Cumartesi, Mart 6

ManU'nun Carling Cup kutlaması!

Geçtiğimiz haftasonu bugün Manchester United Aston Villa'yı 1-0 geriden gelerek Owen ve Rooney'in golleri ile mağlup etmiş Carling Cup'ı 4.kez müzesine götüren taraf olmuştu.

Maçın ardından ManU'lu oyuncuların soyunma odasındaki görüntüleri yayınlandı.Tuhaf ama bana çok sakin bir kutlamaymış gibi geldi.Sonunda kameralara hep birlikte poz verselerde videonun başlarında soyunma odasında soğuk bir hava var resmen.İzleyin fark edeceksiniz.Park Ji Sung'un nerede olduğundan emin değilmiş gibi bakışları dikkatimi çekti en çok.


Cuma, Mart 5

Goller ketçap gibidir!!


Real Madrid'in Fransız asıllı Arjantinlisi;bir zamanlar Beşiktaş'ta oynayan Frederico Higuain'in de kardeşi olan golcüsü Gonzalo Higuain bu sezon oldukça formda.22 yaşındaki Higuain'in 18 maçta 16 golü var bu sezon.Gollerinin sırrını ise Ruud Van Nistelrooy'dan aldığı bir öğüde bağlıyor.
Van Nistelrooy'un golleri ketçapa benzettiğini söyleyen Higuain,(bu arada ismi higuayn diye yazıldığı gibi okunuyor higen falan değil) RVN'nin Madrid'deyken kendisine ''Goller ketçap gibidir.Bazen nekadar çok denesen dene gelmezler ama sonra bir anda hepsi birden gelebilir.'' dediğini söylemiş.Hafta içi hazırlık maçında Almanya ile karşılaşan Arjantin'e attığı golle galibiyeti getiren Higuain bir hayli formda ve gol krallığında 17 golle ilk sırada bulunan David Villa'yı oldukça zorlayacak gibi duruyor.

Haftasonu Tv'de Futbol

6 Mart Cumartesi
13:30 Giresunspor-Boluspor / D Spor
15:00 Diyarbakırspor-Bursaspor / Lig TV
16:30 Köln-B.Münih / TRT 3
17:00 Rangers-St.Mirren / Euro Futbol
17:00 N.Forest-Swansea City / Futbol Smart
17:00 Arsenal-Burnley / Spormax
19:00 Fiorentina-Juventus / NTV Spor
19:00 Trabzonspor-Gençlerbirliği / Lig TV
19:30 Wolves-Man United / Spormax
21:00 Almeria-Barcelona / NTV
21:45 Roma-Milan / NTV Spor
21:45 Nac Breda-PSV / Futbol Smart
22:00 St Etienne-Lille / Kanal A
22:00 Palmeiras-Sertaozinho / Spormax
23:00 Real Madrid-Sevilla / NTV

7 Mart Pazar
13:30 Samsunspor-Adanaspor / D Spor
13:30 S.Rotterdam-Ajax / Futbol Smart
16:30 Nurnberg-Leverkusen / TRT 3
18:00 Everton-Hull City / Spormax
18:00 Marseille-Lorient / Kanal A
18:30 Hoffenheim-Mainz / TRT 3
19:00 Fenerbahçe-Antalyaspor / Lig TV
21:45 İnter-Genoa / NTV Spor
22:00 Bordeaux-Montpellier / Kanal A
22:00 Sao Caetano-Corinthians / Spormax

8 Mart Pazartesi
20:00 Konyaspor-Karşıyaka / D Spor
20:00 Eskişehirspor-Galatasaray / Lig TV
22:00 Wigan-Liverpool / Spormax
22:00 Valencia-Santander/Ntvspor

Perşembe, Mart 4

Jukebox>>Hayko Cepkin--{Sandık}


2004 yılının Aralık ayı falandı.7 yıl kadar süren basketbol hayatımın son dönemlerini İ.T.Ü'de geçiriyordum.Bilenler bilir idmanlarını yaptıkları salon Taksim'den İnönü'ye inerken hemen solda kalan Gümüşsuyu yerleşkesinin içindedir.Basketbola başladıktan kısa süre sonra yollarımızın kesiştiği ve okul takımı olsun ilk karşılaştığımız takımda birlikte oynadığımız 4 yıl olsun her daim yanımda olan üstelik benim gibi Boşnak göçmeni olan yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen arkadaşım[ki buda başka bi post konusudur(kaybolan arkadaşlıklar)] -aa bak hayko değil mi o? diyordu.Ben ozamanlar Hayko'dan bihaber olduğum için ve açıkçası Hayko'nun sadece Moğollar,Demir Demirkan,Aylin Aslım,Koray Candemir ile yaptığı çalışmalar meydanda olduğu için henüz popularitesinin belli kesimle sınırlı kaldığı bir dönem olduğundan -o kim lan?! demekle yetinmiştim.
Yukarıda 2005 yılında çıkan ve kendisinin de ''aslında albüm arabeskin direk yandan yemişi,rock müziği de sıyırtmış ama elektronik altyapıdan da emmiş bir tür'' olarak kısaca ifade ettiği ilk albümü 'Sakin Olmam Lazım'ın 'Yarası Saklı' klibinden çekilen fotoda görüldüğü gibi sarı saçları deri siyah ceketi ile gördüğüm Hayko için arkadaşım ekliyordu: Buda sizinkilerden! -Nası yani? -Oğlum rock falan işte ya sizin tür..

