Pazar, Kasım 29

Tek maç..


Napsaydım?Avrupa maçı sonrası takım yorgun olur çok atmazlar aliaga da 80 i zor görür diyodum..74 attılar.Ama efesin 100 atabileceğini beklemezdim..

Tavsiye Filmler-(2)-SHAWSANK REDEMPTİON


Aslında bol futbollu bi hafta Arsenal-Chelsea,Barca-Real maçları var,bizim büyükler iyi günde kötü günde beraberiz kanka dediler ve cimbom kaybedince fener de seni yalnız bırakmam der gibi oda kaybetti.Yazılcak çok şey var ancak malum bayram sebebiyle ne maç izleyebildim ne de takip edebildim gelişmeleri.([Mesela şu an ben bu satırları yazarken 1-0 önde olan ve busquets'in kırmızı gördüğü barca karşısında real'de Ronaldo oyundan çıkıyor,ilginç,maçı netten takip ediyorum sakatlık yoksa eleştirilesi bi değişiklik olabilir])Bu yüzden bu haftasonunu böyle geçerekten,tavsiye filmlerime ikincisini ekliyorum ve hala izlemeyen varsa mutlaka izleyin bu filmi diyorum..

94 yapımı Stephen King'in Rita Hayworth and Shawshank Redemption adlı romanından uyarlanma bir film,adı türkçemizde ''Esaretin Bedeli'' olarak geçiyor.İmdb sitesinde 456.000den fazla oy alarak top 250 listesinde uzun süredir 1 numarada ve farklı türler arasındaki en iyi 3 filmden biri olarak gösteriliyor.

Filmin fragmanını izlemek istiyorsanız buyrun;
Film ile ilgili yorumları okumak için ise buraya buyrun.


Filmin konusu şöyle; Şaibeli bir şekilde karısını öldürmek suçundan Shawshank Hapishanesi`ne gönderilen Andy Dufresne (Tim Robbins), burada hiç alışık olmadığı bir hayat mücadelesi vermeye başlar. Hapishanede tanıştığı Ellis Boyd Redding (Morgan Freeman) ile aralarında mükemmel bir dostluk oluşur. Bir süre sonra Andy'nin hayata bağlı tavırları hapisenedeki mahkümları bile etkilemeyi başarır.Ve büyük kaçışın öyküsü böyle başlar(*)

Dediğim gibi tvde de defalarca verilen bu filmi izlemeyen azınlık içerisinde iseniz ilk fırsatta kaçırmayın izlerim derim.

Cumartesi, Kasım 28

Lucky Friday!


Cuma günü bahis oynayacaksanız az seçenek vardır.Bundesliga,Eredvisie,Belçika Jupiler Lig'den birer maç Fransa 2. ligi..Kupon yukarda.Bi önceki postu yazarken takip etmiyordum,yazımı bitirince açtığımda anderlecht öndeydi zaten PSV maçı 1-1 di Guimares de deplasmanda 1-0 öndeydi.Neyse ben nası olsa psv atar birazdan diye düşündüm diğer maçlar istediğim gibi gidiyordu zaten bari psv maçını izliyim dedim,yeminim olsun ki maçı açtım ilk gördüğüm şey ceza sahası içinden uzak direğe yerden verilen sert pas tı,ki bu golle sonuçlanacaktı.

Hollanda ligini bu yıl pek yakından takip edemediğim için(bu lige bahis de oynamadağım için) kırmızı beyaz çizgili olan takımın gol attığını görünce oh dedm ya ne ballıyım açtım psv gol attı.Nerdeee!Golü atan geçen hafta Venlo'dan 5 yiyen Sparta Rotterdam'dı.Neyse efendim işte kupon şansı denen şey böyle bişey.Kuponunuzun tutması 1 maça bağlıysa ve o maç böyle 2-1 den 2-3 oluyorsa hemde deplasmandaki takım geriden geliyorsa bu belki olabilir bişeydir ama o maçın olduğu bi kuponun tutması daha da sevindirir insanı.

Neyse tam 2-2 oldu bu sefer ilk yarının 22.dakkasında gol atılmış Olhanense maçının ikinci yarısının da tam 22.dk sında skor 0-2 oluyordu bu demektı kı uzatmalarla beraber son 25 dakikayı stres içinde geçirecektim.Dakkalar 75 i gösterdiğinde Guimares 3ü kaçırdı hemde nasıl karşı karşıya pozisyonda uzak direğe çekilen şutu kaleci uzandı ve tek eliyle çıkardı.O kurtatıştan sonra ''bu da gol olmadıysa daha gol olmaz bu maçta'' dedim ve rahatladım aslında biraz.Bu tarz şeylere inanırım.Mesela ilk ve ikinci yarıda da gollerin dakikaları aynı olduğu için de batıl olarak kuponun tutacağına olan güvenimi korumuştum ;)

Bundesliga'da günün maçında Bochum'la Köln oynayacaktı.Ortak görüş maçın alt biteceği ve Bochum'un muhtemelen kazanacağı idi.Oranları gezerken aşağıda paylaştığım Köln gol atamazı gördüm oran 2.70! Köln zaten deplasmanda gol atmakta zorlanan bi takım üstelik eksikleri de vardı.Denemeye değer demek az kalırdı atladım direk bu orandan.
Sonuç olarak Gs geçen hafta Manisa'ya kaybetti bu maç önemli canım,kazanırlar hem bak oran da güzel dedim(iddaa 1.80 veriyodu yurtdışı 2.10) ve hmm evet ilk paragrafta eklemeyi unuttuğum süper ligimizin cuma maçına 2 seçeneğiyle oynayıp kaybettiğim meblağı güzel bişekilde geri aldım.Valla kurbanla uğraşmanın vermiş olduğu yorgunluk falan kalmadı abicim ilaç gibi geldi.





Cuma, Kasım 27

Bursaspor:1-Galatasaray:0***Total Futbol Hikayesi




Evet ta kendisi.4-3-3 gibi gözüken aslı 4-6-0 olan şablonda uç adamlarınız Keita-Kewell-Arda gibi seri,teknik oyunculardan kuruluysa ve rakip bu ligde yıllardır neredeyse aynı düzen ve anlayışla oynadığı bilinen Bursaspor ise o oyuncuların potansiyellerini yansıtabilecekleri boş alanları bulabilmelerini beklemek ne kadar doğru?

Bi kere herşeyden önce ben şunu anlamıyorum kimse de kusura bakmasın ama burası benim blogumsa rahat rahat yazarım evet ben antrenör değilim ancak teknik bilgisinin ne denli yüksek olduğu bilinen Neeskens'in yerinde olsam asla henüz 1 hafta 10 gün önce domuz gribi geçirmiş(ki bu tarz hastalıklar futbolcunun kondisyonunu büyük oranda yitirdiği bariz!) Arda'yı oy-nat-maz-dım!İstediği kadar hafta içi idmanlara çıkmış olsun yav adam geçen hafta Manisa maçında deli gibi öksürüyordu kenardan be.

Forvetsiz futbol olmaz abicim.Nonda gibi bi adamın var fizik üstünlüğünü kullanıp topu rakip yarı sahada tutabilmeni sağlayacak,ne bileyim aynı manisa maçında yaşadığın gibi iyi kapanan takıma karşı zor pozisyon bulduğun maçta bir ver-kaçla golü bulmuştun.Evinde Nonda sahadayken dahi doğru düzgün pozisyon bulamamışssın şimdi deplasmanda sanki sezon başı hazırlık maçıymış da formasyon deniyor gibi hastalıktan çıkmış Arda'yı geçen maç yedek tuttuğun Keita'yı sahaya sürüyorsun.Galatasaray'ın bu çıktığı diziliş tam Bursa'nın istediği şekildeydi aslında 3 hücum oyuncusu hep markaj altında kalıyordu.Nonda'nın olmayışından çok Bursa'nın işine gelecek bi taktik yoktur sanırım.Bu nasıl total futbol derim ozaman?

Maçın ilk yarısında Bursa disiplinli şekilde kapandı,Galatasaray'ın istediği boş alanları hiç vermediler ve kaptıkları topları belki acelece kullanmasalar Ergic'in ilk yarıda dönen topunun yanısıra golü de bulabilirlerdi.Sercan hernekadar etkisiz görünse de Servet-Gökhan arasına yaptığı ara koşular Bursa her hızlı çıktığında defansın dengesini bozuyordu.İlk yarı herşey Bursa'nın istediği gibi gidiyordu aslında iyi kapanıyorlardı,pozisyon vermiyorlardı orta sahada Gs pas yaparken kaptıkları toplarla hızlı çıkıp savunmayı dengesiz yakalıyorlardı.

İkinci yarı Gs daha iyi başladı,bence bunun sebebi savunmayı öne çıkarmalarıydı golden önce top kaptırdıkları dikkatimi çeken iki pozisyon vardı ikisinde de Servet ve Gökhan orta saha yayının dibindeydiler.Ancak golü bulan Bursa oldu.Biraz da şansın yardımıyla seken top Volkan'ın önünde kalınca sert ve düzgün bi şutla golü buldular.

Golden sonra Neeskens tüm hamleleri yaptı Topal-Barış-Keita yerine Aydın-Elano-Nonda girdi.Ben 11'de Arda yerine Nonda Barış yerine yine Topal olabilir ancak Ayhan olsa daha iyi bi tercih olabilirdi diye düşünüyorum.Veya Arda'nın da içinde olabileceği bi dizilişte Barış'ın yerine Nonda olup ilerde 4 hücum oyuncusu gibi arkalarında da Ayhan-Topal ikilisiyle daha etkili olunabilirdi.Değişikliklerden sonra da Gs'nin öyle net pozisyonu yoktu aslında.Aklımda kalan Kewell'ın önünde kalan bi topla Ivankov'un karşısında kaldığı ve vuramadığı pozisyon var,Keita'nın şutu var bir de kazanılan frikikler.Sonuç olarak Nonda'nın o dakikadan sonra girmesi doldur-boşalta döndürdü Galatasarayı.Zaten bu dakikalarda golü bulduktan sonra Ertuğrul Sağlam golün sahibi Volkan'ın yerine defansa Veli ile takviye yaparak basit ve akıllıca bi hamleyle kendini sağlama aldı.


