Cuma, Şubat 5

Mohammed Zidan


23 yaşında FC Midtjylland'dan Werder Bremen'e 3M€ karşılığında geldiğinde kendisine 9 numaralı forma verilmiş ve Bremen'de sezon başında oynadığı 3 hazırlık maçında 10 gol atma başarısı göstermişti.Ligdeki ilk iki maçta da bir golu vardı ancak Bremen onu Mainz'a kiralık olark göndermeye karar verdi.Mainz'da kiralık sezonunda 26 maçta 9 gol attı ve sonraki sezon Bremen'e döndüğünde yine sezon başındaki 7 hazırlık maçında 4 gol bulmasının ardından Lig kupası yarı final maçında Hamburg'a karşı attığı golle maçın oyuncusu seçilmişti ancak sezonun ilk yarısının kalanında sakatlıklar yüzünden forma şansı bulmakta zorlandı ve Bremen'e geldiği ücretle 3M€'ya Şubat ayında oynadığı 5 maçta 6 gol atarak takımını son sıradan 10.sıraya çıkartan bir performans sergileyeceği Mainz'a transfer oldu.Bu performans ona ayın oyuncusu ödülünü getirmişti.Bir sonraki sezon Zidan gollerine devam etti ancak Mainz'ı küme düşmekten kurtaramadı,sezon sonu Hamburg'un yolunu tutacaktı.Hamburg'da geçirdiği ilk ve tek olacak sezonunda da Zidan ne kadar potansiyelli bi isim olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyordu.Sezon sonunda Mladen Petric ile takasını kapsayacak şekilde Borussia Dortmund'a transfer oldu ve halen Dortmund forması giyiyor.

Dortmund'a transfer olduğu 2008'de oynanan Afrika Uluslar Kupası'nda turnuvanın en değerli oyuncusunu ödülüne layık görülen Zidan Almanya'da oynadığı dönemlerde Barca'da Ronaldinho'nun yanında yada Liverpool'da Gerrard'ın yanında oynamak gibi hayalleri olduğunu dile getirmişti ve görünüşe bakılırsa Barcelona başta olmak üzere Manchester United ve Arsenal Zidan için menejeriyle temaslara başlamış.Sözleşmesinde belli bir miktar karşılığında ayrılma maddesi bulunan Zidan yaz aylarında Avrupa'nın büyük kulüplerinden birinin yolunu tutacak gibi gözüküyor.

Çakaaaallll!!


Nathan Baker..Bonservisi Aston Villa'da olan,İngiltere'de League Two takımlarından Lincoln City'de kiralık forma giyen 18 yaşındaki futbolcu.

Nathan,Aston Villa kulübünün oyunculara aileleri ve yakın çevrelerini maça getirmeleri için verdiği 5 bileti kişisel facebook hesabından 5 kişiye 200er pounddan satmış.Üstelik bu biletler Aston Villa'nın Manchester United ile Wembley de karşılaşacağı Carling Cup final maçının biletleriymiş.

Villa yönetimi kulüp oyuncularını Pazartesi günü genel satışına başlanan biletlerden kendilerine verilenlerin yalnızca yakın çevre ve aileleri için kullanmaları gerektiği uyarısında bulunmasıan rağmen Nathan'ın bu hareketi karşısında üzgünlüklerini dile getirirken oyuncularının henüz 18 yaşında olduğunu ve öğrenecek daha çok şeyi bulunduğunun farkında olduklarını ancak üzülerek kendisinin ve biletleri verdiği kişilerin Wembley'de ki final maçını izleme şansını yitirdiklerini açıklamışlar.

Ehh 1000 pound'u cebe atıp maçı evde tv karşısında izlemek zorunda kalmak da farklı bi hissiyat olsa gerek!