Sonra daha bi yakından takip ettik tabi Hayko'yu kimi şarkılarındaki nağmeli söyleyişi kimi şarkılarında da ülkemizde pek çokları tarafından ''bu ne lan öğrüyo bu herif!'' diye karşılanan brutak vokali,canlı performanslarına kattığı sahne şovları ile bu ülkede kimsenin yapmadığı(en azından benim denk gelmediğim görmediğim) bir tarza sahipti.Özellikle Sakin Olmam Lazım albümünün her bir şarkısı hem sözleriyle hem melodisiyle kendi adıma harika bi albümdü.Okula gidip gelirken defalarca dinlediğim oluyodu 1günde.Ayrıca albümün tamamını Hayko kendi evindeki stüdyoda kaydettiği için şarkıların altyapısı;albüm çıkarmadan önce yukarda da bahsettiğim,el attığı,destekçisi olduğu projelerde başında olduğu klavyesiyle oluşturulmuştu.Röportajlarda pek çok şarkıyı kaydederken komşulara fazla ses gitmesin diye sesini yükseltmesi gereken yerlerde masanın altına girerek şarkılarını kayda aldığını da eklemişti.O dönemde Aralık 2006'da düzenlenen Trend Show'da onu sahnede ilk kez izlemek fırsatı elde etmiştim ve açıkçası performansını kusursuz,harika gibi sözlerden başka şekilde ifade etmek mümkün değildi.

Takipçi kitlesi kısa sürede yükselen Hayko'nun 2 yıl sonra 2007'de 'Tanışma Bitti' albümü çıkıyordu.Daha hiçbir şarkıyı dinlemeden albümün adından 'gördükleriniz bişi değildi asıl bide buna bakın!' tarzı bi durumun söz konusu olduğu belli oluyordu.Öyle de oldu kendisi de ''iki albüme de baktığınızda bambaşka soundlar olduğunu görmek mümkün ancak sahnede gördündüğümüz hali aslında orjinal olduğu için insanlar pek karar veremediler sert mi değil mi'' sözleriyle bunu destekliyordu.Zaten ilk albümde de kaydını dinlediğinizde sakin gibi görünen şarkıları Hayko sahnede söylediğinde okadar da sakin gelmeyebiliyordu.

Ve 2010'un hemen başında Sandık adlı 3.albümünü çıkardı Hayko Cepkin.ilk iki albüme göre daha uzun süre dinleyicilerini bekletmesine rağmen bu albüm 9 şarkıyla önceki iki albümden daha kısa gibi duruyordu.Albümde yine daha sakin sayılabilcek tarzda Gelin Olmuş,Sahibi yok,Yolun sonu gibi şarkılar da var.Ancak iki şarkı var ki ilk dinleyişte dikkatinizi çekiyor ve dilinize dolanıyor açıkçası.Bunlarda biri ilk klibin de çekildiği Yol Gözümü Dağlıyor şarkısı.Klibinde yine kendine has farklı özelliklerini ortaya koyan Hayko'yu; 'Matrix' filminde Neo'nun içinden çıktığı jölemsi tarzda bir sıvının içinde,üzerine elektrotlar bağlanmış şekilde görüyoruz.Diğer dikkat çekici şarkı ise neredeyse ve hatta tamamı yukarda bahsettiğimiz brutal vokal ile seslendirilmiş 'Açtırdınız Kutuyu' şarkısı.Vokaliyle,müziğiyle oldukça sert bi şarkı gibi gözüksede sözleri tıpkı ilk albümünden bu yana olduğu gibi derin anlamlar içeriyor.

Yeni albümünden sonra çıkacağı konserlerde yine bu albüme özel bir sahne dekoru olduğu konuşuluyor.Üstelik bu sefer 2006 yılında Rock'n Coke'da sergilediği müthiş sahne şovundan sonra gittiği yerlerde bu dekoru kullanmadığı için eleştiriler aldığı gibi bir durum sözkonusu olmayacak çünkü bahsi geçen yeni dekor sökülüp takılabilen ve taşınabilen bir dizayna sahip olduğu için her gitttiği şehirde organizasyonda performansının zirvesinde olacak gibi görünüyor.




Bitmez sandı yoksul beynin,
Sorma artık kimim neyim,
Olsun sende,merhametim,
Bundan sonra seninleyim,
Hiç aklında yokken bir ışık yanar.
Yol gözümü dağlıyor bak ağlasamda boş,
Bendeki zehir kadar sarhoş,
Bu nehir gibi akan sular ne çok olur
Bu gözlerde yaş Tadı yok
Çok zor olur bu bir daha
Gözümde yaş kopmuş elim,
Hiçbir şeyin dibindeyim,
Geçmiş hergün,hikayemdir,
Böyle bitsin sevdiklerim,
Hiç aklında yokken bir ışık yanar,
Yol gözümü dağlıyor bak ağlasamda boş
Bendeki zehir kadar sarhoş,
Bu nehir gibi akan sular ne çok olur,
Bu gözlerde yaş tadı yok
Çok zor olur bu b
ir daha
Çok zor Çok zor Zor Çok zor Çok.
Yol gözümü dağlıyor bak ağlasamda boş,
Bendeki zehir kadar sarhoş,
Bu nehir gibi akan sular ne çok olur bu gözlerde yaş,
Tadı yok çok zor olur bu bir daha….

Tek maç #3

Dün akşamki hazırlık maçlarından seçilerek yapılmış zevkine bir kupon..Hollanda ve Slovenya'ya güvenip parayı ikiye katlamak da mümkündü aslında..Yatan maçta ise bakmayın Polonya'nın 2-0 yendiğine,neredeyse tüm maç Polonya yarı sahasında oynandı..Bulgaristan'ın pek çok atağı vardı ancak kiminde Manchester United'ın kalecisi Kuszcak başarılıydı kimindi başta Bojinov olmak üzere Petrov,Berbatov gibi güvendiğimiz Bulgar ayaklar başarısızdı.Kısmet..

(Fotonun üstüne tıklayarak büyük halini görebilirsiniz.)

Çarşamba, Mart 3

Honduras da nesi?

Milli takım bu akşam Honduras ile hazırlık maçına çıkacak.Honduras da kim lan?! sözünü çevrenizden sıklıkla duymuş hatta bizzat kullanmış da olabilirsiniz.

Honduras;bir Orta Amerika ülkesi.Ufakken her duyduğumda bana Nutella'yı andıran Guatemala ile Nikaragua arasında kalan Karayiplere kıyısı olan 7 milyon civarı nüfuslu bi ülke.Yüzölçümüne göre Türkiye'nin 1/7 si kadar bi alan kaplıyor.Ülke'nin yarısından çoğunun 18 yaş altı olması sebebiyle ülkenin yaş ortalaması 18.8 gibi çok düşük bir rakamda.

