin başlangıcını sağlayan;herkesin iyi oynamadan dediği ama takımın üstündeki stresi atma unsurunun bunda en önemli etken olduğunu unutarak söylediği Antalya maçından sonra Trabzon maçı ile birlikte en zorlu olarak görülen virajı döndü.Bundan sonra ipler bir nebze daha da olsa takımın elinde eğer hata yapmazlar bu inanç ve form seviyesi ile şampiyonluğun en büyük adayı oldukları bir gerçek.

Bu galibiyet Cuma günü kendi stadları önünde cop yiyen,biber gazı soluyan,küfür yiyen İnönü'de yer alan tüm Fenerbahçe taraftarına armağan olsun.

Salı, Ekim 12

Allen Iverson Beşiktaş'a doğru

Beşiktaş camiası bu günlerde yeni bir yıldız transferin heyecanı içerisinde.Geçen sene futbolda gelen şampiyonluğun kutlamaları sırasında taraftarların Quaresma! tezahüratları sonrası yönetim büyük emekler sonucu Portekiz futbolunun kariyeri düşüşler yaşamış olsa da şu an futbol oynayan bana göre en yetenekli iki oyuncusundan Ricardo Quaresmai'yı kadrosuna katmıştı.

El Amin'li Larry Ayuso'lu Beşiktaş kadrosu 04-05 sezonunda Efes Pilsen'e finalde kaybettiğinden beri Beşiktaş erkek basketbol takımı hep ödenmeyen maaşlar,idmana çıkmayan oyuncularla gündeme geldi.Playofflarda da finaller kısmında göremez olduk kendilerini.

Benim bildiğim kadarıyla 1-2 aylık bir girişim var Allen Iverson için.Nba'de sezon öncesi kampları için herhangi bir takımdan teklif almayan Iverson Çin ligi takımlarından yüksek meblağlı teklifler almış ama reddetmiş.Beşiktaş'ın ilgisine ise başından beri olumlu karşılık var Iverson cephesinden.Dünya Basketbol Şampiyonası sonrası İstanbul ve Türkiye'ye olan bakışının da olumlu yönde değiştiğini öngörmek mümkün.

Görüşmelerdeki tek sıkıntı Iverson'ın; kendisine verilecek olası bir cezanın kendisine önerilen sözleşme miktarı olan 1.5 M $'ın yüzde birinden daha az bir tutar olabileceği maddesini sözleşmeye eklemek istemesi olmuş.Beşiktaş yönetimi de yıllığı 2M $ net ücret veren bir sözleşme ile karşısına çıkmış.Beşiktaş tarafı imzanın bu haftasonuna kadar atılması umudu içerisindeyken Amerikan basını Iverson'ın 10 günlük bir süre istediği ve bu süre içerisinde kararını açıklayacağını haber etmişler.

Iverson'ın menejeri oyuncunun basketbol oynamak istediğini ve İstanbul'a gelmeye sıcak baktığını ifade etmiş.Bu iş olacak gibi.Iverson benim basketbol oynamaya başladığım 99 yılında Philadephia forması ile şimdinin Lebron James'i gibi birşeydi basketbola yeni başlayanlar için.Onun ayakkabıları kapış kapış satılırdı hiç unutmam.Yetenek ölmez.Ama Iverson'ın basketbolu bıraktım-yok vazgeçtim oynayacağım içerikli hikayelerini de paylaştık geçen sezon.Basketbolunu izlemek keyif verir elbet ama kimse ondan El Amin gibi Ayuso gibi takımı sırtlamasını beklemesin bence.Umarım yanılırım.Yanılırsam da ilk fırsatta kendisini izlemek için biletixi ziyaret ederim.

Cuma, Ağustos 27

2010 Uefa Avrupa Ligi Grupları


Türkiye'nin uzun yıllardır yaşamadığı bir tür kara geceyi dün gece 4 takımımızın 3'ünün Uefa Play-off turundan elenmesi ile yaşamıştı.Trabzonspor her nekadar kendisinden repütasyon ve kadro kalitesi olarak daha güçlü bir rakibe elenmiş olsa da biraz daha dikkatli olsaydı onlar da eleyebilirdi.Ancak Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kendilerinden çok daha zayıf rakiplere elenmiş olmalarının bir bahanesi yok.

2010 yılında ülkemizi Uefa Avrupa Ligi'nde temsil edecek tek takım Beşiktaş L Grubu'nda Porto,Cska Sofya ve Rapid Wien oldu.

Porto hemen hemen hepsi Şampiyonlar Ligi takımı ayarında olan kulüplerin arasında düşünüldüğü zaman bir Portekiz takımı olarak Sporting Lizbon tercihim olurdu benim.Porto deplasmanı çok zorlu bir deplasman.ManU,Arsenal,Liverpool gibi takımların dahi sıkıntı yaşadığını düşünürsek Portekiz deplasmanı Beşiktaş'ın tam konsantre bir şekilde hazırlanması gereken bir mücadele olacak.İnönü'de ise Bjk taraftar desteğini de arkasına alarak Porto'yu mağlup etmesini bilmeli.Quaresma'nın yıldızının parladığı takımla tekrar karşılaşacak olması futbolun güzelliği.Onun vereceği bilgiler de takım için önemli olacaktır şüphesiz.

Cska Sofya ile Beşiktaş 4 sezon önce Uefa ilk turunda eşlemiş,ilk maçı İnönü'de 2-0 kazanırken rövanşta normal süreyi aynı skorla mağlup kapatmış ancak uzatmada attığı 2 golle turu atlayan taraf olmuştu.

Rapid Wien gruplara Aston Villa'yla evinde 1-1 kaldıktan sonra İngiltere'de 3-2 mağlup ederek kaldı.

Porto'nun ciddiyeti ortada.Diğer iki takım da küçümsenmemeli.Özellikle Cska evinde iyi maçlar çıkarmaya çalışıyor.Rapid Wien deplasmanında gurbetçilerin desteği de Beşiktaş'ın avantajı olur.Beşiktaş bu kadrosuyla Porto ile ilk 2 mücadelesi yapacak güçte.

Pazar, Ağustos 15

Sivas-GS & Buca-Beşiktaş

Sivas-GS maçını evde,Buca-Bjk maçını dışarda arkadaşla izledim.İlk gözüme çarpan şey Beşiktaş taraftarının maçı izlerkenki heyecanıydı.Maçı Serkan'la beraber izledim.Galatasaraylı kendisi ve benim Bjk'li taraftarların bu heyecanını dile getirişimde bana verdiği cevap şuydu: 'Nasıl heyecanlanmasın adamlar kanka,Guti var Q7 var,biz kime heyecanlanalım Ayhan'a mı,Mustafa Sarp'a mı?'' Haklısın dedim.Gelgelelim işin gerçeği öyle olmamıştı.Mustafa Sarp da Ayhan da takımlarının ayakta kalabilen iki ismi olmuştu Sivas'ta.

Beşiktaş İstanbul'da nefes almayı zorlaştıran,hatta dün gece girip baktığım meteorolojinin sitesinde %90'ın üstünde olduğunu gördüğüm nem oranı ile insanın canına kasteden sıcağa rağmen fizik kondisyon olarak iyi gözüktü.Guti kalitesini asisti ile belli etti zaten.Quaresma topu her ayağına aldığında insanın yanındakini hafiften dürtüp ''bak bak lan neler yapcak şimdi'' diyesi geliyor cidden.Bir de karşı karşıya kaldığı pozisyonda gole çevirse maçtan sonra Beşiktaş'ın en çok eleştiriyi aldığı Buca gibi 'lige yeni yükselmiş,henüz takım uyumunu sağlayamamış' bir ekibe karşı farkı arttıramaması bukadar konuşulmayacaktı.

Bunların dışında geçen sezonun son maçlarında dikkat çeken Necip bu sezon adından daha çok söz ettirecek gibi.Necip gerçekten yetenekli.Oyun görüşü çok iyi pas yeteneği keza öyle.Üstelik Quaresma ve Guti gibi isimlerle yanyana oynaması da 19 yaşındaki oyuncu için büyük avantaj.

Bucaspor takımı çok zayıf gözüktü.Maç boyunca üst üste 4-5 pas yapmakta zorlandılar.Lisansı yetişmeyen Manucho ve Bülent Uygun'un bilindik defansif anlayışına binaen yedek başlayan Victor Mendy takıma uyum sağlasa da ligden düşmeme mücadelesi verecekleri pek muhtemel.
Galatasaray yaklaşık 3 yıldır Sivas'ta galip gelmekte zorlanıyor.Galatasaray'ın sorunu kondisyon yada mücadele eksikliği değil ve Sivas dün Türkiye'de sıcaklık ve nem bakımından en rahat yerdi muhtemelen.Baktığınızda Arda ve Kewell başta olmak üzere takım bişeyler yapmaya çalışıyor gözüküyor ancak defansta vatandaşı Kewell bukadar formdayken Neill'in böylesine formsuz oluşu,Servet'in buna ayak uydurması ve bence Galatasaray'ın oyuncusu olmayan Ali Turan olunca rakibe verdiğiniz her pozisyonda sıkıntı yaşamanız topu ağlarınızdan çıkarmanız normal.Gs taraftarlarının Aykut'a sinirlenmesi bu nedenle çok da haklı değil bana göre.

