Cuma, Aralık 11

Sanatsal saçmalamalar!

Fotoğraftaki oyuncuyu siz de Kezman'a benzettiniz mi?Çevre Kimyası dersinde FourFourTwo'yu okumakla kalmadım can sıkıntısından şu adama saç yapsak nası olur dedik ve yaptım..Nası olmuş?Hala kim olduğunu bulamadıysanız cevabı şurda!

Perşembe, Aralık 10

Şampiyonlar Ligi'nde 6 haftanın ardından




A GRUBU
Salı günü oynanan maçlar içinde belki de sürprizi en az tahmin edilen maç buydu.Bayern'de ki Van Gaal-Toni gerginliği,Robben'in sakatlığı sebebiyle düzenli oynamayışı,Ribery'nin sakatlıkları beraberliğin de Juve'ye yetmesi ve Juve'nin Inter'i hafta sonu 2-1 mağlup etmiş olması ibrelerin Juve tarafına kaydığını gösteriyordu zira maç öyle başladı Trezeguet'in golü ile öne geçmişlerdi.
Golden 10 dakika sonra Caceres'in Olic'i düşürmesi sonucu kazanılan penaltıyı kaleci Butt gole çevirirken kariyerinde Juve'ye attığı 3.gol oluyordu bu(Daha önce Hamburg ve Leverkusen forması ile atmıştı).Golden sonra Juve 1-1'in şaşkınlığıyla olsa gerek skoru koruma tarzı bi anlayışa büründü hatta devre arasında Del Piero(sakatlığı yoktu sanırım) oyundan çıkarken Poulsen girdi.Ancak Bayern aksine Juve'nin ısrarla üstüne gidiyordu.2.yarı Olic'le 2-1 i yakalayan Bayern golden sonra da Robben'i oyuna aldı ve atak oyunundan vazgeçmedi.Gomez ile Tymoschuk'un golleriyle maçtan 4-1 galip ayrılan taraf olurken bana ''nerde o eski Juve?'' dedirtti.
Grubun diğer maçında grup lideri olarak çıkmayı garantileyen Bordeaux Jussie'nin golüyle deplasmanda Maccabi Haifa'yı mağlup ediyordu.Pazar günü Lyon deplasmanına çıkacak olan Bordeaux'nun yedek ağırlıklı bir kadro ile çıkacağını ve bir puan kaybının süpriz olmayacağını düşünüyordum ama Laurent Blanc belli ki işini sağlama alıyor.

*Bu gruptan ilginç iki not;A grubu 6 hafta sonunda en çok korner kullanılan ve 4 adet ile en çok kırmızının çıktığı ve 22 golle en az gol sayısına ulaşan grup olurken;Maccabi Haifa hiç gol atamayarak 0 puanla grubu tamamladı.
B GRUBU

Temsilcimiz Beşiktaş'ın da bulunduğu B grubunda tıpkı Old Trafford'da BJK karşısına genç ağırlıklı kadrosuyla çıktığı gibi Almanya'ya da pek çok asını götürmeyen ManU,Steven Gerrard'ın Goal dergisine verdiği röportajda ''O'nu rakip takımın kırmızı renkli forması altında görmek bana garip geliyor'' diye bahsettiği eski takım arkadaşı Michael Owen'ın hattrick'i ile galip geliyordu.

İnönü'de Cska'yı ağırlayan Beşiktaş mutlak galibiyet gereken maça 5 defans oyuncusuyla çıkıp umudunu Tello'nun kaçırdığı aşırtma pozisyonun kaçmasıyla yitiriyordu belki de.Cska Krasic'in klas oyunu sonrası turlarken,Wolfsburg'un yenilmesi Uefa Ligi adına Beşiktaş taraftarına ahlar vahlar dedirtmekten öteye gidemiyordu.

*B Grubu totalde çekilen 310(135 on goal) şutla gruplar arasında bu istatistikte ilk sırada yer alırken Beşiktaş 31 dakika topa sahip olma süresi ile Juve ve İnter'i bu alanda geride bıraktı.
C GRUBU

C grubunda Real Madrid deplasmanda Marsilya'yı sürklase ederken Ronaldo ManU günlerini anımsatan frikiğiyle bence haftanın en güzel golüne imzasını atarken 80. dakikada ki ikinci golüyle 6 golle gol krallığında zirveye oturuyordu.

Grubun diğer maçında Milan;Real'in Marsilya önünde galip olduğu haberini almasının ardından son dakikalarda yüklense de beraberlikle yetinerek,Ronaldinho'nun penaltı golü ile 1-1'e eyvallah dedi.

*C grubu 6 maç sonunda yapılan faul,atılan gol,ofsayt ve sarı kartlarda ilk sıraya yerleşirken Real 15 golle grupların en golcü takımı oldu.

D GRUBU

D Grubunun liderliği garanti takımı Chelsea kendi evinde Apoel Nicoisa karşısında 1-0 yenik duruma düştükten sonra Drogba ve Essien'in golleriyle öne geçmesine rağmen 87.dakikada John Obi Mikel'in Terry'e vermek istediği geri pası kaptırması sonucu 2-2 beraberliğe razı olurken grubun diğer maçında Vicente Calderon'da Atletico Madrid ile Porto karşılaşıyordu.Her iki takımın kaleyi bulan(8) ve bulmayan(7) eşit sayıdaki şutlarına rağmen 6 hafta sonunda 105 şutla grupların en çok şut çeken takımı olan Porto;31 şutla(16 on goal) grupların en çok şut çeken oyuncusuna(Diego Forlan) sahip Atletico karşısında ilk 10 dakikada skoru 2-0'a getirmekle kalmıyor maçı 3-0 kazanarak gecenin beklenmeyen sonuçlarından birine imza atıyordu.Atletico yoluna Uefa liginde devam edecek.
E GRUBU

E grubunda tıpkı D grubunda olduğu gibi gruptan çıkmayı garantilemiş iki takımı Fiorentina ve Lyon liderlik adına son maçlarına çıktılar.Lyon'un evinde Debrecen'i 4 golle rahat geçmesi liderlik için yetmeyecekti zira 90+2 de attığı golle Fiorentina'ya;grubu 3.tamamlayan Liverpool deplasmanında hem galibiyeti hem de liderliği getiren Gilardino gecenin adamıydı.