61.000 lisanslı sporcusu olan ülkenin Türkiye maçı için açıklanan 20 kişilik kadrosudaki 9 oyuncu yurt dışında top koşturuyor.Bunlardan en bilindikleri 2 yıl evvel İnter formasıyla Saracoğlu'nda Fenerbahçe karşısına da çıkan şimdinin Genoa'lısı David Suazo ve Tottenham'da 2009 yılından beri 40 civarı maça çıkan Wilson Palacios.Bunlardan özellikle Palacios benim de beğendiğim bir oyuncu öyle ki Tottenham'ın Arsenal ile karşılaştığı yerel derbi niteliğindeki maçta gösterdiği oyun ile maçın oyuncusu seçilmiş ve sonrasında orta sahadaki oyunuyla Tottenham için çok etkili bir isim olmuştu.

Akşam milli takımımızda Oğuz Çetin nasıl bir 11 çıkaracak bilmiyorum normal şartlarda Milli takımımızın Honduras'tan kadro olarak çok daha kaliteli olduğu bir gerçek ancak Honduras'ın da tarihinde 1982'den sonra 2.kez Dünya Kupası'na katılma hakkını elde etmiş olması,Meksika,Amerika gibi takımları yenmiş olması Arjantin'le başa baş oyun sergileyip 1-0 mağlup olması saygı duyulması ve hafife alınmaması gereken bir takım olduklarını ortaya koyuyor.

Robinho uçuşta!


Şimdinin Florya'yı mesken edenleri Elano ve Jo ile City'de 'üçlü mafya'nın baş elemanı olarak anılıyordu Robinho.Sonrasında özellikle deplasmanlardaki silik performansının da etkisiyle bekleneni veremedi yada diğer bir deyişle uyum sağlayamadı Premier Lig'e.

Sonrasında Avrupa kulüplerine gelmeden önce 4 yıl top koşturup parladığı Santos'un yolunu tuttu sezon sonuna kadar.Ligde 4 maçta 3 golü var.

Ülkesine dönüşü Robinho'a yaramış gibi gözüküyor.Dün akşam İrlanda ile karşılaştı Brezilya hazırlık maçında.Ronaldinho'nun olmadığı maçta Kaka ile birlikte Brezilya'yı sürükleyen isimdi.İlk golde aldığı ara pasta pozisyonun ofsayt olmasına rağmen sonrasında çektiği etkili şut defansa çarpıp gol oldu.İkinci golde de girdiği basit gözüken ama tüm o İrlanda defansının arasından görüp-verip-aldığı verkaçla ve bitirişiyle maçı bitiren isim oldu.

Cumartesi, Şubat 27

Geçmiş Olsun Nicolas!


Sağlık kadar değerlisi,önemlisi yoktur insan hayatında.Şimdinin Beşiktaşlısı Mert Nobre bir zamanlar Fenerbahçe forması altında Ali Sami Yen'de Mondragon'un üzerinden aşırtıpta attığı golle o gün şampiyonluk yolundaki direk rakibi karşısında 3 puanı getiriyordu ancak sezon sonunda Denizli'ye kaybedilen 2 puanla şampiyonluk Galatasaray'ın olmuştu.Golden sonra o dönem takımdaki Anelka'nın ilk adı olan Nicolas'ı dövme olarak yaptırdığı kolunu kameralara gösteriyordu Nobre.Hatta o dönem Anelka'yla çok iyi anlaşıyorlar ya onun için yaptırdı muhabbeti bile dönmüştü.Halbuki 2 yaşındaki oğlu Nicolas'ın adıydı dövmenin anlamı.

İşte şu anda 7 yaşında olan oğulları Nicolas'ı Nobre ailesi bu sabah ateş,şiddetli baş ağrısı gibi şikayetlerle hastaneye kaldırdılar.Hastaneye getirildiğinde bilinci kapalı olan Nicolas yoğun bakıma alınmış.Enfeksiyona bağlı bir rahatsızlık yaşadığı tahmin edilen Nicolas'a ve Nobre ailesine geçmiş olsun diyor acil şifalar diliyorum.



{3 gündür muhtemelen pazartesi FB-Bursa maçı için dışarda olduğum sıralarda kaptığım kıçıkırık bi virüs yüzünden yamulmuş haldeydim,bumeyanda okul başlıyor dönüş hazırlıkları var yavaş yavaş,3-4 güne eski sıklıkta paylaşımlara başlamak dilek ve isteğim var hayırlısı bakalım ;) }

Çarşamba, Şubat 24

Gelen vurdu giden vurdu

Ashley Cole'ün başı bu aralar bi hayli dertte.2006 yılında evlendiği şarkıcı Cheryl Cole'ü bir kuaför ile aldattığı 2008 yılında ortaya çıkmış ancak Cheryl Cole Ashley'e bir şans daha vermişti.Son 2 hafta Ashley'in akıllanmadığı ve eşini 4 kez daha aldattığı ortaya çıkmıştı.2 hafta önce İngiliz model Sonia Wild'in Ashley'nin kendisine gönderdiği üstsüz fotoğraflarını yayınlamasının ardından Chelsea'nin yazın kamp için gittiği Seattle'da takımın kaldığı otelde iki bayanla daha birlikte olduğu ortaya çıkmış ve son olarak da geçen hafta Alexandra Taylor isimli bir bayan,Cheryl ile birlikte geldiği bir barda Ashley'nin,Cheryl'in ayrılmasından sonra kendisini evine bıraktığını ve içkili olduğu için performansının iyi olmadığına kadar varan açıklamalar yapması ile bu yalanlar rüzgarı serisindeki 5.isim olmuştu.

