Yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mayıs 2

Kafan Çok Güzelmiş Canım Güle Güle Kullan!

Türk futbolunun yeni Arif Erdem'i olma yolunda hızla ilerleyen Burak Yılmaz dün akşam Avni Aker'de bu kez gerçekten kendisine yapılan bir faul üzerine kendisini yerde buldu ve hakem doğru olarak faul çaldı.Buraya kadar herşey normal.

Ceza sahası dışında olduğu net bir şekilde görülen pozisyon sonucu pozisyonun 6-7 metre gerisinden takip eden yan hakem olaya müdahale edip ''penaltı'' uyarısı yaptı ve Trabzonspor'un hafta boyunca başkanından yöneticisine kanal kanal yaptığı ''Fenerbahçe kaç penaltı kazanmış,Trabzon kaç maçtır penaltı kazanamıyor vs vs'' muhabbetleri sonucu istediklerini elde ettiler,son adam olan Danny'nin kırmızı kartının ve faulun doğru olduğu ancak net ceza sahası dışında olan pozisyon sayesinde penaltıyı kazandılar.Benzer pozisyonda Olcan Adın'ın çok daha sert bir faulle düşürülmesine ise ne penaltı ne kırmızı kart çıktı.

Herşeyi geçtim.Fenerbahçe'ye de Trabzonspor'a da hatalı,lehte ve aleyhte düdükler çalındı kararlar verildi,hiçbirinde artniyet aramıyorum.Ancak kendi takımım da olsa kulüplerin oyunu denetleyen ve idare eden hakemleri baskı altına almak için demeç savaşlarına girmesinden nefret ediyorum şahsen.1 hafta boyunca penaltı dediler durdular ağlayan bebeye meme misali almışlardır istediklerini umarım da şu son 3 hafta herkesin kendi işine baktığı maç önceleri,maçlar ve sonraları izleriz.

Benim asıl takıldığım ve akıl sır erdiremediğim açıklama azönce Telegol'de geldi.Havaalanında kendisiyle canlı yayında röportaj yapılan Trabzon kulübü başkanı Sadri Şener kendisine tartışma yaratan ve rakibin 10 kişi kalmasına neden olarak bir nevi maçı bitiren takımının ilk golünün geldiği penaltı pozisyonu ile ilgili yöneltilen sorulara verdiği zeka fışkıran cevaplarıyla beni dumura mı uğrattı,yardı yıktı mı desem bilemiyorum.

-Sayın Şener penaltı pozisyonu için neler söyleyeceksiniz,çok tartışma yarattı,içerde mi dışarda mı diye?

S.Ş.-Tamam çıkar penaltıyı 2-0!!!

Başka da sözüm yok sayın hakimim.Maç yazısı yarın.

Pazartesi, Nisan 11

Profesyonellik Bu Mu? {Bülent Ünder}

''Bi sakat,arkadan bi kırmızı kart bir de sahada yürüyen bir futbolcu,bir ara dokuz kişi kaldık,ve bugün malesef mağlubiyetle ayrıldık.Ama ben takım 10 kişi kaldıktan sonra sahadaki 9 kişiyi tebrik ediyorum.''

Bunlar dün akşam kaybedilen Trabzonspor maçı sonrası Galatasaray'ın geçici olarak başına gelen Bülent Ünder'in bir okul takımı antrenörüymüşçesine tüm suçu bir oyuncuya ve bu oyuncunun kaçırdığı bir pozisyona bağlayan cümlelerinden sadece bir kısmı.

Ben takım sporlarında başarının oyunculara başarısızlığın ise hocaya ait olduğu klişeleri görerek,duyarak,okuyarak ve sayısız defa yaşayarak gördüm.En azından basın karşısına çıktığınızda o yönde konuşursunuz.Kendi hatalarınızı,aile içi sorunlarınızı kendi aranızda idmanda,takım toplantılarında konuşur gerekirse yöneticileri de katar çözmeye çalışır çözersiniz.Ama bu şekilde bir açıklama değil sadece bu ülkede,Avrupa'da bile adı bilinen yıllar geçmesine rağmen bir golüyle,bir maçıyla ecnebiler tarafından tanınan ve unutulmayan Galatasaray'a hiç yakışmayan bir davranıştı.

Bir de bu hareketine helal olsun hoca,büyüksün tarzı yaklaşan Galatasaray taraftarı var ki onları şaşkınlıkla izliyorum.Bu takımın zaten bu ve buna benzer yönetim zihniyeti nedeniyle buralara geldiğini göremeyen insanlarla takımın olumlu anlamdan bir tepki göstermesi zaten imkansız olur.

Salı, Mart 15

Bernd Schuster İstifa Etti!


Göreve başladığı dönemde Beşiktaş gerek yaptığı kaliteli transferler gerekse Uefa Kupası eleme turlarında aldığı farklı galibiyetlerle ülkedeki pek çok futbolsevere ''Beşiktaş iyi takım kurdu bu sene ligi alıp götürürler'' dedirtti 52 yaşındaki Alman hoca.

Ancak lig ilerledikçe beklenen olmadı.Hangisini önce yazmak gerek bilemiyorum ancak Schuster'in gerek maç sonu gerek idman sonları yaptığı sert olduğu kadar beklentilerin tam tersine gelişen açıklamalarına alışık değildik.Ne basın ne Beşiktaş taraftarı ne de yönetimi.Bununla birlikte sportif başarısızlık da giderek artarak süregelince yıldız transferlerle birlikte takıma çıta yükseltmesi beklenen Alman hoca bugün yönetime istifasını verdi.Olağanüstü toplanan yönetim kurulunun istifayı kabul edeceği Schuster'in ise an itibariyle takımla son idmanına çıktığı ve idman sonu oyuncularla vedalaşacağı söyleniyor.