*E Grubunda Mor Menekşeler 14 golle gruplarda en çok gol atan ikinci takım olurken bu grup atılan 36 golle en çok gol atılan ikinci grup oluyordu.
F GRUBU

F Grubundan çıkmayı garantileyen Barcelona Kiev deplasmanında 1-0 geriden gelerek galibiyeti elde ederken;öne geçtiklerinde bir nebze de olsa Uefa Avrupa Ligi umutları yeşeren Kiev taraftarlarını üzüntüye boğuyordu.Messi alışık olmadığımız bir frikik golüyle skorü netleştirirken; grubun Gökdeniz'in 11 başladığı diğer maçında Rubin Guiseppe Meazza'da Inter'le 2.lik maçına çıkıyordu pek de baskın olmayan Inter 31. dakikada bu yıl ŞL'de ki ilk golünü atan Eto'nun golüyle öne geçiyordu.Football Manager oyununun 'wonderkid'lerinden Balotelli'nin frikiği,mesafe olarak Ronaldo'nunkini andırsada teknik açıdan burunvari bir vuruşla ağları bularak skoru tayin ediyordu.Rubin 3.lükle tamamladı bu grubu.

*Barcelona'nın 50 dakikalık toplama oynama süresi ile 8 grup içinde en yakın rakiplerine(Manu ve Arsenal 36dk) 14er dakika fark atması dikkat çekici.
G GRUBU
Ramon Sanchez Pizjuan'da Sevilla grubun hedefsiz takımı Rangers'ı konuk etti.Henüz maçın başında kazanılan penaltıyı Kanoute ağlara gönderdi ve Sevilla 20(11) şut çektiği maçta rakibine yalnız 3 defa kaleyi yoklama fırsatı verdiği maçta 1-0 kazanarak lider olarak çıktı.

Grubun diğer maçında Stutgart çiçeği burnunda hocası Christian Gross yönetiminde çıktığı maçta ilk 11 dakikada skoru 3-0 a taşıyarak maçı kopartırken,grup lideri Sevilla'yı yenme başarısı gösteren bu yılın flaş takımlarından Unirea'yı 3-1 mağlup ederek 3.lükte bırakarak gruptan 2.olarak çıkıyordu.

*G grubu ilk 6 haftanın en az kaleyi bulan şutunun atıldığı,en az korner kullanılan ve en az ofsayta düşülen,kırmızı kartın görülmediği tek grubu olarak istatistiklere geçti.
H GRUBU

Artık şu belli oldu ki.Gruptan çıkma yolunda büyük adım atmış yada çıkmayı garantilemiş özellikle İngiliz kulüpleri kadrolarında genç oyunculara yer verdikleri maçları genelde kaybetme gibi bir istatistik edindiler.Bu fırsatı eline geçiren kulüpler de biraz dikkatli davranıp herhangi bir basit hata ile gol yemedikleri takdirde genelde ihtiyaçları olan galibiyeti alıyorlar.Tıpkı 2004'te Fener'in ManU'yu yenmesi,Bjk'nin henüz 2 hafta önce Old Trafford'da bir seriyi sonlandırması vb. gibi.

İşte dün akşam yukardaki sevincini ülkemizde,yakın geçmişte sıklıkla gördüğümüz Zico'nun başında olduğu Olympiakos;Arsenal'i 1-0 mağlup etmeyi başardı ve grupta 10 puanla 2.olarak ŞL de son 16 takım arasına adını yazdırdı.Zico bu maçla birlikte ŞL kariyerinde yönettiği takımlarla çıktığı 7. iç saha maçından da galibiyetle ayrıldı.Sadece 4 gol atarak bu başarıyı elde eden Olympiakos bir rekora imza atmış olabilir.

Grubun diğer maçı tam bir dramaya sahne oldu.
Standar Liege evinde Alkmaar'ı ağırlıyordu Alkmaar 42.dakikada attığı golle edindiği üstünlüğü 90+5 e kadar korumayı başarmış ve bu skor onları Uefa Ligi'ne taşıyordu.Ancak maçın son topunda 90+5. dakikada kullanılan bu frikikte 21 yaşındaki Kayseri doğumlu Sinan Bolat kafayla topu ağlara göndererek Standard'ı mucizevi şekilde Uefa Ligi'ne taşıyan golü atıyordu.Sinan'ın adı sıklıkla önceki transfer dönemlerinde Fenerbahçe ve Trabzon başta olmak üzere büyük kulüplerimizle anılmış,Fatih Terim tarafından da son dönemde 2010 DK eleme maçları kadrosuna alınmıştı.

Uefa Avrupa Ligi'nde temsilcilerimiz Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ŞL'den gelebilecek muhtemel rakipleri Atletico Madrid,Liverpool,Rubin Kazan ve Standard Liege oldu.

GO HOME TANJEVİC!


Dünya ahiret herkes Ayhan Şahenk'in çemberlerinin sertliğinden haberdar.Geçmişte bu salonda dışa yönelik oynayıp da kazandığın maç oldu mu?Bu konuda tecrübe de edinmiş olmalısın.

Peki nasıl oluyor da maçtan sonra ''Hücum da iyi değildik,16 top kaybı yaptık,üçlükler girmedi'' gibi bi açıklama yapıyorsun? Asvel takımı da 12 top kaybı yaptı atla deve değil ayrıca sende 2 ü hücum 4 fazla ribaund almışsın.Üçlükler o salonda ne zaman girmiş ki? Kaç maç üçlüklerle kazanılmış orda da 4/20 gibi bi yüzdeyi bugün girmedi gibi bi bahaneyle açıklıyorsun.Mrsic 1/7,Greer 1/5..Girmiyorsa zorlamak niye?

Takımda ağzındaki dişliği çıkarıp çıkarıp oynamaktan başka bişey yapmayan Greer diye bi adam var.Fenerbahçe'nin oyun kurucusu böyle mi olmalı?Elinde imkan var borcun harcın belli gelirin belli neden doğru dürüst şu takıma yakışan en azından şöyle maçlarda takımı tek başına sürükleyecek bi oyun kurucu almıyorsun?Ben napayım 8 sene evvel ülkemizde yapılan Avrupa Şampiyonası'nda parlayan,şimdi sende emeklilik günlerine yatırım yapan Giricek'i? Aydın Örs gitti gideli takım çöktü,Tanjevic günden güne batıyor hala sabır gösteriliyo ne bekleniyor anlamıyorum.

Taraftarın maç sonunda aynen başlıkta yazdığım gibi 'GO HOME TANJEVİC' tepkisi vardı.Katılmamak ne mümkün?Taraftar maça gitmiyor diye konuşur yönetim sonra;niye gitsinler ki?Örs zamanında böyle miydi tribünler?