Chelsea kulübünün Seattle'da yaşanan bu durumu öğrendikten sonra Ashley Cole'e hem para hem de bikaç maç oynamama cezası vermeyi düşündüğü ortaya çıkmıştı.Hatta bu olaylar yaşanırken Ashley Cole'ün kulüpten bir yetkiliden kimsenin haberdar olmaması adına yardım alması kulübü bir hayli kızdırmış belli ki.Cole de kulübün 'düşene bir tekme de benden'cilik yaptıkları yönünde açıklamalar yapmış ve böyle bir ceza söz konusu olursa sezon sonu kulüpten ayrılmasının pek muhtemel olduğunu söylemiş.

Ee Allah'ın sopası yok 2 hafta kadar önce sakatlanmış hatta yazın Dünya Kupası'nda yer almama durumu söz konusu olmuştu,ardından Cheryl Cole;patlak veren bu ihanet serisinin sonrasında gittiği Los Angeles'tan dönmeden kendisine kısa mesajla 'evi terket.herşey bitti' mesajı atmış döndüğünde de menejeri yoluyla uçaktan indikten kısa bir süre sonra 'Cheryl ve Ashley Cole'ün evlilikleri sonlanmıştır' açıklamasını yaptırmıştı.Şimdi bir de kulüp ceza veriyor.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış Ashley efendi.Akıllı olaydın.Biz kendi ülkemizde Anadolu'dan İstanbul'a gelen futbolculara 'parayı,ortamı,kızları gördü bozdu kendini' derdik.Ya Ashley Cole'e ne demeli?

Yalnız bişey daha dikkatimi çekti.Cheryl Cole ilk aldatma ortaya çıktığında da Amerika'ya kaçmış bir süreliğine.O günlerde magazincilerin fotoğraf çektiğini gördüğü anda evlilik yüzüğünün yerinde olmadığı yüzük parmağını ortaya çıkarıp durmuş.Çok bi yapmacık geldi fotolar.

Salı, Şubat 23

Fenerbahçe:2-Bursa:3{Pazartesi Sendromu}




Hakan Şükür türk futbolunun en büyük golcüsü değil midir?Öyle kabul edilmez mi?Kim ne derse desin,sorulduğu zaman kim var türk futbolunda diye ilk onun adı söylenir..Peki Hakan Şükür yine türk futbolunun en çok küfür yiyen adamı da değil midir?Öyledir!

Ben Guiza'ya olan sitemlerimi çokça belirttim.Lille maçından hemen sonra o sinir bozukluğunun getirdiği celallenme ile adama odun bile dedim.İyi halt etmişim.Hatta Ariel Ortega'nın insan evladı mısın? başlıklı postuna Bursa maçıında stadda olcağımı ve umarım Semih tek yada Gökhan'la beraber oynar demiştim.
Metrobüsle maça gitmek taraftarların düşüncelerini görmek açısından iyi oluyor.Kimileri tutturmuş bir şeyi sürekli onu söleyip duruyor.Kimileri de çok mantıklı tespitte bulunuyor. Taraftarların çoğu bu adamı izlemek istemiyor.Bu çok normal.''Golcü dediğin çalım atacak abicim bir kere'' diyen de var,''Karşı karşıya kaçırmayacak artık,atacaksın kaleyi gördün mü'' diyen de.

Bu konuşmaların stad dışında yapılması normal olanı.Siz kalkıp zaten takıma,taraftarlara beklediği şeyi;golü veremeyen ve bu yüzden yaşadığı özgüven eksikliği ile zaman zaman ne yöne gideceğini ne yapacağını şaşıran bu adama 'yuh' çeker,Semih Semih! diye bağırırsanız o gol kaçırdıkça ona değil formaya hakaret etmiş olursunuz.30 resmi gol atmış Guiza 2 yılda.30 dan fazlasını da kaçırmıştır,kaçırabilir ama kendisi hepimizden çok istemiyor mu atmayı sizce?Bilerek mi kaleciye vuruyor sanıyorsunuz?Bu kulüpte çok benzer şeyler Kezman için yaşanmışken neden kimse aklını başına alıp ta bu yapılanın yanlış olduğunu anlayamıyor? Bu adamı istemiyorsanız onu getiren yönetime serzenişte bulunacaksınız.

Guiza değil miydi 12 gün evvel Bursa'da turu getiren son dakikada?O değil miydi Trabzon deplasmanından galibiyetle dönmemizi sağlayıp liderliğimizi tayin eden?Dün yapılan ayıptır,yakışmamıştır.

Son haftalardaki puan kayıplarına eksiklerin de eklenmesi ile ben zor bi maç bekliyordum.Öyle olmadı aslında takım iyi ve istekli bi oyunla başladı.Lille maçında 2.golde yaptığı hatalı kafa vuruşu hariç hatası bulunmayan ancak maç sonrası ipe götürülme noktasına gelen Deniz ve Bilica'nın hatasız oyunu Emre'nin insanüstü mücadelesi Alex'in önderliğinde buluşunca 20 dakikada iki gol bulup Lille rövanşı öncesinde hem takım hem tribünler rahatlamış ve mutluydu.

Bursa takımının şampiyonluk umudundan,işte eksik Kasımpaşa maçını kazanması halinde farkın 1 puana ineceğinden falan bahsediliyor ya bunlara inanlara aferin gözlerinizi pek güzel boyuyorlar.Dün stadda olsaydınız Bursaspor takımında Volkan Şen,Ali Tandoğan gibi isimlerin nasıl yere düştükten sonra hakemin oyunu durdurmasını beklediklerini sonra bir anda kalkıp depar attıklarını görürdünüz.Yada Volkan Şen'in Alex'in boynuna kasıtlı olarak nasıl vurduğunu sonra afedersin yanlışlıkla oldu tarzı yalandan özrünü görebilirdiniz.