Haftasonu Futbol


5 Şubat Cuma

20:00 Beşiktaş-Gençlerbirliği / Lig TV
21:30 W.Breme-H.Berlin / TRT 3
6 Şubat Cumartesi

13:30 Bucaspor-Konyaspor / D Spor
14:45 Liverpool-Everton / Spormax
17:00 Man United-Portsmouth / Spormax
16:30 Wolfsburg-B.Münih / TRT 3
19:00 Kayserispor-Galatasaray / Lig TV
21:00 Barcelona-Getafe / NTV
21:45 Livorno-Juventus / NTV Spor
22:00 Rennes-Bordeaux / Kanal A
23:00 Real Madrid-Espanyol / NTV
23:45 Setubal-Benfica / RTP İnternational

7 Şubat Pazar

13:00 UEFA Euro 2012 Kura Çekimi / TRT 3
13:30 Samsunspor-Rizespor / D Spor
15:00 Trabzonspor-Manisaspor / Lig TV
16:00 İnter-Cagliari / NTV Spor
18:00 Chelsea-Arsenal / Spormax
18:30 Dortmund-E.Frankfurt / TRT 3
19:00 Fenerbahçe-Diyarbakırspor / Lig TV
20:00 Toulouse-Lyon / Kanal A
21:45 Fiorentina-Roma / NTV Spor
22:00 Santander-Atletico Madrid / NTV
22:00 Marseille-Valenciennes / Kanal A

8 Şubat Pazartesi

20:00 Altay-Karşıyaka / D Spor

Perşembe, Şubat 4

Fenerbahçe:3-Bursaspor:0

Sivas maçındaki çıkışı belki de Sevilla maçından sonra Uğur'un böylesine yüksek performans gösterdiği ilk maçtı.Herkes umutlanmıştı ve gerçekleşmeyen yabancı transferinden sonra ''ne gerek var ki Uğur Boral oynuyor işte'' dedirtmişti herkese.

Maçın ilk yarısını radyodan dinledim ikinci yarısını da kısım kısım izleme şansım oldu.Ben demiştim demek değil bu ama gündüz arkadaşlar arasında ''bu akşam 3-1 falan olur Fener rahat alır'' diyordum,okadar rahat olmaz Fener zorlanır ama 2-1 gibi alır tarzı tepkiler aldım arkadaşlardan.Sivas maçındaki istek,oyun eksiklere rağmen farklı gelen galibiyet herkesçe beğenilmişti ama bana göre takımın bu çıkışı devre arası kampından itibaren devam ediyor.Kupa maçları ile başlayan bu anlayışın devamı geldi bu akşam.

Herşey iyi güzel ama postun başında da belirttiğim gibi Sivas maçındaki sonucun da hevesiyle stada koşan taraftarların sevinci Uğur Boral'ın sakatlanarak sezonu kapatmasıyla burukluğa dönüştü.Ve eminim ki Fenerbahçe yönetimi beklenti-maliyet koşullarına uymaması nedeniyle transferin yapılmaması hernekadar mantıklı olsa da şu an bir transfer yapmamış olmanın sıkıntısını yaşıyorlardır.Futbolda bu da var.Jo henüz 2.maçında ilk kez 11de sahaya çıktığı maçta sakatlandı ve işin açığı 3 hafta ile yırttı ancak Uğur Boral tam da beklediği çıkışı yakalamış morallenmişken bu sakatlık gerçekten talihsizlikten öte artık adını ben bile koyamıyorum sadece yazık oldu diyorum.Umarım bu eksiklik takıma negatif yönde pek yansımaz çünkü Wederson Antalya maçının son dakikalarında gereksiz vurduğu 2 şutu bizlere gösteren anlayışını bugün soldan ceza sahasına girdiği 2-3 pozisyonda pas vermesi gerekirken vermeyip kaleye vurarak tekrar gösterdi.Herkes kötülerken ben kendisini savunurdum ancak bu gidişatının Uğur'un da olmayışından sonra Santos'la ikisinin pek muhtemel birlikteliğinin sonucunda Santos'un çıkıştaki grafiğinde düşüşe neden olmasından korkarım. Takım bu akşam da aynı istekli oyunu devam ettirdi ancak bunları konuşmak hiç içimden gelmiyor.Umarım Uğur Boral en kısa sürede iyileşir ve tamamen sakatlığını atlatmış bi şekilde takıma katılır.