Maçtan sonra Neeskens kötü oynadıklarını kabul etmeyip iyi mücadele ettiklerini golü atanın kazanacağı bi maçtı dedi.Bursa'nın iyi organize olmuş bir takım olduğunu da ekledi.

Ozan İpek'in Sabri'ye girmesi temas var mı yok mu ağır çekimi göremedim ama hani gelişi kırmızı derler ya öle bişeydi.Ancak Neeskens'in tepkisi nedir ya?Sen hocasın arkadaş bi sakin ol?Kendisine kırmızlık faul yapılan Sabri yapsa kimsenin tuhafına gitmez ama o sakin kalırken koca Neeskens'in üstelik Riijkard'a vekaleten sahada olduğu bi maçta hemde uzatma anlarında bu hareketi hiç yakışmadı.

Sonuç olarak Gs geçen hafta ayağına gelen liderlik fırsatını kullanamamakla kalmadı 2.liği de Bursa'ya vermiş oldu bu maçla.Maçtan 3-4 gün önce Ertuğrul Sağlam Gs'yi yenebiliriz demişti ve hakederek yenen taraf oldular.

  • Maç boyu susmayan Bursa taraftarının Ozan'ın kırmızı gördüğü pozisyonda Neeskens'in tepkisine hepiniz o.ç.sunuz diye tezahüratta bulunması rezillikti ne zaman bitcek bu küfür türk futbolunda?
  • Arda maç sonrasında Beşiktaş'ı tebrik etti bugünkü taktiklerinin kendisinin orta sahada rakibi oyalamak Keita ve Kewell'la önde etkili olmak olduğunu söyledi ancak benim asıl yerim orası değil derken neyi kastetti anlamadım çok mu geride oynadığını söylemek istedi anlayamadım.
  • Bursa taraftarı bi ara koro halinde tekbir getirdi,ilginçti,bunu daha önce de yapmışlardı.
  • Hafta içi Sercan Yıldırım'ın kullandığı araçla içinde Volkan Şen'in de kameraman olarak bulunduğu başka bi araçla yarışmasının görüntülerini izledikten sonra maçtan evvel eğer Gs kazanırsa maçtan sonra bu oyunculara tepki gelebilir diye düşünüyordum ancak ya bu olay okadar yer bulmamış Bursa'da yada galibiyet süt liman etti herşeyi.










Traore imana geldi!



Arsenal'in 20 yaşındaki Senegal asıllı Fransız futbolcusu Armand Traore müslümanlığa geçmeye karar vermiş.Ve ilk iş olarak vücudundaki dövmelerden kurtulmak istiyormuş .''Onlar hayatımın en büyük hataları'' diyen sol bek,bu yaz bıçak altına yatıp dövmelerini sildirmeye kararlı.


Perşembe, Kasım 26

Corinthians-Flamengo
















Bu haftasonu El Classico'nun oynanacağı saatlerde bir derbi daha var.Brezilya'nın en çok taraftara sahip kulüplerinden Flamengo(45 milyon) ve Corinthians (32 milyon) tarihlerinde 113.kez Pacaembu stadında karşılaşacaklar.Şimdiye kadar oynanan maçlarda Flamengo'nun galibiyetlerde 45-43 üstünlüğü var.Flamengo'nun attığı 183 gole Corinthians 174 golle karşılık vermiş.91 yıllık geçmişi bulunan mücadelelerde en gollü maçlar 5-4 ve 7-2 Corinthians galibiyetleri ile sonuçlanan maçlar olurken en farklı galibiyet yine Corinthians'ın 6-0 lık skoru olarak göze çarpıyor.Ronaldo'nun da Adriano'nun da oynaması bekleniyor.


p.s.(Ronaldo'yla ilgili iki foto ekledim.Biri Temmuz 2008'de ki tatilinden.Biri de geçirdiği son ameliyattan kısa bir süre sonra adelelerin eridiğinin bariz gözlenebildiği morarmış dizinin hali.O dizin nası sakatlandığını hiçbir futbolsever unutamayacaktır eminim)





Iverson emekliye ayrılıyor

96-2007 yılları arasında Philadelphia ile basketbolü bilen takip eden herkesin sevdiği bi adam.Emekliliği ayrıldığını açıkladığı mektubunda;enüz içindeki basketbol oynama isteğinin son bulmadığını dile getirmiş olsa da bıraktığını belirtirken,antrenörlerinden özellikle Larry Brown'a ve Philadelphia taraftarına teşekkür eden Iverson'ın geldiği durum üzücü.Bu haber karşısında Nba'de yer yerinden oynamış durumda oyuncular antrenörler yöneticiler onun kariyerinin bu şekilde son bulmasının üzücü olduğunu henüz basketbol için vereceği çok şeyi olduğuna inandıklarını söylüyorlar.

HELAL OLSUN SİZE!

Beşiktaşlıların uzun zamandır böyle kısa sürede böyle yoğun mutluluk yaşadıklarını hatırlamıyorum,sanmıyorum da.Önce 4 yıldır İnönü'de ki makus talihlerini 5.senede tekrarlatmayıp işin Galatasaray'ın 10 yıllık Saracoğlu psikolojisine dönüşmesini önlediler.Güven tazelediler ve bu şekilde Manchester'a kaybedicek hiçbişeyi olmadan bu moral ve özgüvenle gittiler.

Manchester'ın yedek ağırlıklıklı kadrosu,Tello'nun şutunun Boliç'in 96-97 sezonunda aynı kaleye defansa çarptırarak attığı 'şans' içeren şekilde gol olması vs hepsi hikaye bunların.Gün Beşiktaş'ın Beşiktaşlıların,tüm Türkiye'nin gurur duyup sevindiği gündür.Bu satırların yazarı da bir Fenerli evet geçen hafta 3-0 kaybeden takımın taraftarı ancak inanın Fener,Beşiktaş,Cimbom farketmez biri şu ŞL de sahaya çıkınca hele hele ingilizlerle oynuyorsa ,onlara karşı alınabilecek galibiyet veya önemli 1 puan beni daha çok heyecanlandırıyor.Deplasmandaysa ne ala.Tello'nun golunden sonra bi 5-10 saniye tribünlerin buz kesmesini hissettiniz mi?Evet sonra United!United! diye haykırdılar ancak o sessizliği o noluyo lan! tepkisini onlarda görmenin zevki bambaşkadır.Şu unutulmamalı Manchester sahada kimlerle çıkmış olursa olsun 'United'dır her zaman!

Fenerbahçe Boliç'in golüyle aldığı galibiyetle 40 yıldır bu kupada yenilgi yüzü görmemiş Old Trafford'da İngilizlerin hiç alışık olmadığı duygular hissettiriyordu onlara.Beşiktaş da ;2004 Aralık ayında Manchester'ın,Fenerbahçe'ye gruptan çıkmayı garantilemiş olarak yedek ağırlıklı olarak çıkıp ta 3-0 kaybettiği maçtan sonra,gruptan 2.olarak çıktığı ve Şubat ayında eşleştiği Milan takımına bu stadda 1-0 kaybettiğinden bu yana ilk defa mağlup ediyordu onları bu akşam.

Evet sevinmek hakkı Beşiktaşlıların.Hakları,hakkımız.Bu ülke nasıl euro 08 de çek maçındaki geri dönüşten sonra,Hırvatistan maçında Semih'in attığı golden sonra,Fenerin Sevilla'yı elemesinden sonra birlik olup sevinmiş gurur duymuşsa şimdi de aynı duygular içinde olmalı.

Şu maça gelene kadar Mustafa Denizlinin ŞL karnesi 10 maçta alınan sadece 1 puan.Onu da oynadığı 4 maçı dizip baksanız belki de puan alacağı son yer olarak düşüneceğiniz Wolfsburg deplasmanında aldılar.Ancak hiç tereddütsüz Beşiktaş'ın tarihine bir ManU galibiyeti eklemek yakışır diyebiliyordu maçtan önce.Takdir edilesi.

ManU hernekadar Ronaldo gitti manu bitti yorumları yapılsada aslında sezon başından beri iyi gitmişlerdi ligde.Kaybetmiyorlardı en azından arada aldıkları 1-2 beraberlik normaldi zaten.Ancak ŞL'de tehlikeli işler yapıyorlardı,kendi evlerinde Wolfsburg'un öne geçmesine izin verdiler sonra maçı çevirmesini bildiler,aynı şeyi Cska karşısında yapamadılar beraberliği zor kurtardılar.Ve ne ilginçtir ki Allah'ın hakkı 3'tür mü dersiniz nası açıklarsınız bilemem ama 3.iç saha maçında yenildiler.***Basit şekilde aslında ilk maçta zor şekilde geriden gelerek alınmış galibiyet,sonrasında yine geriden gelerek ancak edinilmiş beraberlik grafiğe dökülse azalan fonksiyon grafiği oluşturuyordu ve bu maçta da ManU nun geriye düşerse artık kaybedeceğini söylemek o grafiğe göre normal oluyordu!***


Son bir paragraf da Rüştü için.Fener maçında sonra yazmıştım.Oynamayacağı yazılıp çiziliyordu yalnız iki idmanla çıktı ve son zamanlardaki en iyi oyununu oynamıştı.Bugün de Manchester'ın can havliyle yaptığı bir iki atakta kalitesini konuşturdu.Beşiktaşlılar kaleciliğini sevmezler Rüştü'nin ama adamlığına lafları yoktur.Bu iki maçtan sonra kaleciliğine olan inanç ve saygılar da artacaktır muhtemelen.