Artık değişim şart!Geç bile kalındı!

Salı, Aralık 8

Bizde klişeler bitmez:YAZIK OLDU!




Manchester'ın aslardan Scholes,Carrick gibi iki oyuncu harici yedek ağırlıklı takımla çıktığı Wolfsburg deplasmanında belki de Beşiktaş'a kaybetmenin verdiği hırsla bir kez daha kaybetmek istememenin verdiği hırsla,istekle kazanmasının ardından Beşiktaşlıların şu mağlubiyete bi kat daha üzüleceği şüphesiz.

Daha ilk yarıda Tello'nun aşırtması gol olsa belki 2,3 gelecekti ancak o ilk 30 dakikadaki baskı gol getirmeyince Cska cesaretlendi ve golü de dün Avrupa'nın büyüklerine transferinin pek yakın olduğunu ekleyerek kendi uefa yılın 11'imde yer verdiğimi söylediğim Krasic ile buldular.İkinci yarıda da o ilk yarıdaki baskıyı hiç göremedik açıkcası.

Ignasevich ile Berezutski'nin Sudafed gibi,çoğumuzun üst solunum yolu rahatsızlıklarında kullandığı bi ilaçla dopingli çıkması Beşiktaş için hem bir motivasyon hem de Cska için bir eksiklik olur diye bekliyorduk ancak Denizli'nin de maçtan sonra söylediği gibi '' 1-0'ı düşünmedik 1-0'ı bulsak zaten 2'ye 3'e giderdi'' sözü o ilk yarım saatte gol olmayınca olmadı.Krasic attığı golün dışında da çok çalıştı bugün henüz 24 yaşında olması oyununu daha da geliştirebileceği umudunu veriyor insana.Ki şu oyunuyla bile büyük liglerde rahat oynar bence.Süratiye tekniğini birleştirebilen ender yeteneklerden bence.Maçtan hemen önce kadrolar açıklandığında bi arkadaşıma tek dikkat edilmesi gereken adamın o olduğunu söylemiştim.Artık bi adamı da tutamadınız mı denir ne denir buna bilmiyorum ancak Beşikta bence genel olarak kötü oynamadı bugün.Zaten taraftar maç sonunda yenilgiye rağmen desteğini gösterdi.
19 şut çekmiş Beşiktaş bu maçta 7 si tutmuş;ŞL'de 1.-2. torba takımlardan değilseniz başarılı olmak istiyorsanız girdiğiniz az sayıda pozisyonu değerlendirmeniz lazım.Beşiktaş İnönü'de ki ilk ve tek golünü ancak bugün atabildi.

Sonuç olarak Cska 5. denemesinde gruplardan ilk kez çıkmış oldu.Bize de Uefa Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe ve Galatasarayı izlemek kaldı.

(Uefa Cska ile ilgili kararınıu açıklayacak kimi ihraç edilecek diyor kimi de Sudafed yasaklı madde değil ancak kullanılmadan önce Uefa'ya bildirilmesi gerekiyor diyor.Eğer Cska ihraç olursa Beşiktaş'ın 3.lüğe yükselme gibi bi durumu olur mu? Bunun aksi bir kural yoksa bence Federasyon ve Beşiktaş olayın üstünde durmalı)

*Jukebox*-No Doubt-Don't Speak-


Gwen Renée Stefani..Çoğumuzun son 4-5 yıldaki 'What you waiting for?,Rich Girl,Hollaback Girl'singleları ile hatırlayacağı Amerika'lı şarkıcının halen üyesi olduğu,86 yılında Kaliforniya'da kurulan 2004-2008 yıllarında ara veren ve şu an halen birlikteliğini sürdüren No Doubt grubunun 96 yılında çıkardığı ve ''Billboard Hot 100 Airplay'' listesinde tam 16 hafta 1.sırada kalmayı başarmış single çalışması..Dinlendiği zaman ve ruh haline göre acıtabilen,melankoliye tavan yaptıran bi şarkıdır..

You and me
We used to be together
Everyday together always
I really feel
That I'm losing my best friend
I can't believe
This could be the end
It looks as though you're letting go
And if it's real
Well I don't want to know

Don't speak
I know just what you're saying
So please stop explaining
Don't tell me cause it hurts
Don't speak
I know what you're thinking
I don't need your reasons
Don't tell me cause it hurts

Our memories
Well, they can be inviting
But some are altogether
Mighty frightening
As we die, both you and I
With my head in my hands
I sit and cry

Don't speak
I know just what you're saying
So please stop explaining
Don't tell me cause it hurts (no, no, no)
Don't speak
I know what you're thinking
I don't need your reasons
Don't tell me cause it hurts

It's all ending
I gotta stop pretending who we are...
You and me I can see us dying...are we?

Don't speak
I know just what you're saying
So please stop explaining
Don't tell me cause it hurts (no, no, no)
Don't speak
I know what you're thinking
I don't need your reasons




Don't tell me cause it hurts
Don't tell me cause it hurts!
I know what you're saying
So please stop explaining

Don't speak,
don't speak,
don't speak,
oh I know what you're thinking
And I don't need your reasons
I know you're good,
I know you're good,
I know you're real good
Oh, la la la la la la La la la la la la
Don't, Don't, uh-huh Hush, hush darlin'
Hush, hush darlin' Hush, hush
don't tell me tell me cause it hurts
Hush, hush darlin' Hush, hush darlin'
Hush, hush don't tell me tell me cause it hurts

Pazartesi, Aralık 7

Uefa-2009 Yılının 11i

Uefa her yıl olduğu gibi bu yıl da yılın 11 ini oylama fırsatını futbolseverlere sunuyor..

Benim 11imde ne Ronaldo ne Messi var..Uçta iki Wolfsburg'luya yer verdim bence çok iyi bi ikili oldular şampiyonluklarının en önemli pay sahipleriydiler..Misimovic seçimim biraz milliyetçi oluşumdan olabilir,ha keza Dzeko da öyle ancak gollerini görmezden gelemem..Ronaldo'yla Messi arasında bir tercih yapsam Messi'yi koyardım ancak biraz değişik olsun istedim..Krasic ocak ayında olmasa da sezon sonunda bence mutlaka Premier Lig yada La liga yolunu tutar..

Siz de kendi takımınızı oylamak istiyorsanız burdan buyrun..

Pulis vs. Beattie
















Tony Pulis..Tuncay'ın takımı Stoke City'nin antrenörü..James Beattie Stoke City forveti..