Sezon sonu geldiğinde başından sonuna kadar görevinde kalan hoca sayısının değişenlerden bir hayli az olduğu ligimizde Schuster bugüne kadar gelen popülaritesi en yüksek hocalar arasında ilk 3e girer.Belki en kıdemlisi bile olabilir Avrupa'dan geldiği gözönüne alınırsa.İstifa gerekçesi olarak ''başarısız olduğum takımda kalmak istemiyorum'' ifadesini sunan Schuster herhangi bir tazminat talebinde bulunmayacağını da dile getirmiş sanırım.Başkanına 100milyon$ civarı borcu olan bir kulüp için bu tazminat samanlıkta iğne misali bişey olurdu ama Beşiktaş kulübü de gönderdiği oyuncular için vermeyeceği maaşları kar olarak gören Galatasaray yönetimi misali düşünür mü bilemiyorum.

Schuster'in gidişi Beşiktaş'ta neleri değiştirir diye düşünüldüğünde tablo okadar da net olmuyor açıkçası.Yerlilerden Mustafa Denizli'nin gelmesi gündemde.Arda'yı transfer etmek için uğraşan Atletico Madrid'e yol alması İspanya'ya dönmek istemesi düşünüldüğünde epey mantıklı Schuster için ancak kendisini isteyen kulüpler arasında bir zamanlar Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'a getirmek istediği Armin Veh ile yolları ayıran Hamburg da var.Dolayısıyla böyle karışık sirkülasyonlar olabilir.

Kim gelirse gelsin Beşiktaş'ın sorununun büyük ölçüde yönetimsel olduğu herkesçe dillenmiş bir mevzu artık.Schuster'in;hem görev başındayken hem de ülkesinde olduğu dönemlerde atıp tutan Daumvari açıklamaları ve maçlarda yaptığı kadro ve değişiklik seçimleri ile de bu yaşananlarda payı olduğunu söylemek mümkün.Zaman zaman basının da üzerine geldiği hocaya yönetim destek vermedi.Sonuç olarak kimyalar uyuşmadı ve bu noktaya gelindi diyebiliriz.

Alman hocanın ayrılmasından sonra ''gözümüz aydın'' nidalarıyla sevinen Beşiktaşlılar bu yönetim gitmedikçe bir kaç yıl daha ''şerefli ikincilikler'' peşinde koşulacağının farkında değil sanırım.Bundan sonra ülkemizde La Liga tecrübeli yada herhangi bir bu düzeyde kıdemli kariyerli bir hoca görmemizin çok zor olduğu gerçeğini de kabul etmek gerek.Türkiye'nin harcadığı! yabancı teknik direktörler gözönüne alındığında bu konuda kredimizin tükendiğini ve gelecek olsalar bile sportif başarının ''olursa olur'' mantığıyla ikinci planda kalacağı tıpkı Aragones'te olduğu gibi emekli ikramiyesi edinmek için geleceklerini düşünüyorum.

Cuma, Aralık 3

Büyük Lokma Ye,Büyük Laf Etme!


''Bizim tek rakibimiz Fenerbahçe,Beşiktaş ve diğerleri daha geride olur''

2 Eylül 2010 tarihinde Ntvspor'da canlı yayına katılan Adnan Polat'ın;Güntekin Onay'ın ''Bu sene şampiyonlukta en büyük rakibiniz kim?'' sorusuna verdiği yanıt böyleydi 3 ay evvel.



3ayda çok şey değişti,hoca değişikliği,kadro dışı
bırakılan oyuncular vs.Ve Galatasaray tarihinin en
kötü sezonlarından birini geçiriyor belkide şu ana kadar.Taraftarlarını henüz 14.hafta geride bırakıldığında Sami Yen'de 2-1 kaybedilen Beşiktaş derbisi sonrası ''Neyse hala 10.sıradaymışız'' telkinlerine sevkediyor.

Ben ezeli rakibimin oyuncusu olmasına rağmen Baros'u,Kewell'ı her zaman olmasa da Arda'yı izlemekten keyif alıyorum.Ve Galatasaray'la çekişmenin keyfini,heyecanını Bursaspor'la Trabzon'la yarış halindeyken hissedemiyorum.Çoğu Fenerbahçeli ''sürünsünler ama düşmesinler abi'' fikrinde olsa da benim görüşüm bu.

Adnan Polat diğer kulüp taraftarlarının çoğunun antipatisini kazanması bir yana Galatasaray taraftarının büyük bir kesiminden ciddi tepkiler alıyor.Herkesin ağzında 'yeni stad açılışında kulübün başında olmak için bırakmıyor' lafları var .

Polat kulübün başında oldukça Galatasaray büyük ümitlerle beklediği Aslantepe stadı ve proje dahilindeki diğer gelir vb beklentilerini de doğru şekilde kullanabilme yetisine sahip bir yönetim altında olmayacağı kanaatindeyim ben.

Rahmetli Özhan Canaydın duruşuyla,konuşmasıyla hem kendisine hem de kulübe karşı bir saygı duyulmasını gerektiren bir karaktere sahipti.Adnan Polat ise tam zıttı.Üstelik bu sayın Polat'ın ilk atıp tutması da değil.Bkz şurada Carlos transferi yapılmadan önce ''laf etti balkabağı'' dedirten bir demeç var.

Ozamanlarda arkadaş arasında demiştim aynı lafı ama adama o cümleden sonra ''hele bi otur,soluklan şampiyon'' derler.Şu puan tablosuna bakınca rakibimiz Antalya,Gaziantep tespitinde de bulunur mu acaba kendisi? Yada 7.sıradaki rakipleri! Karabük maçını ''Fener bi 5 lesin şunları da averajda yakalayalım bari adamları'' niyetiyle izler mi?

Orasını bilemem ama zamanında 20.45,20.45 diye naralar atınca sonu böyle oluyormuş demekki.

Perşembe, Ağustos 5

Kaybeden sadece Fenerbahçe mi?



Young Boys takımı her iki maçta da gösterdiği performansla turu haketti.Buna kimsenin itirazı yok.Bahisle biraz alakalı olanlar bilirler.İsviçre ligi hem takımlarının sürekli YB gibi ofansif oyunu benimsemiş olması hem de stad ebatlarının daha ufak olması sebebiyle bol gollü maçlara sahne olmakta.Fenerbahçe kurada YB takımı ile eşleşince en çok merak ettiğim şey,bu ofansif oyunlarının karşısında Dünya Kupası'nda yaşadığı sakatlık yüzünden Lugano'dan mahrum bir Fenerbahçe defansı bulunca aynı skorer özelliklerini gösterip gösteremeyecekleriydi.

