Cuma, Nisan 30

'Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince' koreografi hazırlık

Daha önce Lille maçında yapılan koreografinin hazırlık aşamasına yer vermiştik. O postta asıl konu Vamos Bien grubunun doğudaki ilkokullara düzenlediği yardım kampanyasıydı.Fenerbahçe tribünlerinin emektar grubu olduklarını artık herkesin bildiği grup Beşiktaş maçında da yanılmıyorsam Fenerbahçe Acıbadem voleybol takımının bir maçında ortaya çıkan 'Bu dünyayı yakarız senin için,şampiyonluk gelince' tezahüratını kullanarak harika bi koreografiye daha imza attılar.Aynı Lille maçında olduğu gibi Beşiktaş maçından önce de bir dolu Fenerbahçe aşkıyla dolu emektar insan gece gündüz çalışmışlar bunun için,çok da güzel olmuştu,hepsinin eline koluna sağlık.

Bu dünyayı yakarız şampiyonluk gelince from Cahit Binici on Vimeo.

Perşembe, Nisan 29

Adios Bernebau! {Inter Finalde}



Barcelona'nın İtalya'dan 3-1 lik mağlubiyetle dönmesi pek çok kimseye göre,Barca'nın 1000km'yi aşkın yolculuğuna bağlandı.Bugün Mourinho'nun elindeki skor avantajını en iyi şekilde kullanacağını bildiğimiz gibi Barcelona'nın maçın başından itibaren gol için saldıracağını da biliyorduk.

Beklenilenden pek farklı olmadı işin açığı ancak Motta'nın gördüğü kırmızı kart kalan 60 dakikayı tek kale izlememize neden oldu.Motta çıkmasaydı belki Inter böylesinde duvar örme yoluna gitmez onlar da skor avantajı ellerinde,kendilerini daha da rahatlatacak golü arayabilirlerdi.Ve tabi Barca da yine o pas trafiğinin sonunda topu kaleye sokabilecek pozisyonları daha rahat bulabilirdi.Ancak Inter'in 10 kişi kalmış olması sıklıkla Cambiasso'yu da stoperlerin arasına görmemize ve dolayısıyla Inter ceza sahası içinde zaman zaman bekler dahil 6-7 beyaz formalı oyuncu izlememize neden oldu.

Belki de Barca'yı ilk kez bukadar çok kanatlardan orta yaparken gördük.Çok da şaşılacak bişey değil zira ataklarını çoğunlukla ortadan delerek ve yine çoğunlukla Messi önderliğinde yapan bir takım,ortadan her gelmek istediğinde denedikleri her 10 arapasın 9 u duvara çarpıp dönüyor gibiydi.Gol beklenenin dışında bir isimden Pique'nin ayağından kaleci Cesar'ı ve bir defans oyuncusunu adeta 'bakkala gönderdikten' sonra geldi.Toure'nin karnının üstüne yapıştırdığı koluna da çarpmış gibi gördüğüm pozisyonun devamında topun 2.kez Barca adına ağlarla buluşmasını hakemin geçersiz saymasından sonra başka gol olmadı ve kimilerine göre son yılların hatta dünyanın gelmiş geçmiş en karizma hocası Mourinho'yu Camp Nou'da 'Ulubatlı Hasan' edasında tribünlere doğru koşup zıplarken gördük ve Inter tam 38 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselerek,vizeler yüzünden özetini izlemekle yetindiğim Lyon-Münih yarı finalinin galibi Bayern'in 22 Mayıs'ta Real Madrid'in stadı Bernebau'da yapılacak finalde rakibi oldu.

Bundan tam 10 yıl önce şimdinin Bayern Münih'in hocası Louis van Gaal'ın yönettiği Barcelona,çeyrek finalde Chelsea ile karşılaşmış ve ilk maçı tıpkı bu seride olduğu gibi Stamford Bridge deplasmanında 3-1 kaybetmişti Barcelona.Rövanş maçında Nou Camp'ta 3-1 öne geçen ve Rivaldo'nun ayağından penaltı kaçırmasına rağmen uzatmaya giden maçı 5-1 kazanarak turlamışlardı.Şimdi o zamanın Barca'sının başındaki Van Gaal eski takımı ile finalde karşılaşacak.

Geçtiğimiz yıl Mourinho'nun izlerini üstünde fazlasıyla taşımaya devam eden Chelsea Barca'yı Hiddink yönetiminde elemeye çok yaklaşmıştı.Mourinho Chelsea yönetiminde olmasa da Inter'in başında bunu gerçekleştirerek dün basın toplantısında dediği gibi ''Inter için bir rüya ancak Barcelona için bir saplantı'' olarak tanımladığı finale ulaştı ve maç sonunda Barca tribünlerine 'kral benim' mesajı verdi resmen.


