Perşembe, Kasım 19
HIMYM kaldığı(m) yerden

Geçen sene ilk 3 sezonunu indirip günde 3-4 bölüm ard arda izlerdim.Sonra okulun ikinci yarıyılında yurtta net yerlerde sürünmeye başlayınca indirmeler yalan oldu,yazın 4.sezonunu da indirdim fakat oturup izleyemedim..Bugün arşivleri karıştırırken hangi bölümde kaldım ben? dedim kendi kendime ve tek tek bölümleri incelerken kaldığım yerden tamamlama isteği oluştu..Zaten yarın akşam yolculuk var,okula gitmeyip kendime kafa izni verdiğim şu günde yapılabilecek en güzel şeylerden biri olsa gerek..
p.s. {4.sezon 12.bölümde kalmışım burdan devam}
p.s.2 {5.sezon Amerika'da 21 Eylül'de gösterime girdi ülkemizde kış aylarında başlayacağı şeklinde haber var ancak henüz kesin tarih yok}
Tanrının Eli Vol.2
2010 Dünya kupasına gidecek son takımlar bu akşam belli oldu..Cezayir,Yunanistan,Portekiz,Uruguay,Slovenya ve Fransa..Slovenyanın deplasmanda 1-2 kaybettiği Rusya'yı evinde 1-0 la geçip turlaması süpriz sayılabilecek sonuç..Uruguay ise evinde 1-1 berabere kalmasına rağmen Kosta Rika'yı deplasmanda 1-0 yenmenin avantajı ile eledi.Bir bakıma Lugano'nun deplasmanda attığı gole duacı oldular..
Gelelim üstte videosunu da gördüğünüz gecenin olayına..Fransa deplasmanda 1-0 yendiği İrlanda ile Stade de France da karşılaştı..İrlanda 90 dakikayı Robbie Keane'in 33'te attığı golle önde kapadı ve maç uzatmaya gitti..Dakikalar 103 ü gösterirken Henry'nin bariz şekilde eliyle düzeltip taşıdığı topu Gallas'a çıkarmasıyla Fransa turu atlayan taraf oldu..Maçtan sonra bide pişkin pişkin çıkıp ''evet elle oynadım,hakem durdurmadı,ben hakem değilim'' tarzı açıklama yapması benim gözümdeki değerini düşürdüğü gibi bi çok hayranında da bu etkiyi yapacağına eminim..Gallas desek ayrı bi telden,o da ''olay çabuk gelişti ben el olup olmadığını görmedim'' demiş.
İrlanda TD Trapattoni; ''Eminim hakem Henry'e sorsa Henry elle oynadığını doğrulardı'' demiş.Evet Henry'den beklenen buydu fakat demek ki oda muhtemelen son dünya kupasında oynamak için her yol mübah düşüncesiyle sahaya çıkmış..
Kim ne derse desin,bu pozisyonun en azından yan hakem tarafından görülmemesi imkansız.Fifa Fransa'nın olmadığı bi dünya kupasının olmasına hoş gözle bakar mıydı?Veya Uefa başkanının Fransız olduğu bi ortamda böyle önemli bi maça atanan hakemler bu tarz kritik pozisyonlarda bu durumdan etkilenir mi etkilenmez mi?
Hani çipli toptu,yok efendim kalenin dibine uefa maçlarında 5.hakem uygulamasıydı.Nerde bu uygulamalar?Bu tarz olayları hayatımızda sıklıkla görüyoruz ve her nasılsa hep üstü örtülüp unutturuluyor..Yada sözü açıldığında Tanrı'nın Eli gibi bi başlıkla etiketlenip öle hatırlanıyor.Teknoloji gelişiyor evet ama neden kesin yargılara varmak dururken hemde bunun çalışmalarının senelerdir reklamı yapılıyorken olup bitenlerin ardından hala ahlar vahlar yazık oldular içinde yaşamaya göz yumuluyor?
İrlanda'ya yazık olduğu kesin.İrlanda'yı şu konuma kadar getiren etkenlerin başında şüphesiz Giovanni Trapattoni'nin payı var.Belki de kariyerindeki son dünya kupası serüveni olacaktı.Maçtan sonra Robbie Keane'in gözyaşlarını tutamayan maçın İrlanda adına etkili isimlerinden Keith Andrews'ı teselli edişi bu maçtan akılda kalan görüntüler olacak..