Hatırlanabileceği üzere bundan yaklaşık 1 ay önce Hull City ile yapılan maçta Tuncay; 81. dakikada oyuna girmiş sonrasında görülen bir kırmızı kart sonrasında 86.dakikada oyundan çıkarılmıştı hocası tarafından.O günlerde polemik konusu olan Pulis,şimdi yeni bir olayla tekrar gündemde..

Cumartesi günü oynanan ve Arsenal'in 2-0 üstünlüğüyle sona eren maçın ardından normalde önceden Salı gününe kadar izinli olmaları kararlaştırılmış olan Stoke City oyuncularına kaybdeilen maçın ardından Pulis Pazar günü idman olduğunu söyleyince ortalık karışmış.

Zira önceden verilen iznin nedeni;planlanmış bir Christmas kutlaması imiş.Bunun iptal edilmesinin yersiz olduğunu düşünen James Beattie tepkisini dile getirince antrenörü Tony Pulis ile yumruk yumruğa kavgaya tutuşmuşlar.Takımın masörünün araya girmesiyle kavga son bulmuş.

Şimdi James Beattie'nin takımdaki geleceğinin soru işaretleri ile dolu olduğu konuşuluyor.Bence tartışılacak bişey varsa oda bunun aksine Tuncay olayının ardından,oyuncusuyla tüm takım önünde maç sonrasında yumruk yumruğa dalaşan bi antrenörün geleceği olmalı..

İĞNEYİ KENDİNE ÇUVALDIZI BAŞKASINA!

Ne demiş Riijkaard maçtan sonra : Hakeme değil kendimize bakmalıyız.

Ne yapmış Galatasaray son haftalarda? O birilerinin başkan olduğu takım Fenerbahçe Beşiktaş'a yenilmiş Galatasaray gel al demiş GS napmış Manisa ile bu stadda aynı skorla berabere kalmış,sonraki hafta nolmuş? Kasımpaşa'ya yenilmiş içerde Fener hadi demiş bak geçen sefer almadın bu sefer kaçırma bu fırsatı..GS napmış..Olmaz ayıp olur demiş,hem bak Bursa iyi oynuyo onlar yensin bu hafta da demiş..Bu hafta nolmuş? ES-ES'e eksik kadrosu olmasına rağmen 3 puanı vermiş..Ben sonra ne demişim? Fener kaybetti GS bu kez de kaybeder mi hiç sanmıyorum..GS napmış 1-1..

El insaf derler adama..Sevgili Mustafa Sarp Premier Lig'e bakıp utanıyomuş.Utanmazsan ayıp zaten.Utanmazsan ayıp..Hangi ligde şu an lider olan bir takımın ilk 4 için çekişen ve senin de deplasmanında puansız döndüğün,bugün kim yenerse ligin lideri olacağı bir maçın bileti 1tl olabiliyor? Kayseri-Bursa maçından bahsediyorum.Biletleri yalnız 1 liraydı bugün.Kazanan lider olcaktı.Kayseri oldu.

Ben maçı izlemedim radyodan dinledim 30.dakikadan itibaren.80.dakikaya kadar Büyükşehir'in doğru dürüst atağı yok.Sen o dakikaya kadar neden skoru arttırmıyorsun?Nerdesin o dakikaya kadar?Ey Riijkard 75-80 den sonra tempoyu kaybedince takım Elano'yu çıkarıp Ayhan'ı alıyosun,ondan önce de forvetini çıkarıp Keita'yı alıyosun..Forvetsiz,o bikaç hafta önce bahsettiğim total futbol zımbırtısı mı adı herneyse ona dönüyorsun.Takımını kendi elinle geriye çekiyorsun işte.Büyükşehir takımı tahrik ediyorsun buyur gel oyna sahamda diye.

Sen ey parmağını uzatan taraftar..3haftadır kaybettiğin puanlara yanmadın,80.dakikaya kadar kalene gelmekten aciz büyükşehir takımına 2.golü atamadığına sövmedin,forvetini çıkarıp takımını geride tutan hocana söylenmedin de hangi kafayla herşeyi hakeme yıkıyosun?
Büyükşehir takımının ilk puan çalışı değil büyüklerden.Daha etkili oldukları maçları olmuştu karambol bi pozisyonla attılar golü,ona sözüm yok ama aldılar puanı tebrikler.


Mustafa Sarp utanıyormuş.Bende utanıyorum.Güya büyüklerimiz dediğimiz takımların yönetimlerinin,teknik kadrolarının acizliğinden.Yapmacıklığından.

Denizli iyi giden takıma çomak sokuyor gidiyo Bobo'yu yedek soyundurup sezon başından beri formsuz Yusuf-Nobre-Nihat la başlıyo maça,Daum desen ayrı hikaye dün bahsetmiştik.Aziz Yıldırım çıkıyor istifa ediyo bu hakemlerle olmazmış,Federasyon aklını başına alcakmış bilmem ne.Ama dönüp bakmıyor yaptığı rezil transferlere.Şu takımın Appiah'tan bu yana elle tutulur yabancı transferi var mı?Lugano..başka? Santos,Guiza,Baroni,Kezman vs vs daha sayalım mı? Niye önce bunları sorgulamıyosun başkan?Neden ya kardeş biz hata yaptık bunlarda demiyosun?

Herkes suçu başkasında arasın ne güzel memleket ya.Utanıyorum kardeşim.Bu ligdeki futboldan,yöneticilerden,taraftarının şiddetinden herşeyden utanıyorum!!







Cumartesi, Aralık 5

Eskişehir:2-Fenerbahçe:1




Maçtan önce eksiklere baktığımızda Eskişehir'in orta sahasının önemli ismi Doğa'nın ve forvet hattındaki Ümit Karan ile Mehmet Yılmaz gibi oyuncularından yoksun olması ileride Youla gibi seri bi oyuncuyla iyi kapanıp kontratak arayacağını öngörmek çok zor değildi.Fenerbahçe de sakat Kazım'ın yerine Topuz,Önder'in yerinde de Bilica'yla başlayacaktı.Guiza'nın yerine Semih tercihi vardı Daum'un.

Beklenildiği gibi de oldu ilk yarı ortasahada bol top kayıplarıyla geçti.20. dakikaya kadar ortada geçen maçta bu dakikalardan sonra FB baskısı artsada golü getirecek pozisyonu bulamadılar.Üretkenlik sıfır.Çok bilinmeyenli bi denklem değil bu.FB'den evinde puan alan tüm Anadolu takımları gibi Alex'i adam adama marke ettiler iyi kapandılar,kanatları iyi kapatıp zaten FB'nin nadir yapmayı aklına getirdiği ortaların gelmesini engellediler.