Dileğim şudur;klişe olcak belki ama umarım Cska maçından sonra kaybedilen puanlara yanmayız.Şöyle bi maçtan sonra bu takıma üst tur yakışır diyorum.

P.S.(Son dakikaya kadar tereddüt edip oynamadaım Beşiktaşa,21.43 te bahsi onayladım beraberlikte iade oynamıştım kabul edilmedi sonra canlıdan baktım maç başlar başlamaz 6.95 veriyordu tam Beşiktaşa.Oynamadım pişmanım Cska maçında nolursa olsun deneyeceğim,hiç te pişman olmayacağım)

P.S.2(Oyuncular,taktik tuktik konuşmadık ama kısaca,bence maçın adamları Tello,Fink,Ferrari'ydi)



Çarşamba, Kasım 25

EDIN DZEKO Ocak ayındaki transfere yokum diyor



Geçen yıl Bundesliga'da attığı  26 gol sonrası ManU,City,Arsenal gibi takımların peşine düştüğü Dzeko ''ocak ayında takımdan ayrılmasının söz konusu olamayacağını en azından sezon sonuna kadar transferin gündeminde olmadığını söylemiş'' Dzeko'nun iki yıl önce uzattığı kontratı 2013'te sona erecek.

Özellikle kafa toplarındaki başarısıyla bilinen 23 yaşındaki Boşnak golcü 2007 yılından beri oynadığı Wolfsburg'da 60ı aşkın gol atma başarısı gösterdi.

COLIN KAZIM'IN TWITTER AÇILIMI VOL.2

Bunlar gece saat 2:00 civarı Kazım'ın Twitter sayfasından gönderdiği tweetler.Eğer en alltaki tweetlerden başlayarak yukarıya doğru okursanız sırasıyla görebileceğiniz şekilde bir süre ortamın sakinleşmesini beklediğini söyleyerek giriş yapıyor.

Öncelikle insanların bahsettiği disiplin sorununun aslında olmadığını kaybetmeye tahammülü olmadığını bu yüzden sahada hırslı sinirli bi yapıya büründüğünü söylemiş.Beşiktaş maçından sonra yönetimden,takım arkadaşlarından,taraftarlardan yine hatırlarsanız twitter yoluyla özür dilemişti gördüğü karttan dolayı.Ama hatasının sadece futbola olan tutkusunun getirdiği hırstan dolayı gerçekleştiğini tekrarlamış

Şimdi burası biraz enteresan;eğer gerçekten öyleyse ki ben söylediğinin aksi olduğunu sanırdım.Öncelikle kimseye saygısızlık etmek istemiyorum ancak Türkiye'deki hakemlerin ingilizce konuşamadığını söylemiş.Kendisinin hakeme;topa baktığını söylediğinde hakemin kendisi anlamadığını durumu izah etmek için parmaklarını gözüne doğru işaret ettiğinde de hakemlerin sarı kart verdiğini söylemiş.Sonrasında kendisine yazılanlara karşılık olarak türkçe bildiğini ve grup halinde yapılan hızlı konuşmalar haricinde anladığını,hakemlerin kötü olduğunu söylemedğini dile getirmiş ancak örnek olarak neden Avrupa'da türk hakemleri maç yönetmiyor diye de sormuş?

Bu twitter sayfasını insanların kendisi hakkında merak ettiklerini sorabilmeleri,öğrenmeleri için açtığını ancak burda ona annesi babası olmaya çalışan insanlar bulunduğunu söylemiş ve 23 yaşınad olup 15 yaşından beri tek başına yaşadığını da eklemiş.

Adam bi nevi ben burda laf anlatıyorum insanlar beni anlamıyor demiş en sonunda en iyisi kalkıyım laptopun başından demiş.Morali bozulmuş bi hayli gibi gözüküyo maçtan sonra herkes gibi bende çok kızmıştım ama şu yazdıklarına da hak vermedim değil..

p.s(bu arada twitterda kendisine yazan elemanlardan bazılarını söyledikleri de komik ve saçma.Bazısı tipik ingiliz aptalısın demek için hiçbir engel görmemiş,bazısı yarın 5 te idmanın var geç kalma şeklinde takılmış ki oda idman 4 te şeklinde yanıtlamış bunu :) bazısı da türkçe öğrenmen gerektiğine inanıyorum demiş,ben buna katılmıyorum öğrenmek zorunda falan değil bence)

p.s.2(Sporx yazarı Esat Dergi de tweetlemiş;erken yatması gerektiğini,hayatının çok düzensiz olduğunu ve kızlarla takılmayı sevdiğine inandığını söylemiş Kazım'a..Bukadar da üstüne gitmemek lazım yahu :D )

p.s.3(Twitter popüler bi hal almaya başladı katılmak istiyorsanız şuradan,benim twitter sayfama da buradan ulaşabilirsiniz)

HOLİGANİZM ÜZERİNE



Önümüzdeki Nisan ayında 5Nisan 2000'de Galatasaray-Leeds maçından bir gün önceTaksim'de bıçaklanarak öldürülen iki İngiliz Chris Loftus ve Kevin Speight'ın ölümlerinin 10.yılı anılacak.Olayın her yıldönümünde Leeds taraftarları ve ölen İngilizlerin aileleri tarafından Elland Road stadının güneydoğu köşesinde heykeli bulunan ve Leeds taraftarları tarafından Leeds tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olarak kabul edilen 1960-1970 yılları arası kaptanlığıyla anılan William John 'Billy' Bremner'in heykelinin önüne çiçekler bırakıyorlar.

Geçen yılki anmaların ardından ölen taraftarların aileleri;10.yılki anmaları bir kilometre taşı olarak görüp ölen çocukları adına sembolik bir organizasyonda bulunmak istemişler ve bu niyetlerine uygun bir organizasyon aramışlar.

1970 te Amerika'da faaliyete başlayan kanserli çocuklar ve ailelerine yardımda bulunmayı,bunların hayatlarını bir nebze daha çekilir,yaşanır kılmayı kendilerine amaç edinen Candlelighters adlı derneğin vasıtasıyla bu niyetlerini en faydalı şekilde kullanabileceklerini düşünmüş ve bahsi geçen kanserle savaşan çocuklara ve ailelerine destekte bulunmak adına 100.000 sterlin toplamak amacıyla sezon boyunca sürecek bir kampanya başlatmışlar.Kampanya süresince seslerini duyurabilmek adına birçok organizasyon düzenlemeyi planlıyorlar hatta kısa bir süre önce kampanyaya destek veren bir başka dernek bir bisiklet turu düzenlemiş ordan gelen desteklerle şimdiye kadar toplanan para 20.000 sterlin civarına gelmiş.

Hatta bu organizasyonlara Dominic Matteo gibi önceden Leeds forması giymiş oyuncuların katılması İngiltere'de seslerini duyurmalarını sağlamış.Dile getirdikleri başlıca sıkıntılarından biri ise olayların üstünden 9.5 sene geçmesine rağmen olay yüzünden yargılanan 5 Türk'ün 2007 de ikinci defa yargılanmalarının ardından serbest bırakılmış olmaları.Ölümlerin 10.yılında olunmasına rağmen kesin bir karar alınmaması hakkında Türk yargısının işleyişinin farklı olduğunu bildiklerini buna saygı duyduklarını söylüyorlar fakat bu durumun gülünç olduğunu da dile getirmekten çekinmiyorlar.






















5 Nisan 2000'de yaşanan olaylarda aşırı alkol alan Leeds taraftarlarından bazılarının Türk paralarını ve Türk bayrağını pantolonlarını Türk taraftarları önünde indirerek kıçlarına sürmeleri(ki bunu yaptıklarını ingiliz gazetesi Daily Mail de doğrulamıştı) sonrasında ortalık karışmış ve adı geçen iki ingiliz bıçaklanmıştı.

Olayların ardından Kopenhag'da oynanacak olan final maçının olduğu gün de İngiltere'de birbirlerine yakın oldukları bilinen Leeds ve Arsenal taraftarları birleşerek intikam almak istemişlerdi.

Bu olaylar İngilizlerin tek vukuatları değil.Tabi Kopennhag'da hernekadar adamlar intikam almayı planlamış olsa da olayların başlangıcının bir grup Türk taraftarının akıncılar misali Arsenal taraftarlarının birlikte oturup içtiği bir barı basması olduğu da bilinmekte.Sokak arasında çıkan kavgalarda Türk taraftarların İngilizleri bastırdığı sonrasında televizyonlarda da gösterilen meydanda çıkan kavgada ancak toplanıp büyük bi grup oluşturan İngilizlerin bizim taraftarlara bir an üstün gelebildiği bilinip konuşulur halen.


Sosyolojik açıdan bakarsak taraftarlık birden fazla olgunun bulunduğu bir ortamda bunlardan birinden yana olma,taraf tutma ve bu olguyu savunma anlamına geliyor.Türkiye'de futbol taraftarlığı son zamanlarda pek çok toplumsal dinamikten daha ağır basmakta.Eskiden beri varolan sağ-sol kavgası,alevi-sünni,fener-cimbom gibi haller aldı son zamanlarda.

Özellikle Galatasaray'ın elde ettiği başarılar sonrası taraftarların kendi takımlarından olan beklentisini arttı şüphesiz.Bunun sonucunda artan rekabet zamanla şekil değiştirdi ve bi nevi anarşik vaziyet aldı.Eskiden arkadaş ortamlarında yapılan muhabbetlerde alınan galibiyetler sonrası yapılan espriler şimdi internet ortamlarında daha büyük platformlarda bi savaş halini aldı.

Ülkemizde yakın geçmişte İnonü stadında bıçaklanan bir taraftar,özellikle derbiler öncesi çıkan kavgalarda yaralanma bıçaklanma olayları alışıldık hal aldı nerdeyse.Geçmişte de buna benzer olaylar var.