Kırmızı kart pozisyonunda Pedro'nun yerden hocayı kesmesinin yanı sıra maç sonunda Mourinho'nun sevincine Valdes'in ''cıvıtma hoca'' dercesine refleksleri,ve Inter'li oyuncular ve teknik kadronun sevincinin Barca tarafından su fiskiyeleriyle bölünmek istenmesi,Real Madrid taraftarlarının maçtan sonra Cibeles meydanında sevinç gösterileri yapması ve Madrid kesiminin en son isteyeceği şey kendi mabedlerinin soyunma odasında ezeli rakiplerinin yer alma ihtimalinin gerçekleşmemesi de akılda kalacak olan diğer anekdotlar.


Finalde iki taktik dehanın çarpışacağı maçta benim favorim ve açıkçası gönlümün de kazanmasını istediği takım Inter olacak şüphesiz.Yarı final ilk maçında kırmızı gören Frank Ribery'nin 3 maç ceza aldığını ve finalde oynamayacağını da not olarak ekleyelim.

Salı, Nisan 27

Fenerbahçe armalı İpod'lar


Yaklaşık 1 ay kadar önce,GençFenerbahçeliler grubunun adını taşıyan baskılı s-shirtlerinin lisanslı olarak Fenerium üzerinden satışa sunulması üzerine anlaşma sağlandığı açıklanmış kısa bir süre sonra da grubun web sitesinden sipariş verilebileceği açıklanmıştı.Siparişler halen kabul ediliyor bunu da not olarak düşelim bahsi geçen s-shirtleri görmek yada satın almak isteyen varsa şuradan göz atabilir.

Asıl postun konusuna gelmek gerekirse artık isteyenler İpod Touch ve Nano ürünlerini Fenerbahçe armalı ve üzerlerinde kendi isimleri yazılı olarak Saraçoğlu Fenerium'dan yada Fenerium web sitesinden satın alabilecek.

Lise 2 den beri kullandığım ipod mini'yi her nekadar üzerinde vuruklar olsa da şarjı bazen kafayı yese de değiştirmek istemedim.Ancak şunları gördükten sonra zaten arada dürten şeytan hepten aklımı çelmeye başladı en kısa sürede şunlardan bitane almak için gerekli sermayeyi oluşturmaya başlamam lazım :)

Pazar, Nisan 25

Cimbom,Bursa elele Fenerbahçe zirveye!





Turkcell Süper Lig'inin 31.haftasında Fenerbahçe,ligin futbol oynamaya çalışan,futbolu geride kapanıp sadece fiziksel mücadeleye dayandıran diğer alt sıra Anadolu takımları gibi değil de pas yaparak,rakip yarı sahada daha çok gözükerek oynamaya çalışan ekibi Kasımpaşa deplasmanında 1-0 galip gelerek akşam Sami Yen'den çıkacak sonucun öncesinde liderlik koltuğuna oturdu.

Maçın ilk yarıda dengede geçmesi,Fenerbahçe'nin son haftalara göre daha bir durgun gözükmesi uzun zaman sonra bir gündüz maçını izliyoruz olmamızın sonucuydu.Zira oyuncuların bu duruma alışmaları ikinci yarıyı buldu.İkinci yarıda Fenerbahçe net sayılabilecek 4-5 pozisyon da buldu.Bunları başta Guiza olmak üzere değerlendiremeyen takım stresin arttığı dakikalarda Bilica'nın yokluğundan dolayı sıkıntı yaratabileceği düşünülen Bekir'in kafa golüyle gerçekten altın değerinde 3 puanı aldı.

Stada gelirken takım otobüsünde Emre Belözoğlu'nun ''Bugün golü Bekir atacak'' demesi ve haklı çıkması da ayrı bi anektod.


Tıpkı gündüz Kasımpaşa maçını Galatasaray ve Bursalı taraftarların dört gözle izlediği gibi akşam Sami Yen'de Galatasaray en azından Şampiyonlar Ligi ve hatta şampiyonluk Bursaspor ise liderliğini koruma amacıyla satada çıkmış,Fenerbahçeli taraftarlar da Bekir'in de maç sonu söylediği gibi ya bir beraberlik yada Galatasaray galibiyeti bekliyorlardı.

Bursaspor her zaman olduğu gibi kontraatak anlayışıyla sahadaydı ve kontradan bulduğu şansları Sercan Guiza'ya özenmeyip değerlendirse Bursa şampiyonluk yolunda bir büyük adım daha atacaktı.İkinci yarıda Elano ve Gio'nun çıkıp Jo ve Sarp'ın girmesi Galatasaray'ı biraz hareketlendirdi ancak Bursa'nın pozisyonları kadar net olmasada Galatasaray da bulduğu fırsatları harcayınca maç 0-0 sona erdi.

Bu skorlarla Bursa elindeki avantajı ve liderliği Fenerbahçe'ye devrederken bundan sonra ipler Fenerbahçe'nin elinde.Fenerbahçe'nin son 6-7 haftadır göze çarpan ve bugün özellikle ikinci yarıda da kendini gösteren mücadele azmi ve isteği sürdükçe Denizli'de verilen şampiyonluk gibi bir şeyle karşılaşacağımıza inanmıyorum.