Daum'u anlamak mümkün değil.Tamam oyun ikini yarının başlarında da FB ağırlıklı gidiyor ama şunu görmek bukadar mı zor:Bu takımın bi organizasyonu yok.Bol pas yapmak paslarınızın yarısından fazlası geri yada yan passa ne işe yarar?Alex'in marke halde bişeyler üretemediği kendisine gelen topları baskıdan direk geri vermek zorunda kaldığı bi oyunda neden Alex'i değiştirmek yada onun,markajını üstlenen oyuncuyu sürüklemesinden yararlanıp o boşluklardan bişeyler üretmek düşünülmez,çalışılmıyor mu bunlar anlamıyorum.Kanatları kullanmak zaten hak getire.

Oyuncu değişikleri neden gol yendikten sonra yapılıyor bu nasıl bi takıntıdır nasıl bi taktiktir?Beşiktaş maçında sözde sakatlık yüzünden kadroya almadığın,galip geldiğin Twente maçında oyundan çıkarken yardımcını itip kakan,oyuna giren Semih'e el uzatmayan hayırsız bi adama sen ceza vermez bir de onu oyuna alarak medet umarsan onun da oyunda kaldığı 24 dakika içinde sana verdiği tek şey 25-30 metreden vurduğu kaleyle alakasız şekilde dışarı çıkan şut olur.
Yada haftalardır kenarda unuttuğun şu yorgun,formsuz Santos'un yerine bir kere dahi direk başlatmayı düşünmediğin Uğur Boral'dan medet umarsan sekerek yükselen topu kontrol etmek için bir kez daha sekmesini bekleyen ve defansın araya girmesine izin veren bi oyuncuyu oyuna almaktan başka bi iş yapmazsın.

Bir söz de Gökhan Gönül için..Evet berbat geçen önceki sezonda taraftarın alkışladığı bi futbolcuydun.Milli takımın önümüzdeki yıllardaki değişilmez sağ beki olarak gösteriliyorsun.İyi de mücadele ediyorsun.Ama arkadaş ne zaman yaptığın ortaların bari yarısına yakınını kendi takım arkadaşına postalamayı öğreneceksin?Hiç mi idman dışında çalışmıyorsun anlamıyorum..Eskişehir kalecisi Ivesa 2 küsür metre bi adam sen sağdan ceza sahasına girip altı pasa topu şişiriyorsun adam zıplamıyor bile elini uzatıp alıyo topu.

Kornerden gelen topu takip etmeden önce adamını kontrol etmek gerekir sanırsam.Gökhan napıyor topu izliyor yetişmeye çalışırken Adem Inter maçındaki Deivid'in golü misali çakıyor voleyi ve gol.Aynı şekilde kullanılan taç atışında Adem'i şarj etmesi gerekirken önünde topu bekliyor,Adem topu alıyor Bilica'nın hantallığından da yararlanıp seriliğini de kullanıyor ve golü yazıyor.

Gollerden sonra 3 oyuncu birden de değiştirsen,zaten belli bir A planın olmadığı gibi B planın doldur boşalt ve şuursuzca saldırmak oluyor,bunun sonucunda duran toptan gelip seken,Twente maçının golcüsü Lugano'nun ayağından gelen şansa bi gol buluyorsun anca.Youla allahtan formsuz yoksa o kontralardan maç değil 2 , 3-4 ü de bulabilirdi.

Sonuç olarak noluyor..17 sene sonra ilk kez 3 maçı ardarda kaybediyorsun ve deplasmanlardaki 4.maçını da kaybediyorsun..Önder Turacı ile ilgili postumda bu maçın ligin ilk yarı tablosunun kaderini belirleyeceğini söylemiştim.Aynen öyle oldu.Fenerbahçe yönetimi bi icraat yapmazsa Daum'dan gelecek bi hareketle bişeylerin yola koyulması hayal.

Beşiktaşlı futbolcular ve Beşiktaş'ın en formsuz üç uç adamını 11'e koyan Mustafa Denizli eminim çok pişmandır şimdi.

Beşiktaş,Fener kaybetti.Galatasaray bu hafta da uyacak mı büyüklere!..Bu kez sanmıyorum..

NBA'DE BAYAN OYUNCU!

Evet yanlış okumadınız..Nba başkanı David Stern CNN muhabirinin sorusuna verdiği yanıtta bunun önümüzdeki 10 yıllık süreç sonunda gerçekleşme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu söylüyor.

Bu açıklamanın yankılarının ardından yorumlar arka arkaya gelmeye başladı Nba'de.Boston koçu Doc Rivers,Nets menejeri Kiki Wandewehge,Nets başkanı Rod Thorn eğer doğru oyuncu seçilir ve eğer seçilen oyuncu kenarda oturmaktansa oynarsa bunun basketbolseverleri heyecanlandıracak ve oyuna olan ilgiyi arttıracak bir şey olacağı şeklinde ortak görüşte bulundular.

Nba'de etliye sütlüye pek karışmayan oyunları şut atmaktan ibaret bir dolu oyuncu varken ve WNBA'in gelişimiyle birlikte özellikle guard mevkiindeki çabukluk,şut,pas gibi yeteneklerle dolu bir çok yıldız oyuncu olması neden olmasın dedirtiyor cidden?
İlla ki kadınların erkek işine ne işi var sakatlanırlar yaralanırlar gibi klişe deyişleri kullananlar illa ki olacaktır.Şu yaşadığımız dünyada her alanda bir sürü gelişmeler oluyor.Böyle bişeyi 10-15 sene sonra görmek ömrümüz eğer yeterse pek de şaşırtmaz beni..

Önder Turacı'nın ev kazası!