Çarşamba, Şubat 3

Antalyaspor:2-Galatasaray:1


Rijkaard ligdeki takımları hafife mi alıyor ne?Antalyaspor'un ligdeki maçta devreyi önde kapadığını,Fenerbahçe'yi bu kupada 4 tane gol atarak mağlup ettiğini bilmiyormuş gibi görmezden gelircesine belki de en çok dikkat etmesi gereken nokta;savunmanın iki bekini bugüne kadar hiç o mevkilerde oynadıklarını hatırlamadığım sağ bekte stoper Emre Güngör'e sol bekte ise normalde ters kanadın oyuncusu olan Uğur Uçar'a yer verdi.Henüz ülkeye geleli 1 ay olmamış ilk kez 11'de yer alan Jo'yu ileride yalnız bıraktı.Maçın başında kornerden gelen topa Arda çabukluğuyla yapılabilecek en uygun vuruşu yaparak gole çevirdi ancak golden sonra dahi oyun üstünlüğünü ele geçiremediler aksine Antalyaspor rahat bi şekilde Djiehoua ve Necati ile sağlı sollu geldi.

Üstüne bir de 35. dakikada bugün de transferine değindiğim Jo bileğinden sakatlanarak çıkmak zorunda kaldı.Dilerim sakatlığı önemli değildir ancak Galatasaray 2 hafta sonra Madrid maçına çıkacak taraftarların bugünkü maçtan sonra transferlerden dolayı yüzlerine gelen gülümsemenin yerini Rijkard'ınki gibi endişeli bakışlar aldığı kesin.

Adamlar alıyor,bizimkiler bakıyor!(mu)?


Fenerbahçe kulübü bugün sabah saatlerinde resmi sitesinden bir açıklama yaptı.Transfer döneminin sonlanmasının ardından ezeli rakibin yaptığı transferlere karşılık Gökhan Ünal dışında transfer yapılmaması ve dönemin sonlanmasının ardından transferlerin gerçekleşmeme sebebi olarak yazılı basında yer alan yazılara cevap olarak ''Fenerbahçe istediği futbolcuyu alır'' başlıklı yazıyı şuradan okuyabilirsiniz.

Bir defa açıklamada da söylendiği gibi aynı grubun iki gazetesinden Sabah;'evdeki hesap çarşıya uymadı' tarzı haberlerinde transferlerin gerçekleşmeme sebebini ortaya koyarken 'kardeş gazete' Fotomaç'ın Dentinho ile anlaşıldığı ve yazın kadroya katılacağı tarzında haber yazması nası bi çelişkidir?

Siteden yapılan açıklamayı gördüğümde birşeyler yazmak istedim.Akşam saatlerinde Fenerbahçe taraftarının son dönemde kalemine inandığı yazılarını merakla takip ettiği Esat Dergi'nin son yazısında yer ayırdığını görünce dışardaki kar kıyamet durumun getirdiği ev tembelliği halimden kurtulup yazıya giriştim.

Ara transfer döneminde Galatasaray pek alışılmadık şekilde 3ü de Premier Ligden olacak şekilde takviyelerde bulundu.Hem Jo hem Giovani transferlerine burada yer vermiş,bu transferlerin ortaya çıkardığı kim gitsin? tartışmalarına da değinmiştim.

Neill ile birlikte yapılan bu 3 transferin de yetenekli topçular olduklarını kiralık olan Jo ve Giovani'nin uyum sorunu yaşamadıkları takdirde faydalı olacaklarını belirtmiştim.Neill'in zaten Gökhan Zan'ın sürekli sakatlık yaşadığı ve Servet ile birlikte oynadığında sıkıntı oluşturduğu bilindiği bir ortamda faydalı bir transfer olduğu herkesçe kabul gören birşey.

Jo ve Giovani transferlerine ise medyanın gaz verdiği taraftarın da bu gazı aldığı kadar iyimser bakmak için erken olduğunu düşünüyorum.Esat Dergi'nin yazısında verdiği basit örnek yeterli aslında.Türkcell Süper Lig teknik oyuncuların elini kolunu sallayarak geldikleri gibi yeteneklerini rahatlıkla sergileyebildikleri bir lig değil.Sert oynanan bir lig olduğunu ülkemize gelişlerinden 3-4 ay sonra yaptıkları röportajlarda neredeyse her yabancı oyuncudan duymak mümkün.Andre Santos'un topu alıp ben adam geçerim,top sürerim düşüncesinin 2-3 maç sürebildiğini lige alışmasının hepimizin de gördüğü gibi ikinci yarıya sarktığını ve bu süreçte tribünlerden nasıl tepkiler aldığı da ortada.

