Cuma, Mart 4

Mourinho'ya Bıçaklı Saldırı

Real Madrid'in geçen haftasonu oynadığı Deportivo maçı öncesi Cuma şehre varan kafile La Coruna havaalınından ayrıldığı sırada Mourinho havaalanı çıkışında taraftarlara imza dağıtırken elinde bıçak olan bir saldırgan Mourinho'ya doğru hareketlenmiş.Saldırganı durduran güvenlik görevlisinin omzunda 4 cm kadar bir kesik oluşmuş.

Olay sırasında Mourinho'nun bu saldırı girişiminin farkında olup olmadığı tam olarak bilinmiyor ama saldırının görüntüleri havaalanı kameralarından alınıp inceleniyormuş.1 haftadır gizlenmeye çalışılmış ancak bugün İspanyol Cadena Sur haber kanalı olayı haber etmiş.

Saldırı girişimin açığa çıkmasının ardından Real Madrid kulübü bu haftasonu oynanacak Santander maçı öncesinde güvenlik tedbirlerini arttırma kararı almış.

Doping Yasağı Kaldırılmalı mı?

Manchester City'nin defans oyuncusu Kolo Toure fazla kilolarından kurtulmak için kullandığı zayıflama ilaçlarında bulunan bir madde yüzünden takımının Manchester United ile oynadığı ve kendisinin yedek kulübesinde oturduğu maç sonrasında yapılan doping kontrolünde alınan numunesi pozitif çıkmış.

Toure aynı ilacı karısının da kullandığını ve tek amacının biraz zayıflamak olduğunu söylemiş.Her nekadar doping içerikli olduğunu bilmeden kullandığını söylesede Wada'nın belirttiği bu yasaklı maddeyi İngiliz Futbol Federasyonu da tüm Premier Lig oyuncularına yasaklamış olduğu için en az 3-6 ay kadar ceza alması gündemde.

İngiltere'de 2 yıl önce aldığı bir öksürük ilacı yüzünden doping testi pozitif çıkan Sheffield Utd kalecisi Paddy Kenny'nin ardından Toure'de de 'analjezik' sıfatı altındaki bir ilaçtan doping çıkması bu maddelerin ve yasaklarının tekrar gündeme gelmesine neden oldu.

Bir kalecinin doping yapmaya ihtiyaç duyması ne kadar mantıklı? Kardeşim yasaklı madde işte diyenler olabilir.Suçu kimde aramak gerek bu tür durumlarda bilemiyorum?İlacı kullanırken kulübüne ve dolayısıyla federasyona bildiride bulunmayan oyuncuda mı,oyuncusunu bilgilendirmeyen kulüp doktorlarında mı?

Sonuç olarak Fildişi'li futbolcunun yaşadığından sonra performans arttırıcı ilaçların kullanımının serbest bırakılması ile ilgili tartışmaların artacağı bir gerçek.İlk bakışta bu ilaçların kullanımına izin verilmesinin dile getirilmesi bile çılgınca gözükmüyor değil.Sonuçta sporculara ekstra performans vererek orantısız bir ortam oluşturmalarının etik olmayışının yanı sıra ölümcül yan etkilere sahip olabilmeleri de negatif unsurlar olarak görülebilir.

İşin öbür tarafına bakacak olursak,pozitif düşündüğümüz zaman bu ilaçların tamamen serbest bırakılması tüm sporcuların bunu kullanabilmesi imkanını yaratacğından haksız rekabe unsurunu ortadan kaldırır.Sporcuların bir nevi süpermen'e benzeyecek oluşu küçük çocukların spora olan ilgisini arttırabilir.Anabolik Steroidlerin kas yapısında artış sağladığı bilinmekte.Daha çok kas daha güçlü bacaklar,daha hızlı koşabilen toplara daha sert vurabilen futbolcular demek olacaktır.Böylelikle futbolun daha yüksek tempoda oynanabilen ve uzaktan sansasyonel gollerin daha çok atılabileceği bir spor olabileceğini söylemek de mümkün.

Futbolcuların daha uzun süreler fit kalabileceğini düşünürsek,teknik becerilerini sahaya yansıtmalarının daha mümkün olacağını da söyleyebiliriz.Cristiano Ronaldo,Messi gibi adamların 90 dakika yüksek tempoda oynayıp 3 gün sonra aynı tempoda maç yapabileceklerini hayal edin.

Narkotik analjezik sınıfındaki doping içeren ilaçların kullanılması serbest bırakılırsa futbolcuların sakatlıklarından çok daha çabuk şekilde dönmesinin mümkün olduğunu gösteren çalışmalar var.

Genel olarak performans arttrıcılara izin verilmesi futbolun görsel olarak daha izlenir olmasını sağlayabilir.Bu da kulüplerin bilet fiyatları politikalarını etkileyip gelir artışı da sağlayabilir.Bir futbolcuya 50-100 m€ verecek parası olmayan kulüpler için de iyi bir haber olacaktır kuşkusuz.

Elbette bu ilaçların pek çok dezavantajı da var fakat Fifa'nın ülke olarak futbollarını parlatmalarını istediği Amerika ve Avustralya gibi ülkelerde işe yarayabileceği,ve yukarıda saydığımız pek çok olası pozitif etkisinin de olabileceği göz önüne alınırsa küresel olarak futbolun gelişimi açısından göz ardı edilmemesi ve oturup konuşulması gerektiğine inanıyorum.

1.80'lik Beyaz Amerikalının Hedefi Ncaa Smaç Yarışması



Amerikan Kolej Ligi Ncaa Division III'te Illinois College Blueboys takımının 1.80 boyundaki guardı Jacob Tucker kısa boyuna rağmen sahip olduğu olağanüstü sıçrama yeteneğinin getirisi olarak yaptığı smaçlarla epey gündem olmuş durumda.