Cumartesi, Nisan 24

Zavallılar ordusu!



Taraftar dediğin 10 yıl önce çıkmış 'hep destek tam destek' mantığına sarılıp;ısrarla,bağıra çağıra,tepkisini takıma olumlu yanısıtıp itici güç oluşturacak şekilde ayaklandırmayı bilenidir.Kimse kusura bakmasın 6 hafta evvel ben dahil pek çoğumuz umutları kaybetmişti ve bu taraftar takımı ayağa kaldırdı.

Bir de geçen hafta Saraçoğlu'ndan mağlup döndükten sonra,federasyonun önünü kazıp Bilica'ya atıfta bulunarak akıllıca sayılabilecek bi protestoda bulunan ama gel gelelim senelerdir takımına köstek olmaktan başka bişey yapamayan bir topluluk var.Cidden akılsızlar ordusu sanki oluşturdukları bütün.Koca stad,takımı Uefa için kazanmak zorundayken maçı bırakmış 'o.ç Aziz Yıldırım'' tezahüratı yapıyor.Şeref Tribünü eşlik etmeyince bide ıslıklıyorlar bak sen paşalara.

İçlerinden bitanesi de şuakdar sene boyunca bu taraftarın bu şekilde köstek oluşunu görüp çıkıp demedi ya bilader napıyorsunuz siz? diye.Diyemedi çünkü.Nede olsa 'Çarşı' dokunulmaz dimi? Zavallısınız.Tıpkı geçen hafta Saracoğlu'nda, dünyası;elinde tutup Fenerbahçe tribünlere göstererek iyi bir halt yediğini sandığı şeyin etrafında dönmekten ibaret olan şu yukarı fotodaki herif gibi bugün o küfürleri edenler de zavallıdır.

Cuma, Nisan 23

Haftasonu Tv'de Futbol


23 Nisan Cuma
21.30 Bochum – Stuttgart (TRT 3)


24 Nisan Cumartesi
13.00 Sibir – CSKA Moscow (SPORMAX)
14.30 Boluspor – Orduspor (D SPOR)
14.45 Manchester United – Tottenham (SPORMAX)
16.30 Mönchengladbach – Bayern Münich (TRT 3)
19.00 Barcelona – Xerez (NTV)
19.00 Beşiktaş – Sivasspor (LİG TV)
19.00 Inter – Atalanta (NTVSPOR)
19.30 Arsenal – Manchester City (SPORMAX)
21.00 Zaragoza – Real Madrid (NTVSPOR)
22.00 PSG – Rennes (KANAL A)


25 Nisan Pazar
00.10 Estudiantes – River Plate (NTVSPOR)
14.00 Aston Villa – Birmingham (SPORMAX)
14.30 Samsunspor – Konyaspor (D SPOR)
15.00 Kasımpaşa – Fenerbahçe (LİG TV)
16.00 Juventus – Bari (NTVSPOR)
16.30 Hoffenheim – Hamburg (TRT 3)
16.30 Hibernian-Rangers (FUTBOL SMART)
17.00 Burnley – Liverpool (SPORMAX)
18.00 Chelsea – Stoke City (SPORMAX)
18.00 Toulouse – Auxerre (KANAL A)
18.30 Freiburg – Wolfsburg (TRT 3)
19.00 Galatasaray – Bursaspor (LİG TV)
21.45 Roma – Sampdoria (NTVSPOR)
22.00 Santos – Sao Paulo (SPORMAX)
22.00 Marseille – St. Etienne (KANAL A)


26 Nisan Pazartesi
20.00 Eskişehirspor – Trabzonspor (LİG TV)

Frank Ribery vs. Lisandro Lopez

Çarşamba akşamı Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Bayern,Lyon'u ağırladı.Maçı kısım kısım izledim ancak Ribery'nin gördüğü kırmızı karta denk gelemedim ve sonrasınd özet izleme fırsatım da olmadı.Şimdi aklıma geldi de bakıyım dedim.Videoyu izledikten sonra acaba Lopez'in daha önce bir pozisyonda Ribery'e sert girmişliği falan var da içinde mi kaldı diye düşünmeden edemedim.Direk bileğe kasıtlı olarak yapılan müdahale.Biz de az çok spor yaptık ama ne bileyim asla insanın canına kast eden bu tarz bi müdahalede bulunacağımı sanmıyorum.Yorum sizin.



Alkışlar yönetime!

Sezon başında 55 lira'dan açılan migros+telekom tribün bilet fiyatlarını önce 44 ardından 22'ye düşüren Fenerbahçe yönetimi bir kez daha taraftarının yanında olduğunu gösterdi.