Roberto Carlos hakkındaki ayrıldı ayrılacak muhabbetleri,Colin Kazım'ın geçenlerde geçirdiği trafik kazasının ardından Önder Turacı'nın gece duşta ayağı kayarak düşmesi sonucu sağ bilek atardamarını keserek yaralanması nazar mı sorumsuzluk mu sorusunu akıllara getiriyor.
Bu akşam saat 20:00'de belki bu haftanın ve ilk yarı sonunda oluşacak puan durumunu etkileyebilecek en önemli maçlardan birine çıkacak Fenerbahçe takımında Roberto Carlos ve Önder Turacı sakatlıkları sebebiyle kadro dışı bırakılmıştı.Hatta Carlos'un kadro dışı bırakılmasının sakatlığıyla ilgili olduğu değil de Trabzon maçının ardından kulubü bırakacak olmasının onun kalan maçlarda full konsantre şekilde sahaya çıkamayacağının düşünülmesi sebebiyle olduğu konuşulmuştu.Benim kişisel görüşüme göre eğer Fenerbahçe yönetimi yada idari kadrosunun böyle bir düşüncesi olduysa; işte,kamusallaşma,büyüme,büyük kulüp yapısına bürünme çabasındaki Fenerbahçe kulübünün böyle küçük düşüncelere sahip olması o büyüme planlarının hepsinin hikaye olduğunu gösterir.Roberto Carlos'un Twente maçında ki oyunundan sonra dahi böyle düşüncelere girmek saçmalık olacaktır ki,değil yabancı futbolcuların bazılarına! angarya gelebilecek Eskişehir tarzı deplasmanda ilkyarının son maçı olan Trabzon deplasmanında dahi Carlos son maçı olmasına rağmen terini son damlasına kadar akıtacaktır profesyonellik odur çünkü.

Önder'in durumuyla ilgili olaraksa,intihar ettiği şeklinde yorumlar bile yapıldı.En ağır basan yorumlar ise ki kulübün de yaptığı bana göre ilginç açıklamada bahsedilen,geç saatlerde gece kulübünde olduğu ve hatta kız arkadaşıyla geçirdiği bahsedilen tartışma şeklinde.Sonrasında eve geldiğinde duşta ayağı kayıyor(alkollü mü değil mi kesin değil test yapılmamış) eliyle tutunmaya çalışırken duşakabinin camının kırılmasıyla bileği atardamarı ve kirişleri kesilecek kadar ciddi yaralanıyor sırtında da çizikler oluşuyor.Önce ailesi tarafından bir polikliniğe kaldırılıyor ardından sabah saatlerinde Acıbadem hastanesine kaldırılıyor.Kulübe de haber vermiyor ki gece dışarda olduğu ortaya çıkmasın zira kulüp dinlensin diye kadroya almadığını yayınladığı basın açıklamasında söylüyor.İşte o ilginç;geçmiş olsun dileği dahi içermeyen ve oyuncusunun suçlu olduğunu bariz şekilde dile getiren ve kamuoyuna sunan açıklamadan satırlar:


Ortada Önder Turacı'nın sorumsuzluğu olduğu kesin.Ben kendi adıma geçmiş olsun diliyor,bu büyük! takım topçularımızın ne zaman aldıkları paranın karşılığında edindikleri sorumluluğun farkında olarak yaşamayı öğreneceklerini,altlarına sıfır arabalar çekip her fırsatta gece klüplerine koşmanın da bi sınırı olması,abartmamak gerektiğini ne zaman anlayacaklarını merak ediyorum.

EDİT: Loran Vayloyan'ın öğrendiğine göre annesi ve kız arkadaşıyla ettiği kavga sonrası cam sehpaya vurmuş elini.Sırttaki çizikler nasıl olmuş peki? Bundan sonra FB'li futbolcuların gece dışarı çıkarken 2 kere düşüneceği kesin

Cuma, Aralık 4

Iverson returns..

Evet bildiğiniz gibi İverson geçen hafta veda mektubunu vermesinin ardından kısa bir süre sonra,blöf yapıyor yakında geri döner diyenleri haklı çıkardı ve veda mektubunda da nekadar sevdiğini belirttiği Philadelphia ile anlaştı.Pazartesi günü ilk maçına çıkması bekleniyor.Ancak Iverson'ın dönüşü ile ilgili akıllarda bazı soru işaretleri var.Amerika basınında konuşulan;bu dönüşün getirebileceği olumlu olumsuz etkiler ve olasılıklardan başlıcaları şunlar:

  • Diğer A.I'ın bundan etkilenip etkilenmeyeceği
Iverson Philadelphia'da 2.5 sezon kadar Iguodala ile birlikte oynamıştı.Ancak o ayrıldıktan sonra çok şey değişti.Şimdi Iguodala takımın lideri konumuna geldi.Şut seçimleriyle oyunu yönlendirmesi bazen ipleri kendi eline almasıyla düzen Iverson'ın olduğu zamankinden çok farklı.Ancak hem Iguodala'nın son zamanlardaki istikrarsız oyunu hemde Iverson'ın 5 sene önceki Iverson olmadığı gözönüne alındığında her iki tarafın bunu pek sorun etmeyeceği düşünülüyor.Şüphesiz Iguodala'nın sayılarında ve şutlarında düşüşler olacak ancak eğer takım daha çok maç kazanacaksa bunun pek de sorun edileceği konuşulmuyor.

  • Iverson sezon boyunca ilk 5 başlayacak.
Phila koçu Eddie Jordan böyle olacağını zaten açıklamıştı.Akıllara şu soru geliyor:Çenesinden sakatlığı bulunan Lou Williams 1-2 ay içinde iyileşince nolacak?Çünkü Lou Williams sakatlığından önce iyi performans gösteriyordu.
Ancak Williams'ın Iverson'ın Phila'da ki ilk döneminde ondan çok şey öğrendiği düşünüldüğünde takımın iyiliği uğruna yedek başlamayı pek sorun etmemesi bekleniyor.

  • Takım oyuncularının oyunları gelişecek
Iverson'ın parlak Phila günlerinde Eric Snow,Aaron Mckie,Todd MacCulloch,Jumaine Jones gibi emekçi oyuncular yeteneklerini zorluyor elllerinden gelenin fazlasını vermeye çalışıyorlardı.Yedekten gelebilecek oyuncular sorumluluklarını bilir ve taşın altına ellerini koyup Iverson'ın önderliğinde ilerlerse başarı gelebilir.Bu hususta böyle bir gelişimi göstermesi beklenen oyuncuların Marreese Speights,Thaddeus Young,Willie Green gibi isimler olması bekleniyor

  • Iverson 20 sayı ortalaması tutturur ve takım playoff görür
Eğer bir Iverson fanı iseniz onun dönüşüyle herşeyin iyiye döneceğini ve takımın sorunsuz bi şekilde çıkışa geçeceğini bekleyebilirsiniz.Ancak Phila'nın bu uzun yol boyunca yine sorunlar yaşayacağı günler olacaktır,Iverson'ın muhtemel sakatlıkları da olabilir anca yinede onun olduğu bir Phila'nın şüphesiz daha iyi olması bekleniyor.Onun en az 20 sayı civarı ortalamalar tutturması bekleniyor böylece Phila'nın 40 civarı galibiyet elde etmesi ve sezon sonunda 7.-8. gibi bir yerde Playoff potasına girmeleri öngörülenler arasında.