Ülker'de basket oynadığım dönemde takım antrenörümüz Serdar Apaydın'dı.Ve çok hoşuma giden bi benzetmesi vardı.Soyunma odasında taktik panoya iki eksen çizer ve o eksenlere 2 grafik yerleştirirdi.Altta kalan eksen türk oyuncu ekseni olurdu.Üstte kalan ve sürekli yükselen bir doğrultuda olansa yabancı.Ne zaman sahada pozitif işler yapıyorsunuz,fiziğinizle zekanızı doğru şekilde kullanıyorsunuz işte ozaman yabancı grafiğinde oluyordunuz.Gelişmeniz,ilerlemeniz de mümkün oluyordu.Bi altyapı oyuncusu için önemliydi bu.Çünkü genç takıma gelene kadar yaşıtlarınızla oynarsınız ama ondan sonra A takım seviyesine gelince siz 18-19 yaşınızdayken karşınızdaki adam 30 yaşında olabilir.Ama onun onca yıl oynamışlığının yanında sizin yeni yetmeliğiniz sırıtmasın istiyorsanız 'türk' oyuncu grafiğinden sıyrılmanız ve üstüne çıkmanız gerekir.

İşte Ali Turan da böyle.Tıpkı diğer anadolu takımlarından büyük kulüplerimize büyük umutlarla transfer olan ve bekleneni veremeyen oyuncular gibi.Galatasaray forması giyiyor ama o takımın oyuncusu olmadığı bariz.Sırıtıyor.Türk grafiğinin üstüne çıkan en güzel örnek kimdir mi?Galatasaray için yakın zamanda böyle biri varsa Mehmet Topal'dır kesinlikle.Altyapıdan gelipte üstüne koya koya giden,belki çok daha akıllı olsa şimdi çoktan Arsenal'de olabilcek Arda Turan'dır.Beşiktaş'ta şimdi Necip'tir o isim.Fenerbahçe'de Gökhan Gönül'dür.

Sivasspor bildiğimiz Sivas.Bu sene Mehmet Nas ve Ceyhun gelince biraz güzel oyun,defanstan ileriye yerden,üstüste paslarla çıkan bir Sivas görürüm,bu da yapacak hiçbişeyin olmadığı şehirde haftasonları stada gitmem için sebep olur diye umuyodum.Belli ki bu takımda,şehrin kahraman ilan ettiği kadar benim nefret ettiğim Mehmet Yıldız oldukça onun defans oyuncularıyla güreşini izlemeye doyamayacağız.Nas,Ceyhun ve Cihan gibi isimlerin devamlılığı Sivasspor'un bu sene orta sıralarda tutunmasını sağlayacaktır.Ben dün Giresun'dan gelen Pedriel'i izleyebilmek adına umutluydum ama Sivas sadece fizik mücadele ile Galatasaray'ın yapmak istediklerine engel olabildi ve Mesut Bakkal ihtiyaç bile duymadı.

Galatasaray takımının şu anki kapasitesi bu.Ve önünde Bursa ve Eskişehir gibi galip gelmekte zorlandığı iki takımla maçları varken takımın ciddi şekilde transfere ihtiyacı var.Galatasaray ilerleyen haftalarda da puan kayıplarını sürdürürse bunun ilk ve en büyük sorumlusu kesinlikle transferlerde bukadar ağır aksak davranan yönetim olacaktır.

Pazar, Haziran 13

Ricardo Quaresma Beşiktaş'ta

Beşiktaş uzun süredir peşinde olduğu Ricardo Quaresma ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.Q7 için Inter'e 7.3M € oyuncuya ise ilk sene 3.5 kalan iki yıl 3.75M € ödenecek.

Quaresma Portekiz futbolunun son yıllarda Ronaldo ile birlikte yetiştirdiği en önemli oyunculardan biri.Henüz 27 yaşında olan futbolcu Lizbon altyapısından yetiştikten sonra Porto'da kendisni göstermiş ve ardından Barcelona,Chelsea ve Inter gibi ekiplerde forma giymiş ancak bu takımlarda bekleneni verememişti.

Son olarak formasını giydiği Inter'de Mourinho'nun 'Quaresma çok yetenekli fakat taktik disiplinsizliği onun en olumsuz yanı' diyerek Şampiyonlar Ligi kadrosuna almadığı yıldız oyuncu Inter ile ipleri koparmıştı.Türkiye'ye gelmeye bu zamana kadar sıcak bakmayan Q7 sonunda ikna edilebildi ve Cuma günü İstanbul'a gelecek.

Disiplinsiz olabilir,zaman zaman bencilliği ve Mourinho'nun da dediği gibi taktiksel anlamda disiplinsiz oluşu ve gece hayatını sevmesi problem olabilir ancak yetenekleri tartışılamaz.Beşiktaş taraftarının kendisini ateşleyebileceği ihtimali umut verse de işin sonunda Portekizli oyuncunun saydığımız dezavantajlarının baskın olması ve hatta zaman zaman Beşiktaş yönetiminin ödemelerde sıkıntı yaşarken Quaresma'nın aldığı ücretin takım içinde sıkıntı yaratabilme ihtimali ikinci bir Ortega vakası olarak sonuçlanmasına da neden olabilir.

Quaresma'ya her zaman bir sempatim olmuştu.Rakip bir takıma gelmiş olması farketmez Q7 nin transferi ligimiz için de önemli bir gelişmedir.Pes oynarken Inter'i aldığımda Figo'nun yerine alacak kadar sempati duyduğum bu adamın oyunundan zevk almayı umuyorum.Beşiktaş'a hayırlı olsun.

Çarşamba, Mayıs 19

Beşiktaşlı duruşu! Beşiktaşlı Rüştü!

Öğlen saatlerinde Fenerbahçe kulübünün yaptığı basın toplantısında en çok şaşırdığım,hatta bir dünya etken vardı bu muydu tek sorun diyerek,keşke yapmasalardı diye düşündüğüm şey Rüştü'den bahsetmeleri,hatta buna resmi bildiride yer vermeleriydi.

Benim ilk anladığım Aziz Yıldırım'ın; Fenerbahçe kulübüne bugüne kadar şabie suçlamaları yapanların bu iddaalarına karşılık ''ee hani noldu?Olamadık işte şampiyon.Hem ozaman Rüştü de bunları yaptı,onlar da şike ozaman,onun da yediği goller şaibeli ozaman'' tarzı bir ifade çözümlemiştim açıklamanın içinden ve Yıldırım'ın dediklerinden.

Basın toplantısı sona erdikten sonra Fenerbahçe'nin;Rüştü'nün,Kasımpaşalı,Ankaragücü'lü ve Trabzonsporlu oyuncuları aradığı iddialarına NTVSpor aracılığıyla jet hızıyla yanıt veren Rüştü ''eğer böyle görüşmeler yaptığımı ispatlarlarsa futbolu bırakırım'' demişti.

Fenerbahçe'nin bu iddalarını alay konusu eden Beşiktaş taraftarı,kendilerinde değiller heralde demiş ve Aziz Yıldırım'ın karşısında sözde o pek benimsedikleri Beşiktaşlı duruşunu sergilediğini düşündükleri için Rüştü'yü ''artık seni Beşiktaşlı Rüştü olarak bilicez'' diye seslenmişler,benimsemişlerdi.

Fenerbahçe kulübü Rüştü'nün bu açıklamalarından sonra resmi sitesinden yayınladığı bildiride,Rüştü'nün bu konuşmaları yaptığını nerden ve ne şekilde haber aldıklarını açıkladı,hatta Rüştü'nün yaptığı telefon konuşmaları sonrası Ali Yıldırım ile görüşmesinin ardından yaptığı konuşmaların hatalı olduğunu kabul ettiğini ve Bursa maçında göstereceği performansla bu lekeyi temizleyeceğini söylediğini de ifade etti kulüp.Ve Rüştü'den kamuoyuna söz verdiği şekilde futbolu bırakmasını istediler.

Beşiktaş kulübü ise oyuncusunun,kendi takımının şampiyonlukla hiç alakası bile yokken-ki olsa kaç yazar- yaptığı bu telefon görüşmelerini doğrular nitelikte bir bildiri yayınladı. Bildirinin sonunda da Adnan Polat'ın,'Fenerbahçe Franco'yu ayarttı' iddaasına Aziz Yıldırım'ın sessiz kalışını eklemişler.

İnsanda biraz soğukkanlılık olur.Herşeyden önce çıkıp canlı yayına bağlanan yöneticilerinin bile basın toplantısını izlemedeği ortadayken yayınladıkları bildiride Aziz Yıldırım'ın neden sessiz kaldığını sorgulamaları çok da anormal değil.Fenerbahçe kulübü Rüştü'nün yaptığı görüşmelerin doğruluğunu smsler yoluyla gerek de Ali Yıldırım ile yapılan görüşmelere dayandırırken karşı taraf hiçbir aslı astarı olmayan haberleri öne sürmekle yetiniyor.