  • 17 Eylül 1967'de Kayseri-Sivas maçında 20.dk da atılan gol sonrasında çıkan olayların ardından izdiham yaşanıyor kapılarda sıkışan taraftarlardan 40 kişi ölüp 600 kişi yaralanıyor.Ölenlerden 38 i Sivaslı olduğundan ertesi gün Sivas'ta yaşayan Kayserililerin ev ve işyerlerine zarar veriyorlar.Halen Sivas ve Kayserililerin birbirlerini sevmemesinin başlıca nedenlerinden biridir belki de tektir.
  • 25 Haziran 1969 da Kırıkkale-Tarsus İ.Y. arasındaki maçta çıkan olaylarda 10 kişi ölüp 102 kişi yaralanıyor
  • 14 Aralık 1991 de BJK-GS arasındaki maçta Beşiktaş taraftarı mühendis Oktay Akdemir GS li taraftarlarca dövülerek öldürülüyor.
  • 13 Aralık 1993 de Alibeyköy'de FB-BJK maçından sonra FB galibiyetine sevinen bir taraftar yine dövülerek öldürülüyor.
  • 5Ağustos 2003 te TSYD turnuvasında karşılaşan Göztepe ile Karşıyaka taraftarları arasında maç ve sonrasında taşlı sopalı çıkan kavgada 22 yaşındaki Açıköğretim öğrencisi bıçaklanarak öldürüldü.Süper ligde tek bi takımı bulunmayan İzmirli taraftarların birlik olup bir takımın çıkması uğruna çaba vermesi gerekirken birbirlerine zarar vermeleri kadar yersiz ve saçma bi olay yoktur muhtemelen.
Bunun dışında çok sayıda örnek verilebilir.Taşlanan otobüsler,galibiyete sevinen araçların taşlanması,tribünlerden atılan maddelerle yaralanan çocukların babaları tarafından taşınırkenki fotoğrafları vs vs.Bu tarz olayların basket maçlarında dahi yaşanması inanılır gibi değil.Basketbol camiası farklıdır içinde olmayan insan bilemez,şimdilerde okulla birlikte yürütmek eskiden nekadar zor olsa da 10-20 yıl öncesinde basketbol oyuncularının çoğunun üniversiteli olduğu,camianın da kültürel olarak üstdüzey insanlardan oluştuğu bilinmekteydi.Son olaylarla birlikte özellikle yöneticilerin olayları sonlandırmak amacıyla vermeleri gereken demeçlerinin rakip takıma gönderme yaparcasına türden olmasını hayretle izliyorum.Bu olayların sonucunda henüz yakın geçmişe kadar bu tarz şeylerin neredeyse görülmediği basketbol sporunun da futboldan farkı kalmayacak.

Buda bir nevi holiganizm olsa da Avrupa ve Dünya'da durum biraz farklı.Orda holiganizm denince durum bizdekinden farklı bi hal alıyor,bizde ki olaylar rekabetin getirdiği hırstan çekişmeden oluşurken orda başka şeyler de var işin içinde.

Örneğin İskoçyada Celtic-Rangers rekabeti Katolikler Protestanların arasındaki ayrımdan süregelen bir rekabettir.

İspanya'da siyasi yolları tıkanan Katalan milliyetçilerinin kendilerini kulüpleriyle ifade etmeleri bir çeşit deşarj yolu olarak görülmekte bu amaçla Barcelona ve Deportivo taraftaftarları için şimdilerde böyle olduğunu söylemek zor olsada geçmişte sportif başarının ikinci planda olduğu önemli olan Katalan olduklarının duyurulması olduğu ve bu amaçla maçlarda 'barca' tezahüratını yaptıkları bilinir.Barcelona formasına reklam almaz çünkü forma aynı zamanda Katalan milletinin bayrağı olarak kabul edilir.

İngiltere'de ise daha çok toplumun zengin fakir ayrımının neden olduğu bir çekişme vardır.

Bir holiganı tanımak çok da zor değildir.Çoğunlukla alkol alıp maça gelen ve maç boyunca sahada oynanan oyunun umrunda olmadığı aklındaki tek şeyin rakip takım taraftarlarının neler yaptıkları olduğu tipteki insanlar holigandır.

Sonuç olarak zaman zaman güzel şeylerin de olduğu ülkemizde bu tarz olayların minimuma indirilmesi önce yönetici-idareci mercilerin sonrasında medyanın çabasına bağlıdır bence.Bir futbol maçından sonra kaybedenin kazananı alkışlaması,belki bir gün tribünlerde yanyana maç izlemek(ki bu benim anlataıldığında ve okuduğumda hayalimde canlandırdığım ve keşke öle bişeyi yaşayabilsem dediğim bi olaydır) ve bunun gibi olguların gerçekleşmesi bilinçli hareket edilirse çok da zor değil sanırsam..


Salı, Kasım 24

Burası Türkiye!


Manisa'da gerçekleştirilen Tekvando Şampiyonası kupa töreninde antrenörün fırlattığı kupanın bir sporcuyu yaralaması sonrası NTVSPOR sunucusu Burcu Esmersoy ile sporcunun gerçekleştirdiği röportajı izlemek için tıklayın...

Burcu Esmersoy bile iyi sabretmiş.Sporcunun ''hayır herhangi bi fırlatma olayı yok'' ve ardından ''hayır alakası yok'' sözlerine dikkat :D Burası Türkiye sevinmeyi bile bilmiyoruz malesef..

Pazartesi, Kasım 23

Ya 'Habib'i!!

Kolo Habib Toure sezon başında 14 milyon pound karşılığında 7 yıllık Arsenal macerasına son verip City yolunu tutmuştu.

Tıpkı Arsenal'de ve Fildişi milli takımından da takım arkadaşı olan Emanuel Adebayor gibi geçmişe takılmış gözüküyor.Toure geçen yıl Arsenal'de bir oyuncu ile sorunları olduğunu ve bu oyuncuyla arasındaki sorunların sebebi olarak Wenger'in kendisini gördüğünü,bunun da sorunları olduğu oyuncunun yüzünden meydana geldiğini dile getirmiş.

Toure geçen yıl fazla forma şansı bulamadığını söylemiş ilginçtir baktığımızda son sezonunda Arsenal'de 41 maçta görev aldığını görüyoruz.

Daha önce verdiği bir demeçte ''kimileri yıldız olmak kimileri de çok para kazanmak için futbol oynar,bense futbolu çok sevdiğim için oynuyorum'' diyen Toure yine ne gariptir ki City'ye gelerek Arsenal'de aldığı haftalık ücreti ikiye katlamıştır.

Arsenal taraftarının bu açıklamalardan sonra tepkili olmasını anlamak çok güç değil.Adı geçen Toure'nin sorunlu olduğu oyuncunun William Gallas olduğu herkesçe biliniyor.Gallas'ın gelmesinden sonra Toure ile sorunlar yaşadıkları ortaya çıkmıştı ancak özellikle son iki yıldır Toure'nin oynadığı futboldan memnuniyetsizliğini dile getiren taraftarlar yerine transfer edilen Thomas Vermaelen'den memnun oldukları,Toure'yi sevdiklerini ancak onun Arsenal'den ayrıldıktan sonra kaybolan yıldızlardan biri olacağı ve/veya Arsenal'i para için terkettiği şeklinde tepkilerini de açıkça dile getiriyorlar..

9-1 İ NASIL AFFETTİRİRSİNİZ?



Wigan takımı oyuncuları durumdan doğal olarak rahatsız olmuş olacaklar ki taraftar adına birşeyler yapmaya karar ermişler.Mourinho dönemi Chelsea'sinden de hatırlayabileceğiniz Mario Melchiot bugünkü açıklamasında: ''Taraftarlarımızı utandırdığımız için çok üzgünüz ve tüm takım olarak onlara borçlu olduğumuzu düşünüyoruz.Tottenham maçı için bilet alan tüm taraftarların bilet ücretlerini takım oyuncuları olarak geri ödeyerek bir nebze de olsa borcumuzu ödemek istiyoruz'' şeklinde açıklama yaptı.

Alışık olmadığımız ilginç bir durum.Bizim ülkemizde olsa ne tepkiyle karşılaşırdı futbolcular merak ediyorum..

YİNE PENALTILAR YİNE BECKHAM

ABD MLS liginde David Beckham'ın takımı L.A Galaxy MLS Cup finalinde Real Salt Lake takımıyla karşılaştı.İngiliz milli takımı ile daha önce 3 kez penaltı atışları sonucu elenmeyi yaşayan Beckham dün gece 120 dakikası 1-1 biten maçın ardından takımının ilk penaltı atışını gole çevirmesine rağmen takım arkadaşlarından Jovan Kirovski,Edson Buddle ve ekim ayında MLS liginin en değerli oyuncusunu ödülünü kazanan eski premier league oyuncusu Landon Donovan'ın kaçırdığı penaltılar sonucu finali kaybetti.

Maçın L.A Galaxy adına tek golünün asistini yapan MVP ödüllü Landon Donovan 2005 yılından beri oynadığı ligde kullandığı 23 penaltıdan 21 ini gole çevirmişti ancak bu kez kaçırdığı penaltı için:''Kaleci ters köşeye yatmıştı herşey uygundu ancak sanırım bacakların yorgunluğundan ve biraz konsantrasyon kaybından olas gerek'' penaltıyı kaçırdığını söyledi.

MLS liginde 3.sezonunu bitiren David Beckham için her zaman olumsuz yönde görüş bildirenler olmuştur.Manchester'dan ayrıldıktan sonra eski çizgisini kaybettiğini hatta arkadaş çevrenizde yaptığınız sohbetlerde ''Beckham'da birşey yok ki abi tamam frikik falan atıyo ama onun dışında yok adam oyunda'' tarzı laflar duymuşuzdur.