Şimdi Giovani dos Santos için çok yetenekli adam,Barca'dan gelmiş bir kere ee Rijkaard da var dağıtır ortalığı gözüyle bakmak umutlanmak kolay.Kimse yazın yapılacak Dünya Kupası'nda yer almak için takımlarında süre alamayan oyuncuların oynayabilmek adına kendilerine gelen teklifler arasından hayal etmedikleri liglere dahi olsa tamam dediklerini görmüyor.Dos Santos evet yeteneklidir ancak o süratini,tekniğini ilk maçlarında yansıtması okadar kolay olabilecek mi?Ligimizde uyum sorununu değil 4 ayda 14 ayda bile hala yakalayamayan oyuncular var bu şekilde ayrılanlar dahi oldu.

Ne Jo ne dos Santos için City yada Tottenham kulüpleri satış opsiyonu içeren açıklamalar yapmadılar.Bugün gazetelerde Santos için 6M€ konuşuluyor.Jo içinse 8-9M€ civarı.Hangi Galatasaray taraftarı bu iki oyuncunun da Dünya Kupası kadrosunda yer alması yada yer almaması durumunda dahi ülkemizde ola ki iyi bir performans sergilemesi halinde seneye ülkede kalacağına inanıyor? Bonservis için masaya oturulduğunda bugün Ntvspor'da Spor Servisi'nde de bahsedilen City'i satın alan Dubai'li ortaklardan Haldun el Mubarek'in adaşlıktan dolayı Jo transferinde Haldun Üstünel ile iyi ilişkiler kurması ve Jo'nun yüksek maaşının 3/4 ünü ödemeyi kabul etmesi gibi bir cömertliği o zaman da görmek mümkün olacak mı?

Eskiden Galatasaray gerekli gördüğü mevkilere genellikle tanınmamış oyuncuları alırdı(Bratu,Petre,Lukunku) kimi tutar kimi tutmazdı.Fenerbahçe ise her zaman büyük transferler yapardı.Okocha,Anelka,Ortega,Appiah.Şimdi devir değişti.Fenerbahçe Gökhan Ünal ile iyi bir alternatif yarattı kadrosu için ve açıklamada da söyledikleri gibi maliyet-beklenti anlayışına uymadığı için gündemdeki isimler Gökhan'la yetinilirken,Galatasaray 2 tanesi 4 aylık olmak üzere detaylarındaki defoları isimlerinin arkasına saklanan oyuncuları kadrolarına katarak sözde gövde gösterisi yapmayı tercih etti.Bu transferler sonrası medya gazı sağolsun bi kesim Fenerbahçe taraftarını adamlar alıyor bizimkiler bakıyor havasına soktu.Forumlarda sağda solda seslerini yükselten ancak gerçek taraftarın bunları çatlak ses olarak görüp yine kendi içinde sakinleştireceği bu kesimin beklediği transferleri 4 ay sonra izleyeceğiz biraz sabır.Yazın futbolsever 4 aylık Jo ve Santos filmerinin sonunu izlerken Fenerbahçe'nin transferlerini takip edecek kimse şaşırmasın.Pek tabi 2-3 ay evvel baştacı olan Nonda'nın bir çırpıda 4 aylık yeni gelinler uğruna kapı dışarı edilmesi de kimsenin aklına gelmeyecek o vakit.

Avrupa'da hedefleri olduğunu dile getiren Galatasaray başkanı ve yöneticiler Uefa'da oynayabilecek bir transfer yapmaktansa nasıl ses getiririz,nasıl forma satarız zihniyetinde oyuncu aldılar.Tabi bu transferler de biraz da Galatasaray'ın yeni stadına hem güvenmesi var hem de o stadda yeni sezonda Şampiyonlar Ligi oynamak zorunluluğu hissedilmesinin de etkisi var.Hayırlısı olsun demiştim zaten,bu gelen oyuncuların getirdiklerini ikinci yarı boyunca da sezon sonunda da değerlendireceğiz illa ki.