Bursa ilk yarı gol dışında hiçbirşey yapmadı.İkinci yarıda Fenerbahçe oyundan düştü.Bunun nedeni özellikle Cristian'ın kötü olmasıydı.Takım top kaptığı zamanlarda Alex tıpkı tribünlerin bağırdığı gibi çıkın çıkın! diye yırtınıyordu ancak Özer'in sakatlanmasından sonra sağ açığa kaydırılan Gökhan'ın alışkanlık olarak sürekli sağ beke kadar gerilemesi,Wederson'un maç sonunda yüzünden anlaşılan yorgunluğu ve Santos'un da durgunlaşması ile geriye bir tek Emre kalıyordu.Çünkü Cristian Emre'ye destek olup takımı ileriye taşımas ıgerektiği yerde ceza sahası yayı civarını kendisine mesken edinmişti.

Bu durum 50-60. dakikalar arası kendisini göstermeye başladı ama Daum yapacağı Cristian-Selçuk değişikliğini neden olduğunu cidden mantığımın almadığı şekilde düşünmedi.Allah'ın sopası yok derler ya aynen öyle.Özer bi sakatlıktan çıkıyor öbürü denk geliyor.Sağ açıkta Manisa maçında sanırım Gökhan geçmişti o bölgeye dün de aynısı oldu.İnsanlar maçtan sonra Kazım'ı neden gönderdiler diye yırtınıyordu?Bi noktada haklılar aslında çünkü Özer'in sezon başından beri kanatta verimli olamadığı ortada.Bir de Gökhan'ın orta yapmakta ciddi problemleri var kaç tane yaptıysa neredeyse hepsi rakibe gitti,özel çalışma mı yapar ne yapar bilemiyorum ama Galatasaraylı Sabri'ye koşuyor koşuyor da orta yok bişey yok diyordu herkes Gökhan da bu gidişle ona benzeyecek.Solda Santos bek önünde Wederson olunca Santos'un daha verimli olabildiğini burdan çok kez söyledim dün de görüldü.Özellikle ilk yarıda soldan çok kez etkili oldu takım.Ali Tandoğan'ın da çok kez kendini kaptırıp orta sahaya kadar kaymasının da etkisi vardı tabi bunda.

Bilica'nın 2 kez direk rakibe attığı topun yanısıra bir pozisyonda Volkan'a geri pas vereceğim diye kaleye şut tarzı bir vuruş yapması taraftarı çileden çıkardı.Yazın yerine acilen Lugano'yu tamamlayacak Tomas tarzı ne biliyim Cannavaro tarzı çabuk bir stoper lazım.Bilica zaten 31 yaşında ve uzun dönemde kendisiyle ligde dahi sıkıntılar yaşanmaya devam edecek bu bariz.

Lille maçı ya bu kaosa meyilli durumun ortadan kalkması adına bir dönüm noktası olacak ki hepimizin umudu budur.Aksi halde taraftar desteğini orda göstermez ''Fenerbahçe çubukludur!Şimdi çubuklu zamanı'' demezse işler iyice sarpa sarıp sezon şimdiden tehlikeye girebilir.Fenerbahçe'nin Avrupa'da başarı özlemi açısından önemlidir Lille maçı ancak,eğer takım sakatlıklardan kurtulamıyorsa bukadar sık maç trafiği zorluyorsa takımı elenmek belki de takımın hem mental hem fiziksel olarak hem de ligin geleceği açısından yararına dahi olabilir.Bekleyip göreceğiz.

Maçlar kaybedilir,şampiyonluklar kaybedilir ve bunlar unutulmaz.Tıpkı dün Mustafa Keçeli'nin sonradan oyuna girerken taraftarlar tarafından güzelce! anılması gibi.Ancak Fenerbahçe taraftarı akıllı olmalıdır.Geçmişte Rüştü'nün Ümit Özat'ın Kezman'ın yaşadıkları ders olmalıdır.Çubukluyu giyen sahada her kimse bu kulübün kutsalıdır bu kulübün değeridir.İsterse Antigua'dan gelmiş olsun bu formanın büyüklüğünü onun için vermesi gereken mücadelenin farkındadır.

(Fotoğrafların üstüne tıklayarak büyük hallerini,diğer fotoğrafları da blogun facebook sayfasında görebilirsiniz)

Pazartesi, Şubat 22

Az pilav üstü kuru..


[[Bu yazı kuşkusuz blogun şimdiye kadarki postlarının içinde en uzunudur.Gecenin bu vakti sıkılanlar olabilir anlayışla karşılıyorum.İlk kısım Galatasaray-Beşiktaş derbisi hakkında bişeyler içerirken yarıdan fazlasını oluşturan son bölüm ise,bugün yaşadığım ve hayatımın bişeyler öğrenerek geride bıraktığım sayfalarından biri olarak tanımlayabileceğim,sizlere de örnek olabileceğine inandığım şeyler içeren bölümüdür.Maç kısmını istemeyenler direk mavi renkli yazılara geçerek bu hikayeyi okuyabilirler.Saygılar]]

Az derbi üstü muhabbet gibi bi başlık düşünüyodum aslında.Maçın ilk yarısını netten izledim.İşin açığı beklediğimden de iyi,istekli bi Beşiktaş vardı.Pozisyonları da buldular ama atamadılar.Bobo olsa daha mı iyi olurdu dedi muhtemelen çoğunluk ama Bobo olsa Nobre'nin girdiği pozisyonlara girer miydi buda farklı bi bakış açısı.

Dün gece,aslında sadece kuponu paylaşmak için açtığım postta maç hakkında da bişeyler karaladım.Beşiktaş'ın kanatta oynayacak oyuncularda doğru tercihleri uygulamasının önemli olacağı vurdulağım şeylerden biriydi mesela.Solda Ekrem sağda Holosko çok etkili oldular ilk yarı.Beşiktaş bence uzun süre sonra bir maçta kanatlarını bukadar verimli kullanmıştır.Galatasaray belli ki başta kaybetmemek hedefiyle gelmişti İnönü'ye.Oynadıkları oyun ve anlayışları 3 gün önceki Madrid maçının kopyası mıydı yoksa 4 gün sonraki Madrid maçının hazırlığı mıydı bilemiyorum ama ikisi arasında pek bir fark olmasa gerek.En azından Jo olmadıkça ve Arda uçta oynatılmaya ısrar edildikçe.Neden anlamıyorum..Neden Keita uçta Arda kanatta kullanılmaz.Anlıyorum Arda'ya daha serbest bir rol verilmek isteniyor olabilir ancak bu seçim böyle yapıldığından beri takımın sıkıntılar yaşamaya başlamış ve devam ediyor oluşu bana mantıksız bi zorlama yapılıyormuş gibi geliyor.