Birkaç haftadır Beckham sağ ayak bileğindeki ağrılar yüzünden idmanlara dahi çıkamıyordu.Hatta final maçından önceki hafta adam akıllı sadece iki idmana çıkabilmiş.Maça da ağrıları hissetmemesi için 3 iğne yapılarak çıkmış.''3 tane iğne oldum ama 50.dakkadan sonra hepsinin etkisi kaybolmuştu,bunun böyle olacağını öngörmek zor değildi,kaybetmek her zaman üzücüdür,penaltı atışları sonunda kaybetmenin daha üzücü olduğunu söylemek zor çünkü bu bir tür rus ruleti,bence takım olarak geldiğimiz şu nokta da başarı olarak görülmeli'' diyordu maçın ardından.

Bilek sakatlığının haricinde de son 1 haftadır ağır bi soğuk algınlığı geçiriyordu hatta maçtan sonra röportajları sırasında da güçlü şekilde öksürdüğü görülen Beckham: ''Şimdi sadece dinlenmek ve Aralık ayı sonunda kiralık olarak oynamamaya devam edeceği Milan takımında kendisine yer edinmek için elinden geleni yapacağını,bunun Capello tarafından milli takıma seçilmesinin tek yolu olduğunu'' söylemiş ve L.A Galaxy takımındaki geleceği hakkında eklemiş ''benim bu takıma olan bağlılığımı sorgulayanlar var ancak benim verilmiş bir sözüm var ve ben bunu 2010 DK'ından sonra tekrar Amerika'da olarak göstereceğim'' demiş.


Pazar, Kasım 22

TOTTENHAM:9-WIGAN:1






Maç skorunu görünce kırmızı kart yada penaltı falan var mı diye merak ettim ama yoktu.Defoe bi hayli günündeymiş demek.İnsanın aklına L'pool-Bjk maçını getiriyor...

p.s(Bilmeyenler için Jermain Defoe 2008 Ocak ayında Porstmouth tarafından Tottenham'dan 6 milyon pounda alınmış, tam 1 sene sonra Ocak 2009 da Tottenham 20 milyon pounda geri transfer etmişti)

Beşiktaş:3-Fenerbahçe:0

Herşeyden önce Kazım'ın dün gece twitter sayfasından yazdıklarına dikkat çekiyorum..Kazanmayı çok istediğini,dün akşam maçta kendisine sert müdahaleler olduğunu bunlara sessiz kaldığını ve oyundan atıldığı pozisyonda topun Fenerbahçe'de olduğunu bu yüzden de yan hakeme tepkide bulunduğunu söylüyor.Tam emin olamamakla birlikte 'fuck off' tarzı bi çıkışta bulunduğunu gördük Kazım'ın.İngiltere'de bu tarz lafları bir tepki olarak,söylenme tarzında kullanırsanız kart görmeden oyuna devam edebiliyorsunuz ancak küfür niyetinde söylenmiş olursa Kazım'ın durumuna düşüyorsunuz.Cuma akşam ki postumda Kazım'ın; '8jk' konulu tweetinden bahsetmiştim,altına da not düşmüştüm maçtan sonra bunun altında kalırsa millet espri falan anlamaz dalgasını geçer demiştim.Kazım etkisizliğinin intikamını yardımcı hakemden almak isteyince Beşiktaş taraftarına daha çok malzeme verdi.Şimdi de özür diliyor.Aziz Yıldırım twitter falan bilmez Kazım fena yapar adamı.

Maça gelecek olursak ilk yarı bence iki tarafında bariz bi üstünlük kuramadığı tam kıran kırana tabiriyle geçen bi 45 dakika oldu.Beşiktaş hızlı başladı Serdar Özkan bi kaç hafta önce kendi dile getirdiği 'beceriksizliğini' yine konuşturmasa işler ikinci yarıya kalmadan Beşiktaşın istediği gibi gidebilir Fenerbahçe'nin guardı daha erken düşüp Beşiktaş belki de daha farklı bi galibiyet elde edebilirdi.

Ama aynı şekilde maçın BJK açısından sağ ayağıyla yaptığı 'sallama'(kendi ağzından) ortası ve Uğur'a yaptığı asistiyle kahramanlarından biri olan adı Delinho ya çıkan İbrahim Üzülmez Gökhan'ı indirdiğinde hoca penaltıyı verse,Alex'in frikiği birkaç santim alttan gitse maçın momentumunun FB tarafına döneceği kesin.Gökhan'ın pozisyonunun penaltı olduğuna ve Fırat Aydınus'un maç boyunca ikili mücadelelerde daha çok Bjk lehine karar verdiğine itirazı olacak kimse yoktur sanırım.

İlk yarı iki takımın 5er 10 ar dakikalık baskıları olsa da bariz üstünlük yok dedik ancak ikinci yarı daha farklı bi Beşiktaş vardı.İşte bu nedenle Alex'in frikiğinden bahsettim.İlk yarının son vuruşunda yenilebilecek bir gol Beşiktaşlı futbolcularda 4 senedir yaşananların tekrar mı olacağı korkusunu şüphesiz yaşatacaktı.

Tabi olmuşla ölmüşe çare bulunmaz misali şu olsaydı bu olsaydı demenin anlamı yok.Tüm bu pozisyonlara rağmen Bjk maçı haketti.İkici yarıda Serdar'ın çıkıp Tello'nun girmesi maçın en önemli hareketlerinden biriydi.Bobo gibi komple golcü bi adamı Mustafa Denizli'nin bazı maçlarda nasıl olur da yedek tuttuğunu anlamadığımı defalarca dile getirmiştim .Ferrari keza öyle kalite adam.İtalyan yada italya liginde oynamış defans oyuncuları her zaman kabul görmüş ve aranan adamlardır.Son iki güne kadar heryerde oynayamayacağı konuşulan Rüştü çıktı ve bence son derbiler içinde oynadığı en iyi maçlardan birini oynadı.Delinho ayrı bi post konusu olabilcek bi insan.Bi takımda taraftar tarafından hem bu kadar sövülen kızılan hem de bukadar sevilen başka bi topçu var mı şu dünyada bilmiyorum.Şu var ki Delinho her nekadar iyi mücadele etse de asıl kalite Bobo'dur Ferrari'dir Tello'dur bu takımda.


Aynı şekilde Fenerbahçe tarafına gelecek olursak bir kere Kazım'ın Guiza'nın sakatlığı yüzünden ilk 11 çıktığına inanıyorum.Yoksa kesinlikle Kazım'ın Daum'un kafasındaki ilk 11 forveti olduğuna inanmıyorum.Hatta bunun için GS derbisinin örnek gösterildiği tarzında yazılar yorumlar vardı.Zira ben Kazım'ın GS derbisinde oynadığını da çok beğenen bi adam değilim.Şu takımda Daum'un Kazım'a verdiği destek kadarını Semih de hakeder.Ve bence dün Kazım yerinde Semih başlasa her anlamda daha faydalı olurdu.Fenerin deplasmanlarda ki sıkıntısı her dönem barizdi.Dün akşam Rıdvan Dilmen'in dediği gibi Kezman çıkıyordu bi aşırtma başka bi maç Lugano çıkıyordu duran topta kafa ile golü bulup sonra top çevirme özelliğini kullanarak maçı alıyordu Fener.

Dün noldu peki?Neden aynı şeyi yapamadılar?Aslında dün de ilk yarı gidişat kötü değildi orta sahada Emre-Cristian ikilisi iyi oynuyordu.Defans da zorla edinilmiş Bilica-Lugano uyumunun bozulması sonucu Önder ile 20 saatlik uçak yolculuğu geçiren ve dinlenme imkanı bulamayan yorgun Lugano'nun daha önce birlikte oynadıkları Anadolu maçlarında gösterdikleri zaaflarını pek göremiyorduk.Yalnız bu kez karşılarında iyi savunma yapan bi takım vardı.Ferrari-Sivok ikilisi Servet-Gökhan Zan ikilisi kadar hantal değildi.Öyle Kazım'ın delip hırpalayabileceği bi yapı değildi yani.İşte bu yüzden top tutma,kafayala indirme gibi özellikleri olan bi Semih başlasaydı Fener topu daha fazla ileride tutabilirdi bence.Emre ve Alex'in tek toplarından oluşan ataklar veya Gökhan'ın birkaç çıkışına kalmazdı hücum tarafı.Yenilen ilk golden önce Emre'nin yaptığını anlamak cidden mümkün değil.İngiltere,İtalya gördün be kardeşim.Hadi anadolu maçında yap belki çok etkilemez ama hangi derbi maçında sakatlanan bi oyuncunun sakat sakat devam ettiğini gördün?Lugano geliyor çıkma diyor iyi güzel çıkmıyorsun da niye oynuyorsun yat yere otur bekle gelsin doktor.Zaten golün şokunu atlatamadan ikinci gol geliyor ve Santos'un bu golde fizik olarak zayıf olduğunu bir kez daha;Tello'nun önünden ceza sahası köşesine attığı deparla kat edişini izlerken anlıyorduk.
Mustafa Denizli Tello değişikliği ile hoca olmadığını söyleyen ve takımın ilk 6 haftada 1 galibiyet 3 beraberlik 2 mağlubiyet almasından sonra kellesini isteyenlerin çenesini susturuyordu.Beşiktaş berbat geçen ilk 6 haftanın ardından son 7 haftada biri Ankaraspor'a karşı hükmen olarak ardarda 7 galibiyet aldı.Ben dahil nerdeyse herkes Beşiktaş'ın şampiyonluktan koptuğunu düşünüyordu ancak toplamasını çok iyi bilip yarıştan kopmadıklarını gösterdiler.Fenerin daha Eskişehir,Trabzon deplasmanı var.Beşiktaş da son hafta Galatasaryın haftaya deplasmanda oynayacağı Bursa ile oynayacak.Emre'nin de sakatlandığı bi Fener için son haftalar sıkıntılı geçebilir.

p.s Bi lafım da ilkokul çocuğu tadında yorum ve paylaşımlarda bulunan arkadaşlara.Facebook hesaplarını derbi sonralarında hatırlayan elemanlar var,iletiler yazan mı dersin fotoğraf yayınlayan mı.Çok komik görünüyo yaptıklarınız söliyim az büyüyün artık.Okuyun araştırın bakın edin biraz.Ot gibi yaşamayın.