  • No more drama..Not much anyway..
İnsanlar Iverson'ı şüphesiz yakından takip edecek belki de onu Jordan,Lebron,Kobe gibilerle kıyaslamaya devam edecekler.Phila yönetimi de ona imza attırırken biraz da olsa Iverson'ın kişiliğine uyum sağlamak zorunda kalacaklarını biliyorlardı.Alt sıralardaki takımlarla olacak çarpışmalarda bitakım sorunlar çıkması her zaman olası ancak Iverson itibarının sözkonusu olduğunun artık farkında ve artık herkes onun Stephen Marbury'nin New York'a yaptığı gibi Phliadelphia'ya olan sevgisine ihanet edip şehri terk etmeyeceğini biliyor

Perşembe, Aralık 3

Günün Portresi:Ruud Van Nistelrooy



Ruud Van Nistelrooy..Hollanda'nın dünya futboluna son hediyelerinden 1 Temmuz 1976 doğumlu 33 yaşındaki golcü.Kimine göre dünyanın en iyi golcülerinden biri..Golü koklamak diye bi tabir vardır ya işte Nistelrooy da bu fazlasıyla var..Ceza sahası dışından attığı goller yok denilebilecek kadar azken özellikle 6 pas içinde uçan,kaçan,seken ne kadar top varsa hepsini gol yapma gibi bi beceriye de sahip..

Hollanda'nın kuzeyinde bulunan Oss şehrinde doğan Nistelrooy'un futbol kariyeri 93/94 sezonunda Den Bosch forması altında başlar.4 yıl burda oynadıktan sonra 97-98 sezonunu Heerenveen forması altında 30 maçta 18 gol gibi bi istatistikle tamamlaması Psv'nin dikkatini çeker ve 4.2 milyon pound karşılığında Psv'ye transfer olur.

Burdaki ilk sezonunda ilk golünü geldiği takımı Heerenveen'e karşı atan Ruud,31 golle gol kralı olurken ilk A milli formasını da bu yıl içinde giyer.Aynı yıl Altın ayakkabı ödülü sıralamasında ikincilikte kalırken Hollanda'da Yılın Futbolcusu ödülünü kapar.Psv'de ki 2.sezonu olan 99-00 sezonunda attığı 29 golden sonra Manchester United'a yazın gerçekleşmesi beklenen olası transferi gündemdeyken Mart ayında sakatlanır ve sezonu kapatır.Ertesi yıl başarılı geçen rehabilitasyonun ardından sahalara döner ve bir sonraki yıl tam d
a önceki yıl transferinin gerçekleşmediği Nisan ayının 1 yıl sonrasında 21 Nisan 2001'de 19 milyon pound gibi İngiltere'de rekor olan
bi ücret karşılığında ManU'ya imzasını atar.

ManU'da ki gollerine hazırlık maçlarıyla başlayan,Charity Shield'de Liverpool'u boş geçmeyen Ruud lig başlayınca da gollerine ara vermez.İlk senesinde ŞL'de Münih,Deportivo gibi deplasmanlarda da gol atma başarısı gösteren Ruud FA Cup 3.turunda takım Aston Villa karşısında 0-2 mağlupken oyuna girip iki dakikada iki gol atma başarısı gösterir ve maçı Manchester'ın 3-2 almasında büyük rol oynar.

Attığı gollerin çeşitliliği de dikkat çeker,kaleciyle birebir,kafayla,yada ceza sahası içinde en zor pozisyonlarda şutlarını gole çevirme başarısı göstermesi otoritelerce ne kadar büyük bi golcü olduğunun bir kez daha kabul edilmesini sağlarken ManU'nun penaltı atıcısı da Ruud olur.Penaltılarda ki isabet yüzdesi de dikkat çekicidir.

Manu'da ki ilk sezonunda sakatlıklar yaşamasına rağmen 8 maç arka arkaya gol atarak Premier Lig rekoru kıran RVN,ŞL'de 20 gol barajını geçen ManU'lu futbolcular arasına adını yazdırırken ilk sezonunda ŞL'de gol kralı olma başarısını da gösterdi.

İkinci sezonunda ise golleri ardı ardına sıralayan RVN tüm organizasyonlarda toplamda 3 hat-trick ve 12 penaltı da dahil olmak üzere 44 gole imza atarken 12 golle elde attığı ŞL gol krallığı halen kırılamamış bir rekordur.2003-2004 sezonu RVN için önceki sezonlar kadar gollü geçmez.Bu sezon Manchester'ın 1911'den bu yana en az gol attığı sezon olarak tarihe geçer.2004-2005 sezonunda Ekim ayında milli maçta geçirdiği sakatlık onu Mart ayına kadar futboldan alıkoyar ancak herşeye rağmen bu sezonda RVN 6 golle ŞL gol kralı olur.ManU taraftarları artık 2005-2006 sezonunda RVN için sakatlıksız ve formda bir sezon olmasını umut ederler.

2006 sezonunun Şubat ayında oynanan Wigan maçında 11de ki yerinin Louis Saha'ya verilmesiyle bir takım sıkıntılar ortaya çıkar.Ligin bundan sonraki döneminde 6 maç ard arda yedek başladığı maçlar olur ancak yine de yedekten oyuna girdiği bir çok maçta attığı gollerle takımına puan ve puanlar kazandırır.Bu şekilde sonradan girip attığı gol ile maçı kazandırdığı bir Bolton maçıyla Premier Li'de ki 150.golünü atma başarısını gösterir.

Mayıs ayında sezonun son maçı olan Charlton maçının kadrosunda olmadığını öğrenen Ruud maça 3 saat kala kulübü terk ederek evinin yolunu tutar.Ertesi günlerde ortaya atılan iddaa da Cristiano Ronaldo ile idmanda aralarında geçen tartışmada RVN'nin Ronaldo'nun topu çok fazla ayağında tuttuğu pas vermediğine yönelik suçlamalarından sonra sahada Ronaldo ile kavga ederler.Bu olaydan sonra ManU için mükemmel geçen sezona rağmen RVN mutsuz olduğunu ve ayrılmak istediğini dile getirir.Hernekadar Temmuz ayı başlarında Sir Alex Ferguson RVN'nin takımda kalacağını söylese de 27 Temmuz 2006'da 15milyon€ gibi bir ücretle kendisiyle ciddi şekilde ilgilenen iki kulüpten(Bayern Münih) biri olan Real Madrid ile sözleşme imzalar.