Dediğim gibi Beşiktaş daha istekli ve gol arayan taraftı ilk yarıda.İkinci yarıda biri atacaksa bu Beşiktaş olur dedirtiyordu işin açığı,en azından ben dedim ve buna olan inancımı da evden çıkarken yapmış olduğum canlı bahiste değerlendirmek istedim.

İkinci yarıyı tam da arabayı park etmek üzere girdiğim avm'nin otoparkında manevra yaparken Arda'nın golüne kadar radyodan dinledim.Beşiktaş'ın gol attığı haberini aldık oturduğumuz yerde tamam dedim atarlar heralde ikinciyi de ama öyle olmadı.Maç öncesi küfürlü tezahüratlar ve maç sonu Mete Düren'in;Yıldırım Demirören'in maça gelmeyişini saçma ve mantıksız şekilde ''bu maça diğer maçlardan fazla bir değer verildiği havası oluşmasın takımda'' diye açıklamasının da gösterdiği gibi hem Beşiktaş taraftarının kendi içinde yönetimle yaşadığı sıkıntıların hemde bahsettiğim Galatasaray taraftarı ile karşılıklı küfürleşmenin 'kardeş takımlar' sıfatını bence ortadan kaldırmasına rağmen kardeş kardeş paylaştılar puanları.Beşiktaş için eksik maçları ile birlikte burdan çıkabilecek bir galibiyetle yarışa ortak olabilme olasılığı bence ortadan tamamen kalkmış sayılabilir.Galatasaray ise iki Uefa maçının arasında sakatlıklarla boğuştuğu bir dönemde zorlu deplasmandan yenilmeden döndüğü için 1 puandan memnun olmalı.

Yarın Fenerbahçe Saracoğlu'nda Bursa'yı ağırlıyor.Bursa kupa maçından sonra extra motive şekilde çıkacaktır maça,sert de oynayacaklarıdır.İşin güzel yanı zaten gitmeyi düşündüğüm ve istediğim maça Meşale Kokusu blogunun dağıttığı hediye biletlerden birinin bana denk gelmesi sonucu gitmek farz oldu işin açığı.

Fenerbahçe'de Mehmet Topuz'un da sakatlara katıldığı haberlerinden sonra klişe olacak ama takım cidden revire döndü.Yarın Guiza'nın yerinde Semih'in dışında,Lugano'nun çıkmasından sonra oynayan 11in aynısı çıkacak muhtemelen sahaya.Alex'in belinde ağrılar mevcut Gökhan Ünal bir ihtimal uçta,Semih Alex konumunda oynayabilir.Kıran kırana bir maç olacağı kesin.

Şimdi futbolla alakasız bir konuya yer vereceğim bugün denk geldiğim.

Benim çocukluğum Esenler'de geçti.Bilmeyen varsa tarif edeyim,Otogar var hani metrodan bilebilirsiniz,hani şu şehirlerarası otobüslerin İstanbul'da ki buluşma noktası.Doğu'dan İstanbul'a gelen,gidecek yeri olmayan tiplerin tıkış tıklım doldurduğu İstanbul'un yarım milyondan fazla olan populasyonu ile sıralamada ilk 5i zorlayan belki de ordan yer edinen ilçesidir.

40 sene evvel Bosna'dan Türkiye'ye gelen bizimkilerin tek tanıdıkları bu civarda olunca bizimkiler de ozamanlar Esenler'e yerleşmiş ve kalmışlar.Ancak son yıllarda o çarpık yapılaşmayı bariz şekilde görebildiğiniz bir yer haline gelmiş olması,sokakların darlığından,yükselen gri beton yığınlarının nefes darlığı yarattığı bu ilçeden kurtulmak farz olmuştu ve yaklaşık 3 yıl evvel ayrıldığım bu ilçeye zaman zaman halen ayrıldığımız evde yaşayan aile büyüklerini ziyaret etmek için uğruyoruz.

Ben kendimi bildim bileli arabamız vardı.Herkes 'kendi kapısının önü' denen bölgeye yani takribi 1 metre genişliğindeki kaldırıma yolun gidiş-geliş durumuna göre ya üstüne çıkarak yada iyice yanaştırarak aracını park ederdi.Ancak yıllar ilerledikçe sokaktaki araç populasyonunda patlama oldu işin açığı ve haftasonları yer bulmak imkansız oluyordu.Dolayısıyla tüm sokak da eskiden beri birbirini tanıdığı için kendi kapınızın önü dolu olunca gidip boş ise eğer komşunuzun kapısının önüne bırakabiliyordunuz aracı.

İşte bugün takribi 2-3 saatlik bir ziyaret için tekrar yollandık Esenler'e.Sokağa geldiğimizde bizim eski evin kapı önünün iki araçla kapılmış olduğu,yegane park şeklinin; aracın yarısını bizim eski evin kapısının önüne yarısını da yandaki binanın kapısının önüne denk getirebilecek şekilde kaldırıma çıkarak olacağını gördüm ve bunu daha önce de defalarca yapmış olduğum için haliyle oraya aracı park ettim.

Aracı park ettikten sonra indim tam kitledim ki 3.kattan(o binanın tüm sakinleriyle tanışırız) bir şahıs; o aracı ordan kaldıttırırlar yalnız!! dedi, ben de yeni taşınan bir kiracı olduğunu farkederek: ''2 saatliğine geldik biz,başka nereye bırakabilirm hem? Yan binadayız zaten'' dedim ve içeri girdim.