Sene başında satışa sunduğu kombine kartlarının bir maçta satılan bilet sayısından fazla olduğu tartışılır Kasımpaşa yönetimi Beşiktaş'ı 50 lira ile pas geçerken 120 lira fiyat biçtiği Galatasaray taraftarının ardından Fenerbahçe'nin 12 numarasını da yolunacak kaz olarak görmüş olacak ki 120 liralık tarifeyi uygulamak istemişler.

Bizim yönetim de almış o biletleri aradaki farkı kendileri karşılamak suretiyle 50 ve 80 liradan satışa sunmuş.Bu yapılanlar federasyonun biletlerle ilgili koyduğu ''toplu alım-satım ve üzerinde yazan fiyatın altında satış'' yasağını delmesine rağmen bu kritik dönemde yapılmış doğru bi hamledir bana göre.Çokça eleştirdik ama yeri gelince de haklarını teslim etmek gerek.

Kasımpaşa yönetimine hem futbolcular maçın sonucuyla hem de tribünler en güzel cevabı vereceklerdir.Bu yaptıklarının ekstra motivasyona neden olabileceğini düşünemeyecek kadar ileri zekalı yöneticilere (bkz.Süha Sidal) sahip olmaları da şaşılacak birşey değil.Moritz'in Kayseri'yle anlaşmasından sonra radyolarda dinlediğim bahsi geçen yöneticinin konuşmalarından ne derece profesyonel olduğu belli oluyordu zira.

Sonuç olarak alınabilecek cezaya rağmen böyle bir faaliyette bulunan ve bu önemli zamanda taraftarını takımından ayırmayan yönetime teşekkürlerimizi iletiyoruz.Konuyla ilgili basın açıklamasına şuradan ulaşabilirsiniz.

Bu aralar..



*Yok.Yani öyle ben kimim,noldum falan gibi içsel hesaplaşmalarım yok,bunalım falan da yapmadım.Fotoyu beğendim sadece.

*Aza tamah etmeyen çoğu sittin sene bulamaz.Valla da bulamaz billa da bulamaz.

*Vizeler geldi.Biz mi onlara giriyoruz onlar mı bize bilmiyorum orasını da hayattan soğuttu resmen ne adam gibi yemek yiyebiliyoruz,ne uyuyabiliyoruz tüm bunlar yorgunluğa ve adam gibi beslenememeden de kaynaklı bağışıklık zayıflığından mı ne haltsa feci şekilde yorgunluk,burun akıntısı,öksürük olarak geri döndü.

*Derbiden sonra blogu boşlamış olmamın sebebi budur.He bide Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı Sivas'ımızda ne işse önce 2 gün tüm şehirde olmak üzere internet kesintisi yaşandı,bakımmış adı.Sonrasında da bu akşam elektrik kesintisine binaen şehir karanlık bi haldeydi.

*Sivas'da da iyi birşeyler oluyor havası verilmek üzere geçen hafta Cem Adrian bu hafta Gripin konserleri düzenleniyor ama gelin görün ki şehrin elektriği yok,neti kesiliyor,insanı kimse kusura bakmasın ama hala ayı.Polisi bile nereye gidiyorsun kardeşim alooo!! diye bağırıyor.Tek bir caddesi var bu şehrin ve o caddede de elektriklerin kesilmesinden dolayı trafik ışıkları yanmadığından,trafik akışını sağlasın diye konulan 2 polisten biri kuyrukları minimum 100 metreden öteye tutamazken vatandaşa aloooo!! diye bağırabiliyor.Öyle bir şehir işte.Takılıyoruz biz de buralarda.

*Havanın 4-5 gündür de Şubat-Mart'tan farksız olmasından söz etmiyim.3 gün önce okul çıkışı yağan kardan,sel götüren yağmurlardan,evin içinde bile donduran soğuklardan falan.Gerek yok yani.

*Vizeler bitsin gezi yapıyoruz,10 numara olacak.Nereye mi? İstanbul tabi ki :)

*Şu fotoğrafı,şampiyonluk olur da(sanmıyorum şu dakikadan sonra) kaçarsa,bu maç en can acıtanı,en unutulmazı olur diyebilceğimiz Bursa maçında çekmiştim.Maçın yazısında koymamıştım,paylaşmak istiyodum burda yer veriyim dedim.

*Özledim lan.Bu şehirde 1 aydan fazla kalmak zulümden başka birşey değil.En azından bana öyle.Evimi,sevdiğimi,şehrimi özledim lan.Gittiğim mekanları,Saracoğlu'na gitmeyi hepsini.Ama dur bakalım bu özlemin sona ereceği haftasonu Trabzon maçına gideceğim inşallah.Sonrasında da caddede kutlamak nasip olur inşallah!

*Okadar boktan bi yer ki,uykusuz bile yok.Yok önceden geliyodu en azından artık gelmiyor bile.

*Tek güzel yanı sabaha kadar açık fırınları var ve katmerleri güzel yapıyorlar.