Cumartesi, Kasım 21

Huzur! dolu bir yolculuk!


Nerden başlasam ki..Bayram diye 2 hafta kadar evvelinden internetten koltuğumu seçerek aldığım biletimi,arkası orta kapı boşluğuna denk gelen 24 numaradan almış olmanın rahatlığı vardı üstümde.Ortalama bi insanın fiziksel yapısından biraz! daha gelişmiş olduğum için haliyle otobüs yolculukları konfor açısından sıkıntı olabiliyor..
Herşeyin ters gideceği dün akşam 19.30 da ki otobüsüme binmek için artık çantamı hazırlamış evden çıkmama 10 dakika kala bir ses ''yahu ben bi bakıyım şu otobüse hele dolmuş mu?'' dediğinde belli olmuştu.Bakmaz olaydım 50 kişilik otobüs yerine 57 kişiliği konulmuştu.Ee iyi ya daha büyük otobüs daha rahattır diyebilirsiniz.Hayır işte 24 nolu koltuk orta kapının önündeyken yani ben kafama göre arkaya yatırabilecekken koltuğu şimdi benim arkama 2 sıra daha koltuk gelmişti!

Neyse hemen alttaki Kazım konulu posttan da görüleceği üzere kısa bişey yazayım da çıkayım derken otobüsü kaçırma endişesi yaşamaya ve BatuHan'ın: !!MuL€!Ne zaman çıkıyon? '' sorularını ardarda duymaya başladım apar topar çıktım yağmur çiseliyordu.Bilindik Sivas akşamından daha yumuşaktı hava aslında.Hızlı hızlı yürüdüm bi elde laptop çantası diğerinde büyük çanta sırtımda da sırt çantam vardı.Hızlı yürüdükçe ağır olan çantam sallanıp bacağıma çarpıyor,bir yandan da yoldaki su birikintilerine girmiyim derdiyle sağa sola zig-zag lar çizince olan belime oluyordu.Otogara yaklaştığımda hamlamış vücudum bu 5 dakkalık acele yürüyüş sonrasında mavi ekran veriyor ağzımdan bir buhar makinesi misali bulutlar yükseliyordu.

Otogara vardım,çantamı otobüsün bagaj kısmına bıraktım otobüse yöneldim.Rahat konforlu dedikleri setra otobüsünün içine biner binmez diz mesafesiydi ilk gözümün takıldığı yer.Aman allahım çok dardı.Arka tarafı çift dingilli olmasına rağmen tek dingilli
travegolardan(bkz.Mercedes) bile bariz şekilde dardı.O görüntünün de fotoğrafını çekmek aklımdaydı ancak havann aydınlanmasını beklemiştim daha kaliteli aydınlık çekebilmek için ama unuttum malesef ki..

Neyse koltuğuma yerleştim,montumu çıkarırken,bilet aldığımda aslında hayal ettiğim şu an 32 nolu koltuğun durduğu yere baktım.Bu durum daha evvel SivasTurla başıma gelmişti.Şu otobüsleri değiştirirken bu sorunu göz önüne almayan ilgili her kimse ona selamlarımı söledim içimden..

İşte tam o anda üst fotoda gördüğünüz amcamız(ki kendisi bu yazının baş aktörü olmasada verilcek olsa en iyi yardımcı ödülünü banko alacak adamdır) karşıdan gelen teyzeli amcalı 7 kişilik olduğunu anladığım grubun en arkasından ağırca geliyordu.Tek gözü hafif kapalı gibiydi.Bıyıklar çok belli olmasa da fotolarda;pala,içe artık 4-5 kat yelek hırka mont kaban ne varsa giymişti.Herkes yerine oturdu bense acaba kimle oturacağım diye bakınırken herkes oturdu amca tek kaldı o an anladım..Amca geldi ben gayet derli toplu oturmama rağmen benim sol bacağımı eze ite oturdu bir güzel.Eğlenceli olacağı kesindi.Oturur oturmaz burna gelen kesif kurbanlık hayvan çadırı kokusu efil efil geliyordu amcadan.Koku dalgalarını gözümle canlandırabiliyordum.(uykusuzdan örnekle)

Bunlar meğersem 7 kişi 6 sı karı-koca bi bu amcam heralde içlerinden birilerinin babası..Tahminimce de en üstteki fotoda karşıda hayal meyal seçilen daha gençce amcamın babasıydı..

Neyse..Yolculuk başladı.Derken oda nesi? Muavin
bugune kadar denk geldiğim en kıl muavin..

En son bebişimle bindiğimiz otobüste servis yaptığı insana ne demek istediğini anlamakta çok zorlandığımız sonunda evet siz ne alırdınız? cümlesini evet manasında kendince kısaltarak direk ve sadece Eeee? dediğine kanaat getirdiğimiz muavin bunun gibisi yoktur dediğim
türdendi.Bu ondan da fenaydı.Tuhaf bakışlarıyla süslediği siz ne alırdınız manasında aynı şekilde tek kelime ile '' sis?? '' diyerek kullanan bi tipti.Kıldı işte..


Fotoğrafı da yukarda..Karşıdan süpersonik bakışları ile kolonya dökmeye geliyor.Yanımda ki amcanın hareketlerine az sonra gelicez ancak bişeyi servis ederken sis?? dedikten sonra 1 saniye içinde tepki
vermezseniz yanınızdakine geçen bi adamdı..

Amca türkçe ya bilmiyordu yada konuşamıyordu artık yaşlılıktan,bi servisinde adam nolduğunu bile anlyamadan direk bana geçmişti sonra amcam eliyle ona yakın duran pepsi şisesine vurdu da üffff! sesleri eşliğinde amcama pepsi doldurdu.

Bir defa niyetlenip çay alıyım dedim servis haricinde,üstteki fotoda bana doldurduğu çayı görüyosunuz.Yarısı dolu bardağın.Yada yarısı boş.Ne demek istediğimi anladınız ama dimi?





Neyse yolculuk başladı,ilk servis yapıldı falan..Işıklar söndü,Karayip Korsanları:Ölü Adamın Sandığı vardı Star'da,Hanımın Çiftliği açıldı sonrasında..Gece 11 civarı ilk molayı verdik.Hava sisliydi,pusluydu hafif yağmur da vardı ama hızlı gidiyorduk.Otobüsteki teyzelerin Allah affetsin ama hindi gibi glu glu glu glu tarzı konuşmaları arada birilerinin yaşadığı öksürük krizleri ve yanımdaki amcanın da bu krizsel gürültüye Allah göstermesin akciğerlerinde bir sorun varmış gibi öksürerek katılması üstelik bunu gayet elleriyle ağzını kapatma,salya,mikrop vs lerini başkalarına aktarma gibi kaygıları taşımadan yapıyordu.Bense her bir öksürükte koltuğuma zaten sığamamışken iyice cama dönmek,ufalmak,ufalmak zorunda kalıyordum..

Bu arada unutmadan,bir ara 22.15 gibi benzin almak için durdu araba.Alpet petrol de durdu hatta elvan çakır petrol gibi bişeydi işletmenin adı.Pompacı adamın bile sigara içtiğini gördüm.Otobüsten inen herkes,diğer pompada benzin alan kamyoncu bizim otobüsün şöförü yolcusu muavini hepsi bildiğin pompanın 1-2 metre dibinde sigara içiyorlardı..Baktım sadece baktım..Allahım dedim doğu'ya gittikçe işler her bakımdan bi tuhaflaşıyor.Cahillik hepten azıyor be kardeşim..

Saat 12 gibi Ankara'ya yakın biyerlerde yokuşlardan birini çıkarken şöför değişikliği oldu.(bu arada setralarda çekiş problemi var travegolarda dahi-neoplanlarda zaten hissetmem beklenemezdi de-hissetmediğim bişeydi ama setralar yokuşta resmen bayılıyor be abicim) Aman allahım değişimle gelen şöför tosbaa edasında kullanıyordu,sanki yeni aldığı arabasının amörtisörlerini,motorunu zorlamak istemiyormuşçasına ağır gidiyor beni benden alıyordu.Zaten şu ana kadar saydığım etkenlerden dolayı bana zehir olmaya başlamış yolculuk iyice zor geliyor henüz 5buçuk 6 saat civarı bi süre geçmiş yoru yarılamışken cinnet eşiğine geliyordum.(İşte o arada çay istedim muavinden)

Normalde Sivas Tur hep Bolu Dağı Tüneli'ni kullanır.Kaynaşlı'da ziya şark tesisleri var orda mola verirdi.Bu kez malesef ki bi de setrayı görelim diyerek huzur turizm i tercihledim ve al sana huzur der gibi bir olaydı bu.Otobüs tünelden evvel son çıkış olan Abant çıkışından sapmak için yavaşlıyordu.Deli mi bunlar ne dedim,sonra dedim ki heralde dağda eski herkesin bildiği bir iki güzel dinlenme tesisinden birinde durcaklar dedim.Ne durması o dakikaya kadar saat 3 te İstanbul'a 320 km gösteren tabelalar saat 4'te 225 km yi gösteriyor saate 95 km olan hız dağa tırmanış aşamasında hem çekiş zaafiyeti hem sis yüzünden yarım saatte 15 kilometre yol alabilmemize neden olmuştu.Neyse saat 4.40 gibi molayı verdik.