Tabi tura dair bakıldığında söylenebilecek çok fazla keşke var.İlk maçta Kazım kırmızı görmese belki Fenerbahçe'nin oyunu ikinci yarıda tutabilme olasılığı artardı ve 0-1 lik mağlubiyet sonrası dün akşam tur atlayabilirdik.Keza dün akşam Stoch kırmızı görmese belki ikinci yarıda zaten Alex'in çıkmasıyla sahada yer alan teknik potansiyeli azalan takım hepten bu özelliğinden mahrum kalmayacak ve aradığı golü bulabilecekti.

Bir de işin diğer boyutu var.Her fırsatta spor kulübü olmasıyla övünen,göreve geldiğinden beri özellikle tesisleşme atağı sürekli dillendirilen Aziz Yıldırım ve yönetimi Daum ile restleşmese,Aykut Kocaman'ı daha erken göreve getirse,Aykut Hoca 1 yıl yerine getirdiği sportif direktörlük görevi boyunca araştırmasını ve ön görüşmelerini yaptığı oyuncuları henüz hazırlık kampı başlamadan yada en kötü başladıktan kısa bir süre sonra takımına katabilse ve bu oyuncular uyum sürecini daha çabuk aşsalardı belki yine Şampiyonlar Ligi'ne katılamayacaktı takım ama YB'u geçmesi pek olası olacaktı.

Günlerdir,hatta haftalardır 70 milyonun merakla izlediği bir forvet arayışı var.Bugüne kadar Fransa ligini takip etmeyen insanların adını bile duymadığı 2 sezonda 45 maçta 14 gol atabilen Gyan'a Dünya Kupası'nda gösterdiği performans sonrası 20M€ civarında rakamlar verilmesinden söz ediliyorken alternatif olarak yıllardır tanıdığımız bildiğimiz ve atletikliği dışında vasatın öyle çok üstünde bir teknik beceri yada gol vuruşu özelliğine sahip olmayan Gomis'e yine 13-15M€ civarı paralar önerildiği söyleniyordu.O çok başarılı olduğu söylenen yönetim geçen 1 yıldır Aykut Hoca'nın yaptığı araştırmalara rağmen transfer döneminin son ayına girilmişken halen bir sonuca varamadılar.

Maça ve takımın eksiğine gelcek olursak.Evet şüphesiz takımın bir forvet eksiği var.Ama gelecek forvet oyuncusunun bu takımı bir anda toparlayacağına inanılıyormuş gibi bir hava var özellikle medyada.Dün gördüğümüz takım aslında bizim Zico dönemi hariç yıllarıdr izlediğimiz takımdan çok farklı değil.Orta sahada bir türlü gereken iletişimi kuramayan,dinamiklikten uzak bir takım görüntüsü veriyordu Fenerbahçe.Aykut Hoca da bunun farkında olmalı ki Stoch ve Dia gibi iki süratli oluşunun yanısıra teknik özellikleri de yüksek oyuncu ile bu sorunu aşmak istedi.

Stoch da Dia da bana göre 'iyi'den daha yüksek bir nitelikle değerlendirilecek transferler.Dia dün akşam çalım attığı oyuncudan,yere basan ayağına darbe alıp sakatlık yaşayana kadar henüz takıma katılalı 10 gün olmuş biri için yeterli bir performans gösterdi.Stoch da Dia'ya benzeyen ancak artı olarak orta sahanın ortasında Alex gibi oyun kurucu görevini üstlenebilecek teknik özelliklere sahip bir oyuncu.Her iki isim de genç ve 2-3 yıl içinde Avrupa'dan teklif almaları çok muhtemel.

Gelgelelim takımdaki yabancılardan Zico döneminde siz deyin motivasyon ben diyim attığı goller yüzünden kendisine gösterilen tahammül sınırlarını arttırdığımız Deivid var ki 2 yıldır takımda varlığı ile yokluğu bir.Bu adamı gönderip yerine bir adet Gökhan Gönül yedeği,yada Bilica yerine Lugano partneri bulamadı bu yönetim.Bunun sonucunda da Lugano'suz oynanan her maç sıkıntı yaşadık son 8 ay içinde.

Bu takımda Baroni adında bir adam var ki dün akşam Rıdvan Dilmen şöyle bir tanımlama yaptı kendisi için ki ben buna bile katılamıyorum: ''Baroni 1 maç tavan,5 maç taban'' Ben Baroni'nin 4-4 lük bir performans gösterdiğini hiç görmedim.Varsa gören beni düzeltsin.En iyi oynadığı maçında Selçuk'tan iyi performans sergilediyse benim izlediğim futbol değil demekki.Baroninin en iyi oynadığı maç vasattır.Yanında oynayan Emre'ye dua etsin.Selçuk bugüne kadar pek çok derbide gol atmış bir adam.Ve kim ne derse desin 3 sene önce ıslıklanan Selçuk gibi değil.Nolursa olsun bence top kontrolü ve saklama adına kendisini geliştirdi.Ha pas yüzdesi belki Baroni kadar yüksek değil ancak Baroni'nin 10 topundan 8 ini istisnasız geriye oynadığını gözönüne alırsak sebebi anlarız.Aynı şekilde Önder Turacı'nın da ne bekte ne stoperde gereken performansı gösteremediği bukadar ortadayken neden yollar ayrılmıyor gerçekten anlamıyorum.Aykut hoca maç sonunda Fenerbahçe değişecek diyo.Sene başında da aynı şeyleri söylemiyor muydu? Fenerbahçe'nin bukadar istikrarsız oyun oynayan futbolculara tahammülü nasıl olur?Nasıl bukadar uzun sürebilir bu anlamak mümkün değil?

Göreve geldiğinden beri şampiyonluk yaşamayan hiçbir hoca ile yoluna devam etmeyen bir yönetimin Önder,Deivid,Baroni gibi adamlara bunca zaman tahammül edebilmesi gerçekten anlaşılır gibi değil.