*23 Nisan.Ufakken ne anlamlıydı dimi.İlkokuldayken mesela.Bazıları için değil işte.Siirt'te 7 tane ilkokul çağındaki kız çocuğu önlerine sıfat koymaya kalksam bu yazdıklarım kadar şey bulabileceğimiz sözde erkek! 10larca herif tarafından tecavüze uğradı 23 Nisan arefesinde.Böyle bir ülkede yaşıyoruz işte.E ne duruyoruz çocuk bayramı dimi kutlayın hadi.İktidar sana diyorum muhalefet sen anla önce bu pislikleri temizleyin!En azından tahammül edilir olsun şu yaşadığımız topraklar.

*Midem bulandı resmen.Bazen ciddi ciddi keşke bu ülkede doğmasaydım diyorum.Diyorum çünkü cahilliğin bukadar dizboyu olduğu bi yerde yaşamak istemiyorum!Ne futbol ne sanat umrumda lan şu olup bitenlere bak!

*Bu aralar durum böyle işte.Vizeler sürdükçe ve bana şu anda yazacağım onlarca şeyi unutturan başta öksürük,bu kırıklık hali var oldukça buralara uğramak zor olacak.

*Kib.Öptm.Bye.

Pazartesi, Nisan 19

Korkunun ecele faydası yok {Fenerbahçe:1-Beşiktaş:0}

Çok değil 6 hafta önce pek çok kesim takıma şampiyonluk yarışından düştü gözüyle bakmıştı.6 haftadaki değişimin gerçekleşmesi ve takımın ayağa kalkmasında en büyük pay tıpkı bugün Volkan'ın o penaltıyı kurtarmasında ve maçın kazanılmasında olduğu gibi Saracoğlu tribünlerini dolduran,inancını takımına aşılayan o taraftarındır.

Kadrolar açıklandığında beklenenin dışında görülen,hafta boyu oynayacağı konuşulan Serdar Özkan'ın yerine bu sezon 30 maçın 14 ünde forma giyen ve bunların yalnız 2 tanesinde ardarda iki hafta forma giyen İsmail Köybaşı'nı tercih etti Denizli.

Amacı ve mantığı kısaca ''rakibi durduralım da 90 dakikanın bi yerinde kazara bitane sıkıştırırsak 1-0 yeneriz'' olan taktiği Beşiktaş'ın son 5 sezonda en çok çektiği oyuncuların başında gelen Alex,bu özelliğini sürdürerek bozunca özellikle ilk yarı Beşiktaş hiç varlık gösteremedi.

Alex konusuna bir parantez açmak gerekirse, 5 sezondur bu ligde oynayan bir adamın her nekadar zaman zaman yaşından da kelli ağır kalsa da bunu zekasıyla bertaraf ettiğini defalarca kanıtlamış olmasına rağmen onun başına ısrarla adam adama savunacak birilerini diken teknik direktörlerin mantığını tartışmak gerekir.Hele Alex'in başına dikilen adamın İbrahim Toraman gibi zekadan yoksun,fizik mücadeleye dayalı özelliklere sahip bir adam olması ayrı muamma.

Erken gelen golün planlarını alt-üst ettiği Beşiktaş'ın organize atağı geçtim mücadele anlamında bile aksadığı ilk yarıda Guiza'nın rakip defansa uyguladığı preste başarılı olsa da müsait durumlarda topu dışarı attığı pozisyonların birinde başarılı olsa ikinci yarı Fenerbahçe adına daha rahat da geçebilirdi.

İkinci yarı benim son dönemlerde gördüğüm ve stadda olan arkadaşlarımın benimle paylaştığı 10-15 dakikalık 'Fener gol gol,şampiyonluk geliyor' tezahüratı ile başladı.Ancak oyuna baktığımızda Beşiktaş'ın yine organize olmasada oyunu dengeledeğini görmek mümkündü.

Lugano'nun eline çarpan topa penaltı vermeyen Göçek bu yanlışının etkisinde kalarak zaten şutunu çekmiş olan futbolcuya Bilica'nın kontrolsüz girişine penaltı verdi ki bence tartışılır bir karardı zira dediğim gibi oyuncu vuruşunu yaptıktan sonra geldi müdahale.

Bilica'ya postun sonunda ayrı bi paragraf açacağım zaten ancak Bobo topun başına geldiğinde tribünlerden gelen uğultunun o vuruşu göstere göstere yapmasında ve Volkan'ın kurtarmasında etkili olduğunu kimse görmezden gelemez.Ki kurtarılan penaltı sonrasında Fenerbahçe'nin son haftalarda en iyi yaptığı şeyi daha da moralli olarak yapıp Beşiktaş'a net sayılabilecek pozisyon dahi vermemesini;penaltıya,Bilica'nın beyaz noktayı kazımasına takılanların gözden bukadar kolay kaçırmalarını da anlayamıyorum.

Zira dün sahada olan Fenerbahçe takımının o inanç ve istekle o penaltı gol olsaydı dahi 2.golü bulamayacağını iddaa edebilecek olan var mı merak ediyorum.Varsa eğer böyle biri yarın maçı tekrar izlesin Beşiktaş'ın en net ve yegane pozisyonunun penaltı vuruşu olduğunu görecektir.