Tavsiye Filmler-(3)-The Other Boleyn Girl


Philippa Gregory'nin aynı adlı romanından uyarlanan Şubat 2008'da gösterime giren filmde başrollerde Eric Bana,Natalie Portman,Scarlett Johansson oynamış.

İngiltere'de ki kraliyet hayatını tüm entrikalarıyla,aşk,ihanet ve iktidar adına yapılan oyunlarla gözler önüne serilen film imdb'de 6.7 puan alırken ülkemizde izleyicilerin oyları 7-8 civarında bi ortalama yakalamış durumda.
Filmin kitaba göre pek çok karakteri ve detayı içermemesi,üstünkörü geçilmiş eleştirilerine yol açsa da ben filmi beğendim.Kitabının çok daha detaylı olduğu söylenen filmin kısaca konusuna değinmek gerekirse,İngiltere Kralı 8.Henry'nin varisi olarak göstereceği bir erkek çocuk arayışında olmasına paralel olarak,karşısına çıkan yada bilinçli olarak çıkarılan Boleyn kızları Anne ve Mary'nin sarayda yaşadıkları sırasında birbirlerine rakip konumuna kadar gelmesi ve bu olaylar sırasında meydana gelen entrikalar,ihanetler dönemin mekanları ve kıyafetlerine de sadık kalınarak izleyiciye aktarılmış.

Kitabını okumadığım için kıyaslama yapamayacağım ancak film bence izlenmesi gereken bir film.Dönemde yaşanan olayları 1 saat 55dk gibi bir sürede merak ve şaşkınlık içinde izleten bir film.


Salı, Şubat 2

Ronaldinho gecelerde..

Geçen hafta sonu belki de Serie A'nın kaderine en çok etki edebilecek maçlardan biri Guiseppe Meazza stadında oynanmış İnter takipçisi Milan'ı 2-0 la geçerek aradaki puan farkını 9 a çıkarmıştı.

Maçın üstünden 1 hafta geçti ve 2 gün önce Milan evinde Livorno'yla 1-1 berabere kalarak 2 puan daha bıraktı.

Ancak İtalya'da konuşulan konu bu değil.Ronaldinho'nun İnter ile oynanan maç öncesinde İtalya'nın büyük otellerinden birinde 3 gece süren bir parti verdiği konuşuluyor.

Ronaldinho'nun Barca döneminde de bu tarz haberler sıklıkla çıkıyordu.Ancak hepimiz Ronnie'nin evinde tv karşısında elinde bitkisel çayıyla ayaklarını sehpaya uzatarak dvd izlemek yerine Brezilya restaurantlarında arkadaşlarıyla eğlenmeyi,Bongo* çalıp samba yapmayı tercih ettiğini biliyoruz.

Yine de Ronaldinho'nun bu sezonki performansını eleştirmek zor çünkü 9 gol 8 asistle takımın liderliğini üstlenmiş durumda.İnter maçından önceki iki haftada önce Juve'ye karşı alınan 3-0 lık galibiyette 2 gol ardından Siena'ya karşı 4-1 galip gelinen maçta hat trick yaptı.

Juventus maçından hemen sonra kardeşi Roberto'nun doğum gününü kutlarken görüntülenmesi basında pek yer bulmamıştı ancak İnter'e kaybedilen derbinin ardından dedikodular ortaya atılmış durumda.Siena maçının ardından birkaç arkadaşı ile kapattığı otel suitlerindeki partinin 3 gecelik bedeli 75.000€ tutmuş.Ronaldinho'nun Cumartesi sabah saatlerine doğru takıma katıldığı ve öğle saatlerindeki idmandan sonra takımla birlikte İnter maçını beklediği konuşuluyor.