Jacob Tucker kısa sürede kendine bir fan grubu edinmiş.Bu fanlar facebook üzerinde kurdukları grup ile oyuncuyu Ncaa Smaç Yarışması'na katılması için destek arıyorlar.Tucker'ın formasını giydiği Ncaa'in üst basamaklarındakilere nazaran ufak bir okul olduğu için yarışmaya katılması muhtemelen zor hatta imkansız olduğu için ''küçük okullardan da büyük yetenekler çıkabilir'' sloganıyla oyuncularının farkına varılmasını istiyorlar.

Perşembe, Mart 3

Yaşattığınız Heyecan Yeter! // Valencia:82 - Fenerbahçe:68

Sezon başında takımın bu noktaya gelmesini hayal olarak görenlerin taraftarlar arasında da büyük kesimi oluşturduğunu söylemek mümkün.Ancak Fenerbahçe ilk maçtan itibaren öyle performanslar sergiledi ki takımdan beklentiler giderek arttı.Henüz grupta deplasmanda geçen yılın Avrupa Şampiyonu Barcelona'nın mağlup edilmesinin ardından beklentiler 'Final Four' yönünde artmaya başladı.Aslında gidişat o yöndeydi.Gruplardan sonra Top 16'de ligin favorilerinden Olympiakos'u da Yunanistan'da devirmeyi başarınca beklentilerle birlikte takıma olan inanç da artmıştı.

Ama gözardı edilen birşey vardı.Sakatlıklar kuşkusuz takımın belini epey büktü.Sezon başında Engin'in sezonu kapaması,sonra Vidmar'ın sezonu kapatması ardından ara ara Ömer ve Kinsey'in takımdan ayrı kalmaları ve son olarak yaşına bakmadan hırsıyla,mücadelesiyle pek çok maçta takıma en büyük itici güç olmayı başaran Mirsad'ın sezonu kapatması.Ne Kaya ne Lavrinovic ne de takviye olarak getirilen Sean May beklenen performansı veremediler.Lavrinovic'in formuyla doğru orantılı olarak azalan morali geri dönüş yapmasını zorlaştırdı.Kaya 2-3 sene önceden bildiğimiz eski gücünde değildi.Ve Sean May kariyerinde yaşadığı sakatlıklar yüzünden sezon ortasında bulunabilecek az sayıdaki transfer opsiyonlarından yeterli katkıyı veremeyecek düzeyde olandı.Jasikevicius da yaşını almıştı,tecrübeliydi ancak yaşı yüzünden uzun süre alamaması parça parça süre aldığındada verimli olmasını zorlaştırdı.O bölgede de Ukic'in eline bakar olduk.

Koç Neven Spahija'nın Fenerbahçe'ye yaptığı pozitif etkiden bahsetmesek olmaz.Tüm saydığımız sıkıntılara eksiklere rağmen her maç aynı performansı ve mücadeleyi vermeye çalışan bir takım yarattı.Bu sezon için Fenerbahçe Avrupa'ya veda etmiştir ancak kulübe ve taraftara bu noktada büyük iş düşüyor.Kulübün yaşananlardan ders alarak önümüzdeki sezon için daha güçlü bir takım oluşturması ve taraftarın da Sinan Erdem'deki ilk maçta bizlere yaşattıkları tüm bu heyecan için teşekkür mahiyetinde salonu doldurmaları ve takıma destek olmaları gerek.İspanya'da Barcelona'yı Yunanistan'da Olympiakos'u deviren takım bu şekilde elenmemeliydi ama sağlık olsun.Teşekkürler Fenerbahçe Ülker!

Baykuşuma Dokunma!

Kolombiya liginde bir futbol maçında Luis Moreno adlı futbolcunun sahaya giren baykuşu saha dışına atma amacıyla tekmelemesi başta hayvan hakları savunucuları olmak üzere tüm spor severleri ayaklandırdı.

Ülkemizde son zamanlarda popüler olan incisözlük'ün de ara ara fotoğraflarına başvurduğuna şahit olduğumuz baykuşlar son olarak Büyükşehir Belediye takımının az sayıdaki taraftar gurubuna isim olmuşlar ve spor severler arasında da bir sempati gelişmesine neden olmuştu.

Moreno'nun tekmesi sonrası hafta başından bu yana 'Bloguma Dokunma' sloganı ile protestolarda bulunan bloggerlar gibi baykuş severler de 'Baykuşuma Dokunma' sloganı ile benzer bir protesto dile getiriyorlar.

Ayrıca Moreno'nun ülkesinde ölüm tehditleri aldığı da konuşuluyor.Kolombiya federasyonunun oyuncuya para cezası vermesi gündemde.

Çarşamba, Mart 2

Sercan Rusya Yolunda


Bursaspor'un son 3 sezondur gösterdiği çıkışta ligdeki büyük kulüplere transferi en çok gündem olan futbolcuydu Sercan Yıldırım.1990 doğumluydu,gençti,bileklerine hakimdi,süratliydi de.Milyon €'luk tekliflerden bahsediyordu gazeteler.Bursaspor tarafından ise hep aynı ses çıkıyordu:'Sercan'ı satmayacağız'

Önce Arsenal'den bahsedildi,Arsene Wenger uzun bir süre izlemiş,hatta Bursaspor'un maçlarına Arsenal scoutları gözcü olarak geliyor denmişti.Sonra Manchester United ortaya atıldı.Hatta bu sezon Bursa'nın ManU ile oynadığı Şampiyonlar Ligi maçları öncesi ve sonrası bu iddialar arttı.Benim en son hatırladığım ise ne tesadüf Bursa'nın yine gruptaki rakiplerinden Valencia ile oynadığı maçlarda adını şimdi hatırlayamadığım bir orta sıra İspanya ekibi Sercan'ı istemişti.Sezon başında ise Jose Mourinho'nun kendisini istediğini söyleyen yerel gazeteler vardı.