Çocukken seni severdim Rüştü.Onca laf yedin,yeri geldi dayak yedin,saçma sapan hatalar yaptın ama biz seni çubukluyu taşıdın diye sevdik.Sonra kulüpten nasıl ayrıldığın ortada olmasına rağmen sevgiyi bozmadan saygıya dönüştürdük.Arkandan konuşmadım.Ama şu yaptığının adı döneklikten başka bişey değildir.Çıkıp futbolu bıraktım diyecek kadar yüreğin yoksa da tam bir Beşiktaşlı duruşu sergilemiş olursun.

Cumartesi, Nisan 24

Zavallılar ordusu!



Taraftar dediğin 10 yıl önce çıkmış 'hep destek tam destek' mantığına sarılıp;ısrarla,bağıra çağıra,tepkisini takıma olumlu yanısıtıp itici güç oluşturacak şekilde ayaklandırmayı bilenidir.Kimse kusura bakmasın 6 hafta evvel ben dahil pek çoğumuz umutları kaybetmişti ve bu taraftar takımı ayağa kaldırdı.

Bir de geçen hafta Saraçoğlu'ndan mağlup döndükten sonra,federasyonun önünü kazıp Bilica'ya atıfta bulunarak akıllıca sayılabilecek bi protestoda bulunan ama gel gelelim senelerdir takımına köstek olmaktan başka bişey yapamayan bir topluluk var.Cidden akılsızlar ordusu sanki oluşturdukları bütün.Koca stad,takımı Uefa için kazanmak zorundayken maçı bırakmış 'o.ç Aziz Yıldırım'' tezahüratı yapıyor.Şeref Tribünü eşlik etmeyince bide ıslıklıyorlar bak sen paşalara.

İçlerinden bitanesi de şuakdar sene boyunca bu taraftarın bu şekilde köstek oluşunu görüp çıkıp demedi ya bilader napıyorsunuz siz? diye.Diyemedi çünkü.Nede olsa 'Çarşı' dokunulmaz dimi? Zavallısınız.Tıpkı geçen hafta Saracoğlu'nda, dünyası;elinde tutup Fenerbahçe tribünlere göstererek iyi bir halt yediğini sandığı şeyin etrafında dönmekten ibaret olan şu yukarı fotodaki herif gibi bugün o küfürleri edenler de zavallıdır.

Pazartesi, Nisan 19

Korkunun ecele faydası yok {Fenerbahçe:1-Beşiktaş:0}

Çok değil 6 hafta önce pek çok kesim takıma şampiyonluk yarışından düştü gözüyle bakmıştı.6 haftadaki değişimin gerçekleşmesi ve takımın ayağa kalkmasında en büyük pay tıpkı bugün Volkan'ın o penaltıyı kurtarmasında ve maçın kazanılmasında olduğu gibi Saracoğlu tribünlerini dolduran,inancını takımına aşılayan o taraftarındır.

Kadrolar açıklandığında beklenenin dışında görülen,hafta boyu oynayacağı konuşulan Serdar Özkan'ın yerine bu sezon 30 maçın 14 ünde forma giyen ve bunların yalnız 2 tanesinde ardarda iki hafta forma giyen İsmail Köybaşı'nı tercih etti Denizli.

Amacı ve mantığı kısaca ''rakibi durduralım da 90 dakikanın bi yerinde kazara bitane sıkıştırırsak 1-0 yeneriz'' olan taktiği Beşiktaş'ın son 5 sezonda en çok çektiği oyuncuların başında gelen Alex,bu özelliğini sürdürerek bozunca özellikle ilk yarı Beşiktaş hiç varlık gösteremedi.

Alex konusuna bir parantez açmak gerekirse, 5 sezondur bu ligde oynayan bir adamın her nekadar zaman zaman yaşından da kelli ağır kalsa da bunu zekasıyla bertaraf ettiğini defalarca kanıtlamış olmasına rağmen onun başına ısrarla adam adama savunacak birilerini diken teknik direktörlerin mantığını tartışmak gerekir.Hele Alex'in başına dikilen adamın İbrahim Toraman gibi zekadan yoksun,fizik mücadeleye dayalı özelliklere sahip bir adam olması ayrı muamma.

Erken gelen golün planlarını alt-üst ettiği Beşiktaş'ın organize atağı geçtim mücadele anlamında bile aksadığı ilk yarıda Guiza'nın rakip defansa uyguladığı preste başarılı olsa da müsait durumlarda topu dışarı attığı pozisyonların birinde başarılı olsa ikinci yarı Fenerbahçe adına daha rahat da geçebilirdi.

İkinci yarı benim son dönemlerde gördüğüm ve stadda olan arkadaşlarımın benimle paylaştığı 10-15 dakikalık 'Fener gol gol,şampiyonluk geliyor' tezahüratı ile başladı.Ancak oyuna baktığımızda Beşiktaş'ın yine organize olmasada oyunu dengeledeğini görmek mümkündü.

Lugano'nun eline çarpan topa penaltı vermeyen Göçek bu yanlışının etkisinde kalarak zaten şutunu çekmiş olan futbolcuya Bilica'nın kontrolsüz girişine penaltı verdi ki bence tartışılır bir karardı zira dediğim gibi oyuncu vuruşunu yaptıktan sonra geldi müdahale.

Bilica'ya postun sonunda ayrı bi paragraf açacağım zaten ancak Bobo topun başına geldiğinde tribünlerden gelen uğultunun o vuruşu göstere göstere yapmasında ve Volkan'ın kurtarmasında etkili olduğunu kimse görmezden gelemez.Ki kurtarılan penaltı sonrasında Fenerbahçe'nin son haftalarda en iyi yaptığı şeyi daha da moralli olarak yapıp Beşiktaş'a net sayılabilecek pozisyon dahi vermemesini;penaltıya,Bilica'nın beyaz noktayı kazımasına takılanların gözden bukadar kolay kaçırmalarını da anlayamıyorum.

Zira dün sahada olan Fenerbahçe takımının o inanç ve istekle o penaltı gol olsaydı dahi 2.golü bulamayacağını iddaa edebilecek olan var mı merak ediyorum.Varsa eğer böyle biri yarın maçı tekrar izlesin Beşiktaş'ın en net ve yegane pozisyonunun penaltı vuruşu olduğunu görecektir.

Maçtan sonra belki ilk kez bukadar tepkili olduğunu gördüğüm Denizli'nin çıkardığı kadroyu korkaklık olarak nitelendirenler oldu.Kimbilir Alex'in golü olmasa Denizli Fenerbahçe'yi en azından durdurma konusunda başarılı olsa haklı çıkabilirdi.Ancak şu sonuçta 'korkunun ecele faydası yok' söylenecek en doğru söz olur Mustafa hoca için.Holosko'yu almak için 85'e kadar beklemesi,ikinci yarı tonla top kaybı yapan Fink'e ısrarla tahammül etmesi de bir hafta boyunca konuşulacak terihleridir.

Sami Yen'de Galatasaray'ı mağlup etmesinin ardından Fenerbahçe'nin şampiyonluğu için ortaya çıkan iki koşul vardı.Biri Beşiktaş maçında en azından yenilmemesi,ve kazanması halinde haftaya Galatasaray'ın Bursa'ya çelme takmasını bekleyecek olmasıydı.Bunlardan ilki gerçekleşti.Haftaya bence sürpriz çıkmayacak olan maçta Galatasaray Bursa'yı beklenenden de kolay mağlup edecektir.Zira Bursa'nın son 3 hafta oynadığı oyunu FM oynayanlar 'Gung-Ho' taktiğine benzetebilirler.Cuma günü de,iyi güzel çok istekliydiler ancak attıkları gol auta gidecekken defansın ayağına çarparak kaleye girdi,üstelik bu golle devre arasına girmeleri de artı moraldi takım için.Sami Yen'de bu anlayışla olurlarsa hezimete uğrarlar diye düşünüyorum.Aksi olur mağlup ederler Galatasaray'ı, ozaman ben burda Beşiktaş Fenerbahçe ve Galatasaray'ı deplasmanda mağlup ettiler tertemiz şampiyonluk,haklarıdır derim.

Gelelim Bilica'ya.Sene başından beri savruk hali,gereksiz davranışları,sertlikleri pek çok Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarmıştı zaten.Tamam son haftalarda bir uyum sağladılar Lugano ile ancak bugün penaltıdan önce,hele hele sarı kart gördükten sonra yaptığı o gereksiz kazıma hareketi Bilica'nın hala Sivasspor'da oynayan bir futbolcu mantığına sahip olduğunu gösterir.Ki kendisni aldıktan sonra Sivasspor'a gönderilen Yasin Çakmak'ı öküz,ayı gibi sıfatlarla ananların arasında bugün Bilica'nın yaptıklarını savunanlar da var.Asıl Yasin olsa bugün Bilica'nın yerinde bu yapılan saçmalığın bu formaya bu kulübe yakışmayacağını bilirdi.Fenerbahçe yönetimi Bilica'yı,Edu'nın sakatlığı sonrasında zaman darlığı ve maliyetinin düşük olması sebebiyle 1-2 sezonluğuna almış olsa gerek,öyle umuyorum.Tez zamanda kulüpten gönderilmesi yapılacak en doğru iş olur.Herkesin bir araba laf ettiği,çok sert çok çirkef oynuyor dediği Lugano bile topladı kendisini,bu adam bi sene daha kalırsa kulübün başına bela olacağı ortadayken yönetimin kendisiyle yolları ayırması gerekir.