Öte yandan Bosna-Hersek'in Portekiz'e iki maçı 1-0 kaybederek elenmesi de üzücü oldu(en azından kendi adıma)..Bosna-Hersek takımının özellikle federasyondaki sıkıntıları atlattıktan sonra son 1 yılda büyük aşama kaydettiğini söylemek yanlış olmaz.Dzeko,Misimoviç,Ibıseviç,Salihoviç gibi avrupanın büyük liglerinde top koşturan oyuncuları toplamayı başardılar.Geçmişte Avrupa'da oynayan oyuncular milli takıma gelmemek için türlü bahaneler yaratırlardı(bkz.Hasan Salihamidzic).Bu yıl bu birlik sağlandı ve Bosna takımı gerçekten güzel top oynuyordu.Ufak bi ülke Bosna 4-5 milyon nufusu ya var ya yok..Ona rağmen dışarıya oyuncu ihraç etme konusunda ellerine su dökemeyiz..Şu kadroya yazık oldu demekten başka diyebilecek sözümüz yok malesef..
Çarşamba, Kasım 18
Domuz gribi ve bir rica
Futbolcumuz Arda Turan’ın burun akıntısı, ateş ve genel halsizlik şikayetleri ile başlayan sağlık sorunu için yapılmış olan testlerinin bugün çıkan sonuçlarında H1N1 test sonucunun pozitif olduğu saptanmıştır. Futbolcumuz konuyla ilgili detaylı olarak bilgilendirilmiş olup, başlanan tedavisine düzenli bir şekilde devam edilmektedir.Sağlık durumu iyi olan ve istirahata alınan kaptanımızın, takımdan ayrı olarak, 23 Kasım Pazartesi gününe kadar özel tedavisine devam edilecektir.
Galatasaray Futbol A.Ş.
Okula gitmek için hazırlanmak üzere bilgisayarımı kapatırken gördüm haberi..Bi an duraksadım sonrasında ''genç,sporcu adam canım atlatır'' dedim kendi kendime..Acil şifalar diliyorum kendisine..
Tesadüf bu ya daha 2 hafta evvel,dersinde ''şu an grip geçiren insanların %90 ı domuz gribi,kimse farkında değil çünkü bazısı hafif geçiriyo bazısı yatağa düşüyor'' diyen hocanın dersine gitmeye hazırlanıyodum haberi okuduğumda..Okula geldik hoca derse girer girmez aynen şu lafları etti : ''hasta olanlar ve kendisini iyi hissetmeyenler çıkabilir''..Hasta olmayanlar da çıktı tabi sınıfın yarısından çoğu çıktı..
Yukarıdaki basit bir örnek...İster aman çok pimpirikliymiş deyip geçersiniz ister doğru bi hareket asıl önlem budur der benimsersiniz..Domuz gribinin yaygın olduğu bi gerçek..Arda gibi profesyonel bi sporcu bile yakalanabiliyosa alınan önlemler vs tekrar gözden geçirilmeli bence..İnsanlar nekadar rahat..Otobüse biniyorsunuz otobüsteki insanların yarısı öksürüyo..Hele bazıları yanında biri var mı yok mu umrunda değil ağzını açabildiği yere kadar açıp saçıyo salyaları mikropları..Ağzı kapatmak da azınlık tarafından uygulanan yegane önlem..Oda nasıl önlemse?Düşünün siz bu mikrobu taşıyorsanız öksürdüğünüzde elinizle kapatmanız evet belki sağınızda solunuzda bulunan insanlara o an havayla yoluşma riskini bi hayli düşürecek..Pekii..Ya öksürüğünüzdeki mikropları bulaştırdığınız elinizle dokunduğunuz yerler?Yolda görürken tanıdığınızı görüp tokalaştığınızda nolcak?
Sağlık kaybedildi mi geri kazanılması zor oluyor bunu herkes biliyor.Madem biliyoruz bunu neden biraz daha dikkatli olmuyoruz.Grip gibi hastalıklar zaten süründürüyor insanı..Banko 2-3 gün ateşli halde yatmak kaçınılmaz oluyor..Onun için;lütfen! selpak bulundurun,yoksa da öksürüp hapşıracağınız zaman elinizin tersini kullanın çok mu zor?Bencil olmayın yanınızdakileri,sevdiklerinizi de düşünün..
Hido vs. Memo

Bu gece 04.00 te Ntv yayınlayacak..Hido nun kalçasından sakatlığı var oynayıp oynamayacağı net değil..Hido bu sene 10 maçta 14.5 sayı 4.7 ribaund 3.5 asist ortalamsı tuttururken Memo 14.3 sayı 6.8 ribaund 1.9 asistle oynamış.