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elendi evet.YB engelini aşsaydık playoff turunda elenmemiz en azından şu düzen ve şu malzemeye sahip bir kadro ile yine pek muhtemeldi.Yola Uefa'da devam etmek bu yıl için daha uygundu bana göre.Geciken transferlerin yapılması,sakatların iyileşmesi bile yetmez Aykut Kocaman'ın mantalitesini futbolculara yanıstmaı ve oyuncuların bunu sahaya yansıtması için sabretmekten başka yapacak birşey yok şu an için.İşin mali boyutu ayrıdır.Konu oraya gelmişken değinmek gerek.Ülkemizden Şampiyonlar Ligi'ne katılan Bursaspor şu an 15m€ gibi bir parayı kasasına koyacak.Fenerbahçe elendi Bursa'ya yaradı gibi laflar konuşuluyor ortada.Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne katılsaydı Bursaspor'un alacağı para minimum 12-13m€ civarında olacaktı zaten.Bursaspor'un o 2-3m€ da ligdeki şampiyonluğundan aldığını hatırlarsak Fenerbahçe lige kalmış yada elenmiş çok birşey farketmiyor yani.

Şu gelinen noktada en çok üzüldüğüm ve bana göre en son suçlanması gereken kişi Aykut Kocaman.Aykut Kocaman'ın ne başarısı var ki ne bekleniyor lafları dolandı dün maçtan sonra.Bugün Aykut Kocaman gitsin mi muhabbetleri bile yapılıyor.Anlam vermek gerçekten imkansız.2 ay önce ''herşekilde arkasındayız,tam destek'' sözleriyle takımın başına getirdiğiniz ve bunda taraftarın da etkisinin olduğu bir kulüp efsanesini şimdi kovmak nasıl bir zihniyetin hareketi olur anlayamıyorum cidden.

Bir de Ankaraspor kariyerini masaya koyanlar var.O zamanlar da Melih Gökçek sayesinde maddi olarak imkanları vardı.Takımı ilk 10'a sokamadı diyenler var.Ankaraspor'un maçlarını oynadığı Yenikent Asaş stadının nerde olduğunu Ankara'da yaşayan arkadaşlarımdan biliyorum.Anlattıklarından oraya seyirci gitmesinin pek muhtemel olmadığını da biliyorum.Sonuçta nolursa olsun.Bir yanda Ankaraspor'dan bahsediyoruz.Yönetim anlayışı sonucu bugün tescili iptal edilen bir camia,sağdan soldan toplama vasat Anadolu takımı mantalitesindeki oyuncuların asına Aykut Hoca'nın yerleştirmeye çalıştığı Özer Hurmacı,Ediz Bahtiyaroğlu,Murat Tosun gibi genç yetenekler ile ne kadar uzun soluklu bir takım beklediniz ki?

Bu sadece Fenerbahçe için de.Kulüpler gerçekten iyi yönetilmiyor.Onlarca hoca,oyuncu gidip geliyor,sözleşmeler askıya alınıyor ama baştakiler hep aynı.Asla kimse suçu kendinde görmüyor.5-6 yıl öncesine kadar çok daha fanatiktim.Ama şimdi üzülüyorum.Kendi takımım Şampiyonlar Ligi'ne gidemedi,Uefa da devam etsin bu sorun değil.En azından Aykut Hoca'nn ilk yıl kendi düşüncesini takıma oturtmak ihtiyacı olduğunu düşünen bir insanım ve bu ilk yılda olabilecek şeylere daha tahammüllü sabırlı olunmalı diye düşünüyorum.Bakıyorsunuz Galatasaray evinde 2-0 dan 2-2 ye gelmesine izin veriyor maçı.Galatarasaylılar dün akşam Fenerbahçeli taraftarlar ile dalga geçiyorlar ancak yaklaşan tehlikenin farkında değiller sanırım.Galatasaray'ın bulunduğu durum da hiç iç açıcı değil.Keza Beşiktaş Schuster gibi Quaresma gibi dünya çapında bilinen isimlerle anlaşıyor ama oynanan oyun,alınan skorlar,gidişat umut verici değil.Büyük kulüplerimiz yıllardır yönetim anlayışı olarak yerinde sayarken Anadolu kulüpleri artık transfer yapmayı da,yönetmeyi de öğrenmeye başladılar,öğrendiler de.Kimbilir belki türk futbolunu yeniden şahlandıracak olan şey de budur.Yoksa bu gidişle Avrupa liglerinde oynayan oyuncular için bir Katar yada bir ABD olmaya doğru gidiyoruz hızla.Postu,bahsi geçen futbolcuların bu düşünceyi nasıl benimsediklerini gözler önüne seren Lyon'lu Cris'in Fenerbahçe için adı geçen Gomis'in transferi ile ilgili sözleriyle kapatıyoruz.

''Gomis Türkiye'ye gitmek için henüz çok genç''


Çarşamba, Mayıs 19

Beşiktaşlı duruşu! Beşiktaşlı Rüştü!

Öğlen saatlerinde Fenerbahçe kulübünün yaptığı basın toplantısında en çok şaşırdığım,hatta bir dünya etken vardı bu muydu tek sorun diyerek,keşke yapmasalardı diye düşündüğüm şey Rüştü'den bahsetmeleri,hatta buna resmi bildiride yer vermeleriydi.

Benim ilk anladığım Aziz Yıldırım'ın; Fenerbahçe kulübüne bugüne kadar şabie suçlamaları yapanların bu iddaalarına karşılık ''ee hani noldu?Olamadık işte şampiyon.Hem ozaman Rüştü de bunları yaptı,onlar da şike ozaman,onun da yediği goller şaibeli ozaman'' tarzı bir ifade çözümlemiştim açıklamanın içinden ve Yıldırım'ın dediklerinden.

Basın toplantısı sona erdikten sonra Fenerbahçe'nin;Rüştü'nün,Kasımpaşalı,Ankaragücü'lü ve Trabzonsporlu oyuncuları aradığı iddialarına NTVSpor aracılığıyla jet hızıyla yanıt veren Rüştü ''eğer böyle görüşmeler yaptığımı ispatlarlarsa futbolu bırakırım'' demişti.