Hakem Hüseyin Göçek için söylenecek söz yok.Hem verdiği hem vermediği penaltı,bir maçta 50 kere aynısı yaşanan pozisyonlardan birinde Wederson ile Toraman'a kırmızı kart vermesi maçı kaldıramadığını bariz göstergesidir.Beşiktaşlı olduğu ortada bile olsa Fırat Aydınus'un yada pek çok kez Fenerbahçe taraftarının da şikayetçi olduğu Cüneyt Çakır yönetseydi bukadar konuşulacak kararlar vermezdi diye düşünüyorum.

Pazar, Nisan 11

Game Over! #2

Galatasaray'ın Sivas deplasmanında oynadığı maçtan sonra azcık da olsa süren umutlarının tükenişi başlıktaki gibi dile getirmiştim.Beşiktaş'ın dün akşam maça çıkarken şampiyon olabilmek adına tek şansı Trabzon-Fenerbahçe maçlarından 6 puan alabilmekti.Ancak o şekilde Bursa'nın puan kaybını bekleyebilir ve son haftada karşılaşacağı rakibiyle oynayacağı maça şampiyonluk anlamını yükleyebilirdi.

Herşeyden önce çok tempolu bir maç oynandı.Bukadar bol pozisyon olmasını beklemiyordum işin açığı.Trabzon'un asıl hedefinin hafta içi oynanacak kupa maçı olması bir nevi akılları orda,kafaları rahat düşüncesi oluşturuyordu ki biyere kadar maçın böyle tempolu olmasını bu sebeple açıklayabiliriz.

Beşiktaş Tello'nun yerine Yusuf'la başlarken,Denizli Ferrari'nin yokluğunu zaman zaman stoperlerin arasına kadar giren İbrahim Toraman'ı defansın hemen önüne çapa olarak yerleştirerek Teofilo ve Umut'u besleyecek Alanzinho ve Colman ikilisinin oluşturacağı pas trafiğini kesmeyi hedeflediği belliydi.

Yusuf oyunda kaldığı süre boyunca Serkan Balcı tarafından hemen her pozisyonda durduruldu.Keza İbrahim Üzülmez aynı şekilde.O, değil bir temasta;rakibin rüzgarı değdiğinde kendini yere atıp faul aldıran hareketlerinden gına geldi artık.Diğer kanatta Holosko'nun etkisizliğine Ekrem Dağ'ın Colman ve Alanzinho'yu yalnız bırakmama adına ileri çıkmaması eklenince Beşiktaş bu bölgelerde istediği kadar etkili olamadı.Ernst ve Fink'in kaptığı topları Uğur İnceman ve Holosko'yla buluşturup onların Bobo'yu kaçırma girişimleriyle pozisyon arayan Beşiktaş zaman zaman ofsayt bazen de çoğunlukla Egemen'in yerinde müdahaleleriyle engellendi.

Rüştü pek çoğuna göre yıllardır alışıla gelmiş bir şekilde yine bir kaç iyi kurtarış yaptıktan sonra sakatlandım numarası yaparak çıktı oyundan ancak maç sonu gelen bilgiler 1 ay oynamayacağı şeklinde.Futbolcuların lif atma gibi,kasık yırtılması gibi sorunlar yaşamasını anlarım ancak kalecilerin üstelik soğuk da kalmadığı bir kaç kez pozisyonların içinde kaldığı bir maçta degaj yaparken sakatlanmasını neye bağlamak lazım bilmiyorum.Rüştü'nün vücudu kaldırmıyor artık bu yükü desek yanlış mı olur bilmiyorum çünkü bana sanki bu yaşına gelmiş olmasına rağmen unu eleyip eleği asmaktansa tam performansla çalışan bir profesyonelmiş gibi geliyor Rüştü.Teofilo ile karşı karşıya kaldığında yaptığı iki kurtarış muazzamdı cidden.Beşiktaş taraftarının büyük kesiminin,onun kaleciliğini beğenmediğini biliyorum ama adamlığına karakterine hiçbirinin laf söylemeyeceğini de bizzat tanık oldum pek çok kere.O yüzden okadar alkış aldı bugün çıkarken,sadece kurtarışlar için değil.

Bir söz de Bobo için.Beşiktaş kulübü önümüzdeki dönemde ya Bobo'nun etkili olabileceği bir sistem bulsun,yanına adam almak olsun sistemi değiştirmek olsun yada satsınlar bu adamı.Bu şekilde oynamaktan memnun olmadığı bariz adamın.İkinci yarıda gol gelmedikçe ben Mustafa hocadan Nobre'yi almasını bekledim ancak o tercihini Serdar Özkan'dan yana kullandı.

Sonuç olarak Beşiktaş da şampiyonluk umutlarına veda etme yolunda Galatasaray'a eşlik etmiş gibi görünüyor.Bu halleriyle önümüzdeki hafta Saracoğlu'nda da pek bir varlık gösterebileceklerini hiç sanmadığımı şimdiden söyleyebilirim.Herkesin o çok korktuğu,merak ettiği ''ilk golü Bjk atarsa Fener zorlanır'' senaryosu,Beşiktaş'ın gol atmakta sıkıntı çekmesi durumu ve Fenerbahçe'nin oturttuğu savunma düzeni göz önüne alındığında nasıl gerçekleşecek onu da merak ediyorum ya neyse,göreceğiz bakalım.

Cumartesi, Şubat 27

Geçmiş Olsun Nicolas!


Sağlık kadar değerlisi,önemlisi yoktur insan hayatında.Şimdinin Beşiktaşlısı Mert Nobre bir zamanlar Fenerbahçe forması altında Ali Sami Yen'de Mondragon'un üzerinden aşırtıpta attığı golle o gün şampiyonluk yolundaki direk rakibi karşısında 3 puanı getiriyordu ancak sezon sonunda Denizli'ye kaybedilen 2 puanla şampiyonluk Galatasaray'ın olmuştu.Golden sonra o dönem takımdaki Anelka'nın ilk adı olan Nicolas'ı dövme olarak yaptırdığı kolunu kameralara gösteriyordu Nobre.Hatta o dönem Anelka'yla çok iyi anlaşıyorlar ya onun için yaptırdı muhabbeti bile dönmüştü.Halbuki 2 yaşındaki oğlu Nicolas'ın adıydı dövmenin anlamı.

İşte şu anda 7 yaşında olan oğulları Nicolas'ı Nobre ailesi bu sabah ateş,şiddetli baş ağrısı gibi şikayetlerle hastaneye kaldırdılar.Hastaneye getirildiğinde bilinci kapalı olan Nicolas yoğun bakıma alınmış.Enfeksiyona bağlı bir rahatsızlık yaşadığı tahmin edilen Nicolas'a ve Nobre ailesine geçmiş olsun diyor acil şifalar diliyorum.



{3 gündür muhtemelen pazartesi FB-Bursa maçı için dışarda olduğum sıralarda kaptığım kıçıkırık bi virüs yüzünden yamulmuş haldeydim,bumeyanda okul başlıyor dönüş hazırlıkları var yavaş yavaş,3-4 güne eski sıklıkta paylaşımlara başlamak dilek ve isteğim var hayırlısı bakalım ;) }

Pazartesi, Şubat 22

Az pilav üstü kuru..


[[Bu yazı kuşkusuz blogun şimdiye kadarki postlarının içinde en uzunudur.Gecenin bu vakti sıkılanlar olabilir anlayışla karşılıyorum.İlk kısım Galatasaray-Beşiktaş derbisi hakkında bişeyler içerirken yarıdan fazlasını oluşturan son bölüm ise,bugün yaşadığım ve hayatımın bişeyler öğrenerek geride bıraktığım sayfalarından biri olarak tanımlayabileceğim,sizlere de örnek olabileceğine inandığım şeyler içeren bölümüdür.Maç kısmını istemeyenler direk mavi renkli yazılara geçerek bu hikayeyi okuyabilirler.Saygılar]]

Az derbi üstü muhabbet gibi bi başlık düşünüyodum aslında.Maçın ilk yarısını netten izledim.İşin açığı beklediğimden de iyi,istekli bi Beşiktaş vardı.Pozisyonları da buldular ama atamadılar.Bobo olsa daha mı iyi olurdu dedi muhtemelen çoğunluk ama Bobo olsa Nobre'nin girdiği pozisyonlara girer miydi buda farklı bi bakış açısı.