Şimdi burda benim anlamadığım neden firma olarak böyle bi tercihleri var?Tünel zaman ve yakıt tasarrufu demek değil mi?Neden dağı,tosbaa hızında 10 metre önü görülmeyen bi sis içerisinde gitmek gibi bi ilke edindiniz kendinize?Dinlenme tesisleri ile anlaşmanız varsa gözden geçirin kardeşim fazladan 1 saat yol gittim çok afedersiniz ama ..çım acıdı,ayaklarım şişti lan!

Moladan sonra,12 gibi değişim yapıp uyumaya giden şöför geri gelişini radyoda çalan Emrah'ın Dön Bebeğim şarkısını tüm hoparlörlere vererek belli ediyor bir nevi ben direksiyondayım herşey kontrol altında rahat olun diyordu..

Bolu dağı ve Kaynaşlı molası sonrası aldığımız yol boyunca sisten gerçekten abartmıyorum 10 metre önü dahi zor görülüyordu ancak şöförün uykusnu aldığı her halinden belliydi.Tapa gaz yola devam ediyor sis farları yetmiyor sisin içinde uzunları yakmak gibi acemi şöförlerin dahi yapmayacağı şeyleri deniyordu.Tüm arabalar dörtlülerini yakmıştı evet bizim otobüsünkiler de yanıyordu ancak bu acele niyeydi?Geç falan kalmıyorduk zira hesaplarıma göre Sivas Tur'un önceden denediğim 19.30 arabası sabah 8 gibi İstanbul'da oluyordu bu da kasmadan o civarda varacaktı.Bahsettiğim satırları yazarken o sisin içinde sol çektiğimiz iki otobüs;Süha Turizmin yeni olduğu belli starlinerı ve Kamil Koç'un Man Fortuna'sında koltuk arkası ekranlarda Kurtlar Vadisi izleniyordu derken oda nesi aman allahım birisi tam şu anda metanı saldı aman yareppim teyze? amca? molada naptınız ya siz? Yazık günah bizimki de burun derkeeen cümlem bitmeden
kıl muavinimiz oda spreyini kaptığı gibi kokuya son veriyor,gecenin kendi adına en etkili performansına imza atıyordu.

Saat 5.19..Manga'dan Kal Yanımda çalıyorken şerit çizgilerini izliyorum.Amca ani bir hareketle ayağa fırlıyor üzerindeki mont kaban herneyse adı artık onu çıkarıyor ve burun reseptörlerimin alıştığı bu yüzden artık alamadağımı sandığım kurban çadırı kokusu tekrardan ortalığı sarıyordu.
Bununla da kalmıyor dizlerinin üstüne koyduğu montunu elleriyle bastırırken benim sol bacağıma bastırıyordu.Ya sabır! çekip canım thy ben seni niye aldatıyorum deyip kafamı camdan çeviriyorum.İz bırakanlar unutulmaz çalıyor,eminim bu şarkının sözleri yazılırken bi insanın hayatında bu tarz bi yolculuğun bırakabileceği izler kastedilmiyordu ama benim için öyle oluyor.Tabi ben bu satırları yazarken aksiyon kesilmiyor dışardaki dinlenme tesislerinin ışıklarının yoğunluğuna orantılı olarak amcam kafasını cama dolayısyla benim olduğum yöne çeviriyor öksürmeye devam ediyordu.Bu hareketi yaparken,ben nefesimi minimum 3-4 saniye tutmak zorunda kalıyordum.Sivas'ta ki öksürük konusunu Arda Turan ile birlikte dile getirmiştim,ordan ayrıldıktan sonra bu gece de hasta olmamak için dua ediyorum Allahım'a.

Tüm bunları planlayıp yazmışım gibi gözükebilir ama hepsi şaka gibi ama gerçek.Saate bakıyorum 5.30 açıyorum evvelden hazırladığım boşnakça playlistimi Şaban Şauliç'ten sam za stolu jedan covjek sjedi çalıyor..

Bu kısımdan sonra otobüs yolculuklarımd çok nadir olan bişey gerçekleşiyor ve uyuya kalıyorum.7.30 civarı muavinin dudulluya geldiğimizi bildiren anonsuyla uyanıyorum..

İşte bir yolculuğun anatomisi..Siz siz olun Huzur Turizmle hiçbiyere gitmeyin..Hatta otobüsle gitmeyin az daha verin uçakla gidin..Yazık günah bunca eziyete..





























Cuma, Kasım 20

Twitter/Colin Kazım

Colin Kazım twitter sayfasında 4-5 saat kadar önce ''count down starts till we smash 8jk'' şeklinde bi cümle kullanmış.

Sonrasında gelen tepkiler üzerine yazığı cevap da şöyle(o cümleyi de silmiş zaten): i would like to appologize to everyone on here for some of the bad language but some people have no brains and are so bored of there life

Adam saha dışındaki komikliğni twitter'da da göstermiş.Bjk taraftarı özellikle ayaklanmış..Bırakın kardeşim futbolcuların ahlakıyla falan uğraşmayı..Nouma'nın duvar dibine işediği,tombala salladığı günleri ne çabuk unuttunuz..

Böyle renkli şeyler de lazımdır futbola..Ha sahaya çıktığında o yapıtğı espri de olsa altında kalırsa maçtan sonra dalganı geçersin o ayrı..

p.s. Twitter sayfasının ona ait olup olmadığı kesin değil doğrulanmış bi hesap değil çünkü,bu post öle olduğu kabul edilerek yazıldı.
p.s.2 Yarım saate otobüsüm kalkıyo,yarın İstanbul'da kaldığımız yerden,derbi ile devam..Hoşçakalın!

Haftasonu Tvde Futbol

De Nigris ve Enke'nin ölümleri,Cemal Nalga olayı,Arda'nın domuz gribine yakalanması,Henry'nin eli liglere verilen 14 günlük arada konuşulan konulardı.Yarın akşam oynanacak derbi bunları unutturup önümüzdeki haftanın gündemi olacak şüphesiz..Bizim derbi dışında da Avrupa'da güzel maçlar var..Herkese keyifli hafta sonları...

20 Kasım Cuma
22:00 Marsilya-Paris Saint Germain/Kanal A
21 Kasım Cumartesi
13:00 Rubin Kazan-Zenit /Spormax
14:45 Liverpool-Manchester City / Spormax
16:00 Gaziantepspor-Bursaspor / Lig TV
17:00 Rangers-Kilmarnock / Euro Futbol
17:00 Chelsea-Wolves / Spormax
19:00 Bologna-İnter / NTV Spor
19:20 İpswich-Sheffield Wed. / Futbol Smart
19:30 Manchester United-Everton / Spormax
20:00 Grenoble-Lyon / Kanal A
20:00 Beşiktaş-Fenerbahçe / Lig TV
21:00 Real Madrid-Santander / NTV
21:45 Twente-Vitesse / Futbol Smart
22:00 Auxerre-Monaco / Kanal A
23:00 At.Bilbao-Barcelona / NTV Spor
22 Kasım Pazar
14:30 Dundee United-Celtic / Euro Futbol
15:30 Bolton-Blackburn / Spormax
15:30 Ajax-Heerenveen / Futbol Smart
16:00 Milan AC-Cagliari / NTV Spor
16:00 Kasımpaşa-Trabzonspor / Lig TV
16:30 Bayern Münih-Leverkusen / TRT 3
18:00 Saint Etienne-Lorient /Kanal A
18:00 Stoke-Portsmouth / Spormax
18:30 Hamburg-Bochum / TRT 3
20:00 Galatasaray-Manisaspor / Lig TV
21:00 Botafogo-Sao Paulo / Spormax
21:45 Juventus-Udinese / NTV Spor
22:00 Montpellier-Lille / Kanal A

ÇEVİR KAZI YANMASIN!



2 gündür ortalık GS basketbol şubesinin yaptığı hatayla çalkalanıyor.Konuyu tam bilmeyenlere yardımcı olalım; GS basketbol takımının 16 Eylül 2009 tarihinde Cibona Zagreb ile yaptığı hazırlık maçında GS'lı oyuncu Cemal Nalga,Zagrebli oyuncuya attığı yumruk sonrası diskalifiye edilmişti.Bu maçtan sonra GS-Erdemir maçında oynamayan Nalga'nın,Türkiye Basketbol Federasyonunun kararını açıklamasından önceki gün takımın Almanya'da katıldığı hazırlık turnuvasında henüz cezası açıklanmamış olduğu için yasal olarak sahada olmasına engel yoktu ve forma giydi.Maçtan bir sonraki gün 24 Eylül'de TBF Disiplin Kurulu Cemal Nalga'ya 5 maç ceza verdi.


Aynı gün cezanın açıklanmasının ardından GS'ın rakibi Murat Didin'in koçluğunu yaptığı Deutsche Bank Skyliners takımıydı.Cemal Nalga kalan 4 maçlık cezasını bu maç ile çekmeye başlaması gerekirken sahadaydı.


Ancak resmi kayıtlarda sahada yoktu çünkü sezon boyunca 15 numaralı formayı giyen Cemal sahaya 7 numaralı Tufan Ersöz'ün formasıyla çıkmıştı.Maçta herhangi bi gözlemci olmadığı için resmi kayıtlarda Cemal oynamamış gözüktü.26 Eylül günü Tolga Öngören'in koçluk yaptığı Ludwigsburg takımıyla olan maçta yine aynı şekilde resmi kayıtlarda Tufan Ersöz'ün yerinde 7 numaralı forma ile sahadaydı ve 5maçlık cezasının 3.maçında yine resmi olarak oynamamış gözüktü..





Taa ki Oyak Renault'lu yöneticiler Cemal'in oynadığına dair istihbarat elde edene kadar.Almanya'da ki ajanslardan elde edilen fotoğraf ve görüntülerde olay ortadaydı.Görüntülerin nette yayınlanmasının ardından NTVSPOR'un da son dakika olarak yayında yer vermesi üzerine GS yönetimi düzenlediği toplantıyla tüm teknik heyetin görevine son verdi.