Fenerbahçe'nin bu iddalarını alay konusu eden Beşiktaş taraftarı,kendilerinde değiller heralde demiş ve Aziz Yıldırım'ın karşısında sözde o pek benimsedikleri Beşiktaşlı duruşunu sergilediğini düşündükleri için Rüştü'yü ''artık seni Beşiktaşlı Rüştü olarak bilicez'' diye seslenmişler,benimsemişlerdi.

Fenerbahçe kulübü Rüştü'nün bu açıklamalarından sonra resmi sitesinden yayınladığı bildiride,Rüştü'nün bu konuşmaları yaptığını nerden ve ne şekilde haber aldıklarını açıkladı,hatta Rüştü'nün yaptığı telefon konuşmaları sonrası Ali Yıldırım ile görüşmesinin ardından yaptığı konuşmaların hatalı olduğunu kabul ettiğini ve Bursa maçında göstereceği performansla bu lekeyi temizleyeceğini söylediğini de ifade etti kulüp.Ve Rüştü'den kamuoyuna söz verdiği şekilde futbolu bırakmasını istediler.

Beşiktaş kulübü ise oyuncusunun,kendi takımının şampiyonlukla hiç alakası bile yokken-ki olsa kaç yazar- yaptığı bu telefon görüşmelerini doğrular nitelikte bir bildiri yayınladı. Bildirinin sonunda da Adnan Polat'ın,'Fenerbahçe Franco'yu ayarttı' iddaasına Aziz Yıldırım'ın sessiz kalışını eklemişler.

İnsanda biraz soğukkanlılık olur.Herşeyden önce çıkıp canlı yayına bağlanan yöneticilerinin bile basın toplantısını izlemedeği ortadayken yayınladıkları bildiride Aziz Yıldırım'ın neden sessiz kaldığını sorgulamaları çok da anormal değil.Fenerbahçe kulübü Rüştü'nün yaptığı görüşmelerin doğruluğunu smsler yoluyla gerek de Ali Yıldırım ile yapılan görüşmelere dayandırırken karşı taraf hiçbir aslı astarı olmayan haberleri öne sürmekle yetiniyor.

Çocukken seni severdim Rüştü.Onca laf yedin,yeri geldi dayak yedin,saçma sapan hatalar yaptın ama biz seni çubukluyu taşıdın diye sevdik.Sonra kulüpten nasıl ayrıldığın ortada olmasına rağmen sevgiyi bozmadan saygıya dönüştürdük.Arkandan konuşmadım.Ama şu yaptığının adı döneklikten başka bişey değildir.Çıkıp futbolu bıraktım diyecek kadar yüreğin yoksa da tam bir Beşiktaşlı duruşu sergilemiş olursun.

Yönetim devam dedi


Türk futbol kamuoyunun merakla beklediği basın açıklaması bugün öğlen saatlerinde Fenerbahçe Faruk Ilgaz tesislerinde yapıldı.Toplantı,Fenerbahçe Kulübü asbaşkanı Şekip Mosturoğlu'nun seslendirdiği resmi açıklama ile başladı.

Resmi bildiride öncelikle haftalardır ligin kirli olduğunu,Fenerbahçe'nin şampiyon olabilmek adına şike girişimleriyle ligi kirlettiğini ortaya atanlara seslenildi,ardından futbol takımının lig genelinde ve özellikle son haftada alnı açık bir şekilde canla başla mücadele ettiği hatırlatıldı.Açıklamanın ilerleyen kısımlarında ise başka bir Fenerbahçe kulübünün olmadığı vurgulanarak,birlik beraberlik çağrısı yapıldı.Ayrıca şampiyonluğun kaçırılmasının hemen ardından toplantıya kadar geçen 2 günde gelecek-gidecek oyuncu ve teknik kadronun değişeceğine yönelik yapılan spekulasyonlara da değinilerek,bu haberlerde yer aldığı şekilde bugün yapılan basın toplantısında Daum gidecek,şu ve bu oyuncularla yollar ayrılacak tarzı günlük kararlarla hareket edilmesinin kulübün menfaatlerine zarar vereceği söylendi.Sonuç olarak da gelinen noktada görevlerinin başlarında oldukları ifade edildi.

Asbaşkan Mosturoğlu'ndan sonra sözü alan Aziz Yıldırım'ın açıklamaları ise yine gündemi değiştirir tarzda oldu.Öncelikle edinilen başarılarda olduğu gibi başarısızlıklarda da sorumluluk aldığını ifade eden Yıldırım,kendi oğlunu bir kulübe başkan yapmasını da vurgulayarak Melih Gökçek'in,kendi işi olan siyasetle ilgilenmesini ve artık futbola karışmamasını tavsiye etti.Taraftarlara destekleri için teşekkür ederken,destekleri sırasında kulübe zarar verebilecek hareketlerden kaçınmalarını söylerken,anons konusuna da değindi ve basında yer alan 'Yıldırım anonsçuyu dövdü' haberlerine ithafen ''benim bugüne kadar kimseyi dövdüğümü gören oldu mu?'' diye sorduğunda salonda bulunan basın mensupları ve üyelerden gülüşmeler duyuldu.

Yıldırım'ın son maçlardan önce hakemlerle ilgili şaibe iddaaları ortaya atan kulüp yöneticileri ve kirli lig tanımlamasında bulunan Adnan Polat ile devlet bakanı Özak'ı hedef alan ifadeleri de vardı ancak toplantı sona erdikten sonra en büyük gündem Rüştü'nün son hafta maçları öncesinde telefonla Fenerbahçe'nin karşısına çıkan rakip takımdaki futbolcu arkadaşlarını arayarak,çıkın da yenin şunları tarzı konuşmalarda bulunduğunun iddaa edilmesi sonucu oldu.

Son olarak da transfer döneminde en iyilerini almak için fedakarlıktan kaçınılmayacağını ekledi ve kadro anlamında değişikliklerden bahseden medyaya bu konuda acele etmeyeceklerini daha henüz oturup hiçbir görüşme dahi yapmadıklarını söyledi ayrıca her türlü medyadan,doğru haber yapmalarını da rica etti.