Yaklaşık 2 saat sonra zil çaldı.Dedim heralde bişey oldu aracı ordan çekmemi isteyecekler diye içimden geçirmekle kalmadı odada benle bulunanlara da söyledim bu düşüncemi.Amcamdı cama bakıp gelen.Bugüne kadar o sokakta hiç karşılaşılmamış bir olayı bana bildiriyordu: ''Oğlum arabayı götürüyorlar''

Sıfat kısmını varın siz yakıştırın işte o tarz bi vatandaş 155'i arayarak bu adam benim kapımın önünü kapatıyor diyerekten şikayet etmiş ve sokağa çekici gelmiş aracı çekmek üzere.20 senedir bu mahallede ne bu tür bir şikayet nede başkasının kapı önüne çekilmiş bir araç için lütfen aracı al ben kendiminkini koyacağım tarzı bir istek yada serzenişte bulunmamış sokak ahalisinden tanımadıklarım ve çoğunluğunu günün 3te2 sini camdan sokağı izleyerek geçiren kadınlar için bu durum yeni vizyona girmiş aksiyon filmi yerine geçiyordu.Zira bu insanların sinema salonlarındaki filmlerden haberi bile yoktu onlar için hayat;evlilik,kavuşturma temalı salak tv programları ve sokağı izleyip,camdan evi temizledikleri suları leş hale geldikten sonra kovayla dökmelerinden ibaretti.

Neyse allahtan diğer yandaki binadan bir komşumuz çekicileri durdurma nezaketini göstermişti ki olay sadece çekici parasını ödememizle kapandı.

Şimdi burdan gelmek istediğim sonuç,vermek istediğim mesaj ve serzenişte bulunmak istediğim hal şudur;

Komşuluk ölüyor millet.Ben aracı çekicilerden aldıktan sonra bu ......... evladı insanları tespit edip iki kelime edebilmek,bu sokaktaki komşuluk ilişkilerini hatırlatmak amacıyla zilleri çaldım ancak nerden bilebilirsiniz ki.Belki de en yakın sandığınız komşulardan biri kıllık olsun diye yapmış bile olabilir.İnsanlar kötü dostlarım.Babana bile güvenme derler ya o lafı hep abartı bulurum ancak hakkatten insanları tanımak güçleşiyor artık.Çok uzun bi yazı oldu toparlamakta zorlanıyorum ancak buraya kadar okuma zahmetine katlandıysanız neler hissettiğimi anlamışsınızdır.Biraz da bugün o kişilerin yaptıkları bu şerefsizliği!,ahlaksızlığı,değer bilmeyen sığ kafa yapılarını yüzlerine vuramadığım için kendimi burda boşaltıyorum da denilebilir.Böyle işte..Herkes kendi kıçını düşünür hale gelmiş,bugün tamam hacı diyen kardeşiniz yarın adios amigo diyebilir size! Kimseye yok yere,fazladan güvenmeyin..İnsanlar bu aralar o güveni istismar etmekte pek bi ısrarlı sanki...Yazıklar olsun lan!

Pazar, Şubat 21

Derbi muhabbeti ve Tek maçtan yatmak?!



Bayadır böylesi bir kupon(büyük hali için üstüne tıklayabilirsiniz) ne denemiştim ne de denk gelmişti.Dün uzun zaman sonra keyfine bi kupon yaptım ve Ribery ile Robben'siz Bayern'den yattı kuponum.Kısmet değilmiş ama keyifliydi.O maçtan yatınca diğerlerinin tutacağını hissettim ve bu işime de yaradı açıkçası.

İlk bahis yapmaya başladığım zamanlarda böyle oynardık genelde.Bizim Adem'le yakaladığımız 1e 54 veren 2 liralık bi kuponumuz vardı mesela.İlk kazandığımız paradır bahisten.Sonra baktık tek yolu aza kanaat etmek.O da dönemsel olarak şansınız da biraz yanınızda olursa kazanma şansınız artıyor açıkçası.Tek maç yada 2 maç yapın oranlar 1.05,1.20 olsun farketmez bazen öyle şeyler oluyor ki psikolojiyi bozar yeminle,bir süre ara vermek zorunda kalırsınız çünkü öyle moral bozar ki sonra yapcağınız her bahiste aklınız o gün yatan o kupona gider.

Mesela bugün kim tahmin ederdi İnter'in 9 kişi kalacağını? Bazen de cesur olmak lazım.Benim dün Everton'ın Manchesteri yeneceğini hatta 1-0 geriye düştükten sonra bile bunu yapabileceklerine inanmama rağmen gidip oynamamam gibi yapmamak lazım.Hissediyorsanız denemelisiniz bazen.

Bu akşam 2010'un ilk derbisi İnönü'de.Beşiktaş bu maçı alsa da;ki bence alacaklar,şampiyonluk yolunda sonraki haftalarda saçma sapan puanlar kaybedecek.Galatasaray rahat da kazanabilir,şaşırmam açıkçası.Motiveler en azından.''Atletico Madrid Barca'yı yendi Galatasaray karşısına zafer sarhoşu çıkarlar'' diyenler haklıydı ama aynı kişilerin arasında ''Galatasaray deplasmanda 1 puan aldı,tur için bi adım attı İnönü'ye konsantre olmakta zorlanırlar'' diyenler de var ki ben onlara ısrarla 'orda dur kardeşim!' derim.

Atletico Madrid sezon boyu ligde saçma sapan sonuçlar aldı,Barcelona'ya karşı farklı motive olacakları kesindi zira aralarındaki yıllardır süregelen rekabet ortadaydı.O maçı kazandılar,bundan sonra lige aynı şekilde istikrarsız şekilde devam edecekler.Mesela yarın Almeria ile oynayacaklar ve kaybederlerse hiç şaşırmayın.Onlar için Kral Kupası ve Uefa var sezonu kurtarmanın yolu olarak.

