Cumartesi, Mayıs 28

Şampiyonlar Ligi Finali Öncesi -Manu Barca'yı Durdurabilecek Mi?



2009 finalinin tekrarında Manchester'ı Wembley'de bu kez farklı bir sonuç almak amacıyla izleyeceğiz.Ama bu finalde de Barcelona'nın maçın favorisi olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok.


Sir Alex Ferguson'un bu maçtan önce bazı kararlar vermesi gerekecek.Zaman zaman böyle kritik maçlarda farklı seçimlerde bulunmasına şahit olduğumuz 70 yaşındaki İskoç hoca sağ bekte John O'Shea'ye mi yoksa Rafael veya Fabio da Silva'ya mı görev verecek?İlk soru bu.O'Shea belki tecrübesi ve daha istikrarlı oyunu ile tercih sebebi olabilir ancak 2009 yılındaki ŞL finali karşılaşmasında hücumda neredeyse hiç yer almaması Manu'ya kupaya sebep olan etmenlerdendi ve bu sefer tercihin brezilyalılardan yana olması beklenebilir.

İkincisi ise biraz daha komplike;United Premier Ligdeki son maçlarında göbekte Giggs-Carrick kanatlarda Valencia-Park ikilisinin hemen önünde Hernandez,Chicharito'nun biraz önünde Rooney.Bu bölgede soru şu: Oyunu ortasahadaki pas yeteneği yüksek oyuncularla sağlanan kusursuza yakın pas dominasyonuna bağlı olan Barcelona'nın bu düzenini bozmak adına ortasahanın göbeğine bir ekstra oyuncu sağlamak adına Hernandez'dan feragat eder mi?Tercih o yönde olursa Fletcher ortasahaya katılır.Hernandez'in oynaması Barca'nın yüksekte kurduğu savunma hattını tehdit eder ve eğer Barca buna önlem alarak savunmayı geri çekerse bu Rooney'e fazladan alan yaratmak demek olacaktır.

Anahtar oyuncu tabiki yine Messi olacak.2009'da o zamanlar kanatlarda da görev alan
Arjantinli'nin Eto'o ile sürekli yer değiştiren haldeki merkezi konumu United'ı yıkan düzen olmuştu.Ferguson bu kez onun merkezde oynayacağını biliyor ve şüphesiz özel seçilecek bir savunmacıyla adam adama savunulmasının imkansız olacağını da biliyor.Bloklar arasında sıkıştırmak United'ın planı olabilir.Ancak bu durumda ortasaha oyuncuları Messi'ye pres yaptığında savunma hattı da alan daraltmak adına yükselmek durumunda kalacak ve bu ceza sahası savunmacısı olan Vidic için sıkıntı olabilir.Dönüşleri sorunlu olan Sırp futbolcu kart görmeye epey yakın olur böylesi durumda.

Öncelikli hedefin Barca'nın pas oyununu bozmak olacak kuşkusuz ama bana kalırsa İniesta-Xavi göbeğine göre Giggs-Carrick ikilisi biraz ağır kalır gibi geliyor.İniesta'nın bu finalde gol atması demek Dünya Kupası ve Şampiyonlar Ligi'nde gol atan 5.isim olması demek olacak.Bunu zorlayacaktır şüphesiz.

Yazının başından beri Manu'nun Barca'yı durdurmasından bahsediyoruz ancak elbet onların da Katalan ekibini yaralayacak silahları var ki bunlardan biri sakatlığından döndüğünden beri son haftalarda iyi bir form gösteren Valencia'nın Barca'nın belki de en zayıf bölgesi sol bek tarafından yapacağı 1e1 hücumlar olacak.Manchester'ın hücuma çıkarken topu bir an önce onunla buluşturması akıllı bir hareket olabilir.Bunların dışında Hernandez'in hızı,Park'ın yer tutmadaki yeteneği ve özellikle büyük maçlarda attığı goller Alves'in çok hücuma konsantre olması halinde Barca'nın canını yakabilecek şeyler.

Hakem Viktor Kassai daha çok oyunun akmasına izin verdiğinden bahsediliyor.

Sonuç olarak oyunun kaderi iki takımın oyundaki üstünlüğüyle belirlenmeyecek.Bu söz konusu olduğunda Barca'nın yine o paslı oyunuyla baskıyı sağlayacağı ve oyunu domine edeceği kesin Manu'nun yapması gereken kontraataklarda başarılı olmak.

Maçın favorisi elbet Barcelona ancak United'ın çok fazla 'underrated' yani küçümsenen bir durumda gösterildiğini vurgulamak lazım.Benim gönlüm de bahislerim de şüphesiz çocukluğumdan beri sempati duyduğum ''Kırmızı Şeytanlar''dan yana olacak :) Barcelona'nın La Liga şampiyonluğunu garantiledikten sonra oynadığı maçlarda beraberlikler almasının takımda o zamandan beri bir rahatlık sağlamış olması muhtemel ki bu da United'a avantaj demek olur.Ayrıca bu kez 2009 finalindeki gibi erken gol de beklemiyorum.Kim kazanırsa kazansın keyifli bir maç olacağına inanıyorum.



Çarşamba, Mayıs 25

İnanmak Başarmanın Yarısıdır...