Pazar gününden sonra bloga yazdığım yazıda bende yönetimin istifa etmesini tahmin eden hatta isteyen kısımdandım.Ancak bugün özellikle sözü aldıktan sonra her başarısızlıkta Aziz Yıldırım gidiyor haberleri yapılıyor,Aziz Yıldırım'ın hiç mi şikayet hakkı yok? diye soran başkana hak verdim açıkçası.

Göreve geldiğinden beri kulübü aldığı noktadan getirdiği nokta belli.Bu seviye bir hizmeti,bir nevi çağ atlatmayı türk spor tarihinde,bakın futbol demiyorum spor diyorum,kaç başkan yapmıştır merak ediyorum.

Medyaya yönelik şikayetlerinde de haklıydı bana göre.Fenerbahçe'nin kötü giden her maçının ardından Saracoğlu koridorlarında hakemle karşılaşan Aziz Yıldırım'ın hakemlere tehditler savurduğu ifade ediliyor gazetelerde.Akıl var mantık var cidden her maç bu adam sürekli soyunma odası koridorlarında mı geziniyor? ''Ayrıca Aziz Yıldırım anonsçuyu dövdü'' tarzı haberleri yapan bir basın mensubu o haberin altında adının geçmesinden utanmasını geçtim,bağlı olduğu medya organının bu tarz yalan haberler yapmasından hiç rahatsız olmuyor mu merak ediyorum gerçekten.Bu sadece Fenerbahçe kulübü için de geçerli değil diğer kulüpler için de yapılıyor ve gerçekten ayıp,insanda utanma olmalı.

Koca sezonunun ardından,onca konuşan eden spor yazarı,yönetici,spor adamı vs insan duruyorken hakkında konuşulabilecek neden gidip kulüpte yer aldığı seneler boyunca kulübün sevilen hatta simge isimlerinden biri olmuş Rüştü Rençber'in adı anıldı şaşırdım açıkçası.Üstelik lig bitimine 1 hafta kala yaptığı söylenen bir telefon konuşması için.

Toplantıdan kısa bir süre sonra Ntvspor'un canlı yayınına katılan Rüştü de ''iddaalar ispatlansın futbolı bırakırım'' diyerek Aziz Yıldırım'ı yalanladı ve açıkçası orada Yıldırım dediyse vardır bi keramet şeklinde Rüştü;'yü sıkıştıran Mehmet Demirkol'a da cevabını vermiş oldu.

Ya iki taraftan biri yalan sölüyor ya da Fenerbahçe'nin aldığı duyumların kaynağı sağlam değil.Ancak şöyle birşey var,Beşiktaş kulübüne gittiği günden bu yana kendisini Fenerbahçeli Rüştü olarak gören Beşiktaş taraftarının kendisini artık bir Beşiktaşlı olarak anmasını sağlayacak bu açıklamaların sebebi olan Yıldırım'ın ''O zaman Rüştü'nün yediği goller de şaibeli'' sözü direk bir iddaa değildi.Başındaki ozaman kelimesinin o cümleden önce söylenen ''Murat Şahin'in,İvesa'nın,Serkan Kırıntılı'nın yediği gollerin şaibeli olduğu''nu iddiaa edenlerin sözlerine yönelik söylenmiş bir cümleydi.

Herkesin merakle bir değişimi beklediği toplantıda oyuncular ve teknik kadro adına acele kararlar alınmadığını hatta henüz bir görüşme dahi yapılmadığını gördük.Şimdilik kesin olan birşey var ki yönetim görev süresinin sonuna kadar kulübün başında olacak.

Basketbol ve Voleybol takımlarının başarılarının zaten ortada olduğu ve önümüzdeki sezonda da hedefin final-four olacağı belirtildi zaten.Futbol takımı içinse gerekli takviyelerin yapılacağı vurgulandı.

Ben 4 sene içinde 2.kez benzer şekilde kaybedilen şampiyonluğun ardından karşılaştığımız yönetimin tutumunun soğukkanlı ve doğru olduğunu düşünenlerdenim.Basın toplantısı sırasında gerek twitter'da gerek haberlere yapılan taraftar yorumlarında yoğun tepki vardı başkana.Ben dediğim gibi Rüştü'nün yapılan açıklamada yer almasını doğru bulmasamda onun dışında yapılan tüm açıklamalarda yerinde mesajlar verildiğine inanıyorum.Bundan sonra önümüzdeki sezonun başlangıcına(15 Ağustos) kadar 3 aylık büyük bir süre var.Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi transfer konusunda özellikle,son güne kadar beklenmemesini umuyorum.Kimle ne tür görüşmeler yapılıp nasıl kararlar alınacak evet acele edilmeden ancak geç de kalınmadan oturup konuşulmalı.Bekleyip göreceğiz.

(Bu arada unutmadan tüm Türk milletinin 19 Mayıs Atatürk'ü anma,Gençlik ve Spor Bayramını kutlamayı da unutmayalım.Ata'yı saygıyla anıyoruz.)

Salı, Mayıs 18

Fenerbahçe:1-Trabzonspor:1 {Şampiyon Bursaspor}

Bekledim ortalık biraz yatışsın diye.Şampiyonluğun kaybedilmesi de etkendi kazanılsa da toparlamak,şu yazıyı yazarken bişeyler eksik kalmasın diye bekleyecektim.

Herşeyden önce ligin ilk haftasından itibaren koydukları hedefe doğru akıllı hamlelerle,maddi-manevi her türlü gücünü akıllıca ve doğru kullanarak mücadelesini sürdüren Bursaspor kulübünün yönetimini,oyuncularını Ertuğrul Sağlam'ı tebrik ediyorum.Bunu laf olsun diye söylemiyorum gerçekten canı gönülden tebrik ediyorum.