Maçtan sonra belki ilk kez bukadar tepkili olduğunu gördüğüm Denizli'nin çıkardığı kadroyu korkaklık olarak nitelendirenler oldu.Kimbilir Alex'in golü olmasa Denizli Fenerbahçe'yi en azından durdurma konusunda başarılı olsa haklı çıkabilirdi.Ancak şu sonuçta 'korkunun ecele faydası yok' söylenecek en doğru söz olur Mustafa hoca için.Holosko'yu almak için 85'e kadar beklemesi,ikinci yarı tonla top kaybı yapan Fink'e ısrarla tahammül etmesi de bir hafta boyunca konuşulacak terihleridir.

Sami Yen'de Galatasaray'ı mağlup etmesinin ardından Fenerbahçe'nin şampiyonluğu için ortaya çıkan iki koşul vardı.Biri Beşiktaş maçında en azından yenilmemesi,ve kazanması halinde haftaya Galatasaray'ın Bursa'ya çelme takmasını bekleyecek olmasıydı.Bunlardan ilki gerçekleşti.Haftaya bence sürpriz çıkmayacak olan maçta Galatasaray Bursa'yı beklenenden de kolay mağlup edecektir.Zira Bursa'nın son 3 hafta oynadığı oyunu FM oynayanlar 'Gung-Ho' taktiğine benzetebilirler.Cuma günü de,iyi güzel çok istekliydiler ancak attıkları gol auta gidecekken defansın ayağına çarparak kaleye girdi,üstelik bu golle devre arasına girmeleri de artı moraldi takım için.Sami Yen'de bu anlayışla olurlarsa hezimete uğrarlar diye düşünüyorum.Aksi olur mağlup ederler Galatasaray'ı, ozaman ben burda Beşiktaş Fenerbahçe ve Galatasaray'ı deplasmanda mağlup ettiler tertemiz şampiyonluk,haklarıdır derim.

Gelelim Bilica'ya.Sene başından beri savruk hali,gereksiz davranışları,sertlikleri pek çok Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarmıştı zaten.Tamam son haftalarda bir uyum sağladılar Lugano ile ancak bugün penaltıdan önce,hele hele sarı kart gördükten sonra yaptığı o gereksiz kazıma hareketi Bilica'nın hala Sivasspor'da oynayan bir futbolcu mantığına sahip olduğunu gösterir.Ki kendisni aldıktan sonra Sivasspor'a gönderilen Yasin Çakmak'ı öküz,ayı gibi sıfatlarla ananların arasında bugün Bilica'nın yaptıklarını savunanlar da var.Asıl Yasin olsa bugün Bilica'nın yerinde bu yapılan saçmalığın bu formaya bu kulübe yakışmayacağını bilirdi.Fenerbahçe yönetimi Bilica'yı,Edu'nın sakatlığı sonrasında zaman darlığı ve maliyetinin düşük olması sebebiyle 1-2 sezonluğuna almış olsa gerek,öyle umuyorum.Tez zamanda kulüpten gönderilmesi yapılacak en doğru iş olur.Herkesin bir araba laf ettiği,çok sert çok çirkef oynuyor dediği Lugano bile topladı kendisini,bu adam bi sene daha kalırsa kulübün başına bela olacağı ortadayken yönetimin kendisiyle yolları ayırması gerekir.

Hakem Hüseyin Göçek için söylenecek söz yok.Hem verdiği hem vermediği penaltı,bir maçta 50 kere aynısı yaşanan pozisyonlardan birinde Wederson ile Toraman'a kırmızı kart vermesi maçı kaldıramadığını bariz göstergesidir.Beşiktaşlı olduğu ortada bile olsa Fırat Aydınus'un yada pek çok kez Fenerbahçe taraftarının da şikayetçi olduğu Cüneyt Çakır yönetseydi bukadar konuşulacak kararlar vermezdi diye düşünüyorum.

Cumartesi, Nisan 17

2010 Dünya Şampiyonası maskotu BASCAT!

Ülkemizde yapılacak FIBA 2010 Dünya Basketbol Şampiyonasının resmi sitesinde 1 aydır süren anketin 15 Nisan'da sonlanmasının ardından yukarıda gördüğünüz Van kedisi görünümlü maskotun adı BASCAT olarak kondu.Ankette yer alıp %20 oy alan Onecat ve %18 de kalan Mıcho isimlerini %62 lik bir dilim ve 98550 kişinin oylarıyla geride bırakarak Bascat ismini alan maskot dün gece Harun Erdenay ve Ömer Onan'ın da eşlikleriyle Beyaz Show'a da katıldı.

Manchester derbisinde gülen taraf United!