Ama Galatasaray için durum farklı.Ligde oynamadan liderliğe yükselmenin rahatlığını yaşadı takım.Hatta bu durum hakkında her konuda otorite Hıncal Uluç da yorumunu getirmişti.Kendisini sevmem,konuştuğuna denk gelirsem dinlerim,benim görüşüme göre ya hakkatten doğru tespitler yapıyor yada ya bırak allasen!! dedirten şeyler söylüyor.Eğer ilk şıktaki tarzda konuşuyorsa dinlemeye tahammül edebildiğim bi adam.Hafta içi 'Galatsaray oynamadan liderliğe yükseliyor,şampiyon olmaları için demek ki maç oynamamaları lazım' demiş ve sonuna o herkesçe bilinen kahkasını eklemişti.

Yarın Galatasaray kazanırsa şaşırmam demiştim ordan devam edelim.Bikere Beşiktaş'ın en önemli silahı kuşkusuz tribünlerin ateşleyeceği motivasyon olacak.Zaten doğru tercihler ve doğru anlayışla yönetilseydi şu anki konumundan daha yüksekte olması gereken ve bu potansiyele sahip bir kadrosu var bence Beşiktaş'ın.Galatasaray takımındaki eğer maç kafa kafaya giderse özellikle ikinci yarıda Beşiktaş'ın galibiyet için saldıracağı dakikalarda yorgunluk baş gösterebilir ve buna bağlı olarak sahasına kapanan bi Galatasaray izleyebiliriz.

Beşiktaş'ta Ferrari oynayabilecek durumda sanırım.Galatasaray'da Jo idmana çıkmış sonradan oyuna girebilme durumu söz konusu.Madrid maçındaki gibi Keita uçta arkasında da Arda'nın Keita'ya yakın olacağı 5li bi ortasaha olacak belli ki.Ferrari ne durumda bilmiyorum ama durumu iyiyse oynaması Keita'nın savunması adına önemli olacak.Beşiktaş'ın kanatlarıda doğru tercihler yapması gerek işin açığı.Galatasaray Madrid maçındaki anlayışla oynayacaktır muhtemelen.

Hernasılsa gollü bi maç bekliyorum.Aslında mantığa sığdığını söylemek zor ama hissiyat işte.Maç 0-0a kitlenir yada 1-0 falan biterde benim sözlerime dayanıp üst oynayan bahisçiler hislerine ....
şeklinde başlayan sözler edebilirler.İyi gelecektir ;)

Centilmence,zevkli bi maç olur ve hakeden kazanır umarım..

Pazar Bahisleri




Aston Villa-Burnley>>>>>>
(-1h) 1*
Man.City-Liverpool>>>>>>2.5 altı,X
Fulham-Birmingham>>>>>>2.5 altı
Wigan-Tottenham>>>>>>>2.5 altı
Blackburn-Bolton>>>>>>>2.5altı,1
Ankaragücü-Antalyaspor>>>>>1
Athletic Bilbao-Tenerife>>>>>>1
Marsilya-Nancy>>>>>>>1*
Porto-Braga>>>>>2.5 altı
Beşiktaş-Galatasaray>>>>>>2.5 üstü
Malaga-Espanyol>>>>>>>>2.5 altı
Werder Bremen-Leverkusen>>>>>2
Wolfsburg-Schalke>>>>>>>>2
Fiorentina-Livorno>>>>>>>2.5 altı


Herkes kendi şansını yaratır,az maç oynayın aç gözlü olmayın ;)
*(Villa ve Marsilya galibiyetleri en güvenli seçimler diye düşünüyorum)

Cuma, Şubat 19

Defense!


























Çok basit olduğu kadar gerçek bi tespit var sıklıkla söylenir basketbolda : 'Hücüm maç kazandırır,savunma şampiyon yapar'

İyi savunma her zaman iyi hücumu da getirir.Hem psikolojik olarak rakibinizi baskı altına alırsınız hem de sayı yemediğiniz zaman kendi ortalama şut yüzdenizde yada bazen onun da altında oynasanız da maçı kazanmanız mümkündür.

Nba maçlarını izlerken sıklıkla denk geldiğim bi videoyu paylaşmak istedim.All*Star haftasonunda paylaşmak için bi kenara koymuştum unutmuşum.Kimi zaman alan,kimi zaman adam adama savunma,bazen şut atan oyuncunun topuna yetişemediğinizde gözlerini kapatmak adına ellerinizi uzatmak,bazen de sağ elini kullanan bir oyuncuyu sol elini kullanması adına zorlamaktır ama en üst sağdaki fotoda Kyle Korver'ın yaptığı olmasa gerek.Savunma'nın önemi okadar ortadaki herkesin ağzında tek kelime: ''Defense''

20-21-22 Şubat Tv'de Futbol


20 Şubat Cumartesi

13:30 Bucaspor-Kartalspor / D Spor
13:30 Göztepe-Şanlıurfaspor / Yeni Asır TV
14:45 Everton-Man United / Spormax
15:00 Eskişehirspor-Gençlerbirliği / Lig TV
16:30 Nurnberg-Bayern / TRT 3
17:00 Wolves-Chelsea / Spormax
19:30 Portsmouth-Stoke City / Spormax
20:00 Trabzonspor-İstanbul BB / Lig TV
20:00 St Etienne-Montpellier / TV5 Monde
21:00 Barcelona-Santander / NTV
21:45 İnter-Sampdoria / NTV Spor
22:00 Paris-Toulouse / Kanal A
23:30 Corinthians-Rio Branco / Spormax

21 Şubat Pazar

13:30 Altay-Rizespor / D Spor
16:00 Aston Villa-Burnley / Spormax
16:00 Roma-Catania veya Bologna-Juventus / NTV Spor
16:30 Freibourg-H.Berlin / TRT 3
17:00 Man City-Liverpool / Spormax
18:00 Marseille-Nancy / Kanal A
19:00 Beşiktaş-Galatasaray / Lig TV
21:00 Palmeiras-Sao Paulo / Spormax
21:45 Bari-Milan / NTV Spor
22:00 Rennes-Lille / Kanal A
22:00 Real Madrid-Villareal / NTV

22 Şubat Pazartesi

20:00 Dardanelspor-Karabükspor / D Spor
20:00 Fenerbahçe-Bursaspor / Lig TV
22:00 Blackburn-Bolton / Spormax

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...