Dün gece,aslında sadece kuponu paylaşmak için açtığım postta maç hakkında da bişeyler karaladım.Beşiktaş'ın kanatta oynayacak oyuncularda doğru tercihleri uygulamasının önemli olacağı vurdulağım şeylerden biriydi mesela.Solda Ekrem sağda Holosko çok etkili oldular ilk yarı.Beşiktaş bence uzun süre sonra bir maçta kanatlarını bukadar verimli kullanmıştır.Galatasaray belli ki başta kaybetmemek hedefiyle gelmişti İnönü'ye.Oynadıkları oyun ve anlayışları 3 gün önceki Madrid maçının kopyası mıydı yoksa 4 gün sonraki Madrid maçının hazırlığı mıydı bilemiyorum ama ikisi arasında pek bir fark olmasa gerek.En azından Jo olmadıkça ve Arda uçta oynatılmaya ısrar edildikçe.Neden anlamıyorum..Neden Keita uçta Arda kanatta kullanılmaz.Anlıyorum Arda'ya daha serbest bir rol verilmek isteniyor olabilir ancak bu seçim böyle yapıldığından beri takımın sıkıntılar yaşamaya başlamış ve devam ediyor oluşu bana mantıksız bi zorlama yapılıyormuş gibi geliyor.

Dediğim gibi Beşiktaş daha istekli ve gol arayan taraftı ilk yarıda.İkinci yarıda biri atacaksa bu Beşiktaş olur dedirtiyordu işin açığı,en azından ben dedim ve buna olan inancımı da evden çıkarken yapmış olduğum canlı bahiste değerlendirmek istedim.

İkinci yarıyı tam da arabayı park etmek üzere girdiğim avm'nin otoparkında manevra yaparken Arda'nın golüne kadar radyodan dinledim.Beşiktaş'ın gol attığı haberini aldık oturduğumuz yerde tamam dedim atarlar heralde ikinciyi de ama öyle olmadı.Maç öncesi küfürlü tezahüratlar ve maç sonu Mete Düren'in;Yıldırım Demirören'in maça gelmeyişini saçma ve mantıksız şekilde ''bu maça diğer maçlardan fazla bir değer verildiği havası oluşmasın takımda'' diye açıklamasının da gösterdiği gibi hem Beşiktaş taraftarının kendi içinde yönetimle yaşadığı sıkıntıların hemde bahsettiğim Galatasaray taraftarı ile karşılıklı küfürleşmenin 'kardeş takımlar' sıfatını bence ortadan kaldırmasına rağmen kardeş kardeş paylaştılar puanları.Beşiktaş için eksik maçları ile birlikte burdan çıkabilecek bir galibiyetle yarışa ortak olabilme olasılığı bence ortadan tamamen kalkmış sayılabilir.Galatasaray ise iki Uefa maçının arasında sakatlıklarla boğuştuğu bir dönemde zorlu deplasmandan yenilmeden döndüğü için 1 puandan memnun olmalı.

Yarın Fenerbahçe Saracoğlu'nda Bursa'yı ağırlıyor.Bursa kupa maçından sonra extra motive şekilde çıkacaktır maça,sert de oynayacaklarıdır.İşin güzel yanı zaten gitmeyi düşündüğüm ve istediğim maça Meşale Kokusu blogunun dağıttığı hediye biletlerden birinin bana denk gelmesi sonucu gitmek farz oldu işin açığı.

Fenerbahçe'de Mehmet Topuz'un da sakatlara katıldığı haberlerinden sonra klişe olacak ama takım cidden revire döndü.Yarın Guiza'nın yerinde Semih'in dışında,Lugano'nun çıkmasından sonra oynayan 11in aynısı çıkacak muhtemelen sahaya.Alex'in belinde ağrılar mevcut Gökhan Ünal bir ihtimal uçta,Semih Alex konumunda oynayabilir.Kıran kırana bir maç olacağı kesin.

Şimdi futbolla alakasız bir konuya yer vereceğim bugün denk geldiğim.

Benim çocukluğum Esenler'de geçti.Bilmeyen varsa tarif edeyim,Otogar var hani metrodan bilebilirsiniz,hani şu şehirlerarası otobüslerin İstanbul'da ki buluşma noktası.Doğu'dan İstanbul'a gelen,gidecek yeri olmayan tiplerin tıkış tıklım doldurduğu İstanbul'un yarım milyondan fazla olan populasyonu ile sıralamada ilk 5i zorlayan belki de ordan yer edinen ilçesidir.

40 sene evvel Bosna'dan Türkiye'ye gelen bizimkilerin tek tanıdıkları bu civarda olunca bizimkiler de ozamanlar Esenler'e yerleşmiş ve kalmışlar.Ancak son yıllarda o çarpık yapılaşmayı bariz şekilde görebildiğiniz bir yer haline gelmiş olması,sokakların darlığından,yükselen gri beton yığınlarının nefes darlığı yarattığı bu ilçeden kurtulmak farz olmuştu ve yaklaşık 3 yıl evvel ayrıldığım bu ilçeye zaman zaman halen ayrıldığımız evde yaşayan aile büyüklerini ziyaret etmek için uğruyoruz.

Ben kendimi bildim bileli arabamız vardı.Herkes 'kendi kapısının önü' denen bölgeye yani takribi 1 metre genişliğindeki kaldırıma yolun gidiş-geliş durumuna göre ya üstüne çıkarak yada iyice yanaştırarak aracını park ederdi.Ancak yıllar ilerledikçe sokaktaki araç populasyonunda patlama oldu işin açığı ve haftasonları yer bulmak imkansız oluyordu.Dolayısıyla tüm sokak da eskiden beri birbirini tanıdığı için kendi kapınızın önü dolu olunca gidip boş ise eğer komşunuzun kapısının önüne bırakabiliyordunuz aracı.

İşte bugün takribi 2-3 saatlik bir ziyaret için tekrar yollandık Esenler'e.Sokağa geldiğimizde bizim eski evin kapı önünün iki araçla kapılmış olduğu,yegane park şeklinin; aracın yarısını bizim eski evin kapısının önüne yarısını da yandaki binanın kapısının önüne denk getirebilecek şekilde kaldırıma çıkarak olacağını gördüm ve bunu daha önce de defalarca yapmış olduğum için haliyle oraya aracı park ettim.

Aracı park ettikten sonra indim tam kitledim ki 3.kattan(o binanın tüm sakinleriyle tanışırız) bir şahıs; o aracı ordan kaldıttırırlar yalnız!! dedi, ben de yeni taşınan bir kiracı olduğunu farkederek: ''2 saatliğine geldik biz,başka nereye bırakabilirm hem? Yan binadayız zaten'' dedim ve içeri girdim.

Yaklaşık 2 saat sonra zil çaldı.Dedim heralde bişey oldu aracı ordan çekmemi isteyecekler diye içimden geçirmekle kalmadı odada benle bulunanlara da söyledim bu düşüncemi.Amcamdı cama bakıp gelen.Bugüne kadar o sokakta hiç karşılaşılmamış bir olayı bana bildiriyordu: ''Oğlum arabayı götürüyorlar''

Sıfat kısmını varın siz yakıştırın işte o tarz bi vatandaş 155'i arayarak bu adam benim kapımın önünü kapatıyor diyerekten şikayet etmiş ve sokağa çekici gelmiş aracı çekmek üzere.20 senedir bu mahallede ne bu tür bir şikayet nede başkasının kapı önüne çekilmiş bir araç için lütfen aracı al ben kendiminkini koyacağım tarzı bir istek yada serzenişte bulunmamış sokak ahalisinden tanımadıklarım ve çoğunluğunu günün 3te2 sini camdan sokağı izleyerek geçiren kadınlar için bu durum yeni vizyona girmiş aksiyon filmi yerine geçiyordu.Zira bu insanların sinema salonlarındaki filmlerden haberi bile yoktu onlar için hayat;evlilik,kavuşturma temalı salak tv programları ve sokağı izleyip,camdan evi temizledikleri suları leş hale geldikten sonra kovayla dökmelerinden ibaretti.

Neyse allahtan diğer yandaki binadan bir komşumuz çekicileri durdurma nezaketini göstermişti ki olay sadece çekici parasını ödememizle kapandı.

Şimdi burdan gelmek istediğim sonuç,vermek istediğim mesaj ve serzenişte bulunmak istediğim hal şudur;

Komşuluk ölüyor millet.Ben aracı çekicilerden aldıktan sonra bu ......... evladı insanları tespit edip iki kelime edebilmek,bu sokaktaki komşuluk ilişkilerini hatırlatmak amacıyla zilleri çaldım ancak nerden bilebilirsiniz ki.Belki de en yakın sandığınız komşulardan biri kıllık olsun diye yapmış bile olabilir.İnsanlar kötü dostlarım.Babana bile güvenme derler ya o lafı hep abartı bulurum ancak hakkatten insanları tanımak güçleşiyor artık.Çok uzun bi yazı oldu toparlamakta zorlanıyorum ancak buraya kadar okuma zahmetine katlandıysanız neler hissettiğimi anlamışsınızdır.Biraz da bugün o kişilerin yaptıkları bu şerefsizliği!,ahlaksızlığı,değer bilmeyen sığ kafa yapılarını yüzlerine vuramadığım için kendimi burda boşaltıyorum da denilebilir.Böyle işte..Herkes kendi kıçını düşünür hale gelmiş,bugün tamam hacı diyen kardeşiniz yarın adios amigo diyebilir size! Kimseye yok yere,fazladan güvenmeyin..İnsanlar bu aralar o güveni istismar etmekte pek bi ısrarlı sanki...Yazıklar olsun lan!