Real'de ki 4.sezonunu geçiren RVN burada sakatlıklarla boğuşmasına pek çok operasyon geçirmesine rağmen oynadığı 96 maçta 64 gol atma başarısını gösterdi.Deplasmanlarda Levante'ye 3 Osasuna'ya attığı 4 gol Real'de ki unutulmaz maçlarındandır.
Sezon sonunda Real'den ayrılacağını açıklamasının ardından bizim spor basını GS'ye geliyor,Fener gizliden imzalatıyor tarzında haberleri vermeye başladı bile.Kendisini ilk izlemeye başladığım zamanlardan beri en çok beğendiğim ve sevdiğim golcülerin başında geliyor ancak kendi görüşüme göre 33 yaşına gelmiş ve artık yaşadığı onca diz sakatlığından sonra bizim süper ligde kaderi bir Kezman bir Guiza'dan çok farklı olabileceğini tahmin etmiyorum.

Ha bir de ne kadar sevsem de özellikle kasten rakip takım oyuncularının aşil tendonlarına yaptığı sert müdahalelerini görmezden gelemem.Sanki alışkanlık olmuş Ruud'da 2003-2004 senesinde Old Trafford'da Luciano'ya yaptığı hareketi unutmam.Onun dışında da bu hareketini bir kaç kez daha görmüştüm.

Şampiyonlar Ligi'nde 66 gollü Raul'un ardından 60 golle en çok gol atan 2.golcüdür.Milli takımla çıktığı 64 maçta 33 golü vardır ve eurp 2008'den sonra Milli takımı bıraktığını açıklayan golcü futbolcunun 2004 yılında evlendiği karısı Leontien Slaats'dan 2006 ve 2008 yıllarında birer çocuğu olmuştur.Gelmiş geçmiş en iyi golcüler arasında olduğu kabul edilen RVN'nin karısıyla birlikte;1949 yılında kurulan çocuk haklarını korumaya yönelik bir yardım derneğinin etkinliklerine katıldığı bilinir.

Luca Toni nereye?


Aylardır Louis Van Gaal ile aralarındaki husumetin günyüzünde olduğu 32 yaşındaki golcü Bayern'in geçen hafta 1-0 galip geldiği Maccabi Haifa maçından 2 gün önce yaptığı açıklamalarda hocasıyla arasındaki muhabbetin 4 aydır süregelen sıkıntılardan sonra bitme noktasına geldiğini söylemiş maçtan sonra da Bayern genel menejeri Uli Hoeness,Toni'nin yaptığı açıklamaların kabul edilemez olduğunu söylemiş,25.000 € ceza verildiğini açıklamış ancak hala Toni'den bir özür beklediklerini dile getirmişti.'Eğer Toni hala bi şansının olmasını istiyorsa özür dilemeli' diye de eklemişti.

Luca Toni'nin Serie A da yer aldığı ilk takım olan Brescia'da 2001-2003 yılları arasında Roberto Baggio ile uçtaki ikilde parladıktan sonra Palermo'nun yolunu tutmuş 2003-2005 yılları arasında kaldığı Palermo'da 80 maçta 50 gol gibi bi başarı kaydettikten sonra 10 milyon€ karşılığında 2005-2007 yılları arasında 67 maçta 47 gol atacağı Fiorentina yolunu tutmuştu.2006 yılında İtalya ile Dünya Kupasını kaldırmasının ardında yarım sezon sonra 15 milyon €'ya Bayern Münih'e tranfer oldu.Halen süren 4 yıllık kontratının bitmesin 18 ay kala açık şekilde ayrılmak istediğini dile getiren Toni Bundesliga'da şu ana kadar 47 maçta 34 gol atma başarısı gösterdi.

Her nekadar kafa toplarında ki başarısı ile bilinse de kaçırdığı gollerle özellikle euro 2008'de İtalyanlara saç baş yoldurduğu biliniyor.Gollerden sonra kulağına götürdüğü elini çevirirken kafasını öne arkaya doğru sallamasıyla gerçekleştirdiği gol sevinci görülmeye değerdir.

Yaz ayından bu yana onunla ilgilenen kulüpler arasında West Ham,Tottenham gibi premier lig kluplerinin yanı sıra bizim basında da Fenere geliyor Cimboma imzalıyor tarzı haberler çıktı.Bayern'den aldığı 5.5 milyon € senelik ücret ile Avrupa'nın en çok kazanan 23. futbolcusu olduğu göz önüne alınırsa bizimkiler buraya getirmek için kaç vercekler 6-7 milyon mu?

Guardian'ın haberine göre West Ham görüşmeleri sıklaştırmış durumda şu sıralar.Son iki haftadır özellikle şu ana kadar Premier Lig'de 7 golü bulunan Carlton Cole'un sakatlığının 4 ay kadar sahalardan uzak kalmasına sebep olacağının açıklanmasının ardından sıklaşan görüşmeler Cole'un sakatlığının 6 hafta da son bulacağını belirten son açıklamalardan sonra dahi son bulacağa benzemiyor.Toni'nin Fiorentina'dan arkadaşı olan Zola;Cole düzelse de Toni'yi Upton Park'a getirme isteğinin süreceğini gizlemiyor.

Salı, Aralık 1

Bayram Haftası

Bayram tatilini geride bıraktık..Geçtiğimiz haftada genel olarak spor dünyasında çok şey yaşandı.Haftasonu oynanan El Classico,süper ligimizde iki büyüğümüzün puan kayıpları,Beşiktaş'ın çıkışını sürdürmesi,Cavcav'ın şike muhabbetleri,bayanlar basket 1.liginde ki derbi,Avrupa'da oynanan diğer maçlar,Coupet'nin bileğinin kırılması ve son olarak Altın Top Ödülünü Messi'nin rekor oyla alması gibi bir çok gelişme vardı.

Özellikle bayram boyunca bir şeyler paylaşmakta zorlandım,bayram benim için bir dinlenme sürecinden çok koşuşturmadan ibaret oldu.Bu akşam hasretle beklediğim! Sivas'ıma doğru yola çıkıyorum.Döndükten sonra da vize yoğunluğu olacak ama yazmayı planladığım şeyler var daha fazla gecikmeden kaldığım yerden devam etme umudu içerisindeyim..Hoşçakalın!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...