2-0 kaybedilen derbide bir penaltı da kaçıran Ronaldinho'nun performansının penaltı haricinde çok da kötü olmadığı kabul ediliyor.Yine de kimsenin Ronaldinho o hafta her akşam kendi evinde dvdsini izledikten sonra akşam 10 da yatmış olsaydı Milan'ın İnter'i yenebileceğine dair kanıtı yok.Çünkü futbolcuların boş zamanlarını,kendilerini fit hissettiklerinde kendi istekleri doğrultusunda kullanabilecekleri gibi kulübün talimatları doğrultusunda da kullanabildikleri bir gerçek.Buna örnek olarak da Seedorf'un önümüzdeki hafta Kofi Annan'ın davetlisi olarak Londra'da ki ''One Young World'' adlı 25 yaş altındaki yarının muhtemel liderleri olacak gençlere verilecek seminerde yapacağı konuşma gösterilebilir.Milan kulübü Seedorf'u bu organizasyon için kulüp adına temsilci olarak seçmiş.


Dev Adam!


Paul Sturgess..22 yaşındaki bu adam Amerika kolej ligi takımlarından Mountain State forması giyiyor.

Paul'un boyu tam 234cm.Tam tamına 2 metre 34 santimetrelik bu adam İngiltere doğumlu ve pek çok İspanyol ekibinin takibinde.İşin ilginç yanı ise kendi gibi diğer extra uzun sporcular gibi diz,bilek vb kısımlarda herhangi bir sorun yaşamamış henüz.

Bir zamanlar Galatasaray tarafından denenen 2.45 lik Sultan geldi aklıma.Şimdilerde eğlence amaçlı organizasyonlara davet edilirken görebiliyoruz kendisini.O cüsseyi verimli şekilde kullanabilecek kuvvete ulaşamamış ve sanırım bir takım eklemsel sorunları olmuştu.

Paul Sturgess süre alıyor almasına ama bana yinede çok hantal gözüktü.Eğer Avrupa'da yada basketbolün henüz vasat seviyeye dahi ulaşmakta güçlük çektiği İngiliz liginde oynamak istiyorsa kuvvetlenmeye ve çabuklaşmaya ihtiyacı var.


SİVASBOOK!


İşte Sivas'tan,Sivaslılardan beklenebilecek bir hareket.Facebook da neymiş biz kendi sitemizi açar,gardaşlarımızı toplarız deyip Sivas Facebook adında kendi sitelerini açmışlar.

Nevresim Takımı'nda denk geldiğim postu sırf bu şehirde okuduğum ve bu şehrin farklılıklarını bizzat yaşayıp gördüğüm için paylaşmak istedim.Benim gibi hayatının bi kısmını bu şehirde geçirmek 'zorunda kalan' arkadaşlar için gelsin..

Henüz Sivaslı kimseyi tanımayanlar da tanımak için buradan buyurabilirler zira sitenin sloganı onlara da sesleniyor;

''Sivas'lı bir kişi tanıyorsanız üye olabilirsiniz eğer tanımıyorsanız tanımak için üye olabilirsiniz.''

Evli evine köylü köyüne!


Ara transfer dönemi sona erdi.Transferin son gününde göze çarpan pek büyük bi gelişme olmadı desek yeridir.

Robbie Keane...Tottenham'da 200'ün üzerinde maça çıkıp 80 gol barajını aşan İrlandalı golcü transferin son gününde sezon sonuna kadar kiralık olarak Celtic yolunu tuttu.

Keane'in sıkı bir Celtic destekçisi olduğunu bildiklerini dile getiren Celtic başkanı Peter Lawwell onu daha önce de kadrolarına katma planları olduğunu ve bunu transfer döneminde Keane'in düşüncelerini öğrenebilmek adına ilişkileri yakın tutarak göstermeye çalıştıklarını dile getirmiş.

Diomansy Kamara'yı da Fulham'dan kiralık olarak kadrosuna katan Celtic taraftarlarının milli kahraman olarak kabul ettikleri Keane'i takımlarında görmekten mutluluk duyacakları kesin.

Tottenham cephesinde ise Harry Redknapp;zaten Crouch ve Defoe gibi iki ismin yanı sıra Pavlyuchenko'ya sahip olduklarını,bunlara henüz son hafta içinde Gudjohnsen'in de katıldığını ifade ederken,Keane'e sürekli 11'de yer alma garantisi vermenin mümkün olmadığını ve oynaması adına bu transferin faydalı olacağını eklemiş.