Pazar, Şubat 21

Derbi muhabbeti ve Tek maçtan yatmak?!



Bayadır böylesi bir kupon(büyük hali için üstüne tıklayabilirsiniz) ne denemiştim ne de denk gelmişti.Dün uzun zaman sonra keyfine bi kupon yaptım ve Ribery ile Robben'siz Bayern'den yattı kuponum.Kısmet değilmiş ama keyifliydi.O maçtan yatınca diğerlerinin tutacağını hissettim ve bu işime de yaradı açıkçası.

İlk bahis yapmaya başladığım zamanlarda böyle oynardık genelde.Bizim Adem'le yakaladığımız 1e 54 veren 2 liralık bi kuponumuz vardı mesela.İlk kazandığımız paradır bahisten.Sonra baktık tek yolu aza kanaat etmek.O da dönemsel olarak şansınız da biraz yanınızda olursa kazanma şansınız artıyor açıkçası.Tek maç yada 2 maç yapın oranlar 1.05,1.20 olsun farketmez bazen öyle şeyler oluyor ki psikolojiyi bozar yeminle,bir süre ara vermek zorunda kalırsınız çünkü öyle moral bozar ki sonra yapcağınız her bahiste aklınız o gün yatan o kupona gider.

Mesela bugün kim tahmin ederdi İnter'in 9 kişi kalacağını? Bazen de cesur olmak lazım.Benim dün Everton'ın Manchesteri yeneceğini hatta 1-0 geriye düştükten sonra bile bunu yapabileceklerine inanmama rağmen gidip oynamamam gibi yapmamak lazım.Hissediyorsanız denemelisiniz bazen.

Bu akşam 2010'un ilk derbisi İnönü'de.Beşiktaş bu maçı alsa da;ki bence alacaklar,şampiyonluk yolunda sonraki haftalarda saçma sapan puanlar kaybedecek.Galatasaray rahat da kazanabilir,şaşırmam açıkçası.Motiveler en azından.''Atletico Madrid Barca'yı yendi Galatasaray karşısına zafer sarhoşu çıkarlar'' diyenler haklıydı ama aynı kişilerin arasında ''Galatasaray deplasmanda 1 puan aldı,tur için bi adım attı İnönü'ye konsantre olmakta zorlanırlar'' diyenler de var ki ben onlara ısrarla 'orda dur kardeşim!' derim.

Atletico Madrid sezon boyu ligde saçma sapan sonuçlar aldı,Barcelona'ya karşı farklı motive olacakları kesindi zira aralarındaki yıllardır süregelen rekabet ortadaydı.O maçı kazandılar,bundan sonra lige aynı şekilde istikrarsız şekilde devam edecekler.Mesela yarın Almeria ile oynayacaklar ve kaybederlerse hiç şaşırmayın.Onlar için Kral Kupası ve Uefa var sezonu kurtarmanın yolu olarak.

Ama Galatasaray için durum farklı.Ligde oynamadan liderliğe yükselmenin rahatlığını yaşadı takım.Hatta bu durum hakkında her konuda otorite Hıncal Uluç da yorumunu getirmişti.Kendisini sevmem,konuştuğuna denk gelirsem dinlerim,benim görüşüme göre ya hakkatten doğru tespitler yapıyor yada ya bırak allasen!! dedirten şeyler söylüyor.Eğer ilk şıktaki tarzda konuşuyorsa dinlemeye tahammül edebildiğim bi adam.Hafta içi 'Galatsaray oynamadan liderliğe yükseliyor,şampiyon olmaları için demek ki maç oynamamaları lazım' demiş ve sonuna o herkesçe bilinen kahkasını eklemişti.

Yarın Galatasaray kazanırsa şaşırmam demiştim ordan devam edelim.Bikere Beşiktaş'ın en önemli silahı kuşkusuz tribünlerin ateşleyeceği motivasyon olacak.Zaten doğru tercihler ve doğru anlayışla yönetilseydi şu anki konumundan daha yüksekte olması gereken ve bu potansiyele sahip bir kadrosu var bence Beşiktaş'ın.Galatasaray takımındaki eğer maç kafa kafaya giderse özellikle ikinci yarıda Beşiktaş'ın galibiyet için saldıracağı dakikalarda yorgunluk baş gösterebilir ve buna bağlı olarak sahasına kapanan bi Galatasaray izleyebiliriz.

Beşiktaş'ta Ferrari oynayabilecek durumda sanırım.Galatasaray'da Jo idmana çıkmış sonradan oyuna girebilme durumu söz konusu.Madrid maçındaki gibi Keita uçta arkasında da Arda'nın Keita'ya yakın olacağı 5li bi ortasaha olacak belli ki.Ferrari ne durumda bilmiyorum ama durumu iyiyse oynaması Keita'nın savunması adına önemli olacak.Beşiktaş'ın kanatlarıda doğru tercihler yapması gerek işin açığı.Galatasaray Madrid maçındaki anlayışla oynayacaktır muhtemelen.

Hernasılsa gollü bi maç bekliyorum.Aslında mantığa sığdığını söylemek zor ama hissiyat işte.Maç 0-0a kitlenir yada 1-0 falan biterde benim sözlerime dayanıp üst oynayan bahisçiler hislerine ....
şeklinde başlayan sözler edebilirler.İyi gelecektir ;)

Centilmence,zevkli bi maç olur ve hakeden kazanır umarım..

Salı, Ocak 12

Sana yine hüsran,sana yine hasret var!



Bu satırların yazarı Sivas'ta yaşıyor bilmeyenlere.Buralar değişiktir biraz.Herkes azçok bilir farklı olduğunu.İnsanıyla,adetleriyle,tabularıyla..

Finaller başladı.Hafta içi kupa maçları olduğunu biliyodum,açıkçası twitter'da Fener-Tokat maçının Saracoğlundan Olimpiyat stadına alındığını(sebebine de ayrıca kısa da olsa bi postla yer vereceğim) öğrenmiştim diğer maçların ne zaman olduğu,kimin kimle oynadığını bilmiyordum zira bahsi geçen finaller bitsin de evime gideyim modundayım artık.Tabi bunda EsEs-Fener maçından sonra şu an hangisi olduğunu hatırlamadığım bi bloda okuduğum ''böyle tatsız tutsuz kupa maçları yerine ligi erken başlatsalar,idman maçı tadında maçlar oluyor kupada'' yorumuna katılmamın da etkisi vardı.O maç için katılmasam da çoğu maçın o seviyede olduğuna ben de katılıyorum.

Maç dışı kısmı fazla uzatmadan farklılıklardan bahsediyim azcık daha.Bu akşam finalden çıkan iki genç bünye hadi Vavien'e gidelim der ve sinemaya yol alır.Ancak oda nesi? 2 kişiye bu saate seans açamayız biraz bekleyin cevabıyla karşılaşıyoruz.Bişeyler atıştırdıktan ve aradan yaklaşık yarım saat kadar bir süre geçtikten sonra tekrar uğruyoruz,umutsuzca soruyorum bilet kesen görevliye: 'gelen giden yok dimi?' Onaylarcasına başını sallıyor ve Onat'ın nargile arzusuna uyarak Çerkez'in Kahvesine yollanıyoruz.Zaten atıştırmak için girdiğimiz mekandan çıkarken tvde henüz 5.dksı olan maçı görüp sinemadan cayan bünye seri adımlarla mekana ilerliyoruz.
Elmalı Nargile ve karadut çayları sölüyoruz maç ta hiç öyle idman havasında değil Paşa atmış skor 0-1.Onat'a dönüyorum:Aga 3.5 üstü olur bu maç.

İşte akşamın hikayesi böyle aslında.Maç hiç te öyle idman havasında değildi.Gayet keyifliydi.Kendimi bir ara Tophane'de hissedip,Serkan'ı anıyorum ona da bir hal-hatır mesajı atmaktan geri kalmıyorum.

Kasımpaşa'yı beğeniyorum.Yılmaz Vural'ı sevmeyen yok zaten.Takımda Moritz'i daha öncede dikkatli izlemiştim ve o paralara(100.000€) getirilen bir Brezilyalı için çok kaliteli bi oyuncu olduğunu düşünüyorum.

Nolduğunu anlamadan 0-2 oluyor maç.Ve bir penaltıyla 0-3.Dakikalar henüz 30u göstermeden tribünler son zamanların gözde tezahüratına başlıyor:Yeeeteeeeer!Yıldırım Demirören!Yeeeteeer!