Derbilerin golcüsü Selçuk'u,'Alves gibi'si geride kalıp Alves'in yerine düşünülen adam olan Gökhan'ı,çocukluğumun efsane ikilisi Uche-Högh'ü aratmayan Lugano-Yobo'yu,al oyuna yardırsın kanattan Dia'yı,Stoch'u,bu adamda çift ciğer var dedirten Topuz'u,çıplak gözle izlediğinizde sahip olduğu tekniği ve kendine güveniyle Santos'u,doktorun direk asistanlığını yapan hırçın çocuk Emre'yi,'koşmuyor' sıfatını kapan ancak sezon boyunca en çok koşan 4.futbolcu olmasına o sıfatı değer biçenlerin ne diyeceğini merak ettiğim kaptanı,bir golcüden beklenen işi layıkıyla yapan Mamudo Kurbanı,ikinci sezon Antalya kampı ve deplasmanı ile başlayarak 9 puan geriden gelen bu takımın inancını,mücadelesini,savaşını tarih yazacak...

İnanmak başarmanın her zaman yarısıdır.Bizler inandık,onlar da inandı ve başardı.3 yıldır gurbet hayatı yaşadığım şu Sivas'ta bana canlı canlı şampiyonluğu izlettiler,beni ve onlara inanan milyonları mahcup etmediler,özlediğimiz şampiyonluğu yaşattılar..



20 MART..Turk Telekom Arena'dan çıkarılan 2-1lik galibiyet sonrası favorilere alınan tivit..




Not:Şampiyonluk maçının ertesi günü başlayan final dönemi sendromunu yaşayan bünye şampiyonluğun 3.gününde bu postu girmeye fırsat buldu.Haftasonu inşallah bir boşluk yaratıp ufaktan kendi çapımızda şampiyonluğun hikayesini yazmaya başlarız..

Perşembe, Mayıs 19

Sivas,Kaderin Oyunu,Şampiyonluk


Skoruna etki eden pek çok değişkeni ve gidişatı ile şampiyonlukla sonlanması halinde sezonun efsane maçlarından biri haline gelecek olan Buca deplasmanındaki 5-3 lük galibiyet sonrası ufak çapta verdiğim tatil nedeniyle 2 haftadır adam akıllı post girmedik.

İçeride Stoch'un maçın başında kanattan içe girerek attığı sert şuttan gelen golle erkenden kopan ve 2-0 kazanılan Belediye maçı sonrası epey zorlanılan gol gelene kadar bünyede sinir sabır bırakmayan stres küpü Karabük deplasmanının ardından ofansif bir kadro ile Saracoğlu'na çıkarak adeta intihar eden Ankaragücü'ne karşı kazanılan 3 penaltı Alex'in 5 golü ve 6-0 lık skor.

Çok fazla konuşulacak yazılacak çizilecek şey var sezona dair ancak son maç için söylenecek hiçbirşey yok.Ligin ikinci yarısında 9 puan geriden gelen 16 maçta 15 galibiyet 1 beraberlik alan evinde gol dahi yemeyen bir takımın şampiyonluğu hakettiğini söylemek için son maçta da aynı özveriyi,hırsı,mücadeleyi,inancı göstermelerini bekliyor taraftar.

Blogu okuyan,twitterda takip edenler bilir 3 yıldır Sivas'ta okuyorum,ayda bir İstanbul'a,evime sevdiklerime kaçıyorum.İstanbul gibi büyük şehirlerden gelen genç insanlar için burda yaşam gerçekten zor.Alışıyorsunuz ancak belli bir süre sonra herşey batmaya başlıyor.

Ben haftalar önce Trabzon bizden puan olarak da öndeyken takımın gösteridği çıkışı da gözönüne alarak ''beni bu şehre getiren kader,son hafta son maçın Sivas deplasmanı olmasını da sağladı,şampiyonluğun da o maçta kazanılacak,turun o maçta atılacak olması da bu kaderin parçası olmalı'' sözlerini etmiştim hem çevremdekilere,hem twitterda.

Gelin görün ki o kaderin cilvesi demek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama sınav zamanları harici günlerin yarısından çoğunda sabah ezanını duymadan yatmadığım,bazen sabah 7-8 i görüp yatağa girdiğim halde bilet satışının başlayacağı Salı günü gece 1 de uyuyacağım tuttu.Kurulan alarmlar,yatmadan önce yapılan uyarılar kuyruğa girecek 6 adamın da uyuyakalmasına engel olamadı.Ve ben tesadüf eseri uyanıp saate baktığımda 08.30 rakamlarını görüyordum.İçimden ''aha sıçtık gidemeyeceğiz maça'' diye söverken önce evdekileri sonra diğer evdeki arkadaşları uyandırıp direk kuyruğa koşturduk.Bilet gişesinden başlayıp meydana doğru uzayan 100metreyi geçkin bir kuyruk vardı.Neyse ki bizden yarım saat önce kalkan bir arkadaşın yanına kaynak yaptık da bi 50-100 kişiy atlatmak tesellimiz oldu.9.30 da satış başladı güneş,uykudan kalkan kahvaltısız bünyeler derken polisin karaborsacıları sıradan atması,taraftarın yaptığı tezahüratlar derken saatler geçti.Artık bize sıra gelmesine 100 kişi civarı kalmışken ve bunların içinde yarısı Sivas tarafı bilet almak isteyenlerken yaklaşık 12.00 sularında polislerden kale arkası,50 liralık biletler tükendi!! sözleri geldi ki yıkıldığımız an olmuştu.Paraları toplayalım 250 liralık maraton bileti alıp satarız sonra daha evvel almış olanlardan kale arkası satın alırız dedik ama satabileceğimize güvenemedik ve o hayal kırıklığıyla evlere döndük.