Robbie Keane için bugüne kadar ödenen bonservis bedelleri 70 milyon pound civarında.Celtic'te ki haftalık kazancı ise 65.ooo pound olacak.

Tv'de Futbol


2 Şubat Salı

21:45 Hull City-Chelsea / Spormax

3 Şubat Çarşamba

17:00 İstanbul BŞB-Trabzonspor / TRT 1
20:00 Antalyaspor-Galatasaray / TRT 1
21:45 Leeds-Tottenham / NTV Spor

4 Şubat Perşembe

17:00 Manisaspor-Denizlispor / TRT 1
20:00 Fenerbahçe-Bursaspor / TRT 1

Pazartesi, Şubat 1

Harry Kewell röportajı(Tam Saha)

Son 2 hafta içinde,sakatlığının onu 2 ay kadar takımdan uzak bırakacak olması sebebiyle dos Santos transferinin gerçekleşmesi adına feda edilmesi sözkonusu olan Kewell ile Tam Saha dergisinden Caner Eler'in 21 Ocak'ta yaptığı röportaj Kewell'ın Avustralya'da futbola başladığı yıllardan oradaki sporla iç içe olan eğitim sistemine,dövmelerinden Türkiye'de özlediği şeylerle ilginç bulduklarına pek çok şeyi içeriyor bu keyifli röportajı buradan okuyabilirsiniz...

Hedo'nun röportajı!

Finallerle birlikte dönemin sona ermesi,kafayı boşaltma çabaları,sağda solda gezinme aktiviteleriyle geçen bir kaç günlük blogu boşlamanın sonrasında Carlos'un videosuyla tekrar postlara giriştim.Bir videoyla daha devam edelim.

Geçtiğimiz yaz Toronto'nın yolunu tutan Hedo sezon başından beri bekleneni veremiyordu ki kendisinden beklenen oyununu Cuma gecesi gösterdi.New York'a karşı 26 sayı 11 ribaunt gibi bir istatistik yakalayan Hido maçta son 2 dakikaya girilirken 5 sayı geride olan takımının galibiyete ulaşmasına büyük pay sahibiydi.

Maçtan sonra oyununun pozitif anlamda bu denli değişmesinin nedenini merak eden muhabirlerin uzattığı mikrofonlara Hido'nun cevabı basitti: ''The Ball'' .

Haftasonu Ntvspor da Nba Stüdyo programında Hido'dan bahsederken Murat Kosova Türkoğlu ailesinin Toronto da sosyal hayata uyum sağlamakta zorlandığını ve bunun da Hido'nun oyununa kötü anlamda yansıdığını ifade etti.Yabancı medyada da Hido'nun bu maç sonu röportajında ki surat ifadesinde de pek neşeli olmadığı yazılmış Kosova'nın söylediklerinin haklı olabileceği yorumu çıkarılabilir buradan.Ancak Kaan Kural'ın da Kosova'ya cevabında söyledikleri de yanlış değil ''Nowitzki'nun koluna 3 diş girmişti oynadı,Kobe kırık parmakla oynuyor yine Kobe tecavüzle suçlanmıştı yargılandığı zamanlarda dahi oyunu istikrarlı şekilde sürüyordu'' .

Hido'nun geçen yıl finalde Lakers'a karşı gösterdiği oyun,Orlando şampiyon olsa Hido'ya Finallerin Mvp ödülünü dahi getirebilirdi,o seviyede oynayabileceğini gösteren Hido'nun sezon başından beri henüz eski halinden işaretler vermemiş olması düşündürücü cidden.Umarız en kısa sürede kendini toplar diyor sizleri videoyla başbaşa bırakıyorum.



Carlos kızardı!

Brezilya'da Paulista(eyalet şampiyonası) liginin lideri Corinthians 3senedir yenemediği Palmerias ile karşılaştı.

Roberto Carlos maçın 10.dakikasında rakibini arkadan makasa alınca hakem acımadı ve kırmızı kartı gösterdi.Carlos'un hakemin gelişini gördükten sonra arkasını dönüp gitmesi sonra tekrar baktığında kırmızıyı görünce ki şaşkın bakışları izlemeye değer.

Corinthians maçı 7.dakikada gelen golle 1-0 kazanıp liderliğini sürdürdü.




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...