Haftasonu yanımda FM oynayan Onat Everton'la 0-0 giden maçın 42.dakikasında Chelsea'ye golü attığında tam zamanında gol demiştim.Bugün de Beşiktaş'ın maçı çevirmek adına umutlu olabilmesi için tek şansı devre arasına moralli girebilmelerini sağlayacak bir goldü.O gol de tesadüf tam zamanında 42.dakikada geliyordu.

İkinci yarı daha zevkli olcak diye bekliyorduk ki Beşiktaş bu düşüncemizi doğrular şekilde daha istekli çıkmıştı.Ama olmadı o gol gelmedi bir türlü.Niye mi gelmedi?Taktiğe fazla girmek istemiyorum bu maç için ama şu iki şeyi söylemek istiyorum sadece.

1-Bu takıma eli ayağı düzgün kanat oyuncusu şart.Maç boyunca benim gördüğüm yalnız iki kere,biri Yusuf,diğeri Deli İbo'nun soldan çizgiye inip ortaladığı toplar vardı.Atakların hemen hepsi ortadan delerek yapılmaya çalışılıyordu.Kasımpaşa savunması işini çok iyi biliyor.Onat'a yine FM'den namelerle sesleniyordum: abi adamlara bakar mısın tamamen 'play narrower' olayını uyguluyorlar.Gerçekten öyleydi ekrana her baktığınızda top rakipteyken 6-7 Kasımpaşalı oyuncuyu birbirne yakın ve topa basarken görüyordunuz,dakika 85te bile bu anlayışı en iyi şekilde uyguladılar.

2-Bu takımda Holosko gibi kanattan bindirme yapabilecek bi adam neden direk başlamaz?Bu takımda Tabata neden oyuna bile alınmıyor?Tribünler genç oyuncu Necip oyuna girsin diye tezahüratta bulundu tamam oyuna girdi iyi de oynadı ancak 8milyon€ verilen bir adamın bu şekilde kullanılmaması parayı çöpe atmaktan başka bişey değildir.

Bir de bundan önceki Beşiktaş postumda bahsettiğim Nihat konusuna tek cümleyle değinmek istiyorum.Bu adamdan Beşiktaş hala bişeyler bekliyor mu bilemem ama benim Nihat'ın o eski günlerine döneceğine dair inancım kalmadı artık.

Beşiktaş'ın Hoffenheim'dan kiraladığı kaleci ilk maçında çok hatalı çıkışlar yaptı.Cenk İşler bu ligin en tecrübeli forvetlerinden biri artık oda affetmedi attı golünü.Bir de Murat Erdoğan gibi takım takım gezen ancak gittiği yerde doğru dürüst bi fayda sağlamayan oyuncular var ki bunlar ne zaman bitecek merak ediyorum.

O hengamede Çarşı grubunun bi tepkisi oldu,tribünün bi kısmını boşalttılar falan ama neler olduğunu tam anlayamadım,bukadar tepkiden sonra Demirören'in hala başkanlıkta varım demesi,vaatler vermesi bana çok yersiz geliyor.Kendi cebinden çıkarıp verdiği paraların derdine mi düştü nedir anlamıyorum ama olmuyorsa dabırakıp gitmesini bilmek,zorlamamak lazım!

Yılmaz hoca Fenerbahçe'yi içerde yendikten sonra Beşiktaş'a da kendi evinde darbe vurdu.Kasımpaşa ilk maçı kaybetmiş saldıracak tabi diyorduk maçı izlerken Beşiktaş'ın da ilk maçını kaybettiğini unutmuşuz meğer.Şu milli takımın başına kim geçecekse hayırlısı olsun ama türk olcaksa da bu adama bir şans verilmeli bence!Bi insan kendini göstermek için daha ne yapsın.Bizim millet de seviyor zaten.Ne kaybederiz?Gelen gideni aratır lafı Yılmaz hoca başa gelirse işlemez bence.

Uzun lafın kısası öğleden beri yağan lapa lapa karın havasını yumuşattığı bu memlekette dertlerden sıkıntılardan 2 saatliğine de olsa beni uzaklaştırmayı başaracak kadar güzel bir maç oldu..



Cuma, Aralık 18

BJK:2-BURSA:3






*Maç hakkında ilk yazmayı düşündüğüm şeyler henüz ilk yarıda ''nolcak bu Nihat'ın hali?'' sorusuyla şekillenmeye başladı.Bir İspanyada gol krallığını 2 golle kaçırmışsın euro 2008'de iyi oynamışsın ama hala neyi ispatlamaya çalışıyosun? Her frikiği her korneri kullanmaya koşuyor.Seyirci ik yarının sonunda auta giden frikiğini yuhaladı resmen.Ondan önceki frikiği barajda kaldı.Bunlar ilk değil ki.Tello oynuyo bıraksana adam kullansın,umarım düzelir çünkü onu böyle görmek her türk futbolseverini üzüyordur eminim.
*Maçtan önce bi arkadaşımla girdiğim iddiada Bursa'nın bugün kaybetmeyeceğini söylemiştim,Bursa'nın öne geçmesi beni şaşırtmadı,ilk yarı Beşiktaş çok kötüydü,saha rezaletti ama kendi tribünlerin önünde oynuyorsun bunun rakip takıma dezavantaj olması gerekirken sana oldu,ilginç.

*Saha berbat dedim,böyle sahada zaten formsuz Nihat gibi teknik oyunculara izin veriyosun,bırak dribling yapmayı pas vermek bile neredeyse imkansızken ve hava toplarının çoğunlukla göründüğü yerde oynayacak adam Nobre'ydi bununda erken farkına varınca Nihat-Nobre değişikliği yaptı bu değişiklik ikinci yarı Nobre'nin kafayla indirdiği toplarla Beşiktaş'ın rakip sahada daha çok kalmasını sağladı ve goller geldi.

*Nihat'ı eleştirdik,ya Sercan'ın durumu nedir?İkinci yarının başında ve oyundan çıkmadan hemen önce kaçırdığı pozisyonları da atamıcaksa kimse kusura bakmasın Manchester istiyomuş,Arsene Wenger takipteymiş yalan olur kardeşim.Topla çok fazla oynuyo gördüğün anda vur bilader(evet kendisi 90'lı ve benden ufak) neyi bekliyosun.

*Dakikalar 77'yi gösterirken Namı diğer 'Deli' İbo önce iki oyuncuyu seri yön değiştirme hareketleri ile çalımladı sonra kafasını kaldırıp görerek yaptığı orta isabetli olup Bobo'yu buldu,bu asisti yemesi Bobo'ya yakışmadığı gibi atamayana atarlar kuralı yine işledi Beşiktaş az adamla yakaladığı pozisyonları değerlendiremeyince Bursa cesaretlendi ve çok adamla gelmeye başladı.

*Ergic çok faydalı bi oyuncu.Galatasaray maçındaki oyununu burda golle süsledi,Ertuğrul Sağlam çok iyi iş yapıyor cidden Kayseri ile Bursa'nın bu çıkışının ligimiz için çok faydalı olduğunu düşünüyorum.Mustafa Keçeli'nin kendi defansından şişirdiği topu oyuna yeni giren Ömer Erdoğan arkasındaki Sivok'un 1 metre gerisinde bekleyerek ne yaptığını anlayamadığım şekilde bırakması ile indirdi,Ergic golü buldu.
*Penaltı(bence penaltı çünkü Zapo'nın sol bacağı havada geliyor,hernekadar Toraman kendini atsada)pozisyonunun aktörlerinden eski Beşiktaşlı Zapo,yine eski bir Beşiktaş'lı Ali Tandoğan'ın ortasında attığı golle galibiyeti getirdi.Golden sonraki sevinciyle hem yönetime hem teknik kadroya'' siz beni gönderirsiniz öyle mi!'' der gibiydi.Maçı Bjk alsa Zapo'nun Bursa'ya imza atarken söylediği 17.hafta oynarım ama 34.haftada BJK'ye karşı oynamam,şampiyonluk falan söz konusu olursa söz olur tarzı konuşmaları korkulan 34.haftada değilde bu hafta gerçek oldu diye konuşulacaktı,attığı golle hem penaltıyı affettirdi hem de bi nevi intikam alır gibiydi onu gönderenlerden.
*Hakem Nobre'nin golünde bariz şekilde topun önünde durup düdüğümü bekle demesine rağmen Tello kullanınca düdüğü direk ağzına götürdü sonrasında çalıyo mu çalmıyo mu belli değil ama elini kaldırdığı bariz,hakem dediğin kesin olur böyle muallakta bişeyler olmasına izin vermemeliydi.%100 Futbol'da Güntekin Onay'ın Tello'nun yaptığını savunması çok ilginçti,Rıdvan Dilmen'le kısa bi süre çekiştiler resmen.Hakemin çıkıp açıklama yapması lazım sözü çok doğru.
*Bu galibiyetle Bursa bence mücadelesiyle oyunuyla galibiyeti hakederek aldı ve bu sezon ilk kez maç fazlasıyla da olsa liderliğe yükseldi.Beşiktaş ise taraftarlara yeeeeeeeeterr Yıldırım Demirören yeeeeeterrr çektirmekle kalmayıp bizim Oğuz'un arkadaşıyla iddiaya girerken savunduğu gibi 5.likte bitirdi ilk yarıyı.