Aylardır beklediğim,yukarda döktüğüm kader oyunlarını yazıp inandığım o son maça,belki de çocuklarıma anlatacağım anım olacak şampiyonluk maçına gidemeyecektim.Yıkılmıştım.Sormadığımız kimse kalmadı,Sivas'ta tanıdıklarımız,arkadaşlarımız,eski Sivassporlu futbolcu tanıdıklarımız.Yok biletler bitmişti.Zaten yarısı İstanbul'a yollanmış,burada satılacak biletlerin de yarısı Sivas'lı ensesi kalın abiler tarafından kapılmıştı 8-10 ar adet olacak şekilde.

Sonra yine aynı kaderin cilvesi olacak ki twitterdan yaklaşık 2-3 aydır tanıdığım geri4lu blogun yazarı dr_imperius,kardeşimiz dediğimiz insanların yapmadığı güzelliği yaptı ve kendinin gelemediği maça bilet ayarladı bana.Ne kadar teşekkür etsem az kendisine.

2 gün kaldı artık.Herşey bizim elimizde.Sivas küme düşmemeyi garantiledi.Oyuncular rahat.17 maçta 16 galibiyet alıp rekor kırarak şampiyon olmak,son 8 deplasmanı kazanan,evindeki son 9 maçta gol dahi yemeyen bu takımın olağanüstü şeyler gerçekleşmedikçe inşallah gerçekleştireceği iş olacak.Biz de 4 yıldır beklediğimiz özlediğimiz o şampiyonluğu doyasıya yaşayıp kutlayacağız ve emeği geçen herkesi tek tek yazacağız tarih sayfalarına...


Pazartesi, Mayıs 2

Kafan Çok Güzelmiş Canım Güle Güle Kullan!

Türk futbolunun yeni Arif Erdem'i olma yolunda hızla ilerleyen Burak Yılmaz dün akşam Avni Aker'de bu kez gerçekten kendisine yapılan bir faul üzerine kendisini yerde buldu ve hakem doğru olarak faul çaldı.Buraya kadar herşey normal.

Ceza sahası dışında olduğu net bir şekilde görülen pozisyon sonucu pozisyonun 6-7 metre gerisinden takip eden yan hakem olaya müdahale edip ''penaltı'' uyarısı yaptı ve Trabzonspor'un hafta boyunca başkanından yöneticisine kanal kanal yaptığı ''Fenerbahçe kaç penaltı kazanmış,Trabzon kaç maçtır penaltı kazanamıyor vs vs'' muhabbetleri sonucu istediklerini elde ettiler,son adam olan Danny'nin kırmızı kartının ve faulun doğru olduğu ancak net ceza sahası dışında olan pozisyon sayesinde penaltıyı kazandılar.Benzer pozisyonda Olcan Adın'ın çok daha sert bir faulle düşürülmesine ise ne penaltı ne kırmızı kart çıktı.

Herşeyi geçtim.Fenerbahçe'ye de Trabzonspor'a da hatalı,lehte ve aleyhte düdükler çalındı kararlar verildi,hiçbirinde artniyet aramıyorum.Ancak kendi takımım da olsa kulüplerin oyunu denetleyen ve idare eden hakemleri baskı altına almak için demeç savaşlarına girmesinden nefret ediyorum şahsen.1 hafta boyunca penaltı dediler durdular ağlayan bebeye meme misali almışlardır istediklerini umarım da şu son 3 hafta herkesin kendi işine baktığı maç önceleri,maçlar ve sonraları izleriz.

Benim asıl takıldığım ve akıl sır erdiremediğim açıklama azönce Telegol'de geldi.Havaalanında kendisiyle canlı yayında röportaj yapılan Trabzon kulübü başkanı Sadri Şener kendisine tartışma yaratan ve rakibin 10 kişi kalmasına neden olarak bir nevi maçı bitiren takımının ilk golünün geldiği penaltı pozisyonu ile ilgili yöneltilen sorulara verdiği zeka fışkıran cevaplarıyla beni dumura mı uğrattı,yardı yıktı mı desem bilemiyorum.

-Sayın Şener penaltı pozisyonu için neler söyleyeceksiniz,çok tartışma yarattı,içerde mi dışarda mı diye?

S.Ş.-Tamam çıkar penaltıyı 2-0!!!

Başka da sözüm yok sayın hakimim.Maç yazısı yarın.

Pazar, Nisan 24

Buca:3 - Fenerbahçe:5


Geçen haftaki Antep galibiyeti akıllara 10 yıl evvel 3-0 dan dönen 4-3 maçını hatırlatmıştı.Geçen haftaki maç da efsane bi maç olmuştu onun kadar gollü olmasada.Bu akşam yine unutulmaz bir maç izledik.İleride çocuklara torunlara anlatılacak bir maçtı.