Tavsiye Filmler-(1)
Requiem For A Dream(2000)Üniversite okumaya ailenizden uzağa bi diyara gidiyorsanız,sınav dönemleri,arkadaşlarla gezme-tozma vs dışında kalan zamanda kaldığınız ortamda yapılacak en sık ve en iyi vakit değerlendirme yollarından biridir film izlemek..Zaten limitsiz internet hernekadar ülkemizde fiyat/performans bakımından yerlerde sürünsede(bkz.başka bi post konusu) bunun nimetlerinden faydalanmanın ilk yolu download manager tarzı programlarla,popüler paylaşım sitelerinden alınacak üyeliklerle film dosyalarını sıralayıp indirmektir..Laptoplar gerekirse 1 hafta açık kalacak ama o filmler inecektir..Sonra klasörlerle arşivlenecektir..
İşte bu şekilde geçen zamanlarda,belki de sağdan soldan alınan duyumların,sözlük forum gibi yerlerde okunan entrylerin etkisiyle en çok merak edilip araştırılıp illa ki bulunacak filmlerden biridir Requiem for a Dream..
Gerçek bi dramadır..Kimi zaman nefesinizi kesecek,kimi zaman gözyaşlarınızı tutamayacağınız insanı yaşam amacını,alışkanlıklarını,sahip olduklarına verdiği değeri tekrardan irdelemeye iten bi film..Depresif bünyelerin izlemekten kaçınması gerektiğini de söylemeden geçmemek gerek..
Film genel olarak 4 karakter etrafında geçmekte..Uyuşuturucu satarak geçimini kazanan harry ve tyrone için başta herşey güzel gider..Film ilerledikçe her bir karakterin durumunun geldiği nokta izlenesi,ibret alınası her nekadar bir film olsa da sonrasında üstünde düşünülmesi ve kulağa küpe yapılması gereken hallerdir..
- Filmin başrol oyuncularından Jared Leto(1971) 1998 yılında halen de aktif olan 30 Seconds to Mars grubunu kurmuştur.Grup 2006 yılında Mtv2 ödülünü aldı.
- Filmin soundtrack albümündeki şarkılar ülkemizde de birçok haber bülteninde sıklıkla kullanılmaya devam ediliyor.
- Söylemeyi unuttuk ama isminin türkçesi Bir Rüya İçin Ağıt'tır.
- Filmi izledikten sonra sizde izleyenlerin çoğunluğu gibi vurgun yemiş bi halde boş boş bakıyorsanız annenizi arama isteği doğabilir normaldir arayın iyi gelecektir muhtemelen..
- Filmin diğer başrol oyuncuları Jennifer Connelly,Ellen Burstyn,Marlon Wayans..
- Unutmadan;filmin süresi 102 dk dır.
İyi seyirler...
Salı, Kasım 17
Galatasary C.C-Fenerbahçe Ülker TBL 5.hafta-Derbi'nin Ardından

8bin kişi..Galatasaray C.C takımının Abdi İpekçi de arkasında itici güç olarak kullanabileceği bukadar taraftarı yılın bir elin parmaklarını geçmeyecek günü toplayabileceğini basketbolla pek ilgilenmeyen,ilgisi spor haberlerinde duyduğu yada gazetelerin spor sayfalarını gezerken gözüne çarptığı kadarla sınırlı olan herkes bilebilir..
Salon dolmuş GS takımı motive maçın ilk üç çeyreğini de bence 13/29 luk üç sayı yüzdesinin yardımıyla önde kapatıyor..Peki maçın 4.çeyreğinde noluyor?GS takımı top Washington'un eline verip izliyor sadece..Son çeyrek 6-11 FB üstünlüğü ile bitiyor..Uzatmalarda FB nin Oğuz ve Greer ile kullandığı faul atışlarından yararlanamaması üzerine GS bu sezon FB karşısında futbol a ve a2 takımı erkek ve bayan voleybol takımlarına kaybettikten sonra ilk defa kazanıyor..
Maçın konuşulması gereken tarafı bunlar aslında..Ancak noluyorsa oluyor futbolun olmadığı bi haftasonunda kavgasız bi derbi geçemiyor..Karısını ve çocuğunu almış gelen ailelerin,Robert Enke'nin ölümünü anacak kadar duyarlı taraftarların da içinde olduğu 8bin kişinin içinden bir süperzekalı çıkıyor..Sahaya dalıyor atkısıyla akrobatik hareketler yapıyor,arkası geliyor tabi..Bir diğeri Kinsey'e vuruyor buna sinirlenen kinsey karşılık vermek için kovalıyor saldırganı ama oda hıncını soyunma odasına giderken belki küfreden belki el kol hareketi yapan belki de masum bir GS taraftarından alıyor..O taraftarın da hal ve hareketlerinden pek de sakin bi seyirci olmadığı kesin..Elbette sporcu ahlaklı olmalı Kinsey'in de yaptığı yanlıştır..Ama yazık günah be kardeşim tüm bu olayı bench ardındaki FB li olduğu iddia edilen bi bayana bağlamak ayıptır...Maçtan sonra sitelerde forumlarda 'siz yapıyoken iyiydi' tarzı yorumlar gırla..GS li yönetici çıkıyor Şekip Mosturoğlu da kimmiş diye açıklama yapıyor..Geçen sene FB Ülker-Efes Pilsen final serisinde çıkan olayları örnek gösteriyor..