Bu sezon gördüğüm en dengesiz takımlar arasında ilk 3 sıraya rahat girer City.Chelsea'yi deplasmanda 4-2 yenişleri var ki bugüne kadar nerdeydiniz dedirtti herkese.Son haftalarda sırasıyla Wigan'a 3,Burnley'e 6,Birmingham'a da 3 attılar ve bugün Manchester derbisinde Ferguson'ın maç öncesinde biraz da City tarafına dokundurarak söylediği gibi uzun yıllar sonra ilk kez bir amaç uğruna çıktılar United karşısına.
İki tarafın da pozisyonları olan zaman zaman tempolu bir maçtı.Ama en üstteki fotoğrafta gördüğümüz kutlamanın açıklamasını İngiliz basını ''Bugüne kadar atılmış tüm dramatik gollerin anası'' şeklinde açıklamaya çalışmış.

3.uzatma dakikasının son saniyelerinde Rooney'in çıkmasından sonra,Scholes'un Berbatov'un yanına yaklaşmasını istediğini söyleyen Ferguson'un bu isteği sonuç getirdi ve United,Arsenal'in şampiyonluk umutlarına darbe vuran Tottenham ile maça çıkacak olan Chelsea'nin de benzer bir puan kaybı yaşamasını beklemeye başladı artık.

City bu mağlubiyetle 4.sırada 62 puanla yerini korurken bu sıra ve dolayısıyla Şampiyonlar Ligi için direk rakibi 61 puanlı Tottenham'ın bu akşam Chelsea karşısında alabileceği puanların hatırlatılması üzerine Mancini; bu mağlubiyetin yada akşamki maçın çok birşeyi değiştirmediğini 5 Mayıs'ta Tottenham ile içerde oynayacakları maçın durumu netleştireceğini ifade etmiş.

Çarşamba, Nisan 14

Kayseri bunu hep yapıyor

Henüz bu sezon başında İlhan Cavcav'ın Newcastle alt yapısından bulup getirdiği 21 yaşındaki James Troisi'nin transferinde bir takım usulsüzlükler yaşandığı öne sürülmüştü.

Gençlerbirliği kulübü Kayserispor'un oyuncuyu sözleşmesi sona ermeden ayarttığını öne sürerken Kayserispor transfer hakkında konuşmama kararı almış sonrasında işe Troisi'nin menejer olan babasının,Gençlerbirliği ile yapılan ön protokolde geçerli olan 'anlaşmazlık durumunda 1milyon$ ı verip serbest kalır' maddesini yürürlüğe koyduğu açıklanmış ve konu kapanmıştı.

Bu sezon sonunda sözleşmesi sona erecek bir diğer Kayserisporlu futbolcu Ali Turan'ın sözleşme yenilememe kararı alması ve kulübün de oyuncunun Galatasaray ile anlaştığını bildirmiş olması sonrası oyuncuyu saçma sapan bir şekilde kadro dışı bırakan,dışlayan ve hatta hala kendi sözleşmeli oyuncularıyken Galatasaray'ın maçlarını takımın bir oyuncusuymuş gibi Ali Sami Yen'de izlemesine neden oldular.

Sırf bu hareketleri bile ne kadar profesyonel! bir idarecilik anlayışına ve idarecilere sahip olduklarını gösterirken şimdi de yeni bir transfer vakasıyla gündeme girmiş durumdalar.

Kasımpaşa'nın bu sezon en dikkat çeken oyuncusu Andre Moritz ile anlaştıkları konuşulmuştu.Bugün bir radyoya bağlanan Kasımpaşa futbol şube sorumlusu Mehmet Süha Sidal'ın yaptığı açıklamaya göre Moritz bir ön protokole imza dahi atmış Kayserispor ile.

Kasımpaşa takımı küme düşmeme mücadelesi verirken Kayserispor'un,takımın en önemli oyuncusunun kulüple hiç görüşmeden direk oyuncuyla anlaşarak aklını çelmesi,hiçbir sakatlığı,sıkıntısı yokken maçlara sakat olduğunu bahane ederek çıkmamasına neden olması yine yukarda saydığımız anlayışın devamı niteliğinde.

Gençlerbirliği kulübü Troisi transferinden sonra başta Cavcav olmak üzere epey sesini yükseltmiş ancak Troisi'nin protokollere uyarak ayrılmış olması sonucu resmi bir problem gözükmemişti.Şimdi Kasımpaşa da ''sağolsun oyuncularımız Moritz'in eksikliğini hissettirmediler''--''Moritz Kayseri'ye hayırlı olsun'' modundalar.Onlar haklarını başka yollarda aramıyorlar.

Gerçi Fifa'nın;oyuncunun sözleşmesinin sona ermesine 6 ay kala ilgilenen kulüpler oyuncuyla görüşebilirler şeklinde bana göre saçma bir kuralı var.Saçma çünkü sonuçta bu tarz takım için önemi olan oyuncular özellikle daha küçük takımlardayken büyük bütçeli takımların ilgisini görünce bulunduğu takımı o güne kadar verdiği vereceği tüm destekten mahrum bırakıyor.Oyuncunun sözleşmesi bitecek,sözleşmesi yenilenmeyecek dahi olsa transfer görüşmesi yapacak olan kulübün,bu durumu,sözleşmesi bulunan kulüp yönetimini en azından haberdar etse daha doğru olmaz mı?