İlk yarı bu maçın anlamını bilmiyor gibiydi takım.Aslında maça fena başlamamışlardı ama son maçlara göre daha bir yavaştık.Bunda Niang'ın yokluğunda uçta ayağına gelen topları sırtı dönük aldıktan sonra verkaça girmekte ve dağıtmakta epey başarısız olan Semih'in payı vardı.Derken ilk doğru düzgün Bucaspor atağı gol oldu.Emre'nin rüzgar yardımıyla attığı uzaktan güzel golle eşitliği sağlayıp ilk yarı muhtemel öne geçme fırsatını kollarken savunma arkasına atılan 2.top Buca'nın önderliğinde devreye girilmesine neden oldu.

İkinci yarı geç dakikaları beklemeden değişiklik gözlüyorduk ama aynı 11 çıktı.Erken gelecek gol maçın dönmesi demekti ancak o golü bulan taraf yine Buca oldu.22 yıllık ömrümde 3 defa aynı hüzün fazla bu bünyeye diyordum ki Stoch girdiği anda penaltı ile yeniden fark 1'e indir.Hemen ardından Alex attığı kopya kafa gollerinden birine imzasını attı ve eşitlik geldi.Derken Aykut hocadan Baroni-Guiza değişikliği geldi ki aslında risk demekti.Ama Guiza topla buluştuğu ilk anda maç boyu yanlış tercihleri yüzünden saç baş yolduran Semih'in güzel pasında tek vuruşla ağları buldu hem kendisi hem de taraftarını gözyaşlarına boğdu.Santos'un imzası haline gelen sol üst-dış sert şutlarından biriyle skor tayin edilmişti.

Guiza'nın maç sonu röportajda golü izlerken tekrar gözyaşlarına engel olamaması,bu forma için gözyaşı dökmesi çok önemliydi taraftar için.Ben tüylerim diken diken izledim İspanyolu ve o halini görüp Aziz Yıldırım'ın da kendisini telefonla araması,destek vermesi sonrasında takımın onu omuzlara alması takımın bütünlüğü ve gelecek haftalarda göstereceği inanç adına önemli şeyler.

Ligin ikinci yarısında kuşkusuz en kötü oynadığımız maçlardan biriydi.Bucaspor ligde 31 maçta attığı 31 golün 5ini Fenerbahçe'ye attı ve kupa maçıyla birlilkte 3 maçta 8 gol atmış oldu.Hala 4 maç var liderlik geri geldiği için bir avantaj elbette var ancak ilk yarıda gösterilen tutukluk sonraki maçlarda ortaya çıkarsa bu kadar şanslı olmayabilir Fenerbahçe skoru çevirme adına.Ancak 3-1 den dönen maç elbette ki takıma moral anlamında çok şeyler katarken Trabzon'a da olumsuz yansıyacaktır.Kalan 4 hafta geçmek bilmeyecek.

Bucaspor: 3 - Fenerbahçe: 5 Stat: Atatürk Hakemler: Bünyamin Gezer, Ismail Şencan, Mehmet Cem Hanoğlu Bucaspor: Londak, Erman, Onur, Ediz, Erkan, Musa Aydın, Ragıp, Leko (Dk. 82 Cenk ?), Jebrin (Dk. 60 Sercan), Mendy, Abdulkadir (Dk. 67 Ali Kuçik) Fenerbahçe: Volkan, Gökhan Gönül, Lugano, Yobo, Santos, Mehmet Topuz, Emre, Baroni (Dk. 70 Güiza), Caner (Dk. 58 Stoch), Alex, Semih (Dk. 85 Özer) Goller: Dk. 15 Musa Aydın, Dk. 38 Ve 53 Abdulkadir (Bucaspor), Dk. 17 Emre, Dk. 58 (Penaltıdan) Ve 63 Alex, Dk. 71 Güiza, Dk. 90+2 Santos(Fenerbahçe) Sarı Kartlar: Dk. 18 Leko Ve Onur, Dk. 38 Abdulkadir, Dk. 58 Ediz, Dk. 78 Erkan (Bucaspor), Dk. 40 Gökhan Gönül, Dk. 65 Stoch, Dk. 86 Özer, Dk. 88 Yobo (Fenerbahçe)

Cumartesi, Nisan 23

Shakira'dan Pique'ye Kupa Tesellisi


Hafta içi oynanan Copa Del Rey finalinde ilk yarıda Real Madrid'in Barca'ya neredeyse şut attırmadığını,Ronaldo'nun bulduğu fırsatları harcadığını,ikinci yarıda ise tam aksine Barcelona'nın bariz üstünlüğü ve baskısına karşılık Madrid'in kontralarını izledik.Hatta maç uzatmaya gittiği anda golün dakikası ve golcü hakkında kehanette de bulundum ve dakikasını tutturmuştum ;)

Real Madrid'li oyuncular takım olarak Barcelona'yı yenebilecek kapasitede olduklarını gösterdi,Ronaldo Messi'ye karşı uzun zamandır olan tabiri caizse ezikliği üzerinden attı ve Mourinho er yada geç Barca'yı henüz takımı tam olarak istediği kıvamda olmasada mağlup etmesini bildi ve İspanya'da ilk kupasını kazandı.

Maç sonu Barcelona tarafında şok ve hüzün bir arada yaşanıyordu.Pique'nin tesellisi ise hazırdı.Futbolcular ikincilik plaketi ve madalyalarını almak için tribüne çıktıklarında,tribünde maçı izleyen Shakira sevgilisine sarılarak onu teselli etmeyi ihmal etmedi.