Olay ezeli rekabetten çıkıp resmen iki kulüp arasında husumete dönüyor..Göz göre göre bunun gerçekleşmesine seyirci kalınıyor..
Bu ülkede tribünden sahaya inip benchte adam dövmek kahramanlık sayılıyor..Bu ülkede insanlar milli maçlarda arkasında durdukları oyunculara bir maçta ana avrat sövebiliyor,fiili müdahalede bulunabiliyor..Kinsey maçtan sonra açıklama yapıyor '' Bu sadece bir oyun..Böyle birşeyin NBA de olması imkansız..Ya bana yumruk atan kişinin elinde bi cisim olsaydı'' Adam hayatında böyle birşey yaşamamış..Dünyada bu tarz olayların yaşanabileceği başka bi ülke bilmiyorum..Utanıyorum ülkemden..
Bindik bi alamete...

Uzun zamandır niyetliydim..Biraz ya tasarladığım tarzda bişey olmazsa düşüncesi,biraz meşguliyetler bazen üşengeçlik hep erteledi tarihi..
İlkokulda olduğum zamanlarda çoğunlukla babamla bazen de yine aile ortamında daha kalabalık bi toplulukla çoğunlukla futbol maçı izlerken en hararetlilerinde dahi susmaz sürekli ve en çok ben yorum yapardım..Evet çok konuşurdum..Babam az uyarmazdı..Sonra zamanla susmayı,aklıma gelenleri kafamda yoğurmayı değerlendirmeyi öğrendim..Ve bunun faydalarını gördüm..
Liseye geçtiğimde netle iyice içli dışlı olmaya başladım ve blogların tamamen o kafada biriktirip yoğrulan düşüncelerin dışa vurumu için biçilmiş kaftan olduğunu farkettim..Bi zamanlar messenger patladığında(yada benim yeni yeni kullanmaya başladığım bi dönem olduğu için öle sandığım dönemde) space diye bişey vardı..O aslında benim ilk kişisel blogum gibi bişeydi..Yazmak güzeldi,insanların ne yorumlar yapacağını merak etmek,tepkileri -olumlu/olumsuz- görmek,o tepkilere göre hareket etmek yada etmemek..
20 senelik hayatımda 7-8 sene kadar lisanslı olarak sporla uğraştıktan sonra yazıma başlayış şeklimden de anlaşılacağı üzere tema genel olarak spor üzerinden ilerleyecek..Araya başka şeyler de giricek elbet günlük yaşantıya göre..Bazen izlediğim bi film,dinlediğim müzik,okuduğum bir yazı,kitap veya kişisel hayattan bir kesit..Ve bunları mümkün olduğu kadar çok insana ulaştırmak,insanları yazdığım şeylerle ilgili düşündürmek başlıca amaçlarımdan biri olacak şüphesiz..Başarabilecek miyim,ne denli bunu zaman gösterecektir illa ki..Bu işe kalkışmadan evvel çok okudum,çokça takipçisi olan blogları takip ettim saatlerce sekme ardına sekme açıp tek tek arşivlerinn büyükçe kısmını okuduğum bloglar oldu..Hepsinden bişeyler kaptığıma inanıyorum..Her gün laptopu açar açmaz ilk iş sık kullanılanlar/bloglar,diğer yazarlar,yorumcular,haberlere yapılmış yorumlar,bunlar hakkındaki forumlardaki yorumlar vs vs..Az çok kafamda bi şablon oluştu umarım bunu düşündüğüm şekilde yansıtabilirim..
Başlangıç için basit ama ilerlemek istediğim yol hakkında bahsettiğim bi yazı oldu..İnsanda ister istemez sanki tüm net ahalisi şu yazıyı gecenin şu saatinde dahi olsa yayınlayınca okuyacakmış gibi bi his oluşuyo..E insan eli yüzü düzgün bişey olsun istiyo heyecanlanıyo doğal olarak..
Neyse ne,başladık ya..Tepede dediğim gibi..Bindik bi alamete artık kıyamete mi gideyoz yoksa başka tarafa mı onu takip eden yazılarda görmekdir dileğim..Hoşçakalın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)