Üst oldu beee!!


Hani kupon son maça kalır ya bazen.Üst vermişsinizdir de ilk yarı 0-0 bitmiştir.Erken gelecek bir gole ihtiyaç vardır.O gol gelirse son dakikalara kadar umut dolu bekleyiş devam eder.Bazen mutlu sonlanır bazen hüzünlü.

Son dakikada kuponu yatan olduğu gibi tutan da vardır içimizde.O beklenen gol gelirse ohh üst oldu bee!! denir ya hani işte dün akşamki kuponumun son maçında da ben dedim bu cümleyi.

Getafe evinde Villareal'i ağırladı.İki takım da en azından Uefa'ya katılabilme çabası veriyorlar ve sıralamada biri 7 biri 8. sıradaydılar.

Çok ilginç bi maçtı işin açığı.İkinci yarısının tamamını izledim.İlk yarıda Villareal'in pozisyonu dahi yokken ikinci yarıya iyi başlayan taraftılar bir tane Rossi'nin direkten dönen topu ve kaçan bir net pozisyon daha varken forumlardan okudupum ve ikinci yarıda da gördüğüm kadarıyla maç boyu kapanan ve yalnız kontralarda çıkan Getafe ilk atağında golü buldu yukarıda gördüğünüz Miku ile.Golün ardından top yine Villareal'in kontrolündeydi son dakikaya kadar ancak iki kontra daha buldu Getafe ve son 5 dakikaya girilirken yine Miku'nun ayağından 3-0 'ı bularak bana başlıktaki sözü söylettiler.Allah ayaklarınıza zeval vermesin demek düştü bize de :)

Salı, Nisan 13

Alex'i olmayanlar düşünsün..{MANİSA:1-FENERBAHÇE:1}

Golden 2 dk öncesine kadar ''Alex oyunda mı?'' diye soruyordum evdeki arkadaşlara.

Akılların Pazar gününde olduğu bariz şekilde geçen pozisyonsuz ve 1-0 geride kapatılan ilk yarının ardından daha istekli,rakibi bi nebze daha ciddiye alarak sahaya çıkan takımının lideri olduğunu öyle bir gösterdi ki Alex;o sorduğum soruya cevap niteliğindeydi.

Sağ kanattan gelen topu aldığında soldan bindiren Wederson'a açacağını düşündük hepimiz.Bize de Manisa defansına da bunu düşündüren oydu aslında.Attığı iki çalımın ardından son oyuncudan da şık bir bilek hareketiyle kurtulduktan sonra sağ ayağıyla yaptığı gol vuruşu turu getirdi.

Futbolda kesin yoktur ancak muhtemelen yarın 2-0'lık galibiyetin rövanşında bir sürpriz olmazsa tur atlayan Trabzonspor ile son 6 yıldaki 4.final maçına çıkacak Fenerbahçe Türkiye Kupası'nda.Artık kaç senelik özlem muhabbeti falan yapmaya gerek yok oyuncuların kupanın öneminin farkında olduğunu sanıyorum.

Bunun dışında maçta dikkatimi çeken iki şey daha var.Bekir'in Yiğit'e sanırım tepkisinin tekrarını izlerken Trt spikeri Erdoğan Arıkan ''Bekir'in pozisyonla hiç alakası yok,öyle bir tepki vermesi ilginç'' gibi bir laf etti.Sonrasında Yiğit İncedemir'in Emre Belözoğlu'nun boğazına sarılmakla kalmayıp resmen sıkmasının tekrarını izlediğimizde de ''heee bu yüzdenmiş!'' diyememesinin takdirini sizlere bırakıyorum.Renkdaşlar maçı izlerken hakkını vermiştir.

Aynı Erdoğan Arıkan Manisaspor'lu Nizamettin'in bir şutu sırasında kendini yırtarak ''Nizyyyaaametttiiinnnnnnn'' gibi bir ses çıkarmayı da başarmıştı.Simpson ile Mehmet Güven'in bir iki şutunda da benzer tepkileri veren Arıkan'ın reyting namına böyle saçma hareketlere girişmesini kınıyor kendisine biraz Murat Kosova,Güntekin Onay gibi isimlerin maç anlatımlarını izlemesini öneriyorum.

Fenerbahçe,kazanması halinde şampiyonluğa koşar adımla yaklaşmasını sağlayacak Beşiktaş derbisi öncesi sakatlık,cezalı gibi eksikler vermeden kaptanı önderliğinde finale uzanan taraf oldu.

(Golden önce Fenerbahçe kötü oynuyor diye bişeyler geveleyen Ömer Üründül'ün golle sus pus kalması sonrası ekranlardan da bi zahmet bu vesileyle kaybolması dileğimle)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...