Pazartesi, Nisan 18

Fenerbahçe:1 - Gaziantep:0


Son yıllarda Şampiyonlar Ligi ve Uefa maçlarının bazıları haricinde en heyecanlı takip ettiğim maç oldu.Gaziantep'in bu sezon oluşturduğu takım gerçekten çok kaliteli.1-2 isim haricinde gerçekten yetenekli oyunculardan kurulu bir takım ve düzenlerinin işe yaradığını söylemek için puan tablosuna bakmak yeterli.

Fenerbahçe tıpkı geçen sezon sonu oynanan Trabzonspor maçındaki gibi neredeyse maçın tamamını rakip sahada oynadı.Gaziantep 2-3 kontra dışında Fenerbahçe kalesine yaklaşamadı bile.Olcan'ın direkten dönen bir şutu vardı.

Maç sonlarına doğru umutlar azalırken ağzımdan şunlar dökülüyordu:''atamıyorsun abi işte,sen atamıyorsun,atacaksın,adamlar atıyor öyle yada böyle sokuyorlar o topu,hakem vs bahane etmeyeceksin sen o şampiyonluğu hakediyosan o topu bir şekilde çerçeveden içeri sokacaksın''

Bahanesi vardı Fenerbahçe'nin.Maçın hakemi tek kelimeyle felaketti.Maç başında Alex'e çalmadığı penaltı,sonrasında Niang'ın düşürülmesine yardımcının 4-5 kez uyarmasına rağmen çalmadığı penaltı,net sarı kartlık biri Alex biri Niang ve Emre'ye yapılan faulleri görmedi,gördüğünde sarı göstermeyerek Antepli futbolcuların sertliklerine müsammah gösterdi.

Maçın bitimine 5 dk kala oyuna giren Stoch kanattan gelen topu ayağına aldığında tv başında olduğu gibi videolardan da gördüğümüz üzere herkes ''vur!'' diyeh haykırdı,maç bitiyordu çünkü,önü de açıktı Stoch vurdu o ana kadar mükemmel kurtarışlar yapan Karcemarskars yine çok iyi kapattı köşeyi ve Stoch direği buldu ordan dönen topu tamamlayan Santos'un adını taraftar 7-8 kez haykırdı stadda.Muazzam görüntülerdi cidden insanın o an stadda olup golü ağlayarak karşılayanlar arasında olası geliyor.Okul bitse iş güç düzenimizi kursak da ilk işim kombine almak olacak!

Böyle maçlardan sonra insanın böyle oynayın,böyle mücadele edin şampiyon olmasanız da yeter diyesi geliyor.Sonra biraz sakinleyip kafayı toparlayınca sezonun başlarında ucuz şekilde kaybedilen puanlara yanıyorsunuz.Hoş o kayıplar olmasa şu an yaşadığımız heyecanı yaşamak imkansız oluyor.Futbolun güzelliği bu zaten.

Alex'in maç sırasında açılan kafa derisine dikiş atılırken yüzündeki ifade,karısı Diane'in o sırada sıkıntıdan sigara yakması ve Alex'in Konya maçında Niang'ın golünden sonra topu alığ tribüne vurmasının ardından bu maç golden sonra kale içinde ağları sarsarak gösterdiği hırs dolu sevinç takımın inancını gösteriyor aslında,taraftarın da nolursa olsun bu takıma inanması gerekiyor.

Cuma günü Trabzon'un Eskişehir deplasmanında alacağı sonuç zannımca şampiyonluk için epey belirleyici olacak.

Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Hakemler: Hüseyin Göçek, Orkun Aktaş, Alpaslan Dedeş Fenerbahçe: Volkan, Gökhan Gönül, Lugano, Yobo, Andre Santos,Mehmet Topuz, Cristian (Dk. 77 Stoch), Emre, Caner (Dk. 68 Dia), Alex, Niang (Dk. 34 Semih) Gaziantepspor: Karcemarskas, Elyasa, Emre, Dany (Dk. 75 Şenol), Ivan, Popov (Dk. 58 Sosa), Murat Ceylan, Hürriyet, Olcan, Wagner (Dk. 85 Zurita), Cenk Tosun Gol: Dk. 90+4 Andre Santos (Fenerbahçe) Kırmızı Kart: Dk. 83 Murat Ceylan (Kırmızı Kart) Sarı Kartlar: Dk. 12 Emre, Dk. 21 Niang, Dk. 45+3 Lugano, Dk. 76 Semih (Fenerbahçe), Dk. 13 Dany, Dk. 36 Popov, Dk. 40 Hürriyet, Dk. 45 Emre, Dk. 45+2 Murat Ceylan, Dk. 68 Sosa, Dk. 69 Wagner, Dk. 76 Şenol, Dk. 90+3 Zurita, Dk. 90+10 Elyasa (Gaziantepspor)

Cuma, Nisan 15

Raul Gonzalez Blanco

16 sezon taşıdığı eflatun beyazlı forma ile 741 maçta 323 gol.296 La Liga golü ve 72 Şampiyonlar Ligi golü ile halen rekorları elinde bulundurması cabası.