Derken bir Mart sabahı tüm bu 3 yıllık transfer iddialarının sonunun Sercan'ın Rusya yolcusu olduğuna ilişkin ciddi duyumlar vardı ve Bursa kulübü de bunu doğruladı ''uzun süredir Lokomotiv Moskova ile görüşüyoruz,anlaşmaya yakınız,Sercan 4 yıllık imza atabilir''.

Sercan'ın yukarıda saydığımız bileğine hakimlik,çabukluk gibi meziyetleri yok değil ama 3 yılda bitiriciliğini 10 üzerinden değerlendirecek olursak 1 puan ya arttırmış ya arttıramamıştır.Bu transferin hem Bursa hem Sercan için çok stratejik ve doğru bir hamle olduğunu iddia edenlere sorarım;ehliyeti bile yokken otobanda takım arkadaşının altındaki spor arabasıyla kendi Corvette'ini yarıştıran bi adamdan Rusya'ya gittiğinde kendini futbola verip oradan daha elit liglere geçmesini beklemek ne kadar doğru? Umarım yanılan ben olurum da Sercan Hasan Kabze gibi o geçişi Fransa'nın Montpellier gibi orta düzeyli takımına yapmaz,umarım Uefa kupasını kaldırmış olsa da sürekli sorunlarıyla gündeme gelen ikinci bir Fatih Tekke olmaz.Yolun açık olsun Sercan

Salı, Mart 1

Bloglara Erişim İçin Kalıcı Çözüm


işte size kalıcı bir yöntem:
"C:/Windows/System32/drivers/etc" dizinindeki "hosts" dosyasını not defteri gibi bir text editor ile açıp aşağıdaki satırları ve girmek istediğiniz blogspot uzantılı siteleri 127.0.0.1 localhost satırının altına ekleyin:

64.233.183.103 blogger.com
64.233.183.103 www.blogger.com
64.233.183.103 blogspot.com
64.233.183.103 www.blogspot.com
64.233.183.103 draft.blogger.com
64.233.183.103 blogblog.com
64.233.183.103 www.blogblog.com
64.233.183.103 www1.blogblog.com
64.233.183.103 www2.blogblog.com
64.233.183.103 img.blogblog.com
64.233.183.103 img1.blogblog.com
64.233.183.103 img2.blogblog.com

twitterdaki tepkileri görmek için
tıklayın



Şanslı Haftasonu!

Bahis etiketli son postta sömestr bitsin Sivas'a dönelim postlara başlarız dedik.Dedik lafımızda durmadık,keşke dursaymışız.Cuma günleri okul olmadığından bolca boş vaktim vardı ve araştırmaları yaptıktan sonra günübirlik olmayan iki kuponumu da Cuma akşamı erken saatlerde yaptım.Blogda paylaşmaya da niyetliydim.Neden bilmiyorum geçen haftasonu şanssız şekilde yatan kuponlar yüzünden olsa gerek paylaşmak istemedim ve yer vermedim blogda.

İlk kupon Cuma günü Bursa'nın 2 yıldır klasikleşen 2-3 gol istatistiğine dayanıyordu.Bursa'nın galip gelmesi de tercih edilebilirdi.2-3 yine yanıltmadı.Cumartesi günü belki de en güvendiğim tüm arkadaşlarıma önerdiğim Aston Villa vardı.Başından sonuna üstün oynadılar ilk yarı kaleye atılan şut sayıları en son baktığımda 8 yada 9ken Blackburn kaleyi bulamamıştı daha.Fenerbahçe handikapının tutmasında Volkan'a borçlu olduğumu söylemek mümkün :) Barca'ya handikap Allahın emri oldu bir nevi.Ve Euroleagu maçı sonrası,hafif sakatların da dinlendirileceğini öğrenmem üzerine basket maçında alt kaçınılmaz bir tercihti.
Cuma'dan yaptığım bir diğer kupon sadece basketbol tercihleri içeriyordu.Bunların içinde de Erdemir'in +10.5 handikap içinde kalması pek muhtemelken yurtdışı sitelerde kendilerine verilen 6.75lik oranla maçı kazanmaları ve bunu görüp oynamayı akıl edip üşenmem sonrası yaşadığım pişmanlığı düşünün.Beşiktaş 2/2 tercihi çok barizdi,Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp takıma uyum sağlamışken.Basket maçları için tercihleri belirleyip Cuma'dan kuponları yapmak lazım yoksa handikaplar ertesi gün anında oynuyor.Pertevniyal maçında 9.5tan açılan handikap 0.5a düştü ertesi günü.

Son kuponu Pazar gün içinde oluşturdum.Haftalardır iyi futbol oynayan Sivas'ın artık bence ligde amaçsız kalan Manisaspor karşısında gollü geçecek maçta galip gelmesi kaçınılmazdı.Bu da yakınlarıma ısrarla tavsiye ettiğim bir maçtı.Paris'in haftaiçi Bate ile yaptığı Uefa maçına aslarını saklayarak çıkması Toulouse'un eksikleri Psg'yi bir kaç adım öne taşıyordu,Almanya'da golsüz maçlarını görmenin pek mümkün olmadığı iki takımın maçında üst normal tercihlerdi zaten.

Bunların yanında geçtiğimiz hafta içi ve sonunda tek maçtan yatan 3-4 kupon daha var.Bunlardan biri bir son saniye üçlüğü ile aşılamayan handikaptan bir diğeri ise Lille'in evinde ilk yarısı 1-1 sonuçlanan maçta sonra skorun üstüne yatmasından gelmeyen üst tercihinden yattı.

Sonuç olarak geçen haftaki şanssızlığın bahanesiyle kuponlara yer vermedik yazık oldu.Umarım bu haftasonu da işe yarar bahisler çıkar araştırmalar sonucu.Özellikle haftasonları muhabbetin ağırlıkla maçlar ve bahis üzerine döndüğü twitterdan paslaşmak isterseniz seve seve görüş alışverişinde bulunabilirim.Saygılar,bol şanslar.