Salı, Aralık 8

Bizde klişeler bitmez:YAZIK OLDU!




Manchester'ın aslardan Scholes,Carrick gibi iki oyuncu harici yedek ağırlıklı takımla çıktığı Wolfsburg deplasmanında belki de Beşiktaş'a kaybetmenin verdiği hırsla bir kez daha kaybetmek istememenin verdiği hırsla,istekle kazanmasının ardından Beşiktaşlıların şu mağlubiyete bi kat daha üzüleceği şüphesiz.

Daha ilk yarıda Tello'nun aşırtması gol olsa belki 2,3 gelecekti ancak o ilk 30 dakikadaki baskı gol getirmeyince Cska cesaretlendi ve golü de dün Avrupa'nın büyüklerine transferinin pek yakın olduğunu ekleyerek kendi uefa yılın 11'imde yer verdiğimi söylediğim Krasic ile buldular.İkinci yarıda da o ilk yarıdaki baskıyı hiç göremedik açıkcası.

Ignasevich ile Berezutski'nin Sudafed gibi,çoğumuzun üst solunum yolu rahatsızlıklarında kullandığı bi ilaçla dopingli çıkması Beşiktaş için hem bir motivasyon hem de Cska için bir eksiklik olur diye bekliyorduk ancak Denizli'nin de maçtan sonra söylediği gibi '' 1-0'ı düşünmedik 1-0'ı bulsak zaten 2'ye 3'e giderdi'' sözü o ilk yarım saatte gol olmayınca olmadı.Krasic attığı golün dışında da çok çalıştı bugün henüz 24 yaşında olması oyununu daha da geliştirebileceği umudunu veriyor insana.Ki şu oyunuyla bile büyük liglerde rahat oynar bence.Süratiye tekniğini birleştirebilen ender yeteneklerden bence.Maçtan hemen önce kadrolar açıklandığında bi arkadaşıma tek dikkat edilmesi gereken adamın o olduğunu söylemiştim.Artık bi adamı da tutamadınız mı denir ne denir buna bilmiyorum ancak Beşikta bence genel olarak kötü oynamadı bugün.Zaten taraftar maç sonunda yenilgiye rağmen desteğini gösterdi.
19 şut çekmiş Beşiktaş bu maçta 7 si tutmuş;ŞL'de 1.-2. torba takımlardan değilseniz başarılı olmak istiyorsanız girdiğiniz az sayıda pozisyonu değerlendirmeniz lazım.Beşiktaş İnönü'de ki ilk ve tek golünü ancak bugün atabildi.

Sonuç olarak Cska 5. denemesinde gruplardan ilk kez çıkmış oldu.Bize de Uefa Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe ve Galatasarayı izlemek kaldı.

(Uefa Cska ile ilgili kararınıu açıklayacak kimi ihraç edilecek diyor kimi de Sudafed yasaklı madde değil ancak kullanılmadan önce Uefa'ya bildirilmesi gerekiyor diyor.Eğer Cska ihraç olursa Beşiktaş'ın 3.lüğe yükselme gibi bi durumu olur mu? Bunun aksi bir kural yoksa bence Federasyon ve Beşiktaş olayın üstünde durmalı)

Perşembe, Kasım 26

HELAL OLSUN SİZE!

Beşiktaşlıların uzun zamandır böyle kısa sürede böyle yoğun mutluluk yaşadıklarını hatırlamıyorum,sanmıyorum da.Önce 4 yıldır İnönü'de ki makus talihlerini 5.senede tekrarlatmayıp işin Galatasaray'ın 10 yıllık Saracoğlu psikolojisine dönüşmesini önlediler.Güven tazelediler ve bu şekilde Manchester'a kaybedicek hiçbişeyi olmadan bu moral ve özgüvenle gittiler.

Manchester'ın yedek ağırlıklıklı kadrosu,Tello'nun şutunun Boliç'in 96-97 sezonunda aynı kaleye defansa çarptırarak attığı 'şans' içeren şekilde gol olması vs hepsi hikaye bunların.Gün Beşiktaş'ın Beşiktaşlıların,tüm Türkiye'nin gurur duyup sevindiği gündür.Bu satırların yazarı da bir Fenerli evet geçen hafta 3-0 kaybeden takımın taraftarı ancak inanın Fener,Beşiktaş,Cimbom farketmez biri şu ŞL de sahaya çıkınca hele hele ingilizlerle oynuyorsa ,onlara karşı alınabilecek galibiyet veya önemli 1 puan beni daha çok heyecanlandırıyor.Deplasmandaysa ne ala.Tello'nun golunden sonra bi 5-10 saniye tribünlerin buz kesmesini hissettiniz mi?Evet sonra United!United! diye haykırdılar ancak o sessizliği o noluyo lan! tepkisini onlarda görmenin zevki bambaşkadır.Şu unutulmamalı Manchester sahada kimlerle çıkmış olursa olsun 'United'dır her zaman!

Fenerbahçe Boliç'in golüyle aldığı galibiyetle 40 yıldır bu kupada yenilgi yüzü görmemiş Old Trafford'da İngilizlerin hiç alışık olmadığı duygular hissettiriyordu onlara.Beşiktaş da ;2004 Aralık ayında Manchester'ın,Fenerbahçe'ye gruptan çıkmayı garantilemiş olarak yedek ağırlıklı olarak çıkıp ta 3-0 kaybettiği maçtan sonra,gruptan 2.olarak çıktığı ve Şubat ayında eşleştiği Milan takımına bu stadda 1-0 kaybettiğinden bu yana ilk defa mağlup ediyordu onları bu akşam.

Evet sevinmek hakkı Beşiktaşlıların.Hakları,hakkımız.Bu ülke nasıl euro 08 de çek maçındaki geri dönüşten sonra,Hırvatistan maçında Semih'in attığı golden sonra,Fenerin Sevilla'yı elemesinden sonra birlik olup sevinmiş gurur duymuşsa şimdi de aynı duygular içinde olmalı.

Şu maça gelene kadar Mustafa Denizlinin ŞL karnesi 10 maçta alınan sadece 1 puan.Onu da oynadığı 4 maçı dizip baksanız belki de puan alacağı son yer olarak düşüneceğiniz Wolfsburg deplasmanında aldılar.Ancak hiç tereddütsüz Beşiktaş'ın tarihine bir ManU galibiyeti eklemek yakışır diyebiliyordu maçtan önce.Takdir edilesi.

ManU hernekadar Ronaldo gitti manu bitti yorumları yapılsada aslında sezon başından beri iyi gitmişlerdi ligde.Kaybetmiyorlardı en azından arada aldıkları 1-2 beraberlik normaldi zaten.Ancak ŞL'de tehlikeli işler yapıyorlardı,kendi evlerinde Wolfsburg'un öne geçmesine izin verdiler sonra maçı çevirmesini bildiler,aynı şeyi Cska karşısında yapamadılar beraberliği zor kurtardılar.Ve ne ilginçtir ki Allah'ın hakkı 3'tür mü dersiniz nası açıklarsınız bilemem ama 3.iç saha maçında yenildiler.***Basit şekilde aslında ilk maçta zor şekilde geriden gelerek alınmış galibiyet,sonrasında yine geriden gelerek ancak edinilmiş beraberlik grafiğe dökülse azalan fonksiyon grafiği oluşturuyordu ve bu maçta da ManU nun geriye düşerse artık kaybedeceğini söylemek o grafiğe göre normal oluyordu!***


Son bir paragraf da Rüştü için.Fener maçında sonra yazmıştım.Oynamayacağı yazılıp çiziliyordu yalnız iki idmanla çıktı ve son zamanlardaki en iyi oyununu oynamıştı.Bugün de Manchester'ın can havliyle yaptığı bir iki atakta kalitesini konuşturdu.Beşiktaşlılar kaleciliğini sevmezler Rüştü'nin ama adamlığına lafları yoktur.Bu iki maçtan sonra kaleciliğine olan inanç ve saygılar da artacaktır muhtemelen.

Dileğim şudur;klişe olcak belki ama umarım Cska maçından sonra kaybedilen puanlara yanmayız.Şöyle bi maçtan sonra bu takıma üst tur yakışır diyorum.

P.S.(Son dakikaya kadar tereddüt edip oynamadaım Beşiktaşa,21.43 te bahsi onayladım beraberlikte iade oynamıştım kabul edilmedi sonra canlıdan baktım maç başlar başlamaz 6.95 veriyordu tam Beşiktaşa.Oynamadım pişmanım Cska maçında nolursa olsun deneyeceğim,hiç te pişman olmayacağım)

P.S.2(Oyuncular,taktik tuktik konuşmadık ama kısaca,bence maçın adamları Tello,Fink,Ferrari'ydi)



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...