Ben ömrü hayatım boyunca bir kulüple bu derecede özdeşleşmiş ikinci bir adam görebilceğime inanmıyorum.Ki Madrid kulübü de altyapılarında yetişen bu adamı okadar benimsemiş ve sahiplenmiş ki şu an adını hatırlayamadığım fakat aylar evvel bir yerde okuduğum ve yaklaşık 2 saattir araştırmama rağmen bulamadığım bir geçmiş dönem başkanı kendisi için şu cümleleri kurmuştur:''Raul bizim öz evladımızdır.Bu kulübe transfer olan hiçbir futbolcu ondan fazla kazanmayı haketmiyor,kazanamaz''

Böylelikle Raul;Real Madrid'e kim transfer olursa olsun en yüksek maaşı alan futbolcu olarak kalmıştır.Zidane,Beckham transferlerinden sonra bile maaşına zam yapılmış sembolik de olsa diğer oyuncular arasındaki en yüksek maaştan bir miktar daha fazla ücret kazanmıştır.

Perşembe, Nisan 14

Volkan Demirel - The Undisputed

9. sezonu.Türkiye'de ilk kötü performansında uzun saçlarına laf atılan futbolcular artık klişedir.Hiç unutmuyorum Volkan'ın ilk zamanlarında hatalı işler yaptığı bir maçtan sonra bir spor yazarı köşesinde Samandıra'ya gelen kutu kutu jölelerini konu yapmıştı yazısına.Bu yaşanmış birşeydir.

9 sezonda Volkan hata yapmadı mı yaptı.Bizi çıldırtmadı mı çıldırttı.Ama kimse bu süre içerisinde gösterdiği gelişimi,onun sayesinde alınan sayısız maçı görmezden gelemez.Ben ilk geldiği günden beri seviyordum kendisini.Babamla en son 96 Eylül'ünde Juventus'la içerde oynadığımızda maça gitmiştik.Sonrasında birlikte gitme şansımız olmadı onca sene.Ta ki 2005 Ekim'inde Schalke ile 3-3 berabere kaldığımız maça kadar.Volkan'ın yediği o talihsiz gol sonrası ben tribündeki çoğu kişi gibi küfür etmiştim.Babamın ''sakin ollll daha tecrübe bunlar Volkan'a destek olmak lazım'' dediydi.O günden sonra daha bi farklı takip ettim kendisini.

Sonra Zico ile çeyrek finale çıkılan sene yaptığı kurtarışlar,Euro 2008'de zirve yapması vs vs.Bir Madrid'li için Casillas neyse Volkan da benim için odur.Umarım uzun seneler sakatlık vs yaşamadan sarı laciverti terletir ve ben onun yaptığı abartı plonjonlar sonrası 'ayı yeaaa' diyerekten sırıtmaya devam ederim.O göbek bile yakışıyo herife haksız mıyım?


Pazartesi, Nisan 11

Profesyonellik Bu Mu? {Bülent Ünder}

''Bi sakat,arkadan bi kırmızı kart bir de sahada yürüyen bir futbolcu,bir ara dokuz kişi kaldık,ve bugün malesef mağlubiyetle ayrıldık.Ama ben takım 10 kişi kaldıktan sonra sahadaki 9 kişiyi tebrik ediyorum.''

Bunlar dün akşam kaybedilen Trabzonspor maçı sonrası Galatasaray'ın geçici olarak başına gelen Bülent Ünder'in bir okul takımı antrenörüymüşçesine tüm suçu bir oyuncuya ve bu oyuncunun kaçırdığı bir pozisyona bağlayan cümlelerinden sadece bir kısmı.

Ben takım sporlarında başarının oyunculara başarısızlığın ise hocaya ait olduğu klişeleri görerek,duyarak,okuyarak ve sayısız defa yaşayarak gördüm.En azından basın karşısına çıktığınızda o yönde konuşursunuz.Kendi hatalarınızı,aile içi sorunlarınızı kendi aranızda idmanda,takım toplantılarında konuşur gerekirse yöneticileri de katar çözmeye çalışır çözersiniz.Ama bu şekilde bir açıklama değil sadece bu ülkede,Avrupa'da bile adı bilinen yıllar geçmesine rağmen bir golüyle,bir maçıyla ecnebiler tarafından tanınan ve unutulmayan Galatasaray'a hiç yakışmayan bir davranıştı.

Bir de bu hareketine helal olsun hoca,büyüksün tarzı yaklaşan Galatasaray taraftarı var ki onları şaşkınlıkla izliyorum.Bu takımın zaten bu ve buna benzer yönetim zihniyeti nedeniyle buralara geldiğini göremeyen insanlarla takımın olumlu anlamdan bir tepki göstermesi zaten imkansız olur.

Eskişehir:1 - Fenerbahçe:3


Bülent Uygun'un gelişi ile birlikte belli bir düzen içine giren ve çıkışta olan Eskişehir ile oynanacak maçın bu iki takımın geçmişteki karşılaşmalarına bakılarak zorlu geçeceğini öngörmek mümkündü.

Hafta boyunca gelen tahmini kadrolar sürekli değişiyordu.Özer'in bir türlü form tutamamasından bahsetmiştik,Selçuk'un sakatlığı sürüyordu Emre için bu maç öncesine kadar hala oynamama riskinden söz ediliyordu,Dia bu sezon sanırım 4 yada 5.kez adale sakatlığı yaşamıştı yerine Stoch oynayacak dendi,Cristian son maçlarda biraz toparlandı dediysek te aynı tas aynı hamam al gülüm ver gülüm,etliye sütlüye karışmayan,zaman zaman kendine yarattığı 10-15 metrekareden çıkmayan ve ileriye yönük bir hareketini 10 topla buluşmasından 1inde ya görüp görmediğiniz oyunuyla yerini Gökay'a bırakabilir deniliyordu.