Toparlamak gerçekten zor.Bir kere Denizli'de kaybedilen şampiyonluk kadar üzülmedim.Gerçekten.Belki bu daha bile trajikti.Blogu takip edenler hatırlayabilir bu son 9-10 haftalık süreç başlamadan önce o sürekli kayıpların yaşandığı yaklaşık 13-14 haftalık periyodun sonuna doğru ''tamam,ben artık ümidimi falan kesiyorum boşuna umutlanıp hayal kırıklığı yaşamaktan yoruldum'' demiştim.Ancak o durumdan takımın ayağa kalkıp liderliği dahi ele geçirmesi ve son haftada,üstelik 2006'da ki gibi Denizli gibi düşmemeye oynayan bir rakibe karşı değil,kupadan sonra tamamen motivasyonsuz Trabzonspor karşısında,50.000 seyrici önünde çok daha kolay gözüken bir maçta kaybedilmesi kesinlikle daha trajiktir.Ama kesin olan başka birşey var ki ozaman daha çok üzülmüştüm.Belki şampiyonluğun ezeli rakibe kaptırılmasının da etkisi vardır bilemiyorum.

Herşeyi geçtim.Dün maç sonu olan bitene de değincem ama tüm 34 haftaya baktığımız zaman kendi ektiğimizi biçtik diyebiliyorum ben.Karşı çıkacak renkdaş elbet vardır ama bu takımın,bu kulübün potansiyeli kapasitesi varken yapabileceklerinin tamamını yansıtmadığını bariz oalrak gördüğümüz bir 10-15 haftalık periyod var.Ligin ilk 8 son 10 haftasını çıkar kalan 16 haftada yani ligin tam ortasında naptı bu takım?Son 10 haftada gol yemeyen oyuncular bunlar değil miydi?Bu Volkan yok muydu kalede?Bu Alex bu Emre bu Özer,Gökhan oynamadı mı?

Peki ya yönetim.Bu taraftar dün maç sonu Guiza nerde!!! diye yırtınıyordu.Bu yönetim dün maç başında,attığı gollerden çok daha kolay pozisyonları harcayan Guiza'yı görmedi mi geçen sene? Neden tahammül edildi ozaman bir sene daha?

Zamanında şampiyonluk gitti diye anında,kardeşi ile ilgili bir anlaşmazlık bahane gösterilerek bavulu eline verilmedi mi Zico'nun?Bu tribünlerin son 15 senede belki de hatırlayacakları ilk isim değil midir Zico? Peki nasıl oluyor da ona,bu kulübü ecnebi topraklarda en üst düzey başarısına ulaştırmış,seni ve taraftarını gururlandırmış bu adamı bukadar kolay gönderirken 2 senedir taraftarında saç bırakmayan bu adamda ısrar ediyorsunuz?

Herkes bir açıklama bekledi dünden beri.Nihayet bu akşam 'Çarşamba'yı bekleyin dendi.

Aziz Yıldırım ve erkanı göreve geldiğinden beri evet bu kulüpte olağanüstü başarılar elde etmiştir.Futbol dışı branşlarda rekor sayıda şampiyonluklar elde edilmiştir bir senede.Stad,kulübün kendi taraftarları harici futbolseverler tarafından bile imrenerek bakılır bi hale gelmiştir.Hem futbol hem de amatör branşlarda yapılan transfer hamleleri adı anılan büyük yıldızlarda bile 'neden gelmesin' dedirten noktaya getirmiştir taraftarı.Bu ve daha sayamadığım pek çok güzel icraatı oldu yönetimin.

Ancak bu dönemde Fenerbaçe kulübü rakipler tarafından nefret edilen,çekilemeyen bir camia haline de gelmiştir.Özellikle medya ile ilişkilerin kimi zaman zayıf olarak bile adlandırılmayacak,hiç varolmama noktasına dahi gelmiştir.

Kimse kusura bakmasın ama bunun eseri de bu yönetimdir.Kurumsallık deyip durduğunuz şeyin gereği,verdiğiniz sözü yerine getirememeniz sonucu en tepeden dibe kadar ekibinizde kim varsa başarısızlığı da üstlenip bir noktadan sonra kenara çekilmektir.Çünkü eğer gerçekten o kurumsallık sağlandıysa sizden sonra kim gelirse gelsin düzen işleyecektir.Merakla bekliyoruz Çarşamba gününü.

Bir diğer konu ise maddi durumu pek iyi olan Aziz Başkan'ın;maçları,oyuncuları satın alma,hakemleri,hatta hakemlerin de başındaki organizasyonu kontrol etme,basını korkutan bir organ olma yetisine sahip olduğunu iddaa eden kesim.Tüm bu iddaalarla,bundan tam 10 yıl önce(17 Nisan 2000)'de bulundukları konumdan 10 yıl sonra geldikleri konuma ve hatta sadece dünkü maçı kaybetmelerine bile bakmadan,ezeli rakiplerinin;kendilerinin çok önceden koptukları kulvarlarda sonuna kadar gittiklerini de görmezden gelerek dalga geçmeleri vardır ki bunun adı ezikliktir.Açın da kendi kıçınıza gülün diye bi laf vardır bilir misiniz?

Herşeyi satın alan Aziz Yıldırım,daha taze parlamış Onur Kıvrak'ın mı aklını çelemeyecekti?Yada içerde seyircisiz oynanan maçta Kasımpaşa'ya yenilirken Fenerbahçe,Cenk İşler'e bi ayar çekemez miydi?Sami Yen'de Selçuk'un şutunu içeri alan Franco'yu da satın almıştır hem belki.Yada Saracoğlu'nda penaltı kaçıran Bobo'yu? Hı? Duyamadım? Geçiyoruz.

Bursaspor'un şampiyonluğu için büyük kesimin söylediği bir cümle var: 'Hakedilmiş' .Nasıl hakedilmiş? Oynadığı futbolla mı? Bunu kabul edemiyorum işte.Bir Fenerbahçe-Bursaspor maçı var ki kendi gözlerimle izlediğim ve pek tabii yıllarca unutamayacağım,bu sezona dair en iyi hatırladığım şey olacak o maç.O maç en azından 2-2 bitseydi bambaşka bir sabah uyanacaktık hepimiz.Hele Bursaspor'un 1-0 kazandığı öyle maçlar var ki son haftalarda,rakibine 20 küsür haftadır verilmeyen penaltılar arkaarkaya kolaylık veriliyordu.Bir Diyarbakır maçı vardı mesela,Alex tribünü tabir edilen lacivert tribünden izlediğim tam dibimdeki yardımcı hakemin 15 metre önünde Güiza'nın forması 1.5 metre uzuyordu ceza sahasında,ancak hakem görmemesi için gözüne eşşek arısı falan kaçması gerektiği pozisyonda uyaramıyordu baş hakemi.Neyse ayrıntılara takılmamak lazım.İlla ki Bursaspor aleyhine de kararlar çalınmıştır.Futbolun olayı bu değil midir zaten.Yeter ki bilinçli yapılmasın bu hareketler.