Pazartesi, Şubat 28

Ligde Dengeler Değişti

Ligin 23.haftası sonunda zirvede ve dipte değişiklikler oldu.Lider değişti.Fenerbahçe 2 haftadır yeni hocasıyla galibiyetler alan Kasımpaşa'yı ağırladığı maçta ligin ikinci yarısındaki ilk 5 maçta gösterdiği oyununda düşüş gösterse de 2-0 kazanmasını bildi ve Trabzonspor'un evinde ligin kaliteli takımlarından Kayseri ile 3-3 berabere kalarak 2 puan bırakması ile ligin yeni lideri oldu.

Düşme potasında da değişiklikler oldu.2,5 yıldır tatiller haricinde 4-5 haftada bir yaptığım 1 haftalık kaçamaklar haricinde bulunduğum için ister istemez bir bağlılık oluşan Sivas'ın ligin ikinci yarısı itibariyle yeni transferleri ile birlikte oynadığı etkili futbol bir kaç haftadır yaşanılan şanssızlıklarla kaybedilen puanların ardından sonuç verdi ve evinde iyi de bir oyunla Manisaspor'u 4-2 devirerek kendini ateş hattının üstüne atmayı başardı.

Cumartesi akşamı Fenerbahçe'nin geçen hafta sakatlıkları olsa da forma giyen Gökhan-Emre ikilisinin dinlendirme amacıyla oynatılmaması bekleniyordu.Bekleyenler yanıldı,tabi Aykut hoca idman performanslarını görüyor,oyuncularla görüşme de yapmıştır nasıl hissettiklerine dair falan ama bir yıpranma olduğu kesin,bunu özellikle Gökhan'ın ileri çıkışlarındaki azalmadan görmek mümkün ve hem dinlenmeleri hem de Gökay-Okan gibi oyuncuların forma şansı bulması açısından bir fırsat olabilirdi.

Maça baskılı başlayan Fenerbahçe Kasımpaşa'nın sahaya iyi dağılan takım savunmasıyla karşılaştı.Kilidi açan isim 7.sezonunda belki de bu forma altındaki en etkili dönemini yaşayan Alex oldu.Kalecinin de 1.5-2 metre kadar açık olduğunu görünce biraz da aşırtma sayılabilcek bir kesme ile frikiği gole çevirdi.Kasımpaşa'da Dimitrov ve Varela ikilisi etkili isimler,maçın kendileri açısından kırılma anında penaltıyı gole çeviremeyen Azar'ı kaçırma amacıyla araya attıkları toplarda da Yobo-Lugano ikilisi yerinde durarak bu pozisyonların oluşmasını engellediler.

İkinci yarıda Dia'nın Niang ile ceza sahası içindeki verkaçı Kasımpaşa'nın ligin son sırada olmasının resmiydi sanki.Kaçan penaltı ve ardından gelen gol Kasımpaşa'yı mental olarak da düşürdü.


Trabzon-Kayseri,lig sona erdikten sonra bile hatırlanacak kadar keyifli bir maç oldu.Trabzon'un henüz maçın başında golü bir geri pası sonrası kalecinin topu uzaklaştıramaması sonucu bulması 2 hafta evvel aynı şekilde aynı zamanlarda Fenerbahçe'nin bulduğu gole 'şaibe' imaları yapan Trabzonspor başkanı Sadri Şener'e Allah'tan gelen bir tokat gibiydi.

Kayseri'de Kujovic-Amrabat-Ziani üçlüsü çok etkili.Deplasmanlarda etkili olamıyorlar,Trabzon süpürür vs öngörüleri vardı maç öncesi gel gelelim bence maç boyunca Trabzon'dan daha oturaklı bir düzende olduklarını söylesek yanlış olmaz.Selçuk'un yokluğunda sahada yer bulan Alanzinho yetenekli bir oyuncu fakat iş yapmadığı apaçık.Saha içi liderleri kuşkusuz Jaja.Colman formsuz,arkadan Cale etliye sütlüye karışmayan tipte bir isim.Serkan varıyla yoğuyla mücadele ediyor.Olduğu zamanlarda Egemen öyle.Jaja'nın aklı sahadaysa,konsantre olursa muazzam işler yapıyor gerçekten izlerken zevk veriyor.Trabzon'un Yattara'dan hala birşeyler beklemesini anlayamıyorum açıkçası.Çalım çalım çalım nereye kadar?Bitirici vuruş 10 pozisyonda belki 1 kez geliyor,asist niteliğinde pas neredeyse hiç yok.Burak son haftalarda oyunundan çok ikili mücadelelerde sürekli kendisini yere bırakmasıyla gündemde.Dün de ceza sahasına girerken rakibinin ayağına basmasına rağmen kendini yere atması cabası.Ne zaman son bulacak bu halleri bilemiyorum.Keşke sene başında 'Burak adam oldu' dedirten halinde olsa da o iyi fiziğini oyunuyla birleştirse.Hem takımı için hem milli takım için faydalı olabilecek bir isim sonuçta.

3-2 olduktan sonra Trabzon seyircisinin susması takıma güven sorunun işareti midir,beklentiler çok mu yüksek bilmiyorum ama doğru değil.Maçın skoru 3-3 oldu ama Kayseri'nin Mehmet Eren'in girdiği pozisyonda bariz penaltısının verilmemesi gözden kaçmamalı.

Lider değişti.Trabzonspor evet belki ligin ilk yarısında puan farkını açtığı fikstüre giriyor ama bu kez deplasmanda oynayacağı zorlu maçlar var.Fenerbahçe'nin önümüzdeki hafta uzun bir süre sonra Pazartesi oynayacağı maçta iyi bir form yakalayan Gençlerbirliği maçı çok önemli oradan sağ çıkılıp sonrasında İnönü'de gösterdiği performansı TT Arena'da gösterirse önünün çok açık olduğunu düşünüyorum.Uzun süredir beklenen liderlik geri geldi ve Kasımpaşa maçında oyundaki düşüşün farkında olan oyuncular bu liderliği geri bırakmak istemeyeceklerdir.