Aykut Hoca bekte Santos;önünde ise idmanlarda hep çok iyi olduğunu okuduğumuz Caner Erkin ile başladı.Caner'in bekte fena oynamıyo gözüktüğü ama asıl pozisyonu olmadığı için maç içerisindeki tek bir hatasının gole neden olabildiğini söylemiştik daha önce.Asıl yerinde orta sahanın solunda oynayınca daha maçın başında geri düşen takıma Alex'le girdiği bir verkaç sonrası seri davranarak gol vuruşunu yapmasıyla hem beraberliği getiren hem yenilen golün şokunun hızlıca atılmasını sağlayan adam oldu.Bu gol onun morali açısından da önemliydi.

Emre'nin oynadığı son 5-6 maçlık periyoda bakıldığında belki ikinci yarının ilk maçlarındaki o etkinliğini göremiyorsunuz ama onun sahada olması hem takımın öne çıkmasında bi rahatlık verirken savunma ile Alex arasında bağlantıyı kurarak kaptanın gerilere kadar gelip top almaktan kurtarıyordu.

Caner'in golünün hemen ardından yine Alex'in tam ayarında verdiği ara pasına güzel bir çapraz koşu ile yetişen Niang takımı öne geçirdi.O dakikadan sonra maçın üstünlüğü Fenerbahçe'de idi.Alex'in vurduğu ve Ivesa'nın tamamen fiziği sayesinde kurtardığı iki mükemmel kafa vuruşu maçın fişini çekmesi için Semih'in oyuna girmesini beklemesine neden oldu Fenerbahçe'nin.Semih de poposuyla attığı gol ile neden 'golcü' olduğunu ispatladı bir kez daha.

Semih için talipleri var deniliyor,Bursa maç yazısına baktım şimdi maçtan hemen sonra geçince klavye başına düşünceler farklı aktarılabiliyor.Semih henüz 28 yaşında.Bu camianın taraftarları tarafından benimsenmiş ve her zaman hatırlanacak bir isim.En olgun çağını yaşıyor.Zaman zaman kötü oynadığı top tutamadığı,pas hatası yaptığı oluyor ancak kazandırdığı puan ve maçlara saymak gerek diye düşünüyorum.Umarım hakkında hayırlısı olur.

Aykut hoca oyuncu değişikliği yapmak için neden 80 dakika bekledi ve hayatımızdan Semih golüne kadar o son 20-30 dakikayı çalmayı tercih etti çok merak ediyorum doğrusu! Takım psikolojik olarak skoru koruma adına geriye yaslanmaya başladı .Niang da ikinci yarıda bi yerden sonra iyice oyundan düştü rakibe gereksiz fauller yapmaya başlamıştı.

Önemli bir deplasman galibiyeti oldu.Trabzon'un dün akşam Galatasaray'ı mağlup etmesi normal sonuçtu zaten Buca bukadar kötü olmasa düşmeme yarışı verecek olan ligi düşme hattının hemen üstünde bitirmesi muhtemel bir Galatasaray'ın sırf Fenerbahçe şampiyon olmasın diye maçı vereceği iddialarını ortaya atan zihniyete sahip insanlar var.Artık ilkokul çocukları bile bu tür hurafeleri konuşmayı geçmişken bir taraftar grubumuzun dahi çıkıp bu tarz bildiriler yayınlaması bana çok amatörce geliyor.Bunun yerine takımı desteklemeye konsantre olsalar daha iyi olur kanımca.


Stat: Atatürk
Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun
Eskişehirspor: Ivesa, Sezgin, Volkan, Veysel, Diego (Dk. 23 Nadareviç), Alper, Doğa, Erkan (Dk. 62 Ümit), Sezer (Dk. 46 Pele), Burhan, Batuhan
Fenerbahçe: Volkan, Lugano, Yobo, Emre (Dk. 83 Gökay), Niang (Dk. 83 Semih), Alex (Dk. 89 Bekir), Cristian, Dos Santos, Mehmet Topuz, Gökhan, Caner
Goller: Dk. 8 Batuhan (Eskişehirspor) Dk. 10 Caner, Dk. 14 Niang, Dk. 87 Semih (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 30 Erkan, Dk. 61 Sezgin, Dk. 75 Veysel (Eskişehirspor), Dk. 38 Niang, Dk. 66 Gökhan, Dk. 73 Lugano (Fenerbahçe)

Cumartesi, Nisan 9

Şişe - {stopmotion animasyon]


Kısa filmleri çok seviyorum.Bir ara epey sarmıştım sabah akşam izlerdim.Küçükken en çok sevdiğim şeylerden biri bakkallarda satılan kibrit kutusu ebadında kalın bir defter şeklinde olan ve her bir sayfası bir hareketin fotoğrafını taşıyan sayfalarını hızlıca çevirdiğinizde fotoğraflar hareket ediyormuş gibi gözüken o kitapçıkları hatırlattı bana bu video.Neden bahsettiğimi anladınız sanırım.Tekniğin adı stop-motion imiş.