Sonuçta evet mücadelesiyle özellikle taraftarıyla haketmiştir Bursaspor,önceki kulüplerinden o veya bu şekilde gönderilen Ali Tandoğan,Ömer Erdoğan,Turgay Bahadır,Hüseyin Çimşir,İglesias,Zapotocny gibi oyuncuların kendilerini kanıtlamak uğruna ekstra motive oluşları da bunda etken olmuştur.Doğru devrimdir bu şampiyonluk,Türk Futbolunun bir yüzyılı aşan tarihinde şampiyonlukların 4 takım tarafından paylaşılırken bunu kazanan 5.isim olmaları bir devrimdir.Beraberinde hem kısa vadede hem uzun vadede bazı getirdikleri de olacaktır.Ki bunların pek çoğunun Bursaspor'lu oyuncular bile henüz ne olduklarını bilmediklerini dün maç sonunda şampiyonluğun nasıl bir şey olduğunu çözmeye çalışıyoruz tarzı açıklamalarıyla gösterdiler.Umarım hayırlısı olur ve Bursaspor bu akıllı yönetimiyle doğru olduğunu kanıtladığı yolunda devam eder ve üstüne koyarak ilerler.

Şampiyonluklar kaçar.Ancak nolursa olsun kim olursa olsun durum nekadar kötü olursa olsun benim aklım mantığım kalbim dün o stadı,kendi mabedleri olan stadlarını ateşe verebilen gerizekalı insanları anlamıyor.Onları taraftar olarak adlandıramıyorum.Bırak içlerindeki forma aşkını,takım sevgisini sorgulamayı.Evet yaşandı bi anons saçmalığı ne yani bilerek mi yaptı adam oda en az senin benim kadar Fenerbahçeli değil mi sanıyorsun? Ki çıktı bugün açıklama da yaptı.Dün sahadaki takım herşeyiyle hakediyordu maçı da şampiyonluğu da sen de top istemedi ben diyim futbol tanrıları girmedi o top.

Herkes kalkıp diyor ki ''Burak 40 kere vursa bidaha atamaz''.Kimse çıkıp demiyor diyemem,çünkü bahseden kesim var en azından bloggerlar arasında.Eminim tribündekilerden kimse bugün;işinde,yolda,evde muhabbetlerinde,geldiğinden beri orta yapma konusunda bir gıdım ilerleme kaydedemeyen ama bu özelliğini gözardı edip mücadelesine aşık oldukları Gökhan Gönül'ün,o golde hakeme itiraz için giderek kanadını boş bıraktığını ve golün de bu nedenle yendiğini söylemiyor.Ondan sonra bağırırsın tabi Guiza'ya,basarsın tabi basın odasını ''nerde lan o pezevenkler'' diye.

Taraftarların kendi kendilerine sormadıklarını,yönetimin,üstelik istifa edip dönmeleri gibi bir durumun da söz konusu olamayacağı ve tahammül edilemez olacağı bir ortamda kendilerine sordukları ve yaptıklari içsel sorgulamalardan sonra istifa kararı almış olmalarını bekliyorum.Ha yine Daum gider 4-5 oyuncu yollanır adına da revizyon denir devam edilir aynı filme ya,şaşırmam.




{Önümüzdeki hafta tatili bitirip Sivas'a dönüyorum.Dönmeden Fenerbahçe için bazı şeyler değişmiş olacak şüphesiz,en azından basın toplantısında açıklanacak kararlardan bahsedebilicem sanırım.Döndükten sonra da hem lig hakkında hem de yaklaşan Dünya Kupası hakkında bahsedecek uzun zamanım olacak.Ozamana kadar saygılar.Bursaspor'u ve Bursalıları tekrar tebrik ediyorum.Hadi eyvallah}

Cuma, Nisan 23

Alkışlar yönetime!

Sezon başında 55 lira'dan açılan migros+telekom tribün bilet fiyatlarını önce 44 ardından 22'ye düşüren Fenerbahçe yönetimi bir kez daha taraftarının yanında olduğunu gösterdi.

Sene başında satışa sunduğu kombine kartlarının bir maçta satılan bilet sayısından fazla olduğu tartışılır Kasımpaşa yönetimi Beşiktaş'ı 50 lira ile pas geçerken 120 lira fiyat biçtiği Galatasaray taraftarının ardından Fenerbahçe'nin 12 numarasını da yolunacak kaz olarak görmüş olacak ki 120 liralık tarifeyi uygulamak istemişler.

Bizim yönetim de almış o biletleri aradaki farkı kendileri karşılamak suretiyle 50 ve 80 liradan satışa sunmuş.Bu yapılanlar federasyonun biletlerle ilgili koyduğu ''toplu alım-satım ve üzerinde yazan fiyatın altında satış'' yasağını delmesine rağmen bu kritik dönemde yapılmış doğru bi hamledir bana göre.Çokça eleştirdik ama yeri gelince de haklarını teslim etmek gerek.

Kasımpaşa yönetimine hem futbolcular maçın sonucuyla hem de tribünler en güzel cevabı vereceklerdir.Bu yaptıklarının ekstra motivasyona neden olabileceğini düşünemeyecek kadar ileri zekalı yöneticilere (bkz.Süha Sidal) sahip olmaları da şaşılacak birşey değil.Moritz'in Kayseri'yle anlaşmasından sonra radyolarda dinlediğim bahsi geçen yöneticinin konuşmalarından ne derece profesyonel olduğu belli oluyordu zira.

Sonuç olarak alınabilecek cezaya rağmen böyle bir faaliyette bulunan ve bu önemli zamanda taraftarını takımından ayırmayan yönetime teşekkürlerimizi iletiyoruz.Konuyla ilgili basın açıklamasına şuradan ulaşabilirsiniz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...