Olayın ardından GS basketbol şube sorumlusu Yiğit Şardan'da bugün istifasını verdi.Veyahut vermek zorunda kaldı.Zira maçın 4.çeyreğinin bitmesinin ardından yaşanan olaylarla ilgili ''Fenerbahçe'nin geçen yıl Efes Pilsen ile oynadığı final serisinde de şunlar şunlar olmuştu'' tarzında açıklamalar yapan bi insanın istifasını sunduğu açıklamasında olaylardan haberinin olmadığını söylemesi,insana bu nasıl sorumluluk dedirtir.Sorumluluk kazanılan maçlardan sonra çıkıp ''yendik işte,siz de bu maçta şunu yaptınız bize ne?'' tarzında açıklamalar yapmayı değil şubenin herşeyinden haberdar olmaktır.Sonra sorarlar adama: 20 aydır sürdürdüğün o görevinde takımın bir adım ilerlemesi için ne yaptın? Neyse ki böyle skandal denilebilcek olayın ardından istifasını vermeyi bilip son sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Olay ortaya çıkar çıkmaz yapılan jet toplantı sonrası görevine son verilen Okan Çevik'in bugün yaptığı basın açıklamasında ki sözleri ise dikkat çekici :''Ceza verildiği tarihte Deutsche Bank Skyliners ve EnBW Ludwigsburg takımlarıyla hazırlık maçları yapmak üzere Almanya;daydık. Yurt dışında yaşayan gurbetçilerimizin yoğun ilgisi ve sevgisi ile karşılandık. Diğer kulüplerin taraftarları olan gurbetçilerimiz dahi üzerlerinde kendi takımlarının formaları ile gelip sevgilerini gösterdiler. Aynı şekilde, orada yaşayan Türklerden olduğu kadar Galatasaray adından dolayı Almanlardan ve diğer yabancılardan da büyük ilgi gördük. Avrupa'da adeta Türk olmanın bir markası haline gelmiş Galatasaray Kulübü'nün takımı olarak hem Türklerden, hem de yabancılardan gördüğümüz yoğun ilgi ve sevgi hepimizi derinden etkiledi. Öyle ki oynayacağımız müsabakalar, aslında sezon öncesi yapılan sıradan hazırlık maçları olmasına rağmen, oyuncularımız ve teknik heyet olarak bizde adeta Avrupa'da oynayacağımız bir kupa maçı, hatta milli maç baskısı oluşturdu''
Sana da sorarlar ey Okan Çevik; ya başında olduğun takım gerçekten bir euroleague maçında yer alıyor olsaydı? Ozaman napardın? Açıkçası ben Adnan Polat'ın görevine son verilen teknik heyetin herhangi bi açıklama yapmasına izin vermeyeceğini sanıyordum..Keşke düşündüğüm gibi olsaymış şu açıklama arkadaşlar ''biz ...tık şimdi sıvıyoruz'' tarzında..Hayır nedir yani Cemal Nalga'da bizim göremediğimiz bi potansiyel mi var.2005-2006 sezonundan bu yana gösterdiği performans ortada:

2005-2006 20 maçta 3.15 sayı 2 ribaund
2006-2007 32 maçta 3.84 sayı 4.1 ribaund
2007-2008 18 maçta 2.06 sayı 2 ribaund
2008-2009 29 maçta 4.55 sayı 3 ribaund.
Bu yılki ortalamaları da 5 maçta 8.4 sayı 4.5 ribaund..

Ne amaçla böyle bi işe gerek duydunuz içinizden hiçbiri bile mi buna karşı çıkmadı hepiniz mi göz göre göre yaptınız bu hatayı merak ediyorum gerçekten.

Olayın şimdilik masum gözüken tarafı Cemal Nalga.O da yaptığı açıklamada sadece kendisine söyleneni yaptığını dile getiriyor.Sana da sorarlar Cemal: Hiç mi düşünemedin bu olay ortaya çıkarsa ben de ceza alabilirim belki 1-2 yıl basketboldan men edilebilirim demedin mi kendi kendine?Bu hiç mi aklına gelmedi? Cemal 87 doğumlu..A takım seviyesine de yeni çıkmadı sonuçta anlıyorum basketbolu oynamış biri olarak yazıyorum bu satırları insan bıraksa bile oynamak ister,o deri topun parkede çıkardığı ses bambaşkadır herkes bunu anlayamaz fakat nolursa olsun yapılamaması gereken bi hatadır..Rezalettir..Fiyaskodur..Profesyonellikle asla bağdaşmamaktadır ve GS gibi bi kulübe yakışmamıştır..



Perşembe, Kasım 19

DERBİYİ KİM KAZANIR? ANKETİ OYLA

HIMYM kaldığı(m) yerden



Geçen sene ilk 3 sezonunu indirip günde 3-4 bölüm ard arda izlerdim.Sonra okulun ikinci yarıyılında yurtta net yerlerde sürünmeye başlayınca indirmeler yalan oldu,yazın 4.sezonunu da indirdim fakat oturup izleyemedim..Bugün arşivleri karıştırırken hangi bölümde kaldım ben? dedim kendi kendime ve tek tek bölümleri incelerken kaldığım yerden tamamlama isteği oluştu..Zaten yarın akşam yolculuk var,okula gitmeyip kendime kafa izni verdiğim şu günde yapılabilecek en güzel şeylerden biri olsa gerek..

p.s. {4.sezon 12.bölümde kalmışım burdan devam}
p.s.2 {5.sezon Amerika'da 21 Eylül'de gösterime girdi ülkemizde kış aylarında başlayacağı şeklinde haber var ancak henüz kesin tarih yok}

Tanrının Eli Vol.2



2010 Dünya kupasına gidecek son takımlar bu akşam belli oldu..Cezayir,Yunanistan,Portekiz,Uruguay,Slovenya ve Fransa..Slovenyanın deplasmanda 1-2 kaybettiği Rusya'yı evinde 1-0 la geçip turlaması süpriz sayılabilecek sonuç..Uruguay ise evinde 1-1 berabere kalmasına rağmen Kosta Rika'yı deplasmanda 1-0 yenmenin avantajı ile eledi.Bir bakıma Lugano'nun deplasmanda attığı gole duacı oldular..

Gelelim üstte videosunu da gördüğünüz gecenin olayına..Fransa deplasmanda 1-0 yendiği İrlanda ile Stade de France da karşılaştı..İrlanda 90 dakikayı Robbie Keane'in 33'te attığı golle önde kapadı ve maç uzatmaya gitti..Dakikalar 103 ü gösterirken Henry'nin bariz şekilde eliyle düzeltip taşıdığı topu Gallas'a çıkarmasıyla Fransa turu atlayan taraf oldu..Maçtan sonra bide pişkin pişkin çıkıp ''evet elle oynadım,hakem durdurmadı,ben hakem değilim'' tarzı açıklama yapması benim gözümdeki değerini düşürdüğü gibi bi çok hayranında da bu etkiyi yapacağına eminim..Gallas desek ayrı bi telden,o da ''olay çabuk gelişti ben el olup olmadığını görmedim'' demiş.

İrlanda TD Trapattoni; ''Eminim hakem Henry'e sorsa Henry elle oynadığını doğrulardı'' demiş.Evet Henry'den beklenen buydu fakat demek ki oda muhtemelen son dünya kupasında oynamak için her yol mübah düşüncesiyle sahaya çıkmış..

Kim ne derse desin,bu pozisyonun en azından yan hakem tarafından görülmemesi imkansız.Fifa Fransa'nın olmadığı bi dünya kupasının olmasına hoş gözle bakar mıydı?Veya Uefa başkanının Fransız olduğu bi ortamda böyle önemli bi maça atanan hakemler bu tarz kritik pozisyonlarda bu durumdan etkilenir mi etkilenmez mi?
Hani çipli toptu,yok efendim kalenin dibine uefa maçlarında 5.hakem uygulamasıydı.Nerde bu uygulamalar?Bu tarz olayları hayatımızda sıklıkla görüyoruz ve her nasılsa hep üstü örtülüp unutturuluyor..Yada sözü açıldığında Tanrı'nın Eli gibi bi başlıkla etiketlenip öle hatırlanıyor.Teknoloji gelişiyor evet ama neden kesin yargılara varmak dururken hemde bunun çalışmalarının senelerdir reklamı yapılıyorken olup bitenlerin ardından hala ahlar vahlar yazık oldular içinde yaşamaya göz yumuluyor?

İrlanda'ya yazık olduğu kesin.İrlanda'yı şu konuma kadar getiren etkenlerin başında şüphesiz Giovanni Trapattoni'nin payı var.Belki de kariyerindeki son dünya kupası serüveni olacaktı.Maçtan sonra Robbie Keane'in gözyaşlarını tutamayan maçın İrlanda adına etkili isimlerinden Keith Andrews'ı teselli edişi bu maçtan akılda kalan görüntüler olacak..

Öte yandan Bosna-Hersek'in Portekiz'e iki maçı 1-0 kaybederek elenmesi de üzücü oldu(en azından kendi adıma)..Bosna-Hersek takımının özellikle federasyondaki sıkıntıları atlattıktan sonra son 1 yılda büyük aşama kaydettiğini söylemek yanlış olmaz.Dzeko,Misimoviç,Ibıseviç,Salihoviç gibi avrupanın büyük liglerinde top koşturan oyuncuları toplamayı başardılar.Geçmişte Avrupa'da oynayan oyuncular milli takıma gelmemek için türlü bahaneler yaratırlardı(bkz.Hasan Salihamidzic).Bu yıl bu birlik sağlandı ve Bosna takımı gerçekten güzel top oynuyordu.Ufak bi ülke Bosna 4-5 milyon nufusu ya var ya yok..Ona rağmen dışarıya oyuncu ihraç etme konusunda ellerine su dökemeyiz..Şu kadroya yazık oldu demekten başka diyebilecek sözümüz yok malesef..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...