Pazar, Şubat 20

Beşiktaş:2 - Fenerbahçe:4

Derbilerin klişeleri vardır.Çok favori olan çok formda olan takım genelde! kazanamaz.Kaybetmesi çok olası olan,formsuz bir gidişat içinde olan takım genelde derbide extra motive olur ve herkesi şaşırtan sonuçlar alabilir.

Bu akşam belki de tüm bu klişelerin geçersiz kaldığı bir maç izledik.Çok keyifli,heyecan dolu,herşeyin var olduğu bir maç oldu.

Gökhan Gönül'ün kas yırtığına ve Dia'nın ve Emre'nin hafta arası bir kaç idman kaçırmalarına neden olan sakatlıklarına rağmen sahada yer almaları Fenerbahçe için avantajdı.

Beşiktaş'ta ise Schuster yabancı kontenjanı nedeniyle kadro dışı tercihlerini Sivok-Bobo olarak kullandı.Burada Fernandes ve Ernst gibi iki benzer özellikli oyuncuyu aynı anda kadroda bulundurması ve halen lige ve takıma adapte sorunu gözlenen Almeida'yı tercih etmesi eleştirilir şeylerdi.

Fenerbahçe'de Beşiktaş ve Galatasaray derbilerinin duran toplardaki kafa ve uzaktan golleriyle efsanesi haline gelen Selçuk daha maçın başında vuruşuyla olmasada ortalığı karıştırması ve gole sebep olmasıyla meydandaydı.

Fenerbahçe'nin son yıllarda sıkça yaptığı nadiren ve çoğunlukla ev sahibiyken işe yarayan ama özellikle deplasmanlarda sıkıntıya düşmesine neden olan öne geçtikten sonra geri yaslanma taktiği ilk yarının 30'lu dakikalarına kadar iyi işledi aslında.Geri yaslanan takım özellikle Dia-Santos ile soldan iyi işledi ve pozisyonlar buldu.Maçın 3 kritik anından 1'i olan Dia'nın direkten dönen topu o sıralarda gol olsaydı maç Fenerbahçe için daha rahat seyir edebilirdi.
Ekrem'in 50 kere vursa 2.bir kez daha o noktadan kaleye sokamayacağı kaleye bakmadan çektiği şut yarının son anlarına denk gelince devreye sıkıntılı giren Fenerbahçe oldu.Beşiktaş 2.yarıya daha istekli başlayacaktı öyle de oldu,bu kez 2.yarının 3.dakikasında kullanılan serbest vuruş barajdan sekti Yobo öne çıkmakta abartıp Toraman'ı unutunca onun önüne düşen top Beşiktaş'ı öne geçirdi.
2-1 den sonra Fenerbahçe önde etkili olmaya çalışırken çok pozisyon verdi ve bu sırada Almeida'nın karşı karşıya atamadığı,Volkan'ın çıkardığı top maçın 2.kırılma noktası oldu.Hemen ardından bir kaç pozisyon önce Lugano'yu al-aşağı eden Ferrari'nin bu kez hırsına kurban olup dirsek atması hem kendisini oyun dışı bıraktı hemde kazanılan penaltıyla Fenerbahçe eşitliği de sağladı,ibreyi de kendine çevirdi.Ki bu maçın son ve en önemli kırılma anıydı.

10 kişi kalan Beşiktaş'a karşı doğru paslarla,sakin sakin yüklenen takım kısa süre sonra 3 ve 4. golleri Alex'in ayağından buldu.Kalan 20 dakika Beşiktaş taraftarı için en sıkıntılı anlarıydı maçın.

Önceki takımlarıyla Beşiktaş ile oynadığı maçlarda 9da 5 yapan Aykut Kocaman bir galibiyet daha ekledi serisine.Geri düştüğünde Semih'i hazırlayan,öne geçince ise kontrolü ele alan değişiklikler düşünerek maça hakimiyetini gösterdi.İlk yarı takımı geri çekti eleştirilerine katılmıyorum kaçırılan pek çok pozisyon var.Alex ise maçın yıldızıydı.Onun karakterini oyununu çocuklarımıza anlatabilecek olmamız,onu izleyebiliyor olmamız büyük şans.

Fenerbahçe formdaydı,2.yarıya 4te4 ile başlamıştı,inançlıydı;Beşiktaş ise sıkıntılı,formsuz,şampiyonluktan uzak.Tek motivasyonları rakiplerinin gücüydü o da biraz da şanslarının yardımıyla maça geri dönmelerini sağladı.Klişelerin yalan olduğu,formda ve favori olanın kazandığı bir derbi izledik.

Beşiktaş yönetimin ve teknik kadronun biz yıldızları getirdik,biz dünya takımıyız,bizi tüm dünya izliyor konuşmalarındansa,bu yıl nerde hata yaptık önümüzdeki yıl neler yapmalıyızı tartışmaları gerek zannımca.

Fenerbahçe ise bu sürecin başlangıcını sağlayan;herkesin iyi oynamadan dediği ama takımın üstündeki stresi atma unsurunun bunda en önemli etken olduğunu unutarak söylediği Antalya maçından sonra Trabzon maçı ile birlikte en zorlu olarak görülen virajı döndü.Bundan sonra ipler bir nebze daha da olsa takımın elinde eğer hata yapmazlar bu inanç ve form seviyesi ile şampiyonluğun en büyük adayı oldukları bir gerçek.

Bu galibiyet Cuma günü kendi stadları önünde cop yiyen,biber gazı soluyan,küfür yiyen İnönü'de yer alan tüm Fenerbahçe taraftarına armağan olsun.

''Ne Kadar Anası S...... Varsa Toplanmışlar Buraya''



Nerden başlasam bilemiyorum.Cuma günü satışa çıkacağı söylenen Beşiktaş-Fenerbahçe maçı biletleri için şehir dışından gelenler için Perşembe sabahı belki de daha evvele dayanan hikaye Perşembe öğleden sonra ufak ufak başlıyor.

Stad çevresinde toplanan taraftar bir otobüs ile birlikte Samandıra Can Bartu Tesisleri'ne geliyorlar,takıma baklava dağıtıp maç öncesi son kez destek oluyorlar dönüp son yemeklerini yiyip sıraya giriyorlar gişeler önünde.Akşam kameralar geliyor çektikleri cefayı görüntülemek için,vakit geçirmek için yaptıkları gibi basıyorlar tezahüratı.Şakalaşmalar,muhabbetler derken saatler geçmek bilmiyor.Yağmur yağıyor gece,aldırmıyorlar,taa uzaklardan onca yol gelmişler o yağmur altından yorgunluktan bitap düşüp uyuya kalanlar oluyor sırada buldukları bir boşluğa kıvrılanlar arasında.Sabah oluyor.Yoğunluk artıyor.Yandan girerek kaynak yapanlar sıranın genişlemesini sağlıyor ama düzen bozulmamaya çalışılıyor.Bir tarafta polis barikatı diğer yanda bildiğimiz karton koliler.Koli bandıyla bantlanmış koliler! sırada tutuyor onları.Sıranın kalabalıklaştığını görenler sabahın erken saatlerinde polis çağırıyor,polis zahmet edip saatler sonra geliyor olay yerine.Ve işte olay orda patlak veriyor.

O saate kadar,grup liderlerinin önderlik ettiği uyarılarla sırayı koruyan taraftar polis gelince nolduğunu anlayamadan copları kafalarına,biber gazlarını yüzlerine yiyorlar.Yetmiyor 12 saati aşkın süredir aç,yorgun sıra bekleyen,pek çoğunun 24 saatten fazladır bu işe zamanını verdiği yaklaşık 1500-2000 kişilik gruba ''ne kadar anası s...... varsa toplanmışlar buraya'' cümlesini işitiyorlar.Hepsinin bir sıfatı var artık ''anası s......'' . Polisin coplamalarından oluşan yığılmalar sonunda düşen,yaralanan taraftarlar oluyor,yetmiyor düzen sağlamak için gelen polis bu işi;sırayı sabitlesin diye duran barikatları kaldırıp taraftarın üzerine savurmakla sağlamaya çalışıyor.

Onlar susuyor.Bilet dağıtma işlemi başlıyor.Bu sefer yeni bir düzen sağlama yöntemi geliyor: ''grupçular,pis sakallılar,kapüşonlu swetshirt giyenler,atkı takanlar ve hatta takımı desteklediğine işaret eden herhangi bir ürün kullananlara bilet verilmemesi'' emri geliyor.İnsanlar bir kez daha yaftalanıyor orda.''Arkalarda,temiz yüzlü,kıvırcık bi oğlan vardı,nerde o alın onu sıraya'' sözü geliyor.Düzen böyle sağlanıyor.Herkese bilet yok orda.Bu ve bu tür olaylar silsilesi sonunda ailesini,işini,okulunu,zamanını geride bırakan taraftar dayak yiyor,küfür yiyor,cop yiyor içlerinden bilet alanlar belki şanslı ama alamayan renkdaşları için üzülüyorlar onlar da.Düzen böyle sağlanıyor işte.

Bunu Fenerbahçe taraftarı olduğum,sarı-laciverte gönül verdiğim için söylemediğime emin olun.Bunu türk futbolunda deplasman maçlarına giden tüm taraftarlar için söylüyorum.Keşke ben de bu insanların arasında olabilsem diye çok iç çekmişimdir.Türkiye'de ki deplasman taraftarına sürekli çirkef,kavgacı,şiddete yönelik sıfatları yapıştırılıyor.Kimse de çıkıp demiyor ki bi dakika kardeşim.Kimse de o copları indiren polise çıkıp sormuyo ki ya bi dur bakalım ne istiyor bu adamlar?

Bu taraftarlar sahipsiz mi?Uğruna onca cefayı çektikleri kulüpleri neden bir temsilci çıkarıp o kaos ortamında yol gösteren yatıştıran görevini üstlenmiyor.Ama Manisa deplasmanıydı sanırsam gidip taraftara ''aman madde atmayın küfür etmeyin saha kapanır'' uyarısı yapmayı biliyorlar.Bu adamalr kendi kulübünün kendi stadının önünde şiddet görüyorlar.Üstelik hepsinin niyeti ortak.Sıraya girmişler ve o biletler bitene kadar sıranın kendilerine gelmesini değil 12 saat 112 saat bile beklemeye niyetliler.Bu işin daha ''insani'' yolları yok mu anlamak mümkün değil.

Taraftarı kimse umursamıyor bu ülkede.Yolunacak bir kaz,kavgacı,şiddet yanlısı,manyak herifler olarak görülüyor hepsi.Maraton tribününün 20 lira olduğu yerde deplasman için ayrılan kale arkasının 65 lira,başka takıma 30 lira olan tribünün büyük takım taraftarı gelince 90 lira olarak sezonluk kombineye eşdeğer geldiği bir ligi izliyor ve yaşıyoruz.Ve sesimizi çıkarmıyoruz.Susmaya devam ediyoruz.Biz sustukça onlar bize türlü türlü sıfatlar yakıştırmaktan,şiddet uygulamaktan,hiçbir hukuka sığmadan adam seçmekten,göz altına almaktan çekinmiyorlar.

Sivilde karşı karşıya kalsanız yüzünüze bakmaya cesareti olmayacak tipte adamlar sırf o üniformayı giymenin gücüyle! her türlü terbiyesizliği yapma hakkına sahip oluyor.Üstelik bu adamların;tribüncü! grupçu! olarak adlandırdıkları taraftarlara şiddet uygulamak en büyük zevkleri kimilerine göre.

Son olarak İtalya'da 2 yıl kadar önce birbiriyle taş,sopa,molotof kavga eden Roma ve Lazio taraftarının polis gelince birlik olup polise karşı durduğunu hatırlatmak sanırım taraftarlar olarak hepimizin bazı şeyleri anlaması için yeterli bir örnek.Olaylardan zarar görenler arasında bireysel olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazanlar olmuş ama kimi kime şikayet ettikleri ortada.Bu işin değişmesi,düzelmesi,son bulması için 'futbol yöneticisi' sıfatlı havalı abilerin o kulüp genel kurullarında,Kulüpler Birliği toplantılarında bu mevzulara en elzem dereceden yer vermesi gerekiyor.Biz sesimizi çıkarmaz,biz olan bitenlere sessiz kalmaya devam edersek daha çoook hayvan muamelesi göreceğiz malesef.Kendine ne renkten olursa olsun taraftar sıfatını yakıştıran her birey bu olaylar karşısında az veya çok bir şekilde,bir ortam üzerinden tepkisini lütfen! ortaya koymalıdır diye düşünüyorum.Çünkü bu işi tanımlamaya ''insanlık suçu'' haricinde bir laf yakıştıramıyorum ben.



Konuyla ilgili o sırada yer alan iki taraftarın yaşadıkları için buraya ve şuraya göz atabilirsiniz.

Vukuatların son raddeleri ise şuradan izlenebilir.

KfY grubunun olaylarla ilgili açıklaması

Cumartesi, Şubat 19

Cumartesi Kuponu

Fa Cup'ta 1-1'in tekrarında Chelsea Everton'ı ağırlayacak.David Moyes bile Everton'ın son yıllarda gösterdiği en kötü performansı sergilediğini dile getirdi hafta içinde.Sezon başından beri gol atmakta sıkıntı yaşıyorlar,Leeds'ten gelen Beckforfd'ın pişmeye ihtiyacı var üstelik yarınki maçta takımın en büyük ve bana göre yegane yeterli kalitedeki gol umudu Saha oynamayacak.Jack Rodwell bir diğer eksik.Everton'ın bu formsuzluğunun aslında normalde ters geldiği rakibi karşısında bu kez bozulmayacağını ve Chelsea'nin gol dahi yemeden kazanacağını düşünüyorum.

Galatasaray toparlanmaya başladı.Sakatlıkların dönmesi,yeni isimlerin adaptasyonu sağlamasıyla birlikte,zirve stresinden uzak takımın yavaş yavaş yoluna girmesi normal.Rakip de çok müsait.Üstelik Buca'nın da as kadrodan eksikleri var.Galatasaray'ın maçı ilk yarıdan öne geçerek handikaplı kazanacağını düşünüyorum.Buca'nın eksikleri var gol bulurlar mı bilmiyorum ancak maçın 4-6'ya gitmesi süpriz olmaz kimse için.

Madrid evinde zayıf Levante'yi ağırlıyor.Aslında Şampiyonlar Ligi arefesi çok sıkmayabilirler endişesi var ama sıkmasalar bile şu maçın üçlük olması lazım.

Bir basket maçı eklemek istedim ve aslında üstünde en çok durduğum seçim bu oldu.Efes Pilsen ms handikabı(5.5) çok düşük ve ms2 olmaması işten bile değil ama Madrid yenilgisi moralsizliği Ksk'nın formsuzluğuna rağmen endişe yarattı.Trabzon-Oyak maçı hele Oyak'ın en skorer oyuncusu geri de dönüyorken 150.5 sayıdan üst olmalı ki bu ilk düşündüğüm maçtı vazgeçtim sebebi de düşük profilli takımların yüksek şut yüzdesi ile oynamasına çok kolay güvenemememden.Telekom formda takımlarından oldu ligin.Son 10 maçlık periyoda bakılıp hazırlansa bir tablo 3 yada 4. sırada yer alırlar.Savunmaya daha çok önem vermeleri Antalya ile oynayacakları maçta 158.5 aşılmaz gibi geldi bana ama orda da Antalya'nın zaman zaman yüksek skor bulabilmesinden çekindim.

Ve Tbl2'ye döndüm.Ted Kolejlier türk basketbolunun köklü ekiplerinden ve ligde liderler.Rakip Akhisar Bld. son sıralarda.Kalite farkı malum.Kolejliler epey formda Akhisar'dan daha iyi durumdaki rakiplerini daha büyük farklarla mağlup etmeyi bilmişler ve rehavete kapılmıyor gibiler.3.5-7.5 handikaplar gözüme aşılır geldi ve riskli olsa da ilk yarıdan gereken farkı açıp maç boyu üstüne koyacaklarına inandığımda iy/ms tercihinde bulundum.Dileyen ayrı ayrı kullanabilir.


Not:Sömestr sebebiyle İstanbul'da sevdiklerimizin yanında olduğumuzdan blog yazıları ve bahisten uzak kaldık.Birkaç güne Sivas'a dönüş var ve sınav dönemine uzun bir süre olduğu için blogda temponun artacağına inanıyorum.Öyle istiyorum en azından.

Herkese bol şans!

Cuma, Şubat 18

Cuma Kuponu


Cuma akşamı öyle göze çarpan pek maç yok aslında.Keyfine bi kupon yaptık.Sivas'ın çıkışta oluşunu göz önüne aldığımda kaybetmeyeceğine inanıyorum,maç alt maçı gibi gözükse de ard arda gelen gollerle 4-6 bile olursa şaşırmam ama ben 2-3 golü tercih ettim.

Leicester City'nin zayıf rakibini rahat geçmesi bekleniyor,iy1 tercihi de seçilebilir burada ben handikaptan yana kullandım.En az 2-3 farkla geçecekleri beklentisi oluşmuş yabancı forum ve sitelerde.

Bir daha oynamayacağım diye tövbe ettiğim Lyon'a oynadık yine maç yokluğundan.Bana sanki son maçlarında toparlanmış gibi geldiler.Nancy'de de eksikler olduğunu söylemek lazım.Ben kötü lig performanslarını toparlamaları adına bir patlama maçı olarak görürler diye düşünüyorum.

Bu haliyle 6.94 veriyo.Gece fırsat bulup da güzel bi araştırma yapabilirsem yarının maçlarına özel bi post da girebilirim.Saygılar.

edit:Lyon dediğimiz gibi Nancy'e patladı 4-0 bitti maç.Sivasspor en az rakibi kadar hatta daha bile iyi oynadığı maçı son uzatma dakikasında frikikten yediği golle 2-1 yenik kapadı.2-3 tercihimiz tuttu,goller ard arda gelip 4-6 ya gidebilir demiştim öyle de oldu 2 dk arayla goller geldi ama ikinci yarı bamagümeye dönünce maç 2-3 te kaldı.Leicester iy1 de olabilir dedik ama handikaplı tercihi yapınca kupon 2-1 sona eren maçın ardından yattı.Oysa ilk yarısını Lyon gibi önde kapamıştı Leicester.Belki 2.golü daha erken atsalar handikap da gelecekti.Sağlık olsun.

Salı, Şubat 15

Fenerbahçe:2 - Kayseri:0


Trabzon'a,Galatasaray'a Beşiktaş'a Bursa'ya daha bi farklı motive olursunuz,istediklerinizi de biraz o hırsla birleştirirseniz sonuç almanız daha kolay olabilir.

Fakat Kayseri gibi her nekadar kadro kalitesi lig ortalamasının üstünde olsa da kulüp olarak elit sayılmayacak bir takıma ve diğer anadolu ekiplerine karşı böylesine mücadele gösterip,istekli oyun oynamanız takdir edilecek birşeydir.

Fenerbahçe dün akşam maça hızlı başladı ve karşılığını da maçı izlerken `erken bi gol rahatlatır` dediğimiz anda bulunca işler kolayladı.Niang golü attı fakat özellikle ikinci yarıda 2-0 dan sonra Kayseri açıklar verdiği sıralarda topu ayaklarına dolaştırdı,çoğunlukla Alex'in kendisine attığı iyi ara paslarını değerlendiremedi.Fenerbahçe taraftarı Guiza'dan sonra Niang'dan şüphesiz memnunlar 12 gole ulaştı şu ana kadar başarılı da fakat 20 golü bulması işten bile değildi.bazı pozisyonlarda akıl sır erdiremediğim,vasat bir topçu gibi beceriksizlikler yapıyor buna üretebildiğim tek mantıklı sebep yaşının ilerlemiş olması.

Mehmet topuz sezonun ikinci yarısı öncesi `futbola giriş 101` dersi almış gibi oynuyor.biraz daha futbol zekasını geliştirebilirse kendisine ödenen paranın karşılığını hepten vermeye başlayacak gibi duruyor.

Santos sol beke iyi oturdu son maçlarda.Selçuk'a her zaman burun kıvrılıyor,ben de çok küfür etmişimdir ama bugün Emre'yi aratmadı desek yeridir.Gökhan Gönül ilk yarıda Kayserinin Amrabat'la yakaladığı şansı yine çizgide bulunarak önledi ve `hızır` özelliğini gösterdi bu maçta da.Lugano-Yobo hatasız oynadı desek yeri,Lugano'nun golüne diyecek söz yok.Türkiye ligine gelmiş bukadar verimli başka stoper oyuncusu bir elin parmaklarını geçmez.

Dia çok yetenekli,soldan haldır haldır yardırıyor ama ondan beklenen asist ve gol istatistiklerine etki etmesi artık.Aykut hoca 2.yarı Baroni yerine düşmüş Kayseri defansı karşısında Stoch'u tercih etse,yükselen takım grafiği içerisinde Stoch'un da bireysel olarak kalkınması manasında faydalı olabilirdi.Bir de ben artık Baroni'dense orta sahaya sonradan girecek bi adam yada eksik biri olduğunda oynayacak bi adam varsa bunun gökay olması gerektiğini savunuyorum.O çocukta o cevher var,devamlı oynamaya başladığında çok daha faydalı olacak.

Santana'nın oyun dışı kalması,Serdar Kesimal'ın maç başında sarı görmesi,Kayseri'nin beraberliği ararken duran toptan golü yemesi gibi etkenler de Fenerbahçe'nin avantajına gelişmeler oldu tabi ama sonuç olarak Beşiktaş maçı öncesi önemli bir virajı daha kayıpsız ve 2.sıraya yükselmenin moraliyle ve iyi bi oyunla atladı Fenerbahçe.Beşiktaş'ın kaybedilen Ankaragücü sonrası derbiye daha bi asılacağı daha derli toplu olacağı kesindir ancak bugün `İbrahim Üzülmez`in sözleşme feshine neden olan olaylar olduğuna göre halen takım içinde sıkıntı var demektir ve bu da derbi öncesi Beşiktaş için negatif işaret


görsel:ortegablog

Salı, Şubat 1

Unutmak Kolay Demiştin..


Vefat ettiğinde henüz 10 yaşımı doldurmuştum.O güne kadar yakın çevremden kimseyi kaybetmemiştim,kaybetsem de o yaşta ölüm denen şeyin soğukluğunu,basitliğini anlar mıydım nasıl tepki verirdim bilemiyorum.O gün televizyon başında cenazesini izlerken gördüğüm topluluk başka bişeydi.Ünlü cenazelerinde görmeye alıştığımız gösteriş kalabalıklarından değildi.Herkes ağlıyordu.O televizyona bakan 10 yaşındaki çocuk dahil.Çünkü o gün Türkiye'de ki küçük büyük herkes Barış Abi'sini kaybetmişti.

Her bir şarkısının ayrı anlamı,ayrı yeri var kalbimizde.Şarkıları dışında da karakteri,yaptıkları,mesajları ile bambaşka bir insandı şüphesiz.

Barış Manço'yu özlem ve rahmetle anıyoruz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...