Malum vize zamanı kısa bi araştırma yaptım ama bulamadım.Neyden bahsettiğimi bu yazıyı okuyanların büyük bölümünün hatırlayacağını tahmin ediyorum.

Salı, Nisan 5

Bursaspor Maçı Koregrafisi Yapım Aşaması

Pazar günü Bursaspor maçında resmi adı Türk Telekom Tribünü olsa da herkesçe Okul Açık olarak kabul edilen tribününde yine muazzam bi koreografi vardı mohikan eşliğinde.O anları anlayabilmek için stadda olup tüyleriniz diken diken halde izlemeniz gerekir.Zaten bir kere o huylanmayı yaşadınız mı stadda, televizyon başında olsanız bile hatırlar diken diken olursunuz.

Grup Ck,Vamos Bien ve 1907 Unifeb'in ortak çalışması ile gerçekleştirilen koreografi ve 'Şampiyonluk İçin Saldır Fenerbahçe' pankartı için bu 3 gruba ne kadar teşekkür etsek az.Emeğinize yüreğinize sağlık!




Pazartesi, Nisan 4

Fenerbahçe:0 - Bursaspor:0


Bursaspor Konya'nın Saracoğlu ziyaretinden daha defansif bir anlayışla çıktı sahaya.Orta sahayı kalabalık tutarak Alex'i durdurmayı,Emre ve Selçuk'un yokluğunu avantaja çevirmeyi ve kapanırken kapılan topları kanatlara çabuk aktarıp kontraya çıkmayı planladılar.1 puana oynadılar.Ertuğrul Sağlam'ın maç sonu 2 puan kaybettik açıklamasını çok samimiyetsiz buluyorum.Maç sonu bu açıklamaları yaparkenki delikanlılığını sahaya çıkardığı takımın anlayışında da görmek isterdik.Buldukları 1 elin parmaklarını geçmeyen kontralar harici pozisyonu geçtim şans bile bulamadılar.

10 maçlık galibiyet serisi elbet son bulacaktı.Sonuna kadar kazanıp şampiyon olmak güzel bi hayal.Ama aynı şeyi Trabzon açısından düşününce de geçerli.7 maç var ve birinden sonraki taşınan motivasyon dışında hepsinin gidişatı,değişkenleri farklı oluyor.Puan kayıpları olacak elbet.

Fenerbahçe alışılmış maç başı mücadelesini yine gösterdi.Ancak bu kez Trabzon'un da kazanmış olması ile birlikte sanki biraz 'bir an önce golü atalım' telaşı vardı.Bunun yanı sıra göbekteki eksikler de olgun gelişen atak görmemizi zorlaştırdı.Ortasaha çalışmayınca Alex gerilere kadar gelip top almak zorunda kaldı,kağıt üstünde sol gibi gözüken Niang Semih ile iç içe girince o kanat sık sık boş kaldı ve kontra yedi Fenerbahçe.

Özer için sakatlık geçirdi,yetenekli,sabır lazım vs dedik durduk ancak bekleneni veremeyeceği düşüncesi çok ağır basmaya başladı bende.Herkesin sayıp sövdüğü Baroni bile faydalı olmaya başladı Özer ikinci Kemal Aslan vakası bence takımın.Son maçlarda bekleneni verememesi,bir de üstüne hafta içi yaptığı yersiz açıklamalar açıkçası tüy dikti herşeyin üstüne.Yavaş yavaş Gökay şans bulmaya başlamalı.

Aykut Hoca'yı çıkardığı 11 için eleştirebiliriz evet.Semih'in oynaması tercihtir.Ben ikinci yarı Dia'nın daha erken girmesini beklerdim en azından.Semih özellikle ilk yarıda çok pas hatası ve top kaybı yaptı.İspanya'dan isteyenler var haberleri yapılıyor ki bunların asılsız olduğu,menejer oyunundan ibaret oldukları söyleniyor.Varsa gitmesi doğru olur bence takım için.Yıllardır oynayıp oynamaması yedek kalması hep tartışma konusu oldu.

Kritik bir maçtı Fenerbahçe için.Benim Gs deplasmanı sonrası en zor gördüğüm iki maçtan biriydi Antep ile birlikte.Ancak bu seri elbet biyerde son bulacaktı.Taraftarın maç sonu takımı puan kaybına rağmen desteklemesi güzeldi.Alex'in maç sonu twitterdan kalan haftalarda taraftarın desteğe kendilerinin de mücadeleye devam edeceğini ifade eden tweeti durumu özetliyor aslında.Trabzon'un da zor maçları var.Böyle zamanlarda puan kaybı zor maçlar bir yana hiç beklenmeyen en kolay gözüken maçlarda da gelebiliyor.Daha çok sular akacak.




not:Kuddusi Müftüoğlu için düşüncelerimi alt postta paylaştım.Saracoğlu'nda maç yönetmeyi hiçbir zaman beceremeyen bu adama hakem niteliğini yakıştıran varsa niyetinden şüphe ederim.

Pazar, Nisan 3

Gözlerin Görmüyorsa Asacaksın Düdüğünü!

Yemyeşil kolu beyaz ten ve sarı forma üstünde göremeyen hoca falan değildir.Kuddusi assın